Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

1 AĞUSTOS 2003 CUMA CUMHURİYET SAYFA 17 Bektrcmik posta: denizsom#cumhiHiyetcom.tr www.denizsofnxonı Tet: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 - Başbakan attan düşmüş... "Eseöe binmesi vakındıri" Tupizm Umut Vakfı'nın yorumu: "Ateşli silahlar gelişmekte olan ülkelerde turizmin kuyusunu kazar, çünkü... Toplumda şiddet kullanılması ile bağlantılı suç işleme ve çatışma endişesi turistlerin o bölgeye seyahat etmelerini engeller... Turistik yerier toplumdaki çatışmalar neticesinde zarara uğrayabilir ve hatta ulaşılamaz hale gelebilir... Daha çok ses getireceği düşüncesiyle turistlerin özellikle hedef alınacağı görüşü yaygınlaşır... Görülüyor ki, turizmin dolayısıyla ekonomimizin gelişmesi için turiste sahip çıkılmalıdır. Turistin, suç oranı yüksek, fakiriik ve cehaletin kol gezdiği, çatışmalara gebe, polrtik istikrann olmadığı yere gelmesi mümkün görülmüyor. Bu nedenle Umut Vakfı, başta otelciler ve seyahat acenteleri gibi turizmin belkemiğini oluşturan üçüncü sektör kuruluşlanna ekmek kapılan olan turizme ve turiste sahip çıkmalan yönünde çağnda bulunuyor." skı zamanlann birinde bir otlakta öküz sürü- sü yaşarmış. Ama çevredeki aslanlar da bir türlü rahat bırakmazmış onları. Hemen her gün saldınriarmış sürüye. öküz dediğın öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya toplandılar mı kolayca defetmesini bilirlermiş o koca aslanlan. Gün geçtikçe aslanlan almış bir kaygı... "Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor" demiş aslanlardan birisi. "Nereye gideriz" diye düşünürterken sürünün en çelim- siz, ama en kurnazı topal aslan "Hayır" demiş, "Hiçbir yeregitmiyoruz... Ben hallederim bu işi." Inanmamış kimse ona ama "Bir şans verelim ne çı- kar" diye düşünmüşler. Topal aslan elinde beyaz bay- rak gitmiş öküzlerin yanına... öküzlerin liden olan boz öküz sormuş ne istediğini. Topal aslan "Saygıdeğer öküzefendiler.. Bugün burayasizden özürdilemek için geldik" diye başlamış söze: "Evet size defalarca saldır- dık, ama niye biliyor musunuz? Hep o sizin aranızdaki san öküz yüzünden... Onun rengi gözümüzü kamaştı- Sarı öküz nyor, aklımızı başımızdan alıyor... Verin onu bıze, siz kur- tulun biz de banş içinde yaşayalım!" Boz öküz, diğerönde gelenlerle görüşmek üzere ge- ri çekilmış... Hepsı de sıcak bakmışlar bu teklife... Bir tek yaşlı benekli öküz "Olmaz" demiş ama kimseye dinletememiş sözünü... Zavallı sarı öküz teslim edilmış aslanlara... Sürünün selameti için bir öküz; gerekliymış bu... Gerçekten de günlerce sürüye saldıran olmamış... Ama aslan milleti, ne kadar sabreder ki "Acıktık" de- mişler. Topal aslan boz öküzün yanına gitmiş: "Gördünüz ya biz aslanlar ne denli uysal milletız... Yal- nız büyük bir sorunumuz var! Şu sızin uzun kuyruklu öküz... öyle uzun bir kuyruğu var ki nereden baksak gö- rünüyor... 0 kuyruğu salladıkça bizim de aklımız başı- mızdan gidiyor... Gelin verin onu bize eskisi gibi banş ve huzur içinde iki taraf da hayatını sürdürsün..." Boz öküz yine istişare yapmış sürünün ululanyla... Yi- ne sadece benekli öküz olmuş karşı çıkan... Hepsı de "Verelim gitsin" demişler... Dışlamışlar uzun kuyruğu sürüden... Saatler sürmüş zavallının çırpınışlan... Tekrar tekrar yinelenmiş bu olanlar... Her geçen gün daha da semirmiş aslanlar, alabildiğince güçlenmişler. öküzler ıse her geçen gün daha da zayıflamışlar, sey- reldikçe seyrelmişler...Aslanlar küstahlaştıkça küstah- laşıyormuş. Artık bir neden bile söyleme gereği duymu- yorlarmış. "Verin bize şu öküzü sonra kanşmayız" di- yorlarmış. Zavallı öküzlenn "Hayır" diyebilecek güçleri kalmamış... Hepsi birer birer can veriyormuş aslanların pençesınde. Boz öküz de aralarında olmak üzere bir- kaçı kalmış en sona... "Ne oldu bize, ne zaman kaybet- tik bu harbi aslanlara karşı, oysa ne kadar da güçlüy- dük?" diye sormuş biri boz öküze... Boz öküz, gözleri nemli ve sesi pişmanlıkla titreyerek, "San öküz'ü ver- diğimiz gün kaybettik bu kavgayı!" demiş. SESSÎZSEDASIZ(iy Yüksek Yerilim Hattı erdincutku yahoo.com ABD kongresi Türkıye'nin adını değiştirsın. Birleşik Amerikan Emrivakilikleri' Elektrik sayaçlarmın arasına ne giriyor? Antalya'dan Şenol Utku anlatıyor: "30 daırelik apartmanımızın araların- da benımde bulunduğum 10daıresın- de elektrik sayaçlarmın usule uygun ol- madığı ve incelenmesi gerektıği söyle- nılerekTEDAŞtarafından not bırakılmış. Sayaçların hiçbirınde mühürde bo- zulma ve kırılma gibi önemlı bir so- run yoktu. Büyük bir kısmında cam ile çerçeve arasına kâğrt girebiliyor- muş. Araya film sokularak sayacın durdurulduğuna sıkça rastlanıyormuş, ancak kâğıt girebilmesi ile film girebil- mesi arasında fark var. Sonuç olarak sayaçlarımız söküldü ve incelendi daha önce hıçbır oynama olmadığı saptandı. Ve 10 yıldır sorunsuz kullandığımız sa- yaçlanmızın değişmesi gerektiği söy- lendı. - g Bu işlemler nerede ise bana tam bir iş gününe mal oldu. 85 milyon liraya al- dığımız yeni üç fazlı sayaçlar takıldı an- cak bu sayaçlarda da aynı sorunun ya- ni cam ile çerçeve arasına kâğıt girebil- mesi sorununu olduğunu şaşkınlıkla gördük. Bir türlü TEDAŞ yetkililerınden tatmınkâr yanıt alamadığım şu soru- larım hâlâ aklımı kurcalıyor: Sökülen sayaçlar gerçekten uy- gunsuz muydu? Eğer öyle ise sökül- dükten sonra hıç mi uygun sayaca rast- lanmıyor? Sayaçlar eğer araya kâğıt gi- rebilmesi nedenı ile uygunsuz kabul edı- liyor ise yenı sayaçlarda da bu sorun neden bulunuyor? Sorun kâğıt girebil- mesi ise bu sayaçların kenarı çok basit yöntemler ile kapatılamaz mı? Sökülen sayaç başına prim aJan bırilerı var mı?" Ortaöğretim Ozelleştirilîyor mu? FATMA EStN Bilindiği gibi bir süre önce Milli Eğitim Bakanı Sayın H. Çelik, yoksul ve başarılı öğ- rencilerin eğitiminin, parası MEB bütçsinden karşılanmak üzere, özel okullardayaptınla- cağı habenni büyük bir gurur- la açıklamıştı. llk bakışta yok- sul öğrencilere de parah özel okullarda eğitim olanağı sağ- lama gibi, insanı duygulandı- ran bir haber gibi görünse de, amacın böyle olmadığı açık! AKP iktidarı yüklendiği mis- yon için önemli ve sağlam bir adım atmayı amaçlıyor aslın- da. Çünkü, özel okullar, ama hangi okullar?.. Bilindiği gibi ülkemizde eği- tim kalrtesini ve çağdaşlığını kanıtlamış köklü özel okullara ilgi büyüktür ve bu okullar sı- navla öğrenci alırlar. Giriş sı- navının sonuçlannın açıklan- ması ile kontenjanlan hemen dolar. Çocukları bu okullann yedek listelerine girebilmiş ai- leler son güne kadar umutla beklerler; beklerler ki, belki asıl listeden bir öğrenci hak- kından vazgeçer de sıra onla- ragelirdiyeLBu okullann, ye- dek listede bekleyen öğrenci- leri varken, başka öğrenci ka- bul etmeleri söz konusu ola- maz doğal olarak. Bunlann dışında daha pek çok özel okul var ve çoğunun tarikat okulları olduğu bilin- mektedir. Bunlar kontenjanla- rını kolay kolay doldurama- maktadırlar. Bu durumda Sa- yın Çelik'in sözünü ettiği özel okullar tabii ki bu okullardır. Ve Sayın Çelik bir taşla iki kuş vurmayı hedeflemektedir. Bi- rincisi bu okulları MEB bütçe- sinden beslemek, geliştirmek; ikincisi, adı konmamış olsa bi- le, buralarda imam hatip lise- si eğitimli gençleryetiştirmek. Bu açıklamasından kısa bir süre sonra Sayın Çelik'in şe- hir merkezlerindeki okul bina- lannın satılacağını açıkladığı da unutulmamıştır herhalde. Hatta bu okullann müşteri adaylarını bile yazdı bazı ga- zeteler. Bu iki açıklamanın bir- biri ile bağlantılı olduğunu dü- şünmemek mümkün mü? öğrenciler özel okullara kaydınlınca, devlet okulların- da öğrenci sayısı azalacak, okul binalannın bazılanna ge- rek kalmayacak. Bunlar satı- lıp, elde edilen para özel okul- lara aktanlacak, bu okullar ge- lişecek, geliştikçe daha çok öğrenci alacak ve yavaş ya- vaş Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullann sayısı azalacak, azalacak, azalacak... Ve sonra!.. Ortaöğretim sessiz sedasız özelleştirilmiş olacak! Hem de Sayın Çelik'in istediği doğrul- tuda ve yandaşlar korunup, kollanarak. Tıpkı diğer kurum- lann özelleştirilmesinde oldu- ğu gibi!.. Yıllarönce duymuştum: Bir zamanlar bir bakan, "Ah şu okullar olmasa Milli Eğitim Bakanlığı'nı idare etmek ne kolay olurdu!" demiş. Sayın Çelik bu konuda bir adım ile- ride. İşi sözde bırakmayıp, ic- raata geçiyor. Kutlanmaya de- ğer! Büyük bir kıvançla öğren- dim ki, Eğitim-Sen'in girişimi ile Danıştay bu uygulamayı ip- tal etmiş. Iptal karannın ardın- dan TV ekranlarından Sayın Başbakan Erdoğan'ın ve Sa- yın Çelik'in bu konuda öfke dolu açıklamalannı dinledim. Çok öfkeliydiler ve karara iti- raz edeceklerini, Idari Dava Daireleri Genel Kurulu'na baş- vuracaklannı belirttiler. Hatta Sayın Erdoğan, "Bu okullar benim okullanm mı?" diye bir de soru sordu konuşmasının arasında. Tıpkı kadrolaşmaya karşı gösterilen tepkilere, "Bu atadıklanmız başka gezegen- den mi?" diye sorduğu gibi. Evet, Sayın Erdoğan ve Sa- yın Çelik, Danıştay'ın iptal ka- rarına çok öfkeliydiler ama, bundan sonra başlatacakları hukuk sürecinde başanya ula- şacaklan umudunu taşıyorlar. Eğitim-Sen'i ve Genel Baş- kan'ı Sayın Alaaddin Dinçer'i gösterdiği duyarlılık ve giri- şimleri için kutlarken, Sayın Çelik'in bundan sonraki itira- zını inceleyecek kurumlann da aynı duyarlılığı ve kararlılığı göstereceklerini umuyorum. Milli Eğitim Bakanlığı büt- çesinin özel okullar yerine devlet okullarına harcanması, bu okullann geliştirilmesi, bu- ralardan bütün çocuklanmızın eşit ve nitelikli eğitim alması, bütün vatandaşlar gibi benim de en içten dileğimdir. KİM KİME DUM DUMA BEHÎÇAK behicakJI turk.net HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BÎLGİN ı ı ı ı r n ı ı OTOBLSTEKİLER KEMAL LRGENÇ k-urgencfa yahoo.com EROL MAMÎSALI AVRUPA KIBRIS Kıbns kitabı, Kıbrıs uyuşmazlığının ıçine sürüklendığı çıkmazı, bugune kadar yazılamayan ve özellikle de gızlenmeye çalışılan yonlerı ile ele alarak, Kıbrıs ve Türkıye-Batı ılışkilerı konusuna yeni bir soluk getırıyor. DEMN 5130 TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKA* 1 Ağustos tpicw.nuuntaz-arikan.com ISTANBUL UNIVERSITESIKURULDU.. 1933'TE BUGÜfiJ, İS7XNBUL , GAZ' O£V- . 4 TÛ/&C 8//S . 22S2 ~£C>£, DE&SLEetNE DEI/AM ZOeUNtüUtĞU Dl. So/da, unıı/ers/fenmfa4>efos//)?nast/rşt göru/vyor ANKARA...ANKA... MÜŞERREF HEKtMOGLU Eski Bir Dost 195O'li yıllar, Erol Güney'i tanıyorum tercüme bürosunda. Büro, istasyonda Demiryollan'nın es- ki binasında bir odada. Her dildençevirileıiekitap- lığımıza yeni ufuklar açıyor. Oğuz Peltek'in oda- sında karşılaşıyoruz kimi günler. Arada bir Melih Cevdet'ten selam getiriyor bize. Başkent Anka- ra'nın ilginç bir dönemi. Olaylar tırmanıyor, umut yeşerirken solmaya dönüyor yaşam. Telefonda Dora Güney sesleniyor. Erol Güney'in başına ge- lenleri anlatıyor bir solukta. Inanılır gibi değil, ne ya- pacağımı bilmiyorum ama bir şeyler yapmak isti- yorum. Yanlışlığı düzeltmek gerekiyor, bu görev de bize düşüyor. Ama kolay değil! O zaman De- mokrat Parti iktidarda. Erol Güney'in yaşadığı ola- yı hangi DP'Iİ bakana anlatır, kime nasıl ulaşır, na- sıl bir çözüme varabilirim diye çırpınıyorum. Fethi Çelikbaş'a telefon ediyorum. O günkü hükümet- te ağırlığı olan bir bakan. Yanlışlığı düzeltmem için bir şeyler yapabilir diye düşünüyorum. Ancak o günkü koşullarda bir şeyler yapabilir mi acaba? Te- lefonu çeviriyorum, durumu aktanyorum, ama u- mut yok. Erol Güney'in vatandaşlıktan çıkarılma- sı başka çevrelerden kaynaklanıyor. O günler çok üzgün, çok şaşkın ve gergin geçti. Yorumu yapıl- madı, Erol Güney Ankara'dan ayrıldı, yurtdışına gıtti. Yaşam biçimi baştan sonadeğişti. HasanÂli Yücel'in sözünü unutamam. Erol Güney'in isteği- ne yanıt verememesinin üzüntüsünü aktardı bana. Erol Güney bir Anadolu lisesinde öğretmen olmak istiyor. Milli Eğitim Bakanı da bu isteği yanıtlaya- mıyor. Inanmak güç ama gerçek. Olay böyle ya- şanıyor. Vatandaşlıktan aynldıktan sonra yeni birdönem başladı Erol'un yaşamında. Birbirimizi görmedik uzun süre, uzaktan haberieştik, selamlaştık ama olay buruk bir acıyla yerleşti yaşamıma. Hayli za- man geçti aradan, Erol Güney dünyayı dolaştı, ha- berleri, yorumlanyla ünlü bir gazeteci oldu. Ama vaktiyle büyük umut ve özlemle geldiği ülkeden dışlanmak acısını unutabilir mi? Erol Güney o günlerin, uzun yıllann öyküsünü ya- zıyor şimdi. Kimbilir ne ilginç olaylar yer alacak ki- tabında. Bellı olaylar hangi çizgiye ulaşacak? Bu sorunun yanıtını yaşayarak alacağız. Sanırım Erol Güney de yeni ufuklar açacak önümüzde. Çok önemli bir dönemin tanığı olarak neler anlatacak bakalım? Yıllar boyunca neler yaşadı, siyasal sah- nenin gerisini yakından gördü, oyunları, oyuncu- ları yakından tanıdı, belli yorumlara vardı hiç kuş- kusuz. Belli boşluklar, karanlık noktalar tarihin ışı- ğında aydınfanacak şimdi. İlginç birresim oluşuyor. Değişimleri, dönüşüm- leri tarihin ışığında görüyor insanlar. Belli gerçek- ler de o ışıkla aydınlanıyor, yoksa giderek bulanı- yor ufuklar. Uzun yıllar görmedim eski dostumu. Bir kez Ankara'da karşılaştık, kısa bir buluşma. Oysa, onunla konuşmak, vatandaşlık olayının dü- şünceme yansıyan bir boyutunu belirtmek ister- dim. Teşekkürde de geciktim biraz. O olayın güzel katkısı var düşüncemde. Bulanıklığı içime sindire- medim. Erol Güney'i suçlamayı değil aklamayı is- tedim. Boşuna çabalar ama gerçek çabalar. Mes- leğimizin ilginç biryanı bu. Içerden gelen sesler ya- nıt bulmuyor her zaman. Bir uyandan yoksun ka- lıyor belli yargılar, yanlışlıklar, çarpıklıklar. Ancak, eninde sonunda düzlüğe kavuşuyor. Erol Güney'in yaşamı da kanıtlıyor bu gerçeği. Kimbilir neler yazacak, elli yılın öyküsünü nasıl yansrtacak? Biz de yerimizi daha iyi bulacağız o yazılarda. Yakında görüşmek umuduyla sevinçle bekliyo- rum eski dostumu. BULMACA SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 S0LMN SAĞA: 1/ içinde bir şey saklanan kap ya da yer. 2 II Iskandınav 3 mıtolojısinde tannlann kra- lı... Osmanlı ordusunda ve donanmasında hafif pıyade askeri. 3/ Eski 8 dilde ek- 9 mek...l950'h yıllarda ülkemizde büyük seyirci topla- yan, Raj Kapoor'un 2 hem oynayıp hem de 3 yönettiğıHintfılmi.4/ 4 Peygamberağacı reçi- 5 nesinden çıkanlan ve 6 hekımlıkte kullanılan 7 bir sıvı. 5/ Dağkırlan- 8 gıcı...Bırnota.6/' - Ha- 9[ yır" anlamında kullanılan söz... Cinsel güçsüzlük. 7/ Bir şeyın ya da bir yenn ortası... Tehlike durumu, im- dat, yardım. 8/Çatı, dam... Acı portakal esansı ve kı- nakına özütü ıçeren soda tıpı. 9/Utanmaz, rezil. YUKAJRTOAN AŞAĞIYA: 1/Yükleri ya da gereçleri havadan ya da yerden ta- şımaya yarayan aktarma aygıtı. 2/ Serbest meslek adamlaruıı içinde toplayan resmi birlik... Türk halk müziğine özgü dokuz telli saz. 3/TütsüyIe kurutul- muşu oldukça sürümlü olan bir balık... Kabadayı. 4/Hububat tozu... Eski Türklerde ölmüş atalann ta- pılan suret ve heykelleri. 5/Dinsel tören... UzakJık işareti. 6/ "Değersiz, önemsiz" anlammda argo söz- cük. 7/Karadeniz'in kuzeyindeki iç deniz... Itırlı bir bitki. 8/Motorlu bir taşıtın dış yapısı. 9/Çınar, me- şe gibi ağaçlann meyvesi... Ilgi eki. SAHİBİNDEN SATILIK ARSALAR Çanta Cumhuriyet Mahallesinde 334/8 parsel • 524 m2 343/2 parsel - 401 m2 tel: (532) 526 41 42 Nüfiıs cüzdanımı kaybettim. Hükümsûzdür. SEVDA YILMAZ Nüftıs cüzdanımı ve Bağkur karnemi kaybettim. Hükümsüzdür. BERRİN DELt
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog