Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 4 AĞUSTOS 2003 PAZARTESİ HABERLER 5 kişilik Türk ekibi, Italya'da yapılan Dünya Bilgisayar Şampiyonası'nda ilk dörde girdi ŞimdihedefşampiyonlukGÖKÇEUYGUN Italya'da yapılan 2003 Dünya Bil- gisayar Şampiyonası'nda, Türkiye'ye dünya ikinciliği ve dördüncülüğü ka- zandıran beş kışilik Türk ekibi yurda döndü. Emrah Kuyumcu, ÜıtütŞeker, Hakan Kurt Seda Duman ve Recep Çömlekçi'den oluşan ekip, elde ettik- leri başandan gurur duyduklannı söy- lediler. Uluslararası Bilgi Işlem Federas- yonu (INTERSTENO) taranndan 2 yılda bir düzenlenen "Dünya Bflgisa- yar Şampiyonası", bu yıl 16 Tem- muz'da Italya'da gerçekleştirildi. 21 ül- keden 473 kişinin katıldığı şampiyo- nada, Türkiye'yi temsil eden ekibin üyeleri, elde ettüderi derecelerden gu- rur duyduklannı ve daha büyük ba- şanlara imza atmak istediklerini an- lattılar. Türklye 28 kez sampiyon Yaşlan 17-32 arasında değişen ekip üyeleri, yanşmaya Sampiyon Mezun ve Mensuplannı Koruma Derneği Başkaru ve Intersteno Onursal Başka- nı İhsan Yener'in desteğiyle hazırlan- dılar. Şampiyonanın "stenografi,dak- tilografivcbilgisayarkonulanndakige- • Ekibin en genç üyesi Emrah Kuyucu dakikada 113 sözcükle dünya ikincisi olurken, ikinci kez katılan Hakan Kurt ile Ümit Şeker dünya dördüncülüğünü elde etti. Sampiyon Mezun ve Mensuplannı Koruma Derneği Başkanı ve Intersteno Onursal Başkanı İhsan Yener'in desteğiyle yanşmaya hazırlanan ve yaşlan 17 ile 32 arasında değişen ekip üyeleri, "Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Gelecek şampiyonadaki hedefimiz ilk sırayı almak" diye konuştular. tişmeleri teşvik eönek" amacıyla dü- zenlendiğini belirten Yener. bu şam- piyonalarda Türkiye'nin geçmiş yıl- larda 14'ü "Dünya Rekoru" olmak üzere 28 kez "Dünya Şampjyonu" ol- duğunuanımsattı. Halkı, bıhmsel ça- lışmaya ve en verimli yöntemlerle ya- zı yazmaya yöneltmeyi istediklerini vurgulayan Yener, "ÇekCumhuriye- ti'nin yaptığı gibi steno kurallannı bil- gisayar klavyesine adapte edebUirsek daha da başanh olacağız" dedi. Ekibin en genç üyesi 17 yaşındaki Emrah Kuyumcu, "30 dakikahk Sürat Yanşı GençlerKategorisi''nde dakika- da 113 sözcükle dünya ikincisi oldu. Lise son sınıföğrencisi olan Kuyum- cu, "Bflgisayara çokfazb sevginı ve he- vesim var. Bu yanşma benim için ilk- ti. O nedenJe en başta çok heyecanlıy- dım, ama sonra heyecaıumı yenmeyi başardım" diye konuştu. Kuyumcu, -Hcdefinı 2005"teki yanşmada birin- ciliği elde etmek" dedi Dakikada 133 sözcük Şampiyonaya ikinci kez katılan Ha- kan Kurt~<27) da "30 dakikahk Sürat Yanşı Tecrübeliler Kategoria"nde da- kikada 133 sözcükle dünya dördün- cülüğünü elde etti. Bankacı olan Kurt, işin püf noktasının o an yazıya kon- santre olmayı başarmak olduğuna dik- kat çekerek, "Biz ekip olarak bu ya- nşta ehmizden gelenin en iyisini yap- maya çahştık ve başanlı olduğumuza dainamyorumn dedi. 30 dakıkalık sürat yanşı gençler ka- tegorisınde dakikada 107 sözcükle Türkiye'ye dünya dördüncülüğünü kazandıran Ümit Şeker (19) ise Dün- ya gazetesinde dizgi servisinde çalı- şıyor. Şeker, "Yanşma başladığmda kendimi iyi hissedKordum.Ancak bir ara küçük bir hata yapınca dikkatinı dağıkh. Sonra kendimi toparladım ve yanşmaya devam etthn. Gelecek sefe- re de ilk üçe girmeyi umuvorum" di- ye konuştu. Önemll olan katılmak' Recep Çömlekçi (32) de, 30 dakika- lık sürat yanşı tecrübeliler kategorisin- de dakikada 82 sözcükle 31. oldu. Çömlekçi. memur olabilmek için gir- diği daktilo sınavı sırasında hızlı yaz- dığını fark eden görevlinin önerisiyle bu yanşmaya katıldığını anlattı. Yanşma anında gençlere oranla da- ha az heyecan yaşadığını söyleyen Çömlekçi, "Sonuçta bu birvanş. Ben- ce asıl önemM olan oraya kaülmak ve Türkiye'yi en iyi biçimde temsil et- mek'' dedi. Ekibin tek kadın yanşmacısı Seda Duman (22) ise 30 dakikalık sürat ya- nşı tecrübeliler kategorisinde daki- kada 94 sözcükle 15. oldu. Sekreter- lik yapan Duman, "2001 yıbndald şampivonada 39. ohnuştum. Bu sefer 15. olmak çok mutlulukvericL Benim hedefim her zaman için kendimi aş- mak. Bu yanşmada da böyie düşün- düm" diye konuştu. 16 çocuk hafta sonJan üçer saat birükte yemek yiyor, çahşıyor ve sohbet ediyor. Dernek yöneticikri, çocuklaruı başlanna öğretmen yerine gönüDü 'arkadaşlar' koymayı tercih etmişier. Balat'ta güzel şeyler oluyor. Bir grup gönüllü, semtin çocuklanyla hem eğleniyor, hem onlan eğitiyor Kalem mavi, çoeuldar gökkuşağı• Balat'taki Mavi Kalem Derneği, semtte yaşayan 8-10 yaş grubundaki löçocuğa Türkçe, matematik ve resim dersleri veriyor. Dernek başkanı Dr. Filiz Ayla, başlangıçta bir araya bile gelmeyen kız ve erkek çocuklaruı artık gruplar halinde çalışma yaptıklaruu belirtirken giderek artan talebi karşılayamadıklanndan yakınıyor. EBRUERDOGAN Mavi Kalem Derneği, mayıs ayın- da Balat'ta başlattığı bir çahşmay- la, 16 çocuğa eğitim veriyor. Hafta sonlan üçer saat yapılan derslerde, matematik, Türkçe, okuma beceri- si, resim ve el becerilerini geliştir- me çalışmalan yapılıyor. 8-10 yaş arasındaki 16 çocuk, farklı alışkan- hklanna karşın, birlikte çalışıyor, yemek yiyiyor ve eğleniyorlar. Mavi Kalem Derneği Başkanı Dr. FlHzAyla, gönüllülerle gerçekleştir- dikleri bu 2 ayhk çalışmada, başlan- gıçta bir araya bile gelmeyen kız ve erkek çocuklaruı artık gruplar ha- linde çalışma yaptiklannı anlatırken, ikinci sınıfa geçmiş, buna karşın okuma- yazma öğrenememiş çocuk- lann artık okuyup yazdığını anlatı- yor. Çalışmaya başladıktan sonra pek çok kadının çocuklanyla birlik- te gelerek "Bizim çocuklânmızı da ahn. Bunlardaha öğrenmedi mi? Bi- zün çocuklarunıza nezaman sıra ge- lecek" dedigini anlatan Ayla, mad- di sıkıntılar nedeniyle çocuk sayısı- nı arttıramamaktan şikâyetçi. Cönüllülüğün mutluluğu "Bu takp, bia bir yandan sevin- dirirkea diger yandan talebi karşj- layamamakçoküzücü" diye konu- şan Ayla, çocuklann her türlü mal- zeme ihtiyacını karşıladıklartnı, öğ- le yemeklerini de birlikte yedikle- Bir odada ömür . . Derneğe başvııranlar arasından özellikle göçle İtanbul'a gelmiş ailelerin çocuklan tercih edihyor. rini söylüyor. Birbirlerinden öğrenecek çok şey- leri olduğunu belirten Ayla, gönül- lülüğün mutluluğunu ise şöyle açık- lıyor: "Bu çocuklar 3 saat, bütün farkhhklanna rağmen, hiçbirsorun çıkarmadan ve dışan çıkmadan eg- İeniyorlar, birlikte yemek yhorlar, çahşıyorlar. sohbet ediyortar. Çahş- malara 4-5 arkadaşunız kaühyor.. yanibir öğretmen yok. Bunun dikey bir öğrenci-öğretınen ilişkisi olma- smı değü, yatay bir arkadaşhk iliş- kisi olmasmı istedik. Çünkü biz de onlardan çokşey öğreniyoruz ve gö- nüllülüğün keyifli yanı da bu." Mavi Kalem Derneği, çocuklar- la ilgili çahşmasından önce bölge- yi tanunak için bir saha araştırma- sı yapmış. Eğitimde firsat eşitliği konusun- da çocuklann desteklenmesi gerek- tiğine karar verilırken "tstanbul'da merkeze bu kadar yakın olan. buna karşın sosyal açıdan şehir kültürü- ne bu kadar uzak olan bir semtw fikri etkili ohnuş. Balat'ınçokgöç alan bir semt olduğunu ifade eden dernek başkanı Filiz Ayla, çocukla- nn seçimini ise şöyle arüahyor: Sayı SO'a çıkacak "Seçeceğimiz çocuklar özellikle göçle gelmiş ailelerin çocuklan ohna- h\ dL Annenin okuma-\aznıa bilmi- yor obnası da tercih sebebiydL Yani mağdurnet ne kadar fazlaysa, se- çilme şansı o kadar fazla> dı. Çocuk- lann betirlenmesûım ardındaa ma- visui son haftası ailelere çağn yap- ok ve programı başlatük." Dernek, önümüzdeki dönemde eğitim \erilen çocuk sayısını 30'a çıkarmayı hedefliyor. tkinci hedef olarak önlerine koyduklan, annele- re yönelik eğitim çahşması ise son- baharda başlayacak. Ma\T Kalem Derneği, çocuklar- la ilgili çalışmalar başlamadan ön- ce. bölgeye sağlJc karavanıyla hiz- met vermiş. Bölgeye geldiklerinde "birincibasamak bir sağhkünitesr olmadığını gören dernek üyeleri, muayene, basıt bir laboratuvann ve jinekoloji hizmetinin de yapıldığı sağlık karavanıyla 7 ay boyunca top- lam bin 400 hastayı muayene etmiş Filiz Ayla. günde 50-60"a ulaşan hasta sayısınuı ardından sayıyı sınır- lamak zorunda kalma nedenlerini ise şöyle anlahyor: Yardım bekliyorlar "Zamanla,ferkhsemuerdeninsan- lann da muayene olmakiçin geldik- lerini gördük. Hasta savısı bu kadar artınca muhtarla işbirliği yapük. Randevulan muhtar ahyordu." Eylül 2000'de kurulan Mavi Ka- lem Demeği'nin 35 üyesinin 18'i ak- tif olarak çalışmalara katılıyor. Gö- nüllü bulmak için üniversitelerin yönetimleriyle görüştüklerini anla- tan Ayla, tek problemin finans so- runu olduğunun \ e yardımlann çok önemli oıduğunun altını çiziyor. geçirmek. Mavi Kalem Derneği, Balat'ta çalışmaya başlamadan önce bölgede bir saha çahşması yapmış. 76 hanede yapılan bu çalışmanın çarpıcı sonuçlan şöyle: Kadınlann yüzde 6.5'i 15 yaşın altında, yüzde 57.8'i 15-19 yaş arasında evleniyor. Evli kadınlann yüzde 45'i 4 ve üstü sayıda doğum yapmış. Ailelerin yalnızyüzde 2l'i bir sosyal güvenlik sisteminden yararlanıyor. Mahallelinin yüzde 31 "ı Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan. yüzde 39'u Karadeniz 'den göç etmiş. Kaduılann yüzde 26.3'ü okur-yazar değil, yüzde 59.2"si ilkokul mezunu. Evlerin yüzde 85'inde ayn bir banyo yok. Tuvaletlerin yalruz yüzde 47.3'ünde lavabo var. 6-12 yaş grubu çocuklann yüzde 6.5'ı, 13-18 yaş grubunun ^ d e 15.7'si okula devam etmiyor. Ailelerin yüzde 25'i bir odada, yüzde 63'ü iki odada yaşıyor. Temizlik skecleri' Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'yla sokakta çalışan çocuklar için de bir program geliştirdiklerini anlatan dernek başkanı Filiz Ayla, I temizlikle ilgili yaptıklan skecleri şöyle \ anlatıyor: "Bu çocuklar sokakta ı çahşnkları için çok büyük risklerie karşı karşnalar. Bunun başında da sağhk sonînlan gelhor. Biz 10 kişilik gnıplarla drama tarzı programlar uyguladık Önce çocuklar küçük skeçler hazuiıyordu bizim yönlendinnemizle, Daha sonra onlann gösterilerinden yola çıkarak farklı bir temizlik imajı tesis etmek için konuşuyorve skeçler haarlıyorduk. Bir grup şöyle bir skeç hazniadı: 'Bın manavdan meyve alıyor, diğerleri de >ıkayıp yıyiyorlar." tkinci grupta, çocuk sokaktan eve gelhor. Anne baba yemeğe oturmuş, o da eUerini >ıkayıp masaja oturuyor. Üçüncü grupta ise iki çocuk kavga ediyor. Üçüncü çocuk geBp ikisini de öldürüyor. Bu da bir temizlik ifadesi o çocuklar için." GÖRÜŞ MUZAFFER İLHAN ERDOST TlHAK (Türltiye Insan Hakları Kurumu) Yönetim Kurulu Üvesi • ••SuçaOıfakAranırken llhan Selçuk, geçenlerde yayımlanan bir yazı- sında, medyada, Irak aaskergöndermemizgerek- tiğini yazan yazarları ince fasıldan selamlarken, bizi keyiflendirmişti. Ama Cumhuriyet yazan Tok- tamış Ateş'in, Irak'a Türkiye'nin askergönderme- sinin şart olduğunu ileri sürdüğü söyleşiyi bir TV kanalından (Sky Türk'ten) izleyince, Can Yücel'in deyişiyle "fikrim şaştı". Ertesi sabah bastnda, AKP yönetiminin asker gön- derme konusunda kararlı olduğunu, hatta bu ko- nuda daha önceden söz vermiş de olabileceğini duyumsatan haberler okuyacaktım. Asker gön- derilmesini bazı koşullara bağlayanlar da vardı. örneğin CHP lideri Baykal, NATO ya da BM (Bir- leşmiş Milletler) karan gerektiğini söylüyordu. Cum- hurbaşkanı Sezer'in ise, NATO kararının yetme- yeceği ve BM karannın gerektiği görüşünde oldu- ğu yazılıyordu. NATO karannın yetmeyeceği kuşkusuz doğruy- du, ama benzerdurum, BM kararı için de söz ko- nusu olmak gerekirdi. Anımsayalım: 11 Eylül'de (2001) New York ve Washington'da gerçekleştirilen saldınlan, NATO, NATO'yıı oluşturan devletlere ve NATO ile koru- nan sisteme bir saldın olarak nitelemiş, ABD dı- şındaki 18 NATO ülkesi, NATO statüsünün 5. mad- desinin işleme konulması karan almıştı. Bu kara- nyla NATO, ABD'ye yapılan saldınnın terörist bir örgüt ya da örgütler tarafindan değil, devlet ya da devletler tarafindan yapıldığı görüşünü benimsiyor ve bu nedenle, NATO-dışı alanlara askeri müda- halenin NATO ile korunan sistemi savunmanın bir parçası olacağı görüşünde birleşiliyordu. Bir baş- ka deyişle, saldırgan devletlere saldın, özünde sis- temin savunulmasıyla sınıriıydı; işgal gibi, yayılma gibi, ülkenin yönetimine ve zenginliklerine el koy- mak gibi amaçlar taşımıyordu. ABD'nin, komşularına ve kendisine saldıracağı gerekçesiyle Irak'a saldırması için ileri sürdüğü savlan doğrulayacak belge ve bilgiyi bütün çaba- sına karşın elde edemediği bugün daha iyi bilini- yor. Irak'ın kimyasal silah ürettiği ve depoladığı, nük- leer silah ürettiği ya da üreteceği gibi savlar, Bir- leşmiş Milletler gözlemcileri tarafindan doğrulan- mamış, buna karşın ABD, BM karan olmadan, NA- .TO üyesi AB (Avrupa Birtiği) ülkelerinin çoğunun destek vermemesıne karşın, Irak'a saldırmakta duraksamamıştı. ABD, Irak'ı "özgürieşt/rme" sloganı altında bu ülkeye olanca gücüyle yüklenmiş, yakmış, yıkmış, öldürmüş, ülkenin altını üstüne getirmiş, gene de savlannı doğrulayacak tek bir olguya ulaşama- mıştı. En büyük insanlık suçlanndan sayılan savaş suçu işlemişti, işlemeye de devam ediyordu. Irak'ta işgalci askere karşı bir direniş olması do- ğaldı, baskı ve işkencenin artması oranında da bu direnişin artacağını düşünmek yanlış olmayacak- tı. Bu direnme, Birteşmiş Milletler bildirgelerinde bir "hak" olarak benimsenmişti ve tümündeABD'nin imzası vardı. Türkiye, bugün, hiçbir uluslararası hukuka da- yanmayan, BM ve NATO statülerine aykırı olarak, sömürgeci bir yaklaşımla ve tek başına Ortadoğu'ya egemen olmak ve küresel egemenliğinin önünde- ki engelleri kaldırmak amacıyla Irak'ı işgal etmiş bulunan ABD'nin ve ABD askerinin yanında yer al- dığı zaman, işgalci bir asker konumuna düşürül- müş olmakla kalmayacak, işlenen bütün cinayet- lerin ve suçlann da ortağı durumuna düşürülmüş olacaktır. Birteşmiş Milletler, kendi karan olmadan ve ken- di statüsünü çiğneyerek Irak'a saldırmış bulunan ABD askerini, ülkesini işgal ettiği bir halkın direni- şinden korumak için Türkiye'den asker gönderme- sini isteyemez ve böyle bir karar alamaz. Aynı bi- çimde (aslında komünist sisteme karşı kapitalist sistemin savunma örgütü olarak kurulmuş bulu- nan) NATO da, koruduğu sisteme ve NATO bün- yesinde yer alan ülkelere bir saldın niteliği taşıma- yan Irak'taki direnişçilere karşı, Türkiye'den Irak'a asker göndermesini, yani Irak'a NATO adına mü- dahale etmesini isteyemez. BM karanyla, Türkiye'den, ancak, saldırgan ve işgalci konumda bulunan ve insanlık suçu işleme- yi sürdüren anglo-amerikan askerin saldırılann- dan, saldınnın hedefi olan Irak halkını korumak için oluşturacağı bir "banş gücü"ne katılması is- tenebilir. Aksi durumda, işgale katılmış ve insan- lık suçu işlemiş bir asker olarak tarihin yargısından kendini kurtaramayacaktır. Oupensky'nin ilk romanı cıkti: Ivan Osokin'in TuhafYaşamı tstanbul Haber Servi- si- 1878 Moskova do- ğumlu Rus düşünür RD. Oupensky' in bitirdiği ilk romanı "han Osokin'in TuhaıYaşam]" piyasaya çıktı. ilk kez 1947 yılm- da yayımlanan kitap, Es- ra Delen tarafindan dili- mize çevrildi. Alteo Ya- yıncılık tarafindan piya- saya sürülen fantastık ro- manda, hayat tarafindan dışlandığına inanan Genç Ivan Osokin'in kendini kurtarma çaba- sı anlatıhyor. Aşkta kazanamamış, eğitim gördüğü askeri okuldankovıılmuş ve ko- ca da bir servet kaybet- miş olan Osokin'in, git- tiği bir büyücüde söyle- diği ilk cümle "Bu şe- kilde devam edemem" olur. Büyücüden bu kez her şeyi farklı yapabil- mek ve yaşamını bam- başka kılabilmek için onu geçmişe yollaması- nı ister. Ancak Osokin geçmişin kendini dur- madan tekrarladığını keşfeder ve kendini kur- tarma çabası içine girer. Prof. Stefano£.D'Anna kitabın önsözünde şun- ları söylüyor: "Ous- pensky tarafindan yazd- mış tek roman olan Ivan Osokin'in Tuhaf Yaşa- mı, bir gençlik dönemi eseri ohnasına rağmen, yaşammın geri kalan yıl- lannın fonunda titreyen ve bütün eseıierini birbi- rine bağlayan bir nota edasıyla duyuhır."
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog