Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 16 MART 2003 PAZAR 10 P A Z A R Y 4 Z I L A R I dishab@cumhuriyet.eom.tr Tony nereye koşuyorOlmuyor. Toııy Bhir, tngiltere'yi Amerika'nın yanında bu savaşa sürüldemeye ikna edemiyor. BBC'deki açıkotunımda halkın sorulanna yanıt yetiştirmeye çalışıyor. -Popüfcrtği yitinneyi onur nişanı olarak gönnüyorum, ama bdeıüğiıı gereğkür" diyerek kendini ateşe atarken halkı içın doğruyu yapan lider portresi çizmeye çalışıyor Olmuyor. Demokratik bir ülkede halkın çoğunluğunun sesine neden kulak vermediğini anlatanuyor. Gençliğin küresel televizyon kanalı MTV'de gençlere derdini anlatmaya Çalışıyor. 18 bın seyirci, Blair'in savaş için aldığı pozisyona karşı çıktığını oylarken, sadece 1 kişi Blair'in lehine konuşuyor. Popûlerliğinı arttırmak için eski metotlan kullanıyor. Nasıl daha önce Bfll Chnton saksofonuyla konserler verdiyse, Blair de elekiro gitanyla sahne alıyor. Ama olmuyor. Blair, kamuoyunun gözünde devamlı kan kaybediyor. Kan kaybettikçe partisini de, her ne kadar içerisinde muhalif sesler yüksekçe duyulsa da, aşağılara çekiyor. Kamuoyu araşnrmalan, Işçi Partisi'ne olan kamuoyu desteğinin geçen Ocak ayında yüzde 43 iken, Şubat ayında 4 puan gerüeyerek yüzde 39'a düştüğünü gösteriyor. Blair için sadece kamuoyu değil. kendi partisi de demir leblebi bir konu oldu. Bazı Işçi Partisi milletvekillerinin tahminlerine göre parti üye sayısı 180 binlere düşmüş. Bu rakam, Blair'in iktidara geldiği yılki rakamın yansı kadar. îddialara göre, tngiltere ikinci Birleşmiş Milletler (BM) karan olmaksızın savaşa girerse, yüz civannda Işçi Partisi milletvekili, parti üyelik kartlannı çöpe atacak. Geçen ay sonundaki Avam Kamarasrndaki oylamada da, tngiltere tarihinin hükümet karşın en büyük tavn görüldü. 393 LONDRA BARAN UNCU savaş karşıti olarak yorumlanabilecek "henüzdeğfl" yönündeki oyun 121 tanesi Işçi Partisi milletvekillerine ait. 2002 yılında yapılan Irak'taki durumla ilgili oylamalarda, "asi" tşçi Partililerin sayısı sadece 53 ve 32 idi. Son oylamayla beraber, partidekı isyanın iyice büyüdüğü de anlaşıldı. Bu kazan kaldınşın açıkça ilan edildiği yer, 1 miryondan fazla insanın katıldığı Londra'daki savaş karşıtı gösteriydi. Işçi Partisi Milletvekili George GaDovvay gösterideki konuşmasında, Blair'in partiyi bölünmeye sürüklediğini anlatırken, geride kalanlann, partiyi kalınnlanrun üzenne tekrar inşa edebileceğini söylüyordu. Tabii ki, seçım gününü hesaplaşma günü olarak ilan eden sendikacılar ve sivil toplum örgütleri de cabası. Sonuç olarak Blair, bir umut.. ikinci BM karanru bekliyor. Karar olmadan harekete geçmenin hukuk dışı olacağuu ve aynı zamanda tamamen bir intihar anlamına geleceğini biliyor. Bu durum karşısında geçen hafla içinde Bush yönetimi bile tngiliz kamuoyundan yıldı ve operasyona Ingiltere'siz başlayabileceklerini açıkladı. Ama Blair yılmıyor. Belki de en büyük rakibi olan Muhafazakâr Parti'nin hâlâ 8 puan önünde olmasına güveniyor. Ancak, savaşrn dışında bekleyen sağlık sistemi ve eğitim reformu gibi can alıcı konular unutulduklan yerlerden gündeme taşındığmda, Blair ve tşçi Partisi'ni çok zorlu günlerin beklediğini tahmin etmek zor değil. Hank ilerandevumvardı...Onunla ne zaman tanışrığımı tarn olarak hatırlamıyorum. Mekânın Beyoğlu olma ihtimali yüksek. Kitapçının raflanndaki yüzlerce kitap arasında gözüm onun kitabına takılmıştı. Raflann üst katında, göze hemen çarpmayan bir noktadaki kitabı elime aldım. îlk sayfalanna göz attıktan sonra kitabı satın aldım. Yağmurla birlikte Taksim'e yürürken iç cebime sakJadığım kitapla birlikte onu okuyabilmenin heyecanını da taşıyordum. Kitabın adı Büyük Zen Düğünü idi, yazan ise Charles Bukowski ya da onu tanıyanlann ifadesiyle Hank'h. Bukovvski'nin diğer kitaplannı zaman içinde bir bir okudum, hakkında yazılanlan gözden kaçırmadım. Aradan yıllar geçti. Beyoğlu'nun yağmurlu bir akşamında tanıştığım yazarla yollanmız Los Angeles'ın ıssız bir köşesinde yine kesişti. Bu sefer mekân inanılmaz sakin, hava güneşliydi. Okyanusa bakan yamaçlannı yaşlı ağaçlann gölgelendirdiği Green Hills mezarlığındaydım. Yazarın ölüm yıldönümünde mezan başındaydım. Mekânı bubnak zor olmadı. Mezarbğın Okyanus Manzarası adlı bölümünü kısa bir araştırmadan sonra keşfettim. Ancak Bukowski'nin mezannı bulmak için hayli uğraşmam gerekecekti. Uzun süren araştrrmama , rağmen onun mezannı bulamadım. Yanımdaki arkadaşım onun sanki bizden saklandığını söylüyordu. Bukovvski yaşadığı zamanlarda olduğu gibi yeni yüzlerle karşılaşmaktan kaçıyordu sanki. Dünyanın öbür ucundan gelen iki ziyaretçi onu bulmakta kararlıydı. Mezarlık görevlilerinden yardım istedik. Yaşlı kadın görevliye onun adını söylediğimizde gülümsedi. tt Bukowski'yi bulmak kolay değildir, yarduna ihtryacınız olacak" deyip bıze mezara nasıl ulaşacağımızı gösteren bir kroki uzattı. Haritaya bakınca mezan bulmamız zor olmadı. Okuduğum romanlan ve şürlerini tekrar hatırladım. Mezannın köşesinde LOS ANCELESİİ REMZt GÖKDAĞ ıturduğum yerden onun hayahnı gözümde canlandırmaya çalıştım. Mutlu bir çocukluk geçirmemişti. Almanya'da doğmuş, 2 yaşındayken ailesiyle birlikte ABD'ye göç etmişti. Babasının baskısı yazann yaşamrna damgasını vuracak, onu toplumdan uzaklaştıracak, arkadaşlıkiarını diğerleri gibi sürdüremeyecekti. Yaşamın kenannda, dışlanmışlann arasında bir hayatın zorluklanna yazarak karşı koymaya çalıştı. Yazdıklan dilden dile ulaştı, kitaplan elden ele ülkeyi dolaştı. ABD dışında da tanındı. Öykü ve şiirleri, sıradan insanlann her gün karşılaştıklan benzer deneyimleri içeriyordu. Onu ünlü kılan, Amerikan halkı arasında turulmasını sağlayan özellik, kendine özgü yalın ve sade üslubuydu. 0 konuşulan dilde yazıyordu ve yazdıklannı anlamak için kimse sözlüğe bakmıyordu. Barlan, kadrnlan, hayatın kenannda dolaşanlan, bir de Los Angeles'ı yazdı. Bu kenti bir kadını sever gibi seviyor, caddelerini bir bardak soğuk birayı içer gibi yaşıyordu. Halkın yazılannı beğenmesine karşın edebiyat eleştirmenlerinin gözüne giremedi. Yaşarken çok satanlar listesine giremeyen Hank'ın eserleri öldükten sonra kıymete bindi. Edebiyat çevreleri onun farklı üslubunun çağdaş Amerikan edebiyatında yer alması gerektiğine inandıklannda yazar hastanede ölüme meydan okuyordu. Başaramadı... 1994 yılının 9 Mart günü Los Angeles'ın San Pedro kentinde öldüğünde hayranlannı hayal kınklığına uğratmıştı. Aslında onun ölüme meydan okuyuşu genç yaşlarda alkol bağımlılığıyİa başlamışh. Hayatının bir bölümünün anlatıldığı Barfly fitminin galasında kendisine yöneltilen soruyu şöyle yanıtlamıştı: "Ben asbnda içerek intihar edryorum. Bunu da seviyonım. Kimi bir kutu hap içip bunu yapar, Idmi benim gibi kendini içldye vurur. Bu bir anlamda uzun vadeti intihar girişiniL" 0, bu tutkusundan hayatının sonuna dek vazgeçmedi. Almanya'da başlayan macera Los Angeles'ta noktalandı. Yazarla buluşmamızın mekânı Green Hills Mezarlığı'ndaki yüzlerce mezar taşı birbirine benziyordu. Siyah mermer üzerine yazılmış tarihler, isımler ve notlann dışında. Bukowski'nin mezar taşında da yaşadığı yıllar 1920-1994 tarihleriyle belirlenmişti. tsminin altında lakabı "Hank" yazılıydı. En altta, garduıı almış bir boksörün profılden görüntüsünü andıran bir şekil vardı. Bunun altında ise "Don'tTry" (Deneme Yapma) yazılrydı. Ölümünden sonra yazann eşi Linda, bu mesaja açıklık getirmişti. Hank'ın sevenlerine son mesajı "Deneme yapma, amacmı gerçekleştir" olmuştu. (remzi(a)hotmail. com) Sımrjuk mu daha zor> yoksa... Venezüella'nın başkenti Caracasta yaşanan su sıkuıosı, bu defa önceki yıDardakine göre daha zor günler yaşaüyor. Kentin doğusunda kalan bu gecekondu mahaDesinde de çocuklar sokakta 'duş ahyor.' tki kardeşi sırada beklerken kafasma dökülen sularla yıkanma> a çahşan buçocukise, ashnda susuzluğa razı gibi görünüyor. (Fotoğraf: AP) Rio Karnavalı halk sanatıKarnaval ne demek? Heyecanla beklenip hazırlığı yapılan, her türlü çılgınlığın kabul gördüğü, bir hafta boyunca süren bir şölen, hayat ile sevginin kutlanması. Şüphesız Rio'da Karnaval deyince akla ilk gelen şey aslında yanşma olan, kostümleri ve sambasıyla bilinen "Samba Okuüannın DefHekrl" 1920'lerde gelişen samba okullannın gösterilerinde yediden yetmişe halktan herkes yer alabiliyor (samba bilmenize gerek bile yok, sekiz ay süren provalarda gereken öğretiliyor) Bu sene yanşma 1 Mart Cumartesi gecesi başlayıp 4 Mart Sah günü bitti. 2 Mart Pazar gecesinin benim için ömür boyu özel bir yeri olacak çünkü o gece bizzat gidip 21,00'den 7.00'ye binlerce insanın inanılmaz performansını, resmen gözlere şenlik bir gösteri izledim. Yanşma karnaval alanı Sambodromo'da yapılıyor, dört gecede gerçekleşiyor ve samba okullan iki lige aynlıyor. Cumartesi ve salı gecesi gösteri yapan ligdeki okullann yanşmasıdaha ufak çapta oluyor; asıl ilgi odağı pazar ve pazartesi gecesi gösterisini sunan28 okulluk diğer lig. Her gecede üye sayılan 3500-5000 olan 14 samba okulu gösteri sunuyor. Her samba okulu 1400 metrelik pisti gösterisini en güzel şekilde sürdürerek en az 65, en çok 80 dakikada geçmek zorunda. Her okul enredo'su yani konusu. bateri zenginliği, beste, dans, ritim, kostüm ve alegorias yanı geçit arabası dekoruna göre değerlendiriliyor. O geceyi anlatmak için sayfalar gerekir onun için beni belki de en çok etkileyen şeye, okullann hikâye ya da konu işleyışine değineceğim. Yanşmada mesele sadece ilginç kostümler giyip dans etmek değil - insanlar herhangi basit bir konuyu (enredo'yu) alıp onunla resmen RİO DE JANEIRO BAR1Ş GÜNERSEL sanat yapıyor. Konunun değişik açılannı, çağnştirdıklannı sergiliyor: sembollerle takdim ediyor, ^ ^ ^ ^ ^ ^ izleyenlerin ~ ~ ~ " " ~ ^ ~ hayalgücünü zorluyor. Bunu yaparken her okul sadece 30-40 farklı, rengârenk, detaylı ve karmaşık kostümler değil, 9'dan 20'ye kadar geçit arabası (alegorias) kullanıyor Geçit arabalan 30'dan 90 metre uzunluğunda. 4 katlı bir bina yüksekliğinde olabiliyor ve her biri konunun ayn bir yönünün sunulduğu bir sahne gibi kullanılıyor, uygun kıyafetleriyle dans edenleri taşıyor. Bir samba okulunun konusu Brezirya'nın doğal güzelliklenydi. Bir geçit arabası Amazonlan temsil ediyordu - dev ağaçlar, bitkiler, dallar, yapraklar, hayvanlar ve nehirlerle âdeta ormanı arabaya koymuşlardı! Başka bir geçit arabasında zamanın Brezilva'vı etkileyişini ifade'etmek için yaşlı ve bilge "Zaman Baba"yı yapmışlardı. Yanşmayı birincilikle bitiren samba okulu Brezilya'da toplum sorunlannı konu almıştı. Bir geçit arabası açlığı temsil ediyordu, biri cinayeti, biri uyuşturucu kaçakçüığını, biri yoksulluğu - her bir sorun için arabalarda birer devasa canavar kafası yapmışlardı; arabalarda insanlar o sorunu pantomimle ifade ediyor, tiyatral bir gösten sergiliyordu Son geçit arabasında bir Lula yapmışlardı; yeni Devlet Başkanı umudu temsil ediyordu. Işlenen konular arasında üzücü olan olaylar. dünyanın ya da Brezilya'nın sıkıntılan da olabilir, ama yanlış anlamayın kimse bunlar karşısında üzülüp sızlanmıyor Acı veren şeyler ifade edilse de umut verici şarkı de\'am ediyor, izleyenlerin de katıldığı samba sürüyor. Sonuçta Karnaval, iyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla hayatın kutlanması.. bgunerseE'S hotmaiLcom tlaçlara karşı alerjim var. Kocakan yöntemlerinin yanından bile geçmem. Fazla ilaç yazmayan doktorlan, "Bu işten anJamıyor" diye değerlendirmediğim gibi, çok ilaç yazanına da şüpheyle bakanm. Hiçbir tanıdığımm tavsiyesiyle ilaç kullanmadım. tlaç alerjime karşı ilaç buhınsa onu bile kullanmak istemem. Ama ne yazık ki ilaçsız da yaşanmıyor. Kırmızı ışıkta beklerken arabama arkadan toslayan biri yüzünden, aylardır fizik tedavi görüyor ve hiç sevmediğim halde günde bir kez kaslanmı rahatlatıcı ve ağnlan azaltıcı hap alıyorum. tster istemez konuyla ilgilenmek zorunda kaldım. Doktorlann reçete yazma eğilimi üzerine yapılan bir araştırmaya göre Belçika'da ilaç kullanımı yüzde 7 artmış. Profesör Marc Bogaert bu sonucu "şaşırtıa ve rahatsız edkF olarak değerlendirdi. Doktorlar Belçika'da 6.4 miryon doz ilaç yazmış. Bu sayı bir önceki yıl 6 miryonmuş.. Artış oranı kalp ve damar hastalıklan ve depresyonla ilgili ilaçlarda yüzde 8'e ulaşıyor. tlaca harcanan paranın üçte birden fazlasını kalp rahatsızlıklanyla ilgili ilaçlar için veriyor Belçikalar... Başı kolesterola karşı ilaçlar çekiyor. En çok kullanılan ilaçlar listesinde anticonceptiva 2., yüksek kan basıncına karşı ilaçlar da 3. sıradalar... Ev doktorlan reçete yazarken antibiyotik konusunda çok daha dikkatli davranıyor. Hükümetin doktorlara ve Seçimden sonrabir öğün hastalara yönelik başlatnğı "aküa antibiyotik kuDanmayı" öğütleyen kapmanya sayesinde antibiyotik kullanımı yüzde 5 daha azalmış./ Bogaert, nüfusun yaşlanmasının tek başına ilaç kullanımındaki yüzde 7'lik artışı "~^~~~^^"1 açıklamaya yetmediğini, hatta (viagra gibi) yeni popüler ilaçlann piyasaya çıkmasuıın da artış konusunda kendısini tatmin etmediğini söylüyor. Bogaert, "Yaşlanma ve popüler Daçlarla bu aruş açtklanamıyorsa, hükümet bu arnşm nedenlerini ortaya çıkarmahdır" diyor. Belçikalılar çerez gibi ilaç kullanıyor. En ufak rahatsızlıkta ev doktoruna koşan, birazcık daha ciddi bir durumda da ya ev doktorunu çağıran ya da soluğu hastanelerin acil servislerinde alan Belçikalılan frenlemek için Sosyal tşler Bakanhğı önlemler almak zorunda kaldı. Doktorun eve çağntması halinde ödenen hasta katkı payı artınldı. Büyük kentlerdeki hastanelerin yükünü azaltmak amacıyla da ücretsiz acil servis hizmetinden yararlanan hastalardan, durumlanrun acil ohnadığının anlaşılması BRÜKSEL ERDtNÇ UTKU halinde, 12.5 Euro alınmaya başlandı. Sosyal tşler Bakanı Sosyalist Frank Vandenbroucke tarafindan 1 Mart'ta başlatılan "acü servkleri gereksiz yere meşgul edenkrden ekstra ücret ahnmasmı" ^"^~~"~""" Belçikahlann üçte ikisi anlayışla karşılıyor. Agusta skandalı sonrası siyasete ara verip, tngiltere'de Oxford'da, sosyal adalet konusunda doktara yapan ve dönüşte bakan olan Vandenbroucke, ezilen kesimler lehine başlattığı uygulamalar yüzünden, ilaç endüstrisi, eczacılar ve doktorlann şimşeklerini üzerine çekiyor. Markasız ucuz ilaçlann kullanılmasını teşvik etmesi, doktorlann vizite ücretlerini kontrol altına almaya çalışması ve sağlık hizmetlerinin ihtiyaç dışında lüks sayılabilecek amaçlar için kullamhnasmı sınırlaması Vandenbroucke'un başlıca suçlan(!). Başanlı bakan Vandenbroucke, 18 Mayıs seçimlerinde, Brüksel'de. SP.A'dan liste başı. Bakalım sağlık alanındaki savurganlığa ilaç gibi gelen ve sosyal adaletin sağlanmasında her seçimden sonra bir öğün alınması gereken Vandenbroucke'a Brükselliler sahip çıkabilecek mi° Hollanda'da ırkçı parti "sağtak sistemiıün çarpıkhğmı ve hastanelerdeki ve ev doktoriarmdaki kuyruklarT kullanarak çıkış yapmıştı. tngiltere'de de sağhk sistemi yıllardır iktidarlann başını ağntıyor. Çevresindekı ülkelere örnek oluşturan Belçika sağlık sisteminin ayakta kalabilmesi için Vandenbroucke gibi "bu işin kitabmı yazmış'" bakanlara gereksinim var. Vandenbroucke antibiyotik kullanımını düşürmekte gösterdiği başanyı pekâlâ çerez gibi ilaç kullanımını sınırlamakta da gösterebilir. Irkçı parti Vlaams Blok'un Anvers belediyesinin belediye parasını kişisel harcamalan içın kullandığını ortaya çıkarması, Belçika"nın yolsuzluk konusunda da tedaviye ihtiyacı olduğunu gösterdi. Irkçı partiyi istemeden de olsa desteklemek zorunda kalan Belçika gazeteleri, yazının kaleme alındığı anda ırkçı parti gibi, Anvers belediye başkanı Leona Detiege'in ve yönetimirün hemen istifa etmesini istiyorlardı. Belediyede koalisyonu oluşturan parti temsilcilerinin tümü istifa karan aldı. Bu kez belediye başkanının Liberal Partili olması bekleniyor. Bu skandal en fazla ırkçı partinin ekmeğine yağ sürdü. Bir tür beyin ve yürek kanseri diyebileceğimiz ırkçılığın ilacı ise henüz bulunmadı! erdincutkuıg yahoo.com Şairler, buralarda sizebahargeldi!Buralarda "baharda şair olmakta" yarar var. Diyeceksiniz ki şairliğin mevsimi mi olur? Hele hele çoğunluğu(!) şair bir diyarda, oralarda, değil mi? Haklısınız haklısınız da... Bir de paylaşmak olayı var.. yazdığını, duyduğunu paylaşabilmek... Sözlerini, dizekrini, Idtabuu basabilmek, yayabilmek, degerlendirebilmek, dinletebilmek, okutabilmek, ötekilere iletebilmek... Çoook ayncalıklı küçücük cüretkâr bir azınlık dışında hiç kimse, örneğin gençliğinde basamadığı şiirlerinin rövanşım "değerti kitabevleri'' kurarak, birinci hamura "şiir kitaplan" basarak alamaz ki... "Görüntû egemen" mantık ve sistemlerin hüküm sürdüğü bir devirde hor görülen "söz"ü özellikle de "yazıhşını" ve de -hadi yeri gelmişken- "manzum yazıhşuu" dar kültürel düzeneklerde yaşatmak, yeşertmek, "O"na her baharda verünli topraklar sunmak, burcu burcu tomurcuklar kazandırmak önce cesaret, sonra olanak ister... Gökten zembil beklenirse Ahmed Arifbabasmm yaklaşık deyişiyle, "~ hasretine daha nice leytim bahaıiarda ne prangalar eskitiBr''... Buralarda birileri 5 yıldır "Prmtemps des Poetes/Şairlerin Bahan" diye nüntan bir faaliyet başlattı, hem de "şairin de şiirin de pabucu dama aüldı" dendiği bir zamanda. Yukanda sarf ettiklerimize ters düşer gibi gelebilir ancak hadi ekleyelim. Şairlere her baharda çiçek açtırma fikri dönemin Eğitim ve Kültür Bakanı Jack Lang'dan doğdu ve desteklendi. Çoğul sol hükümet gitti, tekil sağ hükümet iktidar oldu, Jack'in yerini Jean- Jacques (Aillagon) aldı. "Kültür pontikasr kemer sıktı, boğaz sıkmadı. Zaten devletin katkısı sembolikti. Yerel yönetimler. belediyeler, irili ufaklı, Parisli, taşralı yaymevleri, kütüphaneler, kitapçılar, okullar, kültür merkezleri, \-akiflar, dernekler, tiyatrolar, sinemalar, 'cafe'ler.. ve de hepsinden önemlisi kuytuda bekleyen, özleyen şiirseverler seferber oldu. Belki şair değildir Fransız, ama seferber etmesini bildin mi, olou-, okutur, dayanışrr, katılır, yürür, başkaldınr. Donsuz -çulsuz- Gavroche'u (Vktor Hugo'nun "SefîDer"inin küçük devrimci kahramanı) tmparator Jünyor Bush a bile kafa tutan bir mülettir!.. 10-16 Mart tarihleri arasmda 5'incisi düzenlenen "Şahierin Bahan"nda bu kez saptanabilen 10.000, evet doğnı okudunuz on binin üstünde "şnr eylemi", daha doğrusu "şiirsel eylem" var. Sıkı durun, şiir sokağa indiği kadar apartmanlara, sıradan hanelere de tırmanıyor. Çaylar sözcüğü geçiyor. PARİS UĞUR HÜKÜM Eylemler mi? Birkaç örnek sizlere: Başta Paris ohnak üzere, büyük kentlerde "metro şiirsel müdahale tugay lan" aracılığıyla koridorlarda, duraklarda, peronlarda afişler, şiir köşeleri, saatleri... Şiirli tren biletleri, şiir pazarlığı, seyyar şiir satıcılan, şarkılı söz atışmalan, evlerde şiir okumalan, şiir söyleşileri, çifte- üç-dört dilde okumalar, anında çeviri ve yaratma yanşlan... Onemli bir ayrmtı. 5. "Şairlerin BahanT> mn ana teması "Dümarun Şairleri" başlığını taşıyor. 2003 buluşmasında çok sayıda yabancı ülke şiiri ve şairi bu popüler şenlikte tanınma olanağına kavuşurken, Arjantın'den Çin'e, Quebec, tsveç'ten Güney Afrika Cumhuriyeti'ne 50 civannda ülke de "Şairfcrin Bahan"nı kutlamaya, yaşamaya başladı. Türkiye yok. Yolda sokakta şairden geçilmeyen Türkiye'den tık yok, en azından cehaletimizi mazur görün, bize yansıyan yok. "Şairlerin Bahan"m örgütleyenlere sorduk, onlar da bilmiyor. Takdirle karşıladığımız faaliyetlerini, elimizden geldiğince incelediğimiz tstanbul Fransız Kültür Merkezi'nin mart ayı programında da "bahar"dan eser yok. Ümitler kaldı bir başka tt baharw aü! Paris Anadohı Kültür Merkezi'nde bir edebiyat sohbetine katılan çıft dilli şair EBf Su Alkan, Paris Kürt Enstitüsü'nde Fransızca, Kürtçe ve Türkçe şiirlerini okuyan Seyhmus Dağtekm ve Türkçenin evrensel medar-ı iftihan Nâznn Hikmet'ten başka değil şiirimiz, esamimiz bile okunmuyor. Paris metro vagonlannı yıllardır süsleyen Nâzım'ın dizelerini gören Türkler gözyaşlanm tutabilirler mi bilmiyorum, ancak dev ofislerde Orhan VeB veya Cahit Sıtkı Fransızca okunabilse herhalde Fransa'nın Türidye'ye ilişkin önyargılarında delikler açmak daha kolay olurdu. Türk sanatçı Lohı Menase'ye borçlu olduğumuz "Nâzun Hikmet, Şnr Yoldaş" belgeseli de haftanın en önemli eylemlerinden biri kabul edilen "Şnrsel Sinema" gösterileri arasında yer aldı. Bahar Paris'e gebnek için artık nisanı beklemiyor. "Desem ki vakhierden bir Nisan akşamıdır... Desem ki sen benim için, Hava kadar laznn, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nhnettensin! Desem ki.. tnan bana sevgflhn inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar, Ve soframda en eski şarap..." Cahit Sıtkı Tarancı'nın bu mısralarmı Fransızlar okuyabilse, "Şairlerin Bahan" bir başka çiçek açar, bir başka rayiha kokardı... Türkçenin şairleri, siz hangi mevsimi bekliyorsunuz? ugur.hukumtg paris.com
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog