Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

SAVFA CUMHURİYET 21 AĞUSTOS 2002 ÇARŞAME HABERLER Dışişleri Bakanı Gürel, solda birlik adına sadece imaja yönelik çalışmalar yapıldığını söyledi: BirlikçabasıinandıncıdeğilBARISDOSTER Başbakan Yardımcısı ve Dışişle- ri Bakaru Şükrii Sina Gürel, DSP'yi ıçınden kundaklayan ve hükümeti or- 3dan çatlaönaya ugraşanların, sol- da birlik ıçın çahşmalannın inandı- ncı olmadığını vurguladı. Son gün- Jerde basında partisı ve şahsına yö- nelik çok fazla sözde haber çıktıgı- na dıkkat çeken Gürel, "Sistemh"ol- duğu anlaşılan bu sözde haberter,te- mel özgüriükJerden biri olan doğru haberalma özgüriüğünü özünden ze- <tefiyor"dedi. Perviş'e eleştiri Gazetemızi zıyaret ederek gün- cel gehşmeleri degerlendiren Gü- rel, solda birlik konusunda yanlış görüntüler venlıp sadece imaja yö- nelik olarak yanlış girişimler yapıl- dığını belirtti. Gürel, "SayınKemal Derviş 'in, solda birtiği sağlamak gi- bi bir işlevi olduğu izlenimini ver- memesi gereldr. Çünkü betnü bir siyasal çizginin • DSP'yi içinden kundaklayan ve hükümeti ortadan çatlaönaya uğraşanlann, solda birlik için çalışmalannm inandıncı olmadığını söyleyen Şükrü Sina Gürel, "Kendini kamtlamış ve olgunlaşmış bir kurum olan DSP, bundan sonra da ulusal sol çizgideki bütün unsurlarla dayanışma içinde yoluna devam edecek" dedi. Kıbns'taki görüşme sürecinin Türkiye-AB ilişkileriyle hiçbir bağlantısının olmadığını belirten Gürel, Türkiye'nin AB üyeliği ile Kıbns'ın AB üyeliğinin, birbirine sıkı sıkıya bağlı ve ancak eşzamanh olarak gerçekleştirilebilecek bir adnn olduğunu vurguladı. birfiğini savunmak için, o çizgide ol- mak ve o çizgjye emek vermek gere- ldr'' diye konuştu. "Istikrarsızak var" diyenlerin. er- ken seçim ısteyenlenn ve siyasette- kı tıkanıklıktan yakınanların, bu söylemlerin arkasına sıgınarak, DSP'yi kundakladıklanmn altıru çi- zen Gürel, "DSP'yi TBMM gru- bunda bölüp sonra da solda birlik is- teyenler güven vermiyoriar. Çabala- nnın da DSP örgüründe sonuç ver- mediği görüldü. DSP'yi bölme giri- şiminin, hem içeriden hem de dışa- ndan aülan adımlarla, Ecevit'siz ve DSP'siz bir hükümetle yola devam etmeyi amaçladığı, belirğin biçimde ortaya çıkü" dedi. Tüm bu çabalann, hem Başbakan Ecevit'in devlet adamlığı ve kişili- ği, hem de DSP örgütünün tutarlı ve sağlıklı çizgisı sayesinde boşa çı- kanldığını belirten Gürel, "Kendi- ni kanırJanuş ve olgunlaşmış bir ku- rum olan DSP, bundan sonrada ulu- sal sol çizgideki bütün unsurlarla da- yanışmaiçindeyoluna devamedecek. DSP, ulusal solu kendi içinde büyü- ten sağhkta yapısıyla, gelecekte deen büyük güvence. en önemü iktidar odağı olacak" diye konuşru. 'AB, koşut adımlar atmalT Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinde çok önemli bir aşa- maya gelindiğine değinen Gürel, si- yasal istikrarsızlık olduğu söylenen bir dönemde, TBMM'nin çok ileri adımlar attığuıı ve büyük bir başa- n elde ettiğini ifade etti. Gürel, "TBMM'nin bu çabası, Türk halkının, en ileri uluslararası ökniüereJayık olduğunun kanra.AB uyum yasalan ile iş güvencesi yasa- smuı aynı dönemde geçmesi de AB ölçütlerinin yatauzca iş hayatmın bir tarafim ilgikndirmediğini, emeğin hakkmı da koOayan öiçütler oldu- ğunu gösferiyor" diyerek, şimdiye dek hep içeriye karşı yürütülen AB lobiciliğinin, bundan böyle asıl he- define yönelmesi gerekfiğini vur- guladı. "AB'den hak ettiğimiz ko- şut adımlan bekhyoruz" diye ko- nuşan Gürel, Kıbns'taki görüşme sürecinin de Türkiye-AB ilişkile- riyle hiçbir bağlantısının olmadığı- nı anlattı. 'Kıbns sorunu Türkiye -AB ilişkileri ile kanştınlmamalı' Şükrü Sina Gürel, Türkiye'nin Avrupa Blrliği üyeliği ile Kıbns'ın AB üyeliğinin, birbirine sıkı sıkıya bağlı ve ancak eşzamanlı olarak ger- çekleştirilebilecek bir adım oldu- ğunu vurgulayarak şöyle devam et- ti: "Ancak böyle bir çözüm, adada- ki iki halkm, aynı çaü afünda ve ege- men eşitük zemininde yan yana ya- şamalannm güvencesi olabiür. Tür- kiye,KıbnsTürkieriyle ilgili güven- celerinin ve Kıbns'ın bütününe iliş- kin haklarmı sürekH kılacak bir ye- ni ortakhğm gerçekleştirilmesinden yana. Ancak bu sürecin, Türkiye- AB ffişkileriyfekanştınlmasmdamn venneviz.'' Secime hazırlık Konya'da 'ithal'vekil arayışlan • 1973'te Konya'dan bağımsız olarak TBMM'ye giren Necmettin Erbakan yine aynı yolu denemeyi planhyor. CHP Konya'da ilk üç parti arasına girmeyi hedeflerken bütün partilerin listelerinde il dışı adaylann fazla olacağı beklentisi hâkim. SABİTHORASAN KONYA -3 Kasım erken genel seçim öncesi Konya'da yine "ithal milletvekfli adaylan" dikkat çekiyor. Kapatılan RP'nin genel başkanı Necmettin Erbakan ın bağımsız aday olacağı iddia edilirken Toktamış Ate§ CHP'nin teklifini reddetti. DYP Muş Milletvekili Mümtaz Yavuz'un DYP'den kontenjan adaylan arasında gösterilmesine kesin gözüyle bakıhyor. 3 Kasım seçimlerinde ilk üç parti arasına girmeyi hedefleyen CHP'de güçlü adaylar üzerinde duruluyor. Milletvekili adaylığuıda ilk sıra için Prof. Dr. Toktamış Ateş'e teklif götürüldü. Ateş ise ısrarlara karşın adaylığı reddettiğini söyledi. Genel Merkez kontenjanı olarak da Sevgi Kökbudak'ın adı geçerken adaylar arasında avukat Adila Kart da bulunuyor. Erbakan bağımsız 1973'te Konya'dan bağımsız aday olarak milletvekili seçilen Erbakan, yine aynı yolu deneyerek TBMM'ye girmeyi planlıyor. SP ÎI Örgütü üyeleri ise "Biz30 miDervekili çıkanüım, ama önemli olan Erbakan Hoca'nm Medis'e gûrnesi" diyor. Bir iddiaya göre ise SP'li kadınlar, Erbakan'a, erkekler de partinin diğer adaylanna oy verecek. AKP ise aday enflasyonu yaşıyor. Konya'dan yüzde 70'in üzerinde oy alacaklanna inanan AKP'liler, 12 milletvekili çıkaracaklannı öne sürüyorlar. DYPkanşık DYP Muş Milletvekili ve Konya"daki Yavuzlar înşaat'ın sahiplerinden Mümtaz Yavuz'un parti iiyelerinüı önünde aday gösterileceği iddialan tartışmalara yol açıyor. Konya Milletvekili ve Devlet Bakanı MehmetKeçecüer ile birlikte eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un adının ilk iki sırada geçmesi ANAP il örgütünde hesaplan kanştırdı. MHP'dedtişüş Geçen genel seçımlerde Konya'dan 5 milletvekili çıkaran MHP'nin kentte büyük oy kaybına uğradığı iddia ediliyor. Geçen seçimlerde partiye "ödünç oy" verenlerin yeniden eski partilerine dönecekleri ve MHP'nin Konya'dan en fazla iki milletvekili çıkaracağı hesaplanıyor. PSPvediğerteri Son parçalanmalarla 3. parti konumuna düşen DSP'nin ülke barajını aşması halinde bile Konya'dan milletvekili çıkaramayacağı öne sürülüyor. YTP'de ise Vfeclis'e DSP'den giren ve geçen yıl yaşamını yitiren Turan Bilge'nin oğlu ıvukat Turgay Bilge'nin adı geçiyor. Gürel'den medyaya eleştiri Şükrü Sina Gürel, son günlerde basında partisi veşahsma yöneiik çok fazla sözde haber çıknğma dikkat çekenek «Sistemli olduğu anJaşılan bu sözde haberier, temel özgürlüklerden biri olan doğru haber alma özgürhığünü özünden zedeüyor" dedL (Fotoğraf: VEDAT ARIK) Bakan Gürel, medya, sivil toplum ve iş dünyasını bir araya getiriyor AB için büyük seferberlikANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel, Avrupa Birliği'den (AB) yıl sonunda üyelik takvimi alabilmek için medya, sivil toplum kuruluşlan ve iş çevrelerini bir araya geririyor. Dışişleri Bakanı Gürel, bugün bakanlıkta ayn ayn kabul edeceği temsilcılere yıl sonundaki Kopenhag Doruğu'nda Türkiye ile müzakere karannın alınabihnesi için Avrupa'da yapılacak lobi çalışmalanna katkı isteyecek. Dışişleri Bakanı Gürel, bugün ilk olarak medya kuruluşlannın temsilcilerini bakanlıkta kabul edecek. Dışişleri Bakanı, ardından çeşitli sendika, dernek ve birlıklerin yöneticilerini kabul edecek. Bu toplantıya davet edilen kuruluşlar arasmda DİSK, Hak-ış, Türk-lş, KESK, TESK, TİSK, TOBB, TÜSlAD, ÎKy DEIK, TESEy Türk Tabipler Birliği, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Basm Konseyi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği bulunuyor. Bfiyukelçilerie buluşma Dışişleri Bakanı Gürel, bu toplantılann ardından medya, sivil toplum ve iş çevrelerinin temsilcilerini akşam vereceği resepsiyonda Avrupa Blrliği üyesi ülkelerin büyükelçileri ile buJuşturacak. Gürel, içerideki bu yoğun programının ardından gelecek ay başından itibaren yurtdışı gezilerine ağırlık vermeyi planlıyor. Şükrü Sina Gürel bu çerçevede önce Brüksel'de AB Komisyonu, ardından da Kopenhag'da Avrupa Blrliği Dönem Başkanlığı ile temaslarda bulunacak. Şükrü Sina Gürel ardından Strasbourg'a geçerek Avrupa Parlamentosu'nda görüşmelerde bulunacak. Şükrü Sina Gürel, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde de AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlan ile bir araya gelecek. Kamudaki görevinden aynlarak CHP'den milletvekili adayı olan sanatçı Yavuz Top: Zayıfekonomide zayıf demokrasi olur tstanbul Haber Servisi - CHP'den milletvekili adayı olmak için devlet memurlu- ğundan istıfa eden sanatçı Yavuz Top, ekonomisi bo- zuk olan birülkede, demok- rasinin de insan haklannuı da zayıf olacağını \oırgula- yarak "Demokratik hakla- nn geKşimi güçlü eko- nomiden geçer. Türki- ye'nin dahaçok üre- rip ve kazanıp da- ha adil böhışmesi lazım. Çünkü pasta küçüi- dükçe kavga büjiir" diye konuştu. 1999 ge- nel seçim- leri önce- sinde tstan- bul'da 1. bölgedeya- pılan önse- çimde 3. olan Top, Türkiye' nin ırk,etnikkö- • Türkiye'nin hızla aşiretleşmesinden, bölgeselleşmesinden, köylüleşmesinden yakınan sanatçı Yavuz Top, "Ulus yapısımn olmadığı yerde demokrasi olmaz. Alt kimliği öne çıkarmak demokratlığa yakışmaz" diye konuştu. ken, kan temeline değil, yurttaşlık ve yurt sevgisi üzerine kurulduğunu be- lirterek "Herkes bir altkimükledoğar. Ama bu kişinin kendisinin edindiği, emek vererekkazandığı birkimlik de- ğil, içine doğduğu, doğarken kazandı- ğı bir kimükrir. Bizim asıl üzerinde durmanuz gereken üst kimliğimiz, emek vererek, gerektigınde bedel öde- verek kazandığnmzpofltik ldmüğnniz- dir. \'ani Cumhuriyet'in yurttaşı ol- maktir, demokrat ohnaktir, sofcu ol- makör" dedi. 'Ulus olmadan demokrasi olmaz' Türkiye'nin hızla aşiretleşmesin- den, bölgeselleşmesinden, köylüleş- mesinden yakınan Top, "Ulus yapı- sının olmadığı yerde demokrasi ol- maz. Alt kimliği öne çıkarmak de- mokramğa vakşmaz" diye ko- nuştu. 1999 seçimleri öncesin- de CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ülkenin soyuknası- na itiraz ettiği ve dürüstlüğü savunduğu için bedel ödediği- ni, gelinen noktada da haklılı- ğının anlaşıldığını öne süren Top. "Eğer düriist ohnak, yol- suzluğa karşı çıkmak suçsa, CHP ve Baykal bu suçu yine işlesin. Arana ben yine imzamı atanm" de- di. 1973 'te ne söylediyse bugün de al- tına imza attığının alrını çizen Top, Türkiye'nin sorunlannı ancak kû- rumlaşmış bir parti olan CHP'nin çö- zebileceğini anlattı. 'Sanat kurumlan yaygdaşmah' Sanatta geri olan bir ülkenin, her tarafindan altın çıksa bile gen kal- mışlıktan kurtulamayacağuıa dikkat çeken Top, şöyle devam etti: "Sanata ve sanatçıya değer vermek, düşünen, soru soran insana ulaşmak için sanat kurumlanni yayguılaştırmak şart. Şeyh Edebali de Hacı Bektaş Veli de Yunus Emre de bu topraklann değeri, kökleri. Söyleyene değil, söylenene bakmafl.'' AVRUPA'DAN GURAYOZ Sular Yükseldi Sularansızın yükseldi. Doğu Almanya'nın şehir leri birer birer suya gömüldü. Dresden su altınde kaldı. Güzelim Semperoper'in salonlannı su bas- tı. Piyanolar çürüdü. Her yıl azıcık yükselen, kıyı- larını tehdît eder gibı yapan Elbe bu defa çıldırdı. Belki de uzmanlar bekliyordu ve yapacak bir şey, alınacak bir öniem yoktu. Belki böylesini hiç kım- setahmin etmemişti. Sel felaketine, Uzakdoğu'da, Asya ülkelerinde tornadoların, haftalarca süren yangınların ülkesi, dört iklimin iç ıçe geçtiği, fela- ketlerle yaşamaya alışık ve doğayia sürekli alay eden ABD'de sık sık rastlanırdı, ama Avrupa'da? Avru- pa, bu konuda pek çok felakete karşı olduğu gi- bi, bağışıklığı olduğunu düşündü hep. Avrupa bu- güne kadar büyük birdeprem felaketiyle karşılaş- madı. Su baskınlan hep belirlı kentlerin belırli ma- hallelerinde, ama çok büyük zarariara yol açma- dan atlatıldı. Bu defa durum değışik. Bu defa daha derin düşünmek gerekiyor. • • • Avrupa çevre koruma konusunda görece erken uyanmış bir kıtadır. Avrupa'da çevrecilik öylesine etkin bir hareket oldu kı, geçen 30 yılda, tüm par- tiler, muhafazakâr ya da sosyal demokrat, sağcı ya da solcu, hemen hepsi çevreci sloganlan be- nimsedi. Gerçekten benimsedıler mi, o ayn konudur, ama programlanna aldılar, seçim propagandalarında önemli yer verdiler. Yalnız siyasi partiler de değil; iş çevreleri, sana- yiciler, tekeller, küçük büyük işadamlan, atölyeler, fabrikalar çevreci oldular ve iddiaya göre çevreyi korumayı iş hayatlarının birinci ilkesi yaptılar. • • • Çoğu yalandı. Çoğu durumu kurtarmayı, göstermelik önlem- leri yeğledı. Birazcık bir gelişme yaşandıysa, çev- re korumacılığın bir sanayi haline gelmesi nede- niyle, bu sanayinin ürettiklerine pazar bulma gay- reti ve politik alandakı "samimiler"in çabasıyladır. Zaten artık çevre sınırfı ve bölgesel önlemlerfe korunabilecek durumda değil. Iklım uzmanlan he- men hemen hepsi aynı fikirde: Atmosfer ölçüle- bilir bir şekilde ısındı, ısınmaya devam ediyor. Petrol, kömür ve gaz gibi enerji kaynaklarının ürett'ği karbondioksit oranı 19. yüzyıldan bu ya- na yüzde 25 oranında arttı. Isı o günden bu ya- na, yüzde 0.6 oranında yükseldi. 1978-1996 yıl- ları arasında Güney Kutbu'ndaki buzlar yüzde 6 oranında eridi. Sonuç: 2000 yılında Ingıltere'nin güneyi, (tafya'nın kuzeyı sular altında kaldı. Şimdi Almanya, Çek Cumhuriyeti, Avusturya sular altında. Macaristan tedirgin. Nehrin iki yakasındaki Buda ile Peşte'de kum torbalan hazırda beklıyor. Su baskınları, sel felaketlerı artan çevre kiriiliği- nin sonuçlanndan yalnızca biridir. Bilim adamları yıllardır söy lüyor; daha genel, daha küresel önlemlerin alınması gerekli. Ozon ta- bakasının delinmesı gibi büyük bir işaret ancak bü- yük projeierle geriletilebilecek bir zarara işaret edi- yor. Dünyanın ısınması, buzlann erimeye başlama- sı, iklimlerdeki gözle görülür, hissedilir değişımler küresel ölçekte çabalara gereksinim olduğunu ka- nıtlıyor. 1992'deRio'datoplanan BM Iklim Konfe- ransı'nın önerileh, 1997'de Kyoto'da karar haline geldı: 2008-2012 yılları arasında karbondiok- sit oranı yüzde 5.2 oranında geriletilmiş olma- lıydı. 55 ülke kararlara imza attı. 29'u uygula- ması gereken önlemleri uyguladı. Gensi savsak- ladı. ABD ise hâlâ direniyor. Alınması gereken önlemler dünyayı kirletmeye devam edenlerin tatlı kârlarına dokunuyor; özel- likle ABD kaynaklı büyük uluslararası tekellerin ca- nını sıkıyor. ABD bu nedenle Kyoto Anlaşması'nı uygulamaya yanaşmıyor. Otomotiv sanayii, bir yandan göstermelik önlemlerle çevre dostu rek- lam yapıyor, ama karbondioksit oranı yükselme- ye devam ediyor. Çevre dostu enerji kaynaklarını harekete geçirme projeleri bir yerlerde tıkanıp ka- lıyor. Almanya'nın, Avusturya'nın, Çek Cumhunye- ti'nin zararian milyarlan buldu. Insanlar sokakta kaldı. Fabrikalar sustu. Sanat eserleri çürüdü. Ba- kalım şimdi ne olacak? Kyoto'ya dudak bükenler bakalım şimdi ne di- yecekler? SONAR'in son arastırması Barajı sadece üç parti geçiyor İstanbul Haber Ser- visi - SONAR Araştır- ma Şirketi'nin son ka- muoyu araştırmasında, AKP'ye yüzde 25.15, CHP'ye yüzde 21.05 ve MHP'ye yüzde 10.13 oranında oy çık- tı. SONAR'in, 13 kent- te, farklı sosyo-ekono- mik ve sosyo-demogra- fîk gruplardan, yaş ve cinsiyet kotalannı gö- zeterek 1743 kişiyle yaptığı Türkiye Siyasi Profil Arastırması'nın sonuçlanaçıklandı. 19 Ağustos tarihini taşı- yan araştırmada, karar- sızlar dağıtıldıktan son- ra yapılan ölçüme gö- re yüzde 10 barajıru sa- dece AKP, CHP ve MHP geçerken DYP'nin yüzde 9.87 oranında oy aldığı be- lirlendi. YTP'ye yüz- de 6.81, HADEP'e yüz- de 6.11, Genç Parti'ye yüzde 4.80 oranında oyun çıktığı ankette, ANAP yüzde 4.63, SP ise yüzde 2.71 oy aldı. SONAR'in araştırma- sında, LDP'nin yüzde 2.53, BBP'nin yüzde 1.75, DSP'nin yüzde 1.48, ÖDP'nin yüzde 1.40 ve ÎP'nin yüzde 0.79 oranında oy aldık- lan görüldü. VAŞAM ZAMANLA YARIŞIYORSA! ZAMANIN ÖNÜNDE BİR HİZMET. HAVA, UU, DENİZ AMBULANSLARI ( 0212 ) 505 72 72
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog