Bugünden 1930'a 5,438,865 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

5 4AĞUST0S 2002 PA2ARTESİ CUMHURİYET SAYFA H j J v U l ^ l v/İVJJ. ekonomi@cumhuriyet.com.tr 13 • BMW UFESTYLE Yaz KoleksiyonJan, Borusan Oto Avcılar ve Borusan Oto Istinye tesislerindeki butiİderde saüşa sunuldu. 'Hayat harekettir, hareket özgürlüktür' fikrini yansıtan koleksiyonda üriinlerin rahatlığı ve kullanışlığı ön plana çıkanlıyor. • AYAKKABI DÜNYASI mağazalan kadın, erkek ve çocuk ürünlerinde yüzde 50 'ye varan indirimler yapıyor. Yapı Kredi Taksit Card ve VVörld Card, Axcess Card, Galaxy Card, Card Finans, Vakıfbank kredi kartı üyelerine de çeşitli ımkânlar sunuyor. • VAILLANT, 128 yıllık deneyimiyle, tüketiciye geleceğin ısıtma teknolojisi ile donanmış "VAILLANT VUWProKombi" adlı ürününü sundu. Yeni cihaz, çeşitli modelleriyle ısıtma ve sıcak su konfonı için farklı çözümler sunuyor. • İSTANBUL MEMORIAL HASTANESt lOay içindeISO9001Kalite Belgesi'nialarak2yıl içinde Türkiye'de ilk ve dünyada, ABD dışında 21.hastaneolarakJCI Uluslararası Akreditasyon Belgesi'nin sahibi oldu. m SEREL. bedensei engelliler için özel olarak tasarladığı lavabosu, klozeti ve tutunma barlanyla banyolarda kullanım kolaylığı sunuyor. Ürünlerle ilgili detaylı bilgiye 0 212 251 70 06 nolu telefondan ya da \v\vw.elmor.com.tr internet adresinden ulaşmak mümkün. • BOSSHUGOBOSS 2003 «nbahar ve kış sezononu başlatn. Sezonu 'Modern Rornarikler'irı sezonj ilan eden Boss HugcBoss kolebiyonlan Istanbul- Nişanaşı ve Ankara- Kavailıdere raağalannda satışa sumhaya başlandı. • YISTELKombi Buzilabı çalışan hanmlann yaşammı kolayjştınyor. CT 365 Komh'yi farklı kılan özellitler, derin donirucu bölirünün geniş bir hacne sahip ve çok daha ergco:mik olması. • OFEALGÎDAbir yaşui Türkiye'de ve dünyaia AJgida adını taşıra ilk cafe olan Cafe Algdi birinci yaşını meoıdünyasından koniıann katıldığı bir ia\oî kutladı. Elektrik fiyatlan bankayı rahatsız etti. Yanlışın faturasını çeken ise her zamanki gibi tüketici DünyaBankası bile isyanda• TEAŞ, kendi santrallannda 1 ile 3 sent arasında birim fiyata mal edebildiği elektriği özel şirketlerden 6 ile 16 sent arasındaki fiyatlarla satın alıyor. • TEDAŞ'a bunu dünya standartlannın da altmdaki kâr marjıyla, 5.6 sente satıyor, ancak buna TEDAŞ'ın kâr marjı ve vergilerin de eklenmesiyle tüketiciye elektrik 9.8 sente mal oluyor. FATMAKOŞAR Türkiye'de üretim maliyetle- ri, gelir durumu ve satuı alma gücüne göre çok yüksek olan elektrik fiyatlan, Dünya Ban- kası'nın da uyansına konu oldu. Mayıs ayı iribanyla, vergilerle birlikte birim fıyatın 9.8 sente kadar çıktığına dikkat çeken Dünya Bankası, kamu enerji şirketlerindeki zarann önlen- mesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'de sanayicisinden çiftçısine, tüketicisine kadar her kesimi zorlayan ve Dünya Ban- kası'mn da "çok yüksek" bul- FAHÎŞ FÎYATLAR, HER KESÎMÎN CANINIYAKIYOR Yüksek elektrik fiyatlan hemen hemen her kesimin canı- nı yakıyor. Patates ürericisinden sanayicisine, tüketicisine ka- dar hemen her kesimin şikâyet konusu olan elekt- rik fiyatlan, geçen yıl yüzde 111.3 oranında art- ti. 2001'in başında 52 bin 580 lira olan elekrriğin konutlardakı birim satış fıyaü yıl sonunda 111 bin 100 liraya kadar çıktı. TEDAŞ, tasarruf yapdması amacıyla kademe- li fiyatlandırma yaparken Tüketici Haklan Der- neği (THD) Genel Başkanı Turhan Çakar, 150 kwb üzenndeki elektrik tüketimine yüzde 50 zam uygulamasının, son derece haksız ve dayanaksız olduğunu savundu. Çakar, 4 kişilik bir ailenin elektrikli şofben, dipfriz, klima ve benzeri cihazlar hariç tu- tulduğunda bile aylık ortalama 339 kwh elektrik tükettiğini söyledi. Tükericinin, TEDAŞ tarifesinde öngörülen 150 kwh'lik sımn geçmemesi için, "çamaşır ve bolaşığı elde yı- kaması,eviniaydabirke/süpiinııesveürüsüzgij- silerie dolaşması" gerektiğini savunan Çakar, "TEDAŞ tarafindan ilan editen ve uygulanan ta- rife, tasarruf adı alünda,tüketkilerin yaşam stan- dardmı düşürerek ilkel bir yaşam tarzma zoria- maktadır" dedi. TEDAŞ'ın tüketicilere elektriği son derece yüksek fiyatlaria sartığını da iddia eden Çakar, "TEDAŞ, 1 Ocak 2002 tarihiitibanyia 1 kwh elekt- riği 73 bin 795 liraya satm akü. Tüketiciye ise 150 kwt tüketime kadar elektriği 114bin 800Bra, 150 kwh fizerindeki tüketimlerde ise 172 bin 200 liraya satmak- tadırTI şeklinde konuştu. duğu fahiş fiyatlann ana nede- ni, Türkiye Elektrik Ürerim Ile- tim AŞ 'nin (TEAŞ) kendi sant- rallannda üretmek yerine, elektriği özel enerji şirketlerin- den çok pahalıya satuı alması. Fiyat naal şişiyor? TEAŞ'ın kendi santrallannda ürettiği elekrriğin maliyeti en fazla 3 sente kadar çıkabiliyor. Hatta hidroelektrik santrallarda bu rakam 1 sentin altına kadar düşebiliyor. Toplam elektrik üretiminin ortalama yansuıı ucuza mal edebilen TEAŞ, yüzde 41- 42'sini ise özel şirketlerden sa- tın alıyor. TEAŞ, söz konusu özel otoprodükter şirketler, mo- bil santrallar ve hidroelektrik santrallardan ise elektriği 6 ile 16 sent arasındaki fiyatlarla sa- tın alabiliyor. TEAŞ'uı fiyatla- nnı şişiren bu sahn alma ope- rasyonlannın ardından ortala- ma birim maliyet4.5 sente yük- seliyor. Buna karşın TEDAŞ'a dun- yadaki standartlara göre düşük kâr marjıyia, ortalama 5.6 sen- te satan TEAŞ zarar ederken tü- keten kesimler de bütçeleri aşan faturalarla karşı karşıya kalıyor. TEAŞ'tan aldığı elektriği, TEDAŞ, yine dünya standart- larınagöre "uygun birkâr mar- jryla" satıyor, ancak tüketici yi- ne de çok pahalıya rükermek zorunda kalıyor. Bu aşamaya kadar fiyatı 8 sente çıkan elekt- riğin satış fiyatı vergilerin de eklenmesiyle 9.8 sente kadar çı- kıyor. Dünya Bankası'ndan bir uyandaha Hemen her fırsatta elektrik fiyatlannın düşürülmesi konu- sunda uyan yapan ve 1999 ile 2000 yıllannda hazırladığı ra- porlarda bile Türkiye'nin bu so- rununa dikkat çeken Dünya Bankası bir kez daha uyardı. Dünya Bankası Enerji Heye- ri'nce 9-21 Haziran tarihlerinde Türkiye'deki incelemelerin ar- duıdan hazırlanan raporda, hü- kümetin, bu yılın geri kalan bo- lümü için enerji fiyatlannı enf- lasyon düzeyinde artırmaya yö- nelik "iyi belirlenmiş bir planT bulunduğu kaydedildi. Heyet, fıyat artnrmaktan da- ha önemli bir konunun TEAŞ ve TEDAŞ'ın zararlannı azalt- mak için gösterilecek çaba ol- duğunu kaydetri. Urııgııay'da mevduat çekmeye fren Ekonomi Servisi - Ekonomik krizin büyük bir hızla derinleşhği Uruguay'da bankacılık sisteminin tamamen çökmesini önlemek amacıyla dün parlamenterler zamana karşı yanştılar. Geçen hafta perşembe gününden beri bankalann kapalı olduğu ülkede hafta sonu milletvekillerinin büyük bir hızla onay- ladığı yasa mevduatlann çekilmesine sınır- lama getiriyor. Yasaya göre bankalardaki Amerikan Do- lan mevdüatlar, ancak 3 yıl içinde çekılebi- lecek. Tasarruf sahibi, bankaya yanrdığı do- lar cinsinden mevduatırun ilk yıl ancak yüz- de 25'ini, ikinci yıl yüzde 35'ini üçüncü yıl ise yüzde 40'ını, ilk yıl ise ancak mevduahn yüzde 25'ini geri alabilecek. Yasa, hem ban- kacılık sistemini bütünüyle çökmesini en- gellemek hem de Uluslararası Para Fo- nu'ndan (IMF) yeni bir mali yardun pakeri alabilmek açısından hayati önem taşıyor. Uruguay Ekonomi Bakanı Alejandro Atc- hugarry'nin kamuoyuna bir açıklama yapa- rak bankalann bir müddet daha kapalı tutu- labileceğini bildirmişti. Ancak korkulan ol- madı ve ülkede dün gerginlik fazla artmadı. Öte yandan, ABD Hazine Bakanı Paul O'NeiD'in Uruguay, Arjanrin ve Brezilya'yı kapsayan Güney Amerika ziyareri bugün başlıyor. Bu üç ülke komşu Peru, Ekvador ve Kolombiya ile birlikte ekonomik yardımm arttınlması için halen EMF ile görüşmeleri- ni sürdürüyor. Bir tabakyemek için biitiin gün bekleyen halk bezgjn ve öfkeli. (Fotoğraf:AP) DÜNYA EKONOMİSİNE BAKIŞ / ERGIN YILDIZOĞLU LONDRA erginyıa tr.net Geçen ay borsalarda gerileme ve sert dalgalanmalar başladığın- da, bunlann basit bir düzeltme- den öte, dünya ekonomısınde, mali genişlemeye dayanan bir dönemin artık kapandığını gös- terdiğini yazmıştık. Geçen hafta hem açıklanan veriler, hem bu ve- rilere ilişkin tartışmalar ve halen Latin Amenka'da yaşananlar bu inancımızı daha da güçlendirdi. 'Iki dipli resesyon' Borsalardaki gerileme hızlanın- ca, ABD'nin aslında ikı dipli bir re- sesyon (önce bir dibe vurma, sonra kısa birtoparlanma ve son- ra ikinci ve daha uzun bir gerile- me) yaşamakta olduğuna ilişkin tez yeniden gündeme geldi. Bu teze karşı olanlar "Borsalarda bir düzelmeyaşanıyor o kadar. ABD ekonomisinin temeli sağlam" di- yor, 2002'nin 1. dört aylık döne- mindeki yüzde 5.4'lük büyüme hızına gönderme yapıyorlardı. Geçen hafta açıklanan yüzde 1.1 büyüme hızı, 2. dört aylık dönem- de ABD ekonomisinin yeniden sert bir biçimde durakladığını gösterdi. Temmuz sonunda açık- lanacak verilerin geriye doğru gö- rüntüyü önemli ölçüde değiştire- bileceğini daha önce vurgulamış- tık. Gerçekten de ABD ekonomi- sinde geçen yıl yaşanan reses- yon yalnızca bir dört aylık değil, üç dörtaylık dönem sürmüş ve ilk anda sanılandan daha derin ya- şanmış Bunlar, Financial Times'ın vur- guladığı gibi geçmişe ilişkin veri- ler, ama geçen hafta açıklanan Chicago Satın Alma Endek- si'ndeki gerileme ekonomik bo- zulmanın devam etiğini gösteri- yordu (01/08)... ABD ekonomisi- ni, hatta büyük ölçüde dünya ekonomisini sıründa taşıyan ABD tüketicisi havlu atmaya taşlamış. Hem de borsadaki son büyük ge- rilemelerin negatif "zenginliketki- Neolibenalizmjn Sonuna Doğru si" daha kendini tam olarak his- settirmeden önce. ABD tüketici- sinin alım gücü 1990'lann orta- sından bu yana borsada oluşan köpükle destekleniyor, bu köpük de büyük ölçüde ABD ekonomi- sine dışardan gelen yabancı ser- maye yatırımlan ile ayakta duru- yordu. Bu yabancı sermaye aynı zamanda, ABD'nin dünyanin ge- ri kalanını peşinden sürüklerken oluşturduğu dış ticaretaçığını da finase ediyordu. Şimdi, borsa kö- püğünün delinmesinden sonra tüketici talebindeki geri çekilme- nin bir bozguna dönüşmesinin önünde bir tek engel kaldı: Gay- rimenkul piyasalann- da oluşan köpük. Bunundaelikulağın- da. Buraya kadar özetlediklerim salt ABD ve Ingiltere ekonomilerinin hikâ- yesi değil. Son veri- ler Almanya'da da tüketimin gerilediği- ni gösteriyor (Hazi- randa satışlar yüzde 1.7 düşmüş). ~^"^™ ABD'de ve halen yüzde 1.3 ora- nında büyüyebilen Avrup'da ricat etmeye başlayan tüketiciyi bir de negatifgelir şoku bekliyor. Borsa- daki gerilemenin etkileriyle dara- lan tüketici talebi karşısında fir- malar, şimdi maliyetleri düşürmek için küçülmeye gidiyorlar. Böyle- ce hem işsizltk artacak hem de ücret düzeyi olumsuz etkilene- cek, tüketici gelirleri yalnızca gö- reli olarak değil, mutlak olarak da azalmaya başlayacak. Morgan Stanley Dean Wit- ter'de, baş global ekonomist Ro- ach ve baş ABD ekonomisi uz- manı Berner arasında birsüredir yaşanan tartışma, geçen hafta iş- te bu ortamda sonuçlandı. İkı dip- li resesyon olasılığını savunan Ro- ach'a karşı, "ABD ekonomisinde güçlü topartanma" tezinı savu- nan Bemer teslim oldu ve "Ro- ach'a katılıyorum, ABD'yi uzun sûrelibiryavaş büyüme bekliyor" dedi. Bir başkâ saygın ekonomist Paul Krugman da New York Ti- mes'daki köşesinde ABD ekono- misinin durumuna bakıp "İlk an- da durum kötü gibi görünüyor, aslında, durum görûnenden çok daha kötü" diyecekti. Aşırı üretim/eksik tüketim, her köpük sonrası dönemin klasik özelliğini oluşturur. Bu yüzden kö- pük patladıktan sonra hemen bir de depresyon tehlikesi gündeme gelir. Roach "Işte böyle dönem- lerde makro ekonomi yönetimi tersyüzedilirdiyor". Dığerbirde- yişle "neoliberalizm", ters yüz edilip ekonomi yönetimi tam ak- si yönde bir yola girmezse dep- resyonu engellemek hemen he- men imkânsız. Ve Latin Amerika Mali genişleme döneminde çevre ülkeleri merkeze bağlayan standart IMF politikaları en yay- gın ve etkin bir biçimde Latin Amerika'da uygulandı. Şimdi bu politikalar mantıksal sonuçlarına ulaştılar, artık tersine dönüyor, çevre ülkeleri merkeze bağlamak küreselleşmeyi (mali genişleme- yi) güçlendimnek yerine çevre ül- kelerinı merkezden kopartmaya, küreselleşmenin volan kayışlannı kesmeye başladılar. Bir dönemin bıttiğinin bundan daha çarpıcı bir kanıtı olabilir mi? Arjantin ekonomisi çöktü, ser- maye girişi ve ithalat durduğun- dan dünya ekonomisiyle bağları, hızla kopuyor. Ekonomik daral- ma, halen yıllık -16. Brezilya, Pe- ru, Paraguay, Ekvador, Uruguya, Venezüella ve Bolivya'da boç kri- zi, bankalardan para kaçısı, sert devalüas- yonlar, resesyonlar gündemde. Şili ve Meksika'nın geleceği ABD'deki bir toparlan- maya bağlı olarak daha iyimser görünüyordu düne kadar? The Eco- nomist'in Brezilya bağ- lamında yaptığı bir yo- rum, yaşanan sürecin temel mekaniğini çok ™~"™ lyi ortaya koydu: "Baş- kan Cardoso ülke ekonomisini ve hükümetini modernleştirmekiçin çok şey yaptı ama, bunlar kamu borcunun artması pahasına ger- çekleştihldi." Kamu borcu, bir başka deyişle devlet, verilen kre- diler yoluyla yerii ve uluslararası mali sermayenin, rantiye sınıfının elindeki sermayenin değerlendi- rilmesidir. Bu da bizim mali geniş- leme süreci dediğimiz sürecin or- ganik bir parçasıdır. Öyleyse "modernleşme" denen şey (re- formlar) kamu borçlannın sürekli artarak bir aşamada çevrilemez hale gelmesine neden oluyor. Bu arada da bu sarmala sokulan ül- kenin zenginlikleri gittikçe artan faizler. risk primleriyle, yabancı ürünlerin yeri üreticiyı tasfiye et- mesi, yerii şirketlerin yok pahası- na satın alınmasıyla hortumlanı- yor. Artık, hortumlanacak bir şe- yi kalmamış olması, Latin Ameri- ka'nın da yeni bir borç krizinin eşi- ğine gelmesi sürecin brttiğini gös- teriyor. Bu madalyonun öbür yüzünde Latin Amerika halklannın bu tez- gâhı bozmak üzere başlayan baş kaldınsı var. Geçen haftalarda, Peru ve Paraguay'da özelleştir- me karşıtı sokak gösterileri, Ekva- dor*da şiddetli çatışmalara sahne olan grevler, Brezılya'da neolibe- ral başkan adayı 3. sıraya geriler- ken 1. ve 2. sıralarda solcu ve da- ha solcu adaylann oturması. Fi- nancial Times'ın işaret ettiği gibi toplumsal, protesoto hareketleri, Bolivya ve Peru'dayeni sol, halk- çı siyasi hareketlerin doğmasına yol açtı? Marksist ve diğer dev- rimci etkinlikler yeniden anlam kazanmaya başladı (28/07). Pe- ru'da neoliberal maliye bakanı özelteştirme karşıtı protosto gös- terileri sonucunda istifa etmek zorunda kaldı. Bu toplumsal hereketlerin or- tak amacı IMF politikalarından kurtulmak, borç ödemeye değil, ulusal ekonomik büyümeye, ge- lir dağılımının sorunlanna öncelik vermek. Ancak henüz belirgin bir karşrt programları oluşmadı. Bu yüzden IMF egemenliğinin, bu- günden yarına ortadan kaldırıl- ması kolay değil. Ancak VVall Street Journal yine de üzgün, çönkü bu gün "liberal kapitalizm büyük sorunlarta karşı karşıya".. ve "serbest piyasa politikalannı savunan, liderierin artık idolojik inançtan ve halk desteğinden yoksun olduğu görülüyor." (28/01) Belli ki bizim liberal-sos- yal sentezci, "sahibinin sesi" sos- yal demokratlar henüz duyma- mış. ANKARAPAZARI YAKUP KEPENEK Mühendisliğin Böylesi Toplumsal konulan ya da siyasal yapılan mühendis- lik tasarımlanyla yeniden düzenleme gırişimleri gi- derek yaygınlaşıyor. Bunun ilginç örneklerin biri, son günlerin solda biriik çağnlandır. Son aylarda, solda işbirliği önerileri kimi değişik çev- relerden geliyor ve öbür ülkelerin deneyimlerinden ör- nekler veriliyordu. Inandırıcılıktan uzak olan bu çağrı- lar, etkili olamadı. Ancak bugünlerde farklı bir arayış var. Ülkeye yaklaşık on yedi ay önce Dünya Banka- sı'ndan gelen ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ke- mal Derviş, kendisini bu konuda görevli sayıyor; bu doğrultuda çaba harcıyor. Bir ekonomi teknisyeni ola rak IMF programını uy- gulayan Derviş'in kendisine siyasal birgörevyükleme- si, kaynağı ve nedeni ne olursa olsun, bir kişilik hakkı olarak doğaldır. Ancak bu sırada yaşanan ve yaşan- makta olanlar, bu doğal tanımına pek girmiyor. Derviş'in eylemli siyasete girişi, son bir ayda oldu; DSP'den Yeni Türkiye adıyla aynlan ve sonra partile- şen hareketle başladı. Derviş, son haftalarda "sosyal- liberal sentez" olarak adlandırdığı bir görüşü savunu- yor. Ancak bu kavram, tam bir bilinmezlik ve belirsiz- likten başka bir şey değildır. Derviş, içeriği hiç de açık ve belli olmayan bir kavram ile yola çıkıyor. Ve bu ül- kenin solcularını bu bilinmeyen kavram çevresinde toplanmaya çağırıyor. Kimi açıklamalannda dasosyal demokrasi vurgusu yapıyor. Oysa Yeni Türkiye Partisi nin düşünsel nrteliği, ya- ni ideolojisi bu kadar bile açık değil. Yeni Türkiye'nin önce, "sosyal demokrat birhareket" olarak yola çık- tığı açıklandı. Sonra, kimi medya çevrelerinin eleştiri- siyle olacak, sosyal demokrasi kavramı, sessizce bir yana bırakıldı; parti programında "demokratk sol" bir oluşumdan söz edildi. Yıllarca DSP'de sosyal de- mokrasiyi iyice unutturan bir anlayışla politika yaptık- tan sonra, birkaç gün içinde yaşanan bu köklü dönü- şüm yine de yadırganmayabilırdi. Ancak, ideoloji de- ğiştrme işi bununla da bitmedi; kısa bir süre sonra, geçen günlerde YTP Genel Sekreteri bu partinin "sol bir parti olmadığını" özenle vurguladı. Açıklamanın zamanı da çok uygundu; aynı saatlerde YTP Genel Başkanı, merkez sağda yeni oluşturulmaya çalışılan DTP Genel Başkanı ile görüşüyor ve görüşlerinin bü- yük ölçüde örtüştüğünü açıklıyordu. On beş gün için- de sosyal demokrasiden merkez sağa uzanan üç ayn dünya görüşünü benimseyen YTP'nin bu tutumu, çok vurgulanan ciddiyet kavramıyla nasıl bağdaşır? Solda birlik görevi, her şeyden önce belli ilkeler ve görüşler çerçevesinde düşünülmeliydi. Kaldı ki sıkça örnek verilen Avrupa ülkelerinde siyasal işbırlikleri, ki- şilere değil, belirli siyasal birikimlerin bir sonucu olan kurumlara ve kavramlara dayanın kısaca, par- tiler arasında olur. Hiçbir kurumsal ve ideolojik yapı- lanmaya dayanmayan, yalnızca kimi kişilerin bir ara- ya getirilmesiyle solda birlik oluşmaz. Kişilere indirgen- miş oluşumlar, halkı aldatmaktan öteye gitmez. Çün- kü, böyle biroluşumla hiçbirsoruna çözüm bulunamaz. Çünkü, toplumsal olay ve süreçler, kişilere bağlı mü- hendislik tasarımlanyla düzenlenemyecek kadar kar- maşıktır. Kurumsal biryapısı bulunmayan, ideolojik du- ruşu sürekli değişen bir siyasal oluşum ile yola çıkmak, sonra da, solu birleştirme gibi bir görevi üstlenmek boştukta dolaşmaya benziyor. Seçime gidiliyor. Ülke yangın yerine dönmüş; işsiz- lik toplumu kınyor; yoksulluk diz boyu; yalnızca son bir yılda iki milyon dolayında kişi işsiz kaldı; tarım tam bir çöküntü yaşıyor, üreticinin ürünü para etmiyor, geliri fa- iz giderini bile karşılamıyor; esnaf, sanayici yıkımla kar- şı karşıyadır. Iç ve dış borçlann toplamı 204.4 milyar dolara ulaşıyor; beryeni doğan çocuk 2.900 dolan aşan bir borç yükü altına giriyor; kişi başına gelir ise bundan 800 dolar daha azdır. Sanayinin 500 en büyük firması dahil, üretici kesimler, ağıriaşan faiz yükü; her gün pa- halılaşan enerji fiyatlan ve belirsiz döviz kuru ortamın- da asıl faaliyetlerinden uzaklaşıyor; üretim dışı alanlar- da çalışıyor. Yıllar boyu, siyasetçiler tarafindan üstü ör- tülen ve birtüriü hesabı görülmeyen rüşvet ve yolsuz- luklann sona erdiği söylenebilir mi? Ekonomi, yanlış yönetim sonucu tam bir çöküntü yaşıyor; toplumun dokusu dağılmatehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Ülkeyi bu olumsuzluklardan kurtaracak; hiç bekJen- medik bir biçimde açılan AB üyeliği yolunda üretimi ve verimliliği arttırarak ekonomik ilerlemesini sağlayacak; toplumsal ve ekonomik yaraları saracak kurumsal yak- laşımlara ve somut politikalara gereksinim vardır. Bu durumda solu birleştirme görevi seçmene düşüyor. Çözüm, sandıktan çıkacaktır; bunun yolu da Cumhu- riyetin temel ilkelerini ve çağdaşlaşma projesini sos- yal demokrasinin evrensel değerleriyle birleşt/ren ve halkın gözünde hızla yükselen CHP'yi desteklemekten geçiyor. İlk seçim yatırımı Hububatfiyatında yüzde 13 artış ANKARA(Cumhuri- yet Bürosu) - Tanm \e Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp. yaklaşan seçimler öncesinde çift- çiye yönelik ilk seçim yatınmını yaptı. Gökalp. daha önce düşük oranlı açıklanan hububat alım fiyatlannın yüzde 13 arttınJdığını bildirdi. Hüsnü Yusuf Gökalp, dün yaptığı yazılı açıkla- mada, hububat ahm fi- yatırun bugünden geçer- li olmak üzere Toprak Mahsulleri Ofısi'nce ye- niden beliriendiğini kay- detri. Hububat piyasa- sında kazandınlan canlı- lık ilepiyasa koşullan ve borsalardaki gelişmeler paralelinde başlangıç fi- yatının açıklandığı 18 Haziran 2002'den sonra alım fiyatlannın üç kez arttınldığını anımsatan Gökalp, yeni fiyatla bir- likte sağlanan artışın ge- çen yılki fiyatlara oran- la yüzde 61 'e ulaştığını bildirdi. Gökalp, hubu- bat alımında son iki yıl- dır uygulanan politika- lann piyasaya canlılık kazandırdığını sa\r undu. Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı tbrahim Yeddn ise düzenlediği basın toplanhsında TMO'nun piyasaya yeterince mü- dahale etmemesini eleş- tirdi. Yetkin, TMO'nun IMF politikalan gereği piyasaya daha az müda- hale etmesiyle speküla- tif kuruluşlann haksız kazanç elde ettiğini söy- ledi. TMO'nun buğday alım oranının geçen yıl 1.4 milyon ton olduğuna dikkati çeken Yetkin, bu oranın bu yıl yalnız 300 bin tonda kaldığını vur- guladı. TZD Başkanı, Edirne'de en çokkurum- lar vergisi veren 13 mü- kellefin 7'sinin un fabri- katörü olduğuna işaret ederken ~Birürünü üre- ten sefaletten perişan olurken aynı üriinün ti- caretini vaparun kâr re- korlan kırması garip bir durum" dedi. Buğday üzerinde oyunlar oynan- dığını belirten Yetkin, spekülatif kuruluşlar aleyhinde rekabet kuru- luna başvuracaklannı söyledi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog