Bugünden 1930'a 5,438,865 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

16 AĞUSTOS 2O02 CUMA CUMHURİYET SAYFA KULTUR kultur@cumhuriyet.com .tr 15 39.su düzenlenen festivalde ödülleri dağıtacak olan seçiciler kurulu üyeleri belirlendi Altm Portakal' ım şimdilik altı dilim Bu yıl 1-5 Ekim arasında 39. kez yapılacak olan Antalya Altın Portakal Film Fesrivali için bugüne kadar resmen 6 film baş\Tirdu. (Bu sayının 11 ya da 12'ye çıkması bekleniyor.) Ulusal film yanşmasına resrai başvuruda bulunan bu 6 filrn şunlar: • Martılar Açken (Yönetmen-senaryo:Bülent Pelit, kamera: Levent Pelit, oyuncular: Meral Oğuz, Ümit Belen, Umut Ulaş, Haldun Boysan, Murat Şen , Galata Film). • İçerideki (Yönetmen, senaryo: Ahmet Küçükkayah. kamera: Aytekin Çakmakçı, müzik: Arda Yalkın, oyuncular: Pelin Batu, Tan Sağtürk, Şemsi tnkaya, Toprak Sergen, Melisa Sözen Hayalet Yapım). • Karpuz Kabuğundan GemUer Yapmak (Yönetmen-senaryo: Ahmet Lluçay. kamera: Ilker Berke, oyuncular: İsmail Hakkı Taslak, Gülayşe Erkoç, Kadir Kaymaz, Aysel Yılmaz / tFR). • Uzak (Yönetmen-senaryo-kamera: Nuri Bilge Ceylan, Montaj Ayhan Ergürsel, oyuncular: MuzafTer Özdemir, M.Emin Toprak, Zuhal G«ncer Erkaya, \azan Kınlmış, Ebru Ceylan, Fatma Ceylan NBC Ajans). • Sır Çocuklan (Yönetmen-senaryo: Aydın Sayman, Ümit Cin Güven, kamera: Eyüp Boz, müzik: Can Atilla. oyuncular: Fırat Tanız, Halil tbrahim Aras, Mehmet Ali Alabora, Nur Sürer, Mustafa Uğurlu, Özgü Namal, Volga Sorgu Türk-Macar ortak yapımı). • San Günler (Yönetmen-senaryo:Ravin Asaf, kamera: Erdal Kahraman, müzik: Tanju Duru. oyuncular: Muhammed Elhassan, Cenial Abdulla, Nur Sürer, Sandra Stella / Film Fabrik). Cençler çoğunlukta Geçen yıl, yaş bakımından olmasa da deneyim bakımından birtakım 'yeni' sinemacılann eserlerinden oluşan Altın Portakal yanşmasıru, Handan Ipekçi'nin sonradan sansürün hışmına uğrayacak olan "Büyük Adam Küçük Aşk"ının kazandığı, en iyı yönetmen ödülünüyse Yazgı'yta Zela Demirkubuz'un aldığı Antalya, sinemamızın geleneksel olarak her yıl vitrine çıktığı. en uzun soluklu ve önemli fesrivali bilindiği gibi. Bu yılın programında da şimdilik katılan filmlerin yönetmenleri arasında Nuri Bilge Ceylan'ın dışında, ilk ya da ikincı, üçüncü fılmlerini yapan Aydın Sayman, Ümit Cin Güven, Ahmet Küçükkayah, Bülent Pelit, Ahmet Uluçay, Ravin Asaf gibi yeni isimler dikkati çekiyor. 39. Altın Portakal Festivali uzun metrajlı film yanşmasının belirlenen seçici kurulu şu isimlerden oluşuyor: Erdoğan Tokatlı (Film-Yön), Mehmet Dinler (Film- Yön), Reis Çelik (Fiyap), Şerafettin Gür (SESAM), Hüseyin Kuzu (Sine-Sen), Füsun Demirel (ÇASOD), Ekrem Bora (SODER), Prof.Dr. Sezen Ünlü (Anadolu Ün. tletişim Bil. Fak. Dekam), Murat Özer (SÎYAD),Veronica Divendal (Hollanda Kulsan Vakfı). Bu yıl 39. kez yapılacak olan Antalya Altın Portakal Film Festivali için henüz 6 resmi başvuru yapıldı. Festivale katılacak nimlerin yönetmenleri arasında Nuri Bilge Ceylan'ın dışında, Aydın Sayman, Umit Cin Güven, Ahmet Küçükkayah, Bülent Pelit, Ahmet Uluçay, Ravin Asaf gibi yeni isimler dikkati çekiyor. İZLEYİCİ GÖZÜYLE ERDAL ATABEK Herkes Kendi Kedisini Arar...Insanlarla kediler arasında- ki ilışkı her zaman ilgi çekici olmuştur. Insanla yaşama ko- nusunda kedilerin özel bir tu- tumlan vardır. Kedi, insanla arkadaş olur ama kendi öz- gürlüğünden, kendi keyfin- den hiç vazgeçemez. Kedi, ki- şilikli bir hayvandır ve istek- lerini birlikte yaşadığı insana kabul ettirir. Belki de insanlar kedileri bu özellikleri için se- verler. Cedric Klapisch, yönettiği filmde, insanın kediyle pay- laştığı büyük kent yalnızlığı- nı anlatıyor. Chloe, Paris'te yaşayan, film setlerinde mak- yözlük yaparak yaşamını sür- düren genç bir kadın. Bir eş- cinselle birlikte oturduğu oda- sında kedisi Gri Gri ile paylaş- tığı yalnızlığını görüyoruz. Pa- ris gibi bir dünya kentinde ke- nar bir semtteki yakın ilişkiler içinde bile Chloe yalnızdır. Ne bir dostu vardır ne de erkek ar- kadaşı. Tatile giderken kedisini bırakacağı birini aramaktadır. Kedileri seven yaşlı madam Renee Gri Gri'yi bakmak üze- Film, insanın yalnızlığındaki çaresizliğin altını başarıyla çiziyor. re alır, "erkeklerden çok acı çekmiştir ama kedilerden hiç". Ancak beklenmedik bir şey olur. Tatilden dönen Chloe, ke- disinin açık bir mutfak pence- resinden kaçtığını öğrenir. Ma- dam Renee çok üzgündür ve kediyi bulabilmek için bürün tanıdıklannı seferber eder. Bir- den kedisini kaybeden genç ka- dının yaşamı değişir. Bütün ke- diseverler Gri Gri'yi aramaya başlamıştır, artık konulan "kaybolan kedi" ve "onon üzgün sahibi"dir. Bu arada çevresinde pek önem verilme- yen, durgun zekâlı Cemal de hem kayıp yediyi arar, hem de Chloe ile arkadaş olmayı umar. Bu arada Chloe yalnızlığına bir çare bulmak için ç evredeki bar- lara gider, ama orada da kar- şısına çıkanlar sulu sarhoşlar ile lezbiyen bir kadındır. Chloe gene en iyi anlaştığı kişinin odayı paylaştıklan eş- cınsel olduğunu anlamakta- dır. Kedisini de bulsa yalnız- lığı daha bir çekilir olacaktır. insanlar bu büyük boşlukta birbirlerine ve bir şeylere tu- tunarak yaşamaya çalışmak- tadırlar. Sade bir sinema diliyle an- latılan "Herkes Kendi Kedi- sini Arar"da Cedric Kla- pisch, insanın yalnızlığındaki çaresizliğin altını başanyla çiziyor. Haneke filmlerini andıran bir üslup insana yönelik çalış- malann çok karmaşık teknolo- ji oyunlanna gerek duymadığı- nı da ortaya koyuyor. Filmin bir Fransız filmi oldu- ğunu da belirtelim. Amerikan filmlerinin bütün salonlarda aralıksız gösterildiği bir sine- ma ortamında Avrupa sinema- smın örneklerine ne kadar az rastlandığını da bu arada anım- sayalun. E Ç E N L O C A R N O F İ L M F E S T î VA L I ' N I N A R D I N D A N Ray'ın en çok bilinen yapıtlarından biri olan Satranç Oyunları İngiliz sömürüsüne bencil nedenlerden göz yuman aristokratları 11 eleştiren bir film. Hintyazı Hollywood akşamı GÖNÜL DÖNMEZ - COLIN 55. Locarno Film Festıvali'nde tam bir şenlik havası yaşatan en keyifli bölüm, otu- zu aşkın Hint filminin gösterildiği Hint Ya- zı bölümüydü. Dünya sinemalan arasında Hollywod'dan da verimlı tek sinema olarak önde giden Hint sineması ne yazık ki ge- nelde şarkısı, dansı bol, öyküsü sıfir ve hep- si birbirine benzeyen birtakım formül film- leriyle tanınır. Oysa Satyajit Ray gibi dünya çapında bir sanatçı çıkaran bu ülkede koşut bir sa- nat filmleri akımı her zaman var olmuştur. Son yıllarda, sanat filmi kavramını gişede ış yapan film kavramı ile ustaca bağdaştı- ran genç kuşak yönetmenleri sayesinde "Devdas" gibi bir film, Cannes Film Fes- tivali"nde ilgi toplamış, geçen yıl Locar- no "da gösterilen "Lagaan" filmi ise Avru- pa sinemalannda gösterime bile girmişti. İşte Hint sinemasına karşı uyanan bu yeni ilgiden faydalanarak Locarno Film Festiva- li son yirmi yedi yılın en önemli filmlerin- den seçmeler ve özenle hazırlanmıs bir ki- tap sundu sinemaseverlere. 80 Hk yönetmenln fllml Programın en beklenen filmi, îstanbul Film Festivali'ndejüri üyeliğı yapmış dev sanatçı Mrinal Sen'in dokuz yıl aradan sonra ve tam 80 yaşında motor dediği 25. filmi "Aamaar Bhuvan'Mı. (Bu Benim Toprağım) Kırsal kesimde geçen bu film- de Sen, geleneksel anlatımı bir kenara itip ana konuyu insanlann atılık duygularını zincirleyerek yansıönış. Ne geriye dönüş- ler ne geçmişi canlandıran kamera oyunla- n. Insancıl duygulann, kişi onurunun git- tikçe unutulduğu, paranın ön plana geldiği postmodern dünyamızda yeri olmayan bir aşk öyküsünü anlatabilmek de Sen gibi us- talara özgü bir yetenek. Hindistan sinemasında çıktığımız bu yol- culukta Kalküta'nın bir diğer büyük sanat- çısı Satyajit Ray'in en çok bilinen yapıtla- nndan biri, İngiliz sömürüsüne bencil ne- denlerden göz yuman aristokratlan eleşti- ren "Satranç Oyunculan", gösterime gir- diği 1975 yılından bu yana perdelerden in- meyen en popüler Hint filmi "Sholay", "Eşkıya Kraliçesi" ve "Elizabeth" gibi birbirinden çok farklı filmlere imza atan Shekhar Kanur'un "Bay Hindistan" fil- mi birkaç örnek. Hint sinemasından söz ederken henüz o- tuz bir yaşında olmasına rağmen bugünün başanlı Hollywood yönetmenleri arasında önemli bir yer edinen M. Night Shyama- lam'dan söz etmeden geçemeyeceğiz. Hindistan'da doğup Philadelphia'da yeti- şen Shyamalam üç yıl önce "Altıncı His" gerilim filmiyle Oscar'a altı bölümden adaydı. Açıkhava sineması Piazza Gran- de'nin dev perdesinde izlediğimiz Mel Gibson'ın başrolü oynadığı yeni filmi "Signs" (Işaretler), özellikle kırsal Ame- rika'nın Gothic görünümünün ustaca kul- lanıldığı gerilim sahneleriyle ortama tam uygun bir filmdi, karanlık bir gecenin geç saatlerinde. Ve yine dev perde, Hollwood"un en önemli yönetmen ve yapımcılanndan Sydney PoIIack'a Saygı Leopar'ı verme- ye hazırlanmıştı gökyüzünün bulutlarla kaplı olduğu bir "Afrika'dan" filmiyle En Iyi Film Oscan alan yönetmenin o akşam gösterilecek olan "Atları da Viı- nırlar" filminden az önce başlayan sağa- nak yağmur sonucu kalabalık, bir kapalı salona aktanldı. Jane Fonda, Michael Sarrazin ve Suzannah York'un unutul- maz oyun çıkardığı bu 1969 yapımı fibni keyifle ızleyenler neredeyse sinema salo- nunda sabahladılar. KEDİ GOZU VECDt SAYAR Sanat ve Siyasete Dair Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte, sanat ala- nında da politik rüzgârlar esmeye başladı. Kimi sanatçılarımız, siyasal tercihlerini net bir biçim- de ortaya koyarken bazı partiler ve bazı sanatçı- lar "Filanca sanatçı şu siyasi partiye giriyor" tar- zında basına haber sızdırarak zemin yoklaması yapıyor. Tabıi, bu haberlerin hangisi gerçek, han- gisi balon bilmek mümkün değil. Kimi, adım geç- sin de nasıl geçerse geçsin hesabında. Kimi ise toplumsal sorumluluk bilinciyle yaklaşıyor bu ala- na. Sanatçının siyasetle ilgilenmesi elbet bizim ül- kemiz için bile yeni bir şey değil. Osmanlı'dan Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan süreçte, siya- sete soyunmuş çok sayıda kültür-sanat insanı var. Özellikle edebiyat alanından çok sayıda mil- letvekili, bakan çıkarmış bir ülkede yaşıyoruz. Yakup Kadri'den, Falih Rıfkı'ya, Fuat Köprü- lü'den, Yılmaz Karakoyunlu'ya, çok sayıda ya- zarımızın siyasete ilgi duyduğunu, siyasi pratiğin uzağında kalmadığını biliyoruz. Popüler kültür alanından isimlerin siyasete ilgi duyması ise da- ha yakın zamanların ürünü. Sinema oyuncusu Ediz Hun'u başkalarının da izleyip izlemeyece- ğini önümüzdeki seçimler gösterecek. Ama, ilk bakışta görünen o ki, siyasi partilerin bir bölümü, popüler isimlerin ardına sığınma telaşında. Sanatçılarımız siyasete ne kadar samimiyetle yaklaşırlarsayaklaşsınlar, partilerin onları "alayın önünde giden mızıka takımı" olarak değerlendir- mekten vazgeçmemeleri epeyce vahim bir du- rum. Çünkü, siyasetçilerimızin sanata bakışları- nı yansıtıyor. Listelerine alacakları sanatçılarda si- yasal tutarlılık aramak yerine, 'popü/arife' ara- makla yetinen siyasi partilerin kültür-sanat alanı- nı ne denli ciddiye aldıklarını anlamak zor değil. Oysa, siyasetçi- sanatçı ilişkisinin, 'kullanma- kullanılma' konumundan kurtanlması gerekiyor. Bu da iyi niyetle falan olacak bir şey değil. Tüm siyasi partilerin kültür-sanat politikalarını yeniden gözden geçirmelerini gerektiriyor. Otoriter eği- limlerin ağır bastığı partilerden söz etmiyorum; onlann neye ihtiyacı olduğu bellidir. Ve her dö- nemde, bu ihtiyaca cevap verecek gönüllüler na- sılsa çıkar... Benim merak ettiğim, sol veya liberal çizgide olduğunu iddia eden partilerin bu konuda ne dü- şündükleri. Sanatın bağımsızlığı, özgürlüğü ko- nusunda bir şeyler yapmaya niyetli olup olmadık- ları? Hiç kuşkusuz, tüm siyasi partilerimizin V/f- rinlerinisüsleyecek' sanatçı adaylara ihtiyacı var. Peki, kaç tanesinin kültür- sanat alanında ciddi bir reform yapmaya niyeti var? Nasıl bir reform derseniz, o ayrı bir yazı konu- su; ama tek bir cümle isterseniz, siyasetin sana- ta müdahalesini engelleyen, sanatın özgür geliş- mesine katkı sağlayan bir reform. Yani, sanat alanına destek vermekle, ulufe da- ğıtmanın farklı şeyler olduğunu kabul eden, sa- natta 'kayıtsız şartsız özerklik' ilkesini temel he- def belirleyen bir reform. Siyasi partilerimizde bu bilinç yerieşmedikçe, istedikleri kadar sanatçı milletvekili yapsınlar, de- ğişen hiçbir şey olmayacak. Ve kamu ödenekle- riyle yaşayan sanat kurumlarımızın içinde bulun- dukları bunalımdan kurtulmaları da hep başka bir bahara ertelenecek. îstanbul Belediyesi ŞehirTiyatrolan'ndayaşa- nan son olaylardan siyasetçilerimizin ders çıkar- ması gerekir. özerkliği güvence altına alınmamış bir sanat kurumunda özgüriükten söz etmek ne mümkün. İBŞTyönetmenlerinden BaşarSabun- cu, Macit Koper ve Orhan Alkaya'nm TC Ana- yasası ve Avrupa Insan Hakları Sözleşmesi ile gü- vence altına alınmış düşünce açıklama haklarını - kurumların siyasal erkten bağımsızlığını savun- mak amacıyla- kullanmalan; sanatçıların oylarıy- la seçilmiş yönetim kurulu üyesi, yönetmen Ali Taygun'un ise karar defterine yazdığı muhalefet şerhi gerekçe gösterilerek cezalandırılmaları is- temiyle Belediye Disiplin Kurulu'na sevk edilme- leri bu alanda en yeni örnek. Bu konuda, seçime katılmaya hak kazanmış si- yasi partilerimizin ne düşündüklerini merak edi- yorum? Acaba, sanatın özerkliği onları ne kadar ilgilendiriyor? Arif Damar'ın şiir dinletisi • Kültür Servisi - 12 Ağustos'ta Bozcaada'daRengigül Sanat Evi'nde Arif Damar aduıa bir dinleti düzenlendi. Geniş bir kitlenin ilgi ve coşkuyla izlediği düıleti, Bozcaada Belediye Başkanı'nın yaptığı konuşmasıyla başladı. Ardından söz alan Arif Damar, kendi çocukluğunun da Bozcaada gibi bir balıkçı kasabası olan Çanakkale'nin ilçesi Gelibolu'da geçtiğini belirtti. Şiir dinletisine Nâzım Hikmet'in 'Bu Memleket Bizim' şiiriyle başlayan Damar, Bedrettin Destanı'ndan sonra'Kıyamet Sureleri','Ölüme Dair','Bir Mektup' şiirleri ile devam etti. Damar daha sonra 'Tenesdim Ben de' ile kende şiirlerini okumaya geçti ve en son şiiri olan 'Aynanın Önünde' şiiriyle son verdi.Toplantıda llçe Kaymakamı Mustafa Yiğit de söz alarak şairin 1981 "de yayımladığı 'Bozcaada ,Tenedos' adlı şiiririi okudu. BUGUN • BEYOĞLU StNEMASI'nda 'Ferruh Doğan Amsına' kapsamında 12.15, 14.30, 16.45, 19.00 ve 21.15te Guy Ritchienin 'Ateşten Kalbe Akıldan Dumana' filminin gösterimi. (0 212 251 32 40) • BEKSAV'da 15.00'te 'FuU Metal Jacket', 17.00'de 'Gerizekâular', 19.00'da 'Mutluluk' filmlerinin gösterimi. (0 216 349 91 55) • İŞ SANAT'ta 'Sinema ŞenliğT kapsamında 12.00, 14.15, 16.30,19.00'da Tarsem'in 'Hücre' adh filminin gösterimi. (0 212 316 10 83) • RUMELİHİSARTnda 21. OO'de Nez'in performansı. (Biletix:0 216 454 15 55) • TURİNG CAFE'de Adalar Kitap Şenliği kapsamında 16.00'da,Hayati Ferdi Kocal.Liz Behmoaras,18.00'de Toktamış Ateş, Bekir Sıtkı Erdoğan, Ragıp Zarakolu, Hüseyin Batuhan. 20.00 de Gülsünı Cengiz,Yıldız Sertel ve Eşref Bağnm kitaplanm imzalayacak. (0216 382 78 51)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog