Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

S/VFA CUMHURİYET 9 NİSAN 2002 SALI 12 J v L J L J . U J A kutturfacumhuriyet.com.tr TİYATRO DÜNYASINDAN DtKMEN GÜRÜN SavaşlarveyaşamlarüzerineII Dünya Savaşı tükenmeyen bir kaynak, sanıtdünyası için. Dün gifoi bugün de, Eve- - resfin ulaşılamayan tepelerinden biri olarak o gınp cazibesıni koruyor. Gerçek olanın imgslemın ötesıne geçtiği bu savaşta ölüm- ler, yaşamlar bir daha. bir daha irdeleniyor. Birdöneme damgasını vuran ya da güçlü çağnşımlan olmayan pek çok yazar, insan- lan vlazi rejimiyle, faşizmin tırmanan gücüy- le, ekonomik. politik gelişimlerle yüzleşti- riyor. Küçük Adam Ne Oldu Sana? Bu yazarlardan bıri o l a n Hans Fallada. "Küçük Adam Ne Oldu S a n a ? " ile ikı savaş aras Alman insanının, küçük insanlann so- runlınnı irdeler. Ama derin izlerbırakan ya- zarlardan biri değildir sanki. YıbnazOnay'ın Hans Fallada'nın romanıncian yola çıkarak sahneye uyarladığı " K ü ç ü k Adam Ne Oldu Sana?" 1930'lar Almanya'sında faşizmin ayak seslennin uzaktan u:zağa duyulmaya başladığı bir dönemde geçer. Onay'ın 1980'lerde AST için yaptığı bu uyarlama. yır- mi yıl sonra, 2002'nin Türkiye'si için ne ya- zık ki pek eskimiş sayılmaz. çünkü ortam ay- nı orîam. ekonomik ve toplumsal çöküntü ka- pıdan içeri girmiş, kolay kolay çıkmayacak ve işsızlik gıderek tırmanmakta... Oyunda böylesi bir ortamda sıkışıp kalmış bireyin bilinçsizce kendi ekseni çevresine odaklanan mücadelesi ele alınır. Bu. boş bir çaba olmaktan öteye geçme- yecektir. Küçük memur Pinneberg ve eşi Em- ma'nın kurmaya ugraştıklan küçük dünya, sert rüzgârlarla birlikte oradan oraya savu- racaktır onlan. Beyaz gömleğiyle kravatını sırtından hiç çıkarmayan, sürekli olarak bas- tınlan. ezılen Pinneberg. bu koşullarda ne ka- dar dayanabilecektir? Yılmaz Onay'ın "Kü- çük Adam Ne Oldu Sana?**yı kabare türüy- le örtüştürmesi 1930'lar Almanya'sının kar- maşık ortamında yoksulluk ve hesapsız zen- gınlik arasındakı çelişkilen vurgular. Tabiı bu da bugün içinde bulunduğumuz bir gerçek. Küçük bir bodrum kat kabaresinin oyuncu- lan bir koro görevi üstlenmiş gibı, şarkılar ve küçük danslar eşliğinde, küçük bir dün- ya kurma çabası içindeki küçük adamın ve kansının trajikomik öyküsünü dile gerinrler ve bu arada çeşitli rollen d e üstlenerek kü- çük adamın fükemşmın resmini çizerler. Üç düzlemde gelişen oyunda Fallada'nın kişileri, temsil ertikleri kesinrüere göre yerle- rini alırlar oyunda. Kabare bir anlamda fark- lı düzlemlerdeki buluşmalan, a>Tişmalan yo- rumlar ve küçük adamın yanılgısı vurgulanır. Bu, bilinçsizlikle örtüşen bir yanılgıdır. Ay- mazlığın temelınde yatan husus. örgütlenme- nin ve sendıkalaşmanın gerekliliğidir. Bugün bu gerçeğın bilincinde olmayan var mı? "Kü- çük Adam NeOWuSana? w başlıcarolleri üst- lenmiş olan Işıl Yücesoy, Levent Öktem, Ha- kan Yanlı. Hatice Aslan. Mahmut Gökgöz gi- bi sanatçılann tempolu oyunculuklanyla da renklenen bir oyun. Marlene Klaus Mann'ın "Mefisto"su aktör Gustav Grüngens'ın mesleğindeyükselmek uğruna Hit- ler Almanya'sında verdiği ödünler çevresınde odaklanır, ama aynı bağlamda yazar siyasal \ e ekonomik yapıyı da belirler. . Dünya Savaşı tükenmeyen bir kaynak, sanat dünyası için. Dün gibi bugün de, Everesî 'in ulaşılamayan tepelerinden biri olarak o garip cazibesıni koruyor. Gerçek olanın imgelemin ötesine geçtiği bu savaşta ölümler, yaşamlar bir daha, bir daha irdeleniyor. Çağdaş tngiliz tiyatrosunun Caryl Churc- hilL, Sarah Daniles gibi femınist yazarlan arasın- da adı geçen Pam Gems de hemen hemen aynı yıllarda ünü Amenka'da yakalayan Marlene Di- etrich üstüne odaklanır "Marlene" adlı oyunun- da. Sanatçının doğumunun 100. yılı nedeniyle geçen yıl pek çok Avrupa kentinde ve New York'ta oynanan bu eser, bizde de Murat Kara- su rejisinde, Semiha Berksoy Opera Vakfi 'nın ilk tiyatro çalışması olarak dikkat çekiyor. Pam Gems, Almanya'dan 1930'larda fılm çekmek için aynlarak Amerika'ya gidetı Marlene Dıet- rich'in 65 yaşındayken bir dünya turnesi kapsa- mında gittiği Pans'te, Olimpia'da sahneye çık- madan önce yaşadığı iç çelişkiler üzerine lcur- muştur oyununu. Ama bu kurguda feminist bir söylem söz konusu değildir. Savaş sırasında Amerika'dan geri dönmediği için vatandaşlan ta- rafından reddedilen ünlü sanatçının sahne geri- sinde ve sahne önündeki resmi ve bu iki resim arasındaki derin uçurumdur yazann önemle üze- nnde durduğu nokta Gems'in metninde sanat- çının yaşamından belirleyici kesitler değil, onun kışiliğı, bunalımlan ve dış dünyaya karşı takın- dığıtavırişlenir Bu açıdan bakıldığında, "Mar- lene" oyuncuyu beslemekten çok, oyuncunun gücünden beslenen bir yapıt olarak tanımlana- bılir. Bu bağlamda şanslı bir metın "Marlene". çünkü Sian Philips, Judy Winters gibi güçlü oyuncular tarafından yorumlanmış. İstanbuPda da Zeliha Berksoy, Pam Gems'in metıundeki boşluklan ustalıkla besleyen sanatçı. İki bölümden oluşan "Marlene"i üç aşamada incelemek mümkün. Yaşamı boyunca donuk ama çekici, zarif, gızemli bir kadın kimliğine bürün- müş olan bu sanatçı, özel yaşamında da böyle- sine kontrollü müdür' Oyunun başında soğuk gö- riintüsünün ardında saklı zaaflan, saldırganlığı, çaresızliği ve de sanki onun ev kadını hali işlen- mıştir. Tıtızdir, sıradandır, komiktir. hırçındır, bıraz da dedikoducudur. Burada, Zeliha Berksoy. orta yaşı geride bırakmış olan di\ anın anlık iniş- çıkışlannı, hüzünlerıni. sevinçlerinı. kızgınlık- lannı zarif giydiricısı Mutti (Almila Uluer) ile pay- laşır. Farklı ruh hallenne girer çıkar. "Marle- ne"in kurgusu, oyunun sonunda yer alacak olan ve de büyük bir keyifle izlenen ve müziklerini Cumhur Bakışkan'ın yorumladığı konsere yön- lendırilmiştir. Bu açıdan bakıldığında. bırdönem- le, bir yaşamla, savaşla yoğun bir hesaplaşma söz konusu değildir Pam Gems'in metninde. Önem- li olan anlardır Dietnch'ın oyunun başında dav- ranışlanna adeta karşıt olan röportaj sahnesi \'e ardından tek başınayken yaşanan kınlma nokta- sında Zeliha Berksoy ölçülü performansıyla ka- dının güçlü görünümünün ardındaki karşıtlıkla- nn altını çizer. Küstahlık, kırgınlıklar, korkular. yıkım... Tek başına kaldığı noktada 1938'lerde Amenka'dan dönmeyış nedenlerini sorgular. Hit- ler rejimine karşı sanatıyla mücadele ettiğini vurgular, özlemini duyduğu Berlin havasını so- luyor olamamanın acısını ufak dokunuşlarla ta- şır seyirciye. Konser ise kulaklara olduğu kadar gözlere de hitap eden bir finaldir. Tasanmmı Se- vimÇavdar'ın yaptığı hnaletı ve görkemli kür- küyle tepeden bakarak çıkar sahneye. Ramp ışık- lan onun karamsar dünyasındaki tek aydınlıktır. Söyler, söyler, söyler. Her alkış onu biraz daha Marlene'leştirir. Zeliha Berksoy sanatçının zengin repertuva- nndan parçalan ustalıkla yorumlar ve bir ya- şamdan resimler sanki "Lili Marlen"de bulu- şur. DENEME VE ELEŞTtRl USTALARIMIZ Tahsin Yücel için YTU'de sempozyum • Yücel'in yaşamından kesitleri yansıtan dia gösterisinin ardından Doğan Hızlan'ın yöneteceği etkinlikte, Prof. Dr. Fatma Erkman, Ferit Edgü, Prof. Dr. Osman Senemoğlu, Prof. Dr. Mustafa Durak ve Zeki Coşkun konuşmacı olarak katılacak. Hızlan'ın yöneteceği, Prof. Dr. Fatma Erkman, Ferit Edgü, Prof. Dr. Osman Senemoğlu, Prof. Dr Mustafa Durak ve Zeki Coşkun'un konuşmacı olarak yer alacağı sempozyum gerçeldeştirilecek. Yücel, 1953'te Galatasaray Lisesi'ni, 1960'taİÜ Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Aynı bölümde profesör olan Yücel, 19.. ve 20. yüzyıl Fransız yazuıı ve göstergebilim alanında uzmanlaştı. 'Hanej' Yaşamah' adlı öykü kitabıyla 1956 Sait Faik Hikâye Armağanı'na, 'Düşlerin Ölümü' ile 1959 TDK Öykü Ödülü'ne, 'Peygamberin Son Beş Günü' ile 1993 Orhan Kemal Roman Ödülü'ne, 'Komşular' ile Dünya Kitap 1999 Yıhn Kitabı Ödülü'ne, 'Söylemlerin İçinden" ile 1999 Sedat Sünavi Edebiyat Ödülü'ne, çevirileriyle de 1984AzraErhatÇeviri Yazını Üstün Hizmet Ödülü'ne değer görüldü. Bu ay çıkan kitabı 'Yalan'da Yücel, çağımızda toplumsal bir alışkanlığa dönüşen, ama evrensel boyutlara uzanan yalanı ele alıyor. Kültür Servisi -Üki Mefih Cevdet Anday için yapılan 'DenemeveEleştiri Istalanmız' sempozyumlannın ikincisi Prof. Dr. Tahsin Yücel için 10 Nisanda saat 15.00'teYıldızTeknik Üniversitesi Oditoryumu'nda yapılacak. Öykü ve roman yazan, diİbilimci. deneme ve eleştiri ustası Yücel, bu sempozyumda 'denemeci ve eleştirmen' yamyla ele alınacak. Kendisine YTÜ Rektörü Prof. Dr. Ayhan AUaş'ca 'edebiyaumıza katkılan için' YTÜ'nün teşekkür yıldızı verilecek. Yücel'in yaşamından kesitleri yansıtan dia gösterisinin ardından Doğan 'Othello', 'Beş Katlı Binanın Altıncı Katı', 'Meraki' ve 'Unutulan Adam' îstanbul Şehir Tıyatrolan 'nınyeni oyunları Kültür Servisi - İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolan, dört yeni oyunla ızleyıcı karşısında. Şehir Tiyatrolan. Azeri yazar Anar'ın yazdığı 'Beş Katlı Binanın Altıncı Ka- tı' adlı oyununu 24 Nisan-5 Mayıs ta- rihleri arasında riyatroseverlerle buluş- turuyor. Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi'nde ızlenebılecek oyunda, Cen- giz Tangör, Sevil Akı, Ayşegül De\rim, Sevil Uluyol, Tuğrul Arseven, Murat Coşkuner, Kahraman Acehan. Suphi Tekiner, Hasibe Eren, Mustafa Arslan, İskender Bağcüar, Mldan Gürelman, Berna Demirer, Yılmaz Meydaneri, Sey- han Arslan, Caner Bilginer ve Ceren Er- ginsoy rol alıyor. Rejisini Can Doğan'ın yaptığı oyun, çağdaş bir aşk masalını anlatıyor. 'Beş Kam Binanın Akmcı Ka- tı', 196O'lı yıllarda Azerbaycan'da ya- şanan bir aşkı artahrken bireyin toplum- sal ilişkiler ve düzen karşısındaki yeri- ni sorguluyor. Zaman arahklanndaki değişimler Molierein ünlü yapıtı 'Le Malade Imaginaire'den Ahmet Vefik Paşa tara- fından 'Meraki' adıyla Türkçeye uyar- lanan oyunda Şehir Tiyatrolan'nın ye- ni oyunları arasında. 24 Nisan'da Fatih ReşatNuri Sahnesi'nde başlayacak olan oyun, 17,19 ve 21. yüzyıhn zaman ara- lıklannda insanoğlunun hayatında ne- lerin değiştığini. nelerin olduğu gibi kaldığını komedı öğelenyle irdeliyor. Kâmran Usluer. Ayşe Kökçü, Sevinç Erbulak, Esra Ede, Mehmet Çerezcioğ- lu, Eraslan Sağlam, Metin Çoban, Tol- ga Yeter, Sükan Kahraman, Hiisnü De- miralay, Ergün Işıldar ve Hikmet Kör- mükçü'nün rol aldığı oyunu ABTav'gun yönetiyor. 1VJ. eraki' 24 Nisan 'da sahnelenmeye başîarken 'Beş Katlı Binanın Altıncı Katı' 24 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında sahnelenecek. 'Unutulan Adam' 17Nisan'da, Othello' 1 - 5 Mayıs tarihleri arasında sanatse\'erlerle buluşacak. Şehir Tiyatrolan'nın sahneye koya- cağı bir diğer oyun, bir zamanlar gaze- telerin manşetlerinden inmeyen dün- yaca ünlü bir doktorun. ününün bede- lıni ödemek için özverilerini anlatan, Nâ- zım Hikmet ın 'Unutulan Adam' adlı oyunu. Oyun, 17 Nisan'da Harbiye Muhsin Ertugrul Sahnesi'nde izlenebi- lecek. Mazlum Kiper'ın tasanm ve yö- netimındeki oyunda, Süleyman Balçuı, Ayşegül İşsever, Demet Bozkaya, Ha- kan Güner,Mert Kansak,Uğurtan Ata- kan, Kubilay Pembekh'oğlu yer alıyor. WîDiam Shakespeare'ın 'OtheDo'su. Şehir Tiyatrolan'nca sahnelenenyeni oyunlar arasında. Kuzey Kıbns Türk Cumhuriyeti turnesi kapsamında, Ga- zi Mağusa'daki Othello Kalesi'nde prö- miyeri yapılan oyun. 1 Mayıs'ta Ka- dıköy Haldun Taner Sahnesinde per- de dıyecek. Oyun 5 Mayıs saat 18.00'de- ki oynayışıyla sezonu kapatacak. A. Vahit Turhan ve X. Turan Oflazoğhı ta- rafından Türkçeye çevrilen 'OtheDo'yu Şükrü Türen sahneye koydu. Irkçı ön> argılann kuşatmasmda 'Othello'da, Hüseyin Köroğlu, Ar- gun Kınal, Burak Davutoğlu, Murat Dahaban, Naci Taşdöğen, Aytaç Yö- rükaslan. Gürol Güngör, Tank Şerbet- çioğlu. Zeki Yıldınm, Bestem Türen, Binnur Şerbetçioğlu, Ashhan Kande- mir, Murat BavlL, Ali Mert Ya\ıızcan, Doğan AHmeL Rahmi EDıan ve Serdar Orçin rol alıyor. Oyun, Osmanlı donan- masının Kıbns'ı fethetmek için yol alırken, askeri zekâsı ve cesareti ile Venedik'e hizmet veren bir Arap olan Othello'nun, âşık olduğu Desdemona ile gizlice evlenmesini ve ırkçı önyar- gılann kuşatması altındaki yaşantısı- nı konu alıyor. Muhsin Ertugrul Sahnesi: (0212 246 06 28) YAZI ODASI SELIM ILERİ Korku (tirafları Nice zamanlar bana öyle geldi ki, çocukken, kal- bimin bir yanı kötülüklerle, çarpıklıklarta, sapkın- lıkla doluydu. Korkulardan, endışelerden uzak yaşıyorken, çok garıp olan, korkulann, hatta dehşetin o garip, uç- suz bucakstz, bendekı çekictliğiydi. Yalnız bu kor- kular busbütün yanı başımda olmayacaktı. Evde inanılmaz kertede düzenlı bir hayat vardı. Sabahleyın kalkıhr, el yuz yıkanır. ille kahvaltı, son- ra ağız yıkanacak, dış fırçalanacak. Okul. Sabah- çıysam okul dönüşü öğle yemeği, oğlenciysem okula gitmeden önce yemek. Akşamüzeri bir bar- dak süt. Akşam yemeği. Dersler. Erkenden yatmak. Bütün sonbahar, bütun kış, bütün ilkyaz böyle yaşamak bende kötulük. çılgınlık arzuları uyandı- nrdı. Almanca bir kitap vardı, babamın kitabı, bol re- i simli. Roma tarihinı anlatıyordu. Kötülüğü, çılgın- lığı ilk orada, o resimlerde keşfettim galiba. Zavallı ilk Hırıstıyanlar arenalarda gladyatörterın önüne atılıyordu... Neron bir tepeye çıkmış, yak- tığı Romayı seyrediyor. Alev alev bir Roma... Sonra başka bir kıtapta da, Yahya'nın başı et- rafında yedı tül dansı yapan Salome! Yahya'nın ke- sik başını tepsıye oturtmuşlar... O ne dalıp gidiş! Resimlere dakikalarca bakar- dım. Annem, babam, herhangi bıri fark edecek di- ye, bir yandan da tetikteydim. Yanıma biri gelse, hemen sayfayı çevırıyordum: Roma'nın görkemli ve masum bir tapınağı... Kalbimin bu gizini, kötülüğe gönül vermişliğimi, dehşetin uyandırdığı hazzı, komşularımızın eşya- sını kımselere sezdirmeden küçük, sedefli çakım- la bıçaklayışlanmı, hayvanlara, hele böceklere giz- li gızlı eziyet edışlenmi. bitkileri, çiçekleri ınsafsız- ca koparışımı karanlık bir ıhtirasla başkalarından, ailemden, oğretmenlerimden, arkadaşlarımdan saklardım. Günün bırinde Hüseyin Rahmi'nin Ben Delimi- yim? adlı kahkaha ve acı yüklu romanını okudum. Orada Şadan benden başkası değildi. Nöbetler geçince yıne sessız sedasız oluyor- dum. Nobet bir kere gelmeyegörsün, kendi eşya- mıza bile amansızdım. Ceviz kaplama gardıropta- ki, çam taburedeki, gul ağacı yazı masasındaki derin çakı çiziklerine uzun süre anlam verilemedi. Kim yapıyordu? Evde hepi topu dört kişiyiz. Yakalanmam uzun sürmedı. Kıyametler koptu. Çakımı elimden aldı- lar. Bu kez gazetelerdeki cinayet haberlerine da- dandım. Hürriyet, Akşam ve Cumhunyet alıyor- duk. Cumhurıyet'in cinayet haberine rağbetı ne ölçüdeydi, hatıriamıyorum. Ama ötekilerde bol bol. O zamanlar akşamüzeri çıkan gazeteler vardı. Son Saat, Son Telgraf falan. Gazeteci çocuklar bağıra çağıra gazetedeki cinayet haberini duyururiardı. Harçlığıma kıyıp hemen alırdım. Dediğim gibi, cinayet haberlerıni tek satır atla- mayarak dikkatle okurdum. Mesela, bir kankocanın mı, yoksa bir metresle evli sevgilisinın mi ya da kıbar bir fahışeyle dostu- nun mu, sonu "tabanca kurşunları"yla biten aşk hikâyelerini dün okumuşçasına anımsıyorum. Erkeğin, aldatıldığını öğrendikten sonra, bir ak- şamüzeri gelip çilingir sofrası kurdurtarak, çilingir sofrasındayken tabancasını çekıp işlediği cinaye- ti tüylerim diken diken okumuştum. Sevdiği kadın önce yaralanıyor, bir kurşun da- ha, erkek ağır ağır öldüruyor. Çilingir sofrası bal- konda; bir yaz gecesıdir. Bu uzun ölümü mahalle- li kendi balkonlanndan seyredıyorlar. Erkek, sev- diği kadın öldükten sonra son kurşunu şakağına dayıyor. Çifte ölüm! Gündüz korkuyla okuduklarım, geceleyin dirim kazanır; gözlenmi kapar kapamaz, adeta beyaz- perdede, olup bitenleri görür gibi olurdum. Ürpe- rışler geçerdı. Bütün benliğimle korkunun etekle- rine sığınırdım... Takvimde fz Bırakan: "Veda edenin sevılmesı ne kadar daha kolay- dır." VValter Benjamin, Tek Yön, Tevfik Turan'ın Türkçesi, Yapı Kredı Yayınlan, 1999. 'MeddalT izleyicisiyle buluşuyor • Kültür Servisi - Empati Sanat Etkinlikleri kapsamındakı, Erol Toy'un yazıp, Halil Ibrahim Zengin'in sunduğu 'Meddah' adlı oyun 11 Nisan'da saat 20.30'da Hit Kültür Merkezi'nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Mümtaz Sevinç'in oyun içinde seslendireceği belgeselin metni ise Prof. Dr. Özdemir Nutku'ya ait. Müziklerini Moğollar'ın yaptığı oyun aynca, 18 Nisan saat 20.30 ve 27 Nisan saat 18.00'de izleyicisiyle buluşacak. (0212 293 66 71) Küçük Bir Iş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor' • Kültür Servisi - istanbul Devlet Tiyatrosu, Matei Visniec'in yazdığı 'Küçük Bir Iş îçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor' adlı oyunu. 9 - 13. 16 - 19 Nisan tarihleri arasında saat 20.00'de, 14 ve 20 Nisan saat 15.00'te Devlet Tiyatrolan Taksim Sahnesi'nde sahnelenecek. Ahmet Güngören'in Türkçeye çevirdiği, Müge Gürman'ın yönettiği oyunda, Levent Öktem, Özkan Uğur, Mehmet Güleryüz rol alıyor. Goethe Enstitüsü'nde Ensemble Mosaique konseri • Kültür Servisi - Ensemble Mosaique, 12 Nisan Cuma günü saat 19.00'da Goethe Enstitüsü'nde bir konser verecek. Aybegüm Şekercioğlu (obua), Julia Schmutzer (fagot), Sarah IspirVien (piyano) oluşan grup, konserde Jean Francaix, Claude Debussy, Alexandre Tansmann, Eugene Bozza, Francis Poulenc'in eserlerini seslendirecek. (0 212 249 20 09)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog