Bugünden 1930'a 5,498,322 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 26 AĞUSTOS 2003 SALI 8 HABERLERIN DEVAMI TURKIYE Istanbul Edırne Kocaelı Çanakkale Izmir Manisa Aydın Denizlı PB PB PB PB B B B B 31 34 31 33 34 36 36 35 Zonguldak B 26 Antalya Sınop Samsun Trabzon Giresun Ankara Eskışehır Konya Sıvas B B PB PB B B B B 26 28 27 27 30 31 30 28 A 37 Kars Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van A A A A A A B B 34 32 37 39 34 35 32 27 PB 23 Yurdun kuzeydoğu kesımlen ıle Trakya par- çalı bulutlu, dığer yerief az bulutlu ve açık geçe- cek Hava sıcakhğuç ve doğu kesımlerde arta- cak dığer yerierde onemlı bır degışıklık oi- mayacak Ruzgâr ku- zeybatı kesımlerde ku- zey ve doğu dığer yer- ierde guney ve batı yon- lerden hafif, arasıra orta kuvvette esecek. DIS MERKEZLER Oslo Helsınkı Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Parıs Bonn Y Y Y B PB PB PB PB 19 19 20 24 22 23 28 27 Münıh PB 28 Zürıh Berlin Budapeşte Madrıd Viyana Belgrad Sofya Roma Atına PB PB PB PB PB PB Y PB 26 28 33 27 30 30 31 34 PB 28 Şam Moskova Aşkabat Astana Taşkent Bakû Bışkek Tıflıs Kahıre Y PB PB Y PB Y PB B 16 36 28 34 29 28 25 35 B 37 Sıslı ^ Çok bulutlu ı Yağrrurlu >Karlı Gok gurultulu GUNCEL CUNEYT ARCAYÜREK H Baştarafı 1. Sayfada RTE, Başbakanlık'taki görevinin kamuoyunu uyutarak siyaset yapmak olduğuna inanmış ol- malı ki, kanlı olaylara geçici sükûnet gelmesin- den sonra; "gelişmelerin Türkiye'nin istediği yönde ilerlediğini" söylüyor. Ortadoğu'nun kudretli devletinin kısa sürede geldiği noktaya: Kuzey Irak'ta "kırmızı çizgilerin" Kerkük'ü de içine aldığı bölgede, örneğin silahlı Kürt aşiret- lerinin silahsız bir topluma -Türkmenlere- saldır- ması halinde askerle derhal müdahale edece- ğini söyleyen Türkiye'nin başbakanı: VVashing- ton'da, Bağdat'ta ve Ankara'da gelişmeleri an- bean izliyormuş. Doğrusu hazrete zahmet oluyor. Çok ama çoook yakın geçmişte ilan edilen devlet politikalarını, kırmızı çizgilerin neyi içer- diğini bilen bir gazeteci RTE'ye soruyor: "Irak'a gidecek askerin bir bölümünün Kerkük bölgesi- ne gönderilmesi düşünülüyor mu?" Elini uzattığı Amerika'ya kolunu kaptıran bir başbakan, dünü, bugünü, yarını anımsatan so- ruya nasıl yanıt verebilir? "Düşünüyonız" dese uzun boyunu aşan bir yanıt vermiş olacak; ne düşündüğü belli değil. "Düşünmüyoruz" dese kamuoyu duyarlılığını karşısına alacak.. eveleme gevelemeye başvu- ruyor. Asker gönderme konusunda Genelkur- may'da, Dışişleri'nde çalışmalar sürüyormuş da... Eylül ayındaki MGK'de değerlendirmeler- den sonra karar verilecekmiş de... Masal masal mastika! • • • Bir kez anlaşıldı ki; son MGK toplantısında asker gönderme konusunda "tavsiye" niteliğin- de de olsa herhangi bir karar alınamadı. ABD'den sualnameye beklenen yanıtlar gel- mediği, Amerika'nın Türk askeri konusunda ger- çek görüş ve eğiliminin (gönderin demekten öte- ye) nedir ne değildir anlaşılamadığı için... Hü- kümetin MGK'ye kararlılıkla gitmesi ya da MGK'den tavsiye namı altında bir karar çıkar- ması zaten söz konusu değildi. Irak'a asker göndermek konusunda ABD'den gerekli ruhsatı alamadığı için kararsızlık içinde bocalayan hükümet, gidecek askerin bir bölü- münü Kerkük'e göndereceğini açıklayabilir mi? Nerede kaldı o yürek, o Kasımpaşalılık? Şey- tan aldı götürdü mü? • • • Tabii devleti yönettiği sanısına kapılmış, aslın- da AKP'ye hizmet veren böyyük medya, hükü- metin asker gönderme konusunda neden karar alamadığını bilmesine karşın, görmezden gelir, yazmaz. Gerçeği söyleyeni de göstermez. örneğin -o- hh nihayet; 2B kavgası referanduma gidecek olursa "toplumsal hareket" başlatacaklarını açıklayan- CHP lideri Deniz Baykal, asker gön- derme konusunda ABD'den yanıt gelmediği için" karar alınamadığını söyledi. Hükümetin sürekli yalanladığı önemli birnok- tayı doğruladı: Ancakkk; ABD, "Türkiye kararalırsa" -nerede ne kadar ne için- sorularına yanıt arayacak gö- rüşmelerin başlayabileceğini bildirdi. Kısacası "alacakaranlıkta karar vermemizi" istedi. Iktidar yalakası medya, Irak'ta Türk askerine olumsuz tepki gösterilmeyeceğini yutturmaya çalışan haberlere ağırlık veriyor. Kerkük Vakfı Başkanı Prof. Suphi Saatçi, Tür- kiye'nin "sadece gelişmeleri izlediğini" söyler- ken; askerin görev alması olası Felluce kentin- deki yerel liderler Türk askerine karşı görüş bil- diriyorlar. Medyada yer almıyor; ne ki, Irak'ta ABD işga- line silahlı eylemlerle direnen eski- yeni örgüt- ler, Müslüman Türk askerine ayrım yapmaya- caklannı... Yani? öldüreceklerini ilan ediyor. Orgeneral Kılınç MGK Genel Sekreterliği'nden aynlırken de uyanlarda bulundu: Köktendinciliktehdidi sürüyorANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) - MGK Genel Sekreterliği görevini devreden Orgeneral Tuncer Kılınç, tslami kökten- dincilik tehdidinin sürdüğünü belirterek "80 yıllık laik Türki- ye Cumhuriyeti'nde halen hi- İafet ve şeriat arayışında olan- larımız var" dedi. "Tarikatlaş- ma ve cemaatleşme" faaliyetle- ri hakkında uyanda bulunan KJ- lınç, AKP'den duyulan rahatsız- lığı da üstü kapalı olarak dile ge- tirdi. Kılınç, hükümet üyelerinin türbanh eşlerinin yarattığı sıkın- tıyı da dile getirdi. MGK Genel Sekreterliği gö- revini, düzenlenen törenle Kor- general Şükrü Samşık'a devre- den Orgeneral Kılınç. yaptığı ko- nuşmada ulusal güveulik, dış po- litika, AB, ABD ve yeni dünya düzeni, Islami köktendincilik tehdidi konulannda ilginç değer- lendırmelerde bulundu. MGK Genel Sekreterliği'nde gerçek- leştirilen devir teslım törenine SERİAT ARAYISINDA OLANLAR VAR Tek kelimeyle çağdaşlaşmanın temeli olan Atatürkçü düşünce sistemini henüz toplumun her katmanına yayamadığımız bir gerçektir. 80 yıllık laik Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk milliyetçiliği anlayışında tek devlet, tek ulus, tek bayrak ülküsünü daha güçlendirerek devam ettirmesi gerekirken, halen hilafet ve şeriat arayışında olanlarımız var. Etnik aynmcıhğı demokratikleşme diyerek körükleyen entelektüeller ve yazarlanmız giderek çoğalıyor. Birlik ve beraberligin harcı olan dil birliğimizi bozmaya çalışan tarikatlaşma ve cemaatleşme yoluyla inanç birliğini zedeleyen rutumlarla nasıl tek yumruk olacağız? Kendi çıkar ve beklentilerini ulusal değerlerin üstünde tutan ve siyasi iktidarlara yaranmayı hedef edınmiş bir kısım medyanın yarattığı kamuoyu ile birlik ve beraberlik sağlanabilir mi? Genelkurmay Başkanı Orgene- ral Hilmi Özkök ve dığer komu- tanlar eşleriyle gelirken, hükü- met temsilcilerinın türbanlı eşle- rinin törene katılmamalan dik- kat çekti. Orgeneral Kılınç da yaptığı konuşmada, bu durumu üstü kapalı olarak eleştirdi. Isla- mi köktendincilik konusunda eleştirilerini sıralayan Orgeneral Kılınç, "Bugün yönetimin en üst düzeyinde bulunanların sosyal ve kamusal alanlarda bir araya gelemediği ülkemiz- de konuyla ilgili daha fazla bir şeyleri dile getirmeye gerek ol- madığı kanaatindevim" sözle- riyle rahatsızlıklannı ifade etti. MCK' elestirisi Buruk ayrdîyorum Orgeneral Tuncer Kı- lınç, konuştnasında ulu- sal güvenlik konusunda özeleştinlerde de bulun- du. Kılınç, "Halen yüz- de 30'u kayıt dışı olan ekonomik yapı ve yüzde 75 civarında dışa ba- ğımlı savunma sanayi- mizle bu konuda tablo- muz pek iç açıcı değil- dir. Oysa milli güvenlik bir devletin ve ulusun var oluşuyla eş değer tu- tulmaktadır" dedi. Kılınç, konuşmasında "Yüce Meclis'in irade- sine saygısının" altını çi- zerken, MGK Genel Sek- reterliği'nin fiilen işlevsiz hale gelmiş olmasından duyduğu endişeyi de dile getirdi. Gelecekte sıvıl bır genel sekretenn idaresin- de MGK Genel Sekreter- liği'ninpolitize olabılece- ği kaygısını da ifade eden Kılınç, "Görevimi dev- rederken buruk bir hu- zur ve mutluluk duy- maktayım. BurukJu- ğum, devlete çok yarar- lı bir kurumun aiacağı son şekiiden, huzur ve mutluluğum ise görevi emin ellere teslim etme- den ve sağlıklı bir şekil- de emekliliğe kavuş- mamdan kaynaklanı- yor" diye konuştu. Mezuniyet sevinci Jandarma Okulları Ko- tanlığı'ndan 2002- 2003 eğitim-öğretim yı- lında mezun olan 220 subay, 946 astsubay, 25 sözleşmeli bayan ast- subay ve 1782 uzman jandarma çavuş için dün diploma töreni dü- zenlendi.Törende konuşan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şe- ner Eruygur. Jandarma Okulları Komutanlığı'ndan mezun olanla- nn "Türk milletini düşünce, din ve etnik olarak parçalamaya çalı- şanlann korkulu rüyası olacağına inandığını" söyledi. (Fotoğraf: AA) Orgeneral Kılınç, yaptığı konuş- mada şu mesajlan verdi: Batı, köktendincilik teh- dldinde haklı çıkti: Soğuk savaş sonrasında Batı dünyası aralanndaki dayanışmanın deva- mı için bir yeni tehdit arayışıyla köktendinciliği ön plana çıkar- mıştır. Kendi tehdit değerlendir- melerimizde de zaman zaman ir- tica ilk sırayı almasına karşın, Batı'nın bu "Islami köktendin- ci tehdit" değerlendirmesini fazlaca içimize sindirememiştik. Ancak 11 Eylül saldınsıyla Batı tespirinde haklı çıkmıştı. Aynca en tehlikeli silahın ölümü göze alabilen insan gerçeği olduğu bir kere daha ispatlanıyordu. AB'ye alternatlf savun- madim: AB'ye üye olduğumuz takdirde bu konuda faydalar sağ- lanacağı bir gerçektir. Geçen yıl, Türkiye'nin özel bir üyelikle AB'ye alınabıleceği yolundaki saptamaya kişisel olarak katıldı- ğımı belirtmiştim. Böyle bir tes- pit hiçbir şekilde AB'nin bir al- ternatifi olarak dile getirilmemiş- tir. AB'ye tam üye olamadığımız takdirde güvenliğimiz ve ekono- mik çıkarlanmız için tamamlayı- cı arayışlarda bulunmanın yarar- lanna inanmaktayım. AB'ye üye olsak bile Rusya ve Iran ile iyi ilişkilere ihtiyacımız olduğu ka- nısındayım. Ulusal çıkarlanmız- dan ve onurumuzdan ödün ver- meden gelişmiş ülkelerin oluş- turduğu bir topluluğun veya top- luluklann içinde bulunmanın ulusal güvenliğimiz açısından yararlan yadsınamaz. ABD'nln gerçek amacı endlşelendlrlyor: ABD, 11 Eylül saldınsının ardından ulu- sal güvenliğinı sağlamak için ön- leyici taarruz stratejisini uygula- maya koydu. Böylece ABD ger- çekte küresel hedeflerine ulaş- mak ve inandığı yeni dünya dü- zeninı kurabilmek için 11 Eylül 2001 'deki terör olayı ile ele geçir- diği uygun fırsatı değerlendir- mek amacıyla, görünürde de ken- disine yönelebilecek başka terör eylemlerine mani olmak için son 2 yılda önce Afganistan'a, takı- ben Irak'a önleyicı taarruzlar gerçekleştırdi. Bu uygulamalarla ilgili endişeler, ülkemizin günde- minin en başma yerleşti. Avrupa'ya terör eleştlrl- Sİ: Avrupa, niyet ve maksadı de- ğişmeyen, sadece ismini KA- DEK olarak değiştiren terör ör- gütünü halen terörist örgütler lis- tesine bıle almamıştır. Almaya da niyetli gözükmemektedir. Zira, terörist başının yakalanmasuıdan sonra onun hayatını garanti altı- na alma ve bölücü örgütü yasal bir kuruluş olarak siyasi hayatı- mıza katma uğraşmdadır. GÜNDEM MUSTAFA BALBAY • Baştarafı 1. Sayfada Aradan günler geçmesine karşın hâlâ olayla- rın nedeni, sorumluları hakkında kesin bir açık- lama yapılmaması akla pek çok soruyu getiriyor. Acaba, ABD bölgeye hâkim olmakta zorlanı- yor mu? Yoksa iç karışıklıkların bir süre daha de- vam etmesinden yana mı? Böylece Irak'ın hiç- bir yerinde tek bir grubun egemen olmamasını mı istiyor? Acaba, Türkmenleri ateşin içine düşürüp, "Türkiyeeee, Türkiyeee neredesin, bugün gel- meyeceksin de ne zaman geleceksiiiin" diye ba- ğırmasını mı istiyor? ABD, "Irak'ta tek hâkim güç benim. BM'nin açılımı Buşlaşmış Milletler'dir. Ya kabul edersiniz, ya kabul edersiniz" dediğine göre, Irak'ta olup bi- ten her şeyden de sorumludur. Kerkük'ü izlemeye devam edeceğiz... Irak'ın geneline bakalım... Tarafsız gözlemcilerin yorumu şu: Irak'ın iç düzeni Saddam döneminden beter! Bu gidişin sonu şöyle görünüyor: Bölgede ABD karşıtı eylemlerin zemini Irak olabilir. Çevre ülkelerden ABD ile savaşmak is- teyen kişiler bu topraklara gelebilir. Şimdiden bunun ipuçları görünüyor. örneğin, Bağdat yakınlarında sadece Suriye'den gelip ABD ile çatışmada ölenlere ait özel bir mezarlık var. Bağdat'ın güneyinden gelen haberler de ABD açısından iç açıcı değil. Iran'da Şiilerin dinsel merkezi Kum kenti. Ancak gerek Iran'daki gerek- se öteki ülkelerdeki tüm Şiiler açısından en bü- yük çekim yeri Necef. Iran'da yaşayanlar dahil pek çok Şii lider, artık en büyük merkezin Necef olması ve buraya yerleşilmesi gerektiği görüşün- de. Ister misiniz, ABD "sıra Irak'tan sonra Iran'da" derken, Irak'ı da Iranlaştırsın! Bahreyn'den Umman'a Arap Yarımadasrnın küçük devletlerinde de ağırlıklı nüfus Şii. Geliş- meleronları dadoğrudan etkileyecektir. Iran'dan Irak'tan hafif bir riizgâr esse bu ülkeler nezle olur. Kandır babam kandır Irak'ın içindeki karışıklığın neler getireceği be- lirsiz ama, ABD ve Ingiltere'ye güvensizlik getir- diği kamuoyu yoklamalarından açıkça belli olu- yor. Amerikalıların gözüyle Irak, Vietnam'a döndü dönecek. Yakında Irak'ın adını "Iraknam" diye yazmak durumunda kalabiliriz! Her iki ülkenin güvenilir yayın organlarının ya- yımladığı araştırmalar, Bush ve Blair'e "güven" duyanların azaldığını gösteriyor. Deyim yerin- deyse "güven "sözcüğünün sonundaki "n"düş- müş, güveni yiyip bitirmiş. Nevvsvveek dergisinin yayımladığı araştırmaya göre, Amerikan halkının yüzde 70'i ABD ordusu- nun Irak'ta batağa saplanacağından endişe edi- yor. Burada da "atak" sözcüğünün başına "b" gelmiş! Amerikalıların yüzde 72'si, Irak'ı yeniden yapı- landırma işinin BM'ye bırakılmasını düşünüyor. Buna karşın Bush yönetimi kendine yakın 3-5 adam seçip "yenidenyapılandırma" talimatı ve- riyor: - Yeniden yap ulan durma! 'Bush, Irak siyasetini doğru götürüyor mu' so- rusuna 'Evet' yanıtı verenlerin oranı yüzde 54. Bush'a yeniden oy veririm diyenler ise yüzde 44. Bush için asıl tehlike şu: Irak savaşı ABD'ye haftada 1 milyar dolara mal oluyor ve bu, bütçe açığını arrtırıyor! The Sunday Telegraph'ın anketinden de şu çıktı: Ingilizlerin yüzde 67'si, Irak'ta kitle imha silah- ları konusunda Blair'in kendilerini kandırdığını düşünüyor. Ne diyelim? Bunların istediği kandır, kandıra- bildiğin kadar kandır! ankcum@ttnet.net.tr Büyük Zafer'in Başlangıcı ve Anlamı... I Baştarafı 2. Sayfada yarattığı Türk Mucızesf yle gör- kemli bir mutluluğa dönüşmüştür. Bu örnek utku, ulusun bağımsızhk tutkusunun, benimsediği ilkeyi ger- çekleştirme gücünün özgürlüğünü özetlemektedir. Savaşın incelikleri- ni, ustalıklannı. gücün başarıyla kullanılması yöntemlerini (strate- jı) çok iyi bilen, kendi yaptığı plan- la istediği sonucu alan Mustafa Ke- mal, öğrencilik yıllarından ben ge- liştirdiği izlencesini yürürlüğe koy- ma olanağına kavuşmuştur. Lozan Banş Antlaşmasryla ke- sinleşen ulusal sınırlar, uluslaşma, her şeyiyle yepyeni Türkiye Cum- huriyeti, başta laıklık değışik alan- lardaki kollanyla Türk Devrimi, "kurtuluş ve kuruluş"la ünlenen tarıhsel olgu, 26 Ağustos'ta başla- yan ölüm-kalım sa\aşuıın benzer- sız kazanımlarıdır. Utkulan, kendı- sınde daha büyük utkular için bır araç sayan Atatürk "Türk birliği- nin, Türk gücünün ve yeteneği- nin, Türk yurtseverliğinin çelik- leşmiş bir kurumu olan ordu- muz, Türk topraklarının ve Tür- kiye ülküsünü gerçekleştirmek için birbirine eklediğimiz düzen- li çalışmaların yenilmesi olanak- sız güvencesidir*' diyerek Silahlı KuvTetlerimizi övmuştür. BuAta- türk çocuklanna karşı günümüzde yurtıçinden ve yurtdışından yönel- tılen haksız eleştınler. etkısız kıl- ma, dışlama, zayıflatma, yıpratma ve ele geçırme çabalan gözetihr, Silahlı Kuvvetler'ın Atatürk Ocağı nıteliğiyle duyarlı olduğu konular, özellikle iktidardan ka\naklanan sorunlar, birlikte değerlendinlirse nelenn amaçlandığı daha iyi sapta- nır. 26 Ağustos'un yıldönümünde sıyasal kavTiaklı ağır çelışkiye de- ğinmek yerinde olacaktır. 12 Eylül olayındaki kişisel sorumlulukların, anlayış ve tutumun Silahlı KmTet- ler'e maledılerekYAŞ kararlan ve MGK yoluyla hızlandınlıp genışle- tılen çırkın karşıtlıklar, 30 Ağus- tos'un 29 Ekim'ın, 23 Nisan ve 19 Mayıs'ın yadsınması demektır. Yurdu Icurtaran, ölüme koşan, son- suza değin bağunsız yaşatmayı bi- rincıl görev bıldığımız Türkiye Cumhuriyeti Devletı'ni kuran, Si- lahlı Kuvvetlerimızdır. Kımi cıddi- ye alınmayacak konuşmalann, kı- mı anayasaya aykın "şerh"lenn, kımi AB ıstekli, ABD destekli ya- rarsız, göz boyayıcı önemsız dü- zenlemelenn ve kabadayıhldann, ağırbaşlı, olgun, efendıce. kendine güvenle korunan suskunlukla tep- kısizlığin ve "AB'ye girişi engel- ledi, demokrasivi gölgeledi denil- mesin" içbaskısıyla yığıtçe duru- şun yanlış anlaşılmasının sonucu olduğu kanısındayım. "Asker-sivil çatışması ve siyasete müdahale" kuruntusu sataşma bahanelerınden bındir. Demokrasinın güçlü bekçi- si Silahlı Kuvvetler'dir. "Asker" üzerinden siyaset ya- panlarla, Silahlı Ku\"vetler'ı sömü- ren 12 Eylül şaksakçılığı, bilinen fınldaklar, yasamlarını neye borç- lu oldııklannı, silahlı gücün önemi- ni, ülkemiz koşullannda konumu- nu yansızlıkla, içtenlikle düşüne- mez. Askerlenmızın çoğunun, sıvılle- nmızin çoğundan daha demokrat olduğunu, Silahlı Kuvvetlerimizin devletin öbür bırimlerinden yıllar- ca ılerde olduğunu söylemek, yal- nız değerbilirlik değil, gerçekçilik- tir. Silahlı Kuvvetlerimizi amaçla- nna ve ereklerine engel görenlerin "asker-sivil aynmı" çabalan bo- şunadır. 26 Ağustos, 30 Ağustos, ulusal bıluıcin kaynağıdır, anlamı da bu yapıda yoğunlaşmaktadır. Si- lahlı KuvTetier'ın. kendi eseri olan Cumhuriyet'i tüm nıtelikleriyle ko- ru\Tip kollaması, savunup güçlen- dirmesı, Mustafa Kemal Ata- türk'ten aldığı en kutsal, en doğal görevıdir. Türk asken ve Silahlı Kuvvetlerimiz içinAtatürk'ün söz- lenni, Ordulara ıletısı'nı (1938) unutmamalı, Büyük Söylev'ıni bel- leklenmızin ışığı kılmalıyız. AL GÖZÜM SEYRETLE / IŞIL ÖZGENTÜRK Şuf Şuf Tayyare H BaştarafıArka Sayfada Kocaman taş bir bina, içerisi tıklım tık- lım dolu; kadın erkek, genç yaşlı Dat- çalılar. Köy Enstitüleri, Yanm Kalan Mucize başhklı panele akın etmişler. Konuşmacılar Prof. Kemal Kocabaş. Hıfzı Topuz, Güzel Yücel. Herkesin aklında tek bir soru, yeniden böyle mü- kemmel bir eğitün projesi oluşturulabi- lirmi? Olur, bir yerierde bu tartışılmaya ba§- lamışsa. burası Türkiye, inatçı, deli bi- rileri çıkar, en iyiyi, en güzeli yapmak için yollara düşer. Bir kişi çoğalır, iki olur, üç olur ve bir ülke olur. Panelin inanılmaz iki sürprizi var. Hıfzı Topuz Datça'ya gelirken Behçet Kemal Çağlar'ın sözlerini yazdığı, bestesi Adnan Saygun'a ait olan Köy Enstitüleri Marşı'nın bandmı yanmda getirmiş. Birden bütün salon bu naıf, hayatın temelinin üretmek ve paylaş- mak olduğunu hepımize bır kez daha anımsatan bu marşla doluyor. Herkes ayakta, herkes marşın sözlerine eşlik ediyor. Garip ve etkileyici bir görüntü, birden Sovyet Devrimi"nin o heyecan- lı günlerini anlatan belgesel fılmler ge- liyor aklıma. O kendme güveni, o he- yecam bu kez yanı başımda Datça'da bir taş binada yeniden hissedıyorum. Tam o sırada Can Yücel'in sesi salonu dolduruyor. Can, büyük bir sadelik içinde Köy Enstütilerini anlatıyor, ta- bii bantı Hıfzı Topuz getirmiş. O, geç- mişi bizlere en etkili biçimde anımsat- mayı seviyor \e bu, onun en sevdiği iş. Sağolsun. Datça'dayım ve güzel rastlantılar sü- rüp gidiyor. Datça'da nerede yanlış bir uygulama var, nerede bir haksızlık var, bunlan inatçı bir biçimde takip eden, yerel gazetelerde haber yapan ve bu ne- denle başı sürekli belada olan Sinan Kara, yaşadığı haksızlıklan. tuhaf olaylan birkitapta toplamış "Sinan'ın Kara Kitabı'nı yazmış. Yüzünde koca- man bir sevinç, bana kitabını uzatıyor. Yaşa be Sinan. devlet seninle uğraş- maktan hiç bıkmadı ama sen de onlar- la! Datça'dayım, Can Yücel rüzgârlann en yaman estiğı mezannda rahat rahat uyuyor; onun devlete, zorbalara, iki- yüzlülüğe karşı verdığı savaşı sürdüren birileri var, sayılan gün geçtikçe çoğa- hyor, rastlantılar da hiç bitmiyor. Gele- cek yıla kadar hoşça kal Can Yücel. Sa- na sence sesleniyorum:"Bir Varmış!" Not: * Şuf şuf tayyare: Bak, bak uçak! Seyreyleisil(S yahoo.com lsilozgenturkCasuperonline.com Zırhlı araçlar çarpışü: 9 polis yarah • BATMAN (AA) - Batman'da Ipragaz Mahallesi Şehit Hasangül Karakolu önünde kırsal görevden dönen 1 panzerin öndeki 3 zırhlı araca çarpması sonucu meydana gelen kazada, isimleri belirlenemeyen 9 özel güvenlik görevlisi yaralandı. Polislerin Batman Emniyet Müdürlüğü'nde göreyli olduklan öğrenildi. Yaralılann, Batman Özel Şifa Hastanesi'nde tedavi altma alındığı bildirildi. TEŞEKKÜR Annem SULTAN KARABULUT'un rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde; ilk teşhis ve tedavisini yürüten pof Dr ERTUĞRUL TAŞAN, başarılı bir operasyonla eski sağlığına kavuşturan Prof Dr METE DUREN, Prof Dr A. KÜRŞAT BOZKURT, Doç Dr HARUN CANSIZ Uzman Dr LALE YÜCEYER ve çalışma arkadaşlarına, hastalığının ilk gününden itibaren ilgi ve desteklerini esirgemeyen dost Prof Dr SEBATİ ÖZDEMİR e sonsuz teşekkürler Ailesi adına kızı CÜLİZAR CENCİZ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog