Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 20 AĞUSTOS 2003 ÇARŞAMBA 14 J V L J L J I L J J A kuttur@cumhuriyet.com.tr İstanbul'da toplanan ve bir hafta süren 21. Dünya Felsefe Kongresi başanyla sonuçlandı Felsefe dünyayısoıguladıçılışta, Cumhurbaşkanımızın, biçimsel açış konuşmalarmın çerçevesini aşan ve çok iyi kullanılmış sözcüklerle felsefenin önemini vurgulayan konuşması çok iyiydi. Küreselleşmenin getirdiği sorunlar, yedi gün boyunca her yönüyle konuşulup tartışıldı, öte yandan üzerinde en çok durulan konular, insan haklan ve etik oldu. Aynca, Marksizmden din felsefesinin günümüzdeki durumuna kadar birçok konu ele alındı. ARSLAN KAYNARDAĞ 21. Dünya Felsefe Kongresi, ka- panış oturumuna kadar başanlı ol- mayı sürdürdü. Başta Prof. loanna Kuçuradi olmak üzere ona yardım eden felsefecilerimizin gösterdiği candan ilgi ve emeğin bu başanda payı olduğunu söylemek gerekiyor. Federasyon başkanı I. Kuçuradi, kongrenin Türkiye'de toplanması isteğinde bulunarak kararın alın- masını sağlamıştı. Her şey beş yıl içinde hazırlandı ve bu yılın 10 Ağustos'undan 17 Ağustos'una ka- dar geçen sekiz günde sona erdi. Bütun bunlar, insanın isterse neler yapabileceğini gösteriyor. Dünya sorunlannı ele alan önem- li konuşmalar oldu kongrede, bil- diriler sunuldu. Bu konuşmalar bi- zi, Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunlar üzerinde de düşünmeye götürebilecek nitelikteydi. İnsan hakları ve etllc Katılım yüksek düzeyde oldu. Katılımcılar, zamana uymakta gös- terdikleri titizlikle her şeyin aksa- madan yürümesine yardım ettiler. Oluşan uygar atmosfer, değerli fel- sefeci Fûsun Akath'mn dedigi gi- bi (1), insanda gerçekten de bir ann- ma meydana getiriyor, sevinç duy- gusu yaratıyordu. Daha önce de yazdım, Türkiye'deki ayduılanma- a birikimüı böyle bir başanda bü- yük etkisi olduğunu bir kez daha be- lirtmek istiyonım. Açılış hepimize sanatsal bir gü- zellik sunan zarif piyano resitali ile başladı. Cumhurbaşkanımızın, bi- çimsel açış konuşmalannın çerçe- vesini aşan ve çok iyi kullanılmış sözcüklerle felsefenin önemini vur- gulayan konuşması çok iyiydi. Küreselleşmenin getirdiği sorun- lar, yedi gün boyunca her yönüyle konuşulup tartışıldı, öte yandan üze- rinde en çok durulan konular, insan haklan ve etik oldu. Aynca, Mark- sizmden din felsefesinin günümüz- deki durumuna kadar birçok konu ele alındı. Kültürlerarası diyalog Ünlü felsefecilerden Jurgen Ha- bermas'ın, îtalyan felsefeci G. Vat- timo ve Ganalı felsefeci Krvasi VT- redu'nun, "Günümüzdeki hukuk ve demokrasi anlayışını eleştiren", "Kültürlerarası diyalogda felsefe- nin rolûnü anlatan" konuşmalan ilk günlerin en çok ilgi çeken ko- nuşmalan idi. Avustralyalı tanınmış felsefeci Peter Singer'in "Pentagon'un sinsi poütikalannın demokrasi ve insan haklan bakmundan taşıdığı tehlike- ler" konusu üzerinde durarak yap- tığı çarpıcı konuşma kongrenin be- şinci günündeydi. ABD'den katılan Iris Young, ay- nı gün yaptığı konuşmada, son Irak savaşından hareketle "Yoksulülke- lerin bir diktatörün kucağından öte- ki diktatörün kucağma düşmeleri- nin gitgide devteşen bir tehdit oluş- turduğunu" vurguladı. 21. kongredeki özgün yenilik ve geleneksel dünya kongrelerine önemli katkının öğrenci oturumla- n olduğunu da daha önce yazmış- tım. Çeşitli ülkelerden üniversite öğrencilerinin gelmesi. kongrede ayn bir dinamizm meydana getir- di. Bu öğrencilerle haberleşme, on- lan geç saatlerde havaalanlarında karşılamak, gümrükteki sorunlan- nın çözümüne yardım etmek, yatı- h okullara yerleştirmek, oturumlar- daki kimi konuşmalannı çevirmek gibi işleri üzerlerine alan felsefe öğretmenlerimiz, özellikle kadın öğretmenlerimiz bu konudaki her şe- yin yolunda gitmesini sağladılar. Son gün, yalnız öğrencilerin ka- tıldığı oturumda, bir öğrencinin, öğretmenlerin gösterdiği bu ilgiye teşekkür ederek, hepimizi onlan al- kışlamaya çağırması çok duygu- landıncı idi. Aynı gün "felsefe ve siyaset" baş- hklı özel oturuma, Bulgaristan'ın es- ki cumhurbaşkaru Jeiyu Jelev, Hin- distan'ın başkanlık adaylanndan Karan Singh ve Türkiye'den eski cumhurbaşkanı SûleymanDemirel katılmışlardı. Oturumun başkanı Prof. loanna Kuçuradi idi. tlk konuşmacı Sülevman Deminei, "küreseneşme" konusunu ele ala- rak, bunun getirdiği ve getireceği olumsuz sorunlara değindi. îkinci konuşmacı Jelyu Jelev, diktatörlü- ğü eleştirerek, ideolojik baskılann kötülüğü üzerinde durdu (2). Karan Singh, Türkiye Cumhuri- yeti'ninkurucusuMustafeKemal'in •n u kongredeki özgün yenilik ve geleneksel dünya kongrelerine [% önemli katkı öğrenci oturumlanydı. Çeşitli ülkelerden —ımJ üniversite öğrencilerinin gelmesi, kongrede ayn bir dinamizm meydana getirdi. Bu öğrencilerle haberleşme, onlan karşılama, yatılı okullara yerleştirme, otunımlardaki kimi konuşmalannı çevirme gibi işleri üzerlerine alan felsefe öğretmenlerimiz, bu konudaki her şeyin yolunda gitmesini sağladılar. Programda adı geçen Türk felse- fecilerin hemen hepsinin önemli bildiriler sunup konuşmalar yap- tıklannı burada belirtmek isterim. Şimdi, kongredeki çeviri etkinli- ğine geliyorum: Ana orurumlarda Türkçe, İngilizce, Fransızca, Al- manca ve Rusça eşzamanlı çeviri- ler gerçekten büyük bir başan ile ya- pılmıştı. Ne var ki, kapanış oturu- mundaki önemli İngilizce konuşma- lann Türkçe çevirisine geç başlan- ması pek iyi olmadı. Kapanıştaki son konuşmacı Mil- li Eğitim Bakanı Hüseyin Çeük ol- du. Bakan konuşmasında, "felsefe- cfler" diyecek yerde "biKm adam- lan" deyip durdu. Felsefenin öne- mine değinen bakan, Sokrates'ten alıntı yaparak "sorgulanmayan ha- yattn yaşanmaya değmeyeceğüıi" söyledi. Bunun arkasından "sorgu- lanmayan dünya da yaşanmaya değ- mez" diye ekledi. Cumhuriyetin ilk yıllannda orta- öğretimde felsefe derslerine önem verildiğine, sonradan bu derslerin azaldığına işaret eden Hüseyin Çe- lik, "felsefe derslerinin programla- ra ahnması için çahşma başlatüğn ıu" haber verdi. Bakanm verdiği bir başka haber "sosyal bilimler meslek liselerinin kurulması" idi. Yöneticilerimizin, devlet işlerin- de görev alanların felsefeye ilgi duymalan bizi sevindiriyor. Ancak bu ilgi sözde kalmamah, uygulama- da kendini göstermelidir. Milli Eği- tim Bakanı'nın sözlerini en iyi şe- kilde yerine getirmesini bekliyo- ruz. Ceclkmeden yayımlanmalı Böyle kongrelerde önemli bir so- run, bildirilerin yayımlanması işi- dir. Bundan önceki yirmi kongre- deki bildirilerden epeycesi toplu olarak yayımlanabilmiştir. Nitekim yirminci kongre olan Boston Kong- resi'ndeki bildiriler 12 cilt halinde yayımlanmış ve bu kongredeki fel- sefecilerin görebilmesi için sergi- lenmiştir. Istanbul Kongresi'ndeki bildirilerin de gecikmeden basıhp yayımlanmasını diliyoruz (3). So- nuç olarak şunu söyleyeceğim: Fel- sefecilerimiz bu kongre ile, çağdaş felsefe etkinliklerini başan ile dü- zenleyebileceklerini, bu etkinlikle- re bildirileriyle, öteki konuşmala- nyla katkıda bulunabileceklerini kamtlamışlardır. îyi bir deneyim olan bu kongrenin çağdaş felsefe yo- lunda ilerleyebilmemiz için bize ne gibi olanaklar sağladığı herhalde pek gecikmeden görülebilecektir. (1) Radikal gazetesi, 13Ağustos 2003 (2) J. Jelev 'in düşünceleri için ay- nca bahnız: Leyla Tavşanoğlu 'nun yaptığı söyleşi, 17 Ağustos 2003, Cumhuriyet. (3) Kongreye sunulan bildirile- rin özetleri kitap halinde yayımla- nıp ilkgünü katılımcılara verilmiş- tir. Ancak bu özetlerin bildiri me- tinlerinin yerini hiçbir zaman tut- mayacağım söylemek isterim. uyguladığı "aydmlanmaa düşünüş- ten" çok etkilendiğıni söyledi. Demirel bir soru üzerine "Ata- türk bir füozoftu, bir kurucu idi" de- di. Prof. îoanna Kuçuradi aynı so- ruyu "Atatürk bir devrim yapü, bu- gün onun sayesinde böyle bir kong- re düzerüeyebiliyoruz" diyerek ya- nıtladı. Tartısmalar dtşarda da sürdü Felsefeciler böyle yoğun çahşma günleri arasında Haliç'te mehtap gezisine çıkmayı da bildiler. Başka bir güzellik, özellikle genç katılım- cılar için Beyoğlu'nda kimi kahve- lerde düzenlenen oturumlarda, tar- tışmalannı sürdürebilmelerinin sağ- lanması idi. Erotikalar, Osmanlı ve Türkdünyasından 375yapıt istanbulPera Palas Oteli'nde ahcılanm bekliyor Baskısı tükenmiş nadirkitaplargörücüye çıhyor Kültür Servisi - Pera Müzayede Evi, dördüncü yaz müzayedesini yann saat 20.00'de îstanbul Pera Palas Oteli'nde gerçekleştirecek. 'Baskısı Tükenmiş ve Nadir Kitaplar' başlıklı açık artırmada Osmanlı ve Türk dünyası hakkında çeşitli dillerde kitaplar sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Satışa çıkacak yapıtlardan fiyat olarak ilk göze çarpanlar arasında yer alan Fransız yazar ve doğabilimcı Buffalo'nun doğa bilimleri ile ilgili resimli çalışması 300 milyon, Georges Sadoul'un 'Kapsamlı Dünya Sineması Tarihi' 450 milyon, Robert Walsh'ın Thomas Allom'un gravürleriyle renklendirdiği îstanbul Seyahatnamesi 450 milyon ve Yassıada Kararlan'run resmi dökümünden oluşan kitap ise 500 milyon açılış fiyatıyla kitapseverlerin beğenisine sunulacak. AĞAlAMt AtSUMU Piri Reis'in 'Kitab-Bahriye'sinin iki farklı baskısı; Robert College'in çok nadir resimli yılhklan; eski Osmanlı ciltleri; Theophile Lavallee'nin gravürlü Osmanlı Tarihi; Edmondo de Amicis'in tstanbul Seyahatnamesi; Jules Verne'in resimli ve özel ciltli kitaplannm yanı sıra Hicaz ve Selanik Vflayeti Salnameleri, masonlukla ilgili çahşmalar da satışa sunulacak yapıtlar arasında bulunuyor. Aynca '1821 thtüali Ricalinin Tesaviri' başlıklı kitap Yunan bağımsız hareketinin 40 fotoğraflık bir albümü. Açık artırmada Orhan Veü Kanık, Ercüment Behzat Lav ve Halil Edhem Eldem'in imzalı kitaplannm yanı sıra Istanbul'la ilgili monografilerin de arasında olduğu 375 yapıt bugün 10.00 - 20.00 saatleri arasında Pera Palas Oteli'nde sergileniyor. Yapıtlar koleksiyoner ve kitapseverler için bir sergi niteliği de taşıyor. (0 212 251 45 60) DEFNE GÖLGESİ TURGAY FtŞEKÇt Eğitim Birdevletin, çocuklan için, "Benimokullanmişe yaramaz, parasını vereyim özel okullarda okusun- lar," demesi, o devletin içine düşebileceği en acı- nası durum olarak gözüktü bana. Son on yıllarda yaşadığımız hiçbir rezalet içimi bu kadar acıtmamıştı. Iktidarlar, yıllar içinde sanki eğitim kurumu ön- lerinde bir engelmiş ya da düşmanlanymış gibi onu sistemli bir biçimde yok edebilmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. önce öğretmen yetiştiren eğitim kurumlan ge- rici, ilkel-milliyetçi, zorba güçlere teslim edildi. Buralarda bin bir dalavere ile oğretmenlik nitelik- lerine asla sahip olmayan kişilerin öğretmen ol- malan sağlandı. Yetmedi, görev aldıklan yerierde yöneticiliklere getirilerek, gerçek öğretmenler üze- rinde baskı ve yıldın unsunj oldular. öğretmenle- rin ağzı dili bağlandı. öte yandan öğretmenler, çok düşük ücretlerle çalışmak zorunda bırakılarak, günlük geçimleri- nin dışında bir şey düşünemez; gazete kitap ala- maz, tiyatroya konsere gidemez duruma getiril- diler. Geçinebilmek için özel derslere, dershane- lere mahkûm edildiler. Eğitimin nasıl bir çöküntü içinde olduğu, üni- versiteye yeni başlayan gençleıin nasıl bilgi, kül- tür yoksunu olduklannın görülmeye başlanmasıy- la daha da ortaya çıktı. Üniversiteye gelen lise bi- tirmiş öğrencilerde, sahip olmalan gereken biri- kimden eser yoktu; tın tındılar. Bu süreçte özel okullar ortaya çıktı. Parası olan- lar için devlet okullannın sunamadığı olanaklan öğ- rencilere sunan. özel okullar iyi midir, değil midir tartışmasına girmem. Eğitim bir mal gibi götürü- lüp pazara düşürülmüşse, pazara düşen her mal gibi onun da iyisi de olabilir, kötüsü de. Tanık olduğum iki olguyu aktarayım: Bir tanıdı- ğımın çocuğu özel bir ilkokula gidiyordu. Beşin- ci sınıfa gelmişti ve rahat okuyamadığını, okurken kimi heceleri yuttuğunu aynmsadım. Beşinci sı- nıfa gelmiş ve okumayı tam sökememişti. Konuşma yapmaya çağnldığım bir özel lisede, okul üstüne bilgi veren bir yönetici, öğrencilerin okulda her türlü spor olanaklanna sahip olduğu- nu, dağcılık sporu yapmak isteyenler için spor sa- lonunda yapay bir dağ yaptırdıklannı anlattı. Bu ölçüsüzlüğü anlayabilmem olanaksız. Ama iş pazara düşmüş bir kez. Benim okulum- da dağcılık sporu da var denilerek müşteri çeki- l©C6r\. Yöneticilerimizin sık sık yinelemekten hoşlan- dıklan bir söz vardır, Türkiye güçlü bir ülkedir, der- ler. Evet, ordusu güçlüdür, sanayisi dünyanın her köşesine mal satacak kadar güçlüdür. Başka? Eğitim, sağlık, kültür? Eğitimi güçlü olmayan bir ülke, kendisine güç- lü diyebilir mi? Yurttaşlanna çağın gerektindiği nitelikJi eğitim ola- naklannı sunabilmek birdevletin, devlet olabilme- sinin temel koşullanndan biridir. Cumhuriyet devleti kurulurken eğitim kurumu da birlikte örgütlenmişti. Askertoplanılan, cepha- ne aranan, Sakarya kıyılannda savaş süren bir dö- nemde 15 Temmuz 1921'de Ankara'da Maarif Kongresi toplanmıştı. Sonra da genç Cumhuriyet, ulusal eğitimi ger- çekleştirecek kadrolannı yetiştirdi, örnek bir eği- tim düzeni kurdu. Cumhuriyetin liselerini bitiren- ler ömek aydın kişiler olarak topluma katıldılar. Bugünün yöneticileri, sözde iyi bir iş yaptıkla- nnı düşünerek, on bin yoksul öğrencinin devlet parasıyla özel okullarda okutulması için yasa çı- kardı. Ne demek böyle bir yasa? Benim okullanm işe yaramaz. Yetenekli çocuk- lan parasını verip okutalım. öbürleri de bilgisiz, kültürsüz, eğitimsiz kalmaya razı olsunlar. Bir devlet kendini nasıl bu denli küçültebilir? Okullanndaki eğitimin yetersiz olduğunu düşü- nüyorsa, özel okullara öğrenci vermek yerine ön- cetikle kendi okullanm yetetii duruma getirecek, söz gelimi nitelikli öğretmenler yetiştirecek, yeni okullar yapacak düzenlemelere gitmesi gerek- mez mi? Aklın yolunu her konuda sürekli anımsatan Cumhurbaşkanımızın bu yasayı veto etmesi uma- lım uyancı olsun. tfisekci(a superonline.com K Ü L T Ü R t Ç İ Z İ K K Â M İ L M A S A R A C I
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog