Bugünden 1930'a 5,439,331 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 24 AĞUSTOS 2002 CUMARTESİ 8 HABERLERIN DEVAMI GÜNCEL CU1NEYT ARCAYÛREK • Baştarafı 1. Sayfada Anlattığına göre, Derviş'i "\smai\Cen\in kucağın- dan çekip alıp YTP'yiyarı yolda bıraktırıncaya kadar çekmediği kalmamış!" Meğer Bizim Kemal'in merkez solda ittifaktı, ilti- haktı gibi yüksekten uçan kimi girişimlerindeki asıl hedef; çocukluğundan beri hasretiyle yanıp tutuş- tuğu CHP'de görev almak, ceket yakasına partinin altı oklu amblemini takmakmış. Ola ki Bizim Kemal şimdi için için övünüyordur. Övünmekte elbette haklı. Zira dünden itibaren al- tı oktaki "Devletçilik" ilkesi, yerini "Dervişçilik"e bı- raktı. Baykal-Derviş arasındaki 10 saatlik ikili görüşme- yi medyamız hayranlıkla izledi. Bir parti bir kişiyle pa- zarlığa oturdu ve sonuçta "karma ekonomiden çağ- daş piyasa ekonomisine" geçilmesine karar verildi. Özetlemek gerekirse; böylece, Bizim Kemal'le bir- likte sol parti CHP de üç beş oy uğruna (düne ka- dar eleştirdiği) IMF programlarının uygulayıcısı ola- cağını ilan etti. Zaten Bizim Kemal'le uzun zamanlı konuşmalara başladığı sıralarda Baykal, "içine kapanık Türki- ye'den küresel Türkiye'ye" geçmenin zorunlu oldu- ğundan söz ediyordu. Örneğin Cumhuriyet'e verdi- ği bir demeçte, "Eskiden dışa açılma temeline da- yalı kimi ekonomi anlayışlan ANAP'ın tekelindeydi. Bu tekeli ortadan kaldıracağız" dedi. Bu ve benzeri demeçleriyle Baykal; (kendisine hâ- lâ kuşkuyla bakan) iş çevrelerine, işçi sendikalarının sermayenin temsilcisi diye andığı (3 Kasım'da yüz- de 10 barajını aşamayacağı varsayılan) ANAP'ın ye- rini almaya aday olduğunu duyurdu. Baykal ile Bizim Kemal, birlikte yurt gezilerine baş- layacaklar. CHP lideri kürsülerden IMF dayatmaları sayesinde giderek yoksullaşan (özellikle Anadolu kentlerinde) halka Bizim Kemal'i herhalde "İşte kur- tancınız" diye tanıtamayacak. Zira bir tarihte ekonomiyi kurtarmak için ithal olu- nan Bizim Kemal, artık CHP'nin "kurtancısı". • • • Bugünlerin mutlu sahnelerinin, Bizim Kemal'le ba- layı günlerinin Baykal'ın asla vazgeçemediği bencil genel başkan kimliğiyle ne kadar süreceğini elbet- te seçimden sonra göreceğiz. Kemal Deniz adında adliye röportajlan yazan bir arkadaşımız vardı. Birlikte çalıştıgımız günlerdi. Çe- tin Altan, Kemal'i her görüşünde muzipliğini esirge- mez ve şu dörtlüğü söylemeden edemezdi: "Deniz, Deniz/ Karpuz keseriz/Kızlar, kızlar/Çorap öreriz." Deniz... Çorap örmek... Bilmem neden şu sıra Bi- zim Kemal'le Deniz Bey'den söz ederken aklıma ge- liverdi bu anı. • • • Bizim Kemal giderek şirinleşiyor da. Ufku öylesi- negeniş ki... Yüzde 21 oyu yeterli bulmuyor. Tek ba- şına iktidar istiyor. Başüstüne! "Insan hayal ettiği müddetçe yaşar." Ya Bizim Kemal'in, solun parçalanmış aile görün- tüsü verdiğini söylerken Ecevit'i "aile reisi, büyüğü" diye tanımlamasına ne demeli? Ama solu birleştireyim derken, Baykal'ın DSP li- derine yakışıksız çağnsından hiç söz etmiyor. Bay- kal'ın Ecevit'e 'Gel ömrünün kalan kısmını CHP'de tamamla, burada öl' diyen" çağrısından söz açmı- yor, Baykal, 1991 'de Demirel'in, kim olursan ol yeter ki bu seçimde bana oy ver, diyen kampanyasını sol kesimde uyguluyor. Amacı solu bütünleştirmek de- ğil. Yüzde 8-12 arasında gezinen CHP oylannı ola- bildiğince arttırmak. Derviş bu planın bir parçası. Ecevit'e çağrı ise içtenlikle bütünleşme, kaynaş- ma çabasıyla ilgili değil. 1980 öncesi bir hizip başı olarak o zamanki ge- nel başkanı Ecevit'in başına olmadık çoraplar ören Baykal; DSP liderine, partinin kapısına kilit vur, gel CHP'de öl, derken DSP oylannın mirasına konmak istiyor. Çünkü Baykal da biliyor ki; Ecevit'in şapkası bile yüzde 4-5 oy eder! MESELA DEDİK ERDAL ATABEK Limon seçmeyi biliyor musımuz?.. I Baştarafı Arka Sayfada Limonun da dlşisi makbul... YTani şu erkeklerin limon- L lann arasında bile itiba- n kalmadı. Mutlaka bunu da feministler yapmıştır diye düşünenler olabilir ama. on- lann bu limon işinde güna- hı yoktur herhalde. Insanlar- la işleri bitti de lünonlarla mı uğraşacaklar. Efendim bu limonun erkeği dişisi ola- yı şöyle çıkmış: Limonun ağacı var ya, işte bu ağacın en baba dallannda iri limon- lar çıkarnuş. ama bunların kabuklan kahn olduğundan içindeki suyu tutan zarlar da kalm olurmuş, içinde tuttuk- lan limon suyu miktan aza- lırmış. Bunlar 'limonlann erkeklerT imiş. Daha ince dallarda ise ince kabuklu, daha narin limonlar yetişir- miş. bunlann zarlan da ince olur. içlerindeki limon suyu da bol olurmuş, limonun er- keği dişisi buymuş. Bunu anlatan limoncuya "Peki," dedim. "limonun erkeğini dişisini nasıl ayı- nyorsunuz?" "Hafifçedo- kunacaksın"dedi "Kabu- ğu narin, pürüzsüz. kadın cildi gibi ise limonun dişi- sidir." "Bir de gövdesi yu- muşak olacak. Avcunun içinde bir o yana bir bu ya- na yuvarlanacak. işte o di- şidir." Adam öyle bir anla- tıyor ki limondan mı söz ediyor. tatlı bircinsi latifden mi, belli değil. "Son bir şey" dedi. "Buna dikkat edeceksiniz. Eğer bakar- ken bile ağzınız sulanıyor- sa kesin dişidir." Artık kuş- kum kalmadı, adam bu li- mon satma ışini pornogra- fiye çevirmiş. artık uzatma- dım. Soğuk bir teşekkür uzatıp aynldım. Meğer çi- lem daha bitmemiş. Yatak limonu yatak... n u sesleri duyup irkil- 2J dim. Limoncu gerçek- ten de böyle söylüyor: "Ya- tak limonu yatak. Bunları alacaksın, bana dua ede- ceksin." Adam limon mu satıyor, affedersiniz. kadın mı satıyor belli değil. Gene de merakımı yenemeyip ya- naştım. Artık kendime "de- neyimli limon seçicisi" ha- vasını vermem gerekir ya, bilen birinin sesiyle "De- mek yatak?" dedim. Li- moncu "Elbette beyim" dedi, "halriki yatak limonu bunlar. Alacaksın, sıka- caksın. sıkacaksın. çok memnun kalacaksın. Sık- makla suyu bitmez bunla- rm." Bilirmiş gibi limonla- n evirip çevirdim, "çok mu yatmışlar?" dedim. Limon- cu kuşkuyla yüzüme baktı, "Bunlar uzun uzun yatın- lır beyim" dedi "Bunlar yatak limonu, biraz paha- bdır ama değer, verdiğin parayı helal edeceksin". Artık kacanmız yok. limon- lan aldık, parasını verdik. Eve geldiğimiz zaman da hanımdan övgü sözlerini duyduk: "lyeyse, kedi olalı bir fare tutmuşsun. hoş bunları da limoncu seç- miştir ya, sen nerden bile- ceksin?" Ey vatandaş, biz limon seçmeyi bile bilemiyoruz, sen inşallah seçmeyi ba- şanrsın. Ecevit, IrakTicaret Bakanı aracılığıyla Saddam Hüseyin'e mesaj gönderdi: Gerginliği tirmandırmayınAMCARA (Cumhuriyet Bü- rosu) - Başbakan Bülent Ecevit. Irak Devlet Başkanı Saddam Hü- seyin'e "bölgede istikrarsızlığın üst aşamada olduğu bir sırada gerginliğin tırmandırılmaması" mesaj ını gönderdi. Irak Ticaret Bakanı Mehdi Sa- lih. resmi temaslan kapsamında dün Ankara'da Enerji ve Tabu Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan. Devlet Bakanı Edip Safter Gay- dalı ve Başbakan Ecevit ile bir araya geldi. Salih. Ecevit ile gö- rüşmesinin ardından yaptığı açık- lamada, 2 ülke arasmda doğalgaz, petrol ve boru hatlan, elektrik, ta- nm, ulaştırma. telekomünikas- yon, belediye alanlarında ortak proje ve ortak yatınmlan da içe- ren uzun vadeli kalıcı bir anlaşma imzalamak istedikJerini söyledi. Irak'ın Rusya'yla geçen günlerde benzer bir anlaşmayı imzaladığı. projelerin toplam büyüklüğünün 40 milyar dolar olduğunu anlatan Salıh. Türkıye'nin kabul etmesi durumunda bir an önce çalışma- lann tamamlanabileceğıni bildir- di. Salıh. Türkiye'den Suriye'ye geçeceğini işbirliğini ve ortak ya- tınmlan üçlü düzeyde ele alabile- ceklerini kaydettı. Ecevit'in de görüşme sırasında. Türkiye'nin I- rak politikasuıı anlattığı. sorunla- rın barışçı yöntemlerle çözülme- sı gerektiğini ilettiği kaydedildi. Bağdat yönetiminin BM kuralla- nna uymasının önemine dikkat çeken Ecevit, Saddam Hüseyin Ecevit'le görüşen Salih,Türkiye'ye Rusya'yla imzaladığı 40 mil- yar dolarlık anlaşmanın benzerini imzalamayı önerdi. yönetimine "zaten istikrarsız günler yaşayan bölgede gergin- liği daha da tırmandırmaması" telkinini ilettiği öğrenildi. Sa- lih'in de buna karşı olarak ülkesi- nin topraklannda kitle imha silah- lan bulunmadığına ilişkin BM ra- porlan olduğunu ancak BM"nin de kendi sorumluluklannı yerine getirmesi gerektiği yanıtını ver- diği kaydedildi. 2. sınır kapısı sitemi Salih'in temaslar sırasında Tür- kiye ile 2 sene önce 2. sınır kapısı konusunda uzlastıklannı. kendile- rinin her türlü çalışmayı tamamla- masına karşın Türkiye'nin ışi askı- ya almasından duyduğu rahatsızlı- ğı dile getirdiği öğrenildı. Türkiye ve Irak. Kuzey Irak'takı Kürt grup- Ian by-pass edecek şekilde ikinci bir sınır kapısı üzerinde anlaşmış ancak ABD'nin devreye girmesi nedeniyle Ankara projeyi askıya almıştı. Hükümetin seçim yatmmı• Baştarafı 1. Sayfada memurlara hoş görünmeye çalışan hükümet, bir dizi çalışma başlattı. Bu çerçevede Başbakanlık'ta, ma- aş artışmın yanı sıra memurlara sosyal haklar verilmesini de içe- ren gizli bir çalışma da başlatıldı. Memur maaşlarına istenilen dü- zeyde zam yapılamaması olasılığı- na karşı sosyal haklann kapsamı- nı genişletmek isteyen hükümet, bu yöndeki çalışmasını tamamla- ma aşamasına geldi. Önümüzdeki hafta Bakanlar Kurulu'na sunul- ması beklenen bu çalışmaya göre; "disiplin kurullannda sendika- ların da temsil edilmesi. haftalık çalışma saatlerinin 35'e indiril- mesi, babalara da doğum izni ve- rilmesi, annelerin doğum izninin 1 ay daha uzatıiması" gibi seçe- nekler üzerinde duruluyor. Maliye Bakanlığı, daha önce üst düzey memurlarla smırlı tutulan 631 sayılı "eşit işe eşit ücret ka- rarnamesinin" daire başkanlan ve şube müdürlerine kadar geniş- letilmesi yönünde bir çalışma baş- latırken, Başbakanlık'ta oluşturu- lan komisyon da toplu görüşme kapsamında memurlann 2003'te geçerli olacak zam miktan üzerin- de yoğunlaşıyor. Hükümet, bir yandan üst düzey memurla alt dü- zey memur arasındaki ücret maka- sını dengelemeye çalışırken. dığer yandan da ışçi-memur arasındaki maaş uçurumunu ortadan kaldır- mayı hedefliyor. Maliye Bakanlı- ğı, yeni karamamenin eylül ayın- da yürürlüğe girmesini sağlayarak, memurlann artan tepkilerini ilk aşamada göğüslemeyi amaçlıyor. KESK ve Kamu Sen ise memur maaşlanna 250 milyon liralık sey- yanen iyileştirme yapılmasında ıs- rar ediyor. Önceki gün toplanan ve memur maaşlanna yapılacak zam miktannı tartışan. Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler başkanlığın- Maaş zmmmıformülü aramyor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Hükümetin, 2003 yılında memur maaş zamlannın yüzde 20'nin üzerinde olabileceği açıklamalanna ekonomi yöne- timi temkinli yaklaşıyor. 2003 yılında maaş-ücret öde- meleri, yolluk ve hastane masraflanna aynlan öde- neklerin toplamında yüzde 20'lik bir artış öngörüldü- ğünü belirten ekonomi bürokratlan, "Dolayısıyla memura yapılacak zam yüzde 20'nin altında ola- bilir" uyansında bulundu. Bürokratlar, yüzde 20'yi geçecek memur maaş zammının siyasi birkararolacağına dikkat çekti. Eko- nomi yönetimi toplu görüşme masasında, 2003 yılın- da memur maaşlannda yüzde 100'lük bir artış iste- yen memur sendikalannın istemlerini imkânsız ola- rak nitelendiriyor. Hükümetin de bu konuda atabile- ceği adımlann sınırlı olduğunu vurgulayan ekonomi bürokratlan şu görüşleri dile getiriyor: • IMF'ye verilen niyet mektubunda kamu çalışan- lannın ücretlerinin gerçekleşen değil, hedeflenen enf- lasyon doğrultusundaayarlanacağı sözü yeraldı. 2003 yılı enflasyon hedefı de yüzde 20 olarak belirlendi. Dolayısıyla IMF"ye verilen söz gereği memur maaş zammı. 2003 yılında en fazla yüzde 20 olabilir. • Yüksek Planlama Kurulu'nun 2002 yılı progra- mı ve mali yıl bütçesinin hazırlanmasına ilişkin mak- ro çerçeve karan yayımlandı. Kararda hedeflenen enf- lasyona bağh olarak, faiz hariç transfer ödenekleri- nin yüzde 20 oranında arttuılarak 26.4 katrihyon lira alacağı yer aldı. Bu miktann içerisinde maaş ve üc- ret ödemelerinin yanı sıra yolluklar, hastane masraf- lan gibi kalemler de yer alıyor. Dolayısıyla. memura yapılacak zam yüzde 20'nin de altında kalabilir. • Memura zam yapılması için bulunacak kaynak, borçlanmayla, yeni vergilerle veya başka alanlarda yapılacak kısmtılarla sağlanabilir. Yeni borçlanmalar programa yönelik güveni sarsar. Ek vergilerin siyasi maliyeti ağır olur. Mevcut koşullarda kaynak aktan- mı yapılabilecek bir alan da gözükmüyor. Tüm bun- lara karşın zam oranı yüzde 20'nin üzerine çıkanhr- sa bu siyasi bir karar olur ve sonuçlanna katlanılır. da. ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Masum Türker. Maliye Bakanı Sümer Oral. Devlet Baka- nı Tayfun İçli ve Devlet Bakanı Tunca Toskay'dan oluşan komis- yon. çalışmalannı en geç haftaya cuma gününe kadar tamamlamayı kararlaştırdı. Sağlık Bakanı Osman Durmuş ise üniversitelerin harçlanna artış yapılmasına ilişkin kararnameyi. "memur maaşlanna zam yapıl- dığı gün imzalayacağını" belırte- rek seçim yatmmı yapıyor. Hükü- met, sosyal haklannı ve maaşlan- nı iyileştirmeyi düşündüğü me- murlann sayısını da armrmaya ha- _^ zırlamyor. 30 bin öğretmene ek 1 olarak müfettiş, uzman yar- dımcısı, kaymakam, kontrolör, mimar, mühendis, hemşire, sağlık memuru, avukat, eczacı, programcı. konıma ve güven- likgörevlisi gibi 3 bin 591 me- mur atayacak. Diyanet işleri Başkanlı- ğı'ndan sorumlu Devlet Baka- nı Zeki Sezer de 1000 imam atayacaklannı açıkJadı. Birçok camide imam açığı olduğunu anlatan Sezer, "Aslında 10 bin civannda imam açığı var.An- cak şu anda sadece 1000 i- mam atayabileceğiz" dedi. Sezer. bu konunun çok önem- li olduğuna işaret ederek, "İmam atamadığımzda farklı dini gruplardan, cema- at ve tarikatlardan gönüllü imamlık için pek çok kişi köylere geliyor. Bu da tehü- keli bir durum yaratıyor" — dedi. Kapitalizıııiıı özü yolsvızlıılv • Baştarafı 1. Sayfada öğrenilmemiş olmasının hayret verici olduğunu söylüyor. So- ros'a göre bugün "piyasaların dengeye eğilimli olduğunu. di- ğer bir deyişle arz ve talebin bir- birini dengeleyeceğini" sa\ıınan egemen görüş yanlıştır. Bundan vazgeçilmediği takdirde bu skan- dallann, mali yolsuzluklann sonu gelmez. Soros "Belki mal piya- salarında bir denge eğilimi ola- bilir ama, mali pi\ asalarda yok- tur" dedikten sonra, mali piyasa- lann, "günü değil geleceği" alıp satmakta olduğunu. bunun ise bir öngörüde bulunmayı imkânsız kıldığım savunuyor. Üstelik mali piyasalarda arz ve talep arasında. mal piyasalanndan farklı olarak, tek yönlü değil ama iki yönlü bir hareket var: "Fiyatlar da arz ve talebi değiştiriyorlar". bu özel- lik istikrarsızlıklan güçlendiriyor.. Soros'a göre "refleıivity" (geri yansıma) dediği bu gerçek kav- ranmadan, piyasalarda gelişmeye başlayan yanlış ka\Tayışlan fark ehnek, mali krizlere ve skandalla- ra karşı tedbir almak olanaksız. Çünkü bu yanlış kavrayışlar piya- salardaki dengesizlikleri daha da şiddetlendiriyor. Soros'a göre yakın zamanda ya- şanan "boom" sırasında şirketler, gittikçe > r ükselen hisse senedi fi- yatlannı destekleyen. gittikçe ar- tan beklentileri tatmin edebilmek amacıyla gelirlerini sürekli arttır- mak için yalnızca ellerindeki her türlü aracı kullanmakla kaknadı- lar. bu araçlar bitince yeni ve ço- ğu zaman da yasalara aykın araç- lar geliştirdiler. Borsalar gerile- meye başlaymca bu şirketler çök- meye, yolsuzluklar ortaya dökül- meye başladı. Bugün yaşananlar daha önce de örneğin 1960'lardaki şirketbirleş- meleri dalgasında da yaşanmış. "Bugün mahkûm edilen bir sü- rü uygulama daha dün ortalık- ta gerçekleşiyordu. herkes, Ge- neral Electric ve Microsoft gibi kuruluşlann hesaplarına mak- yaj yaptığını biliyordu.. hatta bunları en iyi yapan yöneticile- re ek primler veriliyordu" diyor Soros. Bır farkla ki," 1960'lardaki dalga piyasanın yalnızca bir kesi- mini kapsıyordu. geneli tehdit et- meye başlaymca. tüm yapı ona karşı tutum aldı. Bugün yoksul- luk. mali skandal dalgası piyasa- lann hepsini kapsamakJa kalnu- yor, siyasi yapıyı da içine çekmiş dunımda. "Buyüzden 'boom'un bu kadar uzun sürmesine izin verildi." Bugün yaşananlann temelinde "Toplumsal çıkara hizmet et- menin en iyi yolu, bireylerin kendi dar çıkarlarının peşinde koşmasıdır anlayişı yatıyor" de- dikten sonra Soros hatırlatıyor. "19.yüzyılda bunun adı 'laissez faire' idi... Bugün ben buna pi- yasa köktenciliği diyorum". So- ros'a göre kökünde "Piyasaların kendiliğinden dengeye geleceği inancı yatan bu anlayış yanlış ve tehlikeli bir ideolojidir". Bu yaklaşun çok hatalı bir biçimde. piyasa ilişkilerinde ahlaki bir bo- yut varmış gibi davranır. Halbuki, fiyatlann oluşmasında ahlaki de- ğerler bir rol oynamaz. Soros, ma- li piyasalardaki skandallarda ken- dini gösteren bu ahlak yokluğu ve piyasa köktenciliğinin uluslarara- sı piyasalarda. 1980'lerdenbu ya- na yaşadığımız krizlerde gördü- ğümüz gibi çok daha tehlikeli bir özellik kazandığını düşünüyor. Örneğin bu süreçte Arjantin, Bre- zilya, Meksika, Tayland, Endo- nezya, Kore ve Rusya gibi birçok ülke IMF politikalan ve kurtarma paketlerine katılan mali kuruluş- lann dayattıklan \iiksek risk primleri yüzünden perişan oldu- lar. Soros, bugün artık piyasalann kendiliğinden dengelenemeyece- ğini, mali piyasalann istikrarsız- lık eğilimini kabul ederek bunla- n düzenlemeye başlamak gerek- tiğini vurguladıktan sonra, yasal değişikliklerin ancak kısmi çö- zümler getireceğini hatırlatıyor ve uyanyor: Birincisi, düzenle- me mekanizmalan da eksiklikler taşırlar, istismarayatkmdn-lar. Bu yüzden bunlan uygulayacak hü- kümetlerin demokratik süreçler içinde denetlenmesi gerekir. îkin- cisi de davranışlann değişmesi, ' % Kendi bencil çıkarının peşin- de koşan insan gruplarıyla, toplumun genel çıkarı tarafın- dan yöniendirilen insanların arasındaki farkın öğrenilmesi gerekiyor." Kıvnkoğlu: Gözüm kulağım TSK'de olacak ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) - 30 Ağustos'ta emekliye aynlacak olan Genelkurmay Baş- kanı Orgeneral Hüseyin Kıvn- koğJu veda ziyaretlerinde bulu- nurken, "Her ne kadar Genel- kurmay Başkanlığı'ndan ayn- lıyorsam da daima gözümüz kulağımız Silahlı KUVA etler'de ve Savunma Bakanlığımızda olacakhr" dedi. Kı\Tikoğlu, si- yasete atılıp atılmayacağma iliş- kin soruya, "Daha aynlmadı- ğım için bu soruya cevap vere- meyeceğim. Şu anda askerim" yarutmı verdi. Orgeneral Kıvnkoğlu dün ilk olarak Kara Kuvvetleri Komuta- nı Hilmi Özkökü ziyaret etti. Kıvnkoğlu daha sonra Hava Kuvvetleri Komutanhğı'na geçerek Hava Kuvvetleri Komu- tam Orgeneral Combur Aspa- ruk ile bir araya geldi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda Oramiral Bülent Alpkaya'yı zi- yaret eden Kıvnkoğlu, Jandarma Genel Komutanlığı'na giderek, Orgeneral Aytaç Yalman ile bir süre görüştü. Kıvnkoğlu, Milli Sa\oznma Bakanı Sabahattin Çakmakoğ- lu'nu ziyareti sn^sında TBMM'- den geçirilen birçok yasanın TSK'de reform yapılmasuıı sağ- ladığım belirterek Çakmakoğ- lu'na ve bakanlık personeline te- şekkür etti. Kıvnkoğlu, "Her ne kadar Genelkurmay Başkanlı- ğı'ndan ayrılıyorsam da daima gözümüz kulağımız Silahlı Kuvvetler'de ve Sa^Tinma Ba- kanlığımızda olacaktır. Onla- rın güzel haberleriyle sevine- cek, dilemiyoruz ama üzücü ta- raflanyla biz de üzüleceğiz" di- ye konuştu. Kıvnkoğlu son ola- rak MGK Genel Sekreteri Orge- neral Tiıncer Kılınç'ı ziyaret et- ti. Kıvnkoğlu, MGK'nin ülkenin bekası konusunda büyük hizmet- ler verdiğini vurguladı. GUNDEM MLSTAFA BALBAY I Baştarafı 1. Sayfada araya gelir, partinin genel örgütlenmesini sağlar. örgüt sözcüğü, "ör" ve "güt" sözcüklerinin birleş- mesinden oluşmuş ve Türkiye tipi demokrasinin parti yönetim modeli haline gelmiştir. Genel başkan örgütü belirler, onun belırlediği örgüt genel başka- nı seçer. Eşgüdüm: Özünde örgüt sözcüğüyle benzer bir anlam içerir. Genel merkez örgütü istediği gibi örüp güttüğü için bu anlayış çerçevesinde kararlar da eş- güdümle alınır. Genel merkezin kararına örgüt ve il- gili kurallar da uyar, böylece eşgüdümle çalışılmış olur. Yetkili kurul: Parti liderinin eli, kolu, ayağı, gözü, kaşı, bu yetkili kurullardır. Burada görev yapacak siyasetçiye, liderin düşünceleriyle "kurul" denir ve kurulur. Bu kişilerin toplamından yetkili kurullarolu- şur. Lider, dışarıdan gelen bir öneriye hayır demek ıstıyorsa ve bunun faturasını üzerine almak istemi- yorsa, yetkili kurul, bu yönde kurulur ve buradan çı- kan "hayır" lideri bağlar. Bunun tersi de geçeriidir. Taban zorlaması: Özellikle seçim dönemlerinde çok kullanılan sözcüklerden biridir. Kişi siyasete girmeyi çok ama çok ister, yerinde duramaz, taban- larının üzerinde zıplar, zıplar... Lidere gider, "Benim siyasette fazla gözüm yok ama taban zortuyor" der. Buna taban zorlaması denir. Sandık: Demokratik yapıyı en iyi anlatan sözcük- lerden biridir. Siyaset, doğası gereği her ülkede umuda dayalı olarak yapılır. Seçim sonrasında ba- şarılı olan parti ya da partiler hükümeti kurarlar. Her seferinde seçmende hayal kırıklığı olur, "Elim kırıl- saydı, oy vermeseydim "feryadı başlar. Oysa iş ba- şından bellidır. Seçmenin kullanması gereken doğ- ru tümce şudur: Bu kez sandıktan iyi şey çıkar sandık, utandık. Hep sanmaktan, usandık! Oy arım... Oyanm... Ittifak: Son kullanma tarıhi sürekli değışen bir sözcüktür. özünde nifak sözcüğüyle eş anlamlıdır. Partiler nıfakla ittifak arasında gidıp gelirler. Hangi- si işe yarıyorsa, onu kullanırlar. Pusula: Siyasetçı halkına sürekli doğru yolda ol- duğunu söyleyen kişidır. Yanlış yola sapsa bile, "Ben halkım bu yoldan gitmesin diye kendimi feda ettim" der. Elinde hep pusula olduğunu söyler. A- ma bunu kendisi için değil rakıpleri için kullanır. Ge- rekli gördüğü her durumda, 'pusu'lar. Pusu kur- mak, siyasette önemli yollardan biridir. Pusulanın bundan başka bir anlamı yoktur. Seçim başarısı: Her partinin seçimden sonra kul- landığı ortak sözcük budur. Türkiye tipi demokra- side, başarısızlık diye bir şey söz konusu değildir. Diyelim ki iktidardaki bır parti seçimi kaybetti ve 4. oldu. Der ki: "Halkım bu seferbana 4, olma görevi verdi, başanyla yerine getıreceğim." Parti sonuncu bile olsa, halkı ona o görevi vermiştır, bu bir başa- rıdır. Aday: Siyasi bir mesleğin adıdır. Profesyonel adaylık her seçim ortamında bir yerlere aday olma- yı gerektirir. Kazanıp kazanmamak önemli değildir. Parti de önemli değildir. Hangi partinin seçimi ka- zanma şansı yüksekse oradan aday olunur. Liste- nin en sonuna konulsa da önemli değildir. Parti se- çimden zaferle çıkınca, "milletvekili adayı" kartı bastırılır, bununla her kapı açılır. Aday adayı olmak bile kartvizit bastırma ve "Bu mesleği yapıyorum" deme hakkı verir. Oy: İşte sistemin işlemesini sağlayan en sihirli sözcük budur. Halka gidilip vaat karşılığı istenen şeydir. Halkımız da sağ olsun, 4 yılda bir oy verir, sonra koyverir. Siyasetçi de o oyu alır, kendine doğ- ru oyar. Öy, bir toplumun tümünün birden karşılık- sız verdiği tek şeydir, diye bir tanım yapılabilir. Oyyyy oy... Al oyu, memleketin altını oy babam oy... Sonra da seslen: "Oy benim namusum, anm... Oyy anm... Oya- nm..." ankcum@ttnet.net.tr '4'üncü MC istemiyoruz 1 • tstanbul Haber Servisi - İstanbul Dişhekimleri, istanbul Tabip, Veteriner Hekimler ve istanbul Eczacı Odası'nın oluşturduğu Saghk Meslek Odalan Koordinasyonu (SMOK), seçim bildirgesi yayımladı. 18 bin doktor, 8 bin 900 eczacı, 5 bin 500 diş hekimi ve 2 bin 400 veteriner hekim olmak üzere toplam 34 bin meslektaş adına yayımlanan bildirgede "4. MC istemediklerini"' belirttiler. • EDtRNE (AA) - Ipsala Gümrük Kapısı'nda Makedon sürücünün kullandığı TIR'da, eroin imalatında kullanılan 12 ton 100 kilogram asit anhidrit ele geçirildı. Edırne Gümrükleri Başmüdürü Ibrahim Halil Ekinci, ele geçirilen asit anhidrit miktanmn Türkiye'de bugüne kadar ele geçirilen en yüksek miktar olduğunu bildirdi. Yetkililer, sürücünün gözaltına alındığını, operasyonun istanbul'da devam ettiğini bildirdiler. KULTUR • SANAT PIPER PERABO • JESSICA PARE - MISCHA PARE ve GRAHAM GREENE KAYIP VE ÇILGIN m IILGE FILM ISLETMEMDIS- TEl '02121252 25 25 B O Ğ L U BEYOÖLU BAKIHKÖY IMCİRLİ BAĞCILJVR srTE KADIKÖY UODA 251324O 12 15-14 30-16 45-19 00-2115 572 64 39 11 OO-13 00-15 OO-I 7 00-19 O0-21 15 462 20 21 13 30-16 00-18 30-2100 337 01 28 11 15-13 30-16 00-18 30-21 15 6 E Y L Ü L D E A N K A R A M E T R O P O L S İ N E M A S I N O A
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog