Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 17 AĞUSTOS 2003 PAZAR 8 HABERLERIN DEVAMI TURKIYE Istanbul Edirne Kocaeli Çanakkale Izmır Manısa Aydın Denizlı PB PB PB PB B B A A 31 36 33 36 37 37 39 36 Sinop PB 29 Adana Samsun PB 29 Mersin Trabzon Y 27 Dıyarbakır Gıresun Ankara Y 27 Şanhurfa A 32 Mardin Eskişehir A 32 Siirt Konya A 30 Hakkân Sıvas A 29 Van Zonguldak PB 27 Antalya A 38 Kars PB 28 Yurdun kuzey ke- sımlen parçalı bulutlu, Doğu Karadenız kıyıla- n sağanak yağışlı, dığer yerter az bulutlu ve açık geçecek Havasıcaklı- ğında onemlı bır değı- şıklık olmayacak. Ruz- gâr kuzey ve doğu, yur- dun doğu kesımlennde guney ve batı yonler- den hafif ara sıra orta kuvvette esecek DIS MERKEZLER Oslo Helsınkı Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Pans Bonn y Y Y PB Y Y Y PB 21 21 21 28 25 20 29 28 Berlın PB 26 Moskova Y 20 Budapeşte Y 33 Aşkabat A 37 Madrid Viyana Belgrad Y 31 Astana Y 33 Taşkent Y 26 A 40 Y 33 Bakû PB 27 Sofya Roma Y 32 Bışkek A 34 Y 34 Tıflıs PB 27 Atına A 36 Kahire A 36 Münıh Y 33 Zürıh Y 32 Şam A 39 QAçık Parçalı bulutlu t Çok bulutlu • Yağmurtu Suıu kar i Gok gurultulu GUNCEL CUNEYT ARCAYÜREK • Baştarafı 1. Sayfada E.'bette hayır! Zira Amerika âleme talkını verirken üzüm yemeye meraklı. Kuzey Irak'ta PKK-KADEK'le silahlı çatışmaya girmek istemiyor. Oysa, ikiz kulelerin vurulmasından bu yana orta- ya çıkıp dünyada terorizmi yok etmeyi görev bildi- ğini ilan eden Amerika. PKK'yi yıllardır terör örgütlerinin başında sayan, Türk ordusunun eşkıya ile savaşını desteklediğini her fırsatta açıklayan, zafer ilan ettikten sonra An- kara'ya örgütü ortadan kaldıracağı güvencesini ve- ren Amerika. Terör örgütleriyle hiçbir anlam ve zamanda pazar- lık edilemeyeceğini, görüşülemeyeceğini açıklayan da Amerika. Stratejik dost ve müttefik saydığı Türkiye'ye ver- diği güvence ve sözü bir yana atarak PKK-KA- DEK'le silahları bırakması için pazarlık yapan yine Amerika. Verdiği güvenceleri, sözleri bir yana atıp terör ör- gütüyle dağ başında masaya oturmak ABD'nin ışi- ne geliyor. Ankara'ya bastınyor. Af çıkıyor. Içişleri Bakanı Ak- su'nun açıklamalarına göre, medet umulan aftan yararlanmak için ilk gün Habur'dan geçen militan sayısı iki. Daha sonra rakam 18'e çıkıyor. Yeni biraçılım yapılmaz, örgütle görüşerek sonuç alma politikasına devam edilirse; ABD'nin ve ABD'ye bağımlı Ankara'nın bir yere varamayacağı ortada. Içişleri Bakanı Aksu, yasadan yararlanma süresi- nın altı ay daha uzatılacağından söz edıyor. PKK "temizlenmedikçe" süre müre, af maf derde çare değil. TV röportajlarında Güneydoğu insanının yasayı yeterli bulmadığını, örgüt gibi genel af iste- diğini dile getirmesi bir anlam içermiyor mu? Amerika'nın peşine düşmenin, körü körüne ABD dayatmalanna hizmet etmenin beş paralık değeri ol- madığı yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Fakat bu hükümet, iktidarda kalabilmeye önko- şul gördüğü ABD desteğini sürekli kılabılmek için kuyruğuna takılıp bir dediğini ikinci kez söyletme- den yerıne getirmeyi uluslararası, daha doğrusu ulusal politika sanıyor. • • • Böyle bir dış politika anlayışı ile nereye varılabi- lir? Dışişleri Bakanı Gül, ABD'nin Istikrar Gücü'ne binlerce askerle katılmamızı sağlayacak (koşul da diyemıyor bakan, duyurduğumuz kimi öğeleri) "ol- gunlaştırmaya" çalıştığımızı söylüyor. Üç buçuk aydır örgüte karşı laf üretmekten öte- ye kılını kıpırdatmayan ABD'ye, PKK üst kademe- sinin yakalanıp teslim edilmesini söylemişiz. Olur in- şallah! Bu gelişmeler karşısında önümüzdeki zamanda genel af yasasının söz konusu olmayacağına kım güvence verebilir? Anayasa Mahkemesi af yasasını genişletir veya iktidar genel affı göze alırsa, binlerce insanın katlin- den sorumlu Batı'nın şımarttığı, ABD'nin himayesiy- le ipten kurtulan Öcalan serbest kalacak, belki bir gün TBMM'de Türk ulusu adına konuşacak! Neden olmasın? Şımanklıkbirkezyolaçıkmasın: öcalan, Imrah'da "yûksek nem ve uygulandığını savladığı tecrit poli- tikasıyüzûnden" sağlığının bozulduğunu öne süre- rek Avrupa Konseyi'nin ilgili birimine başvuruyor. • • • Kuzey Irak politikası ıflas edince olumsuz davra- nışlar birbiri arkasına gelecekti, geliyor. Adam yeri- ne koyarak ağırladığımız Ingiliz ve ABD istihbarat servislerinın Kürt uşağı, ikiyüzlü -hangi iki, çok yüz- lü- Celal Taiabani, Bağdat'a gitmesi olası Türk as- kerinin Kuzey Irak'tan geçmesinın -hatta savaşarak- engelleneceğinin açıklanmasından sonra, bir adım daha attı; "sadece Kuzey Irak'ta değil, bütün Irak'- ta Türk askeri istemediklerini" açıkladı. Görevini yapmayan ABD ise, askerimizi -hükürne- tin de ılımh gözle baktığı- "en tehlikeli bölgede ko- nuşlandırmaya" hazırlanıyor. Bu gelişmelere karşın: Dönekliği değişime, değiş- tiklerine; değişimle birlikte gelişmelere, geliştikleri- ne bağlayan ağızlar dur durak bilmiyor, kalemler de... AL GÖZÜM SEYREYLE IŞIL ÖZGENTÜRK Hayat Her Zcımcın Öndedir! • Baştarafı Arka Sayfada Bir cezaevine giderim orada yatana sigara, ça- maşır götürürüm, bir kışlaya giderim ötekine si- gara, çamaşır götürürüm. Ikisi de eşittir benim gozümde. tkisini de özlerim, çünkü ağabeylerinden sonra bir onlar kaldı bana. Ama nanköıiük etmek olmaz, işte en küçük oğlum. aha orada oruruyor, gün boyu sigara içip hindiler gibi düşünüyor, dü- şünüyor. Çünkü işi yok, çünkü buralarda işsiz ada- ma kiz vermezler, buralarda işsiz adam hayvandan daha aşağıdır. O da düşünüp durup öyle... Ben de özler dururum." Haklıyun, evet hayat her zaman sanattan bir adım önde. Kım böylesine uçlarda neredeyse abartılmış bir hayat hikâyesı uydurabilir? Kim bu gerçeğe yaklaşa- bilir? Bir ana ve oğullan. Ama oluyor işte, çünkü bu- rası Türkiye ve her türlü hayal gücünün ötesınde ha- yatlann sürüp gittiği bir garip coğrafya. Söz madem buradan açıldı devam edeyim, dünya- nın neresinde bir başbakan oğlunu böyle bir düğünle evlendirir? Dünyanın neresinde bir el öpme günJerce gündem maddesi yapılabilir ve her şeyin bu kadar groteks olduğu bir dünya nasıl kurulabilir? Bir yanı- mızda acı, bir yanımız komik, belki de bu nedenle baş- ka ülkelerde ınsanlan günlerce travmaya sürükleye- cek bir olay, bizde neredeyse bir adli vaka. Hep bir- likte aşın bir muafiyet edinmişiz. Ama bu dayanma gücü ne zaman, nasıl biter ve neler olur o da bilinmez? Hep birlikte yaşayıp öğreneceğiz. Ben bayağı merak ediyorum. seyreyle(S yahoo.com isUozgenturk(S superonline Türkiye risk altında• Baştarafı 1. Sayfada ler Kampanyası Sorumlusu Ba- nu Dökmecibaşı, hemen yeni- lenebilir enerji kaynaklan yatı- nmlanna geçilmesi gerektiğini belirterek yetkilileri, acilen kar- bondioksit yayıhmını azaltma- ya ve fosil yakıtlardan vazgeç- meye çağırdı. Küresel ısınmanın etkilerinin temız, yenilenebilır enerjiler, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sağlıklı teknolojiler ile azaltılabilecegini ifade eden Dökmecibaşı, "Petrol şirket- leri, tehlikeli iklim değişiklik- lerine yol açmava yetecek ka- dar petrolü zaten bulmuş du- rumdadır. Mevcut rezervleri piyasaya sunarlarsa, bunun iklim üzerindeki etkileri fela- ket olacaktır. Bu şirketler, da- ha fazla fosil yakıt aramak için para harcamak yerine, geleceğin temiz, sürdürülebi- lir enerji kaynaklarına şu an- da yatırım yapmak zorunda- dırlar" dıye konuştu. YerHleneblllr enerji Dökmecibaşı, endüstrileşmiş ülkelerin, yenılenebilir enerji- nin gelişimini dünya çapında desteklemesi gerektiğini vur- gulayarak, fosil yakıtlara ve nükleer enerjiye dayalı gele- neksel enerji sistemlerine her yıl verilen 250-300 milyar do- larlık sübvansiyonları kaldır- mak için adım atılması çağn- sında bulundu. Sürdürülebilir KÜRESEL ISINMANIN NEDENLERİ Küresel ısınma çok boyutlu bir sorun. Ancak en büyük etken olarak çevre kirliliği gösteriliyor. Atmosferin kirlenmesinden kaynaklanan, özellikJe ciddi boyutta ortaya çıkan karbondioksit kirliliği küresel ısınmanın temel nedenleri arasında yer alıyor. Karbondioksit, atmosferde sera etkisi yaratıyor ve güneşten yansıyıp kınlan ışrnlar yeryüzüne geri dönüyor. Artan karbondioksit ise bu yan ısı dalgalarrnı tutup sera görevi görüyor. Yani yeryüzüne yansıyan ışrn iki kez ısınmaya yol açıyor. Bu da küresel ısınmayı etkileyici bir faktör olarak ortaya çıkıyor. Bilim adamlannın böyle anlattığı ısınma süreci de doğal dengenin bozulmasına neden oluyor. bir geleceğe giden tek yolu, "güneş kaynaklı enerjilere dayalı bir ekonomiye geçiş" olarak tanunlayan Dökmeciba- şı, alternatif enerji kaynaklan- nı şöyle sıraladı: "Rüzgâr enerjisi, şimdiden dünyanın çeşitli bölgelerinde önemli bir enerji kaynağı olmuştur ve 20 yıl içinde dünya elektriğinin yüzde 12'sini sağlayabilir. Güneş enerjisi, dünyada yıl- da yüzde 33 oranında büyü- mektedir. Güneş endüstrisi- nin biraz devlet desteğiyle, önümüzdeki 20 yılda 2 mil- yar insana elektrik sağlaya- bileceği öngörülüyor. Güneş elektriği (fotovoltaik), 2040 yılına kadar dünya elektrik gereksiniminin yaklaşık yüz- de 25'ini karşılayabilir. tklim ve ozon tabakası için güvenli olan Greenfreeze soğutucu teknolojisi, dünyada yaygın- laşıyor; maliyet ve verimlili- ğin özellikJe önemli olduğu gelişmekte olan ülkeler için ideal bir çözüm oluşturuyor." Cece sıcaklıklart arttı Meteoroloji Işleri Genel Mü- dürlügü İklim Sorumlusu Dr. Murat Türkeş de küresel ısın- manın Türkiye'de de bazı etkile- rinin görüldüğünü anlatarak, ilkbahar-yaz mevsimlerindeki gece en düşük sıcaklık değerle- rinin artış gösterdiğini söyledi. Özellikle kış aylannda yaşanan yağış azlığı nedeniyle Ege, Mar- mara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kuraklık- tan ciddi olarak etkilendiğini ifade eden Türkeş, "Su açığı ve su sıkıntısı, gelecekte su yöne- timini kritik noktaya getire- cek"dedi. Türkeş, gelecek yüz- yıl içinde yağışlann orta ve yük- sek enlemlerde düşüş göstere- ceğini kaydederek, bu yüzden Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun büyük bir su sıkıntısı yaşayaca- ğını anlattı. Türkeş, Avmpa'da sıcaga bağlı ölümlerle ilgili ola- rak da "Küresel ısınma, sıcak hava dalgalarının daha etkili olmasına neden olur. Nemli bir iklime sahip olan Batı Av- rupa'da sıcaklık normal de- ğerlerin üzerine çıkınca hava onlara ağır geldi. Bu normal bir sıcak hava dalgası. Küresel ısınmaya bağlayabilmek için bu dalganm uzun süreçte tek- rar etmesi gerekir" dedi. insanlığın felaketl Küresel ısınma ile ilgili yapı- lan araştırmalar geleceğimizle ilgili pek de iç açıcı olmayan bir tablo ortaya koyuyor. Bilim adamlan, küresel ısınma yüzün- den Kanada'nın kuzeyı, Tibet Platosu ve Avustralya'nın gü- neydoğusu gibi hassas ekolojik dengeler barındıran yerlerde, canlı türlerindeki kayıplann art- tığına dikkat çekiyorlar. Aynca yeryüzündeki doğal yaşam alanının yüzde 35'inin, gelecek 100 yıl içinde ciddi bir değişime uğrayabileceği, Kana- da'nın Kuzey Kutbu'na yakın bölgelerindeki doğal alanlann yüzde 60'ının yok olabileceğini vurguluyorlar. Bilim adamlan gelecekte Bangladeş'in de yüz- de 80'inin, Japonya'nın ise nere- deyse tamamının sular altında kalabileceğinden, bitki, hayvan ve insanlann hayatta kahnak için kuruplara göç edeceğinden söz ediyorlar. KYOTO PROTOKOLÜ Küresel ısınma ilk kez 1992'de BM tarafın- dan düzerüenen Rio Zirvesi'nde "tklim De- ğişikiiği Çerçevesi Sözleşmesi" ile ulusla- rarası platforma taşındı. Zirveye 180 ülke katıldı, ancak sözleşmeyi yalnızca 50 ülke imzaladı. Imza atan ülkeler arasında hiçbir gelişmiş ülke yoktu. Imzalayan ülkeler de 3 yıl boyunca anlaşmanm şartlannı yerine ge- tirmedi. 1997'de Japonya'da Kyoto Zirvesi tekrar toplandı. Kyoto'da yeni bir protokol imzalandı; önceki protokolde yer alan emis- yon oranı hedefleri ertelendi. Kyoto Proto- kolü'nde gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkelere yapacağı "emisyon oranını azaltma yardımı" maddesi geniş- letildi. Buna göre gelişmiş ülkeler küresel ısınma önlemlerine ayırdıldan bütçelerinin yüzde 30'unu azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere ayırmak zorundalar. Yardım alacak ülkeler arasmda Hindistan, Çin, Doğu Avru- pa ve Afrika Kıtası ülkeleri yer alıyor. Tür- kiye bu protokolde "mali yardım yapacak ülkeler" bölümünde yer alıyor. 84 ülke İmzaladı Kyoto Sözleşmesi 84 ülke tarafindan imza- landı. Anlaşmanm yürürlüğe girebilmesi için en az 55 ülke tarafından onayîanması ve at- mosfere verilen toplam emisyon gazı oranı- mn en az yüzde 55'ini üreten ülkelerin bu ül- keler arasında bulunması gerekiyor. Ancak, sözleşmeyi onaylayan 37 ülkenin emisyon gazı oranlan toplamı bu orana ulaşamıyor. Onaylayan ülkeler arasında yine hiçbir geliş- miş ülke yok. ABD tek başına atmosferdeki S emisyon gazlannın yüzde 36. l'ini üretiyor. j Emisyon gazı oranlan Rusya'da yüzde 17.4, Japonya'da yüzde 8.5, Almanya'da yüzde 7.4, îngiltere'de 4.3, Fransa'da 2.7, Itarya'da 3.1 Kanada'da yüzde 3.3 ve Avustralya'da yüzde 2.1 olarak sıralanıyor. Geçen 11 yılda yapı- lan pek çok toplantıya karşın ABD Kyoto Protokolü'nü tanımıyor. ABD Başkam Geor- geW. Bush, anlaşmayı imzaladığı takdirde "zaten kötü durumda olan" Amerikan ekonomisinin "çökeceğinl" savunuyor. tklim koşullarındakj değişme doğal yaşamı altüst ediyor. (REUTERS) Alpkr'deldenbüyükbuvâeriyor Dış Haberier Senisi - Alp Dağla- n'ndaki en büyük buzul olan Aletsch'in erimesinin küresel ısınma yüzûnden hızlanmaya başladığı bildi- riliyor. Isviçreli çevre uzmanı Laudo Albrecht, Alpler'in Güney Isviç- re'deki bölümünde, yaklaşık 4 bin 500 m. yükseklikte bulunan 23 kilo- metre uzunluğundaki buzul kitlesi- nin son 140 yıl içinde 3 kilometre ge- ri çekildiğini söyledi. Albrecht, son 10 ila 20 yılda buzulun erimesinin hızlandığını ve bu yıl yaşanan sıcak hava dalgasının erimeyi daha da sü- ratlendirebileceğini belirtti. UNESCO, 2001'de buzulu sadece doğal güzellikleri nedeniyle değil "küresel iklim değişikliği olgusu- nun bölgede çok iyi gözlendiği" ge- rekçesiyle de Dünya Mirası listesine almıştı. Albrecht, 1860'lardanbuya- na buzulun 200 metre olan kalınlığı- nın da 100-150 metreye indiğini söy- ledi. Son 2 aydır sıcak hava dalgası- nın etkisinde olan Isviçre'de sıcaklık 41 dereceye çıktı. Buzulun çok bü- yük olduğunu kaydeden uzman, yi- ne de bu yaz 2000 metre yükseklik- te sıcaklığın gölgede 25 dereceye u- laştığına dikkat çekiyor. Albrecht, buzulun 10 Haziran'dan bu yana 5 metre daha geri çekildiğini söyledi. Emekçiler Başbakaırı uyardı KESK Başkanı Sami Evren, toplusözleşme görüşmelerinde taleplerinin karşılanmaması durumunda 'Erdoğan'ın yüzünü kara çıkartmayarak' sokaklara döküleceklerini açıkladı ANK4RA (Cumhuriyet Bürosu) - Hükü- met ile memur sendikalan arasındaki toplu- sözleşme görüşmelen sıkıntılı başlarken KESK Genel Başkanı Sami Evren, "Başba- kan Erdoğan'ın yüzünü kara çıkartmaya- cağız. Sokaklara döküleceğiz" diyerek hü- kümeti uyardı. E\Ten, görüşmelerde Başba- kan Yardımcısı Mehmet Ali Şahinin sendi- ka temsılcilerinin elini bile sıkmadığını anım- satarak "Bu, hükümetin kamu çalışanına öfkeli olduğunun ve taleplerinin karşılan- mayacağının göstergesidir" dedi. Başba- kan Erdoğan'ı "müitan" gibi da\Tanmakla suçlayan Evren, hükümetin halkı ve çalışa- nıyla kavgalı olduğunu söyledi. KESK Başkanı Evren ile Danışma Kurulu üyeleri Kızılay Güvenpark'ta bir araya geldi. Yürüyüşe geçen sendika üyeleri, Kızılay'da yurttaşlara, toplusözleşme görüşmeleriyle il- gili bildin dağıtıp hükümeti "halka şikâyet" ettiler. Kamu çalışanlan yol boyunca, "Sada- ka değil toplusözleşme", "Zafer direnen emekçinin olacak", "Emekçi düşmanı hü- kümet istifa" sloganı attılar. "tnsanca ya- şamak için demokran'k bir Türkiye" çağ- nsı yapan kamu çalışanlan Zafer Çarşısf na kadar yürüdüler. Hükümetin, kamu çalışan- lannın taleplerini dikkate almadığını söyle- yen Evren, önceki gün başlayan görüşmeler- de Şahin'in çahşanlann temsilcilerinin elini sıkmamasını kınadığmı bildirdi. Evren, "Başkalarına gülücük dağıtıp ziyaret ederken kamu çalışanlarına elini uzatma- ması, hükümetin kamu çalışanlarına öf- keli olduğunun, taleplerini karşılamaya- cağının göstergesidir" diye konuştu. GÜNDEM MUSTAFA BALBAY • Baştarafı 1. Sayfada Nasıl hoşuma giderdi... Daha önce suyun geçtiği yerlerde hızla giderdik. Yan arklara sapınca iş değişirdi. Çapalı yerlerde du- rup yükselmeler, yanda daha alçak yer varsa oraya hızla koşmalar, kıvnlıp yola devam etmeler... Uzaktan bakınca yavaş ilerliyor gibi görünüyor a- ma, yaklaşınca hiç de öyle değil. Suya aç toprağın üzerinde kımıl kımıl giden su, hiç vites değiştirme- den tam gaz... Engeller oldugunda yükselmek, en- gelin düzeyine çıkıp aşmak gerek. Buna durmak denmez. Aşmak denir. O çocuk aklımla "hep su olmalı" derdim, "akınca önünde hiç engel tanımıyor. Asıl olan su olmak. Akan bir su olmak. O zaman önûne engel çıksa bile yük- selipaşıyorsun"... Ne zaman toprağın arasına doğru akan bir su gör- sem, ilk bu anım aklıma gelir. Ama geçen gün gör- düğüm daha bir çocukluğuma yakındı. Su yola ye- ni çıkmıştı. önünde girintiler çıkıntılar, irili ufaklı taş- lar vardı. Bıraktım koşmayı, kenara çekilip suyun peşine düştüm...Taşlar, suyasesdekatmıştı. Iritaş- lardan daha yüksek sesler, yükseltilerden düşerken tatlı bir şınltı. Aman Tannm, bu bir sudan sesler ko- rosu... Saate baktım, her 10 saniyede yanm metre kadar yol alıyoruz. Ama alıyoruz, ilerliyoruz. İşte çukurca bir yer. Sonrasında da taşlı-yükseltili bir engel var. Tıpkı yaşamın pek çok anında olduğu gibi... Suyla beraber bir güzel yaklaştık. Şarrrr, şırr, şııı, luk, luk, gulk... Çukur doldu, sonra öndeki taşlığın seviyesi- ne çıkışşşş... Ardından, minicik de olsa şelale... En- geli aşmanın keyfi, hızla yol almanın telaşı... Yaşam- da da öyle değil mi? Her engeli aşmanın ardından insanın içinde küçük ya da büyük bir şelale oluşmaz mı? 'Su bizim için yaratılmıştır' 3-4 metre genişliğinde ilerliyoruz. Ortaya yakın bölümlerimiz daha önde. Kıyılar biraz geriden geli- yor ama, onlar da kendilerinden emin bir telaşlılık içinde. Derken bir yükselti daha geçtik. Tabii şelale- siyle birlikte... Geriye bakınca, ooo düzensiz aralık- laıia sayısız şelale... Bunlar önümüzdeki engelleri de er ya da geç aşabileceğimizi gösteriyor! Yaşama da öyle bakmak gerekmez mi? Arkada bırakılan en- geller insanı yormaz, önündeki ufku uzatır! Arada aşılan yeriere gidip gelmek de ayrı bir ke- yif. Suyla birlikte yürürken 3-4 ayrı ses duyabilmiş- tim ama, arkadaki geniş alanda sesler çoğalıyor, ça- tallaşıyor, biri yükselip öteki iniyor. Evet evet bu tam bir sudan sesler orkestrası... Ey doğa, bu ne son- suzluk, doğa doğa! Git git, daha genişçe, göletimsi bir yere geldik. Su, sazlıkların dibine sızdıkça erir gibi kayboluyor. Ama az sonra orası da dolacak ve yükselecek. Aaa o ses ne? Kurbağalar... Kesilmiş suyun kah- nyla sazlıklann arasında yaşama savaşı verirken bir- den neşeye boğuldular... Suda boğulacak halleri yok ya... Kurbağalar pür neşe suyu hücrelerine kadar çe- kerken, bacaklar suda, gövde havada aralannda ko- nuşuyoıiardı: - Bak bu su bizim için geldi... "Evet evet, o zaman bu su bizim demektir." - Zaten Tanrı baba, suyu kurbağalar için yaratmış- tır! Bilmez ki, her su olan yerde kurbağa yoktur ama, her kurbağa olan yerde su vardır... Sazlıklarsa başka telden çalıyordu: - Oohh köklerimiz suya doydu... "Evetya, bu su zaten bizim için yaratılmış birşey..." - Bizden âlâ kim var suyun hakkını veren! Suysa yükselmekle uğraşıyordu... Hayat verdik- lerinin hazzı, ulaşmak istediği yerlerin hızına kanşı- yordu... Su; sadece hayat verdiğine, yani eserine mahkûm olursa ölür! Hayatta hep su olmalı... Akmalı akmalı... ankcum@ttnet.net.tr Sıkı maliye politikası sürecek' Babacan'dan memura mesaj ANKARA (Cumhu- riyet Bürosu) - Devlet Bakanı Ali Babacan, sıkı maliye ve para po- litikalannın 3 yıl daha süreceğini açıkladı. Me- mur ücret zamlan konu- sunda da umutlu konuş- mayan Babacan, "Ne yazık ki, sıkı polirika- İarı sürdürmek zorun- dayız" dedi. Babacan, daha önce boş bırakılacağını açıkladığı Ha- zine müsteşar yardımcıhkJa- nna da kısa sü- rede atama ya- pılacağını be- lirtti. Bakan Baba- can'ın, TRT- 2'de yayımla- nan "Eko Dinanıik" programında, ekono- mik duruma ilişkin yap- tığı değerlendirmeleri özetle şöyle: 3 sene daha diş sıka- cağız: Tünelin ucunda ışık göründü. Üç sene daha dişimizi sıkacağız, biraz sabredeceğiz. 1 milyon 400 bin ki- şi işgücüne katıldı: Yı- lın birinci çeyreği ile ikinci çeyreği arasında toplam 1 milyon 400 Ali Babacan. bın insan işgücüne ka- tıldı. Bu durumda işsiz- lik oranı yüzde 12'den yüzde 10'adüşmüş. IMF'yle ne olur bil- miyorum: IMF'yle 2004 sonrasında, hangi formatta nasıl çalışaca- ğız, bunu oturup onlar- la görüşmüş değiliz, sa- nınm 2004'ün ortala- nnda 2005 ve sonrası için hangi for- matta çalışa- cağımızîa ilgi- li bir görüşme olur 'Biz IM- F'\i kovduk, artık ilgimiz yok' diye bir şey yok. Önemli olan IMF ile çalış- ma formatını seçmektir, şunu unut- mamak gerekir önemli olan Türkiye için en iyi- si neyse onu yapmaktır. İmar'da toplanan para kayıtlara girme- miş: îmar Bankası'nda toplanan para bankanın resmi kayıtlanna gırme- miş. BDDK'nin bulgu- lan sonucunda mutlaka bize bazı raporlan, öne- rileri olacaktır. Kendile- rinin karar vereceği çok şey olacaktır
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog