Bugünden 1930'a 5,500,162 adet makale



Katalog


«
»

13 MART 2003 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA DIŞ HABERLER dishab@cumhuriyet.com.tr 11 Verheugen: Hükümet orduyu konrol etmeli BERLJN(AA)- AB Ko- misyonu'nun genişleme- den sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye'nin, AB üyeliğinden önce Kıb- ns sorununu çözmesi ge- rektiğini sa\iınurken "Tür- kiye, kaühm öncesi Kıbns sonmuraıçözmekzonmda. Hükümet ve parlamento- nun Türk ordusunu kont- rol etmesi gerekir, tersi ol- mamalT diye konuştu. Verheugen, Alman Süd- deutsche gazetesine yaptı- ğı açıklamada, Kıbns so- rununun Türkiye'nin AB üyeliği konusunda büyük engel teşkil ettiği görüşü- nü savundu. "Ankara'nın, görüşmelerin başansızhk- la sonuçlanmasının kendi AB üyeliği konusunda do- ğuracağı sonuçlan tam ola- rak düşünmesi gerekirdi'' diye konuşan Verheugen şöyle konuştu: "Benbugünekadar.K*- ns meseksinibukadaraçık konuşabüdiğim bir Türk hükümeti görmedim. Be- nim izlenimim, Türk or- dusunun, hükümete,' Ku- zey Kıbns' yönetiminebas- kı yapması için yeşil ışık yakmaya hazır olmadığı şeklinde. Bunun dışında, Türk hükümeti şu sıralar çok daha büyüksorunlar- la uğraşıyor. Dünyadaki mevcutdurum, Ankara'ya çok büyük iç siyasi sorun- lar varaüvor." Kongre patatesleri özgürleştipdi1 • \VASHINGTON (AA) - Fransa'nın Irak'a karşı ABD'nin yanında yer almamasıyla başlayan Fransa karşıtı kampanyaya Kongre üyeleri de katıldı. Patates kızartması isteyen Temsilciler Meclisi üyeleri, artık "French fries" yani "Fransız kızartması" yerine, "freedom fries" yani "özgürlük kızartması" demeye başladı. 9.5 tonluk bomba denendi • EGLEVHAVAÜSSÜ (AA)-ABDHava Kuvvetleri, tarihindeki en büyük bombayı Florida eyaleti Eglin hava üssünde dün denedi. 9.5 tonluk MOAB'ın (Massive Ordnance Air Blast: Büyük Ordonat Hava Bombası), C-130nakliye uçağının kuyruk bölmesinden bırakıldığı bildirildi. Devasa bomba, benzeri BLU- 82'denyüzde40daha ağır. BLU-82'ler, Afganistan'da sığınaklan bombalamakta kullanılmıştı. İnan'a baskı artıyor • WASHINGTON(AA) - Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Muhammed El Baradey'in ardmdan ABD de tran'dan, nükleer tesislerinin önceden bildirim yapılmadan denetlenmesini kabul etmesini istedi. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü "Iran'ı ek protokolü imzalamaya çağınyoruz" dedi. Washington, Lahey zirvesinin başansızlıkla sonuçlanmasından hayal kırıklığma uğradı ABD Denktaş'ı suçladıDış Haberler Servisi - ABD, Birleşmiş Milletler'in (BM) başansızlıkla sonuçlan- dığıru açıkladığı Kıbnslı liderlerin Lahey toplantısının ardmdan, "hayalkınkhğma'' uğradığını belirtirken anlaşma olmama- sının suçunu Türkiye ve KKTC Cum- hurbaşkanı Rauf Denktaş'a yükledi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü RichardBo- ucher, "Lahey'deki görüşmelerin, BM Ge- nel Sekreteri Kofi Annan' ın banş planını, her iki toplumda da referanduma suna- cak bir anlaşmayla sonuelanmanıasından derin hayal kınklığına uğradık" dedi. Boucher, bu gelişmeye rağmen ABD'nin, adil ve kalıcı çözüm arayışın- da kararlılığını sürdüreceğini belirtir- ken, BM'nin Kıbns Özel Temsilcisi Al- varo de Soto'nun, Kıbns konusunda BM Güvenlik Konseyi'ne sunulmak üzere ayrmtılı bir rapor hazırlayacağmı ve bu • Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Boucher, Denktaş'ın Kıbnslı Türklerin kendi geleceğini belirleme ve temel konularda oy kullanma hakkını reddetmesinden üzüntü duyduklannı söyledi. raporda, kimin ne kadar çaba gösterdi- ğinin görüleceğini kaydetti. Boucher, bir gazetecinin, Annan'ın, daha çok Denktaş'ı suçladığı yönündeki yorumu üzerine, Genel Sekreter'in hem Kıbns Rum kesimi lideri Tasos Papado- pulos, hem de Denktaş "m gerekçeli ya- nıtlannı açıkladığmı belirtti ve "Denk- taş'ın, Kıbnsh Türklerin kendi gelecek- lerini belirlemeve temel konularda oy kul- lanma hakkını reddetmesini çok üzüntü verici buluyonız" dedi. Gazetecilerin ısrarla, neden sorumlu- luğun Denktaş"a yüklendiği ve Papado- pulos'a karşı yorum yapılmadığını sor- masma karşılık Boucher, "Kıbnsh Türk- lerin, bu konulara bir referandumla ka- rar vernıe firsaü olmahydı. Konuyu bu- rada bırakahm" dedi. Bir gazetecinin, "Peki ya Papadopulos?" demesi üzerine Boucher, "Konuyuburadabırakacağım. Her iki tarafda tavnnı ortaya koydu. Ana- liz etmesi size kahmş" diye konuştu. 'Biz de çok çalışbk' Türkiye'de yeni hükümetin Kıbns konu- sundaki tutumunun sorulması üzerine Bo- ucher. bu konuda konuşmanın spekülas- yon olacağını söyledi. Boucher, Kıbns'ın, Türkiye ile ABD arasında yakın danışma konusu olduğunuve ABD Dışişleri Baka- nı CoBn PoweD'ın, Türk, Yunan ve diğer Avrupalı diplomatlarla her görüşmesinde konunun önemini vurguladığını kaydetti. Rıchard Boucher. "Anlaşma gerçekleş- mediği için bir hayal kınkhğj var. BM öne- risi üzerinde biz çok çahşnk. Sadece Kıb- nshaDaiçindegfl,Türkhe'ningüvenBğive AB üyeliği için de avantaj olduğunu düşü- nüyoruz. Bunlan da görüşmelerimizde sık sık düe getirdik" diye konuştu. Boucher, Kuzey Iraklı Kürtlerin, Tür- kiye karşıtı açıklamalannın, ABD destek- li olduğu yönünde Türk basınında bazı ha- berlerin yer aldığını hatırlatan bir gaze- teciye karşılık, "Böylebirsuçlamayıgör- medik. Ancak her Türk gazetesinde her gün çıkan her yanhş suçlamayı \ anıtiaya- caksam, bu brifing odasmda çok zaman geçirmemiz gerekecek" dedi. KIBRIS SORUNU Bush, Irak yüzünden ihmal etti Dış Haberler Servisi - Kıbns gö- rüşmelerinde sonuca ulaşılamama- sı Batı basınında büyük yer bulur- ken Financial Times, başansızlık- tan "Irak'la meşgul olan ABD Baş- kanı George Bush De tngfltere Baş- bakanı Tony Blair'i sorumhı tuttu. Financial Times gazetesi, Kıb- ns'la ilgili haberinde "Avrupa,şa- vaşuı flk kaybı" yorumunu yaptı. Gazete, BM Güvenlik Konseyi üye- lerini, Irak savaşmı desteklemeye ikna etmekle meşgul olan Bush ile Blair'i sorumlu tutarken "Kıbns müzakerelerinin çöküşü, iki h'de- rmlraktalonnsırunolumsuzyanso- nuçlanndan biridir~ ıfadesini kul- landı. Kıbns'ın, Türkiye'nin ABD güçlerine izin verip vermeyeceğin- den kaygı duyan Bush'un pek umu- runda olmayabileceğini savunan gazete, "Ancak Sayuı Blair'in çok umurunda olmahdır" diye yazdı. Kıbnslılann büyük bir şans kaçır- dığını savunan Financial Times, son gelişmelerin, üyelerinden biri- ni tanımadığı AB'ye katılma tale- binde bulunan Türkiye için de hiç uygun olmadığını öne sürdü. The Times gazetesi "Türkiye'nin AB urnutianna Kıbns darbesT baş- lıklı haberinde "KıbnshTürkbder Rauf Denktaş'ı desteklemesinin ve Türk askerinin kuzeyde kalması- nın AB'ye kaülma umuüannı yok edeceği uyansıAnkara'ya en sertbi- çimde iletikti" diye yazdı. Fransız Le Monde gazetesi ise müzakerelenn başansızlıkla so- nuçlanmasının, Türkiye'nin AB adaylığını karmaşıklaştırabileceği yorumunu yaptı. Lahev'deki doruğun sonuçsuz kalması adadaki her iki tarafı da yeni arayışlarâ vönel ' Rumlar AB ve propagandaya, KKTC ise tanıtıma ağırlık verecek Taraflar yolunu çiziyor REŞATAKAR LEFKOŞA-Birleşmış Millet- ler (BM) Genel Sekreteri Kofı Annan'ın Kıbns sorununun çö- zümü konusunda başansız kalma- sı sonrasında Güney Kıbns'la KKTC'nin yeni stratejıleri şekil- lenmeye başladı. Güney Kıbns Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, AB ile bütünleşme çabalannın yani sı- ra propaganda çalışmalanna ağır- lık vereceklerini söyledi. Lahey doruğunun başansızlıkla sonuç- lanmasının, Türk tarafının tutu- mundan kaynaklandıgını savu- nan Papadopulos, bunu dünya- ya anlatmak ve Türkiye'yi iş- galci göstermek için çalışacak- lannı ıfade ertı."Görüşmetuta- naklan açıklandığında herkes • Rum lider Papadopulos, Türkiye'yi işgalci olarak göstermek için çalışacaklannı bildirdi. sorumluluğun Türk tarafinda olduğunu veçözümsüzlüğün Ra- uf Denktaş'ın uzlaşmazhğından kaynaklandığını görecektir" di- yen Papadopulos, BM raporu ve rapor çerçevesinde çıkacak Gü- venlik Konseyi karannın öne- mine dikkat çekerek, Türk tara- fının suçlanan taraf olacağını ima ettı. Papadopulos, "Recep Tayyip Erdoğan'm tutum değiş- tirdiği görülüyor. Bundan sonra KKTC'nin tanınması gündeme gelebüir mi" şeklindekı bir so- ruya "Bizim AB üyesi oktuğumuz birdönemdetanmma hiç obnaz" yanıtını verdi. KKTC Başbakanı DervişEroğ- lu ise, Annan belgesi çerçevesin- de çözüm olasılığının ortadan kalkması sonrasında KKTC'nin ekonomik yönden güçlendiril- mesini ve tanıhlmasını gündeme getirdi. Eroğlu, öncelikli ekono- mik sorunlan aşmak için Anka- ra'dan yardım beklendiğini anım- sattı. Eroğlu, "Ülkemizde var olan bölünmüş görüntüyü ortadan kaldırmak için hükümet olarak üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye çalışacağız. Birlik ve beraberİikiçinde KKTC'nin önü- nü açacak çahşmalan devam et- tirmeliyiz. Yoksa cephelere ayn- larak güçsüzleşiriz ve Güney'in tavn daha dadeğişir'' dedi. Eroğ- lu, ekonomik sorunJann çözü- mü için yeni Türk hükümetinin göreve başlamasını beklerken, l katrilyon TL olan KKTC'nin 2003 yılı bütçesinde sadece ca- ri harcamalar için 370 trilyonluk açık bulunduğu ve bunun Anka- ra tarafından karşılanmasının ön- görüldüğübelirtiliyor. Abdullah Gül hükümetinin KKTC yardım- lanndan 50 trilyon TL kısıntı yaptığına dikkat çeken siyasi çev- reler. bunun gerçekleşmesi duru- munda Eroğlu hükümetinin ma- aşlan ödeyemez duruma gelece- ği uyansında bulunuyor. KKTC'nin tanınması ve dış dünyaya tanıtılması konusunda ise Ankara'nın, AB üyeliği bek- lentilerini bir kenara iterek, müt- tefik ülkeler nezdınde etkin gi- rişimlerde bulunmasının şart ol- duğu belirtiliyor. Laheydeki görüşmelere katılan Prof. Dr. Mümtaz Soysal, doruğun perde arkasını anlatti: Kıbrıs kazanı artık kaynamamah LEYLK TAVŞANOĞLU BM Genel Sekreteri KofiAnnan ve Tem- silcisi Alvaro de Soto'nun çözüm planınm boş çıktığı Lahey toplantısının perde ar- kasını, görüşmelere katılan anayasa hu- kuku uzmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal ile konuştuk. Mümtaz Hoca sözüm ona çözüm planının Türk tarafi için tuzaklarla dolu ol- duğunu söylüyordu. Şakalaşmayla başla- yan konuşmamız şöyle gelişti: - Hocam, toplanbnın perde arkasını bir anlatsamz» Sen perde arkasını daha iyı bilirsin. Me- sela ben Yunan tarafının perde arkasını bılmiyorum. Ama senin bildiğinden kuş- kum yok. Yunan tarafını öğrenmeden Türk tarafi konuşmaz... Gülüşüyoruz. Ben ısrar edince Mümtaz Hoca anlatmaya razı oluyor: "Aleyhimiz- deki bütün maddelere rağmen Türk tara- fi müzakerelerin devamına da evet dedL Planda doldurulması gereken boş sa>falar 1700 sa>fa tutuyordu. Bunlan tamamkmak içinönce25Mart'a kadarsüreverdiler. Çün- kü 30 Mart'ta da adada referanduma gi- dilecekti 25 Mart'a kadar yetiştirilmesi gereken konularönem sırasına göre şöyky- di: MiDi marş, bavTak, ortak anayasa. or- tak ana>asaya uyum çahşmalan, müşte- rek devietin 29 yasası ve alt yasalar. Aym 25'ine kadar bunlann yazüması gerekiyor- du. Biz yetişriremezsek Genel Sekreter ya- zacakn. O da yazamanuşsa vasalan. kuru- lacak geçici parlamento haziran, temmuz, ağustos ve kasıma kadar konulmuş olan bir takvime uygun olarak yapacakn. İki tarafin İm7alafhğı anta^mal^r da gf>7- rîST- layın uluslararası aşaması geçici olarak bitti. Ama bitmez. AB, ABD, îngiltere, Türkiye Avrupa aşkına her şeyi verir sanıyor. Kuzey'deki insanlann, "Türkiye'den nefret ediyoruz" diyerek Türkiye'den kopacak raddeye gelmemeleri gerekirdi. Şimdi, Kıbns için ciddi bir plan yapılmalı. Andorra, Monaco, Liechtenstein gibi olabilir. den geçirilecekti. Bizim için sadece Türki- ye'yle yapabihnemiz nedenrv le 100 anüaş- ma gözden geçirilecekti. Karşı tarafin ise 1600 anlaşması vardı. Bunlann müşterek de\1eti bağlayıcı olabilmesi için taraflann. 'Kabul ederiz' yoksa,' Yeniden müzakere ederiz' demeleri gerekiyordu. Bütün bun- lar olmadığı halde insanlar referandumda evet, hayu- dedikleri zaman da böyle saç- mahk obnaz, ben bunaoyvermem diyecek- lerdi. Bizim tarafta insanlar tamamen evet psikozuna girdikleri için nasıl olsa evet di- yecekkri varsayıhyordu." - BM de iç poütikaya kanşarak da yap- maması gereken bir şeyi yapb galiba... Evet, gittiler mitingleri izlediler. Halkın heyecanı ne düzeyde görmek istediler. "Bu halk her şeye evet dryecek. Şunu da getire- Km, ona da evet der" düşüncesiyle 1. ve 2. planda olmayan bir yenilik getirerek 3. planın stratejisini değiştirdiler. Ve araba- yı atın önüne koydular. - Nasıl vani? Yani önce referandum, sonra imza. Ama, nasıl olur? Olur, olur. Görüşmelere devam edelim, bu anlayış içinde dahi olabilir dedik. Aym şe- yi Lahey"de de dedik. Bunlar da süreyi 28 Mart'a kadar biraz daha uzattılar. Referan- dum tarihi için de 30 Mart değil, 6 Nisan dediler. Ona da peki dedik. Türk tarafi uz- laşmaz ya... Ama yine bilgisizliklerinden iki başkan plana değil, referanduma evet im- zası atacaktı. Aynca Genel Sekreter, imza atanlardan referandumda karşı kampanya yapmamalannı ıstiyordu. Oysa bizim ana- yasa geleneğimizde en kötü zamanda bile liderin lehte konuşması vardır. Ama bunlar lidere yasak koyuyor, halka serbest. Böyle oyunlar var. Bir de metnin altına incecik yazılarla konulmuş bir bölüm var. Diyelim ki referandumda halk da Selanik'e gitmeyi kabul etmedı; öbür liderin gidip imzalaya- rak iki halkın iradesini temsil edebilmesi ve AB'ye girilmesi yer alıyordu. - Eeee, sonra? Biz bunlan bile bile buna da evet dedik. Ama bilgisizliklerinden kurduklan kapa- nın içine yavaş yavaş giriyorlardı. tki taraf imza attıktan sonra, Annan da ımzalayacak- n. Sonra sıra garantör devletler Türkiye, Yu- nanistan ve tngiltere'ye gelecekti. Ingilte- re ve Yunanistan, anayasalan bakımından sakınca olmadığını ve anlaşmayı imzala- yacaklannı bildirmeye hazırlanıyorlardı. Bizde ise devletı bağlayıcı imza onaylama aşamasıdır. TBMM onaylamayı uygun bul- ma kanunu çıkanr. Meclis Devlet Başka- nı 'na imza yetkisi verir. Bizim hukukumu- za göre o aşamada bile eğer müzakere için- deyse, yürütme artık yetkiyi aldığı için o onaylamayı da istediği zaman yapar. - Yani bizim hukuktan habersizlen.. Öyle ya. Sanıyorlar ki Hollanda Büyü- kelçisi tam yetkiye sahip. Bir imza atarsa Türkiye bağlanmış olur. Daha önce söy- Jüyorduk, ama dinlemiyorlardı. Kapının önünde David Hannay ve bütün zevat işin bitmesini sabırsızlıkla bekliyordu. Bu so- nuç onlan çok şaşırttı. - Bundan sonra ne olacak? Kıbns'ın kuzeyinde kaynayan kazanın ar- tık kaynamayan, doğru dürüst bir kazan haline gelmesi lazım. Olayın uluslararası aşaması geçici olarakbitti. Ama bitmez. AB, ABD, îngiltere, "TürkiyeAvrupa aşkma her şeyi verir" sanır. Kuzeydeki insanlann, "Türkiye'den nefretedryöruz" diyerek Tür- kiye'den kopacakraddeyegelmemeleri ge- rekirdi. Şimdi, Kıbns için ciddi birplan ya- pılmalı. Örneğin, orası dünyaya açık bir ser- best bölge haline getirilebihyor mu? An- dorra, Monaco, Liechtenstein gibi olabilir. Gerekirse asker de çekeriz. UlŞfŞLERİ KAYGILI Kıbns Ha enkötü senaryo • Lahey doruğunun sonuçsuz kalmasımn AB ile ilişkileri daha da gereceği öngörülüyor. SERKAN DEMtKTAŞ ANKARA-BM Genel Sekreteri Kofî Annan'm görüşmelerden çekiknesi ve Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türkiye'yi "işgald" olarak tanımlayacağını açıklaması, Ankara'yı. "en kötü senaryoyla" karşı karşıya bıraktı. Dışişleri Bakanlığf nda yapılan değerlendirmelerde. gelişmelerin Türkiye-AB arasında ciddi gerginliğe neden olabileceği belirtiliyor. Yeni hükümetin, AB'yle ilişkileri germemek için KKTC lideri Rauf Denktaş'a baskıyı arttırabileceği öngörülüyor. Lahey'de 10 Mart'ta yapılan buluşmadan bir sonuç çıkmaması Türkiye'yi de zor durumda bıraktı. AB ve ABD, Annan planının kabul edilmemesinin sorumluluğunu Denktaş'a yıktı. AB Komisyonu'nun da, "Türkiye, AB topraklaruu işgal etnüştir" açıklamasını yapması Ankara-Brüksel hattında ilişkileri gerdi. Lahey'deki toplanhnın yansımalan şöyle: • Dışişleri, Kopenhag Zirvesi sonuçlanna göre 3 olasılıklı bir senaryo geliştirmişti. Kıbns sorununun çözülmemesi olasılığına göre hazırlanan senaryolann en kötüsü gerçekleşiyor. AB, Türkiye'yi işgalci sayacağını açıklarken Ankara'ya "böKinmüşlüğü" kabul etmediği mesajını da veriyor. • Dışişleri, AB'nın"işgal" açıklamasınm ardmdan Ankara'daki AB büyükelçilerine Türkiye'nin görüşlerini aktardı. Büyükelçilere, 1974 Banş Harekâtrrun 1960'ta Türkiye-Yunanistan ve Îngiltere ile Kıbns'taki taraflar arasında imzalanan Garanti Anlaşması'na dayanılarak yapıldığı, TSK'nin varlığmm da bu anlaşmaya dayandığı aktanldı. • Dışişleri yetkilileri ise Komisyon'un açıklamalannın "bügisiztikten'' kaynaklandığım behrtiyor. Yetkıliler, "1960 anlaşmalan yünlrhıkte olduğuna göre oradaki askeri variığumzuı da yasal ohnayan bir \anı olamaz" diyor. • AB, "Bir AB üyesi olan Kıbns'ı tanımadığı için Türkiye'nhı üyeliği söz konusu obnayacak" diyerek Kıbns sorununun Türkiye için önkoşul olduğunu resmen kabul etti. Kıbns'ta kısa vadede bir gelişme beklenmemesi nedeniyle Türkiye- AB ilişkilerinın ciddi bir gerginliğe doğru ilerlediğı hesaplanıyor. Dışişleri, "löNisan'dan sonra masaya Rumlar da oruracak. Ona göre masada mı kalacağız yoksa kalkacak mıyız, bunu görmek gerek" ifadelerini kullanıyor. • Türkiye, Lahey'in ardmdan yaptığı açıklamalarda "Annan planı masadadn". Görüşmeye devam edeceğiz'' diyerek bundan sonraki politikalara ilişkin mesaj da veriyor. İSARCIKL1OĞLU: Rum halkı terötisti başkan seçti Ekonomi Servisi - tktisadi Kalkınma Vakfı'nın 39. Genel Kurulu'na Kıbns sorunu damgasını vurdu. Genel kurulda konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğiu AB'nin Kıbns'taki tutumunun Rumlan uzlaşmaz hale getirdiğini söyleyerek "AB, kuruluşundan bu yana en vahim ve fevkalade olumsuz sonuçlan olabilecek bir hataya imza atmış olmaktadır" dedi. AB'nin, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalan yok saydığın: kaydeden Hisarcıklıoğiu, bölünmüş bir ülkeyi AB'ye almaya kalkışmanın bölgeyi krize sürükleyeceğini söyledi Rum lideri Tasos Papadopulos'u da "terörist" olarak nitelendiren Hisarcıklıoğiu "Rumlar, bir EOKA teröristini başkan seçerek, Türkteri ile birlikte yaşamak istemediklerini net bir şekilde ortaya koymuşlardır" dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog