Bugünden 1930'a 5,500,162 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 15 AĞUSTOS 2003 CUMA HABERLER DlflVYADABUGUIV ALİ StRMEN Suç Öldürende mi? Yoksa Öldiirtende mi? Dünkü gazetelerde yayımlanan cinayet habe- rini okuyunca içimin cız etmesi, ölen kişi yüzün- den değil. Ölen, küçük çocuğa tecavüzün de aralann- da bulunduğu birçok suçtan sabıkalı. Çal Canavan diye anılan 45 yaşındaki Nuret- tin Akşit, bundan 17 yıl önce dokuz kişiyi bir- den öldürmüş, cinayetine yangın süsü vermek için bir kısım cesetleri yakmış. Kısacası öldürülen, kimsenin arkasından ha- yıflanacağı biri değil. Kısasa inanmadığım için de, "Aman bu mu- sibet heriföldürülmüş de ne iyi olmuş" da de- miyorum. Kısasa ve idam cezasına karşı olan birinin, insanlık suçlulannın bile idamına, yani öl- dürülmesine karşı olması doğaldır. Ama bütün bunlara karşın, yine de son olay- da, ölene değil, öldürene çok hayıflandığımı söylemek isterim. Eski bir deyişimiz vardır. "Kabahat öldüren- de mi, yoksa ölende mi?" der. Buradaki mantıkta bir gariplik olduğu kesin, ama bu kez kabahat öldürende mi, yoksa ölen de mi?" sorusunu haklı kılacak bir çarpıklık var. Olay kısaca şöyle: Aralarında küçük bir kıza tecavüzün de bu- lunduğu birçok suçtan sabıkalı olan Nurettin Akşit, bundan 17 yıl önce Denizli'nin Çal ilçe- sinde, kendisine kız vermeyen ailenin dokuz ferdini öldürür ve altısının cesedinin üstüne de benzin dökerek yakar. On yedi yıl sonra, Çal Canavarı adıyla maruf herifi naşerif, 4616 sayılı yasadan yararlanarak tahliye olur. • • • Çal Canavan, mallannı satmak üzere kasaba- sına gelir, olayı haber alan maktullerin ailesin- den Adnan Ünal pusu kurar ve katili on beş ye- rinden vurarak öldürür. Şimdi yaşamının bahanndaki delikanlı, team- müden adam öldürmekten yargılanacak, hiç kuşkunuz olmasın ki, hafifletici nedenlere kar- şın ağır hapis cezasına çarptınlacak ve ömrü- nün uzun birbölümünü hapishanede geçirecek. Hemen belirteyim ki, kararda adli bir yanlış ol- mamasına rağmen, Adnan Ünal'ın mahkûmiye- ti kamuoyunun vicdanını rencide edecek. Yanlış anlaşılmasın! Bu delikanlının beraat et- mesi gerektiği gibi bir şey yazacak değilim. Bu hukuka aykırı olur. Ancak burada gözden kaçan nokta, delikan- lının suça azmettirilmiş olduğudur. Azmettiren ise devletin kendisi. Çünkü, adaletin tecelli etmediği, öldürenin ci- nayetinin yanına kâr kaldığı birdüzen, insanla- n ihkak-ı hakka, yani kendi hakkını kendi gücüy- le almaya iter. Burada söz konusu olan durum budur. ••• Yukarıda sözünü ettiğimiz 4616 sayılı yasa ise kamuoyunda Rahşan Ecevit Affı diye bili- nen aftır ki, teknik adı şartlı salıverme yasasıdır. Rahşan Hanım yufka yüreğiyle kamuoyu vic- danında büyük yaralar açmıştır. Ama tek örnek o değildir. Türkiye'de devlet birçok dönemde birçok af yasası çıkarmış ve yasaları çıkaranlar hukuk tekniğini yeterince bil- mediklerinden, hukukun yapısı gereği, kendi amaçlarını da aşan sonuçlaria karşılaşmışlardır. Her ne kadarceza, hukukun temel ilkesi, suç- ların devlet düzenine karşı işlenmiş olması fik- rinden hareket edip suçun mağdurunun devlet olduğu ilkesine dayanırsa da, birçok olayda, vatandaşlar da suçtan mağdur olmaktadırlar. Bu durumda devletin mağdur vatandaşı gör- mezden gelerek, kendi adına affa gitmesinde- ki çarpıklık, insanlarda, "bu ülkede adalet te- celli etmez, etse de birsüre sonra sonuçlarsi- linir, onun için sen kendi hakkını kendi başına alabiliyorsan ne âlâ!" düşüncesine itmektedir. Adnan Ünal'ın durumu da budur. Şimdi söyleyin bakalım, suçun en büyüğü öldürende mi, yoksa öldürmeye azmettiren- de mi? Köye dönüşe engelleme AİHM'de • Dh ARBAKIR (Cumhuriyet Bflrosu) - Diyarbakır'ın Lice, Hani ve Kocaköy ilçeleri ve bağlı köylerinden 1200 yurttaş, geri dönüş taleplerinin engellendiği gerekçesiyle A\Tupa Insan Haklan Mahkemesi'ne (AtHM) başvurdu. Köylülerin avukatı Mehmet Kaya, Içişleri Bakanlığı, tdari Mahkeme ve ilgili cumhuriyet savcılıklanna müvekkillerinin zararlannın karşılanması amacıyia başvuruda bulunduklarını, ancak 60 günlük süresi içinde kimi başvurulara yanıt verüdiğini, geri dönüş taleplerinin ise reddedildiğini söyledi. Muhabipimize salthn • BOLU (Cumhuriyet) - Bolu'da Coca Cola ve Aygaz LPG tüplenne ait ana depoda öncekj gece çjcan yangın, itfaiyenin müdahalesiyle güçlükle söndürüldü. Bu sırada fırma yetkilileri, aralarında gazetemiz muhabiri Rujhat Avşar'ın da bulunduğu gazetecilere saldırarak kamera ve fotoğraf makinelerini kırdı. Jandarma olayı seyretmekle yetinirken, Avşar ve Bolu Gazeteciler Cemiyeri Başkanı Caner Güngör, Bolu Detay gazetesi muhabiri Eyüp Karakaş. Bolu Gündem muhabiri Mustafa Özkan Bolu Devlet Hastanesi'nde tedavi altına ahndı. Muhabirimiz Avşar 5 gün iş göremez raporu aldı. Trak'a asker gönderilmesin' • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - SP Genel Başkan Yardımcısı Recai Kutan, Türk askerinin Irak"a gönderilmesine 'hayır' dediklerini söyledi. Kutan, düzenlediği basın toplantısında. "Komşuda bir yangın var ve biz bu yangına bigâne kalamayız denilmektedir. Kimse Irak'taki gelişmelere bigâne kalalım demiyor ki. Askerimizin Irak'ın hangi bölgesine ne zaman gideceği ve hangi görevin teklif edildiği belirlenmeden aceleyle bir karar verilmiş ı)lmasını isabetli bulmuyoruz" diye konuştu. İçişleri Bakanı Aksu, başvuru şekli yanlış anlaşıldığı için sayının düştüğünü savundu ToplumakazandıramadıÎLHA1NTAŞCI ANKARA-Içışleri Bakanı AbdüJ- kadirAksu, Topluma Kazandırma Ya- sası'ndan yararlanmak için oluşturu- lan Topluma Kazandırma Merkezle- ri'ne henüz toplu başvuru olmadığmı bildirdi. Başvurunun yalnızca mer- kezlere yapılacağı yönündeld yanlış an- laşılmanın sayılann düşüklüğünde et- kili olduğunu kaydeden Aksu, gerekir- se yasa süresinin uzatılabileceği me- sajını verdi. Zamanla örgüt propagan- dası kınlarak, başvuru sayısının arta- cağını umduğunu anlatan Aksu, yasa yürürlüğegirmeden 111 kişininin, gir- dikten sonra da 18 kişinin kendiliğın- den başvurduğunu, bugüne kadar baş- vuranlardan 5O'sırün serbest bırakıldı- ğım bildirdi. içişleri Bakanı Aksu, PKK/KA- DEK'i çökertmeyi hedefleyen Toplu- ma Kazandırma Yasası 'na başvurala- n ve yaşanan aksaklıklan Cumhuri- yet e değerlendirdi. • İçişleri Bakanı Aksu, Topluma Kazandırma Yasası'na başvurulan ve aksaklıklan Cumhuriyet'e değerlendirdi. Cezaevleri dışında sadece 18 kişinin başvuru yaptığını açıklayan Aksu, zamanla örgüt propagandası kınlarak, başvuru sayısının artacağını umduğunu belirtti. Yasadan yararlanmak amacıyia "şim- hşanlaşddL. Oysa tsteyen berkes bulun- da çok sayida kişi ruhsamu akn." duğu yerden. yasadan yararlanmak için müracaatedebüeeek" diye konuş- tu. İçişleri Bakanı, "Topluma Kazan- dırma Merkezi'ne toplu başvuru oldu dffik" ağırlıklı olarak cezaevlerinden başvuru yapıldığına işaret eden Aksu, "Cezaevinden başvunılar da önemlL Bunlannverecegibagilerledebazıolay- lar çözülecek. Ben hâlâ umuthıyunT dedı. Aksu. daha önceki dönemlerde de kamuoyunda "pişmannk'' olarak adlandınlan yasalar çıkanldığuıı anım- satarak bu yasalardan yararlanarüann sayısının 800 dolayında olduğunu kay- detti. Içişleri Bakanı, Topluma Kazan- dırma Yasası'ndan yararlanmak için şu ana kadar başvuruda bulunan kişi sa- yısının 1600'ü geçtiğini bildirdi. Yasadan yararlanmak için bazı yan- lış anlaşılmalar olduğunu anlatan Ak- su. "Sadece Topluma Kazandırma Merkezierfnemüracatedilecekdiyean- laşıldı. Merkezler. toplu başvurulan dikkate almak üzereydi. Ancak, yan- Süre uzavabilir mu?" yönündeki sorumuza, "Henüz toplu başvuru olmadT yanıtını verdı. Aksu, yasadan yararlanmak için yapı- lan başvurularla ilgili şu değerlendir- meyi yaptı: "Geçmişte OHAEde silahlara ruh- satvseriyorduk, yasaçıkankü.Orgüt he- men menfi propagandaya başladı;' Ka- tiyen silahlannızı vermeyin. Devlet kandınyor, silahlannızı toplayacak' diye.Çok azbaşvuru oHu. Örgütün de- diği gibi de olmadı. Silahlan alınmadı- gı gibi az sayıda başvuranlara ruhsat- lan verildi. Süre bitmişti. Bunun üze- rine bize zorlamalar başladı, süreyi uzatuk BövieKkleiltinci süre uzaümın- •*Topluma Kazandırma Yasası için de böyje bir süre uzatımı söz konusu olabilir mi?" sorusu üzerine Aksu. "Durumu değerlendireceğiz. Katiyen uzarmayız demek de yanlış olur, uza- tacağız demekde. Zamanlaörgüt pro- pagandası kınlacak 6aytk süreyvtmez- seo zaman değerlendirirE* yanıtını ver- di. Örgüfün, yasanın çözüm oimadığı propagandasını yaptığını anlatan Ak- su, bir müddet sonra örgüfün çözüle- ceğini umduklannı söyledi. Aksu, ce- zaevlerinden yapılan başvurulann da önemli olduğuna işaret ederek "Ceza- evindekibaş>Tirular,örgüttekfleri de çö- zecektir" dedi. Üstü kapalı olarak Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral YaşarBüyükanıt'ın baş\r uranlann sayısının 14 olduğu yö- nündeki açıklamasına atıfta bulunan Aksu, şunlan söyledi: "Bu konuda iki tane rakam var. Bu birazkafalan kanşanu. Bu kanun ko- nuşulmaya başlandığı andan m'baren yasanın yürürlüğe girdiği tarihe ka- dar 111 kişi gelip müracat ettL Henüz yasa yürürlüğe gjrmeden. Yasa yürür- lüğegirmediği için savcılarbunlan abp yürürlükteki mevzuata uygun olarak cezaevine koydu. Çünkü henüz yasa ortada yok. 111 kişi kendiliğinden gel- miş, yasa çıkmadan, Ben bu yasadan istifade etmek istiyorum' diyenler. Ya- sa yünuiüğe girdiğinden bugüne ka- dar ise 18 kişi başvTirdu. Yasa yüriir- lüğe girmeden önce ve girdikten son- ra kendiliğinden yapılan başvurulann toplamı 129. Cezaevine girenlerin ço- ğunu, savcılar, yasa yiirürlüğe girince bırakü. Şu ana kadar başvuranlardan 50'nin üzerinde insan serbest bırakıl- dL Türkiye'nin her yerindeki cezaev- lerinden başvuru 1600'ü geçtL" Bavyera İstihbarat Örgütü Milli Görüş tehlikeli örgüt METtNGÜR Köln - Alman Federal Anayasayı Koruma Örgü- tü tarafından izlendiği belırtılen Türkiye ve Arap kökenli aşın Islamcı gruplann Alman iç güvenliğini tehdit ettikleri açıklandı. Bavyera İstihbarat Örgütü'nün altı ayda bir ka- muoyuna açıklanan son raporunda, "Aşın Is- lamcılar" bölümünde, Kaplancılar, Hizbu't- Tahrir ve Milli Görüş'e de geniş yer verildi. Milli Görüş raporda "aşm tslamcı" bir kuruluş olarak adlandınldı. Raporu açıklayan Eyalet İçişleri Bakanı Günther Beckstein, Avrupa mer- kezı, Köln'de bulunan Milli Görüş ile Türki- ye'de hükümet olan AKP arasında bir yakınlaş- mayı izlediklerini belir- terek Dişişleri Bakanı Abduüah Gül'ün Türki- ye'nin dış temsilcilikle- rine Milli Görüş ile iliş- kiye geçmeleri konu- sunda gönderdiği yazıyı anımsattı. Bakan, "Bi- lindigi gibi birçok AKP milletvekili Milli Görüş • Dişişleri Bakanı Abdullah Gül'ün genelgeyle destek verdiği Milli Görüş'ün Alman iç güvenliğini tehdit ettiği belirtildi. kökenJL Bu miIkrvekiJ- leri ile MiIK Görüş yet- kilileri arasında var olan canh bir yakmlaş- mayı takip ediyoruz. Miİli Görüş Genel Sek- _ ^ ^ ^ reteri Oğuz Üçün- cü'nün Gül ve Erdoğan'a destek teklifinde bu- lunduğunu büryoruz" dedi. Beckstein basm açıklamasuıda şunlan söyledi: "MiIK Görüş üyeleri için Alman pasaportunun önenıl normal bir Türk vatandaşuun verdiği öneme göre çok daha kıymeüidir. Milh" Görüş üyeleri Alman va- tandaşı ofanak için can abyoriar. Çeçenistan'da ölen iki Türk kökenli Almanın da MiDi Görüş'e yakın camilere gittiği beliriendi Abnanya gibi çağdaş bir ülkede yetişen, hatta ünhersite mezu- nu bu kişilerin cihat ve şeriat kanunlan için sava- şa kaühnalan çok kaygı vericidir.'' Raporda, Mehmet Sabri Erbakan'ın Milli Görüş Genel Başkanlığf ndan aynlışı üzerine yerine Yavuz Çeük Karahan'ın atanmasının teşkilatta bekle- nen hareketliliği getirmediği. Güney Bavyera'da Milli Görüş'e bağlı birçok derneğin teşkilartan aynldığı bildirildi. Beckstein, çözülmenin taktik mi, yoksa görüş ayrılığından mı kaynaklandığı konusunda şüpheleri bulunduğunu vurguladı. Milli Görüş'ün Güney Bavyera Bölge Başkanı Abdussamet Temel, Beckstein 'in açıklamalanna "Bunlar bilinen şeyler'' dedi. Küresel sendikalar kurulmalıîsveç Konfederasy^nlan yönetkileri, TÜRK-lş, DİSK ve KESK'le ortaklaşa düzenledikleri "Sendikal Egitim Seminerleri"ni tamamladL İsveq Kamu GörevKleri Konfederasy onlan (TCO) Ulaslararası Sekreteri Helena Cariestan ve tsveç tşçi Konfederasyonu (LO) tluslararası Sekreteri Keth Tapper, dün DİSK ve KESK genel merkederini ziyaret ettiler. Ziyarette, "Küresel sermayeye karşı küresel sendikalann" kurulmasuua, sendikalann uluslararası alanda dayanışmasuu zorunlu kıklığı vurgulandL DÎSK Genel Sekreteri Musa Çam, "DtSK, sermayeden, hükümetten ve devietten bağımsızdır. Biz yalnızca ekonomik kazanımlaria hareket etnüyoruz. Dünya işçi sınıfi ve sendikal hareketini düşünerek çözüm üretmeye çahşıyoruz" dedL KESK Genel Sekreteri Mustafa Avcı da "Ortak çahşmalarla işçilerin sendikal eğitimierini daha yoğun programlar ile destekleyeceğiz. Sendikalaşmadan önce memur- amir zihnryeti vardı. Memur kendini emekçi olarak görmüyordu. .Memur anlayişında yarattıgımız bu değisim, devrim nitefiğindedir" diye konuştu. Sendikacılar, tstanbul'un tarihi ve turistik yerlerini ziyaret ettikten sonra bugün Türki\e'den aynlacaklar. (Fotoğraf: TARKAN TEMUR) CHP her çıkan aftan yararlanan Maliye Bakanı'nı istifaya çağırdı: MecKs Unakılan'a çabşıyor ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) - Vergi affından yararla- nan, orman alanında tapusuz ara- zisi bulunan Maliye Bakanı Ke- mal UnaJatan'ın kambiyo afTın- dan da yararlanması muhalefe- tin sert tepkisine yolaçtı. CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, "Her gün yeni bir Unakıtan affi ortarya çıkıyor. Bu kadar olay dan sonra yerinde duramaz. Hemen istifa eüneii" dedi. Kambiyo affından Maliye Ba- kanı Kemal Unakıtan ile Sana- yi ve Ticaret Bakanı AJi Coş- kun'un da yararlandığı ortaya çıktı. CHP Izmir Milletvekili Kemal Anadol'un TBMM ge- nel kurulunda söylediği "Bu Mechs, Unakıtan'ın özel sorun- lannı çözme meclisi değildir" sözlerini ammsatan CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, şu gö- rüşleridilegetirdi: "Kambiyo affıyla klasik bir Unakıtan affi daha ortaya çıta- yor. Ahştık arük bu fılmi sey ret- meye. Kambiyo affi sırasuıda y ö- neticisi olduğu dönemde Alba- raka'nm toplam 1.7 miryar do- larnkhayali ihracatişinde deken- disi vardL Kambiyo affi kapsa- mma da giriyor. Başka bazı şir- ketkrin de kambiyo affiyla aklan- düdarnu görüyoruz. Bu şirkede- rin içinde BM Güvenlik Konse- >i'nin terörii fınanse eden şir- keder kapsamında değerlendir- diği, Türkiye'de mal varhğı don- durulan Nasco Nasreddin AŞ de var. Burada AKP'nin kimlerle kol kola olduğunu göriiyonız." TBMM'ye gönderilen tasan- larla bakanlann kişisel sorunla- nn çözürmesinin siyasi etik açı- sından kabul edilemez olduğu- nu kaydeden Koç, Maliye Baka- nı Unakıtan'ı istifaya çağırdı. DUZELTME METNt 08.06.2003 tarihlı Cumhuri- yet gazetesinin 4. sayfasında Ozan Yayman imzalı Muğla Köy Hizmetleri Müdürlüğü başlıklı "Kadrolaşma odacıla- ra kadar uzandı" haberinde ki- şilik haklanmıza saldın ve ha- karet içeren ifadeler kullanıl- mıştır. Söz konusu haberde; 1- Tekirdağ'da görev yaptı- ğı sırada siciline "terfı alamaz" noru eklenen Ahmet Baysal müdür yapıldı. Ardında tüm birimlerin şeflerine görevden el çektirildi, denilmektedir. a) Ahmet Baysal Tekirdağ tl Müdürlüğü görevi esnasında takdimame ile ödüllendirilmiş- tir. b) Köy hizmetleri müdürlü- ğünde 7 şube müdürlüğü olup, bunlardan 3 adet şube müdü- rünün değiştiği, diğerleri görev- lerine devam etmektedir. 2- Ahmet Baysal hakkında Tekirdağ'da görev yaptığı sı- rada soruşturma geçirdiği ve si- cilinde "müdür düzeyinde gö- rev alamaz" ibaresinin bulun- duğu iddiası tamamı ile asılsız. 3- "Makine ikmal şube mü- dürü Süleyman Özrürk emek- liliğe zorlandı" denihnektedir. Süleyman Öztürk daha Ahmet Baysal il müdürlüğü görevine başlamadan önce emeklilik di- lekçesi vermiştir. 4- "Etüt Proje Servisi'ne Ali Üısan Üçok yerine Bilge Ak- yüz atandı, Akyüz Muğla'ya Elazığ'dan geldi ve evinde dü- zenlediği dini toplanrılarda ta- nımyor. Akyüz bu toplantılar nedeni ile mahalle halkı tara- fından sık sık şikâyet ediliyor" denilmektedir. a) Bilge Akgün (Akyüz ola- rak yazılmıştır) 19 yıllık me- muriyetinde Elazığ'da görev yapmamıştır. b) Bilge Akgün evinde hiç- bir zaman dini içerildi toplan- tı düzenlememiştir. c) Toplantılar nedeni ile hak- kında bir şikâyet bulunmamak- tadır. Tekzip ettiğimiz gerekçeyle örtüşmeyen bu haberlerin ya- yıru kişilik haklanmıza saldı- n olup aynı zamanda memuri- yet geleceğimizi ve kariyeri- mizi riske sokar niteliktedir. BügeAkgün - Ahmet Baysal TR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr Feyza'yı (Perinçek) ilk nerede gör- müştüm? Hafızamı zorluyorum, sa- nınm 1968 yılıydı; Feyza, Basın-lş (ya da basınla ilgili bir başka sendika) orada çalışıyordu. Bir bildiri götür- düğümde karşılaşmıştım. Daha son- ra Doğu'ların (Sadık Perinçek ve Lebibe Perinçek in evi) Ankara Emek mahallesindeki evinde sık sık gör- düm. Uzun yıllarsüren birdostluğu- muz oldu. Ince uzun boylu, kıvırcık saçlı bir es- mer güzeliydi. Daha sonra 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra aynı davadan yargılandık. Birçok arkada- şımızla biıiikte 1974 Af Kanunu son- rası Anayasa Mahkemesi karanyla o da serbest kaldı. Feyza, "Yıldınm Bölge Kadınlar Ko- ğuşu"nun tutuklularındandı. Orada kadın tutuklular nice direnişler, açlık grevleri yaptılar. Behice Boran'dan, Sevgi Soysal a, Oya Baydar'dan Sevim Belli'ye, Necmiye Onur- sal'dan Ferai Tınç'a, Gülay Gök- türk'ten Ipek Erkeller e (Çalışlar), Şule Perinçek'ten Çiğdem Kömür- Bir Eski Arkadaşm Ölümü cüoğlu'na, Siper Güvenç ten, Fat- ma Artunkal'a, Armağan Anar'dan Leyla Güz'e kadar onlarca kadın bu askeri tutukevinden geçti. Feyza ile biriikte 1978-1980 yıllan arasında çıkan günlük Aydınlık gaze- tesinde birlikte çalıştık. Asıl dostlu- ğumuz Feyza'nın o zamanki eşi Gün Zileli'nin ve benim kaçak olduğu- muz 12 Eylül koşullannda gelişti. 12 Eylül 1980 asker darbesinden sonra Gün ve ben aranıyorduk. Feyza'nın kız kardeşi Işık o yıllarda siyasi mül- teci olarak yurtdışındaydı. Geçtiği- miz yıllarda yitirdiğimiz Işık'ın eşi Ve- dat (Soner) ise Türkiye'de kalmıştı. Vedat'ın da katılmasıyla dört beş yıl boyunca ailecek neredeyse hemen her günümüzü birlikte geçirdik. Yaz tatillerine birlikte gittik. O yıllarda "Saçak" dergisini çıka- nyorduk. Feyzaların evi, Saçak der- gisinin yazı işleri gibiydi. Yazıların ko- nusunu orada belirler, gelen yazılan hep birlikte değerlendirirdik. Fey- za'nın kızı Irmak ve bizim Reşat çok küçüktüler. Neden kaçak olduğumu- zu bile anlayacak yaşta değildiler. O zor koşullarda büyük bir mutlulukla acılanmızı, sevinçlerimizi paylaştık. Askeri darbe koşullannda, baskılara birlikte karşı koyduk, birlikte yayınlar çıkarttık. • • • 12 Eylül sonrası feminist hareket yükselişe geçmişti. Feminizm konu- sunda aramızda en duyarlı kişi Fey- za'ydı. Saçak dergisınde o yıllarda takma isimle kadın özgürlüğünü sa- vunan makaleler yazdı. Kitap tanı- tımları yaptı. Marksist parti içinde te- peden inmeciliği de içimizde ilk eleş- tirenlerden birisiydi. Gerektiğinde iti- raz etmesini bilenlerdendi. Zeki bir in- sandı. Fedakâr, çalışkan ve dirençli bir kişiliği vardı. Aydınlık hareketi içinde ayrılık çık- tığında ve bizimle ilgili çok ağır sal- dınlar yapıldığında bile Feyza ile dost- luğumuz sürdü. özellikle Feyza ve Ipek, birkaç yıl öncesine kadar ilişki- lerini ve dostluklannı sürdürdüler. Fa- kat, aramızdaki mesafe o kadar açıl- dı ki, yapılan anlamsız ve ağır suçla- malar nedeniyle diyalog da adım adım yok oldu. ••• Feyza'nın ölümüne Ipek de ben de çok üzüldük. Içimizden birparça kop- muş gibi oldu. Çünkü onunla çok uzunyıllanmızı paylaştık. Onunla ay- nı şeylere üzüldük, aynı şeylere gül- dük. Birçok mutluiuğa ve fedakârlı- ğa ortak olduk. Bir ailenin parçası gi- biydik. Fakat soldaki aynlıklar öyle- sine acımasız ve anlamsız noktalara ulaşıyor ki, aynı örgütün içinde ol- mamak, yılların arkadaşlığını da yok ediyor. Sosyalist harekete katıldığımızda 20'li yaşlann henüz başındaydık. Şim- di 6O'lı yaşlara merdiven dayıyoruz. Bugüne kadar birçok arkadaşımız öl- dü. Eski arkadaşlıklann çok önemli ol- duğunu düşünüyorum. O arkadaşlık- lann arkasında bir tarih yatıyor. Feyza'nın ölümüyle birlikte bizim ta- rihimizden de önemli bir parça kop- tu. Ölüm, birçok anıyı da yaşanmış- lığı da alıp götürüyor. Gönül isterdi ki, bu aynlıklar birer cadı kazanına dön- dürülmesin. Bunu beceremiyoruz. Tarihimiz, karşılıklı ağırsuçlamalarve "baş düşman" bellemelerle geçiyor. Sonra dönüp bakıyoruz, gittiğimiz bir arpa boyu yol bile değil. Feyza'nın kanser hastalığına ya- kalanmasında ihtimaldir ki aynlıkla- nn çok rolü oldu. Bu aynlıklarda eşi birtarafa, kimi arkadaşları birtarafa, partisi birtarafa gitti. Ayrılık acısını en ağır yaşayanlardan birisiydi. Yüreği- nin bir yanında bu ağır acıyı hep ta- şıdı diye düşünüyorum. Duyguiu ve duyarlı bir insandı. Son yıllarda birbirimizi görmesek de onu hep dostumuz olarak kabul edi- yorduk. Gülegüle Feyza...
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog