Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

17 MART 2003 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA EKONOMÎ ekonomi@ cumhuriyet.com.tr 13 Uzun tünele kaza önlemi • AYDEV(AA)- Türkiye'nin en uzun tüneli olan Aydın-îzmir otoban yolu üzerindeki Selatin Tüneli'nde modern teknik cihazlarla kazalara karşı örüem ahnırken, gizli plaka kayıt sistemi jandarma ve emniyet mensuplanna da yardımcı oluyor. Karayollan 28. Şube Şefliği Tünel Proje Mühendisi Nail Ozdemir, tünelin dünyanın en modern 4., 3 bin 43 metre uzunluğu ile Türkiye'nin en uzun tüneli konumunda olduğunu bildirdi. Esnafa kredi olanağı • ANKARA (Cumhuriyet Bûrosu) - Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) Genel Başkanı Kadır Akgül, bütün esnaf ve sanatkâra 10'ar milyar liraya kadar kredi verebilecek durumda olduklannı söyledi. Akgül, 2000'den bu yana 500 büıe yakın esnafinkepenk indirdiğini kaydederek esnafin Halk Bankası kanalıyla esnaf kefalet kooperariflerinden kullanacağı kredilehn faizinin yüzde 59'dan 47'ye indirildiğini ve Bağ-Kur'a prim borcu olmaşartuıın kaldınldığını hatırlattı. Aygün'den imar aflı önerisi • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - ATO Başkanı Sınan Aygün, kapsamlı bir imar reformu ile Türkiye'nin 150 milyar dolar kaynak bulacağını savunarak "Reformlann efendisi imar reformudur. Bu reform gerçekkştiriürse Tûridye EMF'den, ek vergflerden, borçlardan kurtulur" dedi. ATO Başkanı Aygün dün yaptığı açıklamada, Türkiye'nin borç sarmalından çıkışının ve taze kaynağının adresi olarak imar affını gösterdi. AKP'li Kapusuz 'îşten çıkarmalar gereksiz değil' diyerek işvereni savundu îştençıkarmaîaravizeANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) - Iş Güvence- si'nin uygulanma tarihi 30 Haziran 2003 tarihine er- telenirken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğhı "Ger- gmüğiıı sürmemesi için İş Yasası görüşmderini sür- dürmedik''dedi. CHP An- kara Milletvekili Oya Arash, iş güvencesinin 15 Mart'ta yürürlüğe girdiği- ni anımsatarak "Yürüriu- ğe girmiş bir yasamn yü- rürtüğünün ertetenmesi diye bir şey olamaz. Bu gi- rişim, anayasaya aykın- dır" uyansında bulundu. AKP iktidan, işverenin istemi doğrultusunda iş güvencesinin yürürlük ta- rihini 30 Hazi- ran 2003'e at- tı. AKP'li îs- maü Katmera ve arkadaşlan- nın önerisinin hemen görü- şülmesi istemi genel kurulda tartışma yarat- tı. CHP Grup Başkanvekili Oğuz Oyan, AKP'lilerin çelişkili tavrı- na dikkat çe- kerken "Bu, takryyeci anla- • CHPAnkara Milletvekili Oya Arash, iş güven- cesinin 15 Mart'ta yürürlü- ğe girdiğini anımsatarak "Bu girişim, anayasaya aykı- ndır" uyansında bulundu. ren düşmanı gibi, dolayı- sıyla işçi düşmanı gibi bir pozisyona gidiyor. Elbette iş hayabişvereniyle, işçish- le bir bütündür. Birinin hakkınıdiğerine,diğermin hak ve hukukunu diğerine peşkeş çekmekse parla- mentoya biçyaktşmaz" de- di. Erteleme konusunda iş- çi konfederasyonlanyla uzlaşma sağladıklarında ısrarîı olan Salih Kapusuz, kapalı toplantıda mutaba- kat sağlanan konfederas- yon başkanlannın dışanda farklı konuştuğunu ileri sürdü. Kapusuz, işverene de iş güvencesi nedeniyle çı- kardığı işçileri geri alma- lan çağnsında bulun- du.Öneri üze- rindeki görüş- meler sırasın- da kürsüye çı- kanCHP An- kara Milletve- kili ve anaya- sahukukupro- fesörü Oya Arash, "Yü- rürtüğe girmiş biryasanınyü- rurtüğünü er- teiemediyebir şey oimayaca- ğt, hukuk fa- külteterininilk suuflarmda Türkîye güvenceden yoksun tek ülke GÜLŞAHKARADAĞ tş Yasası'nın 15 Mart'a yetış- tirilememesini neden göstererek tş Güvencesi Yasası'nı alelacele 3 ay erteleyen AKP hükümeti, OECD'de ve Avrupa Birliği'nde (AB) eşi görülmemiş düzeyde "işveren yanhsı'' olan bir çalışma yaşamını Meclis'te düzenleye- rek günlük yaşama sokmaya ha- zırlanıyor. 57. hükümet döneminde Ya- şar Okuyan'ın görevinden alın- masına varan tartışmalara yol açarak Meclis'te "zorald" yasa- laşan iş güvencesi, OECD ülke- leri içerisinde sadece Türkiye'de uygulanamıyor. tş güvencesini getiren yasanın (sendikalar bunu kısmi güvence olarak görüyor) AB'ye uyum kriterleri içerisinde olmadığı halde Ulusal Prog- ram'da bulunduğunu iddia eden işverenler, "uyumunbaşatşara" haline getirilen yeni tş Yasası'y- la, feodaliteden kalma, eşi görül- memiş kiralık işçi uygulamasını yasalaştırmaya çalışıyor. OECD ülkelerinde çalışanın iş güvencesini düzenleyen yasalar ve haklar ile Türkiye'deki durum VTŞI ortaya koyuyor. fktida- rm bir kimtik sorunu var. Gerçek künliğinizi secim- den önce halktan gidedi- niz, halkı kandırdınızJ" dedi. CHP Grup Başkan- vekili Mustafa Ozyürek de erteleme nedeniyle çalış- ma yaşamındaki kaos bek- lentisinin haziran ayına sarkacağına, haziranda tekrar kitlesel işçi çıkarma olayıyla karşı karşıya kah- nacağına dikkat çekti. AKP Grup Başkanveki- li Salih Kapusuz ise erte- leme karanndaki işveren etkisini doğrulayarak "Ni- çin bir işveren tşçisini kapt- nın önünekoyuyor? Elbet- te bu gereksiz değiL Adeta CHP işyeri düşmanı, işve- okutulur. Sizin sıralaruuz- da oturan anayasa hukuk- çusu arkadaşımız da bu- nun olmayacağını öğrenci- lerine anlatnuşür. Şimdi bir kaosa güüecek, Kaza- nılmış haklar vardır. Bu yasa Meclis'ten geçse bile, Cumhurbaşkanı'nın 15 gün üıceJeme süresi var. Muhtemeleıı tekrar görü- şülmesi için gelecek. Belü bir süre sonra onaylansa bile süannlar bitmeyecek. Sayısız dava olacak. Yar- gıçlar işin içinden çıkmak için uğraşacak. Çaresizsi- niz, çünkü düşünmediniz. Sorumhı bir iktidar, böyle bir düşüncesi varsa tedbi- rini önceden ahnh. Lutfen daha sorumhı ohın." Mecbsteki tş Yasası görüşmeleri işçiyi sokağa dökmüştü. karşılaşhnldığında, Türkiye'nin AB'ye uyum ve sağlıkh istihdam açısından tş Yasası'na mı, îş Gü- vencesi Yasası'na mı daha fazla ihtiyacı olduğu sorusu gündeme geliyor: ^ tş Yasası'yla getirilecek olan işçinin kiralanabilmesi ko- şulu, hiçbir AB ülkesinde bulun- muyor. AB düzeyinde "geçki iş aracıhğı'' adı altında, işçi kirala- yan şirketler kuruhnası tartışma- sı yapılıyor. Ancak, işçinin tüm yükümlülüklerinin aracı şirkete ait olduğu tasan, işçi ve işveren- ler arasında uyum sağlanamadı- ğı için rafa kaldınldı. Alman- ya'da aynı holding bünyesindeki şirketler arasuıda böyle bir alış- verişin yapılması planlanıyor. Ancak, burada da istihdam büro- sundan izin alma koşulu getirili- yor. • Toplu işten çıkarmalarda sendikaya, işçi temsilciliğine da- nışma koşulunun olmadığı tek ülke Türkiye. • Diğer OECD ülkelerinde işveren yargı karşısında işçi çı- karmadaki geçerli nedenini ka- nıtlamak zorunda. Türkiye'de, sebep aranmadığı gibi, yargı karşısında işçi neden işten çıka- nldığını kanıtlamak zorunda kalabiliyor. • Türkiye dışındaki hemen tüm OECD ülkesinde bireysel iş- ten atmalarda işçiyi önceden uyarma, istihdam bürolanna ha- ber verme, yanıtlannı bekleme zorunluluğu var. • OECD ülkeleri içerisinde bireysel işten ahlmaya göre ten- kisat güçlüğü en az olan ülke Türkiye. • 20 OECD ülkesinde işçi, iş- veren istemese de yargı karany- la işe dönebiliyor. Kalan 6 ülke- de, Türkiye'den farklı olarak iş- ten çıkarmada yüksek tazminat- lar söz konusu. Aynca, işten atıl- madan önce, işçi farklı alanlara kaydrrümak gibi pek çok prose- dürden geçirihniş, son olarak iş- veren yargıya başvurarak işten çıkarma nedenini anlatmış. ŞAHAPAVa ALtAĞA - Petrol işçisi özelleş- tirmeye direnecek. Petrol-tş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkm, PET- KtM ve TÜPRAŞ ışçilerinin katıl- dığı brifıngde, hükümeti eleştire- rek, "Onlar ne kadar özefleştirme- ye kararb>salar, biz de durdurma- yave mücadeketmeyeonlardan da- ha kararhyE" dedi. Öztaşkın, özelleştirmenin top- lumsal yarar kavramı çerçevesinde yeniden tartışılmasını hedefledikle- nni, bu amaçla bilgi yoğun bir kam- panya başlattıklannı söyledi. Sine- vizyon gösteriminin de yapıldığı brifinge Aliağa Belediye Başkanı SüleymanAkbıyıkoğlu, AKP, CHP, ANAP ve ÖDP üçe başkanlan, köy ve mahalle muhtarlan, demokratik kitle örgütü başkanlan,Türk-tş 3. Bölge Temsilcısı MustafaKundak- çı ile çok sayıda sendika yöneticisı de katıldı. Öztaşkın, başlattıklan kampanyayla bugüne kadar yapı- lan özelleştirmeleri tüm çıplaklı- ğıyla kamuoyuna açıklayacaklannı aktararak şöyle dedi: "Onlar ne kadar özelleştinneye kararin salar, biz de durdurmaya karariryız. Bu karariıhgımm tophımun duv-arh ke- simlemie yapabUirsek kesinlikle başanh olacağu." Petrol-îş Eğitım Uzmanı Ayfer Eğjlmez de, PETKTM ve TÜPRAŞ'ın ülke ekonomisinin ya- nı sıra ürünlerin denetim ve kont- rolü açısuıdan da son derece önem- li kuruluşlar olduğuna dikkat çek- ti. Eğilmez, Japonya, Kore ve Tay- van gibi gelişmiş üklelerde devle- tin petrokimya sektöründe kapasi- te yatınm kararlan ile dikey bütün- leşmenin denetim ve kontrolünü yapmasına karşın ülkemizde tam tersı bir durumun yaşandığını söy- ledi. DUNYA EKONOMtStNE BAKIŞ / ERGÎN YILDIZOĞLUIOVD^ Pembe gözlü tavşanın peşinden gi- den Alice'i izlediğimizde kendimizi, an- lamlann kayt»olduğu, olaylar arasında- ki nedensellik zincirinin koptuğu bir fantezi dünyasında buluruz. Ama bu yalnızca bir kitaptı. Cheney, Rums- feld, Perie gibi karanlık karakterlerin peşinden giden Dubya Bush'u izleyen- ler kendilerini diz boyu kan ve kaos dünyasında bulacaklar, ama bu, buna- lınca kapağını kapatıp uykuya dalaca- ğımız bir kitap olmayacak! venl doktrln Bush ve ekibi bu kâbus dünyasının kapısını "Yeni Savunma Stratejisiyie" açtı. Bu strateji, ABD'nin, askeri üstün- lüğünü korumak için gereken her şeyi yapacağını, her silahı kullanacağını ve "engelleyici vuruş" prensibini benim- sediğini, böylece ABD'ninkinden baş- ka hiçbir ülkenin hükümranlık hakkının tanınmayacağını açıklıyordu. George Soros, Financial Times'ta yayımla- nan savaş karşıtı biryazısında bu stra- tejiyi George Orwell'in Hayvan Çiftli- ği kitabındaki "Tüm hayvanlar eşrttir ama kimi hayvanlar, diğerlerinden daha eşitt'r" sözlerine benzetti. Benim de aklıma, ABD Başkanı'na ve Savun- ma Bakanı'naABDvatandaşlarını "fe- rörist" ilan etme {böylece de anayasal haklanndan soyutlama) yetkisi verme- yi planlayan Patriot Act-ll ile, herkesi dinlemeyi ve izlemeyi hedefleyen Pat- riot Act-I gibi yasalan düşünerek, yi- neOrwell'in birbaşkayapıtı, 1984, ge- liyor. Bu yeni stratejiden kaynaklanan Irak politikası hem diğer devletlerde hem de dünya halklannda büyük tepkiye, tarihte eşi görülmemiş genişlikte bir sa- vaş karşıtı cephenin oluşmasına, ge- çen hafta milyonlarca işçinin küresel iş bırakma eylemine neden oldu. Diğer taraftan bu yeni stratejinin be- nimsenmesinin daha birinci yılında uluslararası siyasi düzende, hu- kuk tasfiye edilmeye, "bir or- man kanunu" ortamı oluşmaya başladı. Bush hükümeti; Kyoto Protokolü'nden (çevre ve iklim koşul- lan), Balistik Füzeler Karşıtı anlaşma- dan, NükleerSilahlartestyasağıveBİ- yolojik Silahlar denetim anlaşmalann- dan çıktı (Kimyasal Silah Konvansiyo- nu'ndan çıkmak istiyor (The Gurdian 12/03). 1950'den bu yana Batı ittifakı- nı, bu temelde de uluslararası siyasi düzeni bir arada tutan NATO, BM Gü- venlik Konseyi hatta Avrupa Birliği gi- bi kurumlar bu yeni stratejinin etkisiy- le çok tehlikeli bir biçimde aşınmaya başladılar. Paul Krugman, daha önce Bush hükümetıni destekleyen birçok yorumcunun, bu nedenlerle giderek eleştirel bir tutum almaya başladığını yazıyor (New York Times). ve ekonoml Soros'a göre küresel ekonomi re- sesyonda. Dünyanın önde gelen bor- saları sürekli kan kaybetmekle kalmı- yor, muazzam bir dalgalanma da ser- giliyorlar. Geçen hafta Londra Borsası bir günde yüzde 5'ten fazla düştü, er- tesi gün de yüzde 6'dan fazla yüksel- di. Avrupa borsalan, benzer şiddette birdalgalanma yaşadı. Soros'tan son- ra bir başka büyük spekülatör de ge- çen hafta mali piyasalara sert bir eleş- tiri yöneltti. Berkshire Hathavvay'in yönetim kurulu başkanı Warren Buf- fet'e göre "türevler, mali kitle imha silahlan" haline gelmişti. Buffet, ne merkez bankalannın, ne de hükümet- lerin hâlâ bunları denetlemenin, izle- menin hatta risklerini hesaplamanın güvenilir bir yolunu bulamadıklarını söyledi (The Economist 13/03). ABD dolan, Euro ve Yen karşısından gerile- yerek dalgalanmaya devam ediyor. Petrol fiyatlan da geçenlerde, bir an 40 dolara vurduktan sonra geriledi, ama Duhya'nın Dünyası hâlâ son yıllann en yüksek düzeyinde seyrediyor. Dünya Ticaret örgütü, ilk kez ABD politikalarını eleştirerek, "Bush hükümetinin tek başına dav- ranma eğiliminin, dünya ekonomisi- ni (küreselleşmeyi E.Y.) tehdit ettiği- ni" söyledi (International Herald Tri- bune 15/03). Diğer taraftan böyle çılgın bir savun- ma doktrinini benimseyen ABD'nin ekonomik yapısı o kadar kınlgan ki, Bussinessvveek'in ekonomi yorum- cusu Robert Kuttner'in Boston Glo- be'da vurguladığı gibi (13/03) muaz- zam bir bütçe açığı bile canlandırma- ya yetmiyor. Financial Times, ABD ekonomisinin bu stratejisinin askerin yükünü taşıma gücünü sorguluyor (15/03). Bush yönetimi Kongre'nin dı- şişleri ve bütçe komisyonlannın ısrarîı çağnlanna karşın savaşın maaliyeti üzerine suskun kalmaya devam edi- yor. Bu sırada Dubya, gözünü Ortadoğu petrolleri- ne, bir Avrasya jeopolitiğine dikmiş, burnunun doğrultusunda, ille de Irak diye giderken, dünyanın geri kala- nı daha da kanşıyor. Kuzey Kore, nükleer santraliarını aktif hale ge- tirdikten sonra, Japon denizinde füze denemesi yaparak olaylan tır- mandırmaya devam etti. ABD, Ku- zey Kore'yle, bölge ülkelerine gü- ven verebilecek bir biçimde ilgile- nemediği için Japonya'da artık ABD'ye dayanmayan bir savun- ma politikasının, hatta nükleer si- lahlann geliştirilmesini isteyen bir yaklaşım giderek güçleniyor (Wall Street Journal 12/03). ABD, Avrasya kazanını kanştıra- dursun Latin Ameri- ka'da bir başka kazan kaynıyor. Arjantin hâlâ krizde... Bolivya, TMF polttikalan yüzünden geçen ay iç sava- şın eşiğine geldi, Askerle polis çatıştı, Devlet Başkanı, sarayından, birambu- lansa saklanarak kaçabildi. Kolombi- ya'da sağcı ve solcu gerillalarla hükü- met arasında süren üçlü iç savaşa, Clinton döneminde Plan Kolombiya ile ABD de katılmıştı. ABD'nin Kolom- biya'da, özellikle de petrol boru hattı etrafında askeri variığını giderek arttır- dığı görülüyor (Fılipinler'de de benzer bir gelişme söz konusu). International Herald Tribune'de vurgulandığı gibi bölgede y Washing- ton Consensus" olarak bilinen ABD güdümlü IMF politikalanna karşı bü- yük bir tepki var. Hemen her ülkede bu dalganın üzerinde yeni "popülist" ikti- dariar yükselmeye başladı. Petrol açı- sından çok büyük starejik öneme sa- hip Venezüella'da ise Chavez'in, ran- tiye kesiminin, sendika bürokrasisinin ve ABD propagandasının tüm basıncı- na rağmen yoksullara dayanarak ayak- ta kalmayı başarmış olması, bölgede ABD etkisinin ne kadar zayrfladığının bir göstergesi.. bölgenin en büyük üç ülkesinden Brezilya'da Lula gibi sol- cu bir devlet başkanının iktidara gel- erginyntr.net mesi, Meksika ve Şili'nin de BM Milli Güvenlik Konseyinde ABD'yi destek- lemekten yana olmamalan da... Balkanlara dönersek, Clinton dö- neminde gerçekleştirilmiş bir "rejim değişikliğinin", gerçekte nasıl hâlâ kriz- de olduğu, geçen hafta, Sırp Başbaka- nı Cinciç'in öldürülmesiyle ortaya çık- tı. Cinciç'in ölümüyle ABD, Sırbis- tan'da çok önemli bir "kukla lider" kay- betti. önce, ülkesinin binlerce devlet işletmesini daha birkaç yıl önce ülkeyi bombalayanların çokuluslu şirketleri- ne.. arkasından, Miloşeviç'i yüz mil- yon dolara ABD'ye.. sonunda da Yu- goslavya'nın adını satıp variığına son veren Cinciç öldüğünde halkın yalnız- ca yüzde 10'unun desteğine sahipti fThe Guardian 14/03). Stratfor stra- tejik analiz sitesi, Cinciç'in ölümünün SırtDİstan'ı siyasi kargaşayasürükleye- ceğini söylüyor (12/03). Geleneksel bağlaşıklannı birer birer kaybeden ABD, böyle bir dünyada ne- reye yetişecek? Lideriiğine ve yenil- mezliğine güvenerek ABD'nin peşin- den gidenlerin, arada sıra başlannı kal- dınp resmin geneline bakmalarında fayda yok mu? W.B. Yates'in dizele- riyle (1919), "merkez çöküyor, bir anarşi boşalıyor dünyanın üzerine". Bu çöküntüye gönüllü dalmanın âlemi var mı?.. ANKARA PAZARI YAKUP KEPENEK Keyfi Bütçe-2003 Devlet bütçesi ekonomi ile polrtikanın kesiş- me düzlemidir; ekonomi politigin çekirdeğidir. Bu nedenle de bütçelerin belli kurallaria çıkanlan yasa özelliği taşıması demokrasi ile yönetilen ülkelerde temel kuraldır Devlet halktan topladığı her liranın nereden ve kimlerden toplandığını ve nereye ve kimlere aktanlacağim. yasaya bağlamak zorunda- dır. Ancak 2003 Bütçesi, bütçe yapmanın en temel kurahna uymuyor; kimi noktalannı saklıyor. Bütçenin sakladığı noktalann başında, yatınm ve transfer ödenekleri geliyor. 2003 Yılı Bütçe gerek- çesinde, 146.5 katrilyon TL olarak bağlanan kon- solide bütçenin 9 katrilyon lirası yatınm ödeneği olarak aynlmıştır. Transfer ödeneği olarak da 100.6 katrilyon harcama yapılması öngörülmektedir. An- cak aynı gerekçede,"...bir katrilyon lirayatınm öde- neği ve 281 trilyon Hra transfer ödeneğinin iptal edildiği" açıklanmaktadır. Ancak gerekçede ya da ekli belgelerde, bu ödenek kesintilerinin nerden ya- pılacağı belli değildir. Tasanda, "...iptal edilen tu- tariann sektör, kunjluş ve projeler itibanyla dağılı- mı bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde Yüksek Planlama Kurulu tarafından belirienir" denilmeKtedir. Bu durumda, toplam ya- tınmlann durumu da açıklık kazanmamış olmakta; yatınm ödeneklerinin kullanımında açık bir keyfi- lik ortaya çıkmaktadır. Keyfilik bununla da kalmıyor. Maliye Bakanı açış konuşmasında Israf varsa, ödeneği olsa dahihar- cama yapılması önlenecektir" diyor. Ancak "israf nasıl saptanacaktır?" bu konuda "hangi ölçütler kullanılacaktır" sorularının açık bir yanıtı bulunma- maktadır. ••• Kasım seçimlerinde seçmen ekonomide köklü değişiklik istiyordu. Istenen değişikliğin başında, devletin, rüşvet ve yolsuzluklardan temizlen- mesi geliyordu. Bunu, işsızliğe çözüm bulunması; hakça bir vergi düzeni oluşturulması; daha eşitlik- çi gelir dağılımı; eğitime, sağlığa, çiftçiye ve esna- fa destek beklentileri vardı. Seçmen öncelikle temiz siyaset istiyordu. Üzü- lerek belirtmeliyim ki, AKP iktidan, siyasetin temiz- lenmesi yönünde gerekli adımları atmadı ya da ata- madı. Milletvekili dokunulmazlıklanna dokunul- madı; Mali Milat Yasası uygulamaya konulmadı; kayıt dışı ekonominin kayrt artına alınması yo- lunda tek bir adım atılmadı. Bunun sonucu olarak, devlet, çok daha pahalı borçlanabilir duruma geldi. Bütçeye dayanak olan önlemler, dolaysız vergi- lerin arttınlmasına dayanıyor. Toplam vergiler için- de dolaylı vergilerin payı yüzde 67'ye tırmanıyor; doğrudan vergilerin payı da yüzde 33'e çekiliyor. Bu bağlamda, toplam vergi gelirlerinin ortalama yüz- de 44.1 artması öngörülürken, cari fiyatlarla gelir vergisi artışı yüzde 25.4 buna karşılık mal ve hiz- metlerden alınan vergiler de yüzde 49.5 artacaktır. Akaryakrt tüketim vergisi ve KDV gibi mal ve hiz- metlerden alınan vergiler, zengin ileyoksulu ayir- mayan ve bu nedenle de en haksız vergi türleri- dir. Oysa temel kuraldır, vergiler, esas olarak, öde- me gücüne, gelire ya da servete göre salınır ve top- lanır. Hükümet, tersine gidişi sürdürüyor. Hüküme- tin vergileme anlayışı, ekonominin ve anayasanın temel kuralını çiğniyor. Bütçe gelirierini arrtırmak için kamuya ait, arazi ve binalann satılması ve özelleştirmenin hızlandı- nlması isteniyor. Halka ait servetin, açık ve saydam yöntemle satışı yerine, iktidan destekleyenlere da- ğrtılması durumunda, gelir dağılımı daha da bozu- lur; haksızlık trmanır. Bu, servetin el degiştirme- si olur; üretimi arrbrmaz; işsizliğe çözüm ol- maz. Bütçe, yatınmlan kısıyor; bu, işsizlik ve üretimsiz- lik demektir. Bununla da kalmıyor, dar gelirii ve yok- sul kesimlerin yararlanacağı eğitime, geçmiş yıl- lara göre daha az kaynak ayınyor. Bütçenin özü itibariyle, gelirini, vergi yoluyla yoksuldan alan, harcamasım da faiz yoluyla zengine aktaran, yani yoksuldan alıp varlıklıya veren geçmişin uygulamalanndan hiçbir farkı yok- tur. 2003 Bütçesi, ülkeyi iflasa götüren önceki yıllann bütçelerinin, biraz daha aşırıya, doğal uzantılanna götürülmüş biçimidir. Bütçe, üç yönüyle, yasal açıdan, ekonomik açıdan ve siyasal açıdan tam bir yetersizlik anıtıdır. yakup@metu.edu.tr Sivil toplum örgütleri tepkili: Maden Yasası yıkım getirir tstanbul Haber Servi- si- TBMM komisyonla- nnda görüşülen "Ma- denciük Yasa Değişikbği Taslağı''na, sivil toplum örgütleri ve meslek oda- larından tepki geldi. îs- tanbul Teknik Universi- tesi öğretim üyesi Prof. Dr. tsmail Duman. "Bu yasataslağı, ülkemizdeki madencilik sektörünün sorunlarma çözüm sağ- lamakbir yana, çevresel, doğal ve küitürel varhk- lanmız için de yıkun ge- tirecektir. Söz konusu ta- san geri çekflmefi ve ye- niden hazırlanmalıdır'" dedi. Duman, taslağın geri çekihnesi ve yeni- den hazırlanmasının bir "zorunluhık" olduğunu dile getirdi. Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi Tahir Öngür ise "Dümada yaklaşık 130 ülkede madencilik yasa- lan yenikndL Ancak sa- nınm ilk kez Turidye'de ÇEDkaktmlacak.Buka- bul edilmesi olanakh bir durum değildir'' dedi. Ev sahipleri! Zorunlu Deprem Sigortanızı" yaptırın, süresi dolan poliçenizi yenileyin. ffit SKAFET ' SIGORTALARI KURUMU Zorunlu Deprem Sigortası için, tapu ve kimlik fotokopinizle, yetkili sigorta şirketlerine veya acentelerine başvurunuz. Ayrıntılı Bilgi için; DASK Çağrı Merkezi: 0212.368 O 800 veya WWW.dask.QOV.tr
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog