Bugünden 1930'a 5,499,360 adet makale



Katalog


«
»

13 MART 2003 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA HABERLER Savaş endüstrisiyle ayakta duran sözde demokrasi havarisi ABD'de en cılız muhalif sese bile izin yok Askerleştirilmişbir toplum ABD Demokrat mıt B -3- Faşistmi • Prof. Dr. Türkkaya ATAÖV T T Tebster tammında "miB- \/\/ tarizm'' de var. Bundan V V kasıt her ülkenin doğal hakkı olan silahh kuvvetler bulun- durmak değildir. Amerika küre- mizin en ağır askerleştirilmiş top- lnmudur. Esld ABD başkanlann- dan DJ). Eisenhower, görevi bıra- kırken yaptığı veda konuşmasın- da, "endüstri-asker kompleks"nın devlet ıçınde devlet durumuna gel- diğinden açıkça şikâyet etmişti. Eski rakip Sovyet blokunun da tümden ortadan kalktığı bugünkü koşullarda. Amerika'nın "savun- ma harcamasT dediği toplam tu- tar dünyanın geri kalanının silah- lı kuvvetleri için ayırdığı parayı da aşıyor. Üstelik, bu meblağ büt- çede açıkça görülen bölümdür. Bu- na bir de CIA gibi örgütlerinin ay- nı amaçla her yıl birtakım gizli iş- lere ayırdığı büyük paralan da ek- lemeİc gerekir. Bunlann büyük di- limi de askeri harekât için kulla- nılıyor. Aynca NASA gibi bazı "shiT görünümlü ve yüksek büt- çeli kuruluşlar da askerlik ve ha- ber alma bağlantısı içindedir. Ge- ne Amerika bazı yabancı ordula- n ya da gruplan temelde kendi amaçlan için donatmakta ve eğit- mektedir. Yeryüzünü askeri üsle- riyle sarmıştır ve daha yenilerini edinme girişimlerine hız vermiş- tir. Tüm okyanuslar ve denizler güçlü filolanyla denetimi altında- dır. Ha\ r ada da üstündür ve başka- lanna ait hava sahalanna da sıkça müdahaleden çekinmemektedir. Tartışılmaz bir nükleer üstünlüğü vardır. Üstelik, uzayı da askeri amaçla kullanmaktadır. Birbiriy- le bağlanhh uydularla sanki uzay- da da bir haberalma ve jandarma sistemi kurmuştur. Dış politikası da bu oranda as- kerileşmiştir. Sovyetler Birliği, uzun sa\-aş yıllan boyunca Polon- ya, Demokratik Alman Cumhuri- yeti, Macaristan, Çekoslo\t akya ve Afganistan'da silaha başvurmuştu. Amerikan Kongresi'nin resmi ya- yınına göre ABD'nin aynı süre içinde silaha sanlması bunun yak- laşık on katıdır. Üstelik, Birleşmiş Milletler Antlaşması sorunlann banşçı yönden çözülmesini öngö- rür ve madde 33'te bunlann yol- lannı gösterirken, Amerika, tek başına bile kalsa, açıkça zor kul- lanma seçeneğine itibar ediyor. Ordu glbl polls Aynı derecede ciddi bir gelişme de askeri ku\"vetleriyle sivil gü- venlik kuruluşlan arasındaki sını- nn yok olmaya yüz tutmasıdır. Iç düzenin de askerileşmesi, en az dış polinkanın askerileşmesi kadar sakıncalıdır. Polisin eline ordunun kullandığı ordu tipi helikopterler, zırhlı araçlar, el bombası firlancı- lan ve otomatik silahlar artan öl- çülerde geçmektedir. Dahası, fede- ral, federe devlet ve yerel güven- lik kuruluşlan arasında, önceki yıl- lara kıyasla çok yoğun bir işbirli- ği söz konusudur. Bu durumda, ulusal güvenlik sistemi çok daha bütüncül ama askerleşmiş olmak- tadır. Bu sistemin uygulanışının için- de de hukuk-dışı aramalar, yığın- sal gözaltı, gözaltında ölüm. özgür- lükleri kısıtlama, özel yaşama mü- dahale, sanık-avukat mahremiye- tini ihlâl, kötü muamele, aşağıla- ma, işkence, zincire vurma ve bun- lann daha çok Müslüman, Arap, Ortadoğulu ve Asyalı gibi belirli gruplara uygulanması vardır. Bu durumda, Amerikan yönetiminin birkaç yönden militarist olduğu da kuşku götürmez. Webster tanımından geriye Ame- rika'da nasıl bir parti sisteminin . merika küremizin en ağır askerleştirilmiş toplumudur. Eski ABD başkanlarından D.D. Eisenhower, görevi bırakırken yaptığı veda konuşmasında, "endüstri-asker kompleksi"nin devlet içinde devlet durumuna geldiğinden açıkça şikâyet etmişti. .BD'de görünürde iki partili bir siyasi yapı vardır, fakat ikisi de aynı para sisteminin yaratığıdır. Çoğu kez, aynı kişiler iki ayn partiye de para verirler. Gerçek bir "ikinci seçenek" olacak üçüncü bir partiye yaşam hakkı yoktur. Yeni seçenekte ısrar edenler siyasal yaşamın dışına sürülürler. olduğu ve muhalefetin baskı al- tında tutulup tutuhnadığı noktala- n kalmaktadır. Amerika tek partili bir toplum değildir. Bu ülkede iki siyasi par- ti vardır: Cumhuriyetçiler ve De- mokratlar. Ancak federal düzeyde- ki bu iki partinin arasında önemli farklar yoktur. Birinin tutucu, öte- kinin de liberal olduğu, daha açık- çası, birinin programının ötekin- den farklı olduğu doğru değildir. îkisimn de gündemi temelde aynı- dır. İki parti görünümüyle demok- rasi imajı yaratarak aynı amaca nöbetleşerek hizmet ederler. tkisi de aynı para sisteminin yarahğıdır. Çoğu kez, aynı kişiler iki ayn par- tiye de para verirler. Gerçek bir 'ikinci seçenek" olacak üçüncü bir J I I İ 1 3 f partı\ e \ aşam hakkı yoktur. Bazı bunalımlı dönemlerde ikinci bir seçenek ortaya atılabilir de. Ama bunu partilerden biri, daha çok Demokrat Parti kendi içine çekip ortadan kaldınr. Düzen sorgulanamaz Bunalım atlatılınca, gene iki par- ti arasındaki anlaşma ortamına dö- nülür. Yeni seçenekte ısrar eden- ler siyasal yaşamın dışına sürülür- ler. Her iki parti de kendilerinin bir- likte temsil ettikleri tek seçenek dışında başka bir yola şans tanıma- ma ilkesinde anlaşmışlardır. Konu hangisinin sistemi daha iyi güçlen- direceğidir. tkisi de düzenin teme- linı sorgulamaz. Endüstriyel as- keri kompleksi ülkeyi yönetecek- tir. Demokratlann çoğu hüküme- tin daha fazla kullanılmasından yana olabilir. Cumhunyetçilerin çoğu da hükümeti daha fazla kıs- mak isteyebilir. Aralannda dişe dokunur fark yoktur. İki başlı da olsa, tek sistem söz konusudur. Bu iki baş da büyük ölçüde endüstri üretimi, tekelci sermayedarlık ve devlet-tekelci sermayedarlığı aşa- malanyla uyum sağlayarak geliş- miştir. Geçmişte milyarderler için- de RockefeDer, Getty ya da Gian- nini Cumhuriyetçileri, Du Pont ve Morgan da Demokratlan destek- lemıştir. Amerikan halkı aynı göv- denin iki başından birini seçecek- tir. Seçimlerin her türlüsü o denli para isteyen bir ugraştır ki tüm si- yasetçiler çok varlıklı çe\Telerin elindedir, onlann sözcüleridir. Yalnız Bush değil, CBnton da Amerikan sağının adamıydı. Cum- huriyetçiler Clintona saldırdıysa, nedeni aynı sağ gündemi başany- la uygulamış olmasındandır. Bu- günkü Başkan Bush'un babası Cumhuriyetçi George Bush Beyaz Saray'dayken, Demokrat Bill Clin- ton da Arkansas Federe Devleti valisiydi. Rekabet değil, işbirliği yapıyorlardı. Örneğin, Nikara- gua'ya karşı "kontraharekâtrnda, silah ve uyuşturucu, ikisirun de bilgisi ve onayıyla Mena Havaala- nı'ndan girip çıkmıştı. Kontralann askeri eğitimi için kurulan gizli eğitim kampı da Arkansas'taydı. Anlaşılan, bu türlü işbirliği ka- zançlı da. O zamanki valinin eli- ne geçenler eşinin çalıştığı Rose Hukuk Şirketi'nde aklandı. Clin- ton'un başkanı bu yoldan tanıma- sı 1992 seçimlerinde Demokrat adayı olmasını da kolaylaştırdı. Bu seçimlerde Amerika'da iki aday vardı: George Bush ve Bill Clin- ton adında bir Bush benzeri. Han- gisi seçilırse seçilsin, asıl kazanan gene aynı çevre olacaktı. Program ve uygulama değil, siyaset satan- lann yüzleri değişik; o kadar! Ge- orge Bush'un sûlbünden olma Ge- orge W. Bush değil de Clinton'un yetiştirmesi AlGorebaşkan olsay- dı, değişen bir şey olmayacaktı. Demokrasi ovunu Bu "demokrasi oyunu"nu Ame- rikan basını da bilir. O da oyunun parçasıdır. Adaylan sanki arada farklar varmış ve derinmiş gibi sunmak da onlann payına düşer. Bu sahnede ikinci bir seçenek diren- meye kalksa, onu geniş okuyucu ya da seyirci kitlesine ulaşan med- ya araçlannın hiçbiri tutmaz. Med- yanın görevi tek seçeneğin hizme- tinde olmaktır. Bu nokta gene Webster tanımın- da yer alan "muhalefetebaskT ile bağlantılı. Clinton'un başkanlık görevi sırasında, Beyaz Saray'a herhalde rakiplerince sokulan Mo- nica adlı bir kızla bir ölçüde yakın- lık kurmasının ortaya dökülüşü, o toplumda basın özgürlügü, demok- rasi ve muhalefetin olduğunu ka- nıtlamaz. Bu konuda önemli olan şudur: Amerika'da muhalefet asıl "yapBai" bir baskı altındadır. Sis- tem yukanda sözünü ettiğim iki başlı düzen dışına taşan muhale- fete bir olanak sağlayacak biçim- de yapılanmamıştır. Beyaz Sa- ray'da da Kongre'de de ya Cum- huriyetçiler olur ya da Demokrat- lar. îki partinin birinin içinde ara sıra bir "bağnnsız" çıkarsa da, bu bir üçüncü parti ya da gerçek bir muhalefet işareti değildir. Bir ara bagımsız başkan adayı olmuş olan milyarder H. Ross Ferot yıllardır CIA'ya hizmet etmiş biri olup Yar- bay OBver North'un karanlık işle- rine de, gene düzenle anlaşmalı olarak, para akıtmış kişidir. Çok kü- çük üçüncükuruluşlann da güçlen- me olanaklan yoktur. Nispi tem- sil sistemi olsaydı, belki uzun va- dede bir üçüncü güçten söz etmek akla gelırdı. Sansürlü medya Kaldı ki 11 Eylül saldınsına bir tepkiymiş gibi gösterilen bazı adım- lar her türlü muhalefeti, üniversi- telerde bile, dizginleyecek boyut- lara erişmiştir. Çok okunan gaze- teler birkaç yüz bin kişilik yürü- yüşü bir avuç insanmış gibi gös- teren fotoğraflar yayımlamakta, eskilerin itibarlı eğitim kurumlan aykın düşünenleri, kontratlannı yenilememekle tehdit etmektedir- ler. Bu sistemle yurttaşın doğru bilgi alma yollan çok kapalı ol- duktan başka, bazı arşivlerin yeni emirlerle gizli turulması, askeri mahkemelere yeni yetkiler veril- mesi ve yüksek bilgisayar tekno- lojisinden yararlanarak yurttaşın fışlenmesi ve egemen düzenden aynlanlara u gereğinin yapdmasT gibi demokrasi karşıtı adımlar mu- halefeti daha da sindirmeye yan- yor. Bu kısa inceleme, Amerika'da demokrasi yerine faşizmin salta- nat sürdüğü görüşünün, hiç değil- se oradaki uygulamalann saygın bir Amerikan kaynağı olan Webster Büyük Sözlüğü'ndeld faşizm tanı- mına uyduğunu gösteriyor olmalı. B İ T T İ BÜYÜKELÇÎ LOĞOĞLU: Hava sahası içinyetki TBMM'nin • Türk hava sahasmın ABD'ye kullandınlması konusunda gayri resmi görüşmelerin sürdüğünü belirten Loğoğlu, Washington'a askeri talepleri konusunda sabırlı davranmasıru tavsiye etti. VVASHEVGTON (AA) - Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu, ABD'nin Irak konusunda, Türkiye'nin hava sahasmı kullanmasına ilişkin gayri resmi ön görüşmeler yapılmakta olduğunu, ancak Washington'ın, henüz bu yönde Türkiye'den resmi talebi bulunmadığını söyledi. Loğoğlu, Washington'daki savunma muhabirlerine yaptığı açıklamada, bu konuda, hükümetler arasmda görüş birliğine vanlması durumunda, TBMM'nin onayımn da alınması gerektiğini belirtti. Loğoğlu, Incirlik Hava Üssü'nde halen Keşif Gücü çerçevesinde görev yapan ABD savaş uçaklannm da mevcut düzenlemede yalnızca savıınma amaçlı olarak kullanılabileceğine işaret ederek, "Bu uçaklar, şu anda Irak'a karşı bir taarruz operasyonunda yer alamaz" dedi. Loğoğlu, sürmekte olan görüşmelerin henüz araştırma niteliği taşıdığım ve resmi kararlann, siyasi otorite tarafından ahnabileceğini söyledi. Yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen AKP Genel Başkanı Recep Ta>>ip Erdoğan'ın halen bu yönde çalışmalannı yürüttüğünü hatırlatan Loğoğlu, Washington'a askeri talepleri konusunda sabırlı davranmasını tavsiye etti. Akdeniz 2 Uçak Gemisi Uçuşa yasak bölgeler El Cabir, Alisalım, Kamp Doha SUUDİ ARABİSTAN RİYA Eskan köyü EIHarg BAE EIDafra Masnaah Seeb 60.000 askere hareket emri verildi. 1. Zırhlı Bölük (26.000 asker, Almanya) 1. Zırhlı Bölük (24.000 asker, Teksas) 2. Zırhlı Süvari Alayı (10.000 asker. Louısana^ Her bın 80 uçak taşıyan 3 uçak gemisi konuşlu. 4 uçak gemisi yolda. 16 uçak taşıyan Ingiliz uçak gemisi Ark Royal Körfez'de. Ana ABD üs/eri ya da tesisleri Dıego Garcıa Uzun menzilli bombardıman uçaklannın üssü PEARSON VEKİLLERE YEMEK VERDİ: Harekât, tezkere çıkmadan da başlar TUREYKOSE ANKAR4 - ABD'nin An- kara Büyükelçisi Robert Pe- arson. önceki gün akşam ara- lannda Adalet Bakanı Cemfl Çiçek'in de bulunduğu bir gruba "Türk Sanat Müziği'' konseri eşliğinde yemek ver- di. Pearson'un kendisine yö- neltilen sorularüzerine, "Tay- j'ç Erdoğan'ın endişeleri var, bizden bazı beklentileri de var. Tezkere konusunda karar ver- meyi geciktiriyor. Kuzey cep- hesinden vazgeçmedik. Ama TBMM'den tezkere çıkma- dan da her an hare- kât başlayabilir me- sajı verdiği öğrenil- di. Pearson'un "üs veimaniardamuta- bakata a\kın, hü- kümetin bilgisi dı- şındabir uygulama ounadtğıroda" söy- lediği aktanldı. Pearson'un önce- ki gün akşam verdi- ği yemeğe CHP Yozgat Mil- letvekili Emin Koç, AKP Ur- fa Milletvekilı ZiÛtikar tzol, Bitlis bagımsız milletvekili Edip Safter Gaydab ile eski milletvekillennden VehbiDin- çerler. Salim Ensarioğlu ile Şevket Büfcnt Yahnici nın ya- nı sıra siyasetçi olmayan da- \etlilerde katıldı. Konuklara yemekten önce Türk Sanat Müziği konseri dinletilirken, Adalet Bakanı Çiçek'in kon- serden sonra aynldığı, yeme- ğe kahnadığı öğrenildi. Türk sanat müziği korosunun re- pertuvannda "Engindeyavaş ceklerini" söylediği öğrenil- di. Yemek sırasında Irak ko- nusundaki sorular üzerine Pe- arson'un "Tavnnuzdabirde- ğişiklik yok. Karartayız. Mü- dahale edilecek, bunun geri dönüşüyok" dediği aktanldı. Edinilen bilgiye göre, Pe- arson şu mesajlan verdi: "Tayyip Erdoğanfle35 sa- at konuştuk. Bazı endişeleri var, beklentileri var ama bi- zim müzakereterde gelebile- ceğimiz nokta bu. Yeni tez- kere konusunu geciktiriyor. Kuzey cephesinden vazgeç- medik ama tezkere çıkma- dan da harekât başla\abilir. Sad- dam bölgeiçjn bü- yük bir tehdit un- suru, bu tehdit mutlaka kalka- cak. Üs ve liman- lardaki uygula- yavaş", "Senedebirgün'' "değ- disaçlanma"u sazlarçahııırn . "bağa gel bostana gel" gibi şarkılar yer aldı. Pearson'ın da\ etlilere "bundan böylekül- türel faaB\etkre ağırhk vere- • ABD Büyükelçisi Pearson, Erdoğan'ın bazı çekinceler yüzünden savaş tezkeresını malarhükümetin geciktirdiğini bügisi dahilinde. savundu. Mutabakataavkı- n, mutabakab aşan bir uygulama yok." Schmidt: BM kararı beklenmell Almanya'nın Ankara Bi- yükelçisi Rudotf Schmidt de TBMM Insan Haklan Komis- yonu'nun başkanlık drvanı üye- lerine büyükelçilikte yemek verdi. Schmidt, milletvekilb- rine "Biz de Saddam iyi derri- yoruz,ama Saddam yüzündoı Irak halkuun zarar görmesiıi istemhoruz. BM karan olmı- dan ABD vnrmamah, Türli- ye'nin BM kararı olmada ABD'ye destekvermeyeceğiıi ümitediyoruz'' dedi. Erdoğaı ile görüşmek için dün parti gp- nel merkezine gelen Schmict yoğun programı nedeniyle &- doğan ile görüşemedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog