Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

17 AĞUSTOS 2002 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA J\_ \j 1J M. \j M \ kultur(g cumhuriyet.com.tr 15 Titenlerin ardından yazılar ve Adam Sanat'ın soruşturmasının yankıları öne çıkıyor Dergilerde ağustos sıcağıHÜRRÎYET YAŞAR Adam Sanat'ın temmuz sayısın- daki "Edebiyatın Topluma Dö- n ü k Yüzü" soruşturmasının ve ayru konulu yazılann, ağustos der- gilerinde yankılan oldu. Şükran FCurdakul. Adam Sanat'ta, soruş- turmaya yanıt verenlerin, "•1930'lardan60'lara kadarya- şanan toplumsal siyasal dalga- lanışlar içinde kendini arayan b i r edebiyatın varlığını görmez- likten geîdiklerini" söyledi. Ay- dın Çubukçu da Evrensel Kül- tiir'de, "Sorun toplumculuk kav- ramının kendisinde değildir. (...) Önemli olan, toplumcu savıyla yapıt üretenlerin gerçekte başa- rılı, yetenekJi olup olmamaları- d ı r " diyen Yaşar Miraç'ı ayn ru- tarak (ama Kaan Arslanoğ- lu'nun, toplumcu gerçekçiliği özeleştirel bir yaklaşımla irdele- yip öneriler sunan yazısına da kar- şı çıkarak), tüm yanıt verenleri eleştirdi. Yitenler, yeniler, denemeler... Geçen ay yitirdiğimiz Ece Ay- han'ı Hürriyet Gösteri, Refik Durbaş ve Haydar Ergülen'in; Varlık. Sabit kemal Bayıldıran ve küçük İskender'in; E, Nilüfer Kuyaş'ın; Evrensel Külrür, Sen- nur Sezer'in yazılarıyla anıyor. Hürriyet Gösteri'de, 1995 Tem- muzu'nda yitirdiğimiz Bilge Ka- rasu'nun Haluk Akere yazdığı mektuplar var. Yobazlann Sıvas kıyımını Öner Yağcı, Eski'de; Âşık Mahzuniyi Alper Akçam, Turgut Özatay'ı V'akur Kayador Adam Sanat'ta; Adnan Yücel'ı Hilmi Haşal Evrensel Kültür'de; H. Hüseyin Yalvaç Berfın Ba- har'da yazıyor. Bu ay, çok yeni üç ımzadan bi- rer öykü yayımlayan Varhk'ta, öy- kü sayısı dörde çıktı. Yine çok ye- ni bir imza olan Erkan Tuncay'ın hem E'de hem de Yaba Edebiyat'ta öyküleri var. Adam Sanat'ta M. Sadık Aslankara 10 yazarın son yıllarda yayımlanmış ilk öykü ki- taplannı konu ediyor. E'nin geçen sayısında öykü yıllığı üstüne görüş ve önerilerini ya- zan Feridun An- daç'ın bu sayıda da öykü seçkileri üstüne eleştiri ve önerileri var. Varhk'ta, Adil tzci, ağaçlar üstü- ne denemelerini, bu sayıda "Manol- ya Ağaçları" ile sürdürüyor. Her sayıda başka bir fotoğraftan yola çıkan Merih Akoğul'un £'deki yazısının konusu, iki ünlü: Fotoğrafçı Ric- hard Avedon ve oyuncu Fred As- taire. Agora'nın temmuz-ağustos sayısında Afşar Ti- muçin'in konusu şiirde felsefe. Ağustosun kimi dergilerinin konulann- dan biri, yenı yayımla- nan Deli Aşk adlı ro- manı nedeniyle Peride Celal. E dergisi, yazarı Nur Özkan'ın söyleşisı ve Tü- lin Er'inyazısıyla tanıtıyor. Fendun Andaç, Agora'da "Peride Celal ro- manının kırılma noktası"nı yazarken Hürnyet Gösten'de Pe- ride Celal'le konuşuyor. Varlık ağustos sayısın- da Adnan Özer'in konuş- ması, Meral Oraliş ve Rüstem Arslan'ın yazıla- nyla Metin Kaçan'ı; Feri- dun Andaç'ın yazı ve ko- nuşmalarıyla da Latif Demirci'yi tanıtıyor Bu sayıda tanıtılan şaırler ıse Ahmet Necdet, Enis Akın ve Ahmet Öz- er. Adam Sanat'ta Latife Te- kin'le, Gümüşlük Akademısi'ni Pelin Özer konuşurken Semih Gümüş de romancımn Ormanda Ölüm Yokmuş adlı yapı- tını inceliyor. Ayn- ca Server Tanilli Sefiller'i, Ed- mund Keeley, Yannis Ritsos'u, Arslan Kaynar- dağ "edebiyatı- mızda dostluk"u, Feridun Andaç Dı- yarbakır'ı, Suna Ka- raküçük ise "Eylül romanında mekân"ı konu ediyorlar. E'de "aydının ko- numu" Bihter Dere- li'nin yazısında, Yaban ve Kar romanlan üzerinden karşılaş- tırmalarla incele- nırken Hüseyin Haydar da "Çığ- Iık, SayıkJama, Acı ve Şiir" başlık- h uzun denemesinde, şairlerin, gerçek şiire giden yolda, Karade- nizli yaşh kadmlar kadar cesur ve içtenlikli olma- lannı istiyor. Ön- der Otçu'nun "yazının gelece- ği"ni ırdelediğı, / Namık Kuyumcu ve yeni öykücüler- den Faruk Du- man'la söyleşilerin de bulunduğu E'de tdil Önemli'nin bir öyküsü, E. Bülent Yardımcı'nın da \e- cati Güngör'ün bir öy- küsü üstüne eleştirisi var. Yenibinyıl Şiir, kendi adıyla verdiği şiir ödülle- rinın sonuçlannı açıklar- ken Sedat Umran, Meh- met Sarsmaz ve Osman Serhat Erkekli'nin yazıla- rına yer venyor. Ahmet Uysal, Yücel Kayıran, Sabahatrin Yal- kın, Sıtkı Salih Gör, Hüseyin Av- ni Cinozoğlu da bu sayının şair- ler arasında. f Agora'da M. Sadık Aslankara, Cemil Kavukçu'nun öykü kişile- rinin alkol ve ölüme savruluşlan- nı; Alper Akdeniz, Tezer Öz- lü'nün yapıtlannda gördüğü "tut- ku"yu; Hüseyin Peker, Hürriyet Yaşar'ın öykülerini ve Soner De- mirbaş'ın şiirlerini, Mehmet Gü- ler, Norveçli yontucu Gustav Vi- geland'ın yapıtlannı anlatıyorlar. Yaba Edebiyat, Sıvas'ı, Cengiz Yıldırım'ın Cumhuriyet Devrimi ile 2 Temmuz 1993 arasındakı sü- reci kuş bakışı yorumladığı yazı- sıyla anıyor. Derginin ağırlıklı konusu olan "Marksist estetik" üzerine ya- zanlar Adnan Acar, B. Sadık Al- bayrak, Nihat Ateş. Folklor şiire dûşman mı? Hürriyet Gösteri'de Özdemir tnce, "çok satan kitap'Marın ya- zınsallığını tartışırken Bahriye Çeri de Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı adlı romanından yola çıkarak "oryantalist söy- lemde cinsel fark"ı işliyor. Çiğ- dem Sezerın Ahmet Özer'le, Os- man Olmuş'un Baki Ayhan T. ile konuşmalarının bulunduğu Gös- teri'de Yücel Feyzioğlu, Cemal Süreya'nın "folklor şiire düş- man" sözünün dogma gibi algı- lanmamasını savunuyor. Berfin Bahar'ın ağırlıklı konu- su anadıl. Yücel Feyzioğlu'nun "Anadili Gereldi midir?" baş- lıklı yazısıyla, bu yazıya karşı çı- kışlar içeren Liebe Harkort imza- lı yazı aynı sayıda. Öner Yağcı, Orhan Pamuk'un son romanı Kar'ı yazarken Beşir Ant "Mem u Zin" adlı Kürt aşk öyküsünün, "Leyla ile Mecnun", "Romeo ve Juliet" adlı aşk öykü- lerinin de kaynağı olduğunu öne sürüyor. Evrensel Kültür'de Iranlı Haşim Hüsrevşahi ve Yunan EHi Pa- pa'nın birer öyküsüyle "Küresel- leşme ve Kentler" konulu dosya- nın yanı sıra, üç yıl önce yitirdiği- miz Can Yücel, el yazısı bir şiiriy- le anılıyor. Joe Eszterhas'a göre, sigarayı şıklık ve zarafet gösterisi olarak sunan yapımcılar gereksiz ölümlerin sorumlusu Kadının kimlik savaşı Kültür Servisi - Yağ- hane Sanat Galerisi, 23 Ağustos'tan itibaren Gül- çin Aml'ın 'Özgür Ka- natlar' sergisine ev sahipliği yapacak. Anıl, bu son dönem resimleriy- le ılkçağdan bu yana ka- dının değişen kimliğini sorguluyor. Anıl'a göre, önceleri her şeyin başı ve sonu kadınken üretim bi- çimlerinin değişmesi ile erkek kol gücünün ve cin- sel rolünün aynmına van- yor. Anıl'a göre, erkek binlerce yıl süren uyku- sunun inrikamını, yaşana- cak binlerce yıllık gele- cekten çıkarma yolunu benimsiyor ve kadını ken- di kanatlan arasmda ko- rumaya alıyor.Anıl'ın 'Özgür Kanatlar'ı, kader- lerine meydan okuyarak kendi onurlannı yeniden geri kazanmak istiyor. (Yağhane Sanat Galeri- si 0252 313 4747) Kent ve sanat tartışılacak Kültür Servisi - Kültür Bakanlığı, Antalya Kültür Sanat Vakfı ve Antalya Sa- natçılar Derneği işbirliğiyle 14-20 Ekimtarihleri arasın- da, 1. Antalya Resim Festi- vali düzenleniyor. Festival kapsamında yer alan önem- li etkinlıklerden biri de dört oturum halinde yapılacak olan 'Kent ve Sanat' konu- lu panel. 15 Ekim'deki ilk oturum 'Kent Sanat ve Ye- rel Yönetimler' başlığını ta- şıyor. BTT otuTuındayeraîan" konuşmacılar ise Prof. Dr. \dem Genç, Prof. Dr. To- mur Atagök, Prof. Dr. Me- an Sözen ve Prof. Dr. Kaya Özsezgin. Aynı gün yapıla- ;ak ikinci oturum 'Kent Sa- nat ve EğitinT inin konuş- macılan iseProf. Dr. Hüsa- mettin Koçan, Prof. Dr. Za- fer Gençaydın, Prof.Dr. Yüksel Bingöl olacak. 16 Ekim'deki üçüncü oturum 'Kent Sanat ve Birey' baş- lığmı taşıyor. Oturuma Prof. Dr. Ali Akay, Prof. Dr. Hü- samettin Koçan ile Prof. Dr. Günsel Renda katılacak. Aynı gün yapılacak son oturum 'Kent Sanat ve Si- \il Toplum Kuruluşlan' başîıfmı taşryor. Bu^öturu^ ma da konuşmacı olarakAn- talya Kültür Sanat Vakfı, Antalya Sanat Derneği, AN- SAN, Yerel Gündem ve Mi- marlar Odası temsilcileri y- er alacak. sigara sava ENGİN AŞKIN TORONTO/KA- NADA - "Temel tç- güdü" adlı ünlü Hollyvvood filmının ve 14 diğer ünlü yapı- mın senaryo yazarı olan Joe Eszterhas, filmlerde sıgara ıçı- mini bir zarafet ve şüc- lık gösterisi olarak su- nan yapımcılan. yüz binlerce gereksiz ölü- mün sorumlusu ilan etti. ABD ve Kanada ga- zetelerinde yazdığı yazılar yanı sıra, Los Angeles'taki kapsam- lı kampanyasıyla, si- garanın ölümcül etki- lerini, kendi boğaz kanserinı örnekleye- rek vurgulayan ünlü yazar, daha önce siga- raya karşıt tutumu, ki- şisel özgürlüğe saldı- n olarak gören tavnnı, akılsızlık olarak ta- nımladı. "Temel tç- güdü" adlı filmde, içeriğı cinsellikle ör- gülü öykünün odak kesiti olan sigarayı, bir seksüel simge ola- rak kullanan ünlü se- narist, bir cesur sah- nesinde Michael Do- uglas'ın yüzüne siga- ra dumanlan üfleyen Sharon Stone'un bel- leklere yerleşen çok cüretkar bir başka sahnede, elinde sigara tuttuğunu anımsatıyor. "Temel lçgüdü-Basic Instinct" adlı filmde. bırçok başka üründe olduğu gibi, sigarayı bir ko- şullandırma yöntemi olarak kullanan yapımcılarla, sigara fırmalanna savaş açttğını vurgulayan yazar, dünya kap- samında ilgi toplayan "Temel Içgü- dü"nün beyazperdeye gelmesi ardın- dan, piyasaya "Basic-Temel" marka sigaralar sürüldüğünü belirtıyor. "Ya- ratım Özgürlüğü", "Artistik Söy- lem" gibi örtülerin ardına saklanan Hollyvvood'un, özellikle genç beyin- Ünlü senarist Holl\"vvood'un, sigara övücülüğünün leri yıkayan sigara övgücülüğünü dur- durmasını isteyen Joe Eszterhas, si- gara tıryakılerinı de suçladığı eleştiri- lerinde, aile bireylerini de zehirleyen "ikinci el içimP'ne Hollyvvood kö- kenli bir saynlık olduğunu öne sürü- yofc-—=— • - 10 bin kişi sigaradan öltiyor Özbildinsınde, "iyiliğin, iji olma- nın ve dürüstlüğün" daima yenece- ği savını ışleyen Hollywood yapımla- nnın, 12-15 yaşlarında başlayan bir intihar girişiminin başlangıcı olduğu- emel İçgüdü filminde, bir çok başka olduğu gibi, sigarayı bir koşullandırma yöntemi olarak kullanan yapımcılarla, sigara firmalanna savaş açtığını vurgulayan Joe Eszterhas dünya çapında ilgi toplayan bu filmin beyazperdeye aktanlmasının ardından Basic (Temel) marka sigaralann piyasaya sürüldüğünü belirtiyor. durmasını istiyor. nu vurguluyor ünlü senarist. Senaryo yazarlannın saptadığı her ayrıntıya sigara içirhini yerleştiren ke- mikleşmiş alışkanlığm, günde tüm ev- rende 10 bin kişiyi ölüme götürdüğü- nü belirten Joe Eszterhas, büyük ço- ğunluğu sigara rutktmu olan oyuncu ve senaristlerin, bir kısır döngüye tut- sak olduklannı anımsatıyor. Son 1.5 yılını kanser İcoğuşlarında geçirdiğini belirten ünlü yazar, büyük yıldızlann dudaklannda tüten her si- garanm, bir ölüm simgesi olarak al- gılanılmasını istiyor. ESİNTtLER ZEYNEP ORAL Gerçeğin Mayası... Küçük Prens nice serüvenden sonra, bu geze- genden ayrılırken anlamıştır ki, onun gülu, evrende bir tanedir, eşsizdir. Çünkü yalnız o gül içın canını vermeye hazırdır, üzerini fanusla örttüğü odur, rüz- gârtardan koruduğu odur, yakınmasına. böbürlen- mesine, hatta susmasına kulak verdiği odur, emek verdiği, zaman verdiği odur... Evrende binlerce çiçek, binlerce gül varken, ken- di gülünün eşsız olduğunu ona öğreten, evcilleştir- diği tilkidir. Ve ayrılık vakti geldiğinde Tilki, Küçük Prens'e bir sır verir: "- Vereceğim sır çok basit: Insan ancak yüreğiy- le baktığı zaman doğnıyu görebilır. Gerçeğin maya- sı gözle görülmez... Küçük prens unutmamak için tekrarladı: - Gerçeğin mayası gözle görülmez. - Gülünü bunca önemli kılan uğruna harcadığın zamandır. Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: - Uğrunda harcadığım zamandır. - Insanlar bu gerçeğı unurtular, sen unutmamalı- sın. Evcılleştirdiğin şeyden her zaman sen sorum- lusun. Gülünden sen sorumlusun... Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: - Gülümden ben sorumluyum." • • • Bir haftadır her gün, her dakika, Saint Exup ery, Küçuk Prens, tilkı ve gül arasında gidip geliyorum. (Yukandaki alıntı Cemal Süreya ve Tomris Uyar'ın Türçe'sınden - Cem Yayınevi.) Nereden takıldı kafama, dilıme bu satırlar? Neden terk etmiyor beni? Neden ha bıre ha bire yüreğimı oyuyor? Neden bunca acı veriyor? Tam da gece gündüz haberler karşısında mıllet- çe 3 Kasım seçımlerine kenetlenmişken, nereden saplandı ıçime bu gül, bu tılki, bu Küçük Prens... Belki Süreyya Ayhan, şampıyonluk ipini göğüs- lerken ona nasıl davrandığımızı düşündüğümden... Dönekliğimizi saygısızlığımızı ikiyüzlülüğümüzü yü- zümuze çarptığından... Belki Leyla Tavşanoğ- lu'nun haftalık sohbetini ve o sohbete tepkileri oku- duğumdan... Belki 29 yıl boyunca emek verdiğim, uğruna zaman harcadığım, rüzgârlardan korumaya çalıştığım Sanat Dergısi'nın 30. Yıl kutlamalarını dü- şündüğümden... Medya transferierinde şaşkınlıktan şaşkınlığa duştüğümden... Insanların, birbirine na- sıl hoyratça davrandığını, herkesin herkesi linç et- meye hazırlandığını gördüğümden... Seçim mani- pülasyonlannı ızlediğımden... Çevremızi sarmış sev- gisizlikten, saygısızlıktan, küstahlıktan, acımasız- lıktan... Dost bildıklerimizin, içimizi acıtmaya çalış- masından... "Insanlann tanımaya ayıracak zamanlan yok artık, dedı tilki. Aldıklannı hazıraltyoriardükkânlardan. A- ma dost satan dükkânlar olmadığı için dostsuz ka- lıyoriar." "Insan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğnıyu görebilır. Gerçeğin mayası gözle görülmez..." Belki de ben çok hassaslaştım... Sevgıli okurlar yazının burasında, -Perşembe ak- şamüstü saat 17.00- Kemal Derviş'ın açıklaması- nı dinlemek üzere televizyon başına gitmiştim ki... Bir de baktım yıkıcı değil yapıcı, bölücü değil bir- leştirici, karşıt görüştekilerı bile aşağılayıcı değil yü- celtici bir konuşmaya tanık oluyorum... En azından siyası yaşamımızda bu bir jlktı. Kemal Derviş'ın açıklaması sona erdı. Ve ben de bu karamsar yazıyı sürdürmemeye karar verdim. • • • P.S.: Geçen haftakı yazımı, derhal arkadaşım Jo- an Baez'e bir haber uçurmalıyım, TBMM'den çıkan kararı, ölüm cezasını kaldırdığımızı ona duyurmalı- yım diye bıtirmiştim. Çünkü her konserinde "Biliyor musunuz ki, uygar dıye geçinen ülkeler arasında ölüm cezası uygulanan ıki ülke var: Biri bizimki. öte- ki Türkiye..." deyip duruyordu... Size söylediğimi yaptım, ona haber uçurdum. Elektronik posta sağ olsun anında yanıt geldi: Konu başlığı "Hip Hip Hurrey!" nidasıydı. "Türkiye'yi sevıyorum" diye başlayıp, "Bu akşamkı konserim- de ve sonra turnem boyunca bu başannızı tüm din- leyicilerimeanlatacağım"diyor. Baktım, konsertur- nesı Califomia'dan VVashington'a, ABD'de sayısız eyaletı ve Kanada'yı kapsıyor... Fena değil!... Ben- den bildirmesi... e-posta: zeynepfâ zeyneporal.com faks:(0212)257 16 50 Fesfivali A tZMtR (AA) - 15.08.2002 - Çiğli Belediyesi tarafından düzenlenen " 1. Uluslararası Mezopotamya'dan Makedonya'ya Anadolum Kültür Sanat Bilim Fesrivali", 20- 25 Ağustos tarihleri arasmda yapılacak. Belediyeden yapılan yazıh açıklamada, Kültür Bakanlığı'mn katkılanyla ve sponsorlann desteğiyle gerçekleştirilecek festivalin amacının, 'Anadolu külrür mozaiğinin harmanlanması' olduğu bildirildi. Festivalin onur konuğu olan Kültür Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği ve Mevlevi Topluluğu'nun, Izmir'de ilk kez Çiğli'de ve Efes Antik Tiyatro'da iki ayn özel gösteri yapacağı açıklandı. Tüm gösterilerin ücretsiz olacağı festivale Nijerya, Yunanistan, Bulgaristan, Litvanya, Meksika, KKTC ve Slovenya'dan da gösteri gruplan katılacak. Haluk Levent ise açılış konserinde izleyicisiyle buluşacak. BUGÜN • BÜYÜKADA tSKELESt TURİNG CAFE'de 'Adalar Kitap Şenliği' kapsamında 16.00 - 18.00 saatleri arasında Celal Başlangıç, Osman Aysu, Müjde Birder ve Hıfzı Topuz, 18.O0-2Ö.0O saatleri arasında Mario Levi, Mehmet Altan, Buket Uzuner ve Yaşar Özürküt'ün katılacağı imza günü. (0 216382 78 51) M İŞ SANAT'ta 'Sinema Şenliği' kapsamında 12.00,15.30 ve 19.00'da Alejandro Gonzales Inarritu'nun yönetmenlığini yaptığı 'Paramparça'. (0 212 31610 83) M BEYOĞLU StNEMASInda Yaz Şenliği '02 - II, Ferruh Doğan Anısına' kapsamında 12.00, 15.00, 18.00ve21.00'deDavid Lynch'in yönetmenliğini yaptığı 'Mtüholiand Çıkmazı'. (0 212 251 32 40) • BEKSAV'da 15.00'te Stanley Kubrick ın 'Şölen' ve 19. 00 da 'Otomatik Portakal' adlı filmlerinin gösterimi. 17.00'de 'öykü Anlatımı'. (0216 349 91 55)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog