Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 3 AĞUSTOS 2003 PAZAR 12 PAZAR KONUGU Ortadoğu uzmanıProf.Dr. Lisa Anderson, Bushyönetiminin Ankara yla birlikteçalışmayolunu arayacağını söyledi: S Ö Y L E $ İ : LEYLA TAVŞANOCLU leyla.tavsanoghi@cumhuriyetcom.tr ABD'nin, dünyanınjandarması örneği, önce Afganistan, sonra da Irak'tayaptığı askeri müdahaleler sadece dünya kamuoyunda değil Amerikan kamuoyunda da kaygı yaratıyor. Sıradan insanlar ABDde bu kaygılarını dillendirmekten çekinirlerken özellikle üniversite çevreleri Bıısh yönetiminin tutumunu hiç durmadan eleştiriyorlar. Bu eleştirenlerin öncülerinden birisi de Columbia Üniversitesi Uluslararası Ilişkiler Bölümü Başkanı, Ortadoğu uzmanı Prof. Dr. Lisa Anderson. Anderson, Bush yönetiminin içine sızan küçük bir grup insanın neredeyse dünyayı yönetmeye sıvandıklanm ve bütün uyanlara kulaklarım tıkayarak, "Her şeyin en iyisi ve doğrusunu biz biliriz " tavrı içinde olduklarını sö'ylüyor. ABD'nin Ortadoğupolitikası konusunda Boğaziçi Üniversitesi 'nde geçen günlerde bir de konferans veren Prof. Anderson, ABD 'nin, Türkiye'ninyardımı ve işbirliği olmadan îrak meselesinin altından kalkamayacağını da üstüne basa basa ifade ediyor. Irak'taçözümiçinTürkiyegerekli- Siz Ortadoğu işleri konusunda uzmanlaş- mış bir bilim insanı olarakABD 'nin, özellik- le 11 Eylül'den sonra Ortadoğupolitikasının nasıl şekillendiğini düşünüyorsunuz? - Aslında ABD'nin bugünkü Ortadoğu poli- tikasının temellerini irdeleyebilmek için 11 Ey- lül öncesine bakmak lazım. Aslında iş, Bush'un başkan seçılmesi ve yönetimine hep Irak'ta SaddamHüseyin'in devrilmesini savunan kişi- leri almasıyla başladı. Belki de hatta bunun köklerine inebılmek için Başkan Reagan'ın yö- netünini incelemekte yarar var. Çünkü bugün Bush yönetiminde olan o kişiler, zamanında Reagan yönetiminde de varlardı. Bakıyoruz, dana sonra baba Bush'un yöne- timinde de onlar etkinler. Hep Saddam'ın ken- dilerine ihanet ettiğini düşündüler. Çünkü tran'a karşı Saddam yönetimini destekJediklerini, ama sonunda Saddam'ın onlara dirsek çevirdiğini dü- şünüyorlardı. Bu ekibin söylemlerinden birisi de Saddam' ın Soğuk Savaş'ın bitmesini fırsat bildiği, Irak'ın tam anlamıyla diktatörü kesildiğiydi. Bunlar Saddam tarafından kişisel olarak ihanete uğra- duklannı düşündüler. - Peki Clinton döneminde bunlar neyaptı- lar? - Clinton yönetiminde görev almadıkJan için siyaset süreci dışında kaldılar. Böylece çeşitli düşünce üretme kuruluşlannda (think tank) ça- lıştılar. Bu çalışmalan sırasında da bölgeyi na- sıl anladıklarını uzun uzun düşündüler. Vardık- lan sonuç çok ılginçti. " Bunlann hiçbirinegü- venilemez" karanna vardılar. ABD'de Demokratlann çoğu bu gözlemi yap- mamışlardı, ama bunlar Arap dünyasında bü- yüme oranının ekside olduğunu, Arap dünya- sında dıştan görünen istikrann gerçekte bazı ül- kelerde yaşam standardının gittikçe düşmeye baş- lamasıyla olacak olaylan maskelediğini fark ediyorlardı. Burada ilginç bırdurumsözkonusu... Soğuk Savaş döneminde ABD, Sovyetler Birliği'yle zımni bir anlaşmayla bölgeyi mükemmelen yö- netiyordu. Yani ABD bölgedeki kendi kontro- lündeki yöreye, Sovyetler Birliği de kendi kont- rolündeki yöreye bakıyordu. Soğuk Savaş sonrasında bu denge ortadan kalktı. Ve birden bırileri bir şeyin farkına var- dılar. Bölgede bir alay sözüm ona siyasi rejim vardı, ama bunlann ne uluslarrası alanda ne de kendi içlerinde meşruiyetleri ve sorumlulukJa- n vardı. Düşünün bir kere... ABD bölgede tabii ki petrol kaynakJannı ve Israil'in güvenliğini gü- vence altına abnak isteyecekti. Ama bu daki- kası dakikasına uymayan, ne yapacakJan kes- tirilemeyen Arap hükümetleriyle bu nasıl ba- şanlacaktı? Önünüze bazı seçenekJer koyun. Ya bir çeşit hain olarak kabul ettiğiniz Saddam Hüseyin re- jimine ya da îran'daki rejime katlanacaksınız. BunJar kendi halkJannın hiçbir şekilde mem- nun olmadığı rejimler. Çünkü inanılmaz dere- cede baskıcılar. Derken 11 Eylül gibi bir olay olunca da şu sonuca vanyorsunuz: Bu rejimler kendi top- lumlannı bile kontrol altında tutamıyorlar. 'Kaba flücü ortaya koymalc' - Yani Bush 'un bu takımı, bu sonuca vara- rak mı Bush 'la yola çıktı? - Evet. Bir yanda bu tanıyı koymuşlardı böl- ge için. Öte yanda da bir çeşit ideolojik pozis- yonian vardı. Yani aşuı derecede real politik- çi, perspektifi tamamıyla uluslararası işlerde odaİdanmış aşın derecede kuvvet oyunlanna da- yalı bir siyaset. Başkan Bush'un Ulusal Güvenlik Danışma- nı Condokzza Rice, Ortadoğu banşıyla ilgili Os- lo sürecinin Bush yönetimi tarafından redde- dilmesinin hemen ardından bir grup gazeteci- ye verdiği demeçte şöyle konuşmuştu: "Biz dünyada ülkelerin eşitoimadıklannı dü- şünüyoruz. Örneğin ABD'nin öbür ülkelere gö- re çok daha fazla gücü var. Dolayısıyla da daha fazia sorumluluğu, çok daha fazla hareket öz- gürtüğü var. O nedenle de dünyanın öbür ülke- lerinden daha fazla yasal ve hukuksal sorumlu- hıklan ve yükümlülükleri bulunuyor." Şu küstahhğa ve cüretkârlığa bakar mısımz? Ama bu takımın yola çıkış noktalarını anlamak için bütün bunlan dikkatlice gözden geçirmek lazım. Birinci nokta, çok güçlüler ve kaba güç- lerini de her fırsatta ortaya koyacaklar. - Gerçekten böyleyse ne zaman ateş alaca- ğı ve neresini hedefleyeceği kestirilemeyen bir silah gibitehdîtsaçmıyorlar mı? Bütün dün- ya için büyük tehlike arz etmiyorlar mı böy- lece? - Tabıi ki bütün dünya için büyük tehlike arz ediyorlar. îstedikJeri her şeyi yapabilirler. Üs- telik de hiç kimseye karşı hiçbir sorumluluk ve yükümlülük duymuyorlar. Bütün bunlar da gittikçe ve ilginç bir biçim- de Başkan'ın (Bush) dinsel inançalanyla ilin- tileniyor. Bunlar dünya için neyin en iyisi ol- duğunu sadece kendilerinin bildiğine, günün bi- rinde ABD'nin bütün dünyanın insanlanna bü- yük bir lütufta bulunduğunu herkesin anlaya- cağına inanıyorlar. Zaten Irak konusunda Rums- feldin (ABD Savunma Bakanı) pozisyonu da böyle. Inanıhpaz, akıl almaz bir cüretkârlık içindeler. Bu Bush yönetiminin tavn özetle iki nokta- da toplanıyor: *i ^ Biz herkesten güçlüyüz ve dünya yüzünde di- lediğimizi yapanz. Arap dünyasında, hele de Iran'da hiç kimse- ye güvenmeyiz. 'Cicl çocuk Türklye 1 - Peki, ya Türkiye konusundaki son yakla- şımlan nedir, sizce? - Canım, biz Türkiye'yi severiz. Ama son yaptığı bizim için büyük düş kırıklığı yarattı. Başlangıçta Türkiye cici çocuktu. Israil hep cı- ci çocuktur. Ama bunlann dışında hiç kimse- ye güvenmeyiz. Bakın, iktidara gelirlerken hiç bunlan telaf- fuz etmediler. Çünkü baba Bush, hatta Clinton döneminin ne kadar başka olduğunu bilıyorlar- dı. Ama politikalanna baktığınızda neler yap- makta olduklarını ya da neler tezgâhladıkJarı- nı görebiliyordunuz. Ote yandan iktidara geldikten sonra açıkça, "Oslosüreci"ni sürdürmeyeceğiz. Arafat'la da muhatap olmayız. Ona kesinlikle güvenmiyo- ruz. Bu bağlamda kiminle muhatap olacağımı- za kendimiz karar veririz; muhatabımızı ken- dimiz seçeriz. Arafat'a güvenmiyoruz. Zaten gü- venilir olmadığını bıliyoruz. Üstelik ülkesinde pek de sevilmediğinin ve desteklenmediğinin ayırduıdayız. Bu sonuncusu doğru bir tespit. Bunda kuşku yok. Bu yönetimin tavnna şunu da eklemek isti- yorum: Bizimle işbirliği yapacaksanız bizim sözümüz- den çıkmaym. Biz diyoruz ki: Bu bölgede bu tür rejimleri istemiyoruz. Bu yönetimin bölge politikasının çok dra- matik bir biçimde farklı olacağının ilk belirti- leri de şu tavırdan belli olmuştu: Seçimle işbaşına gelmiş olmalan bizun için fark etmez. Böylelerini muhatap kabul etme- yız. Oslo süreci sona erince Bush yönetiminin tavnnı hatırhyor musunuz? "Eh, ne yapalım? Bittiyse bittL" - Peki, bu takımın Saddam rejimini devir- me bahanesiyle Irak 'a bir askeri harekâtyap- ma fırsatı kolladığı biliniyordu. Ama bunu neden bu zamana denk düşürdüler? -11 Eylül'den önce de bunun bayraktarlığı- nı yapıyorlardı. ama destek bulamıyorlardı. Üs- telik halkın büyük bölümü de yeni bir savaşı is- temiyordu. Clinton döneminin liberal yakJaşımlan hal- ka daha cazip gehyordu. Evet, belki insani açı- dan bir-iki müdahale yapılabilirdi, ama tadının kaçmaması koşuluyla. Ama bütün bunlar 11 Eylül'le birlikte değiş- ti. Bush yönetimindeki bu insanlar için 11 Ey- lül bulunmaz bir nimetti. Sanki başlanna talih kuşu konmuştu. Çünkü 11 Eylül, ABD'nin iç koşullannı ta- mamıyla değiştirmişti. Bir zamanlar ya da 11 Eylül öncesi Ortadoğu'da ya da dünyanın ne- resinde olursa olsun bir savaşa ya da askeri mü- dahaleye karşı olan ABD toplumu, bu kez yüz seksen derece fikir değiştirip ABD'nin Idak'ın Prof. Dr. LİSA ANDERSON Tufts Üniversitesi'nde hukuk ve diplomasi dallannda yükseköğrenimini tamamladu Columbia Üniversitesi'nde siyaset bilimi doktorası yaptu Aynca aynı üniversitenin Ortadoğu Enstitüsü 'nde de lisans iistü bir çalışma yaptu Columbia Üniversitesi Uluslararası Ilişkiler Bölümü 'nde 1986 'dan bu yana öğretim üyesL 1990-93 arası aynı üniversitenin Ortadoğu Enstitüsü Müdürlüğü görevinde bulundu. O tarihten beri de Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanu Ortadoğu 'nun sorunlanyla ilgili yazdığı pek çok makalesi ve kitabı var. Kongre oturumlannda Ortadoğu işleri konusunda sıklıkla ifade veriyor. Gazeteler ve televizyonlarda sıklıkla görüşleriyayımlanıyor. tepesine binmesi gerektiğinin şampiyonluğunu yapmaya başladı. - Yani bu duygu ve düşünce değişikliği 11 EylüVün şokuyla mı oldu? - Evet, tamamıyla öyle oldu. '11 Eylül bahane oldu' - Peki, Busn yönetimi içinde olduğunu söy- lediğiniz bu takım, 11 Eylül saldırısını mani- püle etmiş olabilir mi sizce? - Yani, başta Afganistan olmak üzere Irak'a saldınyı da meşrulaştırmak için, kamuoyunda zemin hazırladıklarını mı kastediyorsunuz? Sanmam. Sadece şanslan yaver gitti o kadar. Ben- ce, Irak'a saldırmak için bahane anyorlardı. 11 Eylül mükemmel bir bahane oldu onlar için. Ama başlangıçta dikkatleri dağılmıştı. Önce- likle işin içinde Afganistan vardı. Böylece bu takım, "ÖnceAfganistan'ıhaDetmemizlazmı'' karanna vararak oraya saldın emrini verdi. Ta- leban rejımını yıktı. Onlara göre Afganistan bir alıştırmaydı. Esas oyun Irak'tı. Amerikan halkının çoğunluğu nonnal zaman olsa Irak'a akseri müdahaleye şiddetle karşı çı- kardı. Ama terörle savaşın bir parçası olarak tak- dim edildiği için itiraz edemedi. Geçen şubat- ta ABD'de bir kamuoyu araştırması yapıldı. Sorulan sorulardan birisi de Üdz Kuleler'i vu- ran uçakJarda tek bir h-aklı olup olmadığıydı. O uçaklarda tabii ki tek bir Iraklı bile yoktu, ama sonuçta öyle bir ortam yaratılmışh ki bü- tün Amerikan kamuoyu her türlü terör hareke- tinin altından Irak'ın parmağının çıkacağını bekler duruma gelmişti. Böylece Bush yöneti- mi iki konuyu büyük bir kurnazlıkJa birbirine bağladı. Oysa Irak'ın 11 Eylül saldınlannda parmağı olduğu konusunda en ufak bir kanıt bi- le yoktu. - Yani 11 Eylül Bush yönetiminin Irak 'a as- keri bir harekât düzenleme planını meşru- laştırmtş mı oldu? -Evet, böyle bir harekâtı meşrulaştıracak ba- haneyi yarattı. 11 Eylül, Amerikalılarda tero- rizm ve Müslüman dünyaya karşı dehşetli bir korku uyandırdı. Bush yönetimi de bu korku- yu büyük bir keyifle körükledi. Derken Kuzey Kore'yi ortaya attıklannda bu işin pek sökme- yeceği anlaşıldı. Insan haklan ve demokrasiden söz ettiklerinde blöf yaptıklan çok belli oluyor- du. Kuzey Kore suçlanıyordu, ama Suudi Ara- bistan, Pakistan gibi ülkeler dostumuz olduk- lan için muafıyet kazanıyorlardı. Amerikalıla- nn çoğu Irak Savaşı'nı destekledi, çünkü ne olup bittiğini tam olarak anlayamadılar. Pomlno teorlsl -Peki, bu insanlar demokrasiyle, insan hak- lartyla ilgilenmiyordı da neden Afganistan 'dan başlamak üzere bu saldmlara geçtiler ve dün- yanın temellerini yerinden oynattılar? Sizce amaç neydi? • Bence amaç deneme yapmaktı. - Nasıl bir deneme? -Yani, Arap dünyasında bir rejimi devirme- yi başanrlarsa domino oyunu gibi gerisinin ge- leceğini, bütün rejimlerin arka arkaya devrile- ceğini sanıyorlardı. daha açık söylemek gere- kirse ünlü Domino Teorisi'ni bütünüyle uygu- lamaktı amaçlan. Bu da onlann ekmeğine yağ sürecekti. Çünkü bu rejimlere kesinlikle hiç güvenleri yoktu. Böylece iki şey yaptılar. Bi- rincisi, kısmen Arafat'ı memnun edip orada yeni gelişmeleri izlediler.Arafat'ın yerine ge- çecek kişiyi belirlemeye çalıştılar. Abu Mazen daha sonra sahneye çıktı zaten. Irak'ta da hükümet devrilirse ne olacağım hesaplamaya çalışıyorlardı. Üstelik böylelikle öbürlerine de bir göz dağı verilmiş olacaktı. Böylece en kolay yolu seçtiler. Çünkü hiç kim- senin Saddam'uı imdadına koşmayacağını bi- liyorlardı. Hesaplan, Saddam devrildikten son- ra yeni bir rejimi yeniden inşa etmenin kolay olacağıydı. Bu da ABD'nin amaçlanna mü- kemmel hizmet ederdi. Öbür Arap rejimleri de, " Ya ABD'ye biat edersiniz ya da ABD sizi de >ıı- tar" mesajını almış olacaklardı. - Peki, dünyanın vereceği tepkiyi hiç hesap etmediler mi? -Yooo. Son 25 yıldır üniversite ve siyaset ya- şamının iç içeliğinden edindiğim deneyimleri- me dayanarak söylüyorum ki. bu kez ABD'de bütün üniversite camiası savaşa şiddetle karşı çıktı. Tek bir kişi bile bunu desteklemedi. Hat- ta CLA'ya rutin danışmanlık yapan kişiler bile Irak Savaşı'na karşı çıktılar. Çünkü bunun hiç- bir mesnedi olmadığını biliyorlardı. Hatta akademisyenler değil de çoğu kez hükümetle al takke ver külah olan güvenlik, strateji uzmanlan bile bu savaşa karşı çıktılar. Birleşmiş Milletler Bush'un umurunda değil - Beni belki komplo teorisine prim vermekle suçlayabilirsiniz, ama Bush yönetimi içindeki bu bir avuç ideolog sırfbüyükAmerikan ulusu- nun çıkan için mi bu işe girişti? - Aldıklan bu karann ABD'nin çıkanna oldu- ğuna samimiyetle inandılar. - Yani Hitler gibi mi, biranlamdo? - Kendilerini çok iyi vatanseverler olarak gör- düler. Amaçlan kişiselden çok ideolojiktı. Bu in- sanlar ABD'nin en muhafazakâr siyasi kanadına mensuplar. Montana'dan seçiliyorlar. Rumsfeld yıllardır ortalıkta. baksanıza. fIk yaptıklan işte de, biz kimseyi dinlemeyız, herkesten daha iyi biliriz, her şeyi herkesten daha iyi yapanz yaklaşımını güttüler. Dolayısıyla hiç kimseye danışma gereği- ni, yükümlülüğünü ve sonımluluğunu duymadı- lar. Sadece kendi aralannda konuştular, tartıştılar. - Baba Bush, Lawrence Eagleburger bile böy- le bir harekâta karşı çıktılar. Öyle değil mi? -Evet, tamamıyla öyle oldu. BrentScowcn>ftbi- le karşı çıktıktan sonra, anlayın artık... Bu birbiri- ne sıkı sıkıya bağlı bir avuç insandan oluşan kü- çücük bir grup. Bunlar ABD'nin siyasetini tabiri caizse "götürdüJer". Bu yaptıklan bir anlamda in- sanı linç etmek. Kurbanlannın kötü bir insan ol- duğuna kendilerini öylesine inandırmışlar ki hu- kuka fılan boş venyorlar. Bütün yaptıklan kötü bil- dikleri kişiyi yakalavıp hemen oracıkta ipe çekmek. - Oyüzden mi BM'yi de boşladüar? -Tabii. BM onlann umurunda bile değildi. Ta- vırlan da, "Bizgüçlih'üz.Güçlü.hiç kimsenin ona- ymı ahnaz. Kendi işini kendi görür" bıçımındey- di. ABD'de kötü bir gelenek vardır. İnsanlar hak- lılıklanna o kadargüvenirler ki kendi işlerini anın- da kendileri halletmek isterler. Yine, burada da aynı şeyi yapıyorlar. Çünkü haklılıklanna çok gü- veniyorlar. Bu durum yakın gelecekte ABD'ye büyük zarar verecektir. tşler çok kötü, çünkü. tşin ilginç yani, bunlar Irak ta hükümeti devindikleri an- da harikalar yaraülacağını sandılar: buna inandı- lar. Bakın. ABD'de bir inanç vardır. Hükümeti, devleti birtakım işlerde devTeden çıkanrsanız iş- lerin düzeleceğıne inanılır. Ben buna karşıyun, ama bazılan bunu böyle görüyor. Hem güçlü bir özel sektörolduğu için devlet devreden çıkıncaözel sektör devreye giriyor ve fazla bir şey fark emi- yor. Ama bunlar bir şeyi anlayamadılar. Irak gibi bir ülkede hükümeti yıkarsanız kaos yarahrsınız. Nitekim de böyle oldu. Bunlaruı ideologlan öyle insanlardı ki Saddam rejımi bertaraf edilirse he- men ortalığa nur ineceğıni düşündüler. kak bir sosyal devlet. Üriin ve besin maddesini insanlara dağıtmazsanız o insanlar açlıktan ölürler. Sübvan- siyonlann sürdürülmesı lazımdu-, Türkiye-lnglıtere kar$ıla?tırması - Bush yönetiminin Türkiye 'nin siyasetine yaklaşımını nasıl değeriendiriyorsunuz? - Çok açık biçimde Türkiye'yi, bilinen neden- lerle, manipüle edebileceklerini düşünüyorlardı. AmaAnkara'nın tavn onlan düş kınklığına uğrat- ö ve çok şaşırttı Ama bu böyle devam edemez. Türkiye'yle birlikte çahşmanın yollannı arayıp bulacaklardır. Çünkü Türkiye'yle işbiruğine gir- medenABD, Irak'ta adım atamaz. Ben kişisel ola- rak Türkiye'nin, tngiltere'nin durumuna düşme- mesinden kıvanç duyuyorum. Bugün Tony Bfair, Bush'un şamar oğlamna döndü. Türkiye bütünbu olanlardan kendine çok önemli bir statü yaptı ki bu da Türkiye içinbence çok önemli ve değerli bir aşamadu-. Ama bence ne Türk hükümeti ne de Türkrye Cumhuriyeti Devleti Irak'ta ne gibi bir so- nuç istediklerine hâlâ karar vermiş değiller. Oysa bu konuda gayet net ve şefiFaf olmalılar. Arü, bu konudaABD'ylekesin ve yakın işbirliği içinde ha- reket etmeliler. Çünkü ABD'nin şu aşamada bu- nunla ilgili hiçbir fikri yok. Irak'ta en çok istenen sonucun ne olabileceğini hiç bilmiyor. ABD şu an- da birlikte çalışabileceği insanlar. ülkeler ve ger- çekleştirebileceğı bir model anyor. - SizceABD yönetiminin Irakpetrolüyle ilgi- lipolitikası nedir? -Ikinci Dünya Savaşı'ndan buyanaABD, buböl- gede petrol kaynaklarına güveıili erişimin ulusal güvenlik çıkarlannın başında geldiğini beyan et- miştir. ABD, bölgedeki hükümetlere petrolü kont- rol eden hükümetler gözüyle bakıyor. Ama onla- n ilişkiye gkılebüir nitelikte görmüyor. ABD yö- netimine göre gereğinden fazla serseri devlet, pet- rol zenginliklerınin üzerinde oturuyor. Bu da ABD'de kaygı yaratıyor. - Ortadoğu 'nun yakın geleceğini nasıl görü- yorsunuz? - Birkaç yıl önce çok daha kötümserdim. Çün- kü o kadar kayıt <hşı, sorumsuz, meşruiyettenuzak, serseri devlet varld o bölgede... Bölgeyle çok ya- kından ilgili, ABD ve Türkiye dahil ülkeler de de- vekuşu gibi başiannı kuma gömmüşler. uzayın maviliklerinde bn- mucize olup koşullann değiş- mesinı bekler dunımdaydılar. Bugün bu kaygıla- nm katlanarak buyüyor. Çünkü Ortadoğu'da do- mino teorisinin gerçekleştirilmesi hesabı çok teh- likeli. Ya domin;, teorisi tersine gelişirse ne ola- cak? Yani, ABD Irak'ta durumu düzenlemeyi be- ceremezse Irak'iaü ka^t dışıhğı yaratanlarbukez sadece ekonomu olarak değil. siyaseten de kom- şu ülkelere el atQaya kalkışmayacaklar mı? Yani El Kaide misal bu yeraltında faaliyet gösteren güçler yeriistünt çıkmaya başlamayacaklar mı?
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog