Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 27 AĞUSTOS 2003 ÇARŞAMBA HABERLER 'Memurun alacağı yok' diyen iktidara, eski hükümet döneminde imzalanan metin karut olarak gösteriliyor RakamlarAKP'yi yalanlıyorEBRU TOKTAR ANKARA - Memurlar adına toplu görüşmeleri yürüten Türkiye Kamu- Sen, kamu görevlilerinin 2003'ten kalan en az yüzde 12.2 oranında ala- cağı olduğunda ısrarediyor. Hükümet ise Türkiye Kamu-Sen'in hesaplama yöntemine karşı çıkarak memurlann alacağı olmadığını savunuyor. Başba- kan Tayyip Erdoğan, sendikanın ge- çen yıldan kalan 25 milyon liranın ücretlere dahil edilmesi istemine olum- lu yaklaştı. Hükümet. bu çerçevede Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Devlet Istatistik Enstitüsü (DİE) ve Hazine Müsteşarhğı yetkilileriyle ça- hşmalara başladı. KESK'in; 2004 bütçesi öncesinde memurlara verilecek zam oranını be- lirleyemeyeceklerini açıklayan hükü- yöntemine İtiraz Türkiye Kamu-Sen, ortalama aylık hesaplanna askeri personel ile emniyet mensuplannın ücretlerinin dahil edilmesine karşı çıkıyor. 4688 sayılı yasaya göre, sendikaların sadece mensuplan adına toplu görüşme yaptığına işaret eden Türkiye Kamu- Sen, hesaplamalann sendikalı olabilecek memurlara göre yapılması gerektiğinde ısrar ediyor. mete tepki göstererek toplu görüşme masasından çekilmesinin ardından gergin bir ortamda devam eden mü- zakereler, cuma günü yapılacak dör- düncü toplantıya kilitlendı. Müzakereleri sürdüren Türkiye Ka- mu-Sen ise 2004 yılı zam oranlannı görüşmeden önce, memurlann 2003 yılı alacaklanna ilişkin sorunun çö- zülmesi gerektiğini belirtiyor. Kamu- Sen, hükümetın olumsuz ta\n nede- niyle 2003 yılı kayıp oranlannı ise yüzde 18'den yüzde 12.2'ye çekti. Cuma günkü toplantı öncesinde bir raporhazırlayan Türkiye Kamu-Sen, eski hükümet döneminde imzalanan mutabakat zaptını kanıt olarak gös- tenyor. Sendikanın raporuna göre, geçen yıl hükümet ile sendika ara- sında yapılan müzakelerden sonuç çıkmaması üzerine Uzlaştırma Ku- rulu'nun aldığı kararla memurlann ekim, kasım ve aralıkta aylıklanna 75 milyon lira (brüt 100 milyon lira) ilave edildi. Kalan 75 milyon lira tu- tanndaki farkın ise Ocak 2003'de ödenmesi kararlaştınldı. Türkiye Kamu-Sen raporunda, bu kazanımın 2002 'ye ait olduğunu vur- gulayarak, "Kamu İşveren Kurulu adına toplannya kanlan uzmanlann yapnıış olduğu 2003 ücret aröşı hesap- lamasına itiraz edilerek, 25 milyon li- ranın Araiık 2002 ücretierine dahil edilmesi istenmiş ve alternatif hesap- lama yapılması sağlanmışnr" sapta- masında bulunuldu. Erdoğan'dan yeşil ışık Sendika, bu durumu önceki gün yaptığı görüşmede Erdoğan'a anlat- tı. Erdoğan, sendikanın talebine olum- lu yaklaşarak, "Bu kazanılmış haknr. Bunagöre hesaplamayapmaklazırrT dıyerek, cuma günü yeni rakamlann ortaya konması gerektiğini söyledi. Türkiye Kamu-Sen raporunun di- ğer bölümünde de; daha önce ortala- ma ücret hesaplannda kullanılmayan aile yardımı ve çocuk parasının ilk kez 2003 yılı ortalama aylık ücret oran- larına dahil edıldığine dikkat çekti. An- cak bu olanaktan yararlanan memur- lann oranının yüzde 25 "te kaldığı vur- gulanan raporda. yapılan ödemenin ça- hşanlann geneline oranlanmasının yanlış olduğu ifade edildi. Raporda. memurlann ortalama ay- lık hesaplannda bugüne kadar 1 mil- yon 544 bın çalışan sayısının dikka- te alındığı, ancak son uygulamada bu- na askeri personel, emniyet mensup- lan ve özel statülü çalışanlann da dahil edildiği belirtildi. Bunun doğ- nı bir uygulama olmadığını vurgu- lanan raporda, 4688 sayılı yasaya göre sendikalann sadece kendi men- suplan adına toplu görüşme yapabi- leceğinın altı çizildi. ERDOĞAN GELENEĞÎNÎ SÜRDÜRDÜ Şimdi de çiftçiyi azculadıMUŞ (Cumhuriyet) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Muş'taki temaslan sırasında "birük ve beraberlik' 1 çağn- sında bulunurken kendisinden yardım isteyen çıftçilen azarladı. Erdoğan, "Ekinlerim kar alünda kaldT diyerek yardım isteyen bir çiftçiye, "Ekinlerini de kann alündan ben çıkaracak değuîm. Neyi kimden isteyeceğinizi bilin" dedi. Katıldığı toplantılarda hükümete yönelık eleştirilere ve yurttaşlann istemlerine alışılmadık sertlikte yanıtlar veren Erdoğan, bu geleneğini Muş'ta da sürdürdü. Ma- lazgirt Zaferi'nin 932. yıldönümü kutlamalanna katılan Erdoğan, yoksulluğa karşı "Kurtuluş Savaşı* başlattıkla- nnı belirterek hükümete güvenilmesinı ıstedi. Erdoğan daha sonra Muş Devlet Hastanesi'nin ek binasının açılışı- nı yaprı. Konuşmasında çiftçilerin sorunlanna değinen Erdoğan, parasızlık nedeniyle ekınlerinın kar altmda kal- dığını söyleyerek yardım isteyen bir çitçiyi, "Ekinlerini de kann alündan ben çıkaracak değflim ya. Neyi kimden isteyeceğinizi bittn" diyerek azarladı. Erdoğan, bu yönde — ^ _ isteklerini dile getiren va- Katıldığı toplantılarda hükümete yönelik eleştirilere "azar"la karşılık veren Erdoğan, Muş'ta "Parasızlık nedeniyle ekinlerim karaltındakaldı" diyerek yardım isteyen bir çiftçiye, "Kann altından ben çıkaracak değilim" dedi. tandaşlara da "Yohınu bil- miyorsanrz, geBn yolunu öğ- retehm. Arok bu ülkede her şey devletten olmayacak" yanıtını verdı. Erdoğan, ge- çen günlerde kendı görüşleri dikkate alınmadığı gerekçe- siyle toplu görüşmelerden çekilerek Ankara Kızılay Meydam'nda hükümetin tu- tumunu protesto etmek için miting düzenleyen kamu emekçilerini "antidemokra- tik" olmakla suçlamıştı. Er- Malazgirt'te düzenlenen kutlamalara katılan Başbakan, izci ateşi yakü. (Fotoğraf: AA) doğan, AKP Trabzon tl Kongresı'nde yaptığı konuşma- da, memurlara yapılan zammı protesto edeceklerini açık- layan sendikalara tepki göstererek "Memur sendikalan sokağa döküleceklerini söylüyorlar. Nereye dökülüıierse dökülsünler" demişti. Başbakan, İstanburdakı bir konfe- ransta ise, Halkevleri üyesi bir öğrenciyi kendisini eleştir- mesi üzerine salondan çıkarttırmıştı. 1 saat tuvalette bek- letilen öğrencinin daha önce bir gösteriye katıldığını öğ- rendikten sonra da "Sicfli zaten bozukmuş" suçlamasında bulunmuştu. Erdoğan, AKP Erzurum 1. Olağan ll Kong- resı'nde. paralannı thlas Finans"a kaptıran partililerin, "Paralannuzj İhlas'a kapordık, yediler bizi bitirdüer" di- yerek yardım istemeleri üzerine de "Paralan yatmrken sormuyorsunuz, kapürdıktan sonra Biz ne yapacağız' dryorsunuz" diyerek azarlamışrı. Erdoğan yine Erzurum meydanındaki konuşması sırasında vatandaşlann. "tş isti- yoruz" diye bağırmalan üzerine, "Burada Başbakan ko- nuşuyor. Saygıh ohın" diyerek meydandakilere çıkışmıştı. Erdoğan, sürekli bağıran iki mevsimlik işçiyi de kürsü- nün önüne çağırarak "MevsimKk işçüer geçici olarak ahnı- yor. Sonra da kalmak istiyorlar" diyerek azarlamıştı. YÖNETMELtK DEĞIŞTÎ Disiplin cezası yükselmeye engeldeğil ANKARA (ANKA) - Malıye Ba- kanhğı, Et ve Balık Ürünlen AŞ Personelinin Görevde Yükselme Yönetmeliği'nde Degişıklık Yapıl- masına Dair Yönetmelik'te değışik- lik yaparak disiplin cezası almış ki- şilerin kunım içinde yükselebilme- lerinin önünü açtı.Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yönet- meliğin birinci maddesi. 2001 yılın- da yayımlanan, önceki Et ve Balık Ürünleri AŞ Personelinin Görevde Yükselme Yönetmeliği'nde değişik- likler yaptı.Önceki yönetmeliğin 7'nci maddesi "Sınavsız Atama" başlığını taşıyordu ve kurumdaki görevlere sınavsız atamalann nasıl gerçekleşeceğini belirliyordu. Buna göre, diğer görevlerde olduğu gibi "müşavir" ve "başuzman" kadrola- nna atanmak için de 657 sayılı Dev- let Memurlan Yasası'nda öngörülen "ayhktan kesme" ve "kademe ilerle- mesinin durduruhnasr cezalanna çarptınlmamış olmak gerekiyor- du.Ancak yapılan değişikhkle müşavir ve başuzman kadrolanna atanabilmek için aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalanna çarptınlmamış olmak koşulu ortadan kaldınldı. Türkiye Kamu-Sen, Türk-iş ve Memur-Sen hükümeti eylemlere saygı duymaya çağırdı SendikalarKESK'e sahip çıktıANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Kızı- lay'da geçen hafta sonu eylem yapan KESK'e polisin şiddet kullanması, mitinge katdan- İann da "bölücülükle" suçlanması, sendi- kalann tepkısıne neden oldu. KESK'e sa- hip çıkan sendikalar, hükümeti toplumsal tepkiyi yansıtan eylemlere saygı duymaya çağırdı. Hükümetle toplu görüşme- leri sürdüren Türkiye Kamu-Sen'in genel başkanı Bircan Akyıkhz, em- niyetin, Kızılay'ın yasal miting ala- nı olmadığı yönündeki açıklamasına karşı çıkarak "Eyleminyerivezama- nımsınıriarnakyerineeylerninneden- lerini arastırsınlar" dedi. KESK'in toplu görüşme masasından çekilmesinden sonra hükümetle müzaka- releri sürdüren Akyıldız, iktidara uyanda bulundu. Kamu çalışanlannın tepkileri- nin şiddet kullamlarak önlenemeyeceği- ni belirten Akyıldız sunlan söyledi: "Hü- kümet, tepkikri ortadan kakhrmak istiyor- sa memurlann ekonomik beklentilerine yanıt vermesi gerekir. Toptanb ve gösteri yürüyüşüne ilişkin yasaya dayanarak de- mokratik haklar engeüenemez. Demok- ratik haklann kullanımındaki okaruklan yasal düzenleme > aparak gidersinler. Fa- • Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Akyıldız, kamu çalışanlannın tepkilerinin şiddet kullanılarak önlenemeyeceğini belirterek "Hükümet, tepkileri ortadan kaldıımak istiyorsa memurlann ekonomik beklentilerine yanıt vermesi gerekir" dedi. mak kaydıyla demokratik tepkikrin orta- ya konması. memurun en doğal hakla Hü- kümet, eyleme kaölanlan bölücüJükle suç- luyor. Herkesi bölücü potasına koymaya kbnsenin hakkı yok." Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Ak- su ise hükümeti memuru ciddiye almamak- la suçlayarak, "Önemimizi sadecese- çim dönemlerindedeği,akmümıaçö- zerek fark etmeHter" dedi. SHP Genel Sekreteri Fflai Sağiar, hükümetin hak arayan memurlara te- rörist muamelesi yapmasınm anti- demokratik zihnivetin vansıması ol- rurayı çahşanlara çıkarmasınlar." Türk-Iş Genel Başkanı Salih Kıhç da ey- lemlerin dayanağı olduğunu kaydetti. Top- lumsal tepkiyi yansıtöğı için eylemlere say- gı duyulrnası gerektiğini belirten Kılıç, tep- kisini şöyle dilegetirdi: "Bunlankınamak, yermek,yakışıkahnaz.Yasalsınırlardakal- duğunu belirterek, "AKPkendi iktidanuğ- runa toplumsal banşı tehdit etmektedn-" dedi. Sağiar, hükümetin istifa etmesini is- tedi. Hükümetin uyum paketlerini yaşama geçiremediğini kaydeden Sağlar, "Cum- hurrvet tarihinde hiçbir iktidar bu kadar sorumsuz davranmamıştır'' dedi. IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr Türkiye'nin Kuzey Irak'ta ne yap- mak istediğini anlamak mümkün de- ğil. Hükümet bu konuda ne düşünü- yor, onu da bilmiyoruz. Ancak yıllar- dan beri Kuzey Irak'ta konuşlanan güvenlik ve istihbarat güçlerinin ken- dilerince birsiyaset geliştirdikleri an- laşılıyor. Şimdi bunun ne olduğunu el- deki verilere göre saptamaya çalışa- lım: Kuzey Irak'ta Türkmenler, Türki- ye'nin temel müttefiki olarak benim- senmiş durumda. Türkmenlerin ora- daki varlığı, hakları ve örgütlenmele- ri çok açık bir şekilde "milli mesele" olarak sayılmaya başlandı. Gazete- lerdeki haberlere ve yorumlara bakar- sak, bunu böyle değerlendirebiliriz. Ta- bii, bu bakış açısının askeri olarak nasıl bir arka plana sahip olduğunu tam olarak bilmiyoruz. örnegin Türk- menler silahlandırılıyorlar mı? Aske- ri eğitimden geçiriüyorlar mı? Yıllar ön- ce Türkiye'nin bu konuda bir örgüt- lenme içinde olduğuna dair haberier Kuzey Irak'ta Türkmen Kartı? çıkmıştı. Süleymaniye'de "çuvalge- çirme" olayında dafürkmenlerle iliş- kinin bir rolü olduğu anlaşılıyordu. Son Kerkük gösterileri sırasında Türkmenlere ateş açılması ve bazı Türkmenlerin yaşamını yrtirmesi, Tür- kiye'de büyüktepkiyle karşılandı. Ül- kücüler ve ADKF gibi örgütler, peş- mergeler aleyhinde gösteriler yaptı- lar. Barzani ve Talabani posterieri ya- kıldı. Türkiye, Türkmenlerden yana ağır- lığını koydukça, Kuzey Irak'taki Kürt- lerie olan ilişkiler de gerginleşmeye devam ediyor. Bu gerginlik nereye kadar gidebilir? Kuzey Irak Kürtleri, Irak'ta ABD'nin en yakın müttefiki ol- maya devam ediyorlar. Kuzey Irak'ta egemen güç olarak variıklannı sürdü- rebiliyorlar. Bölgenin en örgütlü ve kalabalık topluluğu olarak Kürtler, ABD'nin bu zor koşullarda vazgeçe- meyeceği bir öneme sahipler. Türkiye, ABD'yi "Ya bizimle işbir- liğiyap ya Kürtleıie" diye bir ikilemin içine sokabilir mi? Türkiye'deki bazı çevreler, bunu sürekli gündeme ge- tiriyorlar. Şimdi Irak'a ABD'ye destek amacıyla gönderilmesi gündemde olan asker konusu da bu tartışmayı canlandırtyor. Son günlerde emekli- ye aynlan bazı paşaların sözlerinde de bu yöndeki imaları görüyoruz. Ecevrt, Mehmet Ağar gibi politika- cılar da Kuzey Irak'a bir an önce gir- mekten yana bir eğilimi ifade ediyor- lar. ••• Türkiye, yıllarca Kuzey Irak'taki Kürt gruplanyla dengeli ve dikkatli bir iliş- ki sürdürdü. Zaman zaman sorunlar çıksa da bu ilişkiler istikrannı korudu. ABD işgalinin gündeme gelmesin- den bu yana Kuzey Iraklı Kürt grup- lanyla Türkiye'nin ilişkileri eskisinden daha kötü bir noktaya geldi. Türki- ye'nin Kuzey Irak'ta eskisi gibi rahat hareket edememesi, Türkiye'nin Türk- men kartına sarılmasını beraberinde getirdi. Türkiye'nin bu kartı giderek daha sert ve zorlayıcı bir şekilde gündeme getirmesi ne kadar akılcı? Bu konu- yu şimdiye kadar kimse tartışmadı. Türkmen kartı, Türkiye için gerçek- ten geleceği olan bir kart mı? Gele- ceğin Irak yönetiminde de Kuzey Irak'ta da Türkmenlerin ciddi birağır- lık yaratmalan mümkün mü? Türk- menlerin sayıları konusunda çok çe- şitli iddialar bulunuyor. örnegin Ku- zey Irak'taki Türkmen nüfusunun Kürt- lerle ve Araplarla kıyaslandığında çok az olduğu belirtiliyor. AyncaTükmen- lerin ne kadarının Türkiye'yle işbirli- ği istediği, ne kadannın Kürtlerle bir- likte hareket ettiği de tam olarak bi- linmiyor Şurası bir gerçek ki, Türkiye'nin bütünlüklü ve geleceğe yönelik bir Kuzey Irak politikası olduğu çoktar- tışma götürür. Daha çok güvenlik güçlerinin belirtediği, dünya ve böl- gesel güçleri hesaba katmayan birsi- yaset izleniyor gibi. ••• Türkiye'nin Kuzey Irak'ta ikircikli birsiyaset izlemesi, elini kolunu bağ- layan ve ABD'ye teslimiyeti arttıran bir etki yapıyor. Irak'a asker gönder- me tartışması sırasında, gönderme yanlıları da bu ikircikli duruma dikkat çekerek "Haydi Irak'a" çağrılan ya- pıyorlar. Türkiye'yi ABD ne isterse yapsın diye zoriuyorlar. Türkiye, Kürt sorununu bir banş ve demokrasi sorunu olarak kabul etme- dikçe, Irak konusunda bağımsız bir siyaset geliştirmesi de çok zor. Türk- men kartı tercihini kim yaptı? Bunun Türkiye'ye ne yaran var? Tartışalım. GLOBALPOLİTİKÜLTÜR ERGİN Y1LDIZOĞLU Kötü Kopyalar... "Vatan toprağı" tartışmaları içinde doğum yap- mayabaşlayan, imparatorluk, büyükdevlet'lan- tezilerini ibretle izlerken Dışişleri Bakanı Gül'ün "Türkiye'nin stratejik çıkarlan, Anadolu'ya hap- sedilemez" sözlerini okuyunca birden jeton düş- tü: Artık bizim de "Neo-con"lanmız (Yeni- muha- fazakârlanmız) var! 'Amerika'ya özgü bir eğilim' ABD'nin küresel imparatoriuk projesinin arkasın- dayatan "Neo-con" hareketinin, "manevi baba- sı" Irving Kristol'un editörlüğünü yaptığı The We- ekly Standard dergisinde, "The Neoconservati- ve Persuasion" (Yeni-Muhafazakâr Eğilim) başlık- lı biryazısı yayımlandı. "Neo-con" hareketin mo- dern bir demokrasiyi yönetmeye uygun muhafa- zakâr bir yaklaşım ararken oluştuğunu açıkladık- tan sonra Kristol, şu saptamayla yazısına devam ediyor: "Hiç kuşku yok ki Yeni- muhafazakâr si- yaset ABD'ye özgü bir eğilim. Avrupa'da Yeni- muhafazakâriığa benzer bir şey yok". Peki na- sıl oluyor da bu ABD'ye özgü eğilim bizde de or- taya çıkıyor? Bu sorunun cevabı, aşağıdadeğine- ceğim gibi, ülkenin yazarçizertakımı arasında ne- redeyse bir yüzyıldır yaygınca rastlanan bir "has- tahkla" ilgili. Ama önce Kristol'un yazısını biraz daha okuya- lım. Kristol'un, ABD ekonomisinin sorunlanna iliş- kin satıriannı hızla geçip, bizi doğrudan ilgilendi- ren dış politika ve "ulusal çıkar" üzerine savları- na gelince şu ilginç saptamalarla karşılaşıyoruz: "Bü- yük bir güç için ulusal çıkar... asla coğrafi bir kavram değildir. Daha küçük uluslar, haklı ola- rak, ulusal çıkann ülke sınıriannda başladığı- nı ve bittiğini, dış polrtikalannın hep savunma aşamasında kalacağını düşünebilirler. Daha büyük ulusların daha geniş çıkarlan vardır; kimlikleri ideolojiktir, ister istemez ideolojik çı- karlara da sahiptirler". (abç) Kristol diyorki, "Tüm bunların (tezlerin - E.Y.)ar- kasında, ABD'nin diğer uluslann karşısında... ina- nılmaz bir askeri üstûnlüğe sahip olduğu gerçeği yatıyor". Son olarak, Kristol'un Yenı-muhafazakâr hareketin, 1970'lerde düş kırıklığına uğramış libe- ral (Amerika bağlamında bu, sol anlamına geliyor) aydınlardan kaynaklandığını yazdığını da aktara- lım. O bildik hastalık İmparatoriuk hayali, "başkalannın toprağınagöz dikme", "ülke sınırlarını aşan ulusal çıkar" kavra- mı, sosyalizm ve siyasal islam gibi bireyi, para ve mal edinmenin ötesinde, kendinden büyük bir amacın içinde anlamlandıran akımlardan düş kı- nklığına uğrayarak bu noktaya gelmiş olmak gibi benzerlikler sizin de dikkatinizi çekmiştir. Ancak iki önemli fark yüzünden bizimkiler kötü bir kopya ol- maya mahkûmlar: Birincisi, bizimkiler "ideolojile- rin sonu" fantezisiyle oynayadursunlar, Kristol, ABD'nin ideolojik kimliğinden ve çıkarlarından; bunlar için (kendi çıkannın ifadesi olan dünya gö- rüşünü egemen kılmak için) savaşacağından söz ediyor. Ikincisi, Türkiye ekonomik olarak borçları- nı ödeyemez, askeri olarak da Süleymaniye'de iti- lip kakılır bir coitus interraptus yaşarken Kristol, dün- yanın en zengin ülkesinde ortaya çıkan "Neo- con " hareketin, imparatoriuk projesine, diğer bir deyiş- le başkasının toprağına göz dikmeye, kendi görü- şünü dayatmaya kalkmasına olanak veren bir ra- kipsiz askeri güce gönderme yapıyor. Peki bizim- kilenn, bu farklara rağmen imparatoriuk hayali gör- mesi nasıl açıklanabilir? Para hırsı ve korku gibi "bayağı" gerekçeleri bir kenara bırakır, ABD'nin ideolojik çıkar dediği şeyi de dikkate alırsak, "bizden" bir şey olmayacağı- na bir kez karar verdikten sonra, yüzünü "Batı 'ya " (bu Avrupa, ABD olabilir, eskiden SSCB de olabi- liyordu) çevirmiş olanlar arasında sık rastlanan, sanınm kökleri de 19. yüzyıla kadar uzanan bir hastalıkla karşılaşırız. Yüzünü "Batı"ya çevirmiş olanlann birkısmı giderek "6af/"ya, Türkiye'den bak- tıklarını unutmaya ve "Baf/"dan Türkiye'ye doğru bakan gözün "bakışını" benimsemeye, ülkeyi bu- nunla görmeye başlıyorlar. Bir kez, ülkeden ken- dilerine bakan gözleri unutup, dışandaki bakışın et- kisi altına girince de, o bakışın çıkannı ifade eden ideolojiyi benimseyerek savunmaya başlıyorlar, tıpkı bugün, gözlerini ABD'ye dikmiş olanlann ora- dan kaynaklanan bir siyasi hareketi, bu hareketin ABD'nin ulusal çıkarian olarak gördüğü şeyin böl- gemizdeki izdüşünümü benimsemeye ve savun- maya başlamış olmaları gibi... Tekirdağ F Tipi Cezaevi Tutukluya şiddet iddiası Istanbul HaberServi- si- Insan Haklan Derne- ği'nin(ÎHD), Tekirdağ F Tipi Cezae\i raporun- da, tutuklu ve hüküm- lülerin sayım ve arama sırasında infaz koruma memurlannm saldınsı- na uğradığı belirtildi. IHD Cezaevleri Ko- misyonu üyesi a\oıkat- lar, Tekirdağ F Tipi Ce- zae\i'ndeki izlenimleri- ni içeren "gözlem rapo- ru"nu açıkladı. Raporda, cezae\indeki tutuklular CihatÖzdemir,ABHay- dar Saygıh \ e HabipAk- kaya'nın fiziki saldınya uğradıklan beiirtilerek şöyle denildi: "Cezae\i l.müdürübizepersonel hakkında soruşturma başbûldığırubiklinlLŞid- dete maruz kalan tutuk- lular ise saldınyla ilgili verdSderiüçsuç dıryııru- sunun kayrt edilmediği- ni ve savcıhğa yansınl- madığıruifedeeni'' İHD Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi Kamber Erkoçakve avukat Gül- seren Yoleri ile cezaevi komisyonu üyesi avu- katlar DenizTunave Ah- met Tamerin cezae\in- deki uygulamalarla ilgi- li izlenımleri şöyle: "Cezaevinde görüştü- ğömüzsorumhı düzeyde- ki göre\ Bler art niyetli değiller. ancak pasiflik içinde kanyoriar. Bu da cezaevi koşullannın olumsuzlaşması yönün- de ciddi bir tehdit unsu- ru anlamına gelmekte- dir. YetkiKkrsorunun tu- tukhı ve hükümlülerin tecrit edilmesinden kay- naklandığını da kabul ediyorlar. Bu koşullar içinde huzursuzluldann var olmasıru doğal kar- şdrvvrtar. Yinede tecritin büvükoranda nıtuklula- nn kendi rutumundan kaynakh olduğunu dü- şünüyorlar."
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog