Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

4 AĞUSTOS 2003 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA ROPORTAJ ABDÜLCANBAZ PETROL SAVAŞLARI TURHAN SELÇUK Selçuklu SultanıAlaeddin Keykubadhn 6.5 kilometre surla çevirip adını verdiği ve başkentyaptığıyarımada Alanya,kale demektir^ •yzunluğu 6 5 kilometre- ^ / yi bulan surlar, engebe- m I liarazidezikzaklarçize- • / rek uzayıp gıdiyor... Nâ- ^ ^ S amHikmet'inAnadolu içın yaptığı Akdeniz'e doğru uzanan kıs- rak ba$ı benzetmesi, surlarla birlikte gökyüzüne yükselen ve yine surlarla bir- likte denize doğru ılerleyen küçük ya- nmadayı alaca birkısrağa çeviriyor... Talcvim yapraklannda 1950'ler bit- meye yüz tutarken ağır aksak bir katı- nn sırtında çıkmıştım Alanya Kale- si'ne... Çocuklukanılanmdananımsa- dığım, kalenin yolu patikaydı... 0 yıl- larda Antalya'dan Alanya'ya da doğru dürüst bir yol yoktu... Antalya'dan ge- linince gece Alanya'da yatılırdı... Be- yaz badanalı devlet hastanesinin ve mı- naresine hoparlör takılmamış caminin yanında odalan yüksek tavanlı, odala- nnda pirinç karyolalı bir "belediye" oteli vardı... Alanya'da henüz turizm yoktu; muz ve narenciye bahçeleri var- dı. Bu bir kısrak başı gibi Akdeniz'e doğru uzanan küçük yanmadanın bo- yundan büyük birtarihi vardır... Isa'dan önceki 5. yüzyılda coğraryacı Scylaks söz etmiştir ilk kez bu yanmadadan... Tarihın babası Herodotise tsa'dan 1200 yıl öncesinde Truva savaşından dönen- lerin yerleştiğıni söylemiştir buralara... Ama evveliyatı çok daha eskidir ve Kadıini Mağarası'ndaki bulgular Alan- ya'daki ılk yerleşimi 20 bin yıl öncesı- nin yontma taş devrine kadargötürür... Alanya'nın ya da antik çağdaki adıy- la Korakesium'un Akdeniz'in en büyük korsan yatağı olduğu söylenir... Doğ- rudur... Ama neye göre doğrudur? Ro- ma'ya göre... Çünkü, korsanlık dam- gasını Roma vurmuştur... Roma'nın emperyal boyunduruğunu kabul etme- yen insanlann yanından bakarsanız, en büyük korsan Roma olsa gerektır! Ro- ma'dan sonra Kalonoros adıyla Bızans'ı yaşamıştır. .13. yüzyıl başında Istan- bul'dakı Latin imparatorluğu sırasında Bizans'ın otorite boşluğundan yararla- nan Ermeni derebeyı KirFart'ın yöne- timinegeçmiştir... İkl denlzln sultanı 1221'de Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad gelip kenrin kapı- sına dayanmıştır. Keykubad, kaleyi ku- şatıp tek ok atmadan aylarca bekJemiş- tir. Sonunda Kir Fart hem şehrin anah- tannı hem de kızı Huand'ı Alaeddin Keykubad'a vermiştir. Keykubad, o dö- nemin tüm denızlerine hem Karade- niz'e hem de Akdeniz'e ulaşnğı için "iki denizin sultanı" olmuştur... Limanda sekizgen Kızılkule'yı, beş gözlü Ter- sane'yı ve yanına dıkdörtgen Topha- ne'yi yaptırmış; kentin surlannı 140 burçla yenileyip iç kaledeki sarayına yer- leşmış ve Selçuldu'ya kışlık başkent yaptığı kente de kendi adını vermiştir: Alaiye. Alanya, kale demektir... Güneş, kalenin içlerine doğru, yakı- cı oklannı biteviye göndenyor... Cırcır- böcekleri saklandıklan yapraklann al- tından bıtmeyen konserlerini sürdürü- yor... Dikenli yaprakJan bırbirine geç- miş kaktüs ağaçlan, meyve vermenin zamanını sabırla bekliyor... San bir ke- lebek, kırmızı kesmiş begonvillerin arasında kanat çırpıyor... Dar sokaklar, iki kişinin yan yana gelmesiyle daha da darahyor... Çardak altındaki yaşlı ka- dın, dokuma tezgâhının başında sayı- sını unuttuğu ilmıklerden binni daha atı- yor... Kale, kendinı yaşıyor... Sokaklardan birinın adı Mahperi... Mahperi Sultan, Alaeddin'in kansı Huand'ın ta kendısi... Aynı zamanda Alaeddin'den sonra tahta çıkan Gıyaseddin n. Keyhüsrev ın anası... Ne var ki Huand, Mahperi adını al- i: . *•*]'- ,'"TTnr lanya tarihin içinde yaşıyor; iç kaledeki küçük kilise onarılmayı bekliyor; tarihi sarnıcın yanına granitîen bir garabet yapıhyor. sa da Hırisriyan kalmış... tstanbul'da- kj Latin tmparatoru Baudoin e gön- derdıği mektupta dinini muhafaza et- tiğinı yazmış... Belki de bu nedenle iç kalenin için- de ve sultanın artık yerinde yeller esen sarayının tam karşısındaki küçük kili- seye dokunulmamış... 11. yüzyıl fresk- lerinden silik soluk izler taşıyan kili- se, beton desteklerle 21. yüzyılda ayak- ta durmaya çabalıyor, onanmını bek- liyor. Tarihi yanmada, UNESCO'nun dün- ya kültür mirası kent aday adayı... Bu- radaki her taşın önemi var... Ve üstelik taşlardaki gizem de henüz tam çözüle- bilmiş değil... Örneğın, Tersane... Türk- lerin bu ilk tersanesi, .Akdeniz'de ne ışe yaramış belli değil; ticaret gemile- ri mi onanlmış, savaş gemileri mi ya- pılmış bilınmiyor... Tersane de günün birinde onanldığında "denizcilik mü- zesi" olabılmeyı bekleyıp duruyor... İç kalenin Isyanı Iç kale ise galiba için için ağlıyor... 20 yıldır kazılıyor... Kazılardan çı- kan eserler yayımlanmıyor, sergilenmi- yor... Ve iç kale giderek kuşatılıp esir alı- nıyor... Yerlı ve yabancı turistlerin zı- yaretine açık olması gereken birçok bölüm, tel örgülerle kapatılıyor... Iç ka- lede tam bir "Yasak, hemşerinı r> mu- habbeti yaşanıyor... Oraya giremezsin, kazıcılar kaza- cak... Buraya giremezsin kazıcılar gele- cek... Şuraya giremezsin kazıcıların depo- su... Fakatodane! Hem kimseyi ıç kaleye fazla yaklaş- tırmıyorlar, hem de iç kalede tarihe, kültüre, sanata, estetiğe, felsefey r e, man- tığa saygı duyan herkesin yüzünü kı- zartacak bir "eser" yaratmayı becere- biliyorlar... Şöyle ki... Küçük kilisenin arkasın- da bir samıç... Horasan harcı ile örül- müş kırmızı tuğlalı bir sarnıç... Alaed- din Keykubad'dan miras... Sarmcın içi boş... Tutmuşlar, sarnıcın üstüne çıkı- lıp içine bakılsın diye merdiven yapmış- lar... Diyelim ki, turistlerin merakını gidermek için iyi niyetli bir düşünce... 1 arihiyanmadanın en uç burnu Ciharda... Cilvarda 'nın tepesindeki sarnıç, uydurulan bir hikâye ile "Adam atacağı "na dönüşîürülmüş. Turistlerin derdi isefırlattıkları taşı denize ulaştırabilmek Ama o merdiven niyetine yapılan gra- nit kesme taştan gn kütle ne? Tarihi sar- nıcı ezip geçen birgarabet... AJanya Ka- lesi güya koruma altmda, Koruma Ku- rulu kafasını deve kuşu gıbi kuma göm- müş olmalı... Oldu olacak. Kızılku- le'nin dış cephesine camdan bir asan- sör kondursun, Tersane'nin gözlerine alüminyum panjur taksınlar! Alaeddin ne derdl Kitabesinde yazdığı gıbı "Muazzam sultan, en büyük şahlann şahu millet- lerin sahibi, düm^a suitanlaruun sulta- nı, ABah'uı beldelcrinin konryanı. Al- lah'uı kullannın koruvııcusu, Ala'ud- dünya \ad-din, İslamın ve Müslüman- lann \ardimcisi, âJemlerdeadaJctin hi- mavecklzalimlerden mazJumlan koru- yan, yeryüzünde Allah'uı gölgesl kara ve iki denizin sultanı. iki cihan banna- ğu iki ufkun muhanzL Selçuk oğuDan- nın tacı, meiiklerin ve sultanlann efen- disL, memleketler fatihiKıhç Arslan'uı oğlu Ke\ hüsre% 'in oğhı Ke\ kubad" adı- nı verdiği ve başkenn yaptığı Ajaiye'de- ki bu garabeti görse acep ne derdi. Alanya, tarihteki en görkemli döne- mini Alaeddin Keykubad'la yaşıyor... Sonra Karamanoğullan tarafindan Mı- sır'dakı KöTemenlere satılacak denli küçülüyor... Osmanlı dönemınde kendi kabuğu- nun içine çekiliyor... Cumhuriyet'te de öyle... 1933'te Akdeniz'de gemiyle ge- ziye çıkan Atatürk'e çekılen bir telsiz telgraftaki yazım hatasıyla Alaiye'nin adı oluyor Alanya... Ve derken ekono- misini turizme dayandıran ilk kent ola- rak parlıyor... Ama devlet, Alanya'nın sırtından kazandığı paradan Alanya'ya pek yatınm yapmıyor... Alanya kendi yağı ile kavruluyor... Alanya kalede yaşıyor, kale Alanya'yı yaşatıyor... GEÇMİŞTEN GELECEĞE ORHAN ERİNÇ Tatsız Bip Siineç... Tatil, akla gelmedik tatsızlıklarla geçti ve yi- ne "amele yanığı" olarak işbaşı yaptık. Türkiye'nin de bu süreci tatlı tatlı anımsana- cak gelişmelerle geçirmemiş olması ayrı bir ta- lihsizlik oldu. Amayaşananlan ellerini ovuşturarak izleyen- ler de sağcısı ve solcusuyla az değildi. Türkiye'ye bakış açıları ve niyetleri belli kimi Avrupa Birliği (AB) temsilcilerinin değerlendir- melerini mutluluktan uçarcasına yansıtma ça- baları sürecin en belirgin özelliğini oluşturdu. Önlerindeki en büyük engeli aşmanın çare- sini laiklik ilkesini sulandırmakta görenlerie, de- mokrasiyi askeri eleştirmekle eşdeğer tutanla- nn kafa ve gönül birliği bir kez daha ortaya çık- tı. Geçmişte yaşanan olaylardan doğan kızgın- lıkların, laik Türkiye'nin geleceğini karartabile- cek olumsuzluklara alkış olarak geri dönmesi- ni anlamak kolay ama, benimsemek güç... • • • Sayın Cumhurbaşkanı'nın iade ettiği anaya- sa değişikliğinin ormanlarla ilgili maddesi, ki- mi küçük değişiklilerle kabul edilerek yeniden Çankaya'ya sunuldu. Ancak amaç değişmedi. Orman yağmasına sadece bu dönemde de- ğil gelecekte de açık kapı bırakan değişikliğin geleceği önümüzdeki günlerde belli olacak. Sayın Cumhurbaşkanı'nın tercihini şimdilik bil- miyoruz. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) değişikliğin halkoyuna sunulmasını beklediği yo- lundaki değerlendirmeler ağır basıyor. Değerlendirmelerin ağırlıklı noktasını da "iş- siz ve fakir çoğunluk" oluşturuyor. Türkiye'nin milyarlarca dolarlık iç ve dış borç altında ezilmekte oluşunun yarattığı karamsar- lığı dikkate alarak yapılacak "Gelecek 25 mil- yar dolaıiık gelirie borçlanmızdan kurtulacağız" yollu propagandaların, bu kesimi etkilemek için geçerli bir yöntem olacağı söyleniyor. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsü- sünde de defalarca dile getirilen bu sözlerin ger- çekleşeceğini ummak fazla iyimserlik sayılıyor. Vergi Banşı Yasası ile yaşanan fiyaskonun, or- man alanlanndan umulan gelir konusunda da yaşanacağını söyleyen ekonomi uzmanları da az değil. Harta birisi "1 milyar dolar gelir sağ- lansın, kendimi Taksim Meydanı'nda asarım" diyerek iddiaya bile girmiş durumda... • • • Orman deyince kızılağaçlarla kestanelerin oluşturduğu ormanların orman kapsamı dışı- na çıkarılmasını da anımsamak gerekli. "Orman alanı dışına çıkarma, deyince bun- dan sonra yalnız betonlaşmayı değil sahiple- hnin ya da işleticilerinin baltalarına emanet edilen kızılağaç ve kestane ormanlarını da anımsayacağız. Çocukluğumda ögretilen; "Baltalar elimiz- de, uzun ip belimizde, birgideriz ormana hop ormana" dizeleriyle başlayan çocuk şarkısı so- nunda gerçekleşti. Hoş, yasa varken de Istanbul'daki kestane- likleri koruyamadıkya. Kısıklı ile Ümraniye ara- sında, Namazgâh semti dolaylarındaki "Tanta- vi'nin Korusu" diye anılan kestaneliğin yerin- de yeller esiyor. Üstte beton bloklar, altta çev- re yolu tünelleri, hepsini silip süpürüvermiş. Kestanelikten geriye "Tantavi Tüneirüe lETTnin Tantavi otobüs durağı kalmış. Şimdi de Türki- ye'deki kestaneliklerle kızılağaçlara sıra gel- miş gibi gözüküyor. Bu konuda da umut Sayın Cumhurbaşkanı'nda. oerinc@cumhuriyet.com.tr. Sevgılı arkadaşımız Orhan Özbek 'in değerli özverili eşi HARİKA ÖZBEK yaşama gözlerini yumdu. Bugün Izmir Karşıyaka'da toprağa verilecek olan Özbek'lerin değerli kaybmın sonsuzluk uykusunu aydınlıklar içinde sürdiirmesini diler, acılan paylaşırız. KARAÖREN'ler SOM.\ İCRA MÜDÜRLLĞÜ YEMLEME DİLEKÇEŞMN tLANENTEBLIĞt Dosya No: 2003 59 E. AlacakJı: Soma Beledıye Başkanlığı Vekili: Av. Neşe Duygun Borçlu: Faznak Nak. Tıc. Ltd. Ştı. Yukanda dosya numarası belırtılen ıcra takıbı ış- lemden kaldınlmış olup, dosyanın yenilenmesı için dılekçe venlmiştır. Ancak adresten taşınmış olması nedeniyle borçluya tebligat yapılamamıştır. Yapılan Cumhuriyet savcılık araştırması da sonuçsuz kaldı- ğından yenileme dilekçesiıün ilanen tebliğine karar verilmıştir. llan tarihınden 15 gün sonra teblig edil- miş sayılır. îlanen tebliğ olunur. 28.07.2003. Basın: 37931 Cumhuriyet Mahallesi'nde SATILIK KONUT Kabası bitmiş Tip 04 (iki katlı - iki konut) Maliyeti 60 mifyar TL. olup ihtiyaçtan 40 milyar TL'sına satılıktır. 0 532 245 67 27 Ingilizce dersi verilir Tel: 0537 355 08 92
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog