Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

21 AĞUSTOS 2003 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA DIZI Keman dersinde si bemol majör sonatım çalması yaşammı değiştirir, Nadir Nadi özgürlüğü tadar Yeniufuklar Mozart'laaçüdıA ile Istanbul'a dönünce Nadir / • Nadi'de orta öğrenimine / l başladığı Galatasaray Lisesı'ne yeniden yazıldı. Bu arada babası Yunus Nadi, inadından vacgeçmemiş, oğlunun keman derslerinı savaş yıllannın Ankara'sında bile aksatmamaya özen göstermişti. Ankara'da Suna Kan'ın babası NuriKan'ı oğluna hoca olarak tutan Yunus Nadi, Istanbul'a dönüşlerinde ise Profesör Karl Berger'e başvurarak keman öğreniminin devamını sağlamıştı. Nadir Nadi, babasının bu inadını anlamıyor ve müziğe yeteneğinin olmadığmı bile bile ısrar etmesini bir tür ceza olarak görüyordu. Ancak Nadir Nadi, yeni hocası Berger'le tanjşınca onu sever, bu sayede müziğe de ısınır. Peyoğlu'nda özgürlük Daha önce ilk hocası Zeki Bey döneminde çalmaya çalıştığı Emmerich Kalmann. Fransız Lehar gibı operet ustalanna sırt çevirmek, Vivakli'ler, Bach'lar. Haydn ve Mozart'larla tanışmak daha bir hoşuna gitmiştır. Ama yine de kemanla arası ıyi değildir. Sevdiği hocası Berger'e haftada bir koşa koşa gıtmesınin asıl nedeni, kapalı General Nadir Nadi imzası / kinci Dünya Savaşı'nın kızıştığı 1940 yılının Mayıs ayında Ingiliz hükümeti bir Türk parlamento ve basın heyetinı incelemelerde bulunmak için on beş günlüğüne Ingiltere'ye davet eder. Milli Savunma Bakanı Naci Tınaz başkanlığındaki heyette General Refet Bele, Hüseyin Cahit Yalçın, Falih Rıfla Atay, Necmettin Sadak, Asım Us. Basın-Yayın Genel Müdürii Setim Sarper, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Muvaffak Menemencioğlu ve Nadir Nadi vardır. Heyet, 7 Mayıs akşamı Semplon Ekspresi ile Sirkeci'den yola çıkar. Üç gün sonra Paris Gan'na vanlır. Paris'te birkaç gün konaklamak zorunda kalu-lar. Paris'ten sonraki durak Malta'dır. Refet Bele'ye gönderme Ajaccio'da mihmandarlar Türk heyetinı Napolyon'un doğduğu eve götürürler. Müze olan Napolyon'un evinde konuklann imzalaması için bir şeref deften uzatılır. Nadir Nadi, sıra kendisine geldiğınde bir önceki sayfayı çevinr ve kendısinden önce Refet Bele'nin defteri, Napolyon Bonaparte'la meslektaş olduğunu belirtmek hevesiyle olsa gerek. adının başına general unvanını koyduğunu görür. Oysa, Refet Bele o tarihte generallikten emekliye aynlmıştır. Nadir Nadi ise muziplik olsun diye defteri General Nadir Nadi diye imzalar. Defteri en son imzalayan Şekip Engineri ise Nadi'nin muzipliğini daha da ileri götürerek bütün heyet üyelerinin adlanna general sıfatını ekleyerek Refet Bele'nin generalliğinı herkese paylaştırmış olur. Başyazar Nadir Nadi Miyase tlknur -2^ Tt yadir Nadi, 1930'da Galatasaray Lisesi'ni bitirince / \ / yükseköğrenim için Avusturya'ya gider ve Siyasal A. V Bilgiler Fakültesi'ne yazılır. Viyana'da iki şey onu çarpar: Sonsuz bir sanat kültürü, sanat birikimi ve etkinlikleri. Operadan, konserlerden ve tiyatrolardan çıkmaz olmuştur. Lise öğrenciliği yıllannda başladığı gazeteciliği Viyana'da da sürdürür. bir cezaevine benzettiği okulundan bir ikı saatliğine kurtulmak, Istiklal Caddesi'nin kalabalığı içinde kısa bir süre de olsa özgürlüğün tadını çıkarmaktı. Mozart'ı anlamak Ve günün birinde beklenmedik bir şey olur. "O hafta hiç çaİışmanuştım. Elimde ikisi teknik, biri de klasik nıüzikk ilgili üç nota \ardı. Bu sonuncusu, hiç unutmam Mozart'm si bemol majör (K378) piyano- keman sonaııvdı. Notayı sehpaya koydunı ve çalmaya başladım. Birinci temayı kafamdaki piyanist işliyor, bense ona kemanımla eşlik ediyordum. Daha ilk notalarda içimi birden bir aydınlık kapladı. O ana değin ömrünıde rastlamadığım harika bir şeydi bu. Sonaün bütün güzeDiğini yudum yudum tadıyordum. Sanki tannsal bir dile ilk kez kavuşmuştum. Yüz elli yıl önce yaşamış bir sanatçının insanlara söylediklerini ben, aradan bunca zaman geçtikten sonra şimdi aynı inanç, a\TU hevecanla kelimesi keümesine yineliyor, adeta Mozart'la özdeşleşiyordum. Nefes ahşlanm hızlanmış. yanaklanm pembe pembe olmuştu. Andanteyi bitirip de kemammı ve notalan toplarken hocam: -Iyi çakun! demekle yetindi. İş hanının loş merdivenlerinden inip de ışıl ışıl paıiayan İstiklaJ Caddesi'ne çıktığun zaman, bir saat önce özgürlükkrine imrendigim insanlar, şimdi beni Ugikndirnmordu. Kendimi alabikliğine özgür duyuyordum. İçinıin aydınlığı yanmda caddenin ışıklan sönük kalıyordu. Deminki inanümaz miizik, tiinı variığınu sarmıştı. O güzeDiği vitirecekmişim korkusuyla \itrinlere bile bakmadan doğruca okula döndünı. Benim için burası da artık bir tür cezaevi değil. koca bir saraydıT Avusturya günlerl Mozart, Nadir Nadi'nin önünde yeni bir ufuk açmıştır. Artık müzik. özelhkJe de Mozart, yaşamında önemli bir yer tutacaktır. Mozart'ın dostlan arasına o günden sonra Nadir Nadi de katılmıştır. Nadir Nadi, 1930'da Galatasaray Lisesi'ni bitirince yükseköğrenim için Avusturya'ya gider ve Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne yazılır. Viyana'da iki şey onu çarpar: Sonsuz bir sanat kültürü, sanat birikimi ve etkinlikleri. Operadan, konserlerden ve tiyatrolardan çıkmaz olmuştur. Lise öğrenciliği yıllannda başladığı gazeteciliği Viyana'da da sürdürür. Derhal Viyana Yabancı Muhabirler Derneği'ne gıderek kaydolur. Büyük bir yoksulluğun ve Nazizmın hüküm sürdüğü o günlerin Viyanası'nda Nadir Nadi, sık sık gazeteye Viyana ve Avrupa havasını yansıtan yazılar yollar. Kubllay yazısı O sıralarda Türkiye'de cumhuriyet devnminden rahatsız olan gerici güçler Terakkiperver Fırkası'nın çalışmalanndan destek bularak başkaldın hareketlerine girişmiştir. Seyh Sait Ayaklanması ve Izmir Suikastı tartışmalan genç Türkiye Cumhuriyetinin gündemine oturmuşrur. O sıralar Menemen Olayı patlak verdi; yeşil bayrak altında toplanarak Derviş Mehmet'in öncülüğünde ayaklanan yobazlar, kendilerini durdurmaya çalışan yedeksubay öğretmen Mustafa Kubilay'ı şehit ettiler. Nadir Nadi, Viyana'dan babasına bir mekrup yazarak bu konudaki tepkilerini dile getirir ve Menemen'de bir Kubilay anıtı açılmasını önerir. Bu mektup, 11 Mart 1931 günlü Cumhuriyet'te başyazı olarak yayunlanır. Anıtın açılması Yiınus Nadi, İstanbul'da Profesör Karl Berger'e başvurarak oğlunun keman öğreniminin devamım sağlamıştL Nadir Nadi.Berger'i severdi, bu sayede müziğe de ısındı. Nadir Nadi'nin ilk başyazısı olan bu yazıdaki öneri ve Cumhuriyet'in girişimi ilgi toplar. 26 Ocak 1934'te Kubilay Anıtı açılır. Açılış töreninde hükümet aduıa yapılan konuşmada, bu girişimde bulunan Nadir Nadi'ye teşekkür edilır. Nazizmin yayılış yılları olan o dönemde üniversitede her gün kavgalann olması ve okulun bu nedenle kapanması nedeniyle Nadir Nadi, Viyana'dan aynlarak yükseköğrenimini Lozan'da sürdürür. Öğrenimini 1935'te bitirerek Istanbul'a dönen Nadir Nadi, kendisini gazetecilik yaşamının içinde bulur. Cumhuriyet'te köşe yazarlığı yapar. 1936'da piyade asteğmen olarak ilk askerliğini Harbiye'de tamamlar. 1938-41 yıllan arasında, gazeteciliğin yanı sıra Galatasaray Lisesi'nde yurttaşlık bilgisi ve sosyoloji dersleri öğretmenliği yapar. Çlçegl burnunda genç yazar Atatürk devrimini savunan, sağduyunun sesini dile getiren yazılanyla kısa sürede dikkatleri çekmiştir. "Çiçeği burnunda genç bir yazar"dır ama, dönemin en seçkin gazetecileri arasında sayılmakta ve dış gezilere çağnlmaktadır. 1939'da, Ikinci Dünya Savaşı'nın ayak sesleri bütün Avrupa'da duyulmaya başlanınca durumu daha yakından inceleyip gazetesine röportajlar göndermek üzere bir "turne"ye çıkar. Önce Varşova'ya gidecek, oradan Berlüı'e, Berlin'den Paris'e atlayacak, Roma'ya uğradıktan sonra îstanbul'a dönecektir. Fransa ve Londra gezisl 31 Ocak 1940'ta, Fransız hükümetinin Maginot Hattı'nı gezdirme önerisi üzerine, Falih Rrfla Atay, Necmettin Sadak, Hüseyin Cahit Yalçuı, Zekeriya SerteL Muvaffak Menemencioğlu ve Reşat Nuri Günteldn'le birlikte Fransa'ya gider. Aynı yıl, Ingiltere'nin çağnsı ile buhranın kızıştığı, AlmanJann Hollanda'nın işgalini tamamlayıp Belçika'da epey ilerledikleri bir dönemde, Londra gezisine katılır. Marsılya-Korsika- Malta-Pire-Atina üzerinden tstanbul'a döner. On beş günlük bu yolculuk sona erdiğinde Hollanda ile Belçika tümüyle istila edilmiş, Fransa'nın yarısı elden gitmiştir. Müttefik orduları. Alman ilerleyışi önünde dayanamamaktadır. Yarın: Nadi'ye yöneltllen haksız suçlamalar Cumhuriyet'in kapısından içeri girmekŞÜKRAN SONER 1966 yılının Haziran ayında, şimdi onanlmayı bekleyen tarihi konakta çalışmaya başladığım ilk günden olacak, her an, herhangı bir nedenle Nadir Nadi adının ne kadar sık geçmekte olduğunun ayırımında olduğumu sanmıyorum. Yine de gazetecilik kimliğine ilişkin esen çok güçlü bir rüzgânn, gazetecilik değerleri üzerine beni de biçimlendirdiğinı duyumsuyordum. Belki özel dosru olma ayncalığını elde etmiş büyük ressamımız. kütüphaneci, müzeci, gerçek aydın, çok ileri yaşında çok genç, sizi kırk yıllık dost gibi karşılayan EKf Naci'nın neşeli, insanı güldürürken öğreten konuşmalannın satır aralannda... Agop Arad'ın babanız gibi sahip çıkma. kollama, yol göstermelennde... Nadir Nadi ve Doğan Nadi'nin çocukluk. misket arkadaşlan, odacı ama hepimiz için Hasan Nadi'nin kapı aralanndaki öğütlerinde... Çaycının günlük olaylardan fıkralı anlahmlannda... Çoğu Cumhuriyet'in köşe ya da ikinci sayfa yazan (ki bugün bile Nadir Nadi'nin yazarları olarak bilinirler) değişik mesleklerden, sanki özel olarak seçilmiş ustalar, Nadir Nadi'nin ünlü çarşamba toplantılannın dostlar grubundan, Nadir Nadi kimliğine ilişkin yansıyan, insanı saran çok güçlü bir rüzgâr vardır. Gerçek şu ki Cumhuriyet'in kapısından içeri gırdiğiniz gün, aileden biri oiu\ eriyorsunuz. Size kimse çömez muamelesi çekmiyor. Koridordan karşılaşmaya başladığınız Nadir Nadi belki sizin adınızı, nerede çalıştığıruzı bile bilmiyor, ama kırk yıllık çalışana olduğu gibi içten, saygılı selamını veriyor. Günlük yaşamdakı her aynntı, Nadir Nadi'nin Cumhuriyet'inde gazetecilik yapmanın ayncalığının örneklerini oluşturuyor. Zaten bütün öz de bu aynntılarda saklı değil midir? Somut örnekler Isterseniz kuru sözü uzarmadan, yaşamımdaki kimi ayrıntılardan Nadir Nadi'nin Cumhuriyet'ınde gazetecilik yapmanın ayncalığını somutlandırmaya çalışalım. Nadir Nadi'nin Cumhuriyet'inde günümüz medyasının yıldız gazetecilerinden biri olma şansınız hiç yoktur. Siyasetin, sermayenin büyükleri ile içi içe, onlan yönJendıren havalara girmek aklınızuı ucundan bile geçemez. Sizin içinize işleyecek gazetecilik, tarafsızlık değerleri, o zamanlar daktilo. günümüzde bilgisayann başına oturduğunuzda en yakın dostunuzun bile dostluğunu unutmanızı, araya bir mesafe koymanızı zorunlu kılar. Bu kural kanınıza işler... Öğrencılikten aynldığım gün, meslek hocamız Ec\r et Güresin'in aracılığı ile Cumhuriyet'in haber servisinde çalışmaya başlamıştım. Boşalan alanlarda eğitim, işçi, sağlıkla ilgili görevlendırilmiştim. Bilıyorsunuz öğrenci olaylannın etkili olduğu, demokratik açılım yıllan... Öğrenci olarak içinde aktif, taraf olduğum olaylann, tarafsız gazetecihğini yapmak konumundayım. Cumhuriyet'te çalışıyor olmaktan gelen öylesine etkin bir rüzgâr. kimlik baskısı \ar.. Bire bir tanıdığım arkadaşlar önümde dayak yiyor, coplanıyorlar. Insanca tepkilerimi vermemek, gözlemci konumumu korumak için kendimi zorluyorum. Olay anında gıkım çıkmıyor. Haberimi yazarken olanı tarafsız aktarmak üzere bilincimi zorluyorum. Sonra gecenin bir saatinde, o gün canımı çok fazla sıkan bir şeyler yaşanmışsa, haksız yere dövülenler, yaralananlar, ölenler olmuşsa, uykumdan şiddetli bir bulantı ile uyanıyorum. İshal ve kusmak üzere banyoya kendimi zor atabiliyorum. Kanlı Pazarlar, 1 Mayıs'lar, 15-16 Haziranlarda benzer zorİanma, bilinç ve bilinçaltı savaşımı öylesine yoğun yaşandı ki... Yarın: Gazetecilik dersleri
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog