Bugünden 1930'a 5,499,166 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 19AĞUSTOS2003SALI HABERLER DÜNYADABUGÜN ALİ SİRMEN Tribünlerde Alarm Çanları Çalıyor! Pazargünkü Gaziantepspor - Galatasaray ma- çını TV'den izledim. San ve kırmızı kartlann havada uçuştuğu maç- ta, ekrana da yansıyar görüntülerden, kaptan Bülent Korkmaz'ın kırmızı kart görmesi üzerine Galatasaraylıların tribündeki koltuklan sökerek sahaya attıklanna tanıkoldum. Daha sonra da iki taref arasında çıkan olaylar- da, bir kişinin bıçaklandığını, Galatasaraylılann otobüsünün taşJandığını Jün gazetelerde okudum. Beş yıl öncesine kader Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Gaziantep'te de çok maç izledim. 0 zamanlar için rahatlkla söyleyebilirim ki, Ga- ziantep, maçların en sakn, en olaysız geçtiği ken- timizdi. Gaziantep'in kaybettiji ve taraftann yenilgide hakem hatasının payıolduğunainandığıbirmaç- tan sonra, Doğan Abi (Koloğlu) ile elimizi kolu- muzu sallayarak, basın tribününden çıkıp, 1 ki- lometre kadar ötedeki otelimize gittiğimizi ve bi- zim Galatasaraylı olduçumuzu bilen taraftarla- nn, son derece yumuşak ve dostça yanımıza ge- lerek dert yandıklannı, sonra el sıkışarak aynldı- ğımızı hatırlıyorum. Pazargünkü maçtanöncede, Gaziantepsorta- raftarlarından bazılannn, eski oyunculan olan Galatasaraylı Batista'nın annesinin vefatı üzeri- ne, ona başsağlığı dileyen, acısını paylaştıklannı belirten bir pankart asmalan, bu geleneğin deva- madır. Birçok kentimizde üç büyüklere transfer olan eski oyunculannın nasıl harşılandığı anımsanırsa, bu jestin önerni daha ds iyi anlaşılır. •*• Ama bu kez, Gaziantep'te de olaylar çıkmış. Bu, ciddi bir alarm siryalidir. Kuşkusuz olaylarda, Türkiye'nin en uygarkent- lerinden biri olan Gaziartep'teki hızlı kabuk de- ğişiminin de payı var. Gerçekten, yalnız Güreydoğu'nun değil, Tür- kiye'nin de en önemli sanayi ve ihracat merkez- lerinden olan Gaziantep. emme basma tulumba gibi, hem göç alan hem de göç veren bir kenti- miz. Eski köklü ailelerin bir kısmı göçerken, son yir- mi yılın terör olaylannın da etkisiyle kente Güney- doğu kırsalından büyük 9randa göç oluyor. Bu göçün, kentin kültürel ve sosyal yapısını de- ğiştirdiği yadsınamaz. Benzeri olay, Türkiye'nin başka köşeleri, örne- ğin Trabzon için de geçerii. Bunlara ek olarak, yaşadığınnız ekonomik ve kül- türel bunalım, hooliganizmi kışkırtıp tırmandıran bir etki yapmaktadır. llk önce Ingiltere'de başgösteren bu akımı do- ğuran bütün etkenler, artık ülkemizde de var. Dünkü, Cumhuriyet'te yayımlanan yazısında dostum Erdal Atabek de çok yerinde bir tanıy- la, olayın en önemli nedenlerinden birinin altını çi- ziyordu. Erdal Atabek'in "Futbolda Değer Kayması..." başlıklı yazısında da belırtildiği gibi futbol, artık birsporoyunu olmaktan çıkmış, isteroyuncu, is- teryönetici, isterfutbolCL olsun, kendi iktidannın gücünün kanıtlanmasının bir vasıtası haline gel- miştir. • • • Değer kaymasının bütün alanlarda yaşandığı bu geçiş döneminde, futbolun dünyadaki gelişim eğilimine uyan bu sapması şaşırtıcı değil. Ama bu gerçeği, öbüreikenlerin katkısını da göz önünde bulundurarak, bir kez gördükten sonra yapılacak şeyler vardır. Her şeyden önce, böyle bir ortamda "fair - play" den söz ederek tel örgülerin kaldınlması, çok vahim sonuçlar doğuracak bir fanteziden öteye gidemez. Nitekim cumartesi günkü, Trabzonspor - Fener- bahçe maçı sırasında bunu gördük. Kimse yanlış anlamasın! Amacım, bu kulübümüzü ya da yöneticilerini suç- lamak değil. Trabzonda da çok maç seyrettim, Trabzonsporiu spor yazarlan ve yöneticilerle ta- nıştım. Onlann olgunluklannı da çok kez dile ge- tirdim. Ama içinde yaşadığımız büyük yoksunluk or- tamında, artık spor karşılaşması niteliğini yitirmiş olan bir gösteride "fair - play" beklemenin man- tığı yoktur. Bırakın tel örgüleri kaldırmayı, futbolun ve ül- kenin bugünkü nitelikleri göz önünde bulundu- rulunca, bu gösterilerde spor karşılaşmalannı aşan önlemlerin alınmasının zorunluğu kendiliğin- den ortaya çıkmaktadır. Tribünlerde alarm çanlannın çaldığı görüşü bi- le belki gerçeği dile getirmekte yetersiz kalıyor. Çünkütehlikeolası bir tanımlama değil.. gerçek- leşmiş durumdadır. Gerekli dikkat ve özen gösterilmezse, bu yıl çok daha vahim olaylara tanık ya da kurban ola- biliriz. Bizden söylemesi... 'Mahkeme kararı belirleyici' Çiçek'ten Sıvas sanıkları savunması ADAPAZARI (Cum- huriyet) - Adalet Bakanı Cemil Çiçek. Topluma Kazandırma Yasası'ndan yararlanmak için başvu- ran Sıvas davası mah- kûmlanyla ilgili sürecüı haklanndaki mahkeme karanndaki gerekçelere bağlı olduğunu söyledi. Cemil Çiçek, yasadan yararlanmak için basvu- ran Sıvas davası mah- kûmlannın durumuyla ilgili soru soran gazete- cilere, yasanın terör ör- gütlerini kapsadığını anımsattı. Karan görmeden bir şey söylemenin müm- kün olmadığını belirten Çiçek, "Kanunun ama- cı ideolojik veya siyasi amaçlı örgüt kurmuş olanlarlaügitidir.Başvu- ranlann eylemleri ide- olojik veya siyasi amaçlı örgütle bağlannlı mıdır, mahkeme karanbu yön- de midir. önce onu gör- mek lazım. Bir şey söy- lemekiçinöncemahkeme kararına bakünıalı" görüşünü dile getirdı. Hukukçular, partinin seçime katılımı iptal edilirse Meclis'te sandalye değişimine soğuk bakıyorlar DEHAP seçimi etkilemez• DEHAP'm son seçimlere "sahtecilik" yaparak girdiği savıyla açılan davada çıkacak sonuç tartışılıyor. Hukukçular ise Meclis'teki sandalye sayısının değişeceği senaryosunun "spekülasyonun" ötesine geçmeyeceği görüşündeler. İLHANTAŞCI ANKARA - Anayasa hukukçula- n. DEHAP'm son seçimlere ''sah- tecilik'' yaparak girdiği savıyla açı- lan davada çıkacak sonucun Mec- lis'teki sandalye sayısını değiştirece- ği senaryosunun "spekülasyonun" ötesine geçmeyeceği görüşündeler. Seçimlerde son söz söyleme yetki- sine sahip Yüksek Seçim Kurulu (YSK) çevrelerınde, DEHAP oyla- nnın iptalının gündeme gelebilece- ği, ancak bu oylann diğer partilere dağıtımının söz konusu olamayaca- ğı konuşuluyor. Prof. Dr. Süheyl Batum, Yargı- tay'ın sahtecilik suçlamasmı sabit görerek ceza vermesinin, seçimlerin yeniden yapılması, oylann yeniden D E H A P Cenel Baskanı Tuncer Bakırhan: Asıl tartışılması gereken sistem ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -DEHAP Genel Başkanı"luncerBa- kırhaa haklannda "sahtecflik'' suç- lamasıyla açılan davanın siyasi ol- duğunu savunurken asıl tartışılma- sı gerekenin "antidemokratikseçim ststemT olduğunu söyledi. TuncerBakırhan, haklanndaki sah- tecilik davasının aleyhte sonuçlan- ması durumunda parlamento dışın- da kalan kimi partilerin Meclis'e girme olasılıklannm kendilerini il- gilendirmediğini söyledi. Doğu ve Güneydoğu'da "eaci" oranda oy almasına karşın DEHAP'ın Meclis'e millervekıli sokamayıp da, başka partilerin 2-3 bin oyla millet- vekili çıkarmasının düşündürücü ol- duğunu anlatan Bakırhan, sorunun seçim sisteminden kaynaklandığını belirttı. Bakırhan, Siyasi Partiler Ya- sası'nda yapılacak değişikliğin ardın- dan yerel seçimlerle birlikte genel se- çimlerin yenilenebileceğini belirte- rek bu yöntemle parlamentoya ge- niş halk kesimlerinin girebileceğinin altını çizdi. dağıtılmasında etkili olmayacağını vurguladı. Oylann dağıtıldığı sıra- da böyle bir durumun olmadığını anımsatan Batum, "O dönemde ge- çerii olan sonuca göre, değeriendir- me yapılmış, oylar dağıtümış. Zaten DEHAP da nüllervekili çıkarama- nuş. EğerDEHAP millerveküi çıkar- mış olsaydu bu kişilerin milletvekil- likleri iptal edilebiürdi. Seçimin ya- püdığı dönemde geçerii olan oylâra göre sonuç çıkmışür. Bundan sonra ortaya çıkacak sonuç, ancak sahte- ciliğiyapanlann cezalandınlmasma yolaçabihr" diye konuştu. Başbakan Erdoğan'ın genel başkan olarak se- çimlere girdiğini ve oy pusulasında genel başkan olarak gözüktüğünü anımsatan Batum. şu görüşleri dile getirdi: "Fakatseçimdenbirkaçgün önceAnayasa Mahkemesi,' Erdoğan genel başkan değil, olması da müm- kün değil' diye karar verdi. YSK bundandolayıseçimlerinveyaoy pu- sulalannm iptah' gibi bir sonuç çı- karmadı. Olay ayıu değilama sonuç- lan itibanyla ayıu." Prof. Dr.ZaferÜskülde YSK'nin seçimden sonra itirazlan inceledik- ten sonra karara bağlayıp seçim so- nuçlannı tescil ettiğini anımsatarak "DEHAFın sahtecilik yaptığı kesin- leşirse, \aptınm partiye uygulanır ama seçimi etküemez" dedı. Sonu- cun değişmeyeceği görüşünde olan Üskül, şunlan söyledi: "Milletvekili, .Meclis'e girmiş ol- saydı, hak etmeden Meclis'e gjrmek söz konusuolacakü. YSK bu durum- da yeniden değeriendirme yapardı. Bu seçimlerin oy dağüımı yeniden belirienirse, abnan bütün kararia- rm meşruiyeti tartışmalı hak geür. Anayasa değişikhkleri. uyum paket- leriyle ilgili oylamalar tarüşıhnaya başlanır ki bu, kamu yaranna kök- ten aykın bir şey." Prof. Dr. BaJorÇağlar, oy sayımı- run Meclis aritmetiğine yansıması ge- rektiğini belirterek şu görüşü savun- du: "Mecüsaritmetigındesiyasalsta- tükoyu korumaköncelikli hedef ola- rak büyük ihtimalle gündeme gele- cektir. YSK'nin bu konuda aritme- ögi degiştirecek bir karara varaca- ğmı hiç zannetmiyorum. Bundan ön- ceki geçmişdeneyierden yola çıkarak söylüyorum. YSK, radikal karariar alma yanhsı değil. YSK siyasi hege- monyadan kurtuimuş bir kunım ola- rak düşünülümez." Prof. Dr. Doğan Soyaslan. arihne- üğin değişebileceğı düşünülse bıle bu- nu fiilen uygulamanın olanaksız ol- duğuna işaret ederek şunlan söyle- di: "Yeniden oy dağüımı yapılacak olsa, bu yü içinde yapılan kanunlar, anayasa değişiklikleri ne olacak? Hu- kuken olabiliriiği olsa dahi fiilen uy- gulamakmümkün değfl. Anayasa de- gişikliklerini. yasa çıkanlmasını yet- kisiz loşiler yapnuş anlamı çıkry or." Yönetmeliğe göre görev suçu Işkencecinin foturosını devletödüyor • İşkence yapmaktan yargılanan polislerin avukat masraflannın devlet tarafından ödendiği ortaya çıktı. Konuyla ilgili yönetmelikte 'işkence' yüz kızartıcı suçlar kapsamında değil polislerin görevleri nedeniyle sanık duruma düştüğü suçlar arasında sayılıyor. ERHANKEMAL ÖZMEN İşkence yapmaktan hü- küm giyen polislerin avu- kat masraflannın, Emni- yet Genel Müdürlüğü büt- çesinden ödendiği ortaya çıktı. Dava Açılan Polis İçin lutma ve Ûcret Öde- me HakkmdakiYönetme- Bk'te >üz kızartıcı suç iş- leyenpohslerin avukat üc- retlerinm ödenmeyeceği belirtilmesine karşın, "iş- kence" suçu göre%' kap- samında değerlendirdiği için işkenceci polislerin avukat ücretleri devlet ta- rafından ödeniyor. Baro- lar, anayasamn eşitlik il- kesıne aykın olduğu ve "işkencecileri korudugu" gerekçesiyle uygulama- ya tepki gösterdi. Yönetmeük değişmeK Istanbul Barosu Başka- m Kaam Kokuoğlu. iş- kence iddıasıyla yargıla- nan polislerin avukatlık ücretlerinin devlet tara- fından ödenmesinin ka- bul edilemez olduğunu belirterek işkencenin en ağır suç olduğunu vurgu- ladı. Yönetmeliğe göre, devletüı çete oluşturmak, kaçakçılık, rüşvet, zim- met ve dolandıncılık gi- bi yüz kızartıcı suçlardan yargılanan polislerin avu- kathk ücretini ödemediği- ni ifade eden Kolcuoğlu, işkencenin bu suçlann ara- sına alınması gerektığinı \nrguladı. 'İşkenceci v«rgilerie savunuluyor' Izmir Barosu Işkence- yi Önleme Komisyo- nu'ndan NalanErkem de, işkenceci polislerin avu- katlık ücretlerinin halkın verdiği vergilerden karşı- lanmasınm kamuoyu vic- danını rahatsız ettiğini voır- gulayarak sözlerinı şöyle sürdürdü: "Üstetik işken- ceci polislerin avukatlan- na, diğer kamu pcrsoneü \e vatandaşlar için behr- lenen asgari ücrettarifesi- nin 20 kaü daha fazla öde- niyor. Terörie Mücadele Kanunu (TMY7 ) kapsa- mında görev yapan poKs- lere ise suursız nüktarda avukamk ücret hakkı ta- nınıyoı;'' Izrnir Barosu Başkanı Bahattin Özcan da. Içiş- leri Bakanlığı'na yazılı başvunıda bulunarak bu- güne dek işkence suçun- dan yargılanan polislerin avukatlanna ne kadar pa- ra ödendiğinin tespitini istedi. 1ĞNELİ FIRÇA ZAFER TEMOÇÎN Adalet Bakanlığı Savcılara pişmanlık uyarısı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Adalet Bakanlığı. cumhuriyet savcıla- nnı, ToplumaKazandırma Yasası'ndan yararlanmak isteyenlerin suç durumu- nu MlT, jandarma. emniyet ve adli si- cil kayıtlanndan kontrol etmelen ko- nusunda uyardı. Adalet Bakanlığı Müsteşar Vekilı Mehmet Muthı ımzasıyla cumhuriyet başsavcılıklanna gönderilen genelge- de, bazı cumhuriyet başsavcılıklann- ca yasa ve genelgelerin farklı yorum- lanması nedeniyle değişik uygulama- laryapıldığı kaydedildi. Yasa kapsamı- na giren suçlardan cezaevlerinde ru- tukluve hükümlü olup, yasadan yarar- lanmak isteyenler hakkmda cumhuri- yet başsavcılıklannca form dolduru- lacağı belırtilen genelgede, başvurunun form ile birlikte yargılamanm yapıldı- ğı DGM başsavcılığına gönderihnesi gerektıği bıldirildı. Genelgede, yasadan yararlanmak is- teyenlerin suç durumunun MTT, jandar- ma, emniyet ve adli sicil kayıtlanndan kontrol edilerek tespit edilmesi gerek- tiği belirtildi. Inceleme sonucunda, su- ça kanştığı belirlenenlerin doğrudan su- çun işlendiği yerin bağlı olduğu ilgili DGM cumhuriyet başsavcılığına sevk edilmesi gerektiği kaydedilen genelge- de, bu yöntemle suça kanşmadığı tes- pitedilenlerin gerekli işlemlerin ardın- dan serbest bırakılması istendi. Savcı Cengiz: Örgütler aüeleri tehdit ediyor DİYARBAKIR(AA)- Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Abdi Cengiz, Topluma Kazandırma Yasası'ndan yararlanmak için başvuranlann basında çıkan haberierden rahatsız olduklannı söyledi. Cengiz, yaptığı açıklamada, Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan terör örgütü PKKTCADEK ile Hizbullah üyesı toplam 343 rutuklu ve hükümlüden 110'unun yasadan yararlanmak amacıyla başvurduğunu belirtti. Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'nden yasadan faydalanmak için başvuranlardan 14'ünün tahliye edildiğini ifade eden Cengiz, şöyle dedi: "Ancak yasadan yararlanmak amacıyla başvuranlar, basında çıkan haberierden rahatsız oluyor. Cezaevindeki tutukhı ve hükümlülerie sürekli görüşüyoruz. Birtakun haberierden dolayı rahatsızhk duyuyoriar. Basmda çıkan haberierde her şeyleri açüdamyor. ÖrgürJerin aÛderinin tehdit edildiğini beiirthoriar. tsimlerinin yer alması, onlar açısından risk ohıştunıyor. Bu onlara ve ailelerine zarar verir." IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr AKP Hükümeti'nin Kıbrıslı Türkle- re uyguladığı pasaport yasağı, Kıb- nslı Türkler arasında tepkiyle karşı- lanıyor. 68'li Kıbnslı bir arkadaşımla konuşuyorum. Türkiye'nin Kıbns si- yasetlerindeki tutarsızlıklan anlatıyor. Son tutarsızlık, "Kıbns Cumhuriyeti" pasaportu alan Kıbnslı Türklere Tür- kiye'nin uyguladığı engelleyici tutum. Biliyorsunuz bundan birkaç ay önce Türkiye, Kıbns Rum tarafı yurttaşla- nna Türkiye'nin kapılannı açtı. Artık "Kıbns Cumhuriyeti" pasaportu ta- şıyan RumlarTürkiye'ye girip çıkabi- liyorlar. Rauf Denktaş yönetiminin, 23 Ni- san 2003 yılından itibaren, bölünmüş iki Kıbrıs arasındaki çok uzun yıllar- dır kapattığı kapılan açması, dünya- ya önemli bir adım olarak aktanldı. Bel- ki de öyledir. Ancak Kıbnslı Türklere uygulamayı sorduğumda gülerek kar- şılık verdiler: "Doğru, iyi oldu. An- cak biz Kıbns'ın Rum kesiminde en fazla gece saat 24.00'e kadar kala- biliyoruz. Ancak bir günlük bir izni- miz var. Halbuki Rumlar, bizim taraf- Türkiye'nin Kıbns Tutarsızlıklan ta daha uzun kalıyorlar. Geceleri de kalabiliyorlar. Zaten kapıyı da şimdi- ye kadar kapatan Denktaş 'tı." Her neyse, Kıbns'ın Rum kesimi- ne geçen Kıbnslı Türklerin çoğu "Kıb- ns Cumhuriyeti" pasaportu alıyorlar. Bu sayının çok yüksek olduğunu her- kes kabul ediyor. Kıbns Cumhuriye- ti pasaportu alan Kıbrıslı Türkler, bir süre sonra AB üyeliğine kabul edile- cek olan bir cumhuriyetin de yurtta- şı sayılıyorlar. Avrupa'nın bütün ülke- lerine bu pasaportla vizesiz gitmele- ri mümkün. • • • Gelin görün ki bugüne kadar KKTC'nin bağımsız bir devlet oldu- ğunu iddia eden Türkiye, Kıbnslı Türk- lere özel bir yasak ve engel uygulu- yor. Türkiye'nin de AB adayı bir ülke olarak artık her yerde muhatap ka- bul etmek zorunda kaldığı K,bns Cum- huriyeti'nin pasaportunu taşıyan Kıb- nslı Türklerin, bu pasaportla Türki- ye'nin dışına çıkmasına izin verilmi- yor. Bu pasaporta sahip Rumlara ise hiçbir engel çıkanlmıyor. Peki Kıbrıslı Türk ne yapacak? KKTC'yi Türkiye dışında dünyanın hiçbir ülkesi tanımadığı için o pasa- portu kullanmaları çok zor. Bu ne- denle çoğu, Türkiye Cumhuriyeti pa- saportu kullanmak zorunda kalıyor. Halbuki "Kıbns Cumhuriyeti" onla- nn da kurucusu olduğu bir cumhuri- yet. Eğer Annan planı üzerinde bir çözüme ulaşılsaydı, bu pasaport her iki tarafta da verilecekti. Kıbrıslı Türk- ler, zaten hakları olan bu pasaportu, karşı tarafa geçebildikleri için şimdi rahatça alıyorlar ve kullanmak isti- yorlar. Fakat bu pasaport Türkiye'den çı- kışta bir engel olarak görülüyor. Tür- kiye'nin buna kanşmaya hakkı var mı? Böyle bir yasağı bir başka ülke- nin yurttaşına nasıl uygulayabiliyor? Aynı pasaporta sahip Kıbnslı bir Rum Türkiye'ye rahatça girip çıkabiliyor, sı- ra Türk'e gelince yasak başlıyor. Kıbrıs Türk Ticaret Odası(KTTO) Başkanı Ali Erel, Türkiye'nin uygu- ladığı bu yasak konusunda şunları söylüyor: "Toplumumuzun günde- mine yerleşen pasaport konusun- dakigelişmelerbizi endişelendiriyor. Uluslararası kuralların bu kadar per- vasızca ihlal edilmesini kabul edemi- yoruz. Statüko, Kıbnslı Türklerin dün- ya ile entegre olmasıyönünde atılan küçük adımlardan bile rahatsız ol- du... Bir Kıbnslı Türk'ün, Türkiye'den başka bir ülkeye uçuşunda bu kişi- nin vizesi olup olmadığı veya gide- ceği ülkeye hangi pasaportla girip giremeyeceğisadece taşıyıcı uçakşir- ketiniilgilendirir. Geçerii bir vizeye ve- ya vize gerektirmeyen bir pasapor- ta sahip olup olmadığı, uluslararası kurallara göre Türkiye muhaceret memurunu ilgilendirmez." KKTO Başkanı Erel, AKP Hükü- meti'nedeuyanbulunuyor: "Avrupa Biriiği yönünde ilerlemeye çalışan Türkiye Cumhuriyeti'ne yanlış yap- tırmaya çalışanlann amacı nedir? Böylesibir uygulama talebiKıbns'ta- kiyöneticilerin talebimidir? Türkiye'ye böyle yanlışlar yaptırarak yolundan saptırmaya ve Kıbrıs meselesini tı- kaç olarakkullanmaya çalışanlar, hem Kıbns Türk halkına hem de Türkiye halkına büyük kötülük yapmaktadır- lar. Amaç, Kıbrıs'taki çözümsüzlüğü kullanarak Türkiye'nin AB yolunu tı- kamaktır." Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, aca- ba Kıbnslı Türklere uygulanan bu ya- sakçı tutuma neden destek verip, uy- guluyor? Kıbns meselesinde çözümü böyle mi gerçekleştireceğini sanıyor? AB konusunda çok istekli olduğunu söyleyen AKP Hükümeti, KıbnsTürk- lerine uygulanan bu yasağı nasıl açık- lıyor, doğrusu merak ediyorum.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog