Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

27 AĞUSTOS 2003 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA 17 kZ OıtTârkluyrağı EJektronik posta; denizsom#cumhuriyetcom.tr Tet: 0.212,512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 - Milli Eğrtim'de müfredat ihaleye çıkartılıyormuş... "Satılmısltâın ihalesi!" Sol Zeki Sezer "Ulusalcı sol ile ilgili benim de bir çrft sözüm var. Ne yazık ki, bu ülkede ulusal değertere sahip çıkanlar yıllarca sağcılaşmakla, nasyonalistleşmekle suçlandılar. Sanki ulusalcı olmadan solcu olunabilirmiş gibi. Daha birkaç hafta önce, Felsefe Kongresi için Istanbul' a gelen Amerikalı sosyalist felsefeci Nancy Holmstrom da gelişmekte olan ülkeler için uiusalcılığın gerekli olduğuna işaret etti, 'Ulusalcılık, ülkesine sahip çıkmaktır' dedi. Ancak, Bülent Ecevit gibi bir düşünce ve siyaset adamı evrensel değerlerin yanında ulusal değerlere de sahip çıktığı için bazı solcuları hep karşısında buldu." Düzeltme Afyon Bolvadin'deki CHP kongresinde bir delegenin Zaman okuru olduğunu yazmıştık... 'Tekzip" geldi; Vakit okuruymuş! G ökyüzünde binlerce balon uçuşuyor... Her- kes gökyüzüne bakıyor... Rüzgâr, balonlan alıp götürüyor... Çocukların ellerinde uçan balonlar... Kırmızı ya da beyaz... Bir çocuk sıkı sıkıya tuttuğu kırmızı balona son bir kez bakıyor ve ıpini bırakıyor... Balon uçuyor, gökyüzündekı bin- lerce baJonun peşine takılıyor... Çocuk balonunu göz- lüyor... Balon gözden kayboluyor... Çocuk bu küçük anıyı torunlarına anlatıncaya dek ömürboyusaklayacaktır... Çanakkale Boğazı'nınüs- tünü balonlarla dolduran çocuklardan biri olduğunu hiç unutmayacaktır... Hafta sonu Çanakkale'de 1. Sokak Şenliği vardı. Her şey sokakta oldu. Bir gün boyunca, sabahtan ak- şama, sokaklar, caddeler, alanlargenç yaşlı, kadın er- kek, çoluk çocuk, Çanakkalelilerle doldu taştı. Ça- nakkale, günü ve geceyi sokaklarda yaşadı. Sokaklar, ortak yaşam alanlan olarak şenlendi ve şenlik bir tek "vukuat" yaşanmadan bittı. ÇanakkaleŞenliğin ardından "Demek ki oluyormuş" dendi... Hepsı 10 kişı... Kendi aralarındatoplanmışlar... So- kakta şenlik düzenlemeye karar vermişler... Kelime- nin tam anlamıyla sivil inisiyatif... Paraya el sürmeden neredeyse yarım trilyon liralık bir organizasyon planlamışlar... Halk Bahçesi'nde çocuklann yüzleri boyanacak... Bahçede palyaçolar dolaşacak... Tiyatro oynana- cak... Kurumuş bir çınarda yaşayan kedilere yemek verilecek... Dans edılecek... Bir ağaç, atık maddelerle süslenecek... Kimsesiz çocuklar, sevdiklerine mektup yazıp ağacın dallarına asacak... Istanbul'dan gazeteci ve yazarlar çağnlacak, söy- leşi yapılacak... Kordonda ücretsiz yiyecek ve içeceklen küçük ar- mağanlardağıtılacak... Balonlar uçurulacak... Yol bo- yu türküden, metale kadar müzik yapılacak... Akşam Iskele Meydanı'nda konser düzenlenecek.... Saat gece yansını vurduğunda havai fişekler atılacak... Hepsini yaptılar... Eksiği yok, fazlası var... Her bir etkinliğin giderini bir gönüllü şirkete bıraka- rak ve ellerine beş kuruş para almadan başardılar... Kutlamak gerek... Çanakkale'de halkı sokaga döktükleri ve sokakta doyasıya eğlence düzenledikleri şenlikte emeği ge- çen herkesi kutlarken Çanakkale halkını da unutma- mak gerek... Çünkü ÇanakkalelilergönüllerinceeğlenmeklekaJ- madılaraynı zamanda kentin gerçek sahipleri olduk- larını da gösterdiler... Belki de ilk kez Çanakkale'de halk Valiyi, Belediye Başkanını, Emniyet Müdürünü, Üniversite Rektörünü ağırladı... Bravo... SESSİZSEDASIZ(I) Yüksek Yerilim Hattı erdincutku ' yahoo.com Dağlanna 2B TALANI gelmiş memleketimin! İsveç'te Sevr hortlatılmak istenirken Lozan Anlaşması'nı anmak da neyin nesi dediler... Eskiden Lozan mı anılırdı dediler... Kurtulun bu kompleksten dedi- ler... Sevr Anlaşması'nı hatıriatanlara pa- ranoyak dediler... Deli dediler... Dediler... Dediler... Demediklerini bı- rakmadılar. Acaba, isveç'ın başkenti Stock- holm'de düzenlenen toplantıya ne diye- cekler? Isveçli bir parlamenter kürsüye çıkıp, Türkiye, Avrupa Bırliği'ne girecekse Ko- penhag kriterlerinın Sevr Anlaşması'nın yerini almasını öneriyor... Toplantıda Lozan Anlaşması'nda yapı- lan "hata"nın giderilmesi isteniyor... Lo- zan'daki "hata" ile, bir Kürt devleti kurul- masının engellendıği anlatılıyor... Avrupalıların, Lozan'ı imzalamakla t Kürtlere ihanet ettiği söyleniyor... Günü- müzde bu ihaneti tersine çevirme olana- ğı doğduğu konuşuluyor ve Sevr Anlaş- ması'ndaki "Kürdistan"ın Kopenhag kri- terleri ile kurulabilecegi dillendiriliyor... Sevr'de kurulan "Kürdistan"ın hanta- sı toplantıya katılanlaragöstenlıyor... Toplantıda, Kopenhag knterlerinin -t Türkiye için Sevr'e dönüştürülmesinı isteyen bir bildiri imzaya açılıyor... Bil- dirinin Isveç Hükümeti'ne, Avrupa Birti- ği'ne ve Birleşmiş Milletler'e gönderil- mesi kararlaştınlıyor. Asıl paranoya, bu toplantıyı küçümse- mek olmalı... Bu tür toplantılann devam edeceği gerçeğini görmemek olmalı... Kopenhag kriterleri ile sınır çızgısi hariç Sevr'in zaten dayatıldığını anlamamak olmalı. ÇED KÖŞESİ OKTAY EKINCI Formula'da kural ve uygarlık Spor Servisi Şefımız Ab- dülkadir V ücelman, bu say- falar ıçın pek alışılagelme- miş yazılar yazar... "Spora hizmet için" yapılsalar bile, kimi yanlış uygulamalann üzerine gıtmekten asla çekın- mez... Zaten onun bu tavndır ki Cumhuriyet'in savunduğu "bilinçli toplum" ve "ulusal çıkar" ılkelen, yıllardır bu erdemlerin köreltilmesınde de "araç" olarak kullanılabı- len bir alanda kendinı göster- miş olur... Yücelman"ın ışte buna uy- gun son yazılanndan bın de "Formula'nın yer seçimini" özetle şöyle sorguluyordu: "Prof. Dr. Uçkun Ge- ray'ın açıkla- malanna göre İstanbul Tica- ret Odası'nın (tTO)Formula alanı yapmak istediği arazi- ler,ÖmerliGö- lü içme suvu havzasmda \e ormanhkalan- larda... Bura daki belediye- ler de aynı ara- zileri paylaşa- mayıp, birbir- leriyle davalı olduklanndan nıhsatı Idmin vereceği bile açık değil... İstanbul'da, ken- te saygılı daha uygun bir yer yok mudur?.." ÎTO'nun inadı... Yücelman'ın yazısından bir hafta kadar önce de yine İTO'nun Başkanı Mehmet Yıldınmdan aynı konudaki farklı bir "yakuuna" basında yer almıştı... "Yaklaşık6 ay- dır hâlâ ruhsat alamadıkla- n" ıçm. Sanayı \e Ticaret Bakanı An" Coşkun'a şunlan söylemiştı: "Daha kazma vurmadan 5 trilyon harca- dık... 241 imzayla ruhsat olur mu? Her inızanın bir bedeli var; haraç veriyoruz..." (Mıl- liyet-19.06.2003) Toplum ve gelecek adma "inıar kısıtlaması getirilen" bir alandaki Formula tesisle- rinı kurma "ısran". bellı ki aynı nedenlerle konulmuş yasal kurallar yüzünden "im- zalara" takılmış gibiydi... Bunlan aşmak için ise yi- ne toplum yarannı gözeten yenı bır yer aramak durur- ken, "eldekiaraziyideğerlen- dirmekten" vazgeçılemıyor- du... Işte bu nedenle "kural- lara uymamak" için gösten- len ınadm da yarattığı bir "rüşvet" ortamından şımdı Bakana dert yanılıyor, "Ha- raçtan bıkük, ruhsat verin" denıyordu. . 'Çağdaşlığın' ölçütü Bu haraçlann da hesabının sorulması elbette gerekiyor; ama, iTO'nun "kurallar" karşısındaki bu ısyankârlığı acaba ne anlama geliyor?.. Sorunun yanıtı ıçın, önce "Formula'nın kurallannı" araştırdım... Bu yarışlara ka- tılmaya aday olmaktan tutun, yanş sırasında \ e sonrasında bile uyulması zorunlu olan yasal ve tek- nik kurallann sayısı belkı de 1000'den fazla... Tiimü de "olmazsa ohnaz koşul" ve herhangı bınne ters düşüldüğün- de, "diskaüfı- ye" olmak bir yana, ağır ce- zalarda var... Çünkü For- mula yanşla- n da diğer tüm "çağdaş uygarlık gös- terileri" gibi bellı ılkelerin ve dısıplinle- rin ortak pay- dasında ger- çekleşebiliyor... Aslında bin- lerce yıllık uygarlık tanhı de bir anlamda en derin "kural- lar tarihi" olarak gerçekleş- ti ve bu evrensel ilkeye günü- müzde de uyabilen toplumlar ilerliyor; uymayanlar tökez- liyor... Şımdi Formula"ya "ev sa- hipüği" yapmaya aday bir kentin en büyük ve en zengin sıvıl toplum kuruluşuna şunu sormak gerekiyor: "tmar yasaklan da aslında kentin çıkannı gözeten kural- lar olduklanna göre bunlan delecek bir Formula'yla nasıl uygarlaşacağınuzı açıklaya- biKrmisiniz?"... Sözün kısası, İTO orman ve su havzasını "haraç bile vererek" Formula'nın rant tesıslerıne açma peşinde... Abdülkadir Yücelman da "sporun centilmenlik kural- lan" içınde diyor kı, "tstan- bul'un suyu, oksijeni ve or- maıu, Sayın Mehmet Yüdı- nm ve arkadaşlannın da de- ğil midir?.." Oekinci<n cumhuriyet.com.tr. Bir yeşil alan kurah... (Aımanya 'dan) KİM KİME DUM DUMA BEHIÇAK behicak ı turk.net ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI o & kamilmasaraci ı mynet.com V" L3-—i HARBİ SEMİH POROY semihporoya yahoo.com OTOBÜSTEKİLER KEMAL LRGESÇ k_urgenc(q yahoo.com TARlHTE BUGÜN ui'.MTiz 4KHLL\ 27 Ağustos incic.mumtaz-ariJian.com X ^ Ç ^ ^ ^ Jlr. jfii& ^ KONFUÇYUS DOGUYOR.. MitATTAAl ÖtiCE SSf'ûB 8UGÛH, Ç/A/L/ F/LOZOF K£" EĞ'T/MCI KONFUÇ.rÛS POMYAyA G£LMlŞn. IY/ BİG Ğ ÜÜ M YETİŞTİ/SMJŞ, GEl£tJ£t=SEL ÇW t>£ ÇOtc YAGAfSLANMrŞTr. YAŞAlAtNfN BÜYÜK 8ÖLU~ MÛA/Ü o&eenuBtjUKLE GJEÇ/eeu KONFÜÇYÜ£,ÇDIC SAYIDA ÖĞRBfJCİ Y£rfÇT7RMtf7İ. &42f KAYMAIC- LAIZ ONUU ÜÇ S//V K/ŞıYE KAIZŞI KOMUŞ7UĞU- NU KAYPETMEKreOİG. KOMFÜÇYÜC, YAfAMIUS'H- LAfZ/UI çÖZÛyeiZeN ES&4BU FOIZAAÜU-Efl VE- B/e K/'Çİ DE6fU>İ. YALM/2G4 eeoSMU OL- öMEISMEKTEypİ. KOYDUĞt/ /L*&l£e,BA'ZI Ö£E, B//S DİMtAJ TEME-LLe&YDf. ANCAK, OA/UA/ &K PEySAMSEIZ Slgr, mA//ZfDAAf GELEN MESAtLAdl 'LETMElMgî DE gJUUMEJCTE&İ£... PANO DENİZ KAVUKÇUOĞLU DemokrasideZorlanmak Oral Çalışlar'ın pazartesı günkü, "12 Eylül ve 28 Şubat" yazısını okuduktan sonra onu bu eleş- tiriyi yapmaya zorlayan Ertuğrul Özkök'ün 23 Ağustos Cumartesi tarihli "Şimdi Neredeyim" başlıklı yazısına bir kez daha göz attım. özkök, okurlanna, "şimdi nerede" olduğunu an- latırken "27Mayıs darbesi, Türkiye'desiyasialan- daki kan davalarının ve kötülüklerin miladıdır", di- yordu. Yakın tarihimizin "ikinci büyük hatası" ise, "27 Mayıs'ta başlayan kan davasını, toplumun öteki kesimine de yayan" ve "12 Eylül'e giden yolun taşlarını bu kanlı duygularia döşemiş" olan 12 Mart darbesi idi. Buna karşılık, "12 Eylül 1980'de askerlehn yaptığı müdahaleyi sonuna kadar haklı" görüyordu. Bu darbeyi yapanlara kar- şı "şükran duyguları "nı da dile getiriyor, "Benim de aralannda bulunduğum çok sayıda ınsanın ha- yatı bu müdahale sayesinde kurtulmuştur" diye ekliyordu. 28 Şubat ise özkök'e göre, "Cumhuriyet tarihi- mizin de demokrasiyürüyüşümüzün de ikinci bü- yük balans ayan"\d\. 28 Şubat süreci, "Türkiye'de aşın dınci kesimin laik düzeniyıkarak, kendine uy- gun bir rejim kurma umudunu söndürdüğünden " bu süreci "hayatının sonuna kadargururla" savu- nacaktı. Yazısının sonlarına doğru, "Şimdi geldiğimiz noktada neyin arkasında " durduğunu da açıklıyor, "Yıllardır olduğu gibi, Türkiye'nin Avrupa Birliği tam üyesi olmasını savunuyorum" diyorüu. Yalnız kendisi değil, gazetesi Hürriyet de bu "hedefe ki- litlenmiş"X\. • • • Ertuğrul özkök'ün bu görüşlerinde "yeni" olan bir yan yoktu. Çünkü Türkiye'de birçok insanın "sevdıği ve sevmediği" darbeler, ayarlar, süreçler vardı ve bunlarsıksık dıle getirilıyordu. Kimileri 12 Mart+12 Eylül'ü savunurken, kimileri de 27 Ma- yıs+28 Şubat'ı savunuyorlardı. Ama yalnızca 12 Eylül'ü ya da yalnızca 28 Şubat'ı savunanlar da vardı. Çünkü özkök'ün de belırttiği gibi, Avrupa'ya gıden yolda yürüyen medeniyet cephesinde yer alan "Türkiye 'de herkes gönlünün istediği bir dar- beyi, ayan ya da süreci özgürce savunabilirdi. O da 12 Eylül+28 Şubat'ı savunuyordu. Buna kim kanşabılırdi ki? Türkiye'de demokrasinin özgün- lüğü de zaten herkesin kendi darbesini, ayarını, sürecini dilediği gibi seçip sevebilmesinden ve bu sevgisini de özgürce dıle getirebilmesinden gel- mıyor muydu? Darbecilik aynı zamanda da "yürek" işiydi. Her- kes kolay kolay darbecı olamazdı. Çünkü darbe "olayı"nda yalnızca "yürek"yeterli olmayıp yanın- da tank, top, tüfek de gerekli olduğundan "sivil- ler" ancak "taraftaıiık"\a yetiniyorlardı. Ama 12 Mart'ta olduğu gibi, "Aman bu darbede benim de tuzum bulunsun..." diye ışini gücünü bırakıp Ankara'ya koşan "gönüllü kuklalar" da görülmüş- tü yakın tarihimizde. • • • Hiç kuşkusuz, her "darbe"nin, her "ayar"m gi- rişimcıleri tarafından gerekçelendirilen, toplumun bellı kesimleri hatta çoğunluğu tarafından da ka- bul gören birtakım nedenleri vardı. Avrupa'da da, örneğin Fransa'da General Charles de Gaulle'ün "beşinci cumhuriyet"\ ya da Portekiz demokrasi- si benzer "müdahaleler" sonucu kurulmuştu. Fa- kat Fransa'da da, Portekiz'de de darbecilik biz- deki gibi sürekli bir "ruh hali"r\e dönüşmemişti. "Benim darbem seninkinden iyidir...", "Benimki- nın yanında senin sürecinin lafı mı olur?" gibisin- den tartışmalara Avrupa'nın başka hiçbir ülkesin- de rastlamak olası değildi. Işin daha da ilginç ya- nı, kimı ınsanların bu "ruh hali" ile aynı zamanda da en ateşli bir "Avrupa Birliği" yandaşı olabilme- leriydi Türkiye'de. Dilerım, Sayın özkök bu tartışmayı kesmez. O zaman belki daha iyi anlarız demokraside niçin böyle zorlandığımızı. Avrupa kapısında niçin boş yere ter döktüğümüzü de tabii... (e-posta: dkavukcuoglu«superonline.com) (Faks:0212-234 68 73) BULMACA SEDAT YAŞAYAM 1 2 3 4 SOLDAN SAĞA: 1/ Kartal. çaylak gibi yırtıcı kuşla- ra verilen ge- 3 nelad. 2/Ma- den eşya üze- rine vurulan 5 bircinscila... Hinduizm'in en büyük tan- nlanndan bı- ri. 3/Borsada bellı mıktar- dakı hisse senedini belirtmekte kullanı- lan işlem birimi... Kaz, ördek, güver- cin gıbı kimi kuş yavrularının civcik- 5 İikten sonraki duru- 6 mu. 4/ Bulaşıcı bir göz hastalığı... Sod- 8 yum elementinin 9 sımgesi. 5/Köpek... Atın başma geçırilen dizgin ve süsler. 6/ İnce ve nazik olan... Güney Ameri- ka'dakı dağ sırası. 7/Karadeniz'in kuzeyındeki iç deniz... Adlan sıfat yapan bir yapım eki. 8/ Ilen- me, beddua. 9/Fizikte kullanılan bir güç birimi... Üzerine bir şey dayandınlan bilgi. YUKARIDAN AŞAĞIYA 1/Yurdumuzun sulak alanlannda da yaşayan göç- men bir kuş. 2/Pıyangoda en küçük ikramiye... Ne- odim elementinin simgesi. 3/Dar ve kalınca tah- ta... Yavaş, ağır. 4/ "başlar—doğarken saltanaü sul- taniyegâhuı" (Attilâ tlhan)... Güney Amerika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan bir kuş. 5/K.uzeydoğu- dan esen soğuk yel. 6/ Vanlmak istenen bu- amaca doğru geçılmesi gereklı dönemlerden her bin... Şarap mahzeni. 7/Afrika'dabiruTnak... Olumsuz- lukbelirtenbirönek... Birnota. 8/Birüimiz... Hol- landa'nın plaka ışareti. 9/ Dibi tutturularak hafıf yanık kokusu venlmış muhallebı. , *
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog