Bugünden 1930'a 5,499,166 adet makale



Katalog


«
»

-13 AĞUSTOS 2003 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA J v U JL J. U i \ kultur@ cumhuriyet.com.tr 15 ALLEGRO EVİN İLYASOĞLU İki aynkuşaktan ikiayn tat PLAYS GERSHWIN A ylaErduran'ın Brahms ve Bruch kaydı Gallo etiketiyle, Mehmet Okonşar'ın Gershwin kaydıysa DMC etiketiyle çıktı. Piyanist Mehmet Okonşar'ın yorumu son teknolojik buluşlara göre elektronik stüdyoda can bulmuş. Öte yanda, kemancı Ayla Erduran'ın yorumu bundan otuz üç yıl önce îsviçre'de Suisse Romande Orkestrası'yla çahnmış, doğal, katıksız bir konser kaydı. Ayla Erduran Johannes Brah violon -«ta^ «â Max*Bmch Orchestre de la Suisse Romande Direction : Richard Beck •"* Armin Jord "Bizim yorumcularımızın, bestecilerimizin sınır dışında esamisi okunmuyor, bunları boşuna tanıtıp duruyorsun" diye bana çıkışan kişiler oluyor. Doğal ki verilecek pek çok yanıt var: Kimler hangi müzik merkezinde alkışlanıyor, nerede ne kadar plaklan satılıyor, ne ödüller alıyor, hangi dergilere konu başlığı oluyor?.. Böyle bir liste yapmak yerine, bu tarutım yazımı somut bir yanıt olarak sunmak isterün. iki ayn kuşak yorumcumuzun vitrinlere taze taze yerleşen iki yoğunçalannı (CD) gündeme getiriyorum. Biri Gallo etiketiyle çıkan Ayla Erduran'ın Brahms ve Bruch kaydı; diğeri Mehmet Okonşar'ın DMC etiketiyle çıkan Gershwin kaydı. Ayn tatlarda, ayn teknolojik olanaklarla kaydedilmiş iki Türk yorumcunun sesi. Piyanist Mehmet Okonşar'ın yorumu son teknolojik buluşlara göre elektronik stüdyoda can bulmuş. Öte yanda, kemancı Ayla Erduran'ın yorumu bundan otuz üç yıl önce îsviçre'de Suisse Romande Orkestrası'yla çahnmış, doğal, katıksız bir konser kaydı. Ayla Erduran Suisse Romande lle çalıyor Ayla Erduran'ın Avrupa'nın en ünlü orkestralanndan Suisse Romande eşliğinde 1970-71 'de seslendirdiği Brahms ve Bruch konçertolanyla Brahms' ın Macar Danslarf ndan oluşan konser kayıtlannı dinliyorum. Stüdyoda filan ışlenmiş özel kayıtlar değil bunlar. Saf. olduğu gibi, o anın soluğunu ve de tılsımını taşıyan sesler. Erduran ın en venmli döneminde, bütün Avrupa'da sesini duyurduğu yı1larda coşkuyla çaldığı konçertolar. 1710 yapımı Stradivarius'u, "The Roderer" adlı kemanı ışıldıyor. Bugün eski ustalann sesi giderek değer kazanıyor. Son sayı Gramofon dergisinin kapak konusu, soprano Kathleen Ferrier'e aynlmış. Sanatçının elli yıl önceki sesinin kayıtlan şimdi bir hazine değerinde. Her dalda arşiv kayıtlar "historical" başlığıyla büyük plak firmalan tarafindan değerlendiriliyor. Umanz Ayla Erduran'ın Gallo'dan çıkan ve halen bütün dünyada satılmakta olan yoğunçalan "arşiv" olarak da değer bulur. CD'de yer alan yapıtlar sırasıyla: Richard Beck'in yönertiği Suisse Romande orkestrasıyla Brahms'ın keman konçertosunun 1971 konser kaydı; Armin Jordan'ın yönertiği aynı orkestrayla Max Bruchun konser kaydı ve Lozan Konservatuvan'nda Ayla ile aynı dönemde hocalık yapan arkadaşı piyanist Poulette Zanlonghi nın eşliğinde Brahms'ın Macar Danslan. Erduran'a keman çalmayı ögreten hocalann her bıri, çağın anıtsal sanatçılan. Bu kayıtta onlann izlerini bulabiliyorsunuz: David Oistrakh'tan öğrendıği yay kontrolü ve kadife tonu; Zino Francescatti'den öğrendiği lirik yorumculuğu, Galamian'dan öğrendıği güvenli tekniği, Menuhin ve Szeryng gibi ustlarla yakınlıklanndan elde ettiği rafine anlayış ve her şeyin ötesinde kendi ruhundan kopan ateşli deyış birleşiyor. Yenı kuşaklar bu kaydı mutlaka dinlemeli, hatta ders gibi çalışmalı. Mehmet Okonsar cershwln çalıyor Mehmet Okonşar, son zamanda Ankara'dakı stüdyosunda kendi ürettiği Bach kayıtlanyla; geçen yılkı Bach günlerinde Yakuza ıle DJ'lik yaparak ve Boğaziçi Üniversitesi'nde verdiği parlak resitalle yeniden gündeme gelmişti. Şimdi elımizdekı kayıt "Mehmet Okonşar Plays Gershwin" admı taşıyor. Gershwın'i ille de caz gibi tınlarmak için alıp başını gitmemış; onun klasik besteciliğine saygıyı elden bırakmasa da doğaçlamanın özgür tadında bır yorum. Şarkılarda ve prelüdlerde ne denlı piyanonun solo çalgı olarak değerlenni sergiliyorsa, Rapsodi ın Blues'da piyanodan tüm orkestra renkJerini duyuyorsunuz. Okonşar iki yıl uğraşmış, araştırmış bu Gershvvin parçalannı. Bestecinin "piyanola" benzeri delikli kartonlara kaydedilmiş ve şimdilerde digital ortama çevrilmiş sesini bulmuş. Özgün audıo kayıtlanndan -niteliği bozuk olsa da- onun kendi çalışını dinlemiş, cümJe kuruşunu öğrenmiş. Sonunda Gershwin'in özüne en yakın sesi yakalamaya çalışmış. Bundan sonra teknoloji dehası devreye girmiş: Yapıtlan Ankara'daki stüdyosunda bulunan Yamaha piyanoda seslendirip bilgisayar kaydına aldıktan sonra datalan elektronik postayla Alaska'daki donanımlı stüdyoya yollamış. Okonşar anlatıyor "Amerika'da bu tür stiidyoların sayısı beşi geçmiyor. Alaska'daki stüdyo benim bir arkadaşıma ait, aslında eski bir uçak mühendisi ve müzik mcraklısı. Bu stüdyoda Yamaha Disklavier var. Yani bilgisayar aracılığ] ile datayı alınca kendi kendine tuşları oynamaya başlıyor ve ham kaydı seslendiriyor. Burada pedalin etkisini, tını ifadesini, renkleri kontrol edebiliyorsunuz. Mükemmel bir stüdyo ortamı. Bu tür bir çalışmanın avantajı günlerce gidip kirası çok yüksek olan stüdyolara kapanmak yerine kendi ortamınızda çalışıp size göre en kusursuz hale ulaşıvorsunuz ve onu elektronik ortama aktarıyorsunuz. Sonra da yarım günde bütün incelikler işleniyor, bitiyor. Maddi açıdan kârlı ve sanatçıya zaman harcatmayan, pratik bir uygulama." Bütün bu yolculuktan sonra kulağımıza ulaşan müzıkte Mehmet Okonşar'ın kendi öz sesi var: Huzurlu. abartısız ve geniş bir renk paleti içinde Gershvvin'i aktanyor bizlere. e\ini(â boun.edu.tr Borusan Kültür Merkezi ile îtalyan Kültür Merkezi ortakproje ve konserlere imza atacaklar Akdeniz ülkeleri müzikle kaynaşacak ÎPEK YEZDANl Borusan Kültür ve Sanat Merkezi, îtalyan Kültür Merkezi. Cervantes Is- panyol Kültür Merkezi ve Yunan Konsolosluğu Kültür Ofisi, Türki- ye'de ilk kez "1. Akdeniz Çağdaş Müzik Günleri" düzenliyor. Boru- san Kültür ve Sanat Merkezi 'yle îtal- yan Kültür Merkezi'nin bu yıl imza atmayı düşündükleri ortak proje ve konserler kapsamında dünyaca ünlü îtalyan kemancı Giovanni Angeleri de Ekim ayında Istanbul'da konser verecek. Kendlnl evlnde hlssedlyor îtalyan Kültür Merkezi Müdürü Silvio Marchetti, bugüne dek New York'tan Tokyo 'ya kadar birçok dün- ya başkentinde kültür temsilcilikle- rinde çalışmış, ancak Türkıye'de ken- dini "evinde gibi" hissettiğini söylü- yor. Marchetti, "Bu sadece Türki- ye'nin coğrafyası ve ikliminin değil, tarihinin ve kültürünün de ltal- ya'ya çok benzemesinden kaynak- lanıyor. Yaşam tarzlarımız ve ha- yattan aldığımız zevkler çok benzi- yor" diyor. Her iki toplumda da in- sani değerler, iyi yemek, moda. mi- mari gibi ortak değerlerin ve zevkle- •Borusan Kültür ve Sanat Merkezi'yle îtalyan Kültür Merkezi'nin bu yıl imza atmayı düşündükleri ortak proje ve konserler kapsamında dünyaca ünlü İtalyan kemancı Giovanni Angeleri de ekim ayında Istanbul'da konser verecek. rin olduğunu belirten Marchetti, "Bence insanların hayata uyum sağlamalan da bu dengeli yaşam felsefesinden geliyor" diyor. Yıllar- dır Italya ve diğer ülkeler arasındaki kültürel ilişkilerin gelişmesi için ça- lıştığını belirten Marchetti. "Dünya- da çıkan tüm krizler. iletişimsizlik, diyalog eksikliği ve kültürel payla- şım eksikliğinden çıkar. Farklı kül- türlerin birarada yer aldığı bu dün- ttalyan Kültür Merkezi Müdürü Silvio Marchetti ve Borusan Kültür Merkezi Genel Müdürü Sami Caner Akdeniz Çağdaş Müzik Günleri'nde bir araya geliyor. yada birlikte yaşamanın yolu birbi- rinin kültürünü anlamaktan geçer. Bizim de hedefimiz insanları bir a- raya getirerek karşılıklı kültürel anlaşmalar yapılmasını sağlamak" diye konuşuyor. Marchetti, îtalyan Kültür Merke- zi'nde muzikten sergilere, sinemadan söyleşilere kadar birçok etkinliğin yer aldığını ifade ediyor. Marchetti, keman dalında en pres- tijli ödüllerden bin olan Pagannini ödülünün sahibi ünlü kemancı Gi- ovanni Angeleri'nin 29 Eylül'de îtal- yan Kültür Merkezfnde, 1-2 Ekim tarihlerinde de Borusan Filarmoni Orkestrası'yla birlikte Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonu ile Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde birer kon- ser vereceğini söyledı. Marchetti. Borusan'la bıriikte dü- zenleyecekleri Akdeniz Çağdaş Mü- zik Günleri'nde de Akdeniz'e kıyısı olan Avrupa ülkelennden çağdaş mü- ziğin en ıyi örneklerını sergilemeyi amaçladıklannı bildirdi. Bestecileri bırbınyle tanıştırmayı da amaçladık- lannı belirten Marchetti, bu festiva- lin gelenekselleşmesini istediklerini vurguladı. Onur konuğu İlhan Usmanbas Borusan Kültür Sanat Merkezi Ge- nel Müdürü Sami Caner ise daha ön- ce îtalyan Kültür Merkezi'yle düzen- ledikleri ortak projeleri bu yıl tekrar başlatacaklannı belirterek, "YılJık programımız içinde her ay Boru- san Filarmoni Orkestrası'nın öğ- len konserleri devanı edecek. Ayrı- ca her hafta amatör ve profesyonel gruplarla klasik müzik, caz müzi- ği ve etnik müzik konserleri düzen- leyeceğiz" dedi. I. Akdeniz Çağdaş Müzik Günle- ri'nin onur konuğu. ünlü Türk beste- cı Prof. tlhan Usmanbas olacak. Festivale. Ispanyol piyano-akordiyon ikilisi Duo AN-Tifon, Türk bestecı- ler Ahmet Yürür, Özkan Manav, Hasan Uçarsu ve AJper Maral'ın da aralanjıda bulunduğu çok sayıda müzisyen katılacak. Malezya'da filmlere sansür LONDRA(BBC) -Hükümete bağh sansür ku- rulu, Malezya'da Jim Carrey'nin son fılmi 'Bru- ce Aimighty'nın göstenme gınşinı erteledı. Malezyalı yetkililerin dikkatini çeken, Car- rey'nin canlandırdığı karakterin, bir gün için 'Tan- n'yı oynaması oldu. Bu durumun, Müslümanlar için rencide edici olabileceği öne sürüldü. Kuru- lun erteleme karannın yasağa dönüşüp dönüşme- yeceği bellı değil, ancak hükümet bakanının yap- tığı açıklama çok açık:"Kendimizi Tanrı'nın ye- rine asla koymamalıyız, şaka için bile olsa". Kısıtlamalar çerçevesinde, filmlerden bazı sah- nelerin kesilmesi de yer alıyor. Bol ödüllü 'The Hours/Saatler'de yedi sahne kesildi ve ardından yasaklandı. Yasaklanan filmlerden bin de Step- hen Spielberg'in 'Schindler'in Listesi'. Gerek- çe olarak 'Siyonizm propogandası' yapılması gösterilirken, Musa'nın yaşamını konu alan uzun metrajlı bır canlandırma film de dini nedenlerle yasaklanmıştı. Austin Powers serisinin son filmi ise cinsel göndermeleri nedeniyle gösterilmedi. Kurul başkanı "ülke halkının filmler yoluyla yanlış etidler almasının engellenmesi gerektiği- ni' belırtirken, Malezya film endüstrisinden bir- çok kişi, sansürün karşısında yer alıyor. Malezyalı film yapımcısı Dominique Hee, filmlenn sansürlü halıyle karşılaşmaktan mem- nun olmadıklannı belırtiyor. Sansür kurulundan Shaari Mohamad Noor'ın sözleri ise yoruma açık: "Filmlerin mümkün olduğunca az sansür- lenmesi için çahşıyoruz. Sansür, son derece gö- receli bir kavram, bu yüzden bazıları bizim sansürleme nedenlerimizi anlamavabilir." GÜZELİN ARDINDA BERTAN ONARAN Karşıdevrim' Bu, Çetin Yetkin'nin, Otopsi Yayınla- n'nda basılan son çalışmasının adı. Diller- den düşmeyen çevre kirlenmesi'nin anası da babası da, yeryüzündeki her şey gibi, kavram kirlenmesinin ya da bile bile kirle- tilmesinin ürünüdür. Resmi tarih, bu kirli kavramlardan biridir; tıpkı nesnellik ya da yansızlık gibi. Yazıl- mış, yazılmakta olan bütün tarihler, ister is- temez resmidir, başka bir deyişle oluşmuş bir yapıyı, o anda öbürlerine egemen olan bu küme, sınıf ya da ulusu ayakta tutmayı amaçlar; insan için de, bütün öbür canlılar için de nesnellik=yansızlık söz konusu ola- maz. Bizler birer özne'yiz, bütün davranış- lanmız, yargılarımız özneldir. Tarafsız da de- ğiliz, olamayız, belli bir yanı tutmak zorun- dayız. Bütün sorun, küresel soygundan mı, yoksa bu topraklardaki çalışan, üreten, do- layısıyla bağımsız kalmak isteyen insanlar- dan yana mı olacağımızı bilgiyle, bilinçle saptamak, ona göre davranmaktır. Çetin Yetkin, yapıtında, 1945-1950 ara- sında yaşanan başlıca olayları ve etkilerini irdeliyor ve yapıt son yargıyla başlıyor: Kar- şıdevrim, 10 Kasım 1938'de, saat 9.05'te başlamıştır. Aslında bu da görece, dolayısıyla eksik bir anlatım: Çünkü doğanın temel yasası uyarınca, karşıdevrim, devrimle eşzaman- lı olarak doğmuş, yaşamıştır. Ama devriım- ci Mustafa Kemal, eytişimi çok iyi bildiğin- den, devrimini korumak için ya ölüm ya ka- lım ikilemini hep diri tutmuş, üstüne geleni ondan önce davranıp etkisiz kılmıştır ve bu yorucu savaşım ister istemez canını almış- tır. Oysa, bütün resmi tarih'in, Atatürk'ün şaşmaz, aynlmaz yoldaşı diye anlattığı Is- met Inönü, Kurtuluş Savaşı'na katılmaz- dan önce, bakın neler yazıyor Kazım Ka- rabekir'e: "Kardeşim Kazım'cığım, ...Eğer Anadolu'da halkın Amerikalıları herkese tercih ettikleri zemininde, Amerika milletine müracaat edilse, pek ziyade fay- dalı olacaktır, deniyor ki ben de tamamiyle bu kanaattayım. Bütün memleketiparçala- madan Amerika'nın denetimine bırakmak yaşayabilmek için biricik en az kötü çare gi- bidir..." Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak gibi ka- rarlı, amansız, sultan, halife yanlılarını, Ata- türk'ün ölümünden sonra, kırgınlıklan gi- derme gerekçesiyle milletvekili seçtiren, TBMM başkanı yapan, sözüm ona canı gi- bi sevdiği, eliyle kurduğu söylenen -oysa tıpkı Lozan gibi, belli ki bunu da Musta- fa'nın etkisiyle, ışığıyla yapmış- Köy Ensti- tüleri'ni birinciye karalatıp altındaki bütün destekleri çeken, Yücel'leTonguç'u işba- şından uzaklaştıran işte bu Sakarya kahra- manı! Sonra kalkıyor, 21 Temmuz 1964'te, Mustafa Ekmekçi'ye şöyle diyor: "...Ben dahi değilim, gücümle tecrübemle, mem- leket menfaatlerini en üst seviyede tutarak meselelere çözüm bulurum. Ben gücümün bittiğiyerde bir politikacı, bir tecrübe sahi- bi olarak bir noktada, onu gelecekte uygu- lamak üzere bir noktada dururum." Evet, kendisi de söylüyor zaten, biri dev- rimci, öbürü siyasetçi. Hiç devrimi benim- ser, savunur, uğruna canını verir mi? Bugünlerde, 30 yıl, çeşitli dolaplarla ken- di koltuğunu korumaktan başka bir iş yap- mamış da allandıra ballandıra övülüyor! Saltanatçılar, hilafetçiler, her şeyi olduğu gibi sürdürmek isteyenler için bundan da- ha olağan bir davranış olabilir mi? Aymazlık öbür kesimde, yumuşakça du- ruşuyla devrimin, bağımsızlığın, Cumhuri- yet'in kazandırdığı bütün üstünlüklerin ko- runup şürdürebileceğini sananlarda. Nitekim, tutarlı gerici açık açık söylüyor Denktaş a: Imam hatip açtırsaydın, bu du- ruma düşmez, kendi halkın tarafindan yu- halanmazdın! Doğru, o okulları açtınp sen de biraz do- lar dağıtsaydın! Behramoğkı'nıın şnrlepi iki dMe • Kültür Servisi - Bulgaristan'ın önde gelen edebiyat dergilerinden "Plamak"ta Ataol Behramoğlu'nun şiirlerinden seçmeler yer alıyor Aziz Şakir Taş'm çevirileriyle; Azerbaycan Yazarlar Birliğı yayın organı "Edebiyat Gazetesi"nde ise Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı Anar'ın bir değerlendirme yazısı ve çevirileri ile Behramoğlu'nun "Yeni Aşka Gazel" adlı kitabının gazeller bölümündeki şiirlerinin tümü yayımlandı. Can Baba anıtdı • Kültür Servisi - Can Yücel'in ölümünün dördüncü yılı dolayısıyla, sevenleridün, 10.00-12.00 ve 14.00-18.00 saatleri : arasında Datça'da, Can Yücel'in kitaphğında buluştular. 18.30'da 'Can'ın başucunda buluşmak üzere' dediler ve Can Yücel'i bir kez daha anmak için mezarlıkta bir araya geldiler. BUGÜN • BEYOĞLU StNEMASI'ında 'Alim Şerif Onaran Anısına' kapsamında 12.00, 15.00, 18.00, 21.00'de A. Gonzales Inarritu'nun . 'Tez' filmi gösterilecek. (0 212 25} 32 40)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog