Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 18 AĞUSTOS 2003 PAZARTESİ OLAYLAR VE GORUŞLER AÇI MUMTAZ SOYSAL Yaz Sıcağında Türkiye İKİHAFTAUK bir arada bile susup Türkiye'yi din- lemek ve durup insanlannı seyretmek son derece ilginç, öğretici ve biraz da endişe verici oluyor. Sıcak yaz aylannda bu ülkenin birinci özelliği, vur- dumduymazlaşmasjdır. Rüzgâriı denizlerin durul- duğu veyapraklann kımıldamadığı ortamlarda, in- saniar da üzerinde yaşadıkları toprağın yazgısına Kayıtsızlaşıyor. Altlanndan Türkiye'yi çekip götür- seler kimselerin kılı kıpırdamayacak. Ormanlar ya- kılmakta, kamu malı paylaşılmakta, her şeyi attüst edecek yasalar çıkarılmakta, onbinlerce genci ate- şe sürme pazarlıklan yapılmaktaymış, vatandaşın umurunda değil. Insancıklann birkaç gün tatil yapıp çoluk çocuk- la ilgilenme telaşından başka şey düşünemediği za- manlar, ustafırsatçılann kolladıklan dönemlerdir. Kurt- lar dumanlı havayı severmiş ama, kurtlaşmış adam- ların sevdiği hava, işte böyle herkesin bir köşeye çekilip kafa dinlemeye çalıştığı sıcak günlerin ha- vasıdır. Türkiye'nin başına dert açmış, kamu var- lıklarının kapışılmasını kolaylaştırmış, işleri içinden çıkılmaz duruma sokmuş yasalann kabul tarihleri- ne şöyle bir bakın; hepsi temmuzda çıkanlmıştır. Yani, tepkisiz ağustosa girişin hemen öncesinde. Böyle birortamda hiç olmazsa medyacanlı kal- sın, ilgilenişlerin sürmesini sağlasın, uyukla- yanlan uyarsın istersiniz, değil mi? Hayır, gazeteler birkaç büyük holdingin vuruşma ve çekişme arenasıdır sanki; manşetler, birbirini yeme kavgalannın abartılı ve uyduruk haberlerini verir. Ekranlar, üçüncü sınıf yıldızcıkların dedikodu- larıyla doldurulmuştur. Oysa, ülkenin berrak görünen mavi göğünün ya- nıbaşında bir büyük yanlışın kara bulutlan birik- mektedir: Irak'a asker gönderme konusu, şimdi sanıldığından çok daha vahim bir gidişin başlan- gıcı olabilir. Şimdilik, böyle bir konunun bütün sıkıntısını çe- ken ve sorumluluklannın altında derin derin dü- şünen iki kurum var bu ülkede: Silahlı Kuvvetler ve Çankaya. Hükümet, dış destek derdindedir: Büyük müttefikten özür dileyerek. Ordu, kendi değerlendirmeleri ile beceriksiz dış politikanın yarattığı sonuç arasına sıkışmış durum- dadır. Aslında, Kuzey Irak'ı denetim altında tuta- bilmek için orada ve sadece orada olmak isterdi. Ama, teknoloji, malzeme ve NATO ilişkileri dolayı- sıyla kolay çözülmez bağlantılar içine girdiği Pen- tagon ve Ankara iktidarına danışmanlar yoluyla egemen olan Worfowitz gibiler bunu istemiyor. Onlann istediğini yapmak ise, silah altındaki evlat- lan Bağdat varoşlannın işgal bekçiliğine sürmek de- mektir. Cumhurbaşkanı, ordunun bu sıkıntısı ile hükü- metin beceriksizliği arasında, son derece doğru bir tercihle, çareyi Meclis'in kararına bel bağla- makta bulmuştur. Yani, halk yığınlannca seçilenle- rin sağduyusuna. Dolayısıyla, Türk demokrasisi, bir büyük sınavın eşiğindedir yeniden. Avrupa'ya Uyum... Birkaç yıl önce Batılılaşmaya ağza alınmaz sözler söyleyenler, Meclis'te uyum üzerine uyum paketleri hazırlıyorlar. Bu yeni politikacılar hangi amaçla hazırlarlarsa hazırlasınlar, biz 15 yüzyıldır uymaya çalıştığımız Avrupa'ya daha fazla uyacağız. Ve daha önce Avrupa'ya kafaca uyum sağlamış olanlanmız onlara yardım etmeli. DoğanKUBAN T ürklenntarihinde Avrupa'ya uyum pek çok dönem- de sayısız biçim- de yaşandı. Hun'lan da Türk olarak nite- leyenbelli başlı uzmanlarauyar- sak, önce Hun'lar Fransa'ya uzanıp zamanla A\Tupa ulusla- n içinde eridiler. Bulgar Türk- leri Balkanlar'a inince Orto- doks Hıristiyan olup, dillerini de unuttular. Macarlarla birlik- te Orta Avrupa'ya gelen Bul- gar, Kuman, Peçenek TürkJer, zaman içinde Katolik oldular. Rusya'ya egemen olan Moğol ve TürkJerin bir bölümü Slav- larla kanştı. Anadolu ve Balkan- lar'a gelen Türkler ise Hıristi- yanlan kendilerine uydurdu- İar: Onlann, bölgelere göre önemli bir bölümünü Türk ve Müslüman yaptılar. Hıristiyan- lardan yeniçeri ordusu kurdu- lar, sadrazam yaptılar, ve sul- tanJann analannı da onlardan seçtiler. Bu uzun organik bir uyum süreciydi. Istanbul surlannı yıkmak için A\Tupalı (Macar) Urban'ın top- lannı kullanıp, Avrupa silah teknolojisine uyum sağladılar. Ve bu silahı, Avrupa'dan alma bugüne kadar devam etti. 18. yüzyılda Avrupa'ya uyum için askeri topçu ve mühendisokul- lan açıldı. Osmanlı padışahla- n bu uyum ışıni gıderek yo- ğunlaştırdılar. Tanzimat Fer- manı Avrupa'ya uyum için ya- pıldı. Yeni okullar açıldı. Mec- lisler açıldı. Osmanlı mımarisi ve sanatı tümüyle Avrupa'yı taklit etti. Bugün de zengınlerimiz mi- marlarım uyum içinde, Ameri- ka'dan getıriyorlar. Sonra bütün bu yüzyıllarca süren uyumu özetleyen ve köklü bir karara ulaştıran ve bizi Islam dünya- sının hâlâ içinde yaşadığı uy- kudan çıkaran bir dönem gel- di: Anadolu'yu işgal eden Avru- palılar yurttan atıldı. Ve Türk- lerin 1500 yıldır uğrartıklan uyum yasalan Ankara da ya- zıldı. Âvrupa Biıliği'ne ya da Amerika'ya sorulmadan! Ve Cumhuriyet kuruldu. Tek bir dünya ve tek bir uygarlık için. Türkiye 1500 yıllık bir süreci tamamladı. Türkiye AvTupa'ya kendi iradesiyle katıldı. Os- manlı'nın ikinci Viyana yenil- gisinden bu yana 200 yılda ya- pamadığı işi, Kurtuluş Sava- şı'ndan sonraki mutlu bir 15 yıl içinde gerçekleştirdi. Aradan zaman geçti. Biz, Ba- tı bloku içinde 'demokrasi' de- nilen, sihirlı fakat ne olduğu- nu anlamadığımız siyasal de- ğişikliği de gerçekleştirdik. Ara- dan biraz zaman daha geçti: Toplumun içinden bir grup in- san Atatürk Cumhuriyeti'ne karşı seslerini yükselttiler. Ba- tılılaşmayı yerdiler. Ortaçağ'a dönmeye özendiler. Osman- lı'nın iki yüz yılda yaptığı de- ğişikliklere bile Islamdan uzak- laşma olarak baktılar. Hatta düpedüz Taleban reji- mine özenenlerbile oldu. Son- ra bu ne olduğunu anlamadık- lan demokratik süreç içinde, birtakım uykuda gezer, sözde çok deneyimli politikacılann ve komprador kafalı adamlann yardımıyla, yüzde yirmi beş oyla iktidara geldiler ve birden 1500 yıllık Avrupa'ya uyum sürecine sahip çıktılar. Birkaç yıl önce Batılılaşma- ya ağza alınmaz sözler söyle- yenler, Meclis'te uyum üzeri- ne uyum paketlen hazırlıyorlar. Bu yeni politikacılar hangi amaçla hazırlarlarsa hazırla- sınlar, biz 15 yüzyıldır uyma- ya çalıştığımız Avrupa'ya da- ha fazla uyacağız. Ve daha ön- ce Avrupa'ya kafaca uyum sağ- lamış olanlanmız onlarayardım etmeli. Avrupa Sosyalist Grup Baş- kan Yardımcısı Hannes Swo- boda, bizim 'sözde siyasetçi- ler'ebirlafatmış; "Avrupa'ya uyum İstanbul'dan BrükseTe uçmak gibi basit bir şey değil" demek istemış. İrdelemek gerek! Avrupa'yı reddeden, Avru- pa tarihinive kültürünü bilnıe- yen, büim adamıyetiştirmeden, teknoloji üretmeden. çocukla- nnı din okullanndayetiştirmek isteyen; resim, heykeL müzik, tiyatro konulannda dünyadan haberi olmadan, yasalann Av- rupa'ya uyumlu olması ne de- mek? Kenueri,ormanlan.tarih- sd sideriyağmalayç) tstanbulgi- bi bir dünya kentinin tarihsel fiz- yonomisini kararûpAvrupa'ya uyumdan sözetnıek ne anlama geKyor? Bunlan irdelemek ge- rekl Atatürk çağdaş uygarlıktan söz ederek ve kımsenin onayı- nı aramadan toplumu A\"rupa ile uyumlu bir etkinliğe ulaştır- mıştı. Şimdi kimileri, toplumu Ortaçağ'a sıkıca bağlamaktan söz edip öte yandan Avrupa'ya şirin gösterecek yasalar hazır- lıyorlar. Bütün bunlara biraz uzaktan bakınca dünyanın en büyük ko- medisinin, belkj de yan bilinç- li olarak, Türkiye"de oynandı- ğı duygusuna kapılmamak ola- naksız. Fakat kimilenmizin bu tür korkular ötesinde, AKP'nin çabalan gerçek biruyumun baş- langıcı da olabilir. Kuşkusuz AB'ye girmek için uyum yasaları hazırlayanlar, özü ve sözü bir, namuslu Türk ve Müslümanlar olarak AB'ye üye olmakla Avrupalı olmak arasında sadece sözdedeğiLöz- de de kimi değişiklikler gerek- tiğini düşünüyorlardır. Örneğin bizde de çocuklar liseyi bitirecekler, ormanlar ve kent topraklan yağma edilme- yecek, üniversitelerde araştır- ma için yeterli yardım yapıla- cak; bütün din, mezhep, inanç ve inançsızhk devletin koru- ması altında olacak; din men- suplan devleti denetim altina al- maya kalkışmayacaklar. tmam- dan jeolog, antropolog,biyoiog, astronom ve bilim adamı yetiş- meyeceğini anla>^caklar. Kadınlan eve hapsetmeye- cek, sonra onlan ve yanm ya- malak okuyanlan okutacaklar, toplumunda herkesi üniversite- ye hazır bir düzeye çıkaracak- lar. Ve asla her apartmana bir mescıt açmayacaklar. Ne Avru- pa'da ne Osmanlı geçmişinde, hatta ne de Islam geçmişinde böyle bir bağnazlık yaşanma- mış. A\Tupa uyumu çabalan ya- nında böyle düşünenlerin var- lığı akıl almaz bir mizah konu- su oluyor. Kuşkusuz kentli bi- lincine ulaşmamış kişileri Bü- yük Millet Meclisi'ne sokma- yacak kurallan da geliştirmek Avrupa'ya uyumun bir parça- sı... Sonuç: Kısaca A\Tupa'ya uyum es- ki bir hikâyedir. Türkiye Av- rupa'ya uyumunu Atatürk Cumhuriyeti ile yaptı. Toplum- da yüzde 25'lik bir bölüm bu- na görünüşte uydu. Kafada uy- madı. Şimdi bu yüzde 25 Av- rupa'ya uymak istiyorsa bu an- cak daha önce uyanlar için bir sevinç nedenidir. Avrupa'ya çoktan uyum sağlamış olanlar bu yeni Avrupa kültürü taliple- rine yardım etmek ve sözde de- ğil, eylemde nasıl uyulacağını göstermek gibi bir görevle kar- şı karşıyalar. Kuşkusuz berikiler de hem Avrupa'ya hem de Suudi Ara- bıstan'a ya da Iran'a uyum ola- cağını düşünmeyecek kadar akılhlar. CIMHURİYET'TEN OKURLARA İBRAHtVl YILD1Z Felsefi Bakış Dünyanın herhangi bir kentinde her an olabilecek bir arı- za Amerika'nın kuzeyini tam anlamıyla çıkmaza soktu, kargaşaya sürükledi. 11 Eylül korkusunu üstünden atamayan New York'lu- lar elektrik kesintisinden ve karanlıktan yine çok etkilen- diler. Milyonlarca insan, bilinmez bir kargaşanın burgacın- da başının çaresine bakmaya, sıkıntıyı aşmaya çalıştı. Kısacası sistem çöktü. Son Irak işgaliyle dünyanın korku imparatoru olan Ame- rika bu kez kendi insanını karanlığa gömdü. Televizyonlarda izlediklerimiz hayret verici nitelikteydi... Tıpkı Irak'ta olduğu gibi sivil halk, panik, korku ve ça- resizlik içerisindeydi. Bu korku saatleri en gelişmiş bir ülkenin çelişkisi olarak geçen haftanın gündeminde ilk sırayı aldı. • • • 21. Dünya Felsefe Kongresi bir hafta süreyle Istanbul'da yapıldı. Konuşmacıların çoğunluğu "ABD'nin küreseldiktatör- lüğü"ne dikkat çekti. Aydınlanma felsefecisi Prof. Dr. Jür- gen Habermas, Cumhuriyet'te çıkan röportajında Ame- rika'nın kural tanımadığını, uluslararası terorizmi kamçı- ladığını ve Irak'ta haksız bir savaş başlattığını söyledi. llkgünden bu saptamayapılmıştı aslında felsefecilerta- rafından. Ancak, çok satışlı gazetelerden biri olayı ideolo- jik algılama boyutuna indirgemek istedi. Cumhuriyet gazetesi, bu tartışmalara yanıtını Haber- mas söyleşisiyle vermiş oldu. Dün sona eren kongrenin geniş bir özetini okurlarımıza kitapçık olarak vermek için çalıştığımızı da belirtelim. • • • Geçen haftanın önemli ikinci olayı da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in vetolarıydı. Ormanların talanı ve yoksul öğrencilerin tarikat okullarına gönderilme projesi Köşk'ten döndü. Gazetemiz her iki veto öncesi bu uygu- lamaların yanlışlığına dikkat çekti. Sivil toplum kuruluşla- n başta olmak üzere uzmanların da görüşlerini yayımla- yarak belirleyici oldu. • • • Her yıl geleneksel olarak yapılan Hacı Bektaş Veli'yi anma etkinlikleri bu kez daha coşkulu ve kalabalık geçti. Cumhuriyet gazetesi, bölgeden haberlerin yani sıra Ne- dim Gürsel'in yazı dizisi ile Hacı Bektaş Veli gerçeğini bir başka açıdan ele aldı. Bunun sonucunda gazetemize gösterilen ilgi satışımı- zın artmasına neden oldu. Her zaman olduğu gibi Cumhuriyet haberlerin ayrıntı- sına, güncelliğine önem vererek olaylara, olgulara gerçek- çi, nesnel bakış açısıyla yaklaşmakta, özgün yorumları ile kamuoyunu doğru bilgilendirmektedir. lyi haftalar... I MUTLULUG ŞİMDİ TÜRKİYE'DE 30 Eylül 2003e kadaryapacağınız alışverişlerle Membership Revvards'un benzersiz hediyelerine iki kat daha hızlı ulaşacaksınız. Bütün dünyadaki American Express uyelerının yararlar ödül/puan sistemi Membership Rcwards şimdi Türkiye'de. Sızin için özenle seçtiğimiz hcdiyeleri beğeneceğinize ve bu hediyelerin size keyifli anlar yaşatacağına inanıyoruz. İyi alışverişler. Ayrıntılı bilgi için 444 25 25'i arayabilirsiniz.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog