Bugünden 1930'a 5,475,058 adet makale



Katalog


«
»

6 MART 2003 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA HABERLER Operasyon başlamadan önce Irak'a sızan CIA'nın özel birlikleri casusluk yapıyor Kirli savaşınaskerleri• CIA'nın Özel Operasyon Birimi Irak'ta ve savaş için "vur" emri verilmeden çalışmalara başladı. Özel birlik, Washington'ın Saddam Hüseyin'i devirebilmesi için yandaş toplamaya çalışıyor, edindiği her bilgiyi Langley'deki merkeze iletiyor. Amerikan Başkanı George Bush, Saddam Hüseyin'e karşı girişmeyi planladığı savaşın başlamasından çok önce CIA'nın kısa adı "SOG" olan "Özel Operasyon Birimi"ne önemli misyon yükledi. Almanya'da yayımla- nan Der Spiegel dergisi son sayısının kapak konusunu bu özel birliğe ayır- dı. Dergide yayımlanan yazıya göre bir süre önce, gecenin ilerleyen saat- lerinde Kuzey Irak sınınndan içeri sı- r İZLİ KOMANDOLAR Dünyanm her yanmda çalışıyorlar CIA'mn 'gizö komandolar'ı şimdiye kadar birçok bölgede dünya siyasetine etki edecek çalışmalar yürüttü. Bu faaliyetler bölgelere göre şöyle sıralalanıyor: Guatemala: 1954'teDevlet Başkanı Jacobo Arbenz'e darbe düzenlendi. tran:1953'te ilk kez CIA'mn gündemine geldi. Iran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi kısa bir süre sürgünde kaldıktan sonra CIA destekli protesto gösterileri ve diğer faaliyetlerle yeniden başa geçti. Şahın 1979'da devnlmesı CIA için büyük ve kötü bir sürpriz oldu. Küba: 1959danben FlddCastro tarafından yönetilen ülkede Domuzlar Körfezı operasyonu fiyaskoyla sonuçlandı. Vietnam: CIA 1963 'te Güney Vietnam'ın devlet başkanı Ngo Dinh Diem'e karşı darbe yaptı. Vietnam Savaşı boyunca gizli komandolara çok iş düştü. Şüi: CIA, Sah-ador Allende yöneriminin gücünü kaybetmesinde etkin oldu. Allende'ye karşı asken darbe düzenlendi. Dönemin ABD yönetimı "Bir ülke sorumsuzluk nedeniyle komünistieşiyorsa neden seyirci kalahm" görüşünü benimsemiştı. Nikaragua: CIA, 1981 'den ben muhalifleri destekliyor. Afganistan: 11 Eylül saldınlanndan sonra CIA'nın özel birlıklen Taleban ve El-Kaıde'nın adım adım izini sürdü. U'ashıngton'un öncelikli hedeflerini belirledi. Ulusal kahraman ilan edilen ajanlar Fiimiere konu olan gizli komandolann arasında bazılan var ki onlar ne kadar iyi yetişmiş, ne kadar yüksek teknolojiyle donatılmış olsalar bölgeden dönmeyenler de var. Afganistan'da görev yapan "Amerikalı Taleban" unvanı takılan El-Kaide militanı Walker Lindh'in sorgusuna da katılan Michael Spann bunlardan biri. 32 yaşındaki Spann çöldeki sorgu sonrasmda vurularak öldürüldü. Ve ulusal kahraman ilan edildi. Geçen ay bir CIA görevlisinin daha cenazesi geldi Afganistan'dan, bir başka CIA ajanı Helge Philipp Boes de öldürüldü. zan özel birlik komandolan Washing- ton'ın Saddam Hüseyin'i devirebil- mesi için yandaş toplamaya çalışıyor, edindiği her bilgiyi laptop ya da uydu telefonu aracılığıyla Langley'deki mer- keze iletiyor. Birkaç gün kendilerini idare edecek erzak ve baskın yapmaya yeterli dona- nırru olan silahlarla dolaşan CIA'nın pa- ramiliter kolu Saddam Hüseyin'in uzun süre önce kontrolünü kaybettiği Kuzey Irak'ta yaklaşan savaşta Amerikan Or- dusu'na öncülük ediyor. Orduya han- gi yolu izleyeceğini söyleyebilmek için var gücüyle çalışıyor. Rambo ve ben- zeri Hollywood filmlerine konu olan komandolar Washington'ın öncelikli olarak saldırması gereken hedefleri saptamak için de gizli arayışını sürdü- rüyor. Hem komando hem de ajanlık vasıf- lanyla Afganistan'daki savaşta kısa sü- rede kazanılan zaferde büyük rolü olan SOG'nin küçük bir grubu yine bir ge- ce karanlığında Irak'ın güneyine de girdi. Ve burada savaş başladığı za- man Saddam Hüseyin'in Kuveyt'ten ül- keye girecek birliklerin karşısına çıka- racağı birliklerini nerede ve nasıl ko- nuşlandırdığı konusunda bilgi aktardı. Vietnam'dan Nikaragua'ya dünyanın birçok bölgesinde faalıyet gösteren CIA'nın ajanlannın geçmişte alay ko- GörevSaddam h düşürmek Her gün Başkan George Bush'a Beyaz Saray'da rapor veren CIA Başkanı George Tenet'in "özel çocuklarTnın hedefi, Bağdat'a girerek misyonlannı tamamlamak. \e Irak Bderini yönetimden düşürmek. Yûksek teknolojinin tüm olanaklaruu kııllanaa, çoğunluğu -^ asker kökenti bu özel birtikte yer alanlann sayıa . birkaç yüzü geçmryor. CIA'nın Langky'deki . - J 1 ;-" merkezindendestekalanözelbirtiği ..'•;-.'* ' - gidecekleri mekânlara tuzh bot, - heükopter veya yük gemilerryle ulaşıyor. Savaşta kullanılmak üzere kasası daima dolu olan birlik-ABD gizh' servisleri için yılda 30 milyar dolar harcıyor-Savunma " - • " " Bakanhğı'nın imkânlarmı da Gerçekyaşamm Rambolan, Irak'ın yanı sra •. '* uzey Afrika, Pakistan, Afganistan, Orta Asya ve Asya'nın doğusunda da faaüyet gösteriyor. . - nusu olduğu dönemler de oldu. Usa- mebin Ladin tehdidini fazla önemse- meyen CIA, 199 l'de Irak'ın Kuveyt ış- galinizamanındaöğrenemedi. lOObı- ne yakın çalışanı olan ABD gizli ser- visleri kapsamında özel bir birlik ku- rulması fikri ise CIA'nın ilk yıllann- da doğdu. Başkan Harry Truman dö- neminde 1947'detemelleri atıldı. îkin- ci Dünya Savaşı sonrasında Mosko- va'yla yaşanan gerginlik sürecinde giz- li servis ve bu tür özel kuvvetler önem kazandı. Etlcln araç "CIA ABD'nin dış potitikasında kul- landığı etkin bir araç nuydT sorusuna kesin bir yanıt vermek ise zor. Cünkü bazen "evet" bazen "hayır" bu soru- nun yanıtı. Afganistan'da olduğu gibi çok başanlı görevler üstlenen CIA'nın geçmişteki bazı başansızlıldan "Giz- li savaşlann nasıl büyükfelakederedö- nüştüğünü hepimiz gördük" yolunda eleştırilere neden olmuştu. Ancak, Af- ganistan'daki başan Irak'ta da özel bir- liklen yeniden çok önemli konuma ge- tirdi. Belirlenen hedefi belirleyip sal- dırmayı kolaylaştıran "Predator" adın- daki avcı uçaklan sayesinde El-Ka- ıde'nin askeri anlamda şefi olan Mu- hanuned Auf ın öldürülmesiyle örgüt çok önemli bir kayıp \ ermiş oldu. Ta- bii, bu yüksek teknolojinin kullanımı masum insanlann ölmesine de neden oldu. Yazıya göre eğer bir askerbu giz- li görev üstlenen birliklere aktanla- eaksa onun askeri dokümanlan öyle dü- zenleniyor ki sıvil yaşamda "istedik- leri her deüğe rahatnkla girip çıkabili- yorlar". Kuzey Irak'ta ıçi dolar bank- notlanyla dolu çantalarla gezen "giz- li komandolar" Afganistan'da Kuzey İttifak'a yandaş bulmak için harcadık- lan 3 mılyon dolann belki de çok faz- lasını döküyorlar. Kuluçkadakl tavuR Bush CIA Başkam'na her gün "Sad- dam'ın sürgüne gönderilme şansı var mı", "KürÜergerçekten özerkbir dev- let istiyor mu" sorulannı yöneltiyor. Savunma Bakaru Rumsfekl ise CIA'nın patronunun söyledikleriyle hareket et- meye istekli gibi görünmüyor. CIA'nın Pentagon'un imkânlannı kullanarak operasyonlar düzenlendiği- nı anımsatan Rumsfeld, kızgınlığını, "Ben askerlerimi oraya gönderdim. el- lerine silah verdim, ancak CIA bizûn içeri gû-memize izin verene kadar ku- luçkada tavuklar gibi beklemekzorun- dayız" dıyerek ıfade ediyor. Özel birliğe 11 Eylül saldınlannın ardından Vietnam ve Watergate'ten sonra ilk kez Beyaz Saray'a daha doğ- rusu Başkan'a danışmadan "öldürme" yetkisi verildi. Uzun lafın kısası. özel birlikte görev yapanlar Bush "vur" emrini vermeden önce gereken du- rumda "vurmaya" başladı. Ve ABD Or- dusu'nun gözü ve kulağı olarak dün- yanın odak noktası halindeki Irak'ta fa- aliyet gösteriyor. DerSpiegel'den derieyen: Seçil Türesay Köln Avrupa Köprüsü'nde binlerce kişi TBMM'nin aldığı 'Savaşa hayır' kararmı kutladı Almanya'da 'gurur' dolukarnavalOKTAY EKtVCÎ ESSEN / KÖLN - ABD'nin Türkiye'yi de yanına alarak Irak'a saldırma planına TBMM'nin yeterli çoğunlukta onay vermediği 01 Mart 2003 Cumartesi günü, Almanya'da da yılın en büyük karnavalı baş- lıyordu... Pazar günü Berlin'deki şen- liğe 500 bin kişi katılırken, iz- leyenlere 100 tona yakın şeker ve çikolata dağıtıldı... Pazarte- si Aachen. Köln, Mainz, Düssei- dorf ve Münih'te düzenlenen "Rosenmontag" geçıtleriyle milyonlarca Alman, onmilyon- larca şişe bira içerek ve çılgın- lar gibi eğlenerek karnaval coş- kusunu doruğa çıkardılar.. Bız de Kerem'le birlikte bir yandan TBMM'deki "onuru- muzu kurtaran" oylamanın se- vincini yaşarken, aynı anda kar- navalın Köln'deki gösterilerin- de bu sevinci sankı Almanlar- lapaylaştık... Ünlü Dom'un. ya- ni tarihi Köln Katedrali nın bu- lunduğu meydanda belkı de 1 milyona yakın insanın oluştur- duğu banş ve sevgi selinin ara- Maskeler kafa kafaya yine Almanya'daki basınımızın manşetindeydi. Irak krin Almanya sokaklannı neşe ve eğJenceye boğan karnavala da damgasnu \nrdu. Normalde şarkıcu aktör gibi ünlülerin ya da ala\ cı bir tavuia Alman siyasilerin maskelerini takan Almanlar bu kez George Bush ve Saddam Hüsevin küığma büriinmcyi tercih ettiler. Böylece karnaval da bir anlamda savaş karşıtı eyleme dönüşmüş oldu. tki liderin maskelerini takanlar u yüz yüze" gelerek ikili arasındaki çekişmeye nükteli bir yaklaşım getirdiler. (Fotoğraf: AP) sına katıldık... 2. Dünya Sava- şı bombalanyla bu gotık şahe- serde yaratılan tahribat yerleri- nin "ibret-i âlem için gösterildi- ği" onanlmamış duvarlanna ba- karken: "Bizün de ülkemiz, ta- rihin bombalanmasına artık onay vermiyor..." demenin gu- rurunuyaşadık... Kızılay'la aynı saatler Yine aynı gün, TBMM'deki akşama doğru yapılan oylama- dan ne sonuç çıkacağı bekle- nirken, "Avnıpa Köprüsü"nde de binlerce kişi "sa\aşı lanetie- yen" gösteriler yaptılar... An- kara'da da aynı saatlerde ve ay- nı sloganla onbinlerin Kızılay Meydanf nda toplandıklannı öğrendiğımızde yine göğsümüz kabardı... Fransa'nın Strasbourg kenti ile Almanya'nın Kehlkenti ara- sında ıki ülkeyi bağlayan bu sı- nır köprüsünün başmda düzen- lenen mitinge Alman sanatçı Konstantin VVecker de katıldı ve şu sözü ile ertesi günü Av- rupa basınının baş köşelennde yerinıaldı:"Petroliçin savaşa ha- yır~" Ve sonunda TBMM'den tez- kerenin çıkmasına onay \erme- yen milletvekilleri, onay ^'eren- leri de "petrolsa\aşı askeri" ol- maktan kurtardıklannda, buna en çok sevinenler arasında "Al- many^'nmTürkkökenJi millet- vekilleri" de vardı... LaleAkgün, SPD federal mil- leUekih kimliğiyle "Türkiye'nin banş istediği kanıtiandı" der- ken, yine SPD'nin Berlin Eya-_ let Parlamenten DUekPolat da "Ben de Alman halkı da savaşa karşnız, bu sonuçtan çok mut- lmTun™" diye konuştu. Bu duygulara .Mmanya'nın "Avrupa I^rlamentosu \Iillet- vekili" olarak katılan SPD'li Ozan Ceyhun da göre\ini artık daha bir coşkuyla yapacağını söylüyordu. YeşiIlerPartisi'nin Berlin Eyalet Parlamentosu'nda- ki üyelerinden Ozcan Mutlu'nun ise "Türkhe'nin uzaktan ku- manda edilen bir ülke olmadı- ğını TBMM gösterdL." sözü, Bu banş özlemlerinin arasın- da sanki "farkh" bir ses çıkart- mayı sürdüren ise Alman Hı- ristiyan Demokrat Birtiği Par- tisi'nin (CDU) kadın Genel Baş- kanı Angela Merkel oldu... Baş- bakan Gerhard Schröder'in Türkiye'ye savaşta kullanılabi- lecek askeri yardım yapılması- na karşı çıkmasını "sert sözter- le" eleştiren CDU lideri, bu tav- nn NATO'ya zarar vereceğıni ileri sürüyordu... Ne var kı Al- man halkı karnavala boyunla- nnda "haçlar* ve en muhafaza- kâr "dinsel gjysflerle" katılma- sına rağmen, "Huistiyan De- mokrat" bayanın çüaşlanna çok daaldırmadılar... Almanya'daki vatandaşlan- mız TBMM'deki oylama so- nuçlannı da karnaval ortamın- da öğrendiler... Ülkelerinden yükselen banş rüzgârlannın key- fini ise karnavala daha bir coş- kuyla katılıp Almanlarla kol kol dans ederek çıkardılar... GÖRÜŞ CUNEYT AKALIN TC-ABD-AB İlişkileri Üzerine... Birbirine koşut gelişen iki olgu kafaları karıştırıyor. ABD Türkiye'nin AB'ye girmesini istiyor. ABD ile AB arasındaki ilişkiler giderek sertleşiyor. Bu iki olgu, çelişiyor mu? Hayır, çelişmiyor. Giderek derinleşen ABD-AB çelişkisinin çeşitli yönlerini, sosyo-ekonomik/tarihsel nedenlerini ir- delemek, bu yazının çerçevesini aşıyor. Daha gün- cel olanı, ilk soru: ABD TC'nin AB'ye girmesini ne- den istiyor? Kim, düşmanının ya da rakibinin güç- lenmesini ister? Bunun uzun erimii ve kısa erimli olmak üzere iki nedeni var. Birincisi, ABD soğuk savaş politikala- n gereği Sovyetler Birliği'ne karşı ekonomik bakım- dan güçlü bir Avrupa oluşturmayı hedeflerken bu Avrupa'nın kanadına hep Türkiye'yi yerleştirdi. VVashington, baştan beri, güçlü Sovyet ordulan- nın "güneye iniş yolu" üzerindeki TC'nin stratejik değerinin farkındaydı. Birbirinden farkh iki bütün- lüğü (entite) yani Avrupa ile Türkiye'yi bir araya getirdi soğuk savaş yıllannda yaptığı bütün plan- larda. Kısa erimli politika ise Türkiye'yi Avrupa'ya "Tru- va Atı" olarak sokmaktı. Bu politikanın 9O'lı yılla- nn ürünü olduğunu söylemeliyiz. Bizim Amerikan- cılar hep gizlediler; daha doğrusu gizlediklerini sandılar. AB'nin AGSP'de Türkiye'ye kuşku ile bak- masının esas nedeni, Türkiye'yi "askeri, siyasi, ekonomik" bakımdan VVashington'ın sözünden çıkmayan bir güç olarak görmesiydi. Bunda hak- sız da sayılmazdı. Bölünen AB ve TC Türkiye'yi AB'ye sokmaya çalışan güçler, Avru- pa Birliği adındaki dünyaya en yanlış kapıdan "ABD kapısı"r\dan girmeye çalıştılar. Şöyle bir hafızamı- zı yoklayalım: Türkiye'nin AB'ye girmesini isteyen güçler olarak kamuoyuna italya, Tspanya daha da önemlisi Ingiltere sunuldu. (Tayyip Erdoğan'ın gö- reve gelir gelmez kapılannı alarak AB'ye giriş için destek istediği İtalya, Ispanya, Ingiltere'de liderle- rin Türkiye'ye sunduklan mavi boncukları anımsa- yalım.) Bu ülkelerin büyük çoğunluğu aslında AB'de- ki ABD yanlısı ülkelerdi. Türkiye'nin NATO'ya gir- melerine destek oluyor görünerek ilişkilerini geliş- tirmeye çalıştığı Doğu Avrupa ülkeleri de (Çekya, Macaristan, Polonya, Romanya, Bulgaristan) ABD yanlısı güçlerdir. (özel konumunu kullanarak Tür- kiye'yi yönlendiren Yunanistan'ın ABD'ci mi, yok- sa Paris-Berlin ekseni yanlısı mı olduğuna girmi- yorum.) AB'nin çekirdeğıni oluşturan iki ülke, Fransa ve Almanya ise Türkiye'nin AB'ye girişine daha me- safeli davrandı. Çünkü bu iki ülke ekonomik ve si- yasal olarak ABD'den farkh bir Avrupa yaratmaya çalışıyordu. Türkiye'nin AB'ye girmesi, giriş koşullan vb. tar- tışmaya açık konulardır. Tartışmaya açık olmayan konu, AB'nin çekirdeğini Fransa ileAlmanya'nın oluş- turduğudur. AB demek ABD'nin Avrupa'daki uzantısı Ingil- tere, ya da Ispanya-Kalya vb. gibi görece ikinci grup- taki ülkeler demek degildir. AB demek, Fransa-Almanya demektir. AB'yi yaratan iki büyük ideoloji ise Hıristiyan de- mokrasi ile sosyal demokrasidir. Bush'un saldırgan savaş politikası, uzun yıllar Amerikan neoliberalizmiyle hareket etmeyi içleri- ne sindiren bu ideolojileri de isyan ettirdi. AB bölündü. AB içindeki Amerikancılar ortaya çıktı. Türkiye, Avrupa iie ilişkilerini sürdürmek istiyor- sa dikkatini Fransa-Almanya eksenine çevirmek zo- rundadır. Diğer bir deyişle, ABD'ye tavır almadan Avrupa kaptsını çalmak eski deyişle beyhudedir (boş- tur). Avrupa'nın kapısı Fransa-Almanya'dan açılır. Nitekim bu eksen Türkiye'ye ilk işaretleri yolla- maya başladı bile... TC'nin yıllardan beri şikâyet- çi olduğu, "KADEK"in Almanya'daki faaliyetlerine son verildi. Bu karann "fez/<ere"nin TBMM'de ka- bul edilmemesini ızleyen günlerde açıklanması an- lamlıdır. Almanya geçmişte destek verdiği "Kürt bö- lücülüğü "nden elini çekiyor. Türkiye'nin Avrupa ile ilişkileri 70'li yıllarda gö- rece daha iyi idi. 9O'lı yıllarda ABD'nin hem Avru- pa'da hem de Türkiye'de hissettiği baskı, TC-AB ilişkilerini zedeledi. Uluslararası koşullar hem Avrupa'yı hem de TC'yi ABD'den uzaklaşmaya ıtiyor. Bu, AB-TC ilişkileri- nin gelişeceği anlamına geliyor. FINANCIAL1TMES Türidye'ninyardıma ihtiyacı olacak LONDRA (AISTC\) - Türkiye'de geçen hafta yaşanan gelişmelerin ül- kenın stratejik açıdan bat- masına izin verilmeye- cek kadar önemli oldu- ğunu gösterdiği belirtildı. Uluslararası ekonomik çevrelerin etkili gazete- si Fınancial Times gaze- tesi, "Türk Aftm" baş- lıklı başyazısında, "Sa- vaş olsun olmasın Türki- ye'nin yardıma ihtiyacı olacak" yorumunu yap- tı. Halen 100 milyar do- lann üzerinde iç borcu olan Türkiye için /Ame- rikan yardım paketini kaybetmenın ekonomik canlanma açısından bir darbe oluşturabileceği- nin savunulduğu başya- zıda. son iki yılda FMF'nin gözetiminde ya- pısal reformlar yapıldı- ğı, yavaş da olsa 1945 yı- lından bu yana en kötü daralmadan. sürdürüle- bilir büyümeye dönüş ol- duğu kaydedildı. »- AKP'nin, hiç de po- püler olmayan bir savaş olasılığı, Kıbns sorunu, Türkiye-AB ilişkileri, or- du ile gerilimler ve Erdo- ğan hakkındaki yasak gi- bi krizlerle boğuşmak zo- runda kaldığunn belirtil- diği başyazıda şu görüş- lere yer venldı: "IMFne- formlanndan sapmak için bahaneler yok değtt- di. Ancak hükümet göz- lerini reformlann görül- düğü cam küreden ay> rarak Türkiye'nin ola- naklanna zarar \erdi." Hükümetin bütçeyi, borsa ve lirayı düşüren, faizleri fırlatan TBMM'deki oylamadan sonra sunduğuna dikkat çeken Financial Tirr.es, "Bu gecikme, sadece 1.6 milyar dolar değeriade yeni IMF kredi dfliminin serbestbırakümasını >n- lemedi, ay nı zamandare- el faiz oranlanna 10 pu- an ekledi. Bu eğilinı eğer sürerse iç borç ödemele- rini sürdürülmez kıl^bi- Hir" diye yazdı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog