Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 4 AĞUSTOS 2003 PAZARTESf HABERLER CHP îstanbul îl Kongresi'nde konuşan Baykal, AKP'nin hazırlıksız yakalandığını söyledi: HükümettırtarsızBAFIŞDOSTER CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP hükümetinin 9 ayda Türkiye'nin hiçbir temel meselesini çözemediği- ni, aksine sorunlan daha da büyütüp ağırlaştırdığını vurgulayarak "hükü- metin rutarsK. nef olmayan,güven ver- meyen ve iktidara hazuiıksız'' bir gö- rüntü verdiğini söyledi. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sara- yı'nda yapılan CHP îstanbul 11 Kong- resi'ne katılan Deniz Baykal, parti içi birlik ve beraberlik mesajlan verdi. "CHP'deartık sen ben' kavgasıoi- mayacak. Birbirimizi seveceğiz. Kin> liğimizi netleştiriyonız ve partimizi hıziahak ettiğiyeretaşjyacağız" diyen Baykal, 3 Kasım seçımlerinin, mate- matik sonucunun ötesinde önemli ol- Kongreden notlar • AKP'nin proje, kadro ve birikim olarak iktidara hazır olmadığını ve iktidara adeta sürüklendiğini savunan Baykal, "Iktidar Türkıye'yi krize sürükleyen gelişmeleri doğru saptayamamış ve yeterli iradeyi ortaya koymamıştır" dedi. Baykal, AKP'nin seçim öncesi vaatleriyle IMF kuşatması arasında bunaldığını ve sonunda da gidip IMF'yle Dünya Bankası önünde diz çöktüğünü belirtti. duğunu ve CHP'nin yıllar sonra ilk kez Türkiye'ninpek çok bölgesinde birin- ci parti olduğunu anımsattı. Baykal: İşsizllk arttı AKP'nin proje, kadro ve birikim olarak iktidara hazır olmadığını ve ik- tidara adeta sürüklendiğini savunan Baykal, "Iktidar Türkiye'yi krize sü- rükleyengeiişmeieridoğru saptayama- mtşvegerekleriniyapmakonusundaye- terliiradeyiortaya koymamıştır.Temel ekonomik sorunlar sürüyor. Türkiye, yeni ve önemli borçlar alryor. 9 ay için- de28 mihardolaryeni borçahndL Büt- çe sürekli açık veriyor, iç ve dış denge- ler açık veriyor" diye konuştu. Iktidann seçım öncesi vaatleriyle IMF kuşatması arasında bunaldığını ve sonunda da gıdip IMF'yle Dünya Bankası önünde diz çöktüğünü ifade eden Baykal, ışsizlığin arttıgına dikkat çekti. Türkiye"deki mevcut tablonun sürmesinden yana olan etkın çevrele- rin varlığına değinen Baykal, partisi- nin başta Irak, Kıbns, AB ile ilışkiler olmak üzere pek çok konuda son de- rece önemli işler yaptığını öne sürdü. Baykal, "AKP.dışpolitikadadaiçpo- litikada olduğu gibi herkesin gönlünü almayaçahşryor. Herkesin sırûnı sıvaz- layarak,beffivegüçföçevTelere ödün \e- nerekrutarszdavranryor.Irakkonusun- da ülkeyi ipotekaiüna soktuiar. Tezke- renin sonucunu taşryamadüar. Bu so- nuçtan doiayı özür dileme noktasına gekfiler" diyerek tezkere oylamasırun sonucunun doğruluğunu, o günden bu Delegelik için büyük çekişme • 300'ün üzerinde partilinin delegelik için aday olduğu kongrede, Şinasi Öktem'in kurultay delegasyonunda CHP lideri Deniz Baykal'm etkili olduğu iddia edildi. OKTAYAPAYDIN 11 kongresinde, CHP Genel Kurultayrnın kaderini etkileyecek olan 140 delegelik için büyük bir çekişme yaşanırken 300'ün üzerinde partili delegelik için aday oldu. Şinasi Öktem'in kurultay delegasyonunda, Baykal'ın etkili olduğu öne sürüldü. Aralannda Îstanbul ll Kaduı Kolu Başkanı Ayda Özlüçevik'in de bulunduğu kurultay delegesı adaylan Öktem'in listesinden son anda çıkartıldı. Kongreye 140 kurultay delegesi egemen oldu. Bölük'ün kurultay delegeliği için aday gösterdiği 17 üye listeden istifa ettiğini açıkladı. • 350 il kongre delegesi Şinasi Öktem'i yeniden il başkanlığına önerdi. Bölük 40 delege, îlter ise 50 delege taraftndan önerildi. • Şinasi Öktem'e karşı Mehmet Bölük'ü destekleyen eski il başkanian AIi Ozcan, Cemal Canpolat ve Cemal Özdemir'in yoğun kulis çabalan dikkat çekerken 12 Eylül öncesi dönemin CHP milletveldllerince yürütülen kulis çalışmalan da gözden kaçmadı. • Aralannda Bedri Baykam ve eski il başkanlanndan eski milletvekili Etem Cankurtaran'ın da olduğu 4 kişiye, divana başvurmalanna karşın süre yetmediği gerekçesiyle konuşmalarına izin verilmedi. • Salona ilk olarak giren Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sangül, "Başkan Sangül" sloganlan ve alkışlarla karşılandı. • Muhalefet, türbanlı delegeleri göstererek nasıl bir süreçten geçildikten sonra kongrenin yapıldığına dikkat çekti. • Listelerin hazırlanması "gelenekseT uzun pazarlıklar sonucu her zaıîıanki gibi geç saatlere kadar uzadı. • CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 10. Yıl Marşı eşliğinde ve partililerin ayakta alkışlan ve "Yakın gdeceğin başbakanT anonsuyla kürsüye davet edildi. Konuşması sık sık alkışlarla kesildi. • Lütfi Kırdar Kongre Sarayı'nın çevresi ve Halaskargazi Caddesi de CHP bayraklan ve posterlerle süslendi. Deniz Baykal kongrede yapoğı konuşmada, parti içi birlik ve beraberlik mesajlan verdL "CHP'de arök 'sen ben' kavgası ohnayacak. Birbirimizi seveceğiz. Kimtiğünizi nedeştiriyonız ve partimizi hızla hak et- tiği yere taşıyacağK" diyen Baykal,3 Kasım seçimlerinin, matematik sonucunun ötesinde önemli olduğu- nu veCHP'nin yülarsonrailk kezTürkiye'nin pek çok bölgesindebirinci parti olduğunu anımsattı. (AA) yana tüm olaylann kanıtladığını vur- guladı. "Tezkere hükümetin istediğigi- bigeçseydi Güneydoğu'da,nezaman p- kacağı belli otmayan 60 bin Amerikan askerikonuşlanacakn. Süleymaniye'de yaşananolaygösteriyor kibö ylebir ola- yın her hafta Güneydoğu'da yaşanma- yacağuu garanti edecek bir tek kişi bi- leyok" diyen Baykal, hükümetin ikir- cikli tavn ve pişman hali nedeniyle bir süper gücün arkasında sürüklendiğini anlattı. 'Türk halkı ormanına. vatamna sahlp çıkar' Baykal, orman arazilerinin satışı ko- nusunda Meclis'ten geçen yasa üzeri- ne Cumhurbaşkanı AhmetNecdetSe- zer'in alacağı tavn dikkatle bekledik- lerini vurguladı. Baykal, bu konunun Sezer tarafindan referanduma götü- rühnesi durumunda, Türk halkının or- manına, toprağına, vatamna sahip çı- kacağını, CHP'nin de mafya örgütle- rine karşı, Türkiye'nin hakkını huku- kunu savunacağını söyledi. Milli Cörüs gomleğini çıkartın' Hükümetin üniversitelere yönelik girişimlerini ve kadrolaşma çabalan- nı da sert şekılde eleştiren Baykal, hü- kümet çe\relerinın "üniversitelerede- Hgömlegighdirildigr yönündeki söz- lerine dikkat çekerek Başbakan Recep TayyipErdoğan'a şu sözlerle vüklen- di: "Sen üzerindeki Milli Görüş göm- leğini nive çıkardın? Moda mı değiş- ti? Bir özeleştiri yap, hesap ver. Biz üzerimizdekiAtatürkçü düşünceyiçı- karmryoruz. Sen gomleğini neden de- ğiştirdiginiaçıkla.- Baykal, daha son- ra şunlan söyledi: "BizKıbns'tahak- ianmızdan vazgeçmeden AB'de yer abnak,Irakhalkryla savaşmakzonın- da kalmadan ABD ile dost kalmak, üniversiteleri tarikat ve cemaaöerin denetiminesokmadan demokratikleş- tirmek, işçilerin haklanm ve özgür- hıklerini kısıüamadan ekonomide bü- yümeyi ve kalkmmavı sağlamak. Si- lahh Kuvvetierimize düşmanhk yap- madan daha ileri bir demokrasiyi ya- şama geçirmek istiyoruz." 140 delegenin belirleneceği kongrede çıkan kavgada bir kişi yaralandı CHP ııiıı kalbi IstaııbııTda ath tstanbul Haber Servisi- Cumhuriyet Halk Partisilstanbul 30. Olağan ll Kongresi dün Lüt- fi Kırdar Kongre ve Sergi Sara- yı 'nda yapıldı. Gece yansından sonra bu sabah saatlerine kadar süren kongrede Bafur Öter'in adaylıktan çekilmesiyle başkan- lık için ll Başkanı Şinasi Öktem ve eski il başkanlanndan Meh- met Bölük yanştı. Partililerin büyük ilgi göster- diği ve 2 bin 400 kişilik Rume- li Salonu'nu tamamen doldurdu- ğu kongre 635 delegeden 458'inin katılımıyla öncekile- rin aksine çok gecikmeden baş- ladı. Şinasi Öktem, salona Genel Başkan Deniz BaykaTla birlik- te gelirken ve diğer adaylar Meh- met Bölük ve Barur Dter kendi arkadaş gruplanyla salona gir- meyi tercih ettiler. Salona giren Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sangül, "Başkan Sangül" diye karşılanarak büyük alkış aldı. Kongrede divan başkanlığına Jçel Milletvekili ve CHP Grup Başkanvekili Mustafa Özjürek 32 ilçe başkanının önergesiyle tek aday olarak seçildi. aktardı: "Kuruttav sonrası Anıt- kabir'de Atatürk'ün huzuruna çıktıgımızda Aslanh Yol 'da bek- îerken bir görevli geKp bizi mer- divenJerin başına davet etti. O zaman öğrendikki Mecösdışuı- da kalan partilerin protokol yo- lundayürümeleriu>ugun değü- • Partililerin büyük ilgi gösterdiği kongre öncekilerin aksine erken başladı. Şinasi Öktem, salona Genel Baş- kan Deniz Baykal'la birlikte gelirken ve diğer adaylar Mehmet Bölük ve Barur îlter kendi arkadaş gruplanyla salona girmeyi tercih ettiler. Kongrede söz alan eski CHP genel başkanlanndan Altan Öy- men, konuşmasında partisinin kuruluşundan günümüze geliş- mesini anlatırken 18 Nisan 1999 seçimlerinde Meclis dışında ka- lışına ilişkin bir anısını şöyle miş. Bu bizinıiçin çok acıbir de- neyim oldu." Konuşması su^- smda bazı kişilerin sataşması üzerine Öymen, 50 yıllık parti- li olarak CHP'nin geleneğini bildiğini ifade ederken delege- ler ayağa kalkarak alkış tuttu. Konuşmalann 10'ardakika süreyle yapıldığı ve 30 kişinin söz istediği kongrede Kadıköy Ilçe Başkanı ŞefîkToprak ve ar- kadaşlan tarafindan verilen bir önergede, zamanın daraldığı ge- rekçesiyle konuşmalann sona erdirilmesi istendi. Kavga: 1 yaralı Önergenin aleyhinde söz alan "onur delegesi" Bedri Baykam ise konuşmalann sürdürülme- sini ıstedı. Delegelerin büyük çoğunluğunun oyuyla kabulü üzerine önergeye karşı çıkan ba- zı muhalif partililerle önergeyi destekleyen genel merkez yan- lılan arasında tokatlaşmaya va- ran kavga çıktı. Kargaşa sıra- sında başına sert bir cisim isa- bet eden bir partili hafif şekil- de yaralandı. IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr Yaz mevsimi ve tatil, okumaya me- raklı insanlar için kitap demektir. Kış boyunca yoğun iş yaşamı nedeniyle okunamayan krtaplar sıraya dizilir, ya- zın okunmak için. Bir kısmı okunur bir kısmı okunamaz. önceden hiç plan- lanmayan başka kitaplar gündeme gelir. Okuyan insan için kitap, vazge- çilmez birtutku. Son yıllarda bir kitap bombardımanı altındayız. önce neyi okumamız gerekir, sorusuna cevap bulmak çok zor. Okuyuculanm, zaman zaman yolladıkları mektuplarda, "Ne okuyalım?" diye sorarlar. Bunun bir tane cevabı yok ki! Ne tür kitaplan seversiniz? Polisiye mi, tarihi roman mı? Bir yaz günü, pazar tatilinde son günlerde okuduğum bazı kitaplan siz- lerle paylaşmak istiyorum. Fatih Ati- la'nın "Olü Canlar" (Can Yayınları) ki- tabını birsolukta okudum. S/vas kat- liamına değişik bir dille yaklaşıyor. Atila'nın "Alaturka Rapsodi" ve "Ak- deniz'in Kıyısında" romanlarından sonra bu üçüncüsü. Biraz Kitap Biraz Dergi Sıvas katliamında yaşamını yitiren Carin'in peşinden gelen bir Ingiliz'le, bir yazarın ilginç serüveni içinde ro- man akıp gidiyor. Romanın kahra- manlanndan avukat Yücel de bir "fa- ili meçhul cinayef'e kurban gidiyor. "ölü Canlar" unutmadığımız ve unut- mamızın mümkün olrnadığı bir bü- yük katliamı, bize edebi bir dille anım- satıyor. Bu ülkenin, yakın döneminin yaşanmışlığına gönderme yapıyor. • • • Ömer Faruk Ciravoğlu'nun "Mül- tecinin ölümü" (Pencere Yayınları) ise bir başka drama ışık tutuyor. Ci- ravoğlu, mültecinin dramını, kitabın ba- şında şöyle özetliyor: "On beş yıldır Amsterdam'da yaşıyorsun. Mülteci dediklerinden... Buraya geldiğinden beri her gece rüya görüyorsun. Ak- satmadan her gece... Eskiden gör- mezdin. 'Görmüş ama unutmuşsun- dur' dediler, Burada unutmuyorsun. Kâbus gibi rüyalar görüyorsun." ömer Faruk Ciravoglu da yıllarca mültecilik mecburiyetini(!) yaşayan- lardan. O yaşamı en iyi bilenlerden. Bu kitabında yaşanan kâbusları ve acıları aktanyor bizlere. Orada yaşa- yan insan tiplerini, onlann sıkıntıları- nı. Özellikle siyasi mülteciliğin açmaz- lan, kitabın ana temalan. Kolayca oku- nuyor. Yurtdışındakini anlamak iste- yenlere önenyorum. • • • Elimdeki üçüncü kitap Baki Ko- şar'ın. "Kader Otelinde Aşk Cinaye- f/"(Turuncu Yayınları). Gazeteci Baki Koşar, Batmanlı. Büyük acılann yaşan- dığı yerde doğmuş, orada geçmiş ço- cukluğu. Büyük kentlere göçle yakı- lıp yıkılan yaşamları iyi biliyor. "Kader Otelinde Aşk Cinayeti" başlıklı uzun öykünün gerisinde başka yaşanmış- lıklar bulabilirsiniz. "Parasız, yoksul ve kimsesizdim. Basmane Gan'nda indiğimde fena halde açtım da... Garda bir süre otu- rup bekledim. Yaşamımı sürdürebil- mek için neden Izmir'i seçmiştim, bilmiyordum. Benibu şehre çeken tıl- sım, esrarengiz güç neydi?..." "Arkamda bıraktığım yer ise Iz- mir'den o kadar farklıydı ki... Yoksul, unutulmuş, kaderine terk edilmiş... Ben oralıydım." Böyle başlıyor öy- küsü göçmen insanın. Sonunda bir ci- nayetle mi noktalanıyor? Yoksa bir hayal mi görüyor? Bunu tam olarak anlamak mümkün değil. Baki Ko- şar'dafarklı bir edebi lezzet bulduğu- mu söylemek istiyorum. • • • Elimdeki dördüncü yayın, bir der- gi, "Picus". İlk sayısı ağustos ayında çıktı. Epsilon Yayıncılık'ın çıkardığı derginin genel yayın yönetmeni Ber- ran Tözer. Tözer neden Picus adını koyduklarını şöyle açıklıyor: "Mitolo- jiSözlüğü'ne göre 'Picus ünlü bir kâ- hinmiş.' Ayların en sıcaklanndan bi- rinde yayın hayatına başlayan Pi- cus'un elbette ileriye yönelik çeşitli kehanetlerde bulunmakgibi bir iddi- asıyok. Ancak, Türkiye'degiderekçe- şitlenen ve renklenen kitap yayını dünyasının, Batı ülkelerinde olduğu gibi, birgün mutlaka endüstriye dö- nüşmesigerektiğini görüyor. Dolayı- sıyla Picus'un tek bir amacı var: Ki- tabı endüstriye taşıyacakyoldakiara- cılardan biri olmak." Picus'un kapağında bir romancıy- la bir futbolcunun söyleşisi yer alıyor. Murattian Mungan soruyor, Gala- tasaraylı golcü Ümit Karan cevaplı- yor. Hüiya Ekşigil de Picus dergisi adı- na, Bodrum'a yerleşen Latife Te- kin'le konuşmuş. Latife Tekin ne ya- pıyor diye soranlara, ilginç cevaplar veriyor. Zengin ve çekici bir dergi Pi- cus. Uzun yıllar yaşamasını diliyoruz. • • • Kitaplarla yolculuk hiçbir zaman bitmez. 2000'Lİ YILLARDA ERDAL ATABEK Okumamn Tarihi... "Skolastikpedagojiyegöre anlamak, bilgisahibiol- manın önkoşulu değildi. Öğrenciler bu kurallan ez- berlemek durumundaydı. Bekleneceği gibi, sonuç- lar çoğunlukia düş kıncı oluyordu. 1450 yıllannda okula devam eden Jakop Wimpreling, yıllar sonra eski sistem altında öğrenim görenlerin çoğunun ne Latince okuyabildiklerini ne biryazı ne de şiiryaza- bildiklerini, dini törenler sırasında okunan duaları da açıklayamadıklannı aktaracaktı." Bu 'kural ezberciliği'ne dayalı eğitim sitemi, italya ve Hollanda'da başlayan 'hümanist bilim adamlan'\a- rafından yapılan eleştirilerle değişmeye başlar. Bu eleştirilerFransa'yaveAlmanya'yadaulaşır. 1441 yı- lında zamanın ünlü okulu Selestat'a, Heidelberg Üni- versitesi mezunu Louis Drinderberg müdür olarak atanır. Drinderberg, eğitime temel değişiklikler getirir. Okunan kitaplann belirii bölümlerini sınıflarda tartış- maya açar. Eğitimi 'zorla ezberlemek'ten 'anlamaya' çevirir. Oğrencilerine, sınıfta okutulan metnin tartışıl- masına oîanak sağlayarak o güne kadar olanın çok üstünde bir öğrenme özgürlüğünü tattınr. 1477 yılın- da öldüğü zaman Drinderberg, arkasında Selestat okulunda okuma öğrenmek için yepyeni bir sistemi bırakmıştı. Yerine gelen müdür Hofman da aynı yolu sürdürdü. Aristoteles'e göre, "Gençlikte kök salmış iyi alış- kanlıklar sonradan çekip çıkanlamazlar." Tatil için geldiğimiz Club Orient'de okuma listemiz- de olan 'Okumamn Tarihi' Alberto Manuel tarafindan yazılmış. (Listenin öteki kitaplan 'Karnından Konuşa- nınöyküsü', 'Osmanlı'da BirKöle', 'ÖlümcülKimlik- ler'.) 'Okumamn Tarihi' çok önemli bir kitap. Yazan Al- berto Manuel adında Arjantinli bir 'bibliyoman' (kitap tutkunu). Yazar, çevirmen ve editör. Jorge Lois Bor- ges'e iki yıl kitap okumuş. Okuma üzerine çok yönlü boyutlar açıyor, o okumanın dünya üzerindeki serü- venini anlatırken siz de okur olmanın nasıl bir aynca- lık olduğunu bir kez daha anlıyor ve göneniyorsunuz. (Çeviri, Füsun Elioğlu - YKY - 2002) Okumak, yazılanı okuyup da öylesine geçivermek değil. Gerçek anlamda okumak, okuduğunu anlamak, anladığını tartışmak, tartıştığınıyorumlamak, yorum- ladığından da kalıcı biröz çıkanp onu 'kullanılabilir bil- giler' arasına katmak becerisidir. Bu anlamda okumak, kişiyi çok yönlü geliştiren bir kazanımdır. Okumak, hem akademik zekâyı hem duygusal ze- kâyı geliştirir. Görsel algı yoluyla seçici dikkati, belleği, muhake- meyi, sorun çözmeyi geliştirir ve haya/ gücünü geniş- letir. Kişiye kendinden başkalannı da anlama yetisini (empati) kazandınr, ufkunu genişletir. Bu yıl 'Fen ve Anadolu Useleri Giriş Sınavlan'nda alınan sonuçlar da çok düşündürücü oldu. Sınavda sorulan 100 soruyu bilen iki birincinin yanı sıra 40 bin 586 öğrenci srfır puan aldı. Bu sıfır puan sorununu yo- rumlayan uzmanlar, genel olarak "yorum sorulan so- rulduğunu, bu nedenle ezberte öğrenmiş öğrencile- rin doğnj yanıt veremediklerini" açıklıyorlar. Belki pu- an değerfendirme sistemi de 'sıfır puan' sorununda rol oynuyor ama, ortaya çıkan durum mutlaka ince- lenmelidir. Bu incelemede şu konulann araştınlması yer alma- lıdır: • Bu öğrencilerde kitap okuma oranı ve düzeyi ne- dir? Kitap okuyoriar mı? Okuyoriarsa hangi kitaplar? Bu kitaplann tartışıldığı bir ortamlan var mı? Bu kitaplardan nasıl bir sonuç çıkanyoriar? • öğrenciler, eğitimleri içinde soru sormayı öğreni- yorfarmı? Eğitim içinde soru sorma hakkı tanınıyor mu? Bir konudan soru çıkarmayı öğreniyorlar mı? Sorduklan sorulan tartışabiliyoriar mı? Bu tartışmadan yeni inceleme konuları çıkanyoriar mı? Bu tartışma ve incelemeler nasıl bir sonuca vanyor? • öğrenciler, eğitimleri içinde özeleştiri yapmayı öğreniyorlar mı? öğrenciler kendi haklan ve görevleri konusunda ne düşünüyoriar? Kendi doğru ve yanlışlannı nasıl tanımlıyoriar? Kendi üzerierine düşen görevleri biliyoriar mı? Bu görevleri yaptıklannı düşünüyoriar mı? • Öğrenciler yaşamla ilişkileri konusunda ne düşü- nüyoriar? Yaşamdan beklediklerini nasıl sıralıyorlar? Bu beklentide kendi paylannı nasıl görüyortar? Bu beklentilerde şansın, kendilerine verilen deste- ğin, kendi çabalannın payını nasıl görüyorlar? Yaşam beklentilerindeki örneklerini kimlerden se- çiyoriar? Bu sorulann yanrtlan, hepimiz için bir durum çözüm- lemesi (analizi) olacakbr. Sadece sınav sonuçlanylagenç- lerimizi değeriendirmek gibi bir yanlıştan da toplumu kurtaracaktır. Kanımca bu sorularyalnız öğrenciler için değil, eği- tim alanında yer alan herkes için (öğretmenler ve eği- tim yöneticileri için de), sonra da toplumdaki herkes için de yararlı bir araştırmanın yapılmasına yardımcı olacaktır. Okumayı bilmeyen ve sevmeyen, okuduğunu an- lamayan, bildiğini tartışmayan, soru sormayı öğren- meyen, eleştirel düşünce yetisine sahip olmayan in- sanlann toplumundan başan bekleyemezsiniz. Başan, öyle rastlantılaria, kaderie, talihle, şansla açıklanacak bir hedefe vanş değildir. 21. yüzyıl, ge- cikmeleretahammül gösteren bir yüzyıl değildir. Kay- bedilen heryıl, artık kazanılması hayal olan on yıla denk- tir. Işitirsen duyarsın, Dinlersen anlarsın, Okursan düşünürsün, Sorarsan öğrenirsin. e-mail: erdalatak v superonline.com Faks:0212-513 90 98 Ağar sistem değifIdiği istedi • tstanbul Haber Servisi - DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, AKP iktidannın, milletin siyasetin dışına itilmesinden ortaya çıkan bir büyük "öfke kabarmasnıın" sonucu olduğunu söyleyerek Türkiye'nin bir sistem değişikliğine ihtiyaç duyduğunu belirtti. Ağar, DYP Kadıköy tlçe Teşkilatı'nın Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'ndeld 9. Olağan Kongresi'ne katıldı. "Bugün Türkiye, gerçekten bir sistem değişikliğine ihtiyacı olan bir ülkedir. Ama Türkiye'de sistem değişikliği ile rejim değişikliğini birbirine kanştıran, berrak olmayan kafalar vardır" diyen Ağar, Irak'a asker gönderilmesi konusunun ise henüz netleşmediğini anımsatarak "Milletin iradesine aykın herhangi bir icraatı hiçbü' hükümet sergileyemez" diye konuştu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog