Bugünden 1930'a 5,440,085 adet makale



Katalog


«
»

17 A3UST0S 2002 CUMARTE Sİ CUMHURİYET SAYFA DIZI Ekonomi, spekülasyona terkedildi r/zm, programın harflyen uygulanması sonucu çıktığını belirten uznıanlar, Türkiye'nin 1989yılında finansal serbestleştirmenin tamamlanmasıyla 'büyüme - kriz - istikrar' sarmallarına mahkûm hale getirildiğini söyledi - Bıgünkü siyasal kriz yaşanma- saydıbu program başanyla tanoam- is«na«ık ve hedefkrini tutturaMle- c e k nJydi? Örneğin buyıtaı ilk çey- neğinfe ekonominin büyüdüğü ve sts- tandaher şeyin yolunda gittiği p r o g - r a n u uygulayan çevrelerce söyleni- yor. Eir de yaklaşan seçimin asUn- d a programın gerçek sonuçlanıu değerlendirmenıiziengeDeveceği gö- r ö ş ü var. Bu açıdan ne söylemek mümkün? Erinç Yeldan: 2000 yılı boyun- ca seıgilenen iktisadi verilere bsk- tığımızdaprogramdaöngöriilen ik- tisadi politikalann tümüne harfi- yen ımılmuş olduğunu gözlernek- teyiz. Döviz kuru sepeti Merkcez Bankası 'nca taahhüt edilen patıka- da seyretmiş ve parasal genişlerne limitlerine titizlikle uyulmuştnr. En önemlisi 2000 ve 2001 yıluıa ait konsolide bütçe hesaplan, her iki dönemde de gelırler ve harcamalar dengesının hedeflenen değerleritnt- turduğunu belgelemektedir. K o n - solide bütçe venlen, bütçe gelirle- rindeki gerçekleşmelerin 20OO yı- hnda hedefin yüzde 3.6; 2001 'de de yüzde 5.1 üstünde olduğunu gös- termektedir. Harcamalar ise 20O0 hedefınin yüzde 0.2 puan altında ka- lırken, 2001 hedefini sadece yiiz- de 1.7 düzeyinde aşmıştır. Krlzln vapısal necfenlerl Dolayısıyla söz konusu yıllarda kamu idaresi harcama ve gelir h e - deflerıni tutturmuş ve (özelleştirme ve diğer vergi-dışı gelirler dahil ol- mak üzere) faiz dışı bütçe fazlası- nı mılli gelire oranla 2000'de yiiz- de 6.1 'e, 2001'de de 6.7'ye çıkart- mıştır. O halde Türkiye ekonomi- sinin 2000 ve 2001 yılında yaşadı- ğı iktisadi knzin baş sorumlusu ka- mu harcamalannın planlanaruLan fazla olması veya bütçe dengelerin- de öngörülemeyen düzeyde açık verilmesi değildir. Bütçe verileri bize 2000 ve 2001 gerçekleşme ra- kamlannın Niyet Mektuplan'n<la planlanan değerleri tutturduğunu belgelemektedir. Dolayısıyla kriz, programın ek- sik ya da yanlış uygulanması sonu- cu değil, bızzat harfiyen uygulan- ması sonucu çıkmıştır. Kısaca vurgulamak gerekirse. için- de bulunduğumuz krizın yapısal ne- denlen Türkiye ekonomisinin dog- rudan doğruya kısa vadeli sermaye hareketlerinın spekülatif akımlanna bağlanarak, de- netimsiz, başıboş finansal spekülasyona terk edilme- sınin sonucudur. Türkiye, 1989 yılında finansal serbestleştirme- nin tamamlanmasıyla eko- nomisini sıcak para akım- lannın spekülatif tercih- lerine bağımlı hale getir- miş, kısa çevrimli yapay "büyüme - kriz - istikrar" sarmallanna mahkûm hale getir- miştir. Böylece ulusal finans piyasalan doğrudan doğruya kısa vadeli, spe- külatif nitelikli yabancı sermaye ha- reketlerine bağımlı hale gelmiş ve ulusal kaynaklann reel üretken sek- törlere sabit sermaye yatırımları ara- cüığıyla dönüştürülmesi işlevini terk ederek, paradan para kazanmaya yönelik, daha önce değindığim tür- den bir kumarhane kapitalizmine sürüklenmiştir. 2000 yılı programı da ulusal ma- lı piyasalann spekülatif sermaye akımlanna bağımlı yapısını dönüş- tiirmek yerine büyüme ve enflayon hedeflenni doğrudan doğruya sı- cak para akımlanna dayandırma ter- cihini sürdürmüştür. Sermaye blrlklml Bu tür spekülatif sermaye biriki- mi bankacılık kesiminde çok hızlı ve sağlıksız bir şişkinlik yaratmış ve örneğin 1990-1999 arasında ban- kacılık kesiminin toplam aktifleri- aın reel fiyatlarla artış hızı yüzde 13.4 olur iken, ulusal gelir sadece yüzde 3.1 reel artış göstermiştir. Bu türden bir gelişim çizgisinin Türk finansal piyasalannca benim- «enmiş olmasının biricik koşulu da, tuşkusuz, finansal sektörlere bağ- anan çok yüksek getiri (yüksek re- el faizler) sayesinde olagelmiştir. Nitekim, program boyunca kon- solide bütçe faiz dışı dengesinde el- ie edilen fazlaya rağmen netyurti- İMALAT SANAYİİNDE ÜRETİM VE KAPASİTE KULLANIMt, 1999-2002 60 19991 1999.2 19993 19994 20001 2000.2 20003 20004 20011 2001.2 20Q1 3 20014 20021 2002.2 DÖNEMLER KaynafcD/E e < > Kapasite KuBanm Orarv, % . Oefim Endeksı (1997:100) J TİCARİBANKALAR SİSTEMİNDE REEL DEĞİŞME (Endeks, 1999/111:100) 1999 4 l Kaynak T.C. \ Merkez Banfcası ıstatıstıklennden hesaplamıştır 20001 20002 20003 20004 2001 1 DÖNEMLER 2001i 2001 3 2001 4 20021 Toplam Variıklar Ozel Sektör Kredlleri 71. Mevduab « O * » Ozkaynaklar : x çi borçlanma gereğinin artarak de- vam ettiğinı ve gayn safi yurtiçi ha- sılaya oranla 2000'de yüzde 7.5 dü- zeyinde sürdüriilen net yurtiçi borç- lanmanın, 2001'de yüzde 12.7 dü- zeyine fırladığım görmekteyiz. Ote yandan faiz harcamalannın, vergi gelirlerinin 2000'de yüzde 77.1'ine, 2001'de de yüzde 103.3'üne ulaştığı görülmektedir. Kriz idaresi altında faiz harca- ma hedefleri, vergi geliri hedefini- nin 2000 yılında yüzde 88.1'ine, 2001 'de de yüzde 109 üstünde sap- tanmış olduğu görülmektedir. 2002 değerlendirebileceğimiz yeterli göz- lemlen sağlamaktadır. Bu açıdan se- çım sürecınin mevcut programın "başansına" gölge düşüreceği rü- ründen şimdi ya da daha sonra ya- pılacak olan saptamalar hiç inan- dıncı değildir. Ekonominin toparlanması Bu süreçte ekonomimızın ne öl- çüde derlenıp toparlanabıldiğinı başlıca şu gelişmeler ışığında tar- tışabiliriz: • 1999-2002 yıllannın ilk çeyre- GSYÎH'de yüzde 2.3'tür. Bu gerçek- leşmeler, "canlanmarun" ne kadar sınırlı ölçülerde kaldığının bir gös- tergesidir. • Izlediğımız mütevazı canlanma yeni istıhdam yaratmamış, 2000'in ılkçeyreğınde 19.0milyonkişiçev- resindekı toplam işgücü talebi, 2002'de 18.5 milyon kişı dolayına gerilemiştir. 2002'nin ikincı çeyre- ğinde üretım endeksindeki hare- ketlenmenin itici gücü, geçmiş yıl- larda çok azalmış bulunan ürün stok düzeylenni normale yakınlaş- tırma çabasıdır. Ekonomik bunalımdan toplumsal bunalıma Uzmanlar tartıştı \/ Sınıf içi dayanışma ve belleklerin bozulduğu bir sürecin yaşanması, mevcut siyasal belirsizliğin temelini oluşturuyor. %/ Türkiye, IMF ve Dünya Bankası yöneti- mindeki programlann bağlayıcı taahhütlerinden mümkün olduğunca çabuk çıkmalı. %/ Önümüzde iki seçenek var: IMF programlannı birbiri ardma ekleyerek toplumsal ve ekonomik yıkımı ertelemeye çahşmak ya da IMF tasanmlı programlara son vermek. yıhnın ilk beş ayında da faiz har- camalan, vergi gelirlerinin yüzde 120'sini aşmış durumdadır. Dolayısıyla makro ekonomik he- defler arasında en ön sırada bulu- nan faiz dışı fazla hedefinin 2000 ve 2001 programlannda tutturula- bilmiş ohnası, kamu kesiminde ar- zulanan dengenin sağlanmasında yeterli olmamıştır. Oktar Türel: Geride bıraktığı- mız süreç programın sonuçlannı ğine ait sabit fiyatlı GSMH serile- ri, 2002'de tarımsal hasılanın 2001 'dekine göre yüzde 1.5 gerile- diğini, sanayi ve hizmet sektörle- rinde aynı dönemdekine kıyasla ha- sıla artışmın sırasıyla yüzde 3.0 ve yüzde 2.3 dolayında kaldığını gös- termektedır. GSYTH artışı ise yüz- de 2.3'tür. 1999-2002 dönemi ortalamalan ise tarımda yüzde 2.7, sanayıde yüzde 2.2, hızmetlerde yüzde 2.2, Nihai talebin özel tüketim ve özel sabit yatınm harcamalan ile kamu harcamalanndan oluşan bileşenle- ri yetennce talep yaratamamakta, efektif talep yetersizliği çıktı düze- yini baskılamaktadır. Söz konusu efektif talep yetersiz- liğini salt ihracat ve doğrudan ya- bancı sermaye yatınmlan ile tela- fi etmek mümkün değildir. • Grafik 1 'de görüldüğü gibi, imalat sanayıindeki üretim endek- si 2000'deki zirveye henüz erişeme- diği gibi, 1997 üretim düzeyinin çok az üzerine çıkabilmiştir. Öte yandan kapasite kullanım oranı 2000'dekine ancak bugünler- de yaklaşma eğilimine girmiş gö- rünüyor. Bu eğilimin özel harcama- lar canlanmadan kalıcı olacağı söy- lenemez. Reel daralmaya kar$ı önlem Grafik 2, Türkiye'deki ticari ban- kalar sisteminın bunalım öncesi son normal dönem sayılabilecek 1999/III. üç ayına ve özellikle fi- nansal genişlemenın zirveye ulaş- tığı 2000 yılı sonuna göre önemli ölçülerde zaafa uğradığını, ticari bankalann toplam varlıklannın, TL mevduatınm ve özel sektöre açılan kredilerinin reel anlamda çok cid- di bir erozyona uğradığını göster- mektedir. Bankalar Birliği'nin dönem baş- kanı Ersin Ozince'nin bu günlerde- ki ölçülü uyanlan, ticari bankalar sistemindeki reel daralmaya karşı önlem alınmasına çağn olarak yo- rumlanabilır. BDDK, reel kredi erozyonunun giderek toplam ekonomik faaliyet- lerin hacminı de daraltacağını al- gılamış olsa bile, IMF finansal or- todoksluğunu izlemekten ve ban- kalara özkaynak ilavesi ve ihtiyaç oranlannın yükseltilmesi çağnsın- dan öte bir perspektife sahip değil- dir. 'Slyaset olmasa' "Her şey iyrye gidijordu, ah şu si- yaset olmasa!" diyenlere söylene- cek şey, güncel siyasal iniş-çıkış- lara bu kadar duyarlı bir sistemin esasen ciddi hastahklarla yüklü ol- duğu ve uygulanan modelin böyle bir siyasal-toplumsal çerçeveye uy- gun olmadığıdır. Son olarak şunu da belirtmek ge- rekır. "Kısa dönemli gelir kayıpla- nndan fazla kaygılanmaya gerek yoktur; program aygulaıur ve ya- pısal reformlar gerçekleştiriürse, bunun sonrasında üretim ve verim- tilikte önemli kazanımlar elde edi- lecektir" şekhndekı görüşler asıl- sız bir iyimserliktir. Nitekim, "yapısaT reformlann üretim ve verimlilik artışlannın vazgeçilmez unsuru olan yatınm- lar üzerinde -buna yabancı doğru- dan yatınmlar da dahil- olumlu et- ki yaptığına dair işaretler yok- tur. Tersine, bu uygulamala- rm başta tanm olmak üzere pek çok üretim faaliyetini çö- kerttiği ile ilgili işaretler göz- lenmektedir. 1994 ekonomik krizinde batan bankalar, pek çok bankazedeyi sokaklara döktü. Eyiemlerde, hükfimeün vaadi olan iki anahtar ve kredi karflan yakddj. KrİTİn foturası herkesin - Tüm bu sürecin toplu halde sonuçlan ne oldu? Hangi toplum kesimkri bu süreçten kazanımlı çıkn, knnler kaybetti? Korkut Boratav: 2000-2001 knzınin sınıfsal yansunasının nıcel dökümü şu anda iktisatçılann ellerınde değil; ancak basit gözlemlerden çıkanyoruz ki, artan işsizlikten ve aşınan reel ücretlerden nasibini alan tüm ücretüler, iç talebe bağımlı esnaf, zanaatkâr, küçük-orta üreticiler krizin maliyetini fazlasıyla üstlenmişlerdir. Ahmet H. Köse: Son iki yıhn bölüşüm sonuçlannı tümüyle değerlendirebileceğimiz yeterli istatistiksel veriler henüz mevcut değil. Ancak, genel bir değerlendirme için yeterh gözlemimiz var kanımca. Sonuçta asgari ücretin 100 dolar düzeyine yerleştiği bir ülkede yaşıyoruz. Aynca bu tür programlann malıyetlennın, bizde ve uygulanan tüm diğer ülkelerde, Korkut Hoca'nın benrttiğı kesimlere yüklendiği bir gerçektir. Yarın: Seçiml halk yapacak OkuDara hayaledDemeyecekşardar öne sürüKiyor. Okullarda TSE standardı • KONYA (AA) - Ilköğretim çağındaki öğrencilerin ve okul görevlilerinin sağlıklı bir ortamda yaşayabilmeleri için hazırlanan TS 9518 No'lu Ilköğretim Okullan Standardı, mevcut okullann büyük bölümü için neredeyse hayal bile edilemeyecek şartlar öne sürüyor. Okullann, TSE belgesi alabilmesi için giriş kapısının yüksekliğinden öğrenci başına düşen pisuvar sayısına, sıgara odasından otopark genişliğine kadar bırçok teknik şartı yerine getirmesi gerekiyor. Birçok okulun bu belgeyi alabilmesi için yıkılıp yeniden yapılmaktan başka çaresı bulunmuyor. Çünkü, okul standartlan içinde yer alan ve okul binası inşa halindeyken göz önünde bulundurulması gereken teknik özellikler düşünülmeden yapılan okullann TSE belgesi alması olanaksız. Öğretmenlere eğitim • Eğitim Servisi - Kültür Okullan Geliştirme ve Eğitim Merkezi (KÜGEM), University of Hertfordshire işbirliğı ile Kültür Okullan yöneticileri ve öğretmenlerine yönelik "Etkili Öğrenmeyi Araştımıa" adı altında bir çalışma programı uyguluyor. 19-23 Ağustos tarihleri arastnda gerçekleştirilecek olan programda, "Motivasyon ve Öğretme Becerileri", "Beyin Araştırmalan", "Karakter Eğitimi", "Kişisel ve Sosyal Eğitim", "Davranış Şekilleri", "Oyun Gelişimi ve Oyunu Öğrenmeyi Entegre Etmek" ve "iki Dilli Eğitimin Gelişimi" konulan yer alacak. 16 yabancı öğrenci, tzmir'de staj yapıyor. (AA) AJESEC'in stajyerleri bmir'de • tZMtR (AA) - Uluslararası Üniversite Öğrencileri Staj Değişim Organizasyonu (AIESEC) tarafından yürütülen 'Global Staj Değişim Programı' kapsamında 16 yabancı öğrenci, îzmir'deki çeşitli firmalarda staj yapıyor. Bektaş, 35 yıldır faaliyet gösteren AIESEC'in Türk öğrencilere de yurtdışında staj imkânı sunduğunu anlattı. Global Staj Değişim Programı çerçevesinde Izmir'e gelen üniversite öğrencileri. Çimbeton. Çimstone, Petrofer, Teleset, Bora Danışmanlık, Çamlıyem, Izmir Ticaret Odası, Batıçim, Dimon Tütün, Üstün tş, Ege Endüstri, Nur Çelik, Avebe Nişasta, TEGV, Interomega Tour, Belgü Tekstil ve National Chemical'da stajlannı sürdürüyor. İngiltene'de Eğitim Günleri' • Eğitim Servisi - The British Council, bugün ve yann Istanbul Conrad Oteli'nde "îngiltere'de Eğitim Günleri" düzenliyor. tsteyenlerin 2002-2003 öğretim yılı için tngiliz üniversitelerine kayıt yaptırabilecekleri eğitim günlerinde, Ingiliz eğitim kurumu temsilcileri, lisans ve lisansüstü eğitim, Ingilizce dil kurslan hakkında gerekli bilgiler verecek, öğrencilerin sorulannı yanıtlayacaklar. Başvurular 19 Ağustos'ta • Eğitim Servisi - Milli Eğitim Bakanlığı'nın 32 branş için alacağı 300 bin öğretmen kadrosu için başvurular, 19-31 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Istanbuldaki öğretmen adaylan, Cağaloğlu'ndaki Mılli Eğitim Müdürlüğü'nün B-Blok binasında, Müdür Yardımcısı Hikmet Yıldınm başkanlığında kurulan "Müracaat Bürosu"na başvurabilirler. YÖRET'ten yarışma • Eğitim Servisi - Yüksek Öğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı (YÖRET), 30. kunıluş yıldönümünü kutlamak amacıyla "Psikolojik Danışma ve Rehberlik Araştırma-Uygulama" adlı bir yanşma düzenliyor. Vakfın düzenlediği yanşmaya katılmak isteyenlerin 15 Eylül'e kadar başvurmalan gerekiyor. Yanşmaya, psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanında yöntem geliştirmeyi ve uygulamalan içeren, daha önce yapılmış ya da yapıhnakta olan çahşmalarla katılmak mümkün. Yanşmaya katılmak isteyenler, en çok 10 adet A4 sayfası uzunluğunda olabilecek çalışmalannı, yoretvakfi@yahoo.com e-mail adresine ya da 0 212 246 76 47 numaralı faksa yollayabilirler.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog