Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

15 AĞUSTOS 2003 CUMA CUMHURİYET SAYFA 17 «a BekbonHc posta: denizsom©cumhuriyetcom.tr www.denizsom.com Tel: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 - Imam hatip öğrencileri halka vaaz verecekmiş... "Bûyüdüklerinde de demec veriheri" Sîlahlan Bireysel silahlanmaya karşı çıkan Umut Vakfı'nın yorumu: "Ateşli silahlar kalkınmayı engeller. Çatışmalar ve suçlarla bağlantılı ateşli silahlar kırılgan ekonomilere zarar verir. Ateşli silahlann neden olduğu şiddet yatınmı caydınr. Yerli ekonomik kaynaklar silahlanma harcamalarına kayar. Endişenin hissedildiği toplumlarda güçlü kalkınma imkânsız hale gelir. Ateşli silahlann yaygınlaşmasıyla, yurttaşlar arası uyuşmazlıkların çözümü devlete havale olmak yerine yurttaşın inisiyatffine bırakılır; otorite boşluğu, hissedilir hale gelir. Bu ortamda ekonominin büyümesini sağlayan fıziksel kaynaklar ve insan kaynaklan tahrip olur. Tahrip olan kaynaklar neticesinde iş göremezlik hali yoğunlaşır, yurttaşlar üretici konumundan üretmeden tüketen konumuna düşerier ve bunlann ekonomiye yükü çok ağır olur..." B ir sağlık sorunu nedeniyle son iki hafta yolu SSK Göztepe Hastanesi'ne düşüyor Uğur Cankoçak'ın. Birgün, kan merkezinin önün- de oturmuş sırasını beklerken gazetesini okuyor... Okuduğu gazeteCumhuriyet... önünden bir gölgegeçiyor... Dönüyor, birdahageçiyor... Gelipya- nına oturuyor... Uğur Cankoçak, gazetesini okumayı sürdürürken yanına oturan adam soruyor: "Kaç yıldır Cumhuriyet okuyorsun?" Uğur Cankoçak, başını gazeteden kaldınp, adama bakıyor; 40- 45 yaşlannda, gri giysileri içinde güleç yüzlü bir hastane çalışanı... "50 yıldır" diyor Uğur Cankoçak, sonra düzeltiyor: "Yok, yok, herhalde en az 55 yıl vardır." Hastane çalışanı "Ben de Cumhuriyet okuyorum... Bakın size, nasıl Cumhuriyet okuru olduğumu anlata- yım" diyor ve başlıyor sohbete: "Bundan 25 yıl kadarönce Bursa'daydım. Birarka- daşımızın Istanbul'a külliyetli miktarda acele para gön- Gazete dermesi gerekmişti. Ama para o gün alıcıya ulaşma- lıydı. 0 zamanlar öyle elektronik bankacılık yoktu. Pos- ta ya da banka havalesiyle para göndermek bir hafta sürüyordu. Tüm arkadaşlar aynı fikirdeydik, 'Sana Is- tanbul yolu göründü' dedik. Arkadaşımız 'istanbul'a gidemem" diyordu. Biz, 'git' diyoruz, o 'gitmem' diyordu. Arkadaşımız birden gülümsemeye başladı ve 'bul- dum' diyerek çıkıp gitti. iki saat kadar sonra geri gel- di ve 'Parayı yolladım' dedi. Hepimiz şaşkınlık içinde 'Nasıl yolladın' diye sor- duk... Arkadaşımız, 'Şehirlerarası otobüs terminaline gittim, Istanbul yolculannı kollamaya başladım. So- nunda elinde Cumhuriyet gazetesiyle otobüse binen birini gördüm, adamın yanına gittim, derdimi anlattım, adresi ve parayı verdim. Otobüse bindi gitti' demesin mi? . Hepimiz kahkahayı bastık. 'Yahu sen enayi misin? Hiç tanımadığın adama o kadar para emanet edilir mi? Sen o paranın üstüne bir bardak su iç' dedik... Arkadaşımız ısrarla 'Cumhuriyet dürüst gazete, o- nun okurian da dürüsttür, göreceksiniz para gidecek' deyip durdu... Biz o kadar alay ettik ki galiba sonunda arkadaşı- mızın da içine kurt düştü... Akşamı zor etti: Istanbul'da parayı bekleyen kişiye telefon etmeye karar verdi... Evet para yerine ulaşmıştı... Hepimiz şaşkın, arkada- şımız sevinç içinde bir meyhaneye gidip Cumhuriyet gazetesinin ve okurlannın şerefine kadeh kaldırdık ... tşte beyim, ben de o gündür, bugündür Cumhuriyet okuyorum..." Işte Cumhuriyet, okuruyla, yazanyla, çizeriyle, kol emekçisiyle böylesine "garip" bir gazete... Satılmışla- rın dünyasında her gün bayilerde satılan tek gazete... Yüksek Yerilim Hatb erdincutku yahoo.com Develeri güreştirmekten fırsat bulabilsek hendeğı de atlatacağız! Çohan Ali'den kalleş Amerika'ya Dıikili'nin Kıratlı köyündeki çoban Ali Öz'ün bir şiirini yayımlamıştık üç yıl önce... Dikili'den emekli öğretmen Ali Durgun, "Elçiye zeval olmaz" diyerek çoban ozan Ali öz'ün yeni bir şiirini göndermiş: "Dört temmuz günü Amerikan askerieri/ tarafından kalleşçe rehin alındı komandolanmız./ Yıne kabardı milli duygulanmız/ Fakat konuyu incelemek üzere buna izin/ vermedi genelkurmay başkanımız./ Çok kıymetlidir bizim askerimiz/ bir hazineden daha değeriidir bir tek/ erimiz, bu tür saçma tertiplerin/ tekrannda neler olabileceğini Amerikan/ yönetiminin çok iyi bilmesini isteriz./ J Hiç de inandıncı gelmedi bize bu tertipler/ Mehmetçiğin eli tetikte sabırsızlıkla emir/ bekler yollara koyulmuş gidiyordu beli bükük/ dedeler, nerede bir askeri araç görse hemen/ durdurup binmek ister./ Kalleş Amerika hiç yakışmıyor senin şanına/ insan böyle mi yapar mataradaki suyu bölüşen/ cephe arkadaşına, hâlâ şarapnel izleri vardır/ ağabeyimin karnında, yoksa bizim ne işimiz/ vardı Kore dağlannda./ Bitmelidir artık bizim Amerika ile/ dostluklarımız, her zaman olduğu gibi/ haksızı reddeder haklının yanında yer/ alınz, masum insanlara alçakça işkence/ yapamayız, atamızın buyruklanndan/ dışan L çıkamayız." Zeytin Şenlikleri... NEŞE DOSTER Yaz mevsimi ile başlayan şenlik ve festivaller, ülkemizin pek çok yerinde günlerin ve gecelerin bir başka güzel geç- mesıne neden oluyor. Tarihe, doğal mirasa saygılı, yaşama ve kültüre duyarlı, çevreye ve yeşile sevdalı bir avuç gönül- lü, güçlerini, dostluklannı, ola- naklarını zorlayarak gerçek- leştıriyor bu etkınlıkleri... Kendi adıma ve hiç yüksün- meden çağnlı olduğum heret- kinliğe giderken, bu coşku ve sorumlulukta payım ve eme- ğim olduğu için mutluluk da duyuyorum. Ayrıcayeni yerler görüp kalıcı dostluklar kaza- nırken, bu işleri yapanların ça- ba ve emeklerini çok önemsi- yorum. Bu yıl 5. kez yapılan Zeytin- li Zeytin Şenlikleri'nde Inci Ar- al, Fatma Gürel, Burçak Ev- ren, Arif Damar ve Öner Yağcı ile bırlikteydik. Zeytinlı, Ida Dağı'nın eteklerinde, yem- yeşil parklarıyla, parke taşlı yollarıyla, temiz kumsalıyla, doğal yollarla üretilen zeytini ve zeytinyağıyla çarpıyor bizi öncelikle. Zeytinli'nin öğret- men kökenli Belediye Başka- nı Şadan Aytaç, Kültür Sanat Komitesi üyeleri Gülçin Cö- mert ve Mete Ertekin, duyar- lı ve değerli kimlikleriyle, kapı- ları zorlayarak ve engelleri aşarak, Zeytinli nüfusunu be- şe, ona katlayan bir şenliğe imza atarken, emeğin gücünü de kanıtladılar. ODTÜ öğrencileri fotoğraf- larıyla, arkeoloji öğencileri heykelleriyle, resim bölümü öğrencileri tablolarıyla, tiyatro bölümü öğrencileri oyunlany- la, ses ve saz sanatçıları, folk- lorekipleri, yazarlar, şairierdil- leriyle, sesleriyle, sazlarıyla, eserleriyle Zeytinlı ve çevresi- ni ayağa kaldırdılar üç gün bo- yunca. Başkan Şadan Aytaç, önümüzü açan, ufkumuzu açan herkese, hepimiz adına, kültür adına, sanat adına, in- san adına teşekkür etti şenlik- lerin son gecesinde. Çeşitli sanatçılann katıldığı halk konserteri, son gün Mo- ğollar konseriyle noktalandı. Binlerce kişinin eşlik ettiği Mo- ğollar'ın sahneye çıkması, şenlik alanını, onbinlerin katıl- dığı dev bir koroya dönüştür- dü. Moğollar, müthiş bir kür- sü ve mikrofon hâkimiyetine, büyüleyici ve sürükleyici bir performansı ve sahne terbi- yesini de eklediler. Şenlikler sürerken, Antand- ros Antik Kenti Kurtarma Ka- zısı'nı görmek istedik. Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü öğretim üye ve gö- revlilerince sürdürülen kazı hakkında Doç. Dr. Gürcan Polat'tan bilgi aldık. Mılattan önce 4. yüzyıla ait kalıntıların yeraldığı bölge, 2. derece SİT alanı ilan edilmiş. O kültürü oluşturanlar, öldükten sonra 2. yaşama inandıkları için, ölü- leri sevdikleri eşyalarıyla gö- mermiş. Kazılar sırasında kadınlara ait aynalar, erkeklere ait şarap kadehleri, çocuklara ait ma- ma kabı ve aşık kemikleri bu- lunmuş. 35 derece sıcağın al- tında çalışan ekibi içtenlikle kutlayıp, tekrar şenlik alanına döndük. Şenliğin bitiminde zeytinin ve zeytinyağının memleketin- den güzel insanlarla, özel yü- reklerle tanışmanın verdiği zenginlikle döndük. Emeği geçenleri yüreğimiz- de taşıyarak ve alkışlayarak, ülkemizin geçmişine verilen değerde, geleceğine duyulan güvende payı olan herkese binlerce teşekkür ederek. KİM KİME DUM DUMA BEHIÇAK behicak ı turk.net ÇİZGİLİK KÂMtL \LASAR1CI kamilmasaraci <: mynet.com KEDİ LEVO APTÜüKA aptull'i hotmail.com JİİRKİYE DEMN mMg/ DER1N ABD ve AB'nın aralannda da rekabet ederen. kurrnaya çalışt kian 'baiı fnerkezir dunya duzenımn ıktısadı. styası, asken ve sütture! boyutiart krtapta e'e alınmıştır • Türttıye Avrupa Bıriiğı llifkılari •Tûri(-Anwrikan Ifişkılerı • Türfc-Yunan lli$kıl«n ınceleren konular arss'naadır Kurulmalt cstenen BaO ooyutiu duzenın Turlove ve tıotgeye etkien avnraA olarak ıncetenmışor Turkıye ve bolgeye yonelık senaryolar belgeleı Oe kulîanı arak ortaya kondu Erol MANİSAJJ nın kısa yazılanndan meydana gelen bu çalışmada, çarpsc ıddıalar yer aimaktaöır BIT soiulcta okunacak ve aiulria kalacaK btr kıtap -^ciı Sk Dgt:^r h r 4g Csgeljj'iı/lst T e1 • l ]g]2i 5. 5' 11 52? 5 1 E : dervavıne^©ırr OTOBÜSTEKİLER KEMALURGENÇ k_urgenc(d yahoo.com 3 V f.ge «$/, verfnr TARİHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAN 15 Ağustos wwtc.mumtaz-arikan.com PANAM/I KANAU AC/UYOR! 1914'TE 8U6ÜU, PANAMA KANAU TÛRBNIB AÇILDI. ATIAS OKVWUSU /LE BÜYÜ/C OKYAAJUSU 8İR- L£ÇTiRBRSt< DENİ2 YOUAR(NI 8İNL€RCE MfL K1SALT&CA& OUVJ KANALIN YAPfhllNA ÖNC£ FRANSULAR BAÇLAMlÇTr. SÜVEYŞ KAUAU'NIU MU. HENDİa' F€Rl>INAhJO L£<XEPS, PROJEYİ YÖNETİ- YO8&U. ANCAtC 811 f'Ç SÜVEyÇ KAHALI'NDAKİ Sİ- Bİ KOLAY OeSİLDİ. O8M4A/, İİCLİAA VE HASTHUK- LAR, İŞİN SÜREKLİ A3Ö7V Gİ7M6S/ME NEOEN OLUYORDU. GlTMA V£ SABf HUMMADAN YİBMİ gW tÇÇİ ÖLDÜ'.SOHUNM, FRAH&ZL4IZ tPİ/IS EPB&K işt AMERİteAULAR'A BIRAKT'LAIZ. fSOZ'DEAJ SONRA, V£Nİ İLAÇLA/Z/fJ &£LİÇTtRilMe£tYLE HA^mUKLARlN ÖNÜ AUhlOI VE YILLAR SU- REN ÇAUŞMAYLA PANAKAAKAUALI BİTİR.İLPI.. ANKARA...ANKA... MÜŞERREl HEKtMOĞLU Taşlara Dikkat! Son günler çok hızlı geçti. Kimi olayların şaş- kınlığını aşamadan yeni şaşırtmacalargeldi gün- deme. Siyasal toplantılar, dernekler, düğünlerle yerde miyim gökte mi, karar vermek zor. Ülke- mizin gündeminde ilginç olaylar yaşanıyor. Bir yanda gelinler, damatlar boy veriyor ellerinde tor- balarla altın yağmurunda. Diğer yanda geçmişe dönük anılaria eski düğünler anlatılryor başkent çevrelerinde. Bugünkü düğünlerle geçmişyıllar- da kutlananlar arasında dağlar var. örneğin, DP iktidan döneminde. Içişleri Bakanı Namık Ge- dik'in kızı Ayla Gedik'in düğününde altın yağmu- ru yok. Altına bakış da değişiyor sanırım. Düğün-dernek biryana, Ankara Palas'ın büyük yeri var başkent yaşamında. Politikadayaşanma- yan devrimler gece kulüplerinde, pavyonlarda yaşandı denebilir. örneğin, DP Genel Başkanı Celal Bayar, Ankara Palas Pavyonu'nda bir yıl- dızı alkışlayanlar arasında yer aldı. Collet'i sey- redenler arasında o da vardı başkent akşamla- nnda. 0 dönemin ilginç gecelerinden biri de Içişleri Bakanı Namık Gedik'in kızı Ayla Gedik ile Demok- rat Parti'nin Muğla Milletvekili Turan Akarca'nın düğünü. Merdivenlerden taşan konuklar arasın- da altın parlamıyor, siyasal sahnede partayan yıl- dızlaria sönenler yer alıyor. Belki siz de yaşadı- nız bu terslikleri. önce yumuşak çizgiler, dostluk- lar. Gidereksivriliyorçizgiler, siyasal sahnede ters düşenler birbirine ters bakıyor, taş yağmuru baş- lıyor kürsülerde. • • • 1950'li yıllardan bugünlere ulaşan dostlaria po- litika dışında söyleşiler de yapıyoruz son günler- de. Niçin, nasıl bilmiyorum dost söyleşilerinde gündem değişiyor durmadan. O söyleşilerden birinde de Çelik Gülersoy gündeme geldi. Çam- lıca'da, Hıdiv Köşkü'nde bir konuşmayı anımsa- dı Betin Yiğit. Biliyorsunuz, Sayın Çelik Güler- soy, Avrupa Restorasyon ödülü'nü iki kez aldı. ödülü ikinci kez alışında bir konuşma yaptı. Gü- lersoy, belli çevrelerin saygısını, sevgisini en gü- zel düzeyde taşıyan bir kişi. Ülkemizin her köşe- sinde güzeli öne çıkaran, geçmişi parlatan elle- rinin, gözlerinin izleri yer alıyor. Elbet olaya soğuk bakanlar da var. Kimi dostluklann değişmeyen kuralı. Başanlar paylaşılmıyor, nereden, nasıl bir iğne batırınz diye uğraşıyor insanlar. İkinci ödülü kutlamak için Çamlıca'dadüzenlenen biryemek- te bu konu da geldi gündeme. Sayın Gülersoy, çalışmalarına karşı çıkanlardan söz ederken, "meyveli ağaç taşlanır" sözünü hatıriattı. Sonra da, "Bana meyveli ağaç taşlanır diyerek karşılaş- tığım zorluklan hafife almam gerektiği söyleni- yor. Evet meyveli ağaç taşlanır, ama çok taşla- nırsa dallan da, gövdesi de yara alır ve kurur" de- di. Çoğu zaman yakın çevremizde gördüğümüz kuru dallar, çok taşlanan ağaçların simgesi mi acaba? Zaman zaman biz de hissetmiyor muyuz kuru dallann sergilediği gerçekleri? Çok yakın dostlar da uzaklaşıyor birbirinden. Ancak, taşlamalara duyarsız kalmamak gere- kiyor. Çevremizde örnekleri çok. Kuruyanlar, kül olanlann yanında bir ağaç gibi tek ve hür yaşa- yanlar, tazeliğini, diriliğini yitirmeyenler de var. Bu, toplumda en güzel birikim. Yoksa dayanılır gibi değil! Gazeteleri okurken, TV'de olaylan iz- lerken karalar basıyor, aydınlığı göremiyor insan. Savaş haberleri, taşlamalar, hortumlar, ırza geç- meler, cinayetler, soygunlar, yakınken düşman olanlar, her gün, her saat yaşanan olaylar. Ancak bunlan yaşayıp da umudu yitirmeyenler, kimliği- ni, özelliğini koruyanlar da var. Her zaman vardı onlar. Varolmanın gizemini onlar duyuruyor, gü- cünü de onlar veriyor. Yarım yüzyılı aşan meslek yaşamımda vardığım gerçek bu. Sevgili okurlanm, meyveli ağaç taşlanır sözü- ne kulak verin. Yeşil dallann sararmasına, kuru- masına olanak vermeyin. Yeşili kurutmadan ko- rumak için elinizden gelen çabayı gösterin. Mey- veli ağacı taşlayanlan da iyi tanıyın. Taşlara dikkat! B U L M A C A SEDAT YAŞAYAN 1 2SOLDANSAĞA: 1/ 1933 Cni- versite Refor- mu'na kadar 2 Istanbul Da- rülfünu- nu'nda profe- söre karşılık olarak kulla- nılan unvan. 2/Halkdilin- de sebze bah- çesine verilen 9 ad... Yolcu evi. 3/ Gaziantep ilindeki Zeugma antik kenti- ne verilen bir başka ad...Birnota.4/"En sinsi bir — gibidir geçmeyen zaman" (Yahya Kemal)... Kirpik boyası. 5/ Hollanda'nın plaka 8 işareti... Sarhoş ya 9 da külhanbeyi bağırması. 6/ Bazen üzerine un bi- le serilir... Büyük kent serserisi. 7/ Bir meyve... Küçük mağara... Gümüşün simgesi. 8/ Uzun tü- tün çubuklan kullanıldığı dönemlerde odanın or- tasına yerleştirilen kül çanağı. 9/ Çok kıvrak bir Küba dansı ve müziği. YUKARIDAN AŞAGIYA: 1/Osmanlı saray ve konaklannda haremle selam- lık daireleri arasındaki bölüm. 2/Muşmulaya ben- zerbiryemiş... Oyunda berabere kalma. 3/Birya- pıda dış kapıyla odalar arasındaki giriş bölümü... Tann. 4/Birişi yaptırabilme gücü... Birnota... Es- ki Mısır inanışında insan ruhu. 5/ Şarkı, türkü... Frengiye benzer bir hastalık. 6/ Don Kişot'un atı- nuı adı. II "San —" ReşatEnis'in romanı... Bir çeşit börülce... Tümör. 8/ Savaşa gitme... Büyük kardeş, ağabey. 9/ Yağda kızartılarak üzerine şe- 'ker ya da şerbet dökülen bir hamıu|tatlısı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog