Bugünden 1930'a 5,498,966 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 27 AĞUSTOS 2003 ÇARŞAMBA 14 KULTUR kultur@cumhuriyet.com.tr Rock'n Coke Festivali, 10 ülkeden 150 müzisyeni iki gün boyunca aynı sahnede buluşturacak Müziğin devleri Hezarfen'de• 6-7 Eylül tarihleri arasında Hezarfen Havaalam'nda gerçekleşecek ve Türkiye'nin en önemli açık hava etkinliklerinden biri olmaya aday olan Rock'n Coke Festivali'ne yurtiçi ve yurtdışından birçok ünlü müzisyen katılacak. Kültür Servisi - Türkiye'nin en önemli açık hava etkinliklerinden bıri olmaya aday Rock'n Coke Festivali 6-7 Eylül tarihleri arasında Hezarfen Havaalanı'nda yapılacak. Istanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen Rock'n Coke Festivali, Coca-Cola ve Akbank'ın sponsorluğu, Pozitif Tanıtım'ın işbirliğiyle gerçekleştıriliyor. Festivalde 12'si dünyaca ünlü, 6'sı yerli toplam 18 müzik grubu; 7 yabancı, 5 yerli olmak üzere toplam 12 DJ ıle birlikte yaklaşık 150 müzisyen sahne alacak. Festivalın ilk günü ana sahnede Suede, Simple Minds, Dreadzone, Dead Kennedys, The Delgados, Guano Apes, MFÖ, Duman, Rashit sahne alacak. DJ Arena'da ise Paul Daley, Marshall Jefferson, Slam, Yakuza, Arkın Allen performanslannı sergileyecekler. Festivalin ikinci ve son günü ise Pet Shop Boys, The Cardigans, Hooverphonic, Echo&The Bunnymen, Dirry Vegas, Sugababes, Athena, Mercan Dede feat, Athena ve Nil Karaibrahimgil sahne alacak. Türkiye ve çevre ülke gençlerinl buluşturacak DJ Arena'da ise Felix da Housecat, Phill Hartnoll, Daddy G, Lisa Pin-up, Fuchs ve Mabbas performanslannı sergileyecekler. Üci gün içinde 50 bin kişinin izlemesi İstanbul Kültür ve Sanat Yakfı tarafından 250 mihon dönümlük bir alanda düzenlenen festivalde, Suede, Pet Shop Boys ve Mercan Dede de sahne alacak. beklenen festival, sadece Istanbullulan değil rüm Türkiye'den ve çevre ülkelerden de gençleri biraraya getirecek. Bıletix kanalıyla satışa sunuian biletler, satuı alma tarihine göre müzıksev erlere farklı indinm oranlanyla sunuluyor. 5 Eylül'e kadar alınacak bir günlük bilet fiyatı 35 milyon TL (yüzde 12.5 indirimli), kombine ikı günlük bilet 55 milyon TL (yüzde 15 indirimli), kamp alanı bıletı ise 58 milyon TL (yüzde 15 indirimli). 6-7 Eylül tarihlerinde kapıdan satışlarda bir günlük bilet 40 milyon TL, kombine ıki günlük bilet 65 mıl>on TL, kamp alanı biletı ise 68 milyon TL. Kamp alanı bıleti için kombine bilet tipi geçerli olup ek hizmet bedeli ise 3 milyon TL. tngiltere'nin Glastonbury, Danimarka'nm Roskilde, Iskoçya'nın T in the Park, Hollanda'nın Lowlands Festivali gibi sayılı festivalleri arasında kabul hedeflenen Rock'n Coke'a Türk gençlerinin büyük ilgi göstermesi bekleniyor. 1500 kişilik profesyonel ekip. 250 milyon dönümlük bir alan Şehir planlamacılan, mimarlar ve festival organizatörlerinden oluşan bir ekip tarafından planlanan ve Hezarfen Havaalanı'nın 250 milyon dönümlük bölümüne kurulacak olan kasabada banka, market, sağlık merkezi, çeşitli dükkânların yer alacağı alışveriş merkezi, açık pazaryeri, çok sayıda restoranın yer aldığı yiyecek-içecek bölümü, sportif oyun alanlan, otopark, kamp alanı gibi iki gün içinde izleyicilerin tüm ihtiyaçlarını eksücsiz karşılamayı hedefleyen bir yapı oluşrurulacak. Güvenlikten ulaşuna, konaklamadan sosyal aktivitelere kadar tüm hizmetler 1500 kişilik profesyonel bir ekip tarafından sunulacak. (Ayrıntılı bilgili için 0 216 556 20 54) 'Mimarlığı Tersten Giymek' sergisi, 6 Eylül'e kadar Garanti Galeri'de görülebilir Dar gelirlilere yönelik mimarlık•"Tasanm konusunu değişik boyutlarıyla inceleme amacına dönük biçimde, yeniden yapılandınlan Garanti Galeri'deki 'Mimarlığı Tersten Giymek' sergisinin, özgün bir mimarlık deneyimi olan 'Rural Studio'yu gündeme getirmiş olması, ahşılmış sergileme standartlannın dışına çıkıldığı izlenimini vermesi bakımından da iyi bir ömek oluşturuyor." KAYAÖZSEZGtN Insanlann kendilerine bir yaşam ortamı edınmelerinin ve çevreyi egemenlıkleri altına alma güdüle- rinin somut göstergelerinden biri. belki de başlıcası yapı oluşturma eylemidir. Genel bir tanımla mi- marlık kavramı olarak belirlenen bu eylem, teknolojinin gelişimine paralel bir olgu biçimınde karşımı- za çıksa bile, tarih öncesi çağlardan ilkçağlara doğru, ilkel koşullarda bile, çe\Teye egemenliği ve korun- ma ihtiyacını olumlu yönde etkile- yen hızlı gelişmelere tanık oluyo- ruz. Mimarlığın temel öğesi olan ya- pı malzemesini üretme çabalan, bu gelişmeleri hızlandırmış ve onu yönlendirmiştir. Yapı malzemesini yerden yukarı doğru taşımak için birtakım yöntemler geliştirilmiş, insan gücü bu yolda seferber edil- miştir. Mimarlığın yapı taşı İnsan gücüydü Neolitik dönem mağaralanndan Mısır piramitlerine, Aztek ve Inka tapnıaklarına, Sümer ziguratlanna uzanan ilkel bir evrimseüik bağla- mında, mimarlığın temel yapı taşı insan gücüdür. Teknolojik devrimle birlikte, be- tonarme ve çelik karkasın de\Teye girmesi, bu güce yeni ve pratik ola- naklar sağlamamış değildir. Ancak bu olanaklar. daha önce yaygın olan taş malzemenin anıtsal mimarlık örneklerine büyük sana- yi merkezlerinde ve metropollerde yer verilmesiyle yaratılmış olan ge- leneğin özündeki insan kavramına gene de gölge düşürmemiş, doğa- dan devşirilmiş araç ve gereçlerle Dar geürli ailelere, gündelik yaşamlannı ve sosyal aktrvitekrini sürdürmelerine olanak verecek bir konuk yapınıı projesi olan 'Rural Studk>" programından bir örnek. komut oluşturma girişiminı gün- demden düşürmemiştir. Bu yöndeki uğraşlann tipik bir örneğine, 1990'lı yıllarda, mimar- lık pratiğinı meşrulaştırma ve top- lumsal sorumluluk ka\Tamına ye- ni bir içerik kazandırma çabalanna yöresel bir ağırlık verildıği Amen- ka'nın Alabama yöresine bağh Ha- le County'de tanık oluyoruz. Zen- cilerin yaşadığı bu yöre, dar geür- li ailelerin ve işsiz kesimin sığına- ğıdır. Dar gelirli ailelere, gündelik ya- şamlarını ve sosyal aktivitelerini sürdürmelerine olanak verecek bir konut yapunı projesi, Auburn Ünı- versitesi Mimarlık Bölümü öğren- cilerinin yürüteceği bir program çerçevesinde "Rural Studio" adıy- la, atölyenin isim babası Samuel Mockbee tarafından başlatılıyor. Bu programa, üniversitenüı ıkın- ci ve beşinci yıl öğrencilerinden her yıl yaklaşık on beşer kişi katılıyor. Değişik bir perspektif gözlemleniyor Yapı malzemesi olarak sıkıştınl- mış toprak, oto camı ve lastiği. mum emdirılmış karton artıklan gibi ye- rel olanaklann zorlanmasıyla elde edilen gereçler, bu "el yapunı bi- na"lann otantik yapısmı oluşturu- yor. Burada mimar olanla olmayan arasmdaki sınınn aşıldığı ve daha radikal çözümlere vanldığı gözlem- lenebılıyor. Sergi mekânı içinde "Rural Stu- dio"ya ilişkin çahşmalar, yöre ya- şamının belgelendiğı ve mimarlık öğrencilerinin, ihtiyaçlar düzeyın- de yaratıcı kimliklerini ortaya sere- cek belgesel bir film göstensıyle daha kapsamlı hale getinlmiş. Tasanm konusunu değişik boyut- lanyla inceleme amacına dönük bı- çimde, yeniden yapılandınlan Ga- ranti Galeri"deki bu serginin. özgün bir mimarlık deneyimini böylece gündeme getirmiş olması, alışılmış sergileme standartlannın dışına çı- kıldığı izlenimini vermesi bakımın- dan da iyi bir örnek oluşturuyor. "Rural Studio",her şeyden önce, konut mimarlığının değişik birpers- pektiften gözlemlendiğine ilişkin bir proje özelliği yansıttığı ıçın bız- deki mimarlık öğrencılerine yeni bir pencere açabilir. Köy Enstıtüleri'nin kuruluş yıl- lannda, okullannı ve işliklerini ken- di çabalanyla gerçekleştiren öğren- ciler de akademik anlamda olmasa bile, konut üretme becenlerini ge- liştirecek buna benzer birprogram- la işe başlamışlar, önemli bir mesa- fe de almışlardı. Onlann çabalan da, kırsal yöre- nin dar olanaklan içerisinde, bir çe- şit "rural" çalışma temelinde kay- naklanıyordu. Büyük yatınmlan ve parasal meb- lağlan içeren mimarlık eyleminin, bu sergiden de kolayca anlaşılaca- ğı gibi, toplumsal sorumluluğu "ye- nidenkonuşulabiBr" bir düzeye ge- tirmiş olması, günümüzün küresel- leşen dünyasında fazlaca olanaklı görünmese bile, bu olanağa uzak duran Birleşik Amerika gibi bir ül- kede uygulamaya girmiş görünme si, bızi şaşırtabılir. Hele bu serginin İstanbul dışın- daki başka ülke kentlerinde de gez- dinleceği göz önüne alınırsa. "Ru- ral Studk)*" 1 projesinin, kaynaklan- dığı ülkeye özgü bir çözüm mode- li olmaktan çıkarak yaygınlaşacağı da varsayılabilir. Pratik çözümleri devreye sokuyorlar Belgesel filmde yöre halkı, mımarlık öğrencilerinin kendilerine arsa karşılığında kazandırdıklan bu yapılardan dolayı mutlu görünüyor ve yöre yönetıminin üstlenmesi gereken bu görevi, öğrenme aşamasındakı kişilerin, öğrenip üreterek yerine getirmelerinden hak- lı olarak kıvanç duyuyorlar. Böy- lesine farklı bir ışlev nedeniyle, söz konusu bu üretim için de sergıye uygun düşecek bir başlık bulun- muş; "MimartağıTersten Grymek". Bir yapıyı ya da konutu, yaşama mekânı olarak benimsemek, onu kuşanmak, yani "gjyinmek" an- lamına gelir. Bu noktadan yola çıkarak, teknolojinin olanaklannı en aza indirecek pratik çözümleri devreye sokmak. onu "tersten giy- mek"le eşanlamlıdır. Burada öğ- rencilerin katkısı, mimarlıkta kariyer kazanmış olan meslektaşlarının çabasına bir karşı seçenek de oluş- turmuş oluyor böylece. v (Sergi 6 Eylül e kadargörülebilir: Tel: 0212 293 63 71) DEFNE GOLGESİ TURGAY FİŞEKÇİ Sağlık Alışverişi Eğitim ve kültür gibi sağlık da, kamunun düzen- leyici gücüne gereksinim duyan bir alan. Tıpkı eğitimde devlet okullannın yanı sıra özel okul- ların açılıp rekabet ortamı yaratmaları gibi sağlık- ta da kamu hastanelerinin yanı sıra özel hastane- ler açılarak, sağlık hizmeti pazara düşürüldü. Pazardan sağlık hizmeti nasıl alınır? Elbette parasını ödeyerek. Hastalar, sağlık hizmeti almak için para ödeme- ye başlayınca, parayla hizmet sunanların bu işten zenginleşecekleri de açık. Zenginleşme ve sürek- li daha çok kazanma güdüsünün, her ticari etkin- lik içinde olanlar gibi sağlık hizmeti sunanları da etkilemesi, bu yolda kafa yormalarına yol açması da kaçınılmaz. Düşünsenize, hisse senetleri borsada işlem gö- ren bir sağlık kuruluşu, değerini yükseltebilmek için sürekli kârda ve daha çok kârda görünmek zo- runda. Yoksa alanı satanı kalmaz. Sağlık alışverişinde müşterilerin durumu ise tam anlamıyla çaresizlik. Can derdine düşmüş insanın sağlığı için pazarlık edecek, "Beşe değil, üçe ol- sun, yoksa almam" diyecek gücü olabilir mi? Zo- runlu olarak isteneni ödeyecek. Böyleliklekurallannıtektarafınkoyduğu bir alış- veriş düzeni kurulmuş gidiyor. Alışverişlerdetüke- ticilerin haklannı koruyan kimi kurallarda getirilmiş- tir. Aldığınız buzdolabı bozuk çıkarsa değiştirme ya da geri verme hakkmız vardır. Hasta ise kendisine yanlış sağaltım yöntemleri uygulanırsa, sağlığı da- ha da kötüleşir ya da canından olursa kimden ne talep edebilir. Ülkemizde kamunun sağlık hizmetlerindeyeter- siz kalması, bu alanda büyük kazanç gizilgücü bu- lan özei yatınmcılann yatınmlarına yol açtı. En ge- lişmiş teknolojilerle tanı yöntemleri hemen yakını- nızdadır artık. Her köşebaşında bakkal dükkânı gibi sağlık birimleri açılmıştır. Yalnız Istanbul'daki MR (Manyetik Görüntüleme) cihazlarının sayısı, tüm Ingiltere'dekinden daha fazladır. Görüyor musunuz, yoksulluktan kınlan ülkemiz- deki kaynak savurganlığını! O pahalı cihazları alanlar, sonra onlan işletebil- mek, giderlerini karşılayıp üstüne de para kazan- mak için sokaklara çıkıp hasta aramazlar mı? Ken- dilerine başvuran herkese, "Eh, bir de MR'ınızı çekelim," demezler mi? Hastanın "istemem" di- yebilmesi mümkün mü? Nereden bilsin, kendisi için neyin gerekli, neyin gereksiz olduğunu? Karın ağnsıyla gittiğiniz bir hastanede size aci- len apandisit ameliyatı olmanız gerektiği söylen- se, karşı çıkma hakkmız olabilir mi? Ama yalnızca paranız alınmak için ameliyat ediliyorsanız? Insanlann sağlık hizmeti gereksinimlerine para kazanılacak bir iş olarak bakıldığı anda, her şey bit- miş oluyor. Bu nitelik değişimi, olmadık biçimlerde sömü- rülen hastalar kadar, yıllannı verip eğitim gören, in- sanlığa hizmet isteğiyle dolu sağlık mesleğinin ça- lışanlanna da haksızlık. Onlar ister mi böylesi ilişkiler içinde olmayı? Kamunun düzenleyici gücünün gerekliliği orta- da değil mi? Kamu sağlık kuruluşları talebi karşılayamıyorsa, özel hastaneler, mahalle poliklinıkleri hizmet ver- sin. Kamu gücü, sağlık alanını öyle birdüzenlesin ki, sömürü düzeni değil, sağlıkh bir toplum ortaya çıksın. Hastalar da, sağlık çalışanları da bu onur kıncı konumlanndan kurtulsun. tfisekci« superonline.com Bursa Devlet lîyatrosu'nda l Çığr • Kültür Servisi - Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), yeni sezonu 14 Ekim'de Ayşe Emel Mesci'nin yönettiği 'Çığ' adlı oyunla açacak. Susturulmaya çahşılan kapalı toplumlarda. suskunluğa ve susturulmaya karşı çıkan bir oyun olan oyunda, Feyha Celenk, Betül Gökçer, Meltem Yücesal, Arzu Tan Bayraktutan, Ahmet Somers, Ibrahım Şahin, Tuncer Salman ve Turan Günay rol alacak. BDT'nin yıl için sahneleyeceği bir diğer oyun ise Aziz Nesin'in 'Gol Kralı' adlı yapıtı. BDT'ce sahnelenen ve geçen sezon en yoğun ilgiyi gören Ayşe Emel Mesci'nin 'Orkestra'oyunu da Ankara'da Küçük Tiyarro'nun sezon açılışında izleyiciyle buluşacak. K Ü L T Ü R İ Ç İ Z t K K Â M İ L M A S A R A C I
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog