Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 11 AĞUSTOS 2003 PAZARTESİ OLAYLAR VE GORUŞLER ARADA BİR VEDAT GÜNYOL Yalanlamnda BoğulacaklarA Biryerde okumuştum nice önceteri; "Herpolitikpar- ti, kendiyalanlarını yutarken ölür" diye. Yine bir baş- ka yerde de hunun bir benzeri dikkatimi çekmişti. Ora- da "yalan" sözcüğü yerine 'zehir' sözcüğü yer alı- yordu. Ne önemi var? önemli olan şu:; Demek oluyor ki, her politik partinin yalanlan ile saçtığı zehirier, bir yer- de o partiyi dönüşü olmayan bir yıkıma sürüklüyor. Bu oluşuma, elli yıllık polrtika yaşamında, özellik- le dine bulanmış sağ partilerin yaşamında, bol bol ta- nık olduk. Hacca 12 kez gidip, kendine büyük din ada- mı süsü veren adamın, müritierinin kurduğu sürü se- pet partilerin tarihe kanştığına nasıl tanık olduksa, son aylann seçimle de olsa (o da seçmenin yüzde 25'i ile) iktidan ele geçiren partinin de yalanlannın, yani takıyyelerinin kurbanı olacağı gün, hiç kuşkunuz ol- masın, yakının yakınıdır. Ampul partisi, bugün, bilinmez türden bir hünerle iktidan ele geçirmiş bulunuyor. Şunu kabul etmek ge- rekir ki AKP'nin yüzde 25 seçmen grubuyla iktidar koltuğuna yüzde 66 oranında oturması, bir çeşit hü- kümet darbesi diyebileceğimiz, alengirli bir beceriy- le gerçekleşmiştir. Ellerini çabuk tutup, eski düzenin görevlilerini işbaşından uzaklaştırıp yerine kendi Is- lamcı piyonlarını yerieştirmeye koyulmuşlardır. Bu- gün imam hatip kökenli yetenekli yeteneksiz kişiler işbaşına getirilmekte, çağdaş uygar dünyaya karşı eşine az rastlanır bir karşıtlık sergilenmektedir. Bilimi, en gerçek yol gösterici kabul etmekle, çağ- daş dünya düzenindeki yerini alan uygar Türkiye'yi, mollalann egemenliğiyle ortaçağa indirgemek kabul edilebilir mi? Neyse; duruma olmuş bitmiş gözüyie bakmanın sa- katlığı çok yakında anlaşılacak ve bu parti, takıyye- lerinin kurbanı olacaktır. Türkiye, nice partilerin ortadan kalktığına tanık ol- duğu gibi bu bilim düşmanı takıyyeci partinin de so- nuna tanık olacaktır kuşkunuz olmasın. "Yalan dolanla yol sürûlmez" demiş halk şairi Pir Suttan. ötesi var mı? OKTAY AKBAL Romanlar Garipler Sokağı, 12. Baskı Suçumuz Insan Olmak, 12. Baskı Insan Bir Ormandır, 5. Baskı Düş Ekmeği, 4. Baskı Batık Bir Gemi, 2. Baskı CAN YAYINLARI Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin yaymladığı günlük Bizim Gazete Ülke sorunlanna ilişkin raportanyla, araştırmalanyla, köşe yazılanyla, tarafsız haberteriyte srvit toplumlann gazetesı. Duzenii okumak için abone olun. Te(: 0.212.51108 75 Esad Adil ve Avrupa Birliği AYDLN AYHAN Bahkesir Cniversitesi G eçenyüzyıldaül- kemizin yetiştır- diği en önemli seçkin aydınlar- danbiridekuşku- suz Esad Adil Müstecaphoğtu idi. Esad Adil Bey. ilk Türk sosyalistlerinden birisi olarak Türk sol hareketinın belli bir dö- neminde ağırlığı olan kişilerin- den birisidir. Yazar Aziz Ne- sin'ın "Birlikteöldüklerinrdi- yerek andığı Esad Adil Bey. Ankara Hukuk Fakültesi ilk mezunlanndandır (1928). Ay- nı yıl Brüksel'de hukuk dokto- rasına başlamış ve Türkiye'nin ilk "Deniz Hukuku DoktonT olmuştur. tlk yazılannı Balıkesir'de çı- kan "Zafer-i MfflT gazetesinde (1923) yayımlayan Esad Adil Bey, bu dönemde Atatflrk'ün getirdiği "milliyefçilik" fıkirle- ri doğrultusunda yazılar, şiirler yazmıştır. İlk siyasal nitelikte yazılan da bu dönemdedir. Brüksel'de entemasyonal sos- yalist fikirlerle tanışan Esad Adil Bey, Türkiye'ye dönüşün- de Atarürkçülüğünün yanı sıra sosyalist bir dünya görüşünün de sahibi idi. Çok iyi bir konuşmacı ve et- kileyici bir kişi olduğu için hu- kuk mesleğinde büyük paralar kazanabilecek iken halkını ay- dınlatmayaadayan biröncü ola- rak kaldı. 1930 lu yıllann baş- lannda Balıkesir'de birgüneş gi- bi doğdu. 1932'de Bahkesir Halkevi'ni kurdu ve ilk başka- nı oldu. Hemen Bahkesirli kiil- türe susamış gençleri etrafında toplayarak onlar için Halke- vi'ni gerçek bir ışık kaynağı, gerçek bir halk üniversitesi ha- Iine getirdi. Kurduğu kollar Ba- hkesir Halkevi'ni Ankara'dan sonra Türkiye'nin ikinci hal- kevi yaptı. Tiyatro, arkeoloji. köycülük, spor. eskrim, müzik kollannda bızzat göre\ aldı; gençlere diksıyon, makyaj, dav- ranış dersleri verdi; eskrim yap- mayı. tenis oynamayı, ç. lışma disiplini ve metodolojisi ii öğ- retti. Fransızca dersleri verdi. Yıllarca Balıkesir Halkevi Ti- yatrosu perdelerini önce mut- laka Shakespeare'ın bir oyunu ile açt. bİ22atyazdığj sosyal içe- rikli oyunlan köylere, kasaba- lara yönlendirdi.Gönlünde ya- tan çok partili demokraside fi- kirlerini halkına anlatmak için "Savaş" gazetesini "Cumhu- riyet Emeğe Hak, Değere Hür- riyet Getirir" alt başhğı ile 1933'tenl935'ekadar429sa- yı yayımladı. Bu gazetesinde yaptığı muhalefet ile tek parti olarak iktidarda olan Curnhu- riyet Halk Partisi yöneticileri- nin şimşeklerini üstüne çeken Esad Adil Bey, bunlann baskı- sı üzerine halkevi başkanlığın- dan aynlarak Adalet Bakanlı- ğı'nda görev aldı. İlk görevi "Temyiz Mahkemesi Müdde-i umumi muavini" (savcı yar- dımcısı) olan Esad Adil Bey, Adalet Bakanlığı 'nda pek çok yeniliğe öncü oldu. İmralı Açık Cezaevi'nin kurulmasını ve kurumsallaşmasını sağladı ve ilk kurucu müdürü oldu. Pek çok suçlunun düzelmesini sağ- ladı. Yıllar önce görüştüğüm. bir s ire bakanlıkta onunla ça- lışmış emekli bir hâkim: "Onun o zamanlar Adalet sistemine getirmek istediği değişikiik ve yenilikkrin gerekliliğini ancak elli >il sonra anlamaya başla- dım" demişti. tmralı'dan ay- nldıktan sonra tstanbul'a yer- leşerek Tan, Görüşler, Yeni Dünya, Ses. Yenı Ses gazete- lerinde yazılar yazmaya. halka sosyalizmi anlatmaya. olayla- n sosyalist gözle yorumlama- ya başladı. Bu arada sürekli ta- kibat alrında tutulmaya başlan- dı. Mayıs 1946'da ilk kez ''Tür- kiye Sosyalist Partisi"ni kurdu. Partisi kapatıldı. Tutuklandı. Yargılandı. Aklandı. Bu arada "Sendika" adında bir gazete ve "Gün" adh bir haftalık der- gi yayımladı. Parti kapatılınca bu kez "Beşer" adında bir baş- ka yayına girişti. 1950'deki de- mokrâsi hareketınden umutla- narak partisini yeniden kurdu ve yayın organı olarak "Ger- çek"! çıkardı. Yine tutuklan- dı. Hapsedıldi. Cezaevinde in- sanın tadabileceği en korkunç manevi acılan çekti. Çok sev- diği eşi birtakım serseriler ta- rafından daöa kaldınldı. Bu olay sonunda eşi ömür boyu aklını yitirmiş olarak yaşadı. O yıllar McCarthy'ciliğin Tür- kiye'de başladığı zamanlardı. Bu güneş, 23 Eylül 1958'de battı. Mezarı tstanbul'dadır. Değeri. yaşadığı zamanlarda yeteri kadaranlaşılamadı. Hâ- lâ da bilinmiyor. Esad Adıİ Bey, 31 Ekim 1931 "de Bahkesir Türk Dili Gazetesı'nde yayımladığı bir vazıda. Avrupa'da siyasal bir bırliğin gerekliliğini savun- makta. bu bırliğin pek çok sür- tüşmeleri önleyeceğıne inan- maktadır. Bunun için hedefler belirleyen Esad Adil Bey'in bu malcaleyi yazma nedeni. döne- min Başbakanı tsmetPaşa'nın Yunanistan'a yaptığı ve son derece dostluk mesajlan ile do- lu olan gezisidir. Bu gezide ya- pılan görüşmeler sürdürülsey- di belki de Türkiye ileride ku- rulacak olan Avrupa Birliği'nin liderlennden birisi olacak, 2. Dünya Savaşı olmayacaktı. Bu yazı. "Türk-Yiınan Dost- luğu'nun İki Esasta Tetkiki: 1. Balkan İttihadı ve Avnıpa Bir- liği, 2. Türk-Vunan tktisadi Si- \~aseti" başlığını taşıyor. Ara- dan 70 yıl geçti. Düşünün bir kere; Türk-Yunan siyasal yakın- laşması da. Türk-Yunan iktisa- di siyasetı de. Balkan birliği de günümüz dış siyaseti açısm- dan olduğu kadar, dünya siyaseti için de ne kadar önem- li. Keşke bu yazı yeniden vavımlansa... T ürkiye'nin, bardaktan boşanırcasına yağan yağmur gibi kültür kir- lenmesi altında harap edildiği ortamda bir onurlu ses bu pus- ^ _ _ _ lu havada şimşek gibi çakarak ortalığı aydınlattı ve arkasından gök gürlemesi geldi. Türkiye özelükle 1980'den sonra "Ana- yasa bir defa delinmekJe bir şey olmaz" anlayışı ile kültür yozlaşması içine so- kuldu. En yetkili ağızlar "Ben yapüm o^ du" diyerek bu yozlaşmanın temel taş- lan oldular. IMF'ye avuç açmamızdan. askerleri- mizin taciz edılmesine kadar yaşanan bü- tün olaylarda bu yozlaşmarun etkileri- nin olduğu bir gerçek... Bir Onurlu Ses, Rüknettin Kl MK\LE Türkiye elınde hiçbir şey yok ıken Lozan'da zafer kazanan ulus olma yo- lundan çıkartılmaya çahşıldı. Kişisel çı- karlar uğruna yıpratılmayan hiçbir ye- rimiz kalmadı. Türkiye'de ayncalıklı "Sen benim kim olduğumu biMyor musun?*cular yaratıl - dı. Cumhurba^kanı tarafından Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine atanan Tür- kiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok CHP üyesi olması ve Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesinin ar- dından partiden istifa et- miş olmasına karşın "Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanlığ] nıa- _ « . . ^ ^ ^ ^ kamını yıpratmamak için" atandığı bu görevinden istifa etti. Sayın Özdemir Özok, bu davranışı- nız ile Anayasa Mahkemesi üyeliği gi- bi yüce bir unvandan oldunuz. Torunlannız "Bizim Büyükbabamız Anayasa Mahkemesi üyesi idi" dıyeme- yecekler. Bunun yerine "Bizim Büjiik- babamız Anayasa Mahkemesi üyeliğin- den onurlu bir davranış ile affuu isteyen kişi idi" diyecekler. Onlara çok büyük bir sorumluluk yüklediğinizin farkında mısınız? Sizin gibi olmak vardı... CIMHURİYETTEN OKURLARA İBRAHİM YILDIZ Cumhuriyet Her Gün Bayilerde Satılıyor! Medya kendini sorgulamalı di- ye çok yazdık. Gene de bu konuyu sık sık gündeme getirmek zorunluluğu hissediyoruz. Uzmanlar, meslektaşlar ve ustalarımız medyanın her ge- çen gün kötüye gittiğini vurgu- luyor. Gelecekle ilgili öngörüler olumsuzluk içermekte... Geçen hafta olan bitenler medyanın geldiği noktayı say- dam biçimde ortaya koydu. AKP iktidan göreve geldikten sonra her şeyi tozpembe gös- termek gibi bir anlayış, salgına dönüştü... Başbakan'ın oğlunun 17 yaşındaki bir kızla evfiliği haber- lerinin veriliş biçimi bunun en somut örneğiydi. Bu konuda Cumhuriyet gaze- tesi tüm medyanın dışında bir görev üstlendi. 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün istegiyle üstadımız Yunus Nadi tarafından yayın yaşamına giren gazetemiz, iz- lediği yayın politikası ile ne ka- dar dogru ve tutarlı bir yolda ol- duğunu kanıtlıyor. Yıllar önce bölücülük ve şe- riatçılığın gerçek yüzünü günde- me getiren Cumhuriyet, yetki- lileri ısraria uyarmıştı. Bugün de bu uyanlanmızı görev bilinciyle sürdürüyoruz. Cumhuriyet'in muhabirleri, yazarlan ve çizerieri şeriatçı ke- simin eğitim, yargı, kültür. alan- lannda bilinçli kadrolaşmasına ilişkin gelişmeleri yayımlayarak toplumu bilgilendirmeyi eksik- siz yerine getirmektedir. Cumhuriyet gazetesi, dün ol- duğu gibi bugün de Atatürk il- ke ve devrimlerini ödünsüz ve art niyetsiz savunan tek günlük gazete olmanın bilincindedir. • • • Son günlerde yine gazetemi- zin haberieri medyada günde- me geldi. Askeri şûra toplantı- sıyla ilgili ayrıntıları Cumhuri- yet'ten izleyen meslektaşları- mız eleştirilerini mesleki kıs- kançlığa kadar vardırdılar. Ha- berlerimizi yalanlatmak için ça- ba gösterenler; Cumhuriyet'i kaynak göstererek manşetleri- ni oluşturanlara da kızgınlıkla- rını yansıttılar. Bununla da yetinmeyip Cum- huriyet'in satıldığını birinci say- falarına taşıdılar. Çok sık yazı- yoruz, yine belirtelim Cumhuri- yet bir vakıf gazetesidir. Çalışanlan ortaktır. Gazetemiz de her sabah ba- yilerde sarjlmaktadır. Kim 500 bin TL verirse Cumhuriyet'i satın alabilir. • • • Bir gazetenin tek başına sa- tış geliriyte ayakta durması bek- lenemez. O nedenle reklam ge- liıierinin artması zorunlu bir ko- şuldur. Bugüne dek, reklam konu- sunda birçok seçenek denedik, yaşadık. Bir süre Hürriyet gaze- tesi ile ortak olan bir reklam şir- keti gazetemize reklam aldı. Sonra Medya-C ve Publi Medya adına şirketler uzun sü- re gazetemizin reklam pazarla- masını yürüttü. Şimdi de 1 Ağustos'tan ge- çerli olmak üzere Medi Grup reklam şirketi ile çalışmaya baş- ladık. Buradaki koşul, gazetemizin daha fazla gelir elde etmesidir. Cumhuriyet'e kim bu olanağı sağlarsa, Vakfın anayasasına uyan herkesle çalışabiliriz. Son 10 yıldır uyguladığımız model tutmuştur. Hesabımız ki- tabımız bellidir. Belki de borç- suz harçsız tek medya kurulu- şu Cumhuriyet'tir. Amacımız, gazetemizi onur- lu ve yaşarlıklı bir biçimde ge- lecek kuşaklara bırakmaktır. Kıskançlıklan, yalan dolanı bir kenara bırakarak medyanın üze- rine düşeni yapıp yapmadığını sorgulayalım. İyi haftalar...
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog