Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 11 AĞUSTOS 2003 PAZARTESİ HABERLER JJMavfgezi bir ağaçtır Galtain deniz . HavHfezibır bahçedir -Gülleri deniz Mavi ğezi bir bebektir Beşiği deniz Dişleri deniz Gözleri deniz Mavi gezi bir rüyadır görülmemiş Mavi gezi bir kitaptır yazılmamış Mavi gezi bir masaldır söylenmemiş Bedri Rahmi Eyuboğlu 1974 aviyeyolculukÖZLEMYÜZAK B üyük kentin itiş kakışı çoktan gende kaldı. Ne Irak'a asker gönderme polemiklen, ne Meclis Yolsuz- luklan Araştırma Komisyonu'nun raporlan... Te- levizyon da yok gazete de, dolayısıyla içi boş demeçler ve söylemlerden de uzağız bir süreliğine... Evet, tatildeyiz. Ancak tatilinritüelındende çok fark- lı bir noktada. "Bu akşam neredeyemekyesek" diye bir şey geçemez aklımızdan. Plajda gölgeli yer seçme gibi bir dert de yok. Süslenmek, şık giyinmek, makyaj gibi teferruatlar da olamaz. Ayakiar ise bütünüyle özgür.Ma- viye yelken açmış bir teknenin güvertesındeyiz. Yedi gün sürecekbirdüşseyyahlığı: Adı üstündeMavi Yolculuk. Rahat bir tekne... uyumlu bir kaptan /^yle sanıldığı kadar kolay değil Mavi Yolculuğa ha- Vyzırlanmak. Azra Erhat bile kıtabında. "Mavi Yol- culuğa çıkmadan önce hazuiık aşamalan neredej se bir yıh kaplar" diye yazmış. "Mayo, şort, güneş krenıl bir- kaç tijört" tamam denir. Peki ya diğerleri. Cepheye gi- dergıbı, 123 kalem alışveriş listesi. Peynir, reçelden bul- gura, makarnaya, tuvalet kâğıdına kadar. Ve tabii ıçkı listesi. Aynca güneş çarpması, deniz tutması, böcek-arı sokması, mide bulantısı ilaçlan... Rahat bir tekne ve uyumlu bir kaptan ile mürettebat Mavi Yolculuğun en önemli 2 öğesi. En az onlar kadar önemli bir diğen de denızin üzennde bir haftayı bera- ber geçireceklerinizın huyu suyu. Zira farldı sesler çık- maya başladığı anda mavi yolculuğunuz bir anda griye dönüşebilir. Hatta siyah bir kâbus bile olabilir. Altınız deniz, üstünüz gök, kaçacak en ufak bir delik bile yok ki... Bizim grupta şansa her şey yolunda. Mavi Yolcu- luk'ta geleneksel rota Bodrum ya da Marmaris. Biz bu kez Kemer-Kekova arasını seçiyoruz. Kalıp kalıp buz- lar, sebzeler, meyveler ve ıçkiler yüklendikten sonra hemen KemerMarina'dan aynlıyonız. Her koyda denizin rengi farklı. Turkuvazdan laciver- te kadar değişen bir renk cümbüşü. Sazak koyunun la- civerdi çıldırtıyor insanı. Uykuya geç dalsanız bile erkencisinizdir Mavi'de. Güneş daha yükselmeden açılır gözler ve anında atla- nır suya. Sabahın serinliğinde atılan her kulaçla koca bir senenin yorgunluğu da sıynhp gider üzennızden. Ma- vi Yolculuk için en iyi zamanın mayıs, eylül ve ekim aylan olduğu söylenir. Doğru, ancak temmuz ve ağus- tosta da bir başka güzel. Çünkü yıldız kayması en çok bu aylarda oluyor. Dolunaysız zamana denk gelirse de üzülmeyin sakın. Mehtapsız gecelerde yakamozlar peşinizi bırakmaz. Eğer denize sevdalıysanız mutlaka geceleri de atıverirsiniz kendinizi sulara. Her hareketiniz- de ışıltılar saçarak yüzersiniz. Hele, çevrede gecelemek için demirleyen başka tek- ne yoksa, koy size airtir. Kaleköy'de sabahın ilk saatleri... M avi uygarhkta gezinmek, onun sulannda yıkanmak bambaşka bir duygu. Her şeye, dünyaya yenı 'merhaba' diyen bir çocuğun gözleriyle baktığını fark etmek şaşırtıyor insanı. Örneğin, doğanın ışığı hiç durmuyor yerinde, Akdenız'de. Kaleköy'de sabahın ılk saatlerinde güneş ışınlannm suda yansıyarak asırlık kayalann üzerinde yaptığı kıvrak dansı keyifle izliyoruz. Kentlerin geniş caddelerinde trafik gürültüsünden yanımızdakinin sesini bile duyamayız ya bazen. Lycia uygarlığının önemli lıman kenti Phaselis'ı gezerken ağustosböceklerinin sonsuz korusunun diğer büfün sesleri bastırdığına şahit oluyoruz hayretle. Ne de olsa Mavi'nin sakinlerinden biriyiz kısa süreliğine de olsa... Yalrazdoğa vedeniz değil mavi yolculuk aynızamanda dev biruygarlık. yanıbaşındayüzmek Y üzdüğünüz mavi sularda karşınıza aniden çıkıveren bir lahit ya da batık şehire teğet geçen tekneniz size çıktığmız gezinin yalnızca doğa ve denizden ibaret olmadığını anımsatıyor. Artık dev bir uygarhğın da gezginlerisiniz siz... Dolayısıyla konakladığınız koylarda. köylere ve antik kentlere yaptığınız kısa gezilerde hoş sürprizlerle de karşılaşabiliyorsunuz. Efsanenin eteği Olympos'ta sıcak altmda zorlu bir yürüşüyün ardından tath su kaynağının buz gibi sulannda çıplak ayak serinlerken genç bir tunstin flütünden çıkan nağmelerle bir anda büyülü bir dünyaya sürükleniveriyorsunuz. Kekova ise apayn bir efsane. Kale, taş evleri dar sokaklan daha uzaktan çekiyor sizi. Bir tekne demir atınca köyün çocuklan elierinde sepetleri ile koşuşturuyorlar. Sepetlerin içi. yazma, oya ve şimdilerde moda olan kenarlan denizkabuğu süslü bandanalarla dolu. Saçak Koyu'nda Aperlea antik kenti henüz kazı ile tanışmamış. Tekneden botla sahile yaklaşıyor ve ağaçlann üzerinde tırmanmış keçilerin yanından geçerek yanm saatlik bir yürüyüşten sonra ulaşıyorsunuz Aparlea'ye. S o r u n l a r ı n ı v e n e d e n l e r i n i i n c e l i y o r Mustafa Aksu'dan 'Çingene Oltnak* kitabıtstanbul Haber Servisi - Çingene Kültür Dernekleri Kurucular Kurulu Geçici Başkanı araştırmacı yazar Mustafa Aksu'nun "Çingenelerin içinde bulunduğu sonınlar, bu somnlann nedenleri, teşhisi ve tedavis" ile ilgili "Çingene Ohnak" adlı kitabı yayımlanıyor. Aksu, kitabında Türkiye Çingenelerinin sonınlannı, nedenlerini ve bu sorunJann doğurduğu sonuçlan irdeliyor. Aksu, "Bu kftabun, sadece (oplunılann Çingenelere karşı ohımsuz önyargüannı, kitaplarda yazıta olan hakaret ve suçlamalanm araştıran bir kitap değildir. Aynı zamanda insanlann ve toplumlann bu yanlış davranışı\la Ugili değeıiendirmelerini, eleştirilerimi, sorgulamaianmı, dilek ve temennikrimi, çahşmalannun olumlu sonuçlanm da içernıektedir" diyor. Aksu, amacının "insanlar aıasuıdaki saygıyı ve sevgiyi artnrmak, birieştirkiliği güçlendirmek, insan haklan ve sosyal banşa katkıda bulunmak" olduğunu belirtiyor. Çingene Kültür Dernekleri Kurucular Kurulu Geçici Başkanı Aksu, "Çingeneleri aşağdayıcı, dışlayıcı tanımlar MilH Eğitinı Bakanbğı söziülderinde de yazıhydı. Hırstdıkla, inançsızhkla, fuhuşla suçlamalar. bakanhğın 1946 ve 1964 basımh ansiklopedilerinde de yaahydı. Işte bu yüzdendir ki ülkemizde ticari hayatmda başanh olan, üst düzey görevkrde yararh hizmet veren, Dünya Bankası'nda etkin görevde bulunan, profesörtüğe ulaşan, bakanlık ve başbakanhk yapan Çingeneler bile Çingene oMuklannı gi/Jediler, gjzliyoıiar. 21. yüzyılda Türkiyenıiz bu insanhk ayıbından kurtanbnabdır" görüşünü aktanyor. SÜRMENE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN Esas No: 2003 276 Davacı Tedaş Genel Müdürlüğü vekilı tarafından davalı aley- hine açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tapuya tescilı davasında: Kamulaştırma Kanunu'nun 4650 SK'la değişik 10 ve 19. maddesı uyannca tensiben verilen ara karan gereğince; Trabzon ili, Sürmene ılçesı, Çımenlı köyünde kam ve sınırla- n doğusu yol, batısı yol, kuzeyi sahıbı senet, güneyı Yakup Do- ğan ve Hakkı Bahar'a aıt, davalılar Orhan, Hasan ve Hüseyın Demirbağ'ın zilyedi ve maliki bulunduğu. 390.56 m2 yüzölçü- mündekı taşınmazın hat altına ısabet eden 295.28 m2'lik kısmı- nın 265.752. 000.-TL bedel ile Tedaş Genel Müdürlüğü lehıne kamulaıştınldığı bu nedenle hat altına isabet eden belirtilen ka- mulaştırma bedeli ile ırtıfak hakkı olarak Tedaş Genel Müdür- lüğü adma tapuya tescili için işbu davanın mahkememizde açıl- dığı, yapılacak yargılama sonunda belirlenecek kamulaştıram bedelinin 4650 SK'nun gereğince ılgililer adına mahkemece be- lirlenecek Sürmene Zıraat Bankası şubesıne yatınlmasına ve bedelin yatınlması ile taşınmazın ıdare adına tescılıne karar ve- rileceği, konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savun- ma ve delillerin ılan tarihinden itibaren 10 gün içinde mahke- meye yazılı olarak bildirmeleri gerektiği. hak sahıplerinin son ilan tarihinden itibaren bir ay içinde ıtiraz etmedıklen takdırde. kamulaştırma bedelinin zilyede ödeneceğı hususu, Kamulaştır- ma Kanunu'nun 4650 SK'la değişik 10 ve 19. maddesı uyannca ilanen teblığ olunur. Basın: 36173 GÖRÜŞ TANJU ERDEM* Hal ve Gidiş Türkiye yönetimlerinin son elli yıldır politika ve icraatlannın genel doğrultusu; Dış emperyalist güç- \ere, dışa bağımlı büyük sermaye guruplanna ve dahilde menfaat şebekelerine ülke kaynaklarını sömürme olanağı sağlamış, giderek hız kazanan şekilde Türk halkını yoksullaştırmış, Cumhuriyeti- mizin temellerinden olan bağımsızlık ilkesinin boş- lanarak Batı emperyalizminin yörüngesine yerleş- tirilme sonucunu doğurmuştur. Türkiye, bu yönetim tarzı ve politikalarla tanzi- matla tanıştı. Tebaasınasorumlulukduymayan pa- dişahlar ve nazırları aracılığıyla borçlanarak, imti- yazlar vererek, çağın dışında kalmış anlayışlarıyla koca bir imparatorluğun üretimini, kaynaklannı ku- ruttular, gelirlerinin kullanımını yabancıların idare- sineverdiler. Balkanlarda, KuzeyAfrika'da, Kıbns'ta imparatorluktopraklan elimizden çıktı. Son olarak Birinci Dünya Harbi sonrasında, Anavatan Anado- \u ve Doğu Trakya işgale uğradı, Türk ulusu ve va- tanı parçalanarak yok olma tehlikesiyle karşı kar- şıya kaldı. O zaman ulusun içinden bir önder, Ça- nakkale Muharebeleri kahramanı Mustafa Kemal çıktı. Türk'ün onurunu, gücünü, zekâsını, iradesi- ni, özgür ve bağımsız karakterini üzerinde taşıyan bu dâhi insan ve onun asker-sivil özveri sahibi, ce- sur ve yurtsever arkadaşlan ulusu da bilinçlendi- rerek, dünya üzerinde eşi görülmemiş silahlı bir mü- cadele, ulusal kurtuluş savaşı ile harici ve dahili düş- lanları (Batı emperyalizmini ve onlann Türk ülke- sindeki başta padişah olmak üzeretüm gaflet, da- lalet ve hıyanet içindeki işbirlikçilerini) savaş mey- danlannda, diplomasi alanında yenilgiye uğrata- rak, Türk ulusal devletini (Üniter Türkiye Cumhu- riyetinı) kurdular. Temmuz, ağustos ve eylül'ün sı- cak günleri, kurtuluş ve kuruluşun önemli olayla- rının ve kazanılan utkuların anılarıyla doludur. Ulusça bunları bilmemiz gerekiyor. Bugün Mustafa Kemal'in Türk tarihinde bir par- lak yıldız gibi parlayıp Türk'ün yüzünü güldürdü- ğü, Türklüğün onurunu, özgüriüğünü kazandırdı- ğı, bağımsızlık ateşini yaktığı, yoksul ama umut do- lu dinamik günlerden sonra yakın tarihimizi değer- lendirebilen herkes son elli yılda Türkiyemizin ne- reye gittiğini sorguladığında Osmanlı Imparatorlu- ğu'nun çöküş sürecine benzer bir sürecin yaşan- dığının endişesini taşıyor. Bu sürecin tersine dö- nüşümünün Atatürk'ün dinamik ideallerini gerçek- leştirebilecek Atatürkçü ilke, polrtikalarve program- ların uygulanmasından geçtiğini biliyor. Sonuç olarak; Türkiye ülkesi, beşeri kaynaklan dahil tüm kaynakları, Cumhuriyetimizin kazanım- lan çeşitli idari ve yasal düzenlemelerle küreselle- şiyoruz, Avnjpalı oluyoruz. ABDstratejik ortağımız anlayışıyla, politikalarıyla, uygulamalanyla Batı em- peryalizminin ve de onlann dahildeki işbiriikçileri- nin, çıkar gruplarının, dini siyasete ve ticarete alet edenlerin kullanımına ve kontrollerine verilmeme- lidir. TSK'nin Türk ulusu nezdindeki yüksek güven duygusunu aşındırma peşinde koşan, bu yönde olaylar yaratan, eylemler koyan dış ve iç mihrak- lar şimdi; Irak'ta hukuk dışı bir saldın sonucu iş- galle bir batağa giren ABD'nin emrinde jandarma gücü olarak kullanımı için büyük çabalar içinde- dir. Türk halkının evlatlannın Irak'a jandarma gücü olarak gönderilmesini istemediklerini bilen ABD muhipleri, Irak'ın yapılanmasına katkı için, Irak hal- kına yardım için, Irak'ta istikrarı temin için gibi ge- rekçelerle Türk kamuoyunu yanıltmak isteselerde gerçek ortadadır. Bu gerçeği biri ekonomist, biri politikacı iki Amerikalı Soros ve Clinton bizleri saf kişilerzannederek sizin en degerli ihraç ürününüz askerlerinizdir diye dile getirmemişler miydi? Irak ıstikrannı biz mi bozduk, onu düzeltme sorumlu- luğunu gönüllü olarak neden biz yüklenelim? Bilinmelidir ki, TSK Türk ulusunun, Türkiye Cum- huriyeti'nin, Türk vatanının korunması, kollanma- sı, savunması için vardır. TSK ulusal bir ordudur. ABD'nin başı sıkıştığında kullanacağı bir müdaha- le gücü değildir. Irak ve halkı bizim komşumuzdur. Türkiye barışı temin yolunda BM kararlarını uygun koşullarda, kendi ulusal çıkarlannı, politikalannı dikkate alarak uygun hareket tarzlarını belirleye- bilir. Herhalde bize kızdığı düşünülen ABD'ye, geç- meyen tezkere için kefaret ödeme durumunda de- ğiliz. Türkiye'nin kimseye böyle bir borcu yoktur. Türk vatanının ABD askeri gücünce işgalinin ön- lenmesi doğru ve basıretli bir karar olmuştur. ABD'ye hayır denilemezken, onu bu yönde ikna etme teşebbüsünde bulunulmayıp, hatta cesaret- lendirirken; TBMM üyelerini ve devlet sorumlula- rını ikna çabaları enteresan değil midir? ABD'nin askerlerimize düşmanca davranışlannı ne çabuk unuttuk. Bugünkü ortam aynı doğrultuda sürersesonuç- ta; küçük bir azınlığın bu güzel yurdun keyfini sür- mesi, büyük çoğunluğun da yoksullaşarak umu- dunu yitirdiği sürüler halinde yaşaması kaçınılmaz olacaktır. Bu iyi bir gidiş değildir. Türkiye bağım- sız, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti- nin adıdır. Türk halkı bu gidişi görmelidir. Türk aydını hal- kını aydınlatmalıdır. Türk üniversiteleri maddi, manevi, aydınlık yol- ların önderi, güç kaynağı olmalıdır. TBMM Kuvayı Millıye ruhu ile özgür, bağımsız, milletimizin sorumlu vekilleri olarak olaylan bir bü- tün olarak görüp ağırlığını koymalıdır. TSK, AtatürkCumhuriyetini koruyacak, kollaya- caktır." Birinci sınıf demokratik yaşamın gereklerini dü- zenlemek, ceberrut devlet anlayışını tarihe göm- mek iyi bir şeydir. Bu tüm ulusu sevindirir. Bunla- n gerçekleştiriyorum derken Cumhuriyetimizin te- mel ilke ve degerierini bir tarafa bırakarak Batı em- peryalizminin hegemonik dayatmalanyla el ele, üniter ulus devletin temellerini sarsmamalı, evren- sel değerlere açılmış, çağdaş ulusal devleti güç- lendirmeliyiz. *Amiral (E) AVRUPA KIBRIS A MTupa Ktskacında Kıbrıs kitabı, Kıbrıs uyuşmazlığının ıçıne sürüklendığı çıkmazı. bugune kadar yazılamayan ve özellıkle de gızlenmeye çalışılan yonlen ile ele alarak, Kıbrıs ve Turkıye-Batı ilışkılerı konusuna yenı bir soluk getırıyor DEMN 59D 52 <£ mr a»
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog