Bugünden 1930'a 5,439,500 adet makale



Katalog


«
»

5 y*ĞUST«3 2002 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA JvU.L-1 U J \ kultur@cumhuriyet.com.tr 15 İznûr'df Seramit Sempozyumu tm İZMİI (AA) : Dokuz Eylül ÜJtııversite i (DEÜ) Güzel Sanatlar FaJcültesi /3SF) Seramik Bölümü tarafındandüzenlenen '6. Uluslararası Se^ramık S-mpozyumu', 8-27 Eylül tar"üıleri aasında tzmir'de yapılacak. E^erun aırik seramiilerinin araşrınlma;ı sonucu iiretilen antik 'zîjnter' astum (terra sigillata) sanatçılanı kullanımına sunulduğu serapozyun, genç sanatçılarla ulULSlararas deneyimli ustalan bir araya getinyor. tıeiltere, Avusturya, BuJgaristar, Çin, Japonya, Slovakya, Kıtzey Kıbis Tıirk Cumhuriyeti, fsveç, Yerai Zelanca ve ABD'den gelen san-atçılanr katılacağı sempozyumda, îzrnir'in tarhini ve geçmişten bugüne ayaJcta kalaı tanhi mekânlan tanıtacak açjsdamalı lent gezisi programı kap-samındi Selçuk ve Efes antik kentı ile Şirince JLöyü, Ödemiş ve Birgi göriilecek.Sempozyurn kapsamında düzenlenecfk serginin ardından, sanatçılannyapıtlan. DEC Güzel Sanatlar Fatiiltesi Seramik Bölümü Sergi Salonn'nda sergilenecek. Kosheenİstanbul'a gefiyor • Kültür Senisi - Daha önce J&B Fesrivali'nde (Park Orrnan) izleme fırsatı bulduğumuz drum'n bass üçlüsü Kosheen, Hip Productions organizasyonu ile 28 Ağustos'ta ikinci kez Istanbul'da olacak. Şarkjcı Sian Evans ve elektronikçiler Markee Substance ile Darren Decoder"den oluşan grup, geçen yılın sonlannda 'Resist' albümünden çıkardıklan 'Hide You' adlı parça ile tüm dünyada ünlü olmuştu. Kosheen bu kez, Laila'da sahne alacak. Gecenin diğer konııklan ise DJ Doruk, DJ Met ve DJ Uhr. Springsteen, Tme'a kapak oMu • Kültür Servisi - Amerika'daki çalışan sınıfin sözcüsü konumundaki müzisyenlerden biri olarak tanınan Bruce Springsteen, Time'a kapak oldu. 'Born in the USA" şarkısma yapılan 'Reborn in the USA' göndermesiyle derginin kapağında yer alan şarkıcı, yedi yıl aradan sonra çıkardıgı yeni albümü The Rising'de, malzeme olarak 11 Eylül olaylannın ardında bıraktığı yıkıntılan işliyor. Daha çok sola yakınlığı ile bilinen Springsteen, geçen hafta da Amerika'nın Afganistan savaşını, dış politikasını ve Bush hükümetini desteklediğini açıklayarak hayranlannı şaşkınlığa uğratmıştı. Koç AManz Fotoğraf Yarışması • Kültür Servisi - 'Anadolu- Türkiye'nin Aileleri' konulu 9. Koç Allianz Fotoğraf Yanşması için başvurular sürüyor. Seçici kurulu, Şakir Eczacıbaşı, Ergun Çağatay, Nuri Bilge Ceylan, Engin Özendes, Merih Akoğul, Iskoçya Milli Portre Galerisi Baş Küratörü Sarah Stevenson ve Koç Allianz Genel Müdürü M. Kemal Olgaç'tan oluşan yanşma, bu yıl 'siyah- beyaz' ve 'renkli' olmak üzere 2 dalda yapılıyor. Amatör-profesyonel bütün fotoğrafseverlere açık olan yanşmaya katıümak isteyenlerin en son 1 Kasım 2002 tarihine kadar 'Koç Allianz Fotcâraf Yanşması 2002 Bağlarbaşı, Kısıkh Cad. No: 11 Altmuzade 81180 tstanbul' adresine başvurmalan gerekiyor. (0 216 556 60 80) RuMn Steiner Türkiye'dc • Kültür Servisi - Son zamanlarda carıdans müziğıyle en iyi birleştirmeyi başaan isimlerden olan Rubin Steiner Quartet, Icon-Europe ve Akademi tstaıbuFun organizasyonuyla 27 .Ağustos ve 28 Ağustos tarihlerinde tstaıbul ve Bodrum'da iki elektronik caz :iyafeti verecek. Steiner, aslında FrecLandier'in caz, hip hop ve ^reacbeat unsurlan içeren elektronik ırofiı. Sanatçuıın çıkardığı ilk ılbimden 'Guitarlandia' adlı single ile ıdın duyurmuştu. Steiner'ın jrketrasyonlan üstlendiği gruptaki Jiğeelemanlar şöyle: Benoit Louette tronbon), Sylvestre Perrusson koıtrbas, efektler), François Pirault VJ.aörsel efektler). Rubin Steiner ^uatet. farklı bir müzikte dans etmek ste'fnler için... Büeydoğu sinema yoksunu • 1İYARBAKIR (AA) - Güneydoğu KnaJolu Bölgesi'ndeki 4 ilde sinema alou bulunmuyor. Bölgede 1970'li nllrda tüm illerde ve ilçe merkezinde •iron fazla sinema salonu bulunurken 9 8 lerden itibaren yaşanan terör >la\an, göç ve özel televizyon .arîllannın yayına başlaması ile îrlite bu sinema salonlan kapandı. n, Şırnak, Mardin ve Siirt'te îneıa salonu bulunmazken liyıbakır'daki 2 sinemada toplam 10 alo yer alıyor. Bölgede sinema nın ulnmadığı yerleşim birimlerinde ayıakamlık lar ve belediyeler el ınrdikleri yöntemlerle vatandaşlara izrvndakı filmleri izlettiriyorlar. Spielberg bu fırsatı kaçırmayacak Tom Hanks, incoln'ün soyundan Kültür Senisi - Steven Spielberg, Abraham Lincoln'ün yaşamını konu alan gelecek filmi için Tom Hanks le anlaşmak üzere. Bunu yapması için de iyi bir nedeni var: Ünlü oyuncu. Birleşik Devletler'in on altıncı başkanının soyundan geliyor; başkanın annesi Nancy Hanks'in torununun torununun torunu. Yani başkanın üçüncü dereceden yeğeni oluyor. Filmin senaryosu, Doris Kearns Goodwin'in başkanlık arşivinde yaptığı araştınnalara dayanarak yazdığı Lincoln'ün yaşam öyküsüne dayanıyor. Goodwin'in araştırmalanna göre Abraham Lincoln ile kansı Mary Todd Beyaz Saray'da oturmuş olan en geçimsiz çift. Spielberg'in ellerinde bir efsane yıkılacak. Abraham Lincoln, manyaklık derecesinde depresyon hastası bir ırkçı olarak canlandınİacak. Çavdar'm saydam gösterisi İFSAK'ta 'Sonbahar' Kültür Servisi - Cihat Çavdar'm 'Sonbahar' konulu saydam gösterisi, 8 Ağustos günü saat 19.30'da tFSAK Nurettin Erkıhç Gösteri Salonu nda gerçekleştirilecek. Bir doğa fotoğrafçısı olarak en dikkatle izlediği mevsimin sonbahar olduğunu belirten Çavdar, bu mevsimi. "doğanın tüm güzellikJeri ile rengârenk olarak, geçen bir yıla verüen veda partisi" olarak yorumluyor. Yeni yılla birlikte, yeni umutlara yolculuğun başlangıcı olarak gördüğu sonbahan. Yedigöller ve civan, Akyazı, Dokurcun, Sülüklü Göl, Abant ile yörenin çıkmaz orman yollanndaki çekimleriyle görüntülemiş sanatçı. Özellikle, Yedigöller'deki ağaçlann, suyla yansımalarda buluşmalan ve Sülüklü Göl'deki ağaçlann sabah ve akşam saatlerindeki değişen ışıkla birlikte yaptıklan danslannın yer aldığı saydam gösteride aynca, sabahın ilk ışıklan ile yüksek rakımlı yerlerdeki donmuş veya kırağı ile taçlanmış san ve kırmızı renk tonlu yapraklann makro çahşmalan da sunulacak. Gösteri, soğuk görüntülerden başlayarak sıcak görüntülere doğru devam edecek. (0 212 292 42 01) Türkiye'nin son 20 yılı 'Acaba biz de Sisyphos'un azabıyla mı lanetlendik' sorusunu akla getiriyor i yeniden tutuşturmakAYŞE EMEL MESCİ "Bir şeyi tekrar tekrar deneyip farklı sonuçlar almayı ummak ka- dar belirgin bir delilik işareti yok- tur." - Albert Einstein. Antik Yunan mitolojisinin en il- ginç yönlerinden biri, çeşitli tarih- sel, toplumsal, dinsel ve kültürel yansımalar içermesinin yanı sıra in- sanhk hallerine ilişkin bir toplu bel- lek oluşturmasıdır. Birey toplum ve insan(hk)/ evren ilişkilerine bakışlar, bu mitolojinin içinde tanrılar ve kahramanlarla ki- şileştirilir. Bakış açılan ve değer sis- temleri değiştikçe öyküler de evrilir, çeşitlenir ve Troya'nın katlan gibi üst üste eklemlenir. Zaten her mito- lojik anlatı sadece kendinde var olan anlam yükü ile değil, çağlann için- de ona yönelik bakışlann birikme- siyle de yaşar, farklı imgeler ve çağ- nşımlar kazamr. Modern çağda Yunan mitolojisi- nin en çok ilgi gören üç kahramanı Odysseus, Prometheus ve Sisyphos olmuş; insan aklımn zaman içindeki trajik serüveninin farklı boyutlannı yansıttığı düşünülen bu tipler, yeni yazınsal ve sanatsal yaratımlar esin- lemeyi sürdürmüştür. Antik Yu- nan'ın bir anlamda Nuh Peygam- ber'i sayılabilecek Deukalion'un soyundan gelen Sisyphos akiı ve kur- nazlığıyla tannlarla yanşan, hatta ki- mi zaman Zeus'u bile alt eden birki- şiliktir. Rivayete göre (aklını ondan aldığı söylenen) Odysseus'un asıl babası olan Sisyphos en sonunda ölüm'ü de kandırmaya kalkışıp Ha- des'ten kaçınca. korkunç bir cezaya çarptınlır: Ölüler Diyan'nda durma- dan koca birkayayı tüm bedeniyle ite ite çıkanr bir tepeye; doruğa varma- ya çok az kala kaya aşağı yuvarlanır gerisin geri ve Sisyphos yeniden iter kayayı tekmil kaslarını gere gere, kan ter içinde... Sisyphos azabı Türkiye'nin özellikle son 20 yıllık tarihine bakınca, insamn aklına aca- Gerek insanlann, gerekse toplumlann hayatlannda yeni bir düzleme sıçramayı başaramıyorsanız, geriye Sisyphos'un sabnyla beklemek ve kan ter içinde "bir tekerrür"den ibaret uğraşınızı sürdürmekten başka seçenek kalmaz. Beklersiniz; bir yıl, beş yıl, on yıl, bir seçim, iki seçim, bir kuşak, iki kuşak beklersiniz... Bu arada hayat yanmızdan akıp geçer. ba biz de Sisyphos'un azabıyla mı la- netlendik sorusu takıhyor. Coğraf- yamız içinde çözümsüz kalmış so- runlann, kimlik bunalımlannın ve ürkütücü bir iç-dış borç sarmalının oluşturduğu dev birkayayı, gözle gö- rünmez bir doruğa doğru ağır ağır itekliyoruz, sonra tam düze çıkıyo- ruz, çağ atlıyoruz vb. derken yeni bir krizle tepe taklak oluyor, biraz daha irileşmiş ve ağırlaşmış kayaya kan ter içinde yükleniyoruz yeniden. Hani tıkanmış insan ilişkileri var- dır; bir yerden sonra ya yeni bir aşa- maya sıçramalan ya da noktalanma- lan gerekir. Bunu beceremezseniz ilişkinin girdabında giderek kendi benliğinizi yitirmeye başlarsınız. Sa- muel Beckett'in ünlü oyunu "Go- dot'yu Beklerken"de baş kahra- manlar (ya da antikahramanlar) Est- ragon ve Vladimir, her gece aynlıp yeni bir yola gitmeye karar verir. sonra her sabah Godot'yu bekledik- leri ağacın dibinde buluşup hasretle sanlırlar birbirlerine. Çok katmanlı oyunun bu yönü ba- na nedense Doğu edebiyatının sü- rekli yanm kalan, ama hiç tükenme- yen "hazin aşkları"nı çağrıştınr. Sanki orada da âşık/mâşuklann bu- luşmasını engelleyen "kaderin cil- veleri", biryanlanyla toplumun ye- ni bir konağa sıçrama konusundaki yetenek ve cesaret eksikliğinin ızdü- şümü gibidir. Gerek insanlann, ge- rekse toplumlann hayatlannda yeni bir düzleme sıçramayı başaramıyor- sanız, geriye Sisyphos'un sabnyla beklemek ve kan ter içinde "bir te- kerrür"den ibaret uğraşınızı sürdür- mekten başka seçenek kalmaz. Bek- lersiniz; bir yıl, beş yıl, on yıl, bir se- çim, iki seçim, bir kuşak, iki kuşak beklersiniz... Bu arada hayat yanı- nızdan akıp geçer. Aslında size öyle gelir. Ege Denizi'nin dalgalan ara- sında Poseidon'un öfkesiyle boğu- şan Odysseus gibi kınk dökük salın üzerinde korkuyla çevrenize bakınır- ken her şeyin yanınızdan akıp gitti- ğini sanırsınız, ama sal hareket ha- lindedir, geçen sizin hayatmızdır. Godot: Bekleyiş hali Ve bu bekleyiş hali, dünya coğraf- yasının bir bölümünde yüzyıllardır bir hedefe doğru hazırlanarak, plan- lar ve fikirler üreterek. işinde iyiyi, doğruyu güzeli bulmaya çalışarak değil, ya mutlu bir azınlığın arasın- daki kayıkçı dövüşleri ya da kayanın altında asıl ezilen yığınlann tevekkül dolu suç ortaklığı ve komşu dediko- dulanyla yaşanır. Yine bu nedenle- dir ki iş lafa geldiğinde herkes bu "tekerrür"den artık bıkıp usanmış- tır, herkes yenilik, gençleşme ister, a- ma her ne hikmetse sıra eteğindeki taşlan dökmeye gelince, yükselen hep ilk sarsıntıda tepemize yıkılaca- ğuiı bildiğimiz köhne yapılar oluryi- ne. Bu ülkede yeni toplumsal uzlaşma arayışı peşinde olduklannı iddia edenler, harcı 'Genç Kan'la kanl- mış bu köhne 'Gizli Uzlaşma Yapı- sı'nı dannaduman etmeyi; kanlı ve suskun, gaddar ve sinsi bir pazarhk üzerine açık ya da örtülü onaylarla inşa edihniş 'Suç Ortaklığı'na cep- heden saldırmayı göze almadıkça, köhnemiş Babil Kulesi'ne nasıl olsa yıkılacak "yeni" birkat eklemekten başka bir iş yapmış olmazlar. Türkiye'nin tarihinde iki kez güç- lü bir solukla esmiş yenilenme rüz- gârlannın önünün nasıl bir 'Top- lumsal Uzlaşma' içinde kesıldığını göremezsiniz, bu genel çözümsüz- lük havası ağır ve yapışkan bir sis gibi hayatın her alanına çöker; sade- ce siyasette değil sanatta, ekonomi- de, medyada, üniversitede, sporda, hatta evinizde.. kısacası bir iktidar kavgası yaşanabilecek heryerde, ye- ni perspektifler açmanın değil, günü önde kapatmanuı trajikomik temsili sürer gider, otuz iki kısım tekmili birden... Albert Einstein'in dediği gibi: "Bir şeyi tekrar tekrar deneyip farkJı sonuçlar almayı ummak ka- dar belirgin bir delilik işareti yok- tur." Bu "tekerrür" döngüsünü kır- mak, o ağır ve yapışkan sisi dağıta- cak, gizli uzlaşmayı kavurup kül edecek ateşi yeniden tutuşturmak, bu delilikten kurtulmak gerek. Yoksa Godot'nun aslında "bekle- me haü"nin kendisinden başka bir şey olmadığını kavrayamadan, haya- tın akıp geçişini hep birlikte seyre- dip duracağız o ağacın altında, eli- mizde ilmikli birer iple... Stephen Hawkingden 'CevlzKabuğundaki Evren' Zamanda yolculuk Kültür Servisi - Stephen Hawking'in 'Ceviz Kabuğundaki Evren' adlı son kitabı Kemal Çömlekçi'nin çevirisiyle Alfa Yayınlan'ndan çıktı. Havvking, kırk dile çevrilen ve on milyondan fazla satarak uluslararası bir fenomen haline gelen 'Ceviz Kabuğundaki Evren'de 'Zamanın bir başlangıcı var mıdır, yoksa zaman sonsuz olduğu gibi —başlangıçsız mıdır?' 'Içine düşenin sonsuzlukta yitip gideceği kara delikJer gerçekten de birer kara delik midir, yoksa evrenin sonsuzluğu içinde birer yansıma mı?' gibi sorulann cevaplannı anyor. Evrenin en karmaşık sorun ve sorunsallannı yalın bir dile indirgemeyi başaran Hawking, anlattıklannm göz önünde canlanmasını sağlayan şekilleriyle, fizik gibi karmaşık bir bılimi insanoğlunun nereden başladığı ve nerede biteceği henüz bilinmeyen zaman kavramı çerçevesinde masalımsı bir yolculuğa çıkanyor. Hem bilimsel yapıt hem de bilim- kurgu roman niteliğindeki kitapta, Einstein dan Hawking'e fiziğin yolculuğundan kesitler veriliyor. Bu kesitlere bakarak insanoğlu, geçmişini, var oluş nedenlerini ve belki de kendisini nasıl bir yok oluşun beklediğini gözünde canlandırabilecek. Atom Egoyanyine operayönetecek Richard JVagner'in dört ayrı operadan oluşan anıtsalyapıtı 'Der Ring des Nibelungen den 'Die Walkure 'yi sahneleyecek ENGtN AŞKIN TORONTO - Ermeni kökenli ünlü Kanadalı film yönetmeni Atom Egoyan, Richard Wag- ner'in anıtsal operası "Der Ring des Nibelungen"i yönetecek 4 ün- lü Kanadalı yönetmenden biri ola- rak seçildi. 4 değişik operayı içe- ren Tetraloji'de, Egoyan'in yanı sı- ra François Girard, Michael Le- vine ve Tim Alberj' adlı seçkin yönetmenler de yer alıyor. Torontolu operaseverlerin tut- kuyla sevdiği şef Richard Brads- haw, tüm operalann müzik direk- törlüğünü ve şefliğini üstlendi. Wagner'in dev yapıtının ilk ope- rası "Die Walkure"yi yönetecek olan Egoyan, bu yapıtın 2004 ilk- yazında sunulacağını belirtiyor. 2005 kış sezonunda sahnelenecek olan ikinci yapıt "Siegfried"in Operayı 2004 yıtına yetiştirecek. yönetmenliğini François Girard, üçüncü yapıt "Gotterdamme- rung"un yönetmenliğini ise Tim Albery yapacak. Saygın birsahne çizimcisi olarak tanınan Michael Levine'nin ilk yönetmenlik deneyimi olan dör- düncü bölüm "Das Rhein- gold"un, 2005-2006 opera sezo- nunda sunulacağı belli oldu. Prodüksiyon açısından bir mega projeyi içeren ve içöyküsüyle ta- nımsız bir dramı belirleyen dev opera, elde yeterince büyüklükte bir yapı bulunmadığı için, Toron- to'nun 4 ayrı sahnesinde sunu- lacak. Sinema yönetmeni olarak bili- nen Atom Egoyan, 1996 ve 2002 opera sezonunda izlenen "Salo- me" operasını yönetmiş aynca lib- retto'sunu yazdığı "Elsewhere- less" adlı operayı Toronto'da sah- nelemişti. Egoyan aynca 2001 yı- luıda Ingiltere'de sunulan ve Ingi- liz Ulusal Operası'nm sahnelediği "Dr. Ox'e Experiment" adlı ope- ranın da yönetmeniydi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog