Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

29 AĞUSTOS 2003 CUMA CUMHURİYET SAYFA DIZI Cumhuriyet gazetesinde yönetim değişiyor, adı solcuya çıkmış yazarlann işine son veriliyordu NadirNadi'ye ilk tasfîye Başyazar Nadir Nadi k Mivase İlknor-10-, ir zamanlar Nazi hayranlığı ile suçlanan Nadir Nadi ve gazetesi bu kez de komünist ve Moskova yanlısı olmakla itham ediliyordu. Gazete içten çökertilmeye çalışılıyordu. Genel Yayın Yönetmeni Cevat Fehmi istifasını verdi. Cevat Fehmi'den boşalan genel yayın yönetmeliğine Ankara Temsilcisi Ecvet Güresin getirildi. Ecvet Güresin aldığı direktif üzerine, adı solcuya çıkmış yazarlann gazeteyle ilişkilerini hemen kesti. "Y 7"aşamı boyunca bir doktrine ve ideolojiye y yüzde yüz bağlı olmadığını söyleyen ve JL kendisini sosyahst eğılimli bir yazar olarak tanımlayan Nadir Nadi, ülke koşullanna göre hangi sistemın Türkjye'ye uygun geleceği konusunda gazetede bilimsel bir tartışma açmanın yararlı olacağını düşünür. Bu amaçla 1962-63 yılı 'Yunus Nadi Armağanı' yanşmasının konusu 'Liberalizm mi, Sosvalizm mi?' olarak belirlenir. Nazik bir konu olduğu için ön eleme jürisinde kendisi deyeralır. Zira 141-142. maddelero dönemde çok faal bir şekilde yürürlüktedir. Bir gün Hikmet Alkıbç imzası ile "Türkiye'nin tek kurtuluş yoiu: Sosyalizm* başlıklı bir yazı gazetede yayımlanır ve ertesi gün kıyamet kopar. Milliyet gazetesınin birinci sayfasında "Hoppala" başlığıyla Cumhuriyet ağır bir şekilde eleştinlir. Nadi'nin deyimiyle ihbar edilir. Yazının asıl sahibi olduğunu soyleyen Şadi Alkıiıc ile Cumhuriyet'in yazıişleri müdürü Kayhan Sağİamer tutuklanır. İlk duruşmada Kayhan Sağİamer serbest bırakılır. Şadi Alkılıç'ın ise tutukluluğunun devamı yönünde karar verilmiştir. Aradan aylar geçer ve 1964 yılına girilir. 29 Şubat günü 3. Ağır Ceza Mahkemesi Şadi Alkılıç'ın beraatına karar verir. Ancak karar Yargıtay tarafından bozulur. Da\a mahkemeler arasında top gibi gidip gelir ve nihayet 1967 yılında Şadi Alkılıç tahliye edilir. Davanın başlangıcı ile sonuçlanması arasında 5 yılı aşkın bir süre geçer. Bu süre içinde gerici ve tutucu basın tarafından Cumhuriyete yönelik saldınlar artarak sürer. Bir zamanlar Nazi hayranlığı ile suçlanan Nadir Nadi ve gazetesi, işe bakın ki bu kez de komünist ve Moskova yanlısı olmakla itham ediliyordu. Aynı çevreler dışandan gazeteyi çökertemeyince bu kez ıçerden çökertme yollannı denerler ve bir ölçüde başanrlar da... IMadlr Nadl'nln ayrılması Nadir Nadi ve arkadaşlannın gazeteden aynlmasına kadar uzanan olaylar dizisini onun ağızından aktarahm: "Biâ çekemeyenler, yazılı saldınlarla emeUerine ulaşamayacaklannı anlayınca gazeteyi içeriden çökertmeyi denediler, kardeşim Doğan'a kadar sokularak yönetici ve yazarlar kadrosunu değiştinneye kalkışülar. Bir ölçüde başanlı da oidular. Alkılıç davası sürüp gittiği ve Cumhuriyet'in komünistiikle suçlandığı sıralarda kardeşim Doğan'la Cevat Fehmi'nin arası açılmış. Sanınm onu da komünisttir diye Doğan'a gammazlamışlar. Ortaklarun her şeyi ondan biliyor, giderse rahata kavuşuiacağuu sanryorlardı. Ce>at Fehmi'ye güvenimi bUdiklerinden açıkça bana °Çıkar şu adamı' diyemiyorlar, el altuıdan onu tedirgin eûnekle yetiniyoriardı. Cevat Fehmi huzursuzdu ama işin iç yüziine inememişti. Hazutanan taktiği sezmekle biriikte kararhydım. Cevat Fehmi'yi bırakmayacaktım. Sabn tükenmiş olacak, birgün elinde istifa mektubu ile gekH - Aman ne yapryorsun, sakın yönetim kuruluna gönderme!.. - Gönderdim bile... Eyvah, oJan olmuş. Cumhuriyet'i içerden çökertmek isteyenler ilk meydan savaşuu kazanmışlardı. Çok canım sıkıldı. Cevat"a söylemediğimi bırakmadım. Ortaklarunın beklediği de zaten buydu. Ne sanıyordu, istifa cdince "Hayır kabul etmiyoruz, ne olur geri al" diye yaharacaklar mıydı? Dediğim çıktı. Genel Yayın Müdürümüzün 'Ya etmezse' diye heyecania beklenen istifası yönetim kurulunda derhal onayiandı. Nasıl bir yol tutmalıydun? Başlangıçtan beri yönetim kurulunda görev aJmamışüm. Gazetenin genel politikasını babamdan miras kalan manevi gücümle yüriitüyordum. Oysa ortaklanm beni günlük yazdanmla baş başa bırakıp kendi poütikalannı uygutamak istiyorlardi. Bu politikanın geriye dönük. ılımlı bir yol olacağını tahmin ediynrdum. Cumhuriyet'in dinamizmi ne ölçüde gevşeyecekti? lmzasız kısa bir yazı yazdım, rahatsızlığımı ileri sürerek (bir şeyinı yoktu, turp gibiydim) bir süre dinkneceğüni ve bu süre içinde gazetenin yönetimiyle hiçbir şekilde ilgilenıneyeceğimi okurlara duyurdum." Cevat Fehmi'den boşalan genel yayın müdürlüğüne Ankara Temsilcisi Ecvet Güresin getirildi. Ecvet Güresin aldığı direktif üzerine, adı Nadir Nadi'nin Cumhuriyet çizgisini oluşturmak için verdiği emekte arkadaşlan onu yalnız bırakmadı. solcuya çıkmış yazarlann gazeteyle ilişkilerini hemen kesti. Bunlar arasında Yaşar Kemal ile Hasan Ali Ediz de vardı. Yazılan arada bir yayımlanan Melih Cevdet Anday. Prof. Cahit Tanyol ile Cemal Hüsnü Taray'dan da artık gazeteye yazı getirmemeleri rica edildi. 1964 lâsmi senato seçimlerinden önce, gazetenin Ankara Temsilcisi Kemal Aydar, telefonda Nadir Nadi'ye Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in kendisini kontenjan senatörü olarak seçmeyi düşündüğü haberini iletir. Cemal Gürsel, "1961'de kabul etmemişti. Bir kez daha ricamı tekrarbyonım. Vine istemezse aramızda kalması ricasıyla cevabuu beklerim" diye gazete aracıhğı ile haber göndermişti. Haber Nadir Nadi'yi sevindirir. Sevinci senatörlük görevinden ziyade Ankara'da kendisini düşünen birilerinin olmasındandır. Nadir Nadi teklifi kabul ettiğini söyler. Peki, neden 1961 "de istemeyip de şimdi sev inerek bu görevi kabul etmişti? Bu soruyu özeleştiriyle kanşık şöyle yanıtlıyor Nadir Nadi: "Ashna bakarsaıuz 1961 'deki dav rantşım daha tutarlı, daha içtenlikliydL 1950'den 1957'ye kadar paıiamentoda yedi vıl geçirmiş. politika oyunlanna bir türlü ahsamamıştun. Üstelik kalabalık önünde konuşmak yeteneğinden de yoksundum. tnandırma gücüm sıfırdı diyebilirim. Yazılarunla eide ettiğim etkinin binde birini konuşarak başaramazdım. Bunu geçmiş deneyimlerime dayanarak bilivordum. 1961 'deki çekinmemin nedeni buydu. Ama 1964'te işin içine bencil duygular kanşıyordu. Bana komünist, Moskova vanlısı der misiniz, alın işte koskoca deviet başkanı tarafından senatoya seçiliyordum. Size ders olsun!- demeye getiriyordum.'* Bu arada dünyada başlayan ve 68 kuşağı ile doruğa ulaşan sol rüzgârlar Türkiye'de de esmeye başlamış, Cumhuriyet gazetesi de toplumun beklentilerine yanıt veren yayın çizgisiyle 1962'de 89 bin olan tirajını 1966'da 149 bine çıkarmayı başarmıştı. Nadir Nadi, senatörlük süresi dolmadan 3 Nisan 1970'te görevinden aynlarak yine Cumhuriyet gazetesine döndü. Nadir Nadi'ye Iklncl tasflye 197O'li yıllara gelindiğinde öğrencilerin reform istekleriyle başlayan antiemperyalist hareketin karşısına, "komünizmie mücadele" adına kamplarda yetiştirilmiş ülkücü komandolar çıkanldı. Reform isteyen gençler siyasal kavganın göbeğine itildi. 197l'e dek birbiri ardınca öldürülen 30'a yakın öğrenci liderinin hiçbirinin katili bulunamadı. Gençlerin adalete güvenleri zedelenerek yasadışı eylemlere zorlandılar. Bizzat deviet yöneticileri, komandolarla üniversiteli gençlerin vuruşmasını seyretmekle kalmayıp bu yöntemi "iti ite kırdırmak" olarak tanımladılar. Bu arada ordu içinde ciddi kıpırdanmaların başladığı. sol görüşlü alt kademeli subaylann bildirileri ve ordudan tasfiyelerinin ardından 12 Mart'ta Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve üç kuvvet komutanı hükümete bir muhtıra verdi. Darbe sonrasında Başbakan Siüeyman Demirel şapkasını alıp gitmek zorunda kaldı. Komutanlar ordudaki tasfıye hareketınden sonra Nıhat Erim'ın başkanlığmda bir hükümet kurmayı amaçlıyordu. Başbakanın bağımsız olmasını istiyorlardi. 0 güne kadar CHPTi olan Nihat Erim, İsmet tnönü'nün de onayını alarak partisınden avnldı. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay da Erim'i başbakanlığa atadı. 26 kişiden oluşan hükümet listesi 26 Mart günlü gazetelerde açıklandı. Bakanlann on dördü parlamento dışmdan seçilmişti. Partili bakanlar ise toplam 9 kişiydi. CHP Genel Sekreten Bülent Ecevit darbecilerin hükümetine partisinin bakan vermesini eleştirerek görevinden istifa etti. Yarın.- Öğrenci hareketleri Nadir Nadi gazetede arkadaşlanyla görüşüvor (solda). Nadi, üsründe oluşturulmak istenen baskıya hiçbir zaman izin vermedi. O yüzden sık sık yargılandı. Yassıadamahkemeknhakkmdakigörüşü G azeteler 27 Ekim günkü Üniversite Teşkılat Kanunu'nun değiştirildiğuıı ve bununla biriikte 147 profesör, doçent ve asistanın görevinden uzaklaştınldığını bildirivordu. Haber yurtta bomba gibi patlıyor, bu gelişmeler üzenne tstanbul Cniversitesi Rektörü Sıddık Sami Onar ve Teknik Üniversite Rektörü Fikret Narder görevlerinden istifa ediyordu. Öğrenciler de hocalannın tasfiyesini protesto ederek derslere gırmiyordu. Nadir Nadi, bu olayla ilgili olarak MBK'nin ciddi bir yanılgıva düştüğünü belırtıyordu. Üniversitelerden tasfiye edilen hocalar arasında Ekrem Şerif Egeli, Mazhar Şevket tpşiroğlu, Emin Onat, Ratip Berker, Tevfik Berkman, Müfıde Küley, Tank Zafer Tunava, Mina Urgan, Sabahattin Evııboğlu, Bülent Nuri Esen, Halet ÇambeL Zafer r*aykoç, Nusret Hızır gibi kendi dallannda ün yapmış isimler bulunuyordu. Nadi den elestiri 147'lerin tasfıyesi ile Yassıada mahkemeleri hemen hemen aynı günlere denk düşüyordu. Yassıada mahkemesinin kuruluşu hukukçular arasında ciddi bir tartışma konusu olmuştu. Daha önce ceza hukuku profesörlerinden oluşan bir kurul, ceza yasasında bir değışiklik yaparak 65 yaşını aşmış sanıklann da ölüm cezasına çarptınlabilecekleri hükmünü getirmişti. Nadir Nadi. gerek ceza yasasında yapılan bu değişikliği. gerekse Yassıada duruşmalarında ele aJınan konulan şu sözlerle eleştiriyordu: "Gecmişe dönük (makable şamil) bir nitelik taşıvan bu hükmün genel hukuk ilkelerine av kınlığı apaçık ortadav dı. Genel ceza hukuku kurallanna göre geriye dönük yasa değişiklikleri ancak sanığın lehine ise uygulanırdı. Kamuovunda, "Demek komıte üyeleri, Celal Bayar'ı mutlaka asmak istiyorlar' gibi bir kanı belirdL Peşin yargılann ise adalet kurumunu yaralavacağı, mahkemenin yansızlığına gölge düşüreceği besbelliydi. Ne yazık ki mahkemenin esas amacı zamanla gözlerden silinir oldu. Çok aynntılara girildi yargılamalar uzadıkça uzadı. Köpek davası, bebek davası, börek davası derken asıl amaç unuruluyor, dava sonu gelmez bir dedikodu havasına dönüşüyordu. Celal Bayar, Afgan Kralı'nın hedive ettiği değerli bir köpeğl satış parasıyla çeşme yapılsm diye bir ilçeye bağişlamıştL Ne varmış bunda? Efendim. DP hesabına propaganda olunnuş. partiler arasında yan tutmamakla yükümlü bir cumhurbaşkanı bunu yapamazmış. \apmış işte. Elinde DP markalı bastonla yıllar yıh her gittiği yerde propaganda yapan Bayar hesabına görevivle bağdaşmayan daha vaİaşıksız, daha ağır davranışlar yanında Afgan tazısının lafı mı olurdu? Bebek davası da öyle. Adam sevmiş, bir kadınla eviilik dışı ilişki kurmuş. Doğacak bebeği vaktinde aldurnışlar. Bir şikâyetçi olsa Ceza Mahkemesi'ne başvurması gerekirdi. Alan raa, veren razı, sana ne? Gerçi Sıtkı Yırcalı DP'nin ilk iktidar aylarında "Basın yatak odalanmıza kadar bizi denetleyebilir" gibilerden gazetecilere açık bono vermişti ama bu konu da Yüksek Adalet Divanı önüne getirilecek bir anav asa suçu değildL" 12Eylül Cumhuriyety i vuruyor ŞUKRANSONER •10- 12 Eylül darbesı medyadaki yapısal değişimi, ı deformasyonu çıplaklığıyla ortaya koyan önemli bir ayrışma noktası idi. Iktidarlarla her koşulda ilişki içinde olmayı çıkarlannın vazgeçilmez ilkesi olarak gören büyük medya, 12 Eylül darbesıne alkış tutmakla işe başladı. Cumhuriyet ise aydınlanma. Cumhurivet değerlerini savunma sorumluluğu içinde, insan haklan. demokrasiyi savunma sorumluluğu artmış olarak 12 Eylül uygulamalanna karşı nerede ise tek başına muhalefet vapan çizgiye orurdu. Tabıi 12 Eylül darbe yönetımının de öfkesıni üzerine çekti. Sansür nitelığındekı 12 Eylül sıkıyönetim kararlan. yasaklan zorunlu kısıtlamalan getirse de Cumhuriyet kendi değerlerine, insan haklan ve demokrasiye sahip çıkmanın yollannı buldu. Gazetecılik. habercilik ölçüleri zorlanarak, insan haklan. demokrası, sendikal haklara sahip çıkmak üzere sıkıyönetım yargılamalan. iddianameler nerede ise tefhka edildi, çarşaf çarşaf. sayfalar halınde venldi. Sıkıyönetim yasaklan kapsamında savTinulamayan düşünceler, yargılama, savunma çerçevesinde avnntılan ile Cumhuriyet"te yer aldı. Tabıı 12 Eylül yönetimi de medya tam teslim alınmışken Cumhunyet'in bu muhalefetini sındırmek. susturmak adına her yolu denedi. Cumhunvet bırkaç kez, en uzun süreli kapatılan tek gazete oldu. Yöneticıleri, çalışanlan sorgulamaya alındılar. yargılandılar. Pan; davası Avnca örnegin Banş Davası kapsamında Erdal Atabek, Ali Sirmen uzun süreli hapis yatarlarken, yazısı ile ılışküi Oktay Akbal bir süre tutuklu kaldı. Nadir Nadi de yargılandı. Bütün bu yaşananlar, ağır insan haklan. demokrasi ihlalleri, cezaevleri, işkenceler, yargılanmalar Nadir Nadi'yi çok olumsuz etkiliyor. Berin Nadi'nin deyimi ile "hasta edryordu". Aslında geçmışın. yaşanmışlıklann deneyimi ile tek tek olaylarda çok soğukkanlı davTanıyor ya da bizlere üzüntüsünü, tepkisını göstermemeye çalışıyordu. Kntik anlarda. hele de kapatmalarda her zamankı gibi çok konuşmadan, ama ortalıkta ohnaya. yanımızda olduğunu göstermeye daha çok çabalıyordu. Nadir Nadi kimliği ile, Cumhuriyet'in ne pahasına olursa olsun kimliğini koruması, değerlenni savunması gerektiği yolunda hep ağırlık koydu. Oysa kışisel olarak Türkiye'nin Cumhunvet, insan haklan. demokrasi, sosyal kazanımlanndan. birikımınden ters yöne saptınlmasına o kadar çok üzülüyor'du ki, sağlığı yavaş yavaş, geri dönülmez biçimde bozuluyordu. Zamanla. belki de çalışanlan olumsuz etkilememek üzere giderek kabuğuna çekildi. Yazılannı önce azaltıp sonra tümden kesti. Bir yandan da kendısinden sonrası Cumhuriyet çızgısi. kimliğının korunabıhnesı için başta tlhan Selçuk. yazarlarına, Yayın Kurulu'na yönetimde öncelik. ağırlık verdi. Zaten uzunca bir süre öncesinden gazetenin idari yönetüninden fülen çekilmenin adımlannı atmış. Berin Nadi'nin, sımgesel hisselerle yönetıme kattığı dostlan ile biriikte yönetim organlannda kendisini temsil etmesini sağlamıştı. Gazetenin yayın çizgisinde ise yerini tlhan Selçuk'a terk etrrüş gibiydi. t Z Eylül ün karşısında Aslında 12 Eylül sonrası geçişe ilişkin yukandaki vurgulamalanm. bir sürecin bütünü üzerine. Oysa Nadir Nadi. 12 Eylül'ün karşısında tavnnı çok net koymak için kendini, sağlığını zorlayarak önemh' çıkışlar yaptı. Öncelikle her bın ders niteliğinde köşe yazılanndakı uyanlan, çıkışlanyla... 12 Eylül yönetimınin yaptıklannda Atatürkçülüğe sığınmasına tepkı olarak u Ben Atatürkçü Değüun" çıkışı, kıtabı toplumda simge oldu. \argılamadaki savunması da. Topluma vansunayan günlük yaşamındaki tavırlan ise çok daha insanca ve incelikli idi. 12 Eylül ile başı belaya gıren. yargılanan, tutuklanan dostlan ile bire bir ilişkiye giriyor. moral destek veriyordu. Ali Sirmen. Öktay Âkbal ile mektuplaşmalan ünlüdür. 12 Eylül'ün resmi davetlerine katılmavarak tavır koyması da. Gazete yönetiminin, gazeteye yönelik baskılann artmaması, özel hedef obnamamız anlamında bu konuda kaygılandıklannı. ancak Nadir Nadi'nin direnişini kıramadıklannı anımsıyorum. 12 Eylül'ün keskin uygulamalannı törpülenmesinden sonra bile. Kenan Evren gazetyi ziyaret ettiğinde Nadır Nadi'yi karşılamaya ikna etmek ıçın Berin Nadi'nin ne kadar uğraştığını anımsıyorum. 12 Eylül kapatmalannın Cumhuriyet'in ekonomik dengelerine verdiği zaran ise hiç bilemiyorum. Çünkü bize hissetirilmemeye özen gösterildi. Nadir Nadi'nin istemi ile morallenmızin \oiksek tutulması için her gün gazete çıkıyormuş gibi davxanıldı. Kapalı kaldığımız günİer. gazetenin daha iyi çıkması için yapacaklanmızın değerlendirildiği toplantılar dizisine dönüştü. Yasaklan en iyi mizah deler ya, Cumhuriyet çalışanlan içinde mizah alanında gizli kalmış yeteneklerimizın de katkısı ile. iç yayın, moral anlamda dergı denemelerimiz bile oldu. "Vaayet* işte bu dönemin yarattığı bir üründür. 12 Eylül gelişmeleri üzerine, kendimızi eleştin masasına yatırdığımız bu ıç yayından bir alıntı, döneme avTia tutabılır: "Cumhuriyet'in tarihinde, nüshasmda yayınlanmış, __sayıh tefrikadan" diye girilmış sözde haberde, haftâda iki gün yapılan DISK davası yargılamasını haftanın her günü sütunlar, sayfalar tutan haber olarak yayımlamamız ile dalga geçilir. Yarın: Nadir Nadi'li Son Yıllar
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog