Bugünden 1930'a 5,447,902 adet makale



Katalog


«
»

1 7 MART 2003 PAZARTESİ + CUMHURİYET SAYFA DIS BASIN Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri olan Rusya, SSCB dönemi dahil toplam 120 karar tasansını bloke etti BM'dekivetorekortmeni• BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi Rusya, ABD, Çin, Fransa, îngiltere herhangi bir karar tasansını veto ederse o tasan onaylanamıyor. Bu ülkelerin veto yetkisi yıllardır eleştiriliyor. Bugüne kadar Rusya 120, ABD 76, Ingiltere 32, Fransa 18 ve Çin beş kez veto hakkını kullanarak karar tasarılannı bloke etti. ABD'nin, Irak konusunda yeni bir ka- rar için Birleşmiş Milletler (BM) Gü- venlik Konseyi'nin onayını almak ama- cıyla diplomasi trafiğine hız kazandır- dığı geçen hafta "veto" kavramı bir kez daha gündeme geldi. Önce Rusya'nın, sonra da Fransa'run Irak'a ilişkin ikin- ci bir karan onaylamayacağını açıkla- ması Güvenlik Konseyi'nin daimi beş üyesinin sahip olduğu ve bu nedenle BM'nin kuruluşundan beri sık sık tar- tışmalara yol açan güçlü veto hakkı ye- niden gündeme geldi. BBC'nin internet sitesinde yer alan bir analizde de bu konuya değiniliyor. Yazıya göre BM'nin kurulduğu 1945 yılından beri geçmişte Sovyetler Bir- liği ve günümüzde Rusya tarafından kullanılan toplam 120 veto, listenin bi- rinci sırasında yer alıyor. Bir karann onaylanması için 15 üye- si olan BM'nin en az dokuz üyesinin lehte oy kullanması, ancak beş daimi üyenin mutlaka "mutabık" olması ge- rekiyor. Başka deyişle daimi üyeler Rusya, ABD, Çin, Ingiltere ve Fran- sa'dan birinin bir karar tasansını veto etmesi işleri bozuyor. Öu ülkelerden birinin veto etmesi halinde Güvenlik Konseyi'nin toplam 15 üyesinden -da- imi üyeler dışındakj, veto hakkı bulun- mayan ülkeler Almanya, Gine, Meksi- ka, Pakistan, tspanya, Suriye, Angola, Bulgaristan, Şili, Kamerun- dokuz ya da daha fazlasının lehte oy kullanma- sının pek de anlamı kalmıyor. Tartısma konusu özellikle Soğuk Savaş döneminde- ki itirazlanyla 120 vetoyla birinci sıra- da yer alan Rusya (daha doğrusu Sov- yetler Birliği) ve onu şimdiye kadar kullandığı 76 vetoyla takip eden ABD'nin bir karan bloke etmek için bu hakkı bu kadar sık kullanmalan BM Gü- venlik Konseyi'ndeki oylamanm eleş- tirilmesine neden oldu. Yazıdaki yoruma göre Soğuk Savaş döneminde özellikle Sovyetler Birliği ve ABD arasındaki restleşmeye araç olan veto hakkı iki kutuplu dünyanın var olduğu günlerde önemli bir kozdu. Sovyetler Bırliğı'nin dağılmasından sonra ise Rusya sadece iki kez veto Cinciç sonrasında Sırbistan • Cinciç'in ölümü, çetelere karşı savaşı ülkenin siyasetçilerinin ana hedefi haline getirecek. Sırbistan'm ekonomisi daha iyi durumda olsaydı ülkede işlenen suç sayısı bu kadar yüksek, polis ve adli makamlar bu kadar yolsuz olmazlardı. Sırbistan yoksul bir ülke ve Batı'nın yardımuıa ihtiyacı olduğu kesin. ALEKSACtLAS Franz Ferdinand'ın ölümünden be- ri hiçbir Ölüm Sırbistan'ı Başbakan Zo- ran Cinciç'in öldürülüşü kadar sars- madı. Çok sayıda Sırp neredeyse mer- milerin değil seçim süreçlerinin po- litika aracı olduğuna inanmaya baş- lamıştı. Halktaki bu değişimde Cin- ciç'in başanlı yönetimi etkin olmuş- tu. Miloşeviç'e karşı ayaklanma ve onu devlet başkanlığından alma ko- nusundaki en ünlü siyasetçi Vojislav Kostunika da olsa rejime muhalif olan her an dağılmaya müsait koalisyonu zekice yöneten ve koordine eden isim Cinciç'ti. Onun bitıp tükenmeyen enerjisi ve olaylan çok çabuk kavra- ma yeteneğı bu başanyı getirdi. Sır- bistan'ın Miloşeviç'ten sonraki ilk başbakanı olarak felsefe profesörüne benziyordu. Cinciç daima pragmatik kaldı. Sır- bistan'da var olan koşullar sayesinde normalde birbaşbakanın sahip olaca- ğından daha da fazla güç kazandı. Miloşeviç rejimi yapılan bozulmuş devlet kurumlan, genişlemiş polis yetkilerini geride bırakmıştı. Miloşe- viç'in adamlannın kontrolünde olan devlet kurumlan... Cinciç, var olan kurumlann refor- mu sağlayabileceklerine tam güveni olmasa da kısa yollara başvurdu. Ka- nuna aykın araçlar kullandı, parla- mentodan çok hızlı şekilde çoğunluk oylan çıkardı. Kayda değer şeyler re- fah ve Avrupalı Sırbistan'dı sadece. Kullandığı dolambaçlı yollar mı onu ölüme götürdü? Hukuk devleti ol- ma yönündeki çabanın geliştirilme- sinde bu dolambaçlı yollann kesinlik- le çok az rolü oldu. Buna rağmen Cin- ciç Batı'da bir reformcu olarak nıte- lendiriliyordu. O olmadan bundan sonraki reformlar yapılamazdı. Eğer durum böyleyse Batı ülkeye acılen gereken yatınmı yapmayacaktır. Sır- bistan yine karanlık ve kanunsuz bir ülke olarak karşımıza çıkar. Cinciç'in ölümünün en kötü sonucu ise halkta yeniden bu ülkede sadece otoriter bir rejimin hâkimiyetinin mümkün ol- duğu inancının yerleşmesi olur. Bu, şimdiden hâkim olmaya başladığı için Cinciç'in ölümü şimdiden güç konu- sunda ülkede büyük bir boşluk ya- rattı. Çünkü o Sırbistan'ı doğnı yola sokan, çok büyük bir kişisel güçtü. Sımdi organize suçun hortlamasın- dan korkuluyor. Cinciç devletin gü- venlik güçlerine fazla güvenmiyordu. Çünkü çok sayıda polis ve gizli ser- vis elemanının adlan çete ve mafya liderlerinin "arananlarKstesinde" yer alıyor. 1999"da, Devlet Başkanı Ivan StamboBçın, ardında hiçbir ipucu bı- rakmadan ortadan kaybolması Sır- bistan'ın yeraltı dünyasının gücüne kanıt niteliğinde. Cabalarının kurbanı Cinciç gerçekten kendi çabalan- nın, organize suç örgütlerinin kökü- nü kazımak yolundaki çalışmalannın kurbanı olmuş olabilir. Gerçi Miloşe- viç döneminden kalma olusumlan bir anda kendine düşman etmemek için dikkatli ve mütereddit davrandı. Ve, yolsuzluk olan kurumlan bir anda değil de art arda elden geçirme karan aldı. Ve, maalesef göreve ilk geldiği dönemde, işlere başlamak için kollan sıvarken onun da bazı çete reislerinin desteğini alması gerekti. Cinciç'in ölümü çetelere karşı savaşı ülkenin siyasetçilerinin ana hedefi haline getirecek. Siyasilerbu konuda açıkça ve büyük destek görecek. An- cak, Sırbistan'm ekonomisi daha ıyi durumda olsaydı ülkede işlenen suç sayısı bu kadar yüksek, polis ve adli makamlar bu kadar yolsuz olmazlar- dı. Sırbistan yoksul bir ülke ve Batı'nın yardımına ihtiyacı var. (DiefVeb-UMart) Soğuk Savaş döneminin simge isinderinden, adı ülkesinin vetocu tavnndan ötürii 'Bay Hayır'a çıkan SSCB eski Dışişleri Bakanı Andrey Gromiko (sağda) defalarca buluşruğu ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile, 1976 Ocağı'nda Moskova'da. hakkını kullandı. (Veto edeceğini açık- ladığı gündemdeki karar oylandığı tak- dirde bu sayı üçe çıkacak). İtlrazcı bakan Bir dönem Sovyetler Birliği'nin ulus- lararası arenadaki itirazcı tavnna o ka- dar ahşılmıştı ki 1957-1985 yıllan ara- sındaki Dışişleri Bakanı Andrey Gro- miko'ya "Mr. Nyet" Türkçe tercüme- siyle "Bayhayn-"adıtakılmıştı. SSCB, ilk 10 yılında tam 79 kez veto etmişti BM kararlarını. Sonraki süreçte ise Sovyetler'in muhalif tavn yıllar geçtik- çeyumuşadı. 1991 yılındaSovyetler'in dağılmasının ardından Rusya sadece iki kez veto hakkıru kullandı. Bir kez Sırplann Birleşmiş Millet- ler'in insan haklan komiserlerinin Bos- na'da Bihac'a girmelerini öngören ka- rar tasansını onaylamadı. Bir de Kıb- ns'a yönelik operasyonlann finanse edilmesini öngören karar tasansını. ABD ise ilk kez 1970 yılında îngil- tere'yle birlikte Zimbabve'ye yönelik karar tasansını veto etti. ABD'nin kul- landığı 76 vetonun 35 'inin Israil'e eleş- tiri oklannı gönderen kararlara ilişkin olması da altı çizilmesi gereken bir baş- ka nokta. Güney Afrika, Nikaragua, Vietnam ve Namibya'ya yönelik çok sa- yıda karar tasansını veto ederek bloke eden ABD 53 kez tek başına itiraz hak- kını kullandı. Inalltere ücüncü sırada Kararlara kırmızı ışık yakan ülkeler sıralamasında Ingiltere 32 oyla üçün- cü sırada. Bu 32 vetonun 23 'ü ABD ile sözbirliğı yapılarak 14'ü isehem ABD hem Fransa'yla söz birliği yapılarak kullanılan vetolar. Tek başına kullan- dığı diğer dokuz veto ise Zimbabve'ye ilişkin. lngiltere'nin son olarak 1989'da, bugün Irak konusunda "en akı mütte- fiğP olduğu ABD'nin Panama'ya yö- nelik asken müdahalesıne ilişkin karar tasansını veto etti. 18 vetoyla dördüncü sıradaki Fran- sa'mn itirazlannm 13'ü ABD ve In- giltere'yle ortak alınan kararlardan kay- naklamyor. 1956'daSüveyşkrizi döne- minde iki kez lngiltere'nin yanında yer alarak veto hakkını kullanan Fransa, sadece iki kez tek başına veto hakkını kullandı. Beş daimi üyenin vetoculuk konusundaki sonuncusu Çin ise şimdi- ye kadar sadece beş karan veto etti. Çin ise Moğolistan ve Bangladeş'in BM üyelik başvurulannı, bir kez Or- tadoğu'dakı duruma yönelik bir tasan- yı, 1999'da Makedonya'daki BM güç- lerinin arttınlmasına yönelik karar ta- sansuıı ve 1997'de Guatemala'ya BM gözlemcisi gönderilmesine yönelik ta- sanyı veto etti. Cercefll vansıtmavan slstem Oylama sistemine yönelik en önem- li eleşriri, aslmda 2. Dünya Savaşı'ndan galip çıkan beş ülkenin dünyanın tüm bölgelerinin jeopolitik gerçeklerini yan- sıtmadığı yönünde. Eleştirenler veto sisteminin kalkması halinde Güvenlik Konseyi'ndeki çogunhıgun oyuyla karar alınmasının daha çok karara imza arıl- masına, bir grup ülkenin kontrol mekanizması ve egemenliğinden kur- tulunmasını sağlayacağını savunuyor- lar. Aynca, dünyanın birçok bölgesin- deki sorun ve knzin daha kolay ve sağ- duyulu şekilde, egemen güçlerin çıkar odaklarından daha uzak olarak çözülebileceğini dile getiriyorlar. Uzun lafın kısası reform geçirmiş bir BM Güvenlik Konseyi'nin daha saygın ve daha etkin olacağı savunuluyor. An- cak daimi beş üyenin hiçbirinden veto haklannı kaldıracak bir girişim olmadı şimdiye kadar. Ve unutulmaması gereken önemli bir nokta var reformu sağlayacak değişikliklerin de bu beş ülke tarafından onaylanması gerekiyor. Ingilizler adil olmalıIngiliz Hükümeti Körfez'de yaşanan krizin ardmda olan ülkelerden biri. Aynı zamanda da Kenya'daki yabancı yatuımcılar listesinde birinci sırada yer alan ülke. lngiltere'nin Kenya'nın ekonomik kapasitesini geliştirmek için mümkün olan her şeyi yapmasını bekleyebilirsiniz. Ancak, Ingiltere aksine bu kapasiteyi küçük gören ülkelerin başında gelir. Dün, Londra, Ingiliz halkından Kenya'yı ziyaret etmekten kaçınmasmı istedi. Neden olarak da lngilizlerin Körfez Krizi nedeniyle bir terör saldınsına uğrayabileceklerini gösterdi. Bir hareket bundan daha adaletsiz olabilir mi? Bu uyanyı kaleme alanlar Kenya'nın en önemli birkaç sektöründen biri olan turizmin kötü şekilde darbe alacağını biliyorlar. Beyaz Saray da günümüzde Londra, Manchester, Los Angeles ya da Madrid'in Nairobi'den yüzlerce kat daha tehlikeli olduğunu biliyor. Turizm, Londra'nm da diğer Batılı kentler gibi önemli gelir kaynaklannın başında geliyor. Ingiltere eğer bizimle dost kalmak istiyorsa bizi uluslararası krizlerin ortasına atma ahşkanhğından vazgeçmeli. Ve, biraz adil davranmalı. (Daity Naüon -15 Mart) Haberci, özellikle resmi yetkililerle olan ilişkisindeki dengeyi iyi kurmalı Gazeteci polise çalışmazTIMLUCKHURST Haberci, polis ve sevimli okul ço- cuğunun başından geçenleri duydu- nuz mu? Hikâye şöyle: Geçen pazar- tesi akşamı îskoçya'nın kuzeyindeki ıssız bir yolda The Herald gazetesi- nm o bölgede görev yapan muhabiri David Ross, onlarca gazetecinin pe- şinde olduğu bir iş yakaladı. 15 ya- şındaki Naomi MiDs ve stajyer polis olan 22 yaşındaki erkek arkadaşı Matt- hew Brooks kol kola yürüyerek Ross'un yanından geçti. Ondan önceki cuma günü okula git- meyen ve ortadan kaybolan Naomi 'yi ve erkek arkadaşını herkes anyordu. Kızın ortadan kaybolması gazeteler- de büyük yankı uyandırmıştı. Kum- salda terk edilmiş bir otomobü bulan polis, Ross'un ikiliye rastladığı böl- geyi abluka altına almıştı. David Ross gazeteci olarak şanslıy- dı, ancak sonrasında yaptıklan biraz tuhaftı. Onlan gitmeleri gereken ye- re götürmeyi ve yolda röportaj yap- mayı teklif etmedi. Onlarla konuşma- ya da kalkışmadı. Polisi çağırdı ve gelmelerinı bekledı. Ross'un söylediklerine bakılırsa kimliklerinin anlaşıldığı takdirde Na- omi ve Matthevv'nun kaçacağından korkmuştu. Ve.. geceyi dışanda geçi- rerek kendilerini tehlikeye atmalann- dan. Bazı okuyucular bunun, kamu ya- ran düşünülerek gazetecilik dürtüle- rini geriye atan bir davranış olduğu- na inanıyor. Bazılan ise bunun göre- vini kötüye kullanmak olduğunu ve Ross'un gazetede ikiliyle konuşmak yerine nasıl polisi aradığını anlattığı yazısının istifasının istenmesi için ne- den olabileceğini düşünüyor. Ross'un bu davranışı gazeteciler ve resmi makamlarm ilişkisi konusunda bir soru işaretine neden oldu. Ross'un yaşadığı ikilem, etik değerler açısın- dan Lahey'deki Uluslararası Ceza best bilgi akışını smırlandınr mı? Gazeteciliğüı gazete satmaktan da- ha önemli ve büyük amaçlan olduğu- nu savunanlar yanlış düşünüyorlar. Gazeteciler her zaman bağımsızlık ve özgürlüğün onlann işini yapmala- nnı sağladığınm bilincinde ohnalılar. Haberlerini mahkemede delil ola- rak göstermek zorunda kalan gazete- ciler, editörleri ve sendikalann bu işi yapmamak için çaba göstenne hak- • Makul editörler, gazeteciler ve haber kaynaklan arasmdaki ilişkinin çok sıkı fikı olmasını önler. Bunu genellikle yerel bölge veya dış temsücilikleri belirli zamanlarda değiştirerek yaparlar. Haberciler de her zaman toplumun bilme ve öğrenme hakkı olduğunu ve resmi yetkililerle özellikle de polisle ilişkinin dengede tutulması gerektiğmi unutmamalı. Mahkemesi'ne şahıtlik etmeye gelen gazetecılerinkiyle aynıydı. Hatalı, suç teşkil eden davramşlara tanıklık eden gazetecilerin mahkemede şahit olarak göstenlmelen doğru mu? Bu şekilde davranmak ileride buna benzer ko- nularda haber yapacak olanlann işi- ni tehlikeye sokar mı? Hayati değeri olan haber kaynakla- nnın onlarla konuşmayı kabul etme şansmı azaltır, böylece gazetecilerin en doğal hakkı olan ve özgür basmm en önemli dayanaklanndan olan ser- lan var. David Ross gibi yerel gaze- tecilerde, araşnrmacı gazeteciler ve sa- vaş muhabirlerinde olan kaynaklan- m korumak için kendilerini riske at- ma heyecanı ve isteği yok. Ancak, polisle ya da başka yetkililerle kurul- muş olan ilişkilerin de yararlı olduğu kadar zararlı olabileceğini bilmeliler. Makul edttörün görevl Makul editörler, gazeteciler ve ha- ber kaynaklan arasındaki ilişkinin çok sıkı fıkı olmasını önler. Bunu genellikle yerel bölge veya dış temsücilikleri belirli zamanlarda de- ğiştirerek yaparlar. Haberciler de her zaman toplumun da bilme ve öğren- me hakkı olduğunu ve resmi yetkili- lerle ilişkinin dengede tutulması ge- rektiğini unutmamalı. Ross, kaçak olan ve yakalanmadan önce kendilerine yapılan bir haksız- lık ve kaçış nedenini kamuya duyur- mak isteyenlerin aklında soru işareti yarattı. Haberci onlan dinleyecek mi, yoksa bir eldp mi çağıracak? Ve, akıl- lanna daha çokyatkın olanyanıt "pofisi aramak" olacak. Tabii, Naomı zorkullanılarak kaçınl- mış ve alnına bir silah dayanmış ol- saydı polisi aramak doğru yanıt olur- du. Ancak böyle bir durum söz konusu değil ve gazetecilerin varlıklannın nedeni ünlü olmak, adlannı duyur- mak değildir.. hele hele ortada haber kaynağı olacak kişi için hiçbir hayati risk söz konusu değilse. Colette Douglas Home, Iskoçya'da yayımlanan Scottish Daily Mail gazetesindeki sütununda yazdığı "Pois için değil, bir gazete için çahşıyorum" rümcesi bin kere yazdırılmalı bazılanna Douglas Herald'ıneditörü MarkDou^asHome'un eşi. Onun da Iskoçya'nın kuzeyindeki temsilcisine buna benzer bir şey söylediğinden emınım. (Thelndependent-llMari)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog