Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 18 AĞUSTOS 2003 PAZARTESİ HABERLER Tarikatdeğil devlet sermayesi Hacı Bektaş Anma Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında düzenlenenpanelde konuşan araştırmacıyazar FaikBulut, Yeşil sermaye olarak adlandırılan mali gücün devlet eliyleyapılan teşvilderle doğduğunu belirtti SELAHATTİN ŞAHtN NEVŞEHİR - Hacı Bektaş Anma, Kültür ve Sanat Etkinlikleri paneller ve söyleşilerle devam ediyor. "Türld- ye'deki dini kurumlara Avrupa'dan bakış ve AB'ye gküş yohında Alevile- rin yeri" konulu panelde Anadolu'da- ki çok renkli kültürel yapının ve din- leringelecekte Avrupa Birliği'ne (AB) örnek oluşturacağı belirtildi. Dün ilk olarak Hacıbektaş Kültür Merkezi'nde "Sermaye ve tnanç" ko- nulu panel düzenlendi. Panelde bir konuşma yapan CHP Milletvekili Prof. Dr. YakupKepenek, ekonomi tarihin- de önceleri sermaye ile inanç arasm- da çatışma gözlemlendiğini belirte- rek şöyle konuştu: "MÖ 5 binfiyiDardaAristo dönemin- de başlayan sermaye kavTamı Orta- çağ'dafaiz olarak karşuıuzaçıkryor. 19. yüzyıida üretimdekuDandan tüm araç- lan kapsayansermayenin tophımsal ifiş- kflerideortavaçıkardığıgözİera>w.Üre- tim sürecinde işgücünü harekete geçi- ren sermaye,tophımsal nıanada bir iiş- kiyi de gündeme geririyor. Bu ilişki de toplumsal bölüşümde anahtar rol oy- nuyor." Sermaye ile inanç arasında; serma- yenin değişken, inancın durağan ve de- ğişmez kurallan nedeniyle sürekli bir kavram kargaşası olduğunu savunan Prof. Dr. Kepenel^ "GünümüzdeTür- krye'de sermayenin ilk olarak rengine balabyor. Bunun yaru sıra sermayenin ekonomik, siyasi ve ahlaki yönleri de ortaya çıkryor" dedi. 'Tarikatiar dini duygulan sermaye yapryor' Araştırmacı-yazar Faik Bulut ise sermayenin tarihte ilk olarak güveni- lir kişi konumundaki kilise rahipleri- ne para verilip onlann bankacı veya banker konumuna getirilmesiyle or- taya çıktığrnı anlattı. "Sermaye hareketinin bir ucunda kıbç ve maneviyatvarsa bir ucunda da para vardır" diyen Bulut, ekonomi anlamında ise tslami sermaye diye bir kavram olmadığını söyledi. Türkiye'de özellikle 1950'lerden sonra DP ve AP hükümetlerinden günümüze kadar tarikat sermayele- rinin, devlet eliyle yapılan teşvik- lerle ortaya çıktığım vurgulayan Bu- lut şöyle devam etti: "Bunun için tarikatlann serma- yderi kendine özgü degildir. Özellik- le dini motifler kullanıbp, halkın di- ni duygulanndan yola çıkılarak ser- maye oluşturmaya gayret ediliyor. Ordu ve emniyet gibi birimlerie ya- kınlaşma içine giremeyen dini tari- katiar, tabandan tavana doğru bir taktik izhyor. Miliiyetçihk duygula- Nevşehir'in Hacıbektaş Uçesindeki Haa Bektaş Veli KüDryesi ziyaretçi akınına uğrarken yurttaşlar Çilehane, Beştaşlar ve Dedebağ gibi dini merkezleri ziyaret ederek kurbanlannı kesiyorlar. Külliyeyi ziyaret erfikten sonra şifah okhığuna inanıian Arslanh Çeşme'den su içebilmek için saatlcrce sıra bekleyen yurttaşlar, türbede dua ederek çeşitti dileklerde bulundular, günahlanmn affedilecegi inancryla "munı" diye anılan taşı kucakladılar. (Fotoğraf: Anadolu Ajansı) Türbe ziyaretleri,tiyatrogösterileri, paneller, siyasilerin etkinlikleri ve trafik canavan Hacıbektaş'm gündemi Türldye MİYASEİLKNUR NEVŞEHtR- Geçmiş yıl- lara oranla kanumın düşük ol- duğu Hacıbektaş anma tö- renlerinde ilk giinkü etkin- liklere karılanlann büyük bir kısmı ikinci gün ilçeden ay- nlınca ilçe sokaklan tenha- laştı. Geçen yıl yaşanan fa- cianın da bunda etkisi oldu- ğu söyleniyor. Bilindiği gibi geçen yıl Hacıbektaş 'tan dö- nenleri taşıyan otobüsün ka- za yapması sonucu 30 kişi yaşamını yitirmişti. Şişli Be- lediye Başkanı Mustafa Sa- ngül'ün Istanbul'dan getir- diği 7 bin kişi de geceyi ilçe- de geçirmeden Istanbul'a döndü. Sangül'e önceki gün yaptığı katkılardan dolayı Ha- cıbektaş Belediye Başkanı Mustafa Özeivan tarafından bir plaket sunuldu. Törenlerin ikinci gününde kültürel etkinliklerle birlikte siyasi etkinlikler de gerçek- leştirildi. SHP Genel Başka- nı Murat Karayalçın, Hacı- bektaş Veli Anma, Kültür ve Sanat Etkinlikleri için ilçeye yalçm 300 kişilik bir kalaba- lığa konuştu. Nevşehir'in Hacıbektaş il- çesindeki Hacı Bektaş Veli Külliyesi ziyaretçi akınına uğrarken, yurttaşlar Çilehane, Beştaşlar ve Dedebağ gibi di- günahlannın affedilecegi inancıyla "mum" diye anı- lan taşı kucakladılar. Çilehane'de de "Bu Ölü Kalkacak" adlı sokak tiyat- rosu gösterisi sunuldu. Çile- hane'de sokak tiyatrosundan • Hacıbektaş, ilk günkü kalabalığın ardmdan ikinci gün daha sakindi. Dini mekânlar önündeki ziyaret kuyruklan sürerken SHP ilçe örgütünün açılışı Genel Başkan Karayalçın tarafından yapıldı. Kültür sanat etkinliklerinin büyük ilgi gördüğü ilçede ÖDP'liler tarafından Irak'taki ABD işgaline karşı eylem yapıldı. gelerek partisinin ilçe teşki- latmın açılışını yaph. Tören için SHP Genel Sekreteri Fik- ri Sağjar, Genel Başkan Yar- dımcısı Mustafa Kul ve diğer genel merkez yöneticileri de Hacıbektaş'a geldiler. Tören- de SHP Genel Başkanı Kara- ni merkezleri ziyaret ederek kurbanlannı kesiyorlar. Kül- liyeyi ziyaret errikten sonra şifalı oiduğuna inanıian Ars- lanlı Çeşme'den su içebilmek için saatlerce sıra bekleyen yurttaşlar, türbede dua ederek çeşitli dileklerde bulundular, çok Deliklitaş ve Aşık Mah- zuni Şerif in mezan halkm il- gisini çekti. Deliklitaş'tan geçmek ve Mahzuni Şerif in mezannı ziyaret etmek için uzun kuy- ruklar oluştu. Beştaşlar, De- debağ ve Beştaşlar mevkiin- de düzenlenen geleneksel aşu- re gününde 5 kazan aşure da- ğıtıldı. Karacaahmet Sultan Kültürünü Tanıtma ve Daya- nışma Derneği'nce pişirilen 5 ton et de konuklara ikram edildi. Kızılay tarafından ku- rulan 1500 çadırda konakla- yan yurttaşlar, geceleri de saz çalarak semah dönüyorlar. Çilehane ve 60. Yıl Spor Sa- lonu'ndaki konserler, tiyatro gösterileri büyük ilgi görü- yor. ABD'yi protesto Hacı Bektaş Veli Külliye- si'nde yurttaşlar ibadetlerini sürdürürken dün yaklaşık ÖDP'li bir grup ABD aleyhi- ne gösteri yaptı. Irak'a asker gönderilmesi tartışmalanna tepki gösteren gruba polis müdahale etmedi. nyla yola çıkan bazı cemaatfcr Kam- boçya, Zimbabve gibi ülkelerde aç- nğı bir dizi eğitim kurumlanyla ka- ra parayı Rusya üzerinden Avrupa ve ABD'ye transfer ediyor." 'Özel okuDara d e p İslami sermayeye destek verüecekti' AKP hükümetüün de yumuşak ve ılımlı Islam anlayışı çerçevesinde yok- sul öğrencilerin kolejlerde öğrenim görmesi ve ücretsiz kitap dağıtılması uygulamalan ile islami sermayeyi des- teklemeyi amaçladığını belirten Bu- lut, Alevi-Bektaşilerinde sermayele- rini toplumun demokratikleşmesi yö- nünde kullanmalannı istedi. AB'ye gidiş yolunda Alevilerin yeri Hacıbektaş Kültür Merkezi'nde dü- zenlenen ikinci panelin konusu ise "Türkiye'deki dini kurumlara Avru- pa'dan baloşveAB'yegidişyolunda Ate- \11erin yeri" oldu. Açılış konuşması- nı yapan Hacıbektaş Belediye Başka- nı Mustafa Ozcivan, 21. yüzyıida glo- balleşme adına sömürü sisteminin art- tığını ve halka karşın AB'ye girme uğruna birtakım değerlerin yittiğini be- lirtti. Özcivan, şöyle konuştu: "Ne oldu da 12. yüzyıida esnaf örgüt- lenmesini yapan, eşitiigi ve özgürtüğü saviuıan, insana değerveren,flmive bi- Hmi ön plana çıkaran Anadolu erenle- rinin torunlan, o çagda ortaçağ ka- ranlığını yaşayan Avrupa'nın gerisine düştü. Ulkelerin çağdaş otanası, inanç- salve kültürel kimliğini kaybetmesi mi demek? Halbuki bugün Japonya ve Kore geleneksel yaşam kültürünü kay- betmeden sanavi devTİmini gerçekleş- tirmişlerdirr Ahrıanya'nın Velbert Belediye Baş- kanı Hanns Frierich Hörr de çeşitli inançlara sahip olan Anadolu'da çok renkli bir kültür ve dinin bulunduğu- nu ve Türkiye'nin AB için değişik ya- şam biçimiyle gelecekte örnek oluş- turacağmı söyledi. Alevilerin öğreti ve inançlannın ken- dilerine büyük benzerlik gösterdiğini ıfade eden Hörr, "Bu nedenle Türki- ye'nin ,\B'ye gnişinde Alevilerin rolü büyük olacaknr" dedi. 'Neden Avrupa sorusu sorulmalı'' Köln Üniversitesi'nden Prof. Dr. Christian TroD de Türkiye'nin AB'ye üyelik konusunda öncelikli olarak "Neden Avnıpa" diye sorması gerek- tiğini belirtti. Türkiye'nin birçok Av- rupa ülkesinden daha fazla nüfusa sa- hip olmasının AB'ye siyasal ve eko- nomik anlamda zorluk getireceğini söyleyen Troll, "Ancak Türldye kül- türel yaşam anlamında renkli tophım değeıieriniiçinde banndıgı içinAB'ye pozhifsmyaller verecekrir. Ama bu de- ğerierinkunımsalbştırıhnasıgerek'' di- ye konuştu. SDP Köln milletvekli Lale Akgün ise AB'deki islami grupların kurum- sal bir yapı içinde olmadıklannı ifade ederek, şunlan söyledi: "Bu kurumsal yapuun kurulması gerek. Avnıpa'daki Yahudiler bunu başarch. Özeffikfc Müslümanlann 11 Eylül'den sonra algıbnmalan zorlaş- b. Toplumsal anlamda kabul edOme- leri zor bir noktaya geidi KurumsaJ- laşmayı bunu aşabüirler''.'' Türkiye Araştırmalar Merkezi Baş- kanı Faruk Şen de AB'de yaşayan 376 kişiden 14 milyonunun Müslüman oi- duğuna dikkat çekerek, "Değişik tslam ûikderindeinsaniann buhmması İslami algılama yönünden çeşitülik kazan- dmvor" dedi. oralcalislar@cumhuriyet.com.tr Inti-lllimani, Bolivya'da La Paz ya- kınlanndaki bir dağın adı. Bölgedeki Ayamara diyalektine göre Güneş Da- ğı anlamına geliyor. Inti-lllimani müzik topluluğu, önceki gece Istanbul Açık Hava Tiyatrosu'ndaydı. öncülüğünü Victor Jara'nın yaptığı topluluğu, dün- yaçapındaünlendiren "Venceremos" şarkısıydı. Açık HavaTiyatrosu'nu hın- ca hınç dolduran binlerce devrimci müziksever, konserin sonunda bu ün- lü parçayı toplulukla birlikte söyledi. Inti-lllimani, Şili'deki Pinochet top- luluğuna karşı müzikteki direnişin sem- bolüydü. 11 Eylül 1973'teŞili'deGe- neral Pinochet liderliğindeki ABD yan- lısı askerler yönetime el koyup sosya- list Devlet Başkanı Sah/adorAllende yi öldürdüklerinde, genç müzik grubu Avrupa tumesindeydi. Darbeciler, Vıc- tor Jara'yı da Şili'de katlettiler. Inti-ll- limani, 14 yıl Avrupa'dan ülkesine dö- nemedi. Bu sürede Italya'da yaşadı- lar. Bu yıl kuruluşlannın 35. yılını kutla- yan grubun siyasi olup olmadığı soru- suna grubun kurucularından Jorge Inti-lllimani'yi Dinlerken Coulon şöyle cevap veriyor: "Bizim çok siyasi bir grup olduğumuz tama- men birpropagandadan ibaret. Söy- lendiğianlamda hiçbirzaman siyasibir grup olmadık, fakat siyasi olarak hep bazı konularla ilgilendik. Bizim bir top- lum kavrayışımız ve insan ilişkilerine ba- kış açımız var. Müziğimize bu anlayış- lanmızı yansıtıyoruz. Bir partinin çiz- gisine bağlı değiliz ve onlann anlayış- lannı yansıtmıyoruz. Müziğimiz daha iyi bir dünya özlemini yansıtıyor." Inti-lllimani grubu, ilk kez 1987 yı- lında Şili'ye döndüğünde 130 bin ki- şilik bir konserle halkının karşısına çık- tı. Tamamen Şili'ye dönmelerinin tari- hi ise 1990. Askeri zorbalar bütün ya- saklara rağmen direnişin müziğine en- gel olamamışlardı. İlk döndüklerinde, 15-20 yaşındaki gençlerin onlann şar- kılarını söylemesine grup çok şaşır- mıştı. Önceki gece, Açık Hava Tiyatro- su'nda binlerce yurttaşımız, büyük bir heyecanla Inti-lllimani'ye neden sa- hip çıkmıştı? Şurası bir gerçek, Inti-ll- limani Latin müziğinin en etkili grup- larından birisi. 30 yıldır Latin dünyası- nın neredeyse bütün farklı seslerini, farklı ezgilerini grubun sesinde bul- mak mümkün. önceki gece detam an- lamıyla bir Latin müziği ziyafeti verdik- lerini söyleyebiliriz. Inti-lllimani'de müziğin ötesinde bir başka büyü daha vardı bizim için. On- lar Şililiydiler. Sosyalist Devlet Baş- kanları, Amerika tarafından destek- lenen birdarbe iledevriiipöldürülmüş- tü. Binlerce Şilili devrimci, askeri cun- tanın işkencetezgâhlarında, hapisha- nelerinde can vermişti. Onlar da çok uzun yıllardan beri askeri cunta ile tam anlamıyla hesaplaşamamışlardı. Dar- becigeneralPinochet'ninhâlâbirgü- cü vardı ve ondan hesap soramıyor- lardı. Işte bu benzerlikler belki de Inti-llli- mani'ye olan sevgimizi daha da arttı- nyordu. Onları dinlerken müzikten öte başka şeyler de hissediyorduk. 0 yüz- den onlar bütün dünyadaki müzikle- rinin yanı sıra Güney Amerika'nın in- sani duygulannın büyükelçileri sayıl- dılar. Uluslararası Af örgütü'nün, Vic- tor JaraVakfı için düzenlediği konser- lere Peter Gabriel, Bruce Springs- teen, Mercedes Sosa, Sting, Paco Pea, John VVilliams, EmmaThomp- son, Karen Matheson, Maria Faran- touri, Salsa Cettica ve Rambert Dans Kumpanyası ile birlikte katıldılar. • • • Inti-lllimani, müziğin ne kadar önem- li bir iletişim aracı olduğunu kanıtlayan, yeni bir insanlık kültürünün oluşması- na katkıda bulunan önemli bir müzik topluluğu. Onlar, yüreği Şili halkının özgüriüğü için atan dünyanın duygu- larınatercüman oldular. Bir köprü gö- revi gördüler. Inti-lllimani konserinden önce Grup Yorum ve Moğollarda küçük birer kon- ser verdiler. Sesler ve duygular birbi- rine destek oldu. Inti-lllimani'nin kuru- culanndan Horacia Duran, yasakçı- lığın zarariarını şöyle dile getiriyordu: "Victor Jara ölmemeliydi... llksöyle- mem gereken bu.. Bizleryeniliğe açık müzikçilerdik. Meraklıydık ve araştın- yorduk. Kendi açımdan And Dağlan müziği üzehnde daha fazla yoğunlaş- malıydım. Geçmişin müziğini tanıma, anlama, yorumlama çabam ne yazık ki kesintiye uğradı. Darbe sonrası Şi- li'ye dönüşümüz engellendi." Inti-lllimani bizden biri gibiydi. Bizim de müzikçilerimiz susturulup, tutuklan- mıyor muydu? Ruhi Su yurtdışına te- davi için bile çıkamamıştı. Ahmet Ka- ya sürgünde öldü. Şairlerimiz, sinema- cılanmız hep bağnazlığın kurbanı ola- rak kendi topraklanndan kopanlmadı- larmı? Şili ile Türkiye'nin benzeyen çok yanları var. Onun için onlann müziği bi- zim müziğimiz gibi geliyor. Aslında ezi- len ve yoksul dünyanın acıları da kül- türleri de birbirine benziyor. Inti-lllima- ni'ye sevgiler... 2000'Iİ YILLARDA ERDAL ATABEK Futbol'da Değep Kayması... Yeni futbol sezonu da her yıl olduğu gibi başla- dı. Bu başlangıçla birlikte her yılın tartışmalan da gündemdeki yerini aldı. Transferler, takımlann du- rumu, maç sonuçları ve futbolda şiddet. 'Futbolun bir spor olduğu' savının artık geçer- sizliği kabul edilmelidir. Günümüzde futbol bir spor degildir, bir iktidar oyunudur. Dünya çapında bir olay olmasının nedeni de budur. Kitlelerin futbola böylesine düşkün, böylesine tutkun olmalannın nedeni budur. Futbol, hem ki- şisel iktidann aracıdır hem de topluluklann iktidar yoludur. "Futbol bir spor oyunudur. Iki takım karşılaşır. Oyun ya bir takımın yengisiyle sonuçlanır ya da berabehikle biter. Yenen tarafda, yenilen tarafda bir spor olayını yaşamıştır. Iki taraf da sportmen- ce yanşmıştır, el sıkışarak aynlırlar." Bu anlayış, bir değer sistemini yansıtmaktadır. Bu değer sistemine göre futbol bir spor oyunudur, oynayan iki takım da yenseler de yenilseler de so- nuçta bir oyunun sonucunu paylaşmışlardır. So- nuçtaki başan da başansızlık da bir değer artışı ya da değer kaybı degildir. önemli olan, katılmak, oyunu kurallanna uyarak oynamak, elinden gele- ni yapmaktır. Başan sevindirir, başansızlık üzer ama, değerier sistemini bozacak bir dengesizlik ya- ratmaz. Artık bu anlayış ortadan kalkmıştır. Böyle düşü- nenler, futbolu bir spor olarak görenler, bunu dile getirenler 'sporun etik değeıierine sahip çıkan' çok az sayıdaki insandır. Ama futbol olayının içinde olsun ya da taraftar olarak yer alsın büyük bir kitle, futbola saft kendi iktidarlannın aracı olarak değer vermektedir. Fut- bol karşılaşmaJanndan bekledikleri de sadece 'ken- di iktidarlannın gücünün kanıtlanması 'dır. 'Kendiiktidarlannın gücünün kanıtlanması', fut- bolun bütün aşamalanndan beklenmektedir Trans- ferler, bu iktidan herkese gösterecek nitelikte ol- malıdır. Onun için de, transferde etiketler işlevler- den önce gelir. Tantanalı yabancı transferieri, on- lann eşdeğeri içerde olsa bile yeğlenecektir. Çün- kü onlar futbol iktidannın vitrinidir. Yerii futbolcu- lann ise vitrin değerleri düşüktür. Takımlann dunjmu didik didik inceleniyorsa, spor aşkından değil, iktidar hırsındandır. 'Bakalım bu ta- kım bu sezonda bizi iktidara taşıyacak mıdır?' Maç sonuçları bu iktidar nedeniyle her şeyi or- taya koymaktadır. Karşı takımı (ne karşısı, düşma- nı...) yenmek için her şey yapılmalıdır. Bizim takı- mın faulleri faul degildir ama, ötekilerin her hare- keti fauldür, hakem onlara satıldığı için bizim takı- ma sürekli haksızlık etmekte, faulleri vermemek- tedir. öteki takımın taraftarian düşmanlanmızdır. On- lan yuhalamalı, dövmeli, bıçaklamalı, öldürmeli- yiz. Bizim iktidanmıza karşı çıkan herkes yok edil- melidir. Yendiğimiz zaman, işte budur, biz böyle yapa- nz, yakarız, yıkanz, mahvederiz, sülalesini kılıçtan geçiririz, kurşuna dizeriz. Yenildiğimiz zarnan, aynı duygulan kendi takımı- mıza karşı duyarız. Futbolcular sahtekârdır, teknik direktör kovulmalıdır, başkan istifa etmelidir, hiç- bir şey yerinde kalmamalıdır, kentler yıkılmalı, ara- balar yakılmalıdır. iktidardan böyle düşmeye kim- se dayanamaz, katlanamaz. Bütün bunlann neden böyle olduğunu anlamak için, futbolda yaşanan bu büyük değer kayması- nı anlamamız gerekiyor. Futbol artık bir spor olayı degildir. Futbol karşı- laşmaları sportif yanşmalar degildir. Bir futbol ma- çında yenen veyenilenlerin 'birspor oyunununye- nenleri ve yenilenleri' olarak kabul edilmesi artık olanaksızdır. Bu sporla bağlantılı değerler ortadan kalkmıştır. Spora yüklenen değer, bir iktidar aracı olmaktır. Ta- kımlar, siyasal partilerin yerini almıştır. Kulüp baş- kanları parti başkanlan olmuştur. Teknik direktör- \er, partilerin eylem liderteridir, futbolcular ise ikti- dann güç kaynaklandır. Bu değişim. futbolda bu denli şiddetin nasıl 'meşru kabul edildiğini' de açıklamaktadır. Maç ön- cesinde, maç sonrasında yaşanan taşkınlıklar, maç sonrası silah atmalar, kitlelerin dürtüsel hareketle- ri hep aynı davranışsal kabul ile karşılanmaktadır. Yenenler, yendiği için, yenilenler, yenildiği için hoş görülmekte, bu yaptıklan 'yapılabilir' kabul edilmek- tedir. Eğer değişim bekleniyorsa, bu ancak değerler değişimi ile olabilir. e-mail:erdalatak«' superonline.com fax:0212-513 90 98 Cüney illeri bolge toplantısı Doktorlarekimde meydanlara çıkacak MEHMETAIİSOLAK ANTAKYA - Güney îlleri Tabip Odalan'nın bölge toplanhsında ey- lem planı çıktı. Türkiye Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Füsun Sayek, sonbahar mevsiminde seslerini yükseltecekle- rini belirterek, "Sesimi- zivüksdtirken sadeceör- gütümüzk değil, birçok kesimi katarak ey lemi- mizi gerçekleştireceğiz'' dedi. Hatay Tabipler Oda- sı'nda yapılan toplantı- ya katılan Sayek, başta ilaçta katkı payı olmak üzere, ek primler, Söz- leşmeli Personel Yasa- sı, Kamu Yönetim Yasa- sı gibi çalışmalann ken- dilerini rahatsız ettiğini vurguladı. Her gün yeni yasa taslaklannın gün- deme geldiğini ifade eden Sayek, şöyle ko- nuştu: "Bu taslaklarm hiçbi- ri hükümetin ifade etti- ği gibi bizlerin görüşüne sunularak, anlaşarak,uzr laşarak yapılmiş taslak- lar degildir. Bu vasalar hEfaMeclis'tengeçirikiL ' Saldın yasalan' da de- nen kamuyönetimiyle fl- gfli bazı yasa taslaldany- la neredeyse SağhkBa- kanhğı'nıntşleviortadan kaUayor." Sağlık Bakanlığı per- soneli olarak çalışan he- kimlerin kamu görevli- si olmaktan çıkacakla- nnı ve söz konusu yasa- larla mücadele başlata- caklannı belirten Sayek, "Tüm hedefimiz mey- danlara inerek bu yasa- lan püskürtmek, tepld- lerimia ilan etmek ola- cak Bunun için de gere- kirseişibırakma, gerekir- se işi yavaşlatma eylem- Ieri \ı apacağtzn dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog