Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

6 AĞUSTOS 2003 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA 17 At posta: <iemzsoflj@cu1nhuriy0tcom.tr 0.212.512 05 05 Faks: 0.212,512 44 9? - Türkiye 2004'te şantiyeye dönecekmiş.. "Kim bilir. ne büvük çukurlar açılacak!" Kaza mı? f Umırt Vakfı'ndan: "Her gün gazete sayfalannda ateşli silahlann ve bıçaklann neden olduğu ölüm ve yaralama olaylanyla karşılaşıyoruz. Bireysel silahlanma sorununun nedenlerinin toplumsal, ekonomik, siyasal, hukuksal ve geleneksel alanlarda kök salmış olduğunun bilinciyle, 1993'ten beri Umut Vakfı olarak bu sorunla ilgili kamuoyuna yönelik kampanyalar, sorunun hukuki, sosyal ve siyasal yönüne ilişkin çalışmalar yapmaktayız. Sorun büyüktür Devlet Istatistik Enstitüsü verilerine göre, yalnızca 1999yılında, 1-24yaş grubunda 168 kişi hayatını ateşli silahlardan çıkan mermilerle yaşanan kaza sonucunda kaybetmiştir... Maalesef, ateş düştüğü yeri yakıyor. Ancak bu sorunu fark etmek ve tepki duymak için böyle acı olayları yaşamayı beklemek gerekmiyon toplumun her kesimini duyarlı olmaya davet ediyoruz: Bireysel silahlanmaya hayır; yaşama hak tanıyın!" D ünyanın heryanında, halkın hemen her ke- siminin koşarak devlete ödediği birtek ver- gi vardır o da piyango. Halktan gönüllü ver- 1 gi toplamanın tek yolu piyangodur. Bizde- ki adıyla "Milli Piyango" da uzun yıllardır devlete taş atıp kolu yorulmadan katrilyonlar kazandırır ve birçok gediği kapatırken, son yıllanda özelleştirilme- si gündeme getirildi. Derken gazeteler, özelleştirilin- ce Milli Piyango'nun çok daha güzelleşeceğini(!) yazmaya başladı. Şimdilerde de alıcılan meydana çı- karoldu... Cumhuriyet Halk Partisi Istanbul Milletvekili Ke- mal Kılıçdaroğlu ise Milli Piyango'nun özelleştiril- me çalışmalarının altındaki çapanoğullanna ve do- layısıyla "talih kuşu"nun kuşa çevrilip birilerinin ba- şına kondurulmak istenmesine dikkati çekmeye ça- lışıyor: "Milli Piyango Idaresi düzenleyici kurul haline ge- tirilmemiştir. Büyük cirolara ulaşan şans oyunlannın Piyango kurallannın düzenlenmesi ve denetim biçiminin ya- sa ile açık hükümlere bağlanması zorunludur. Bu ya- pılmamıştır. Ingiltere'de, lisans vermek suretiyle yapılan özel- leştirmede, ciddi yasal düzenlemeler yapılmış ve kamunun sıkı denetimi zorunlu kılınmıştır. örneğin, 2000 maddelik bir kurallar bülteni çıkanlmış, 'dev- reden ikramiye'lerden, 'alınmayan ikramiye'lere ka- dar bir dizi sorun yasada yapılan düzenlemelerle çözümlenmiştir. Aynı şekilde, şans oyunlannın alt ya- pısının kimlere ait olacağının da yasalarda belirtilme- si gereken hususlardan birisidir. Geniş kitlelerin istismannın önlenmesi için, şans oyunlanyla ilgili reklam ve promosyon harcamala- nnda da ciddi yasal sınırlamaların getirilmesi zorun- ludur. Çıkanlan yasada bu konuda bir düzenleme- ye yer verilmemiştir. Halen Milli Piyango Idaresi'nin reklam vetanıtım bütçesi, hasılatının yüzde 2,5'u ka- dardır. Böyle bir sınırlama getirilmediği takdirde, tüm toplum kumar reklamlan ile sarsılabilir. Mevcut düzenlemede, piyango çekilişlerinde ta- ahhüt edilen ikramiye, devlet güvencesi altındadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen yasa- da ise, taahhüt edilen ikramiyenin güvencesi düzen- lenmemiştir. Acaba hangi uygar ülkede, böylesine çarpık bir düzenleme pariamentodan geçebilir. Toplumu 'kumar toplumu' haline getirmeyi, gü- vencesiz para toplamaya devleti seyirci bırakmayı, sağlıklı bir hukuksal altyapı olmadığı için de, büyük bir olasılıkla, yargıyı işlevsiz konuma getirmeyi han- gi akıl ve mantıkla pariamentodan geçiriyoruz. Med- ya da bu sakıncalan görmüyor çünkü Milli Piyango daha şimdiden pek çok kişinin iştahını kabartmış du- rumda." SESSÎZSEDASI2P) Yüksek Yerilim Hattı erdincırtku ı yahoo.com Ya herro... Ya merro... Ya euro! Orman yağmasına karşı ecri misil 1OO'e yakın sivil toplum örgütünün oluşturduğu "Ormanlanmıza Sahip Çı- kalım Birliği" adına Sezai Kaya, "orman niteliğini yitirmiş arazi" gerekçesiyte or- manları satmak yerine Orman Yasa- sı'ndayapılacak bir değişikliğin, dev- lete hem gelir getıreceğini hem de yağmayı durduracağını belirtiyor: "Türkiye onmanlarının 5 milyon hek- tannda hâlâ kadastro çalışmalannın bi- tirilmemiş ve bundan sonra sürdürüle- cek bu çalışmalarda ormancılık bilim ve tekniğine uygun önlemler de Orman Ya- sası'nda göz ardı edılmiştir. Bu gerçek- ler ortada dururken, Anayasanın 170. maddesi bir dayanak haline gelirse; ta- pu alma beklentisi ile orman arazilerine saldınnın artacağı ve işgallerin özendi- rileceği, 2/B'nin cazibesini hep koruya- cağı ve büyük rantlar peşinde koşan ye- ni arazi mafyaları türeyeceği, orman yangınlannın artacağı ortadadır. Anayasa değişikliğine gerek olma- dan 2/B'nin cazibesini körelten çö- züm vardır. Kendisine ait olmayan bir yeri hak- sız işgal edenlerden her yıl belirlenen bedel karşılığında hatta geriye dönük beş yıl için tahsil edilecek ecri misil uy- gulaması ile hem hemen gelir elde edi- lebilir hem de sürekli gelir elde edilir ve orman arazilerine asla sahip olunama- yacağı, orman arazilerı üzerinde tapu alınamayacağı inancı kamuoyunda yer- leşir, böylece orman arazilerini işgal ca- zibesi ortadan kalkar. Satıştan vazgeçil- mesi ile de giderek yaygınlaşan orman yangınlannın önüne geçilir." ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCİ Van Gölü Havzası'ndan... (2) Nazlı Kedisi ve Inci Kefali Kedi ile balık yan yana ge- lirse ne olur? Ya kedi ziyafete konar; ya da kaçan balık kurtulur... Dünya var oldukça değiş- meyecek bu "doğal düşman- hğm" yerini, Van Gölü Hav- zası'nda "tarihsel beraberü- ğin" aldığını söylesem, buna kim inanır?.. Tarihi Kentler Birliği'nin 11-13 Temmuz 2003 günle- rindeki "Van Buluşması"na kadar ben de aynı söze pek kulak asmamıştım. Ancak, buluşmanın bilim- sel oturumunda, Doç. Dr. Mustafa San tüm yönlenyle tnriKefalrnianlanp,Prof Dr. ZahitAğaoğlu da gözlerinde- ki sevgi dolu ışıltılarla Van Kedisi nı tanı- tınca, bu ıki "düşman" hayvan türü- nün uygarhk ve yaşam tarihi içindeki "soylu birfikteükleri- ne" söylene- cek sözüm de kalmadı... Van Gölü ve havzası öylesi- ne gızemli kül- türveçevrebi- rikimlerini banndırmaktaydı ki kedi ile balık sanki bu de- rinliğin"ortaksimgeleri'' gi- biydiler... Tarihin sırdaşlan Önce, sayılan ne yazık ki hızla azalan Van Kedisi'ne ait bilgileri aktarayım. Bir gözü "turkuaz mavia", diğeri "kehribar sansı" ve uzun fildişi beyaz tüyleriyle ün yapan, eve gırerken, ayağı- nı silmesini bile öğrenen bu sevimli hayvanın, aynı za- manda kediler dünyasında "yüzme şampiyonu" olduğu- nu da bilmıyordum. Prof. Dr. Z. Ağaoglu, Van'daki "Yüzüncü Yd Uni- versitesTnde (YYÜ) 80'i aş- kın Van Kedisi'ni de banndı- ran "Araşürma Merkea"ni yönetiyor. Bu hayvana ait ilk bilgilere "Hitit mücevherie- rinde", "devlet mühürlerin- de" ve daha sonra da "Roma savaş arabalanndaki resim- lerde" rastlandığını belirti- yor. Böylesi bir tarih ve çevre ilişkisi içinde saraylardaki sır- lara tanıklık edip, yakışıklı cengâverlere esüı kaynağı olan Van Kedısi'ni korumak sıradan bir hayvanseverlik de- ğil... Yine Ağaoğlu'nun deyi- şiyle bu hayvan "doğanın kül- tür mirasr sayılmah ve tıpkı eskı eserler gibi anılan ve kimliğiyle birlikte yaşatılma- h... Bereketiıı simgesi Van Kedisi 'nin yüzmek için can attığı göldeki balıklar ara- sında "en nazlısı ve bereketli- si" olan Inci Kefalı'ne gelin- ce... Havzadaki birçok anıtsal yapıda "taş kabartmalarT ve resimleri de bulunan bu balı- ğın en önemli derdı, üreme mevsiminde yumurtalannı tatlı ve temiz sulara bırakmak için derelerin içlerine doğru akın ederlerken insanlar tara- ftndan avlanmalan... Bu büyük "üreme göçü" öylesıne efsa- nevi kı aynı dereler arasın- daki "Muradi- ye Çağiaya- nı"nın bulun- duğu çaya ta- rihten bu yana "Bend-i Ma- hi M denıyor... Yani, tnci Ke- fali bu şelale- nın yüksekliği 20 m.'yı bulan dik kayalığım aşamadığı için "balık ben- dj/engeti" anlamında... Doç. Dr. Mustafa San, yine YYÜ önderliğindekı halk eğitimi ve köylerdeki seminer çahşmalan sonucunda, üreme göçündeki avlanmanın gide- rek azaldığını ve havzadaki yaklaşık 14 bin kişinin geçim kaynağı da olacak şekilde av veıiminin 3 kat artarak, eski- den en çok 16 cm. olan balık boylannın 20 cm.'ye yaklaş- tığını söylüyor... Ancak, Evliya Çelebi'nin bile daha o çağlarda "tran'a tuzlanarak gönderildiğini" yazdığı Inci Kefali için hâlâ ne bir soğuk hava deposu var, ne de balıkçılar için bannak ve diğer tesisler... Van Gö- lü'nün bu "tek" bahğı ve dün- yadaki "endemik" (sadece yaşadığı yere ait) balıklar ara- sında yer alan Inci Kefali, kentin bir balık pazan bile ol- madığından, Van caddelerin- de dolaşan "el arabalannda" satılıyor... Van Kedileri de koca kent- te sadece 25 kadar evin pen- ceresinden bu arabalara baka- rak, "bin yıllık arkadaşlan" için kimbilir neler düşünüyor- lar... Oekinci " cumhuriyet.com.tr. KtM KİME DUM DUMA BEHIÇAK behicak'i turk.net ÇtZGİLİK KÂMtL MASARÂCI H A R B t SEMİH POROY semihporoyf/ı yahoo.com HAYAT EPlK TtYATROSU MUSTAFA TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKA* 6 Ağustos ictnc.mumtaz-arikan.com KÛBA DIKMTÖRÜ.. 1373"7E BUGUU,ESIc't KÛBA FUL&ENCIO SATfSTA, 7Z YAŞfNDA POZTE- KİZ'DEÖC&Ü. İ933-44- İLE 19S2-S9 A£A- SıNPA ıKI K£2 KÜBA 'NIN VÖNETIMıFJI ELıNOB GULUNPURAN SATıSTA -ĞZ£L- JKLE İK/'NO K£Z- BÜYÜK BÎR BASKI KEJİMİ /OJeMUÇ, KAHŞmA/SM/ TU- 7UKLA7Mff,HAY0OTÇA VÖN7EMLER. UYGUlAMt?, KENDİNE I/E yAKJNiABJ- A/A YA&P/fl YOLLAJSCAN SEEVETUK ACA2AHD/RM/Ş77. 19S8 'OE, FIPEL. CAS7RO (J&ISTRO) NUfJ AYAKLANMA- Sl B/lfABJyA ULAÇIAICA PA,KUB- TULUÇU VU£T PlŞlNA ACAÇM/UOA ELEKTR/KU SANDALYE.. 189O'O4 SUGÜN, AME/U/CA'PA IUI K£Z £/£ /AJFAZ ELEKTK.IıO.I SAAJPALYEPE YAPFL£>/. C/AJAYET SUÇUNPAN ÖLÜM OTVRTULMUÇrU. İNFAZ. SISAClAJPA 2JOOO V0LTt-U<, £ AMPER ÇfPPeTİA/DE EJ-EkOIZİIC AKIMI faJLLANIlMtÇ, SONRA VOL- TAT SOO'E PÜŞÛGÜL.0eE/C İld KEZ DAHA ZOOO'E yÜtC£EL7İLMİÇTt- SAf/NPAAJ VE AYA6INPAU ELEK- TIZIĞB SAĞLAUAU MAHIOJMUN, ÛÇ &AK.IICAPAU AZ RİZ SÜRE SONÜA ÖLPÜĞÜ POKTDRJCA SAPTANMIÇT1. PANO DENİZ KAVUKÇUOĞLU Kokoreç Üzerine Otobur bir insan olmamama karşın Avrupa Biıiiği ülkelerine yaptığım gezilerde zamanımın bir bölümü- nü mutlaka manav tezgâhlannın önünde geçiririm. Çünkü manav tezgâhlan özellikle gelişmiş ülkelerin metropollerinde gezginlere bir "renklilik" sunduklan gibi o ülkenin Avrupa Birtiği'ne uyum düzeyini de yan- sıtırlar. Sözgelimi AB standartlanna göre 1 a niteliğin- deki bir hıyann boyu 30,2a niteliğindeki bir hıyann bo- yu da 25 santimetredir. Bu standartlara uymayan hı- yarlar ya semt pazariannda satılır ya da turşu fabri- kalarınagönderilir. Benzerstandartlardomates, kıvır- cık salata gibi sebzeler için de geçeriidir. Bu neden- le Hollanda'daki bir manav tezgâhındaki sebzelerle Almanya ya da Belçika'daki manav tezgâhlanndaki sebzelerin "tıpa tıp aynı" görüntüye sahip olmalan bu- nun bir "uyum göstergesi" olduğunu bilmeyenleri ol- dukça şaşırtır. Avrupa Birliği ülkeleri hıyar, domates ve kıvırcık sa- latalannın "Brüksel kriterieri"nce belirlenen standart- lara uyabilmeleri için olağanüstü çabalar harcamış- lar, büyük özverilerde bulunmuşlardır. "özveri" diyo- rum, çünkü uyum adına "lezzetten feragat" gerçek- ten de büyük bir fedakârlıktır. Çünkü ölçüyü tutturur- ken aynı zamanda da lezzeti korumak neredeyse ola- naksız olduğundan, uyum adına lezzetten vazgeçmiş- lerdir. Bugün Avrupa Birliği insanlannın "sebze" diye yedikleri birçok "şey'in tat ve lezzet açısından o "seb- ze" ile en ufak bir ilintisi yoktur. Lokantalarda eskiye oranla on kat daha fazla baharat kullanılmasının, bak- kal raflannı sebze aroması içeren sayısız bileşimin doldurmasının temel nedenlerinden biri de sebzeler- deki bu doğal lezzet yitimidir. • • • Pazartesi akşamı televizyon kanallanndan birinde kulağıma "1 Ocak 2004 tarihinden itibaren beledi- yelerceyeni kokoreççi ve işkembeci nıhsatı verilme- yeceği" haberi çalınınca Avrupa Birliği ülkelerindeki o albenili, ama "dışı seni içi beniyakan" manav tez- gâhlannı düşündüm... Uzun zamandır biz de "Avru- palı" olmak çabası içindeydik ve önce domatesleri- miz yitirmişti lezzetini. Yeni yetişen kuşaklar yuvarlak, kırmızı, göbeğinde yeşiiimsi minik çekirdekler bulu- nan sulu bir "şey" yediklerinde, gerçek lezzetini da- ha önce hiç tatmamış olduklanndan bunu "domates" sanıyorlardı. Bir bakıma önce domateslerimiz "Avrupalı" olmuş-. tu. Yann sıra kıvırcık salatamıza, hıyanmıza, havucu- muza gelecek, onlar da Avrupalılaşacaktı. Ama yine de kendimizi avutabilirdik, çünkü Türkiye dışına çık- madığı sürece bunlan dilediğimizce üretip tüketme- mize göz yumabiliyordu Avrupa Birliği. Bu "göz yu- muş" Fransız köylülerinin bir kazanımıydı aslında... O yasak, bu yasak... Bir gün tepeleri atmış, kamyonla- n, kamyonetleri ve traktörleriyle Fransa'nın dört bir ya- nından Paris'e akmışlardı köylüler... Getirdikleri bin- lerce ton sebzeyi, meyveyi sokaklara dökmüşler, Pa- ris sokaklannı meyve ve sebze suyu kanallanna dö- nüştüımüşler, sonra da kasalan ateşe vermişlerdi. Is- panyol ve Italyan köylüleri de bu "delibozuk" eylemi destekleyince "her salataya maydanoz" olan Brük- sel, "Tamam... Tamam..." demek zorunda kalmış, Fransa'nın, Ispanya'nın, Italya'nın o güzelim semt pa- zarian kurtulmuştu. Yunan köylüleri ise zaten her şe- ye "Hı, hı..."diyorlar, ama bildiklerini okuyortardı. • • • Türkiye'de ise durum oldukça farklıydı. Avrupa Bir- liği, çiftçilerimiz tarafından da bir "nihaikurtuluş", bir "hayat memat meselesi" olarak görüldüğünden Brüksel, "Vuri" deyince bizimkiler "öldürüyordu". Söz konusu "Avrupa" olunca değil "Çengelköy hıya- n"ndan, kendimizden bile vazgeçmeye hazırdık. Duyduğum haber gerçekten doğruysa, 1 Ocak 2004 tarihinden sonra yeni "kokoreççi ve işkembe- ci" ruhsatı verilmeyecekse durum gerçekten "va- him"d\. Kapanan yerierin yerine yenileri açılamaya- cak, zaman içinde kokoreç de, işkembe de tarihe ka- nşacaktı. Biz 7. Uyum Paketi'nin aynntılanyla boğu- şurken kokorecimiz göz göre göre elden gidiyordu. Yasalar gider yerine yenileri yapılır, kurullar gider ye- rine yenileri kurulur, iktidariar yıkılır yerine yenileri se- çilir, fakat yitip giden lezzet bir daha yerine gelmez- di... lyisi mi, biz baştan sona bir daha gözden geçi- relim şu Avrupa Birliği işini, ama ne olur bu kez da- maktan başlayarak... e-posta:dkavukcuoglu(L< superonline.com Faks: 0212-2346873 1 2 3 4 5 6 7 8 B U L M A C A SEDATYAŞAYAN SOLDANSAĞA: 1/ II. Dünya Savaşı sıra- sında ABDnin Pa- sifik Donan- ması'nda gö- rev yapan ve Japonya'nın teslim antlaş- masına sahne olan gemi. 2/ Kişileştirilen varlıklara söz söyletme sanatı... Maksim Gorki'nin 1 bir romanı. 3/ Nane 2 türiinden güzel ko- 3 kulubirbitki...Yiğit, 4 kahraman. 4/ Ispan- 5 yollann sevinç iinle- 6 mi... Ayakkabılann 7 altına çakılan demir. 8 5/Düz yakalı ve önü 9 ilikli bir tür ceket. 6/Bağışlama... Kanunabenzer eski bir çalgı. 7/ Ince talaş... Üzüm veren bitki. 8/ Yunan mitolojisinde deniz tannsı... " — ' l a n sil- keledikçe Deniz gelecek eline pul pul" (Orhan Veli). 9/Yabancı... îyılik, ihsan. YUKARTOAN AŞAĞIYA: 1/ Yürek kası. 2/ Kendisine inanılan, sır verilen kimse... Civcivliktençıkıp yenilebilecek hale gel- miş tavuk. 3/ Insanın bedensel ve ruhsal dengesi- ni bozan her türlü etkene verilen ad... Vurmalı bir çalgı. 4/Biraracıtutmayayarayanbölüm... Kütah- ya'nın bir ilçesi. 5/ Çağn kâğıdı, davetiye... Ilkel bir silah. 6/ Vücudu silindir biçiminde, ince ve uzun bir balık. 7/EskıMısır'dagüneş tannsı... Gö- zün saydam tabakasııa takılan mercek. 8/Katman- h kayaçlann içeri dogru çukur ve alçak bölümü... Bir yeri bakınılı ve bayındır duruma getirme. 9/ "Oğuz —": Karikatürcümüz... Kırkpınar güreşle- rini düzenlemeyi üstlenen kişiye verilen ad.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog