Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

2 7 NİSAN 2002 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA HABERLER DEVRİIVIDEN, EVRİME.. TURHAN SELÇUK DURUST TABİATLI İSTANBTLTL EFENDİSİ I N HARİKULÂDE MACERA1AHI 32 KlSIT^l TEKMELİ BİRDEN İ-HSAH 5£Y İMİ^ AMA, AJ>AM M 5EMTÎ Mİ2LPE1 VAH'M Melbourne'de öğretim üyeliği yapan Prof. Erpi, Anzakların Türklerden nasıl söz ettiğini şöyle özetliyor: Saygıdeğerdüşman'anakkale Çıkarması 1915 Tisam 'mn 25 'incde yapıldığı için hugün bütün Avustralya da tarihsel bir anma günü olarak kabul edilmiştir. Yıllarca, Melbourne 'deki Meçhul Asker Anıtı 'nda yapılan törenleri izledim. "Düşmanı astık, kestik" türünde hiçbir şovenist söz duymadım. Sadece şehitler anılmış, gazilere saygı gösterileri yapılmıştır. *PROF. DR. FEYYAZ ERPİ Tarih: Ocak 1960. Avustralya'nın Melbour- ne kentine gehşimizin üçüncü haftası. Kentin ana arterlerinden birinde, basık bir tepenin üze- rinde tepenin uzantısı görünümünü veren gör- kemlibiranıtvar: Birinci Dünya Savaşı'nda ölen Avustralyalılar ıçin yapılmış Meçhul Asker Anıtı. Eşım ve üç yaşındakı oğlumla gidip gö- relim dedik. Anıtı çepeçevTe dolanan terasın dort köşesinde meşale biçıminde birer motıf, Avust- ralyalılann savaştıklan yerlen sımgehyor. Bunlardan birisınde Gallipolı yazıyor. Yaru Çanakkale. Anıtı çepeçevTe dolanan terasta yü- rüyerek nöbet tutan bir asker dikkatımızı çek- ti. Bir kere çok yaşh, ak saçlı. Arkaik denebi- lecek, günümüzdekılere benzemeyen bir ünı- forması var. Başında bir kenan kalkık, bir de tüyü olan, Avustralyalılann "digger" dedikle- ripiyade eri şapkası. jokey türü pantolonun al- tında garip çizmeler, palaskasını omzundan çapraz ınen bir kemer rutuyor. Üçüncü rastlaş- mamızda bırkaç adım geçtikten sonra durup dö- nüp bıze baktığını fark ettik. Yanlış bir şey mi yaptık diye düşünürken bize yaklaştı. "Sizne- reden getdiniz?" dedi. Belki de konuşmalan- mızı duymuş "tstanbul'dan" dedik. "SizTürk müsünüz?" "Evet". O tanhte Avustralya'da Tiirkiyeli Türk pek yok. Bir ara saymıştık, Mel- bourne'da bebeler dahil 16 kişiyiz. Bu konuş- raa üzerine asker sağ eliyle dipçiğinden tuttu- Şu. omzuna dayalı tüfeği sol eline geçirdi. "Si- zin etinin sıkabilir mryim?" dedi. Arkasından konuşmaya başladı. Avustralyalılann kendile- nne özgü bir aksanlan var, asker sanki ağzını açmadan dişlerinın arasından konuşuyor. He- nüz alışmamışız, söylediklerini güçlüİde anlı- yoruz. Asll düşman "Asil düşman, kahraman asker" gibi söz- cûkler kullanıyor. Sonunda bılmece çözüldü. Meğerbu asker 1915'te Çanakkale, **Anzak Koyunda savaşmış. Yetkililer tarihsel atmos- fen daha da canlı yapmak içın kendısine ma- aş bağlayıp burada görevlendırmişler. Bu olay bızı çok etkiledi. Çanakkale çıkarması 1915Nisanı'nın25'üı- de yapıldığı ve o zaman dünyanın uygarhktan uzak bir köşesindeki bu ülke adını dünyaya duyurduğu ıçin bu gün bütün ülkede tarihsel bir anma günü olarak kabul edilmiştir. Bizim askere rastlayışımızı izleyen yıllarda bu Meç- hul Asker Anıtı'nda yapılan törenleri hep iz- ledik. "Düşmanı asük, kestik" türünde hiçbir şovenıst söz duyduğumuzu hatırlamıyorum. Sadece şehitler anılmış, gazilere saygı göste- nleri yapılmıştır. Bu törenlerde önde Birinci, arkada Ikinci Dünya Savaşf na katılan gaziler, kendi birliklerinin flamalannı taşıyan izci kız- lann arkasında, sivil elbiseli olarak fakat bü- tûn ruşanlannı göğüslerinde iftiharla taşıyarak geçit resmine katılırlardı. Ancak her yıl birlik- lenn sayısındaki azalmayı üzüntüyle izlediği- mızi hahrlıyorum. Melbourne Üniversitesi'nde öğretim üyesi- )iın. Yıl 1965. Çanakkale Muharebeleri'nin ellıncı yıldönümü dolayısıyla bir grup Anzak gazisınin, muharebelerin yeri olan Çanakkale Anzak Koyu'nda 25 Nısan günü yapılacak an- na törenine kahlmak üzere Türkiye'ye gide- ceğinı basından öğrendik. O tarihte Avustral- ya ıle Türkiye arasında diplomatik ilişkiler he- nüz kurulmamış. Sadece Sydney'de bir Avust- ralyah ışadamı fahn olarak konsolosluk işleri- ne bakıyor. Bizim Eskı Muhanpler Derneği'nin paralelınde onlann da bir derneğı var: Retur- ned Soldiers' League (RSL). Derneğe bir mek- tup yazdım, Türk olduğumu, Çanakkale ziya- reti ile ilgilı yazışma, bilgi, ya da herhangi bir konuda gereksinme duyabılecekleri yardımı yapmaya hazır olduğumu bıldirdim. Bir süre sonra nazik bır cevap geldi. Teşek- kür ediyorlar. bu konuda Türkiye'den gereken yardımı aldıklannı kaydettıkten sonra ıstersem benim de kendilerine katılabıleceğimi ilave ediyorlar. Eğitim yılının ortasında olduğumuz için ben gidememedim. Teşekkür ettim, gitti- zak Koyu'ndan topladıklan çakıl taşlan, deniz kabuklan, paslı şarapnel parçaları, mermi ko- vanlan ortaya döküldü. Daha sonra kaplan es- kimiş albümler ortaya çıktı. Muharebe alanın- da çekilmiş sararmış fotoğraflarda güleç yüz- lü genç delikanlı askerler. Şu falanca, şu fılan- ca, öldüler. Şu karşıda oturan John. Anlatırken o günlerin heyecanını yaşadıklan her hallerin- den belli. Türklerden söz ederlerken, Meçhul Asker Anıtı'ndaki yaşh nöbetçinin niçin say- gıdeğer düşman deyimını kullandığını daha iyi anlamaya başlıyoruz. Aynldıktan sonra, bizim yabancı ülkedeki bu "düşmanlar"dan gördü- ğümüz sıcak ve ıçten ınsan sevgısinı acaba biz kendi ülkemızde kaç defa yaşadık diye kendi kendimize sormadan edemedik. arih biîinci insanlara bugünü ve yarını daha iyi değerlendirmeyi öğretir. Ama ne Türkiye ne de Avustralya 'da bugünün kuşağı yakın geçmişi sanırım pek bilmiyor. Bu yazı masa başında üretilmiş düş ürünü bir öykü değil, yaşanmış gerçek olaylar. Umarım gençler arasında bunu değerlendirenler çıkacaktır. ler. Basından izlediğimize göre Türkiye'de çok iyi karşılanmışlar ve dönüp geldiler. Bir süre sonra bınsi telefon ettı. Kendisini, Çanakkale ziyaretine katılan gazilerden bin olarak tanıttı, beni ve eşımı tanımak istedikle- rini söyledı ve bir akşam için bızi davet etti, bız de verdığı tarihte verdığı adrese gıttık. Burası bir banlıyö evıydi. Bizi dört yaşh eski asker ve üç yaşh hanım karşıladı. Binsi eşıni bir süre önce kaybetmış. Gazı deyınce bizim gözümü- zün önüne. saçı sakalı bembeyaz ohnuş, bas- tonuna yaslanarak yürüyen, başı kalpaklı, es- ki bir üniforma içinde. göğsünde tstiklal Ma- dalyası taşıyan saygıdeğer ıhtıyarlar gelir. Oy- sa buradaİa yaşh insanlar, fo tarihte ben 40 ya- şındayun, onlann en genci -sonradan öğrendik- 74 yaşında) bizim gazi tanımımıza hiç u p u - yor. Beyaz gömleklen var, kravat takmışlar. hepsı tıraşlı Hanımlar ıse sade gıyınmişler fa- kat hepsı çok bakımlı. Erkeklerde emekli ın- san halı yok. Başanlı ışadamı tıpleri. Bızi çok sıcak karşıladılar. Az sonra kutular açıldı. An- Daha sonra biz onlan e\imize davet ettik. Ben de onlara Türkiye'den slaydlar gösterdim. Bu karşılıklı davetler 1967 yılında biz Türkiye'ye dönünceye kadar devam etti. Döndükten son- ra ıse her yıl başında kartlarla birbirimizı ara- dık. Ancak yıllar geçtikçe kartlar gazilerden de- ğil fakat eşlerinden ölüm haberi olarak gelme- ye başladı ve sonunda bizim kartlanmıza kar- şılık gelmez oldu. Öykümüz burada bitmiş gibi görünüyor. Ama bıtmedi. Öykünün gerçek değerini ancak ikin- cı öyküyü okuduktan sonra anlayacaksınız... Bahçe içinde bir evimiz var. Bızden üç ev ötedeki bahçeli evin sahipleri ise yaşça bize ya- kın. Gelip geçerken selamlaşıyoruz, ama aile- ce bır yakınhğımız olmadı Bu beyin elektro- nik konusunda bır uzmanlığı olduğu kulağıma çahndı. O zaman böyle uydular filan yok. Dün- ya yuvarlağına tstanbul'dan bir şış batu-sanız Melbourne'den çıkıyor. Yani Türkiye'den en uzak noktadayız. Babam Cumhuriyet gazete- sini biriktirip gönderiyor. Her gün bır ay önce- A vusfralya'nın her JTM kentinde, hatta kasabasında bir Anzak amü bulunuyor. Bunlardan biri de Brisbane'deki Anzak amü. (2) Melbourne kentindeki Meçhul Asker Anıtı'nda nöbet tutan askerler ise büyük ilgi görüyor. Bu anrtta 1960'lann başında, Çanakkale'de savaşmış bir asker görevBydl (1) Her yfl 25 Nisan'da anıün buhınduğu meydanda yapılan törenlere çok sayıda Avustrah/ah katihyor. (3) ki gazeteyi açıp o günkü imiş gıbı okuyorum. Bir radyomuz var, fakat kısa dalgadan Türki- ye'nin Sesi yayınlannı almak kadere bağh. Japonları hatırlamak istemeyen kom$u Bir gün bu komşumuzdan rica ettim, gelip bana yardım etmesini istedim. Geldi, sorunun antende olduğunu söyledi. Bahçeye uzun bir te- li 90 derecelik bir açıyla gerip radyoya bağla- mamı salık verdi. O sırada ben kendime Hı-Fi bir müzik seti kurmak merakmdayım. Kaset mo- dası yok, yeni aldığım kocaman bir makaralı AKAI ses kaydetme aleti salonun baş köşesin- de dunıyor. Çayımızı içerken, şu Japonlar elekt- rorük sanayiinde ne kadar da ilerlediler gibi bir şey söyleyecek oldum. Adamcağızın yüzü birden karardı, yemyeşil oldu. Ben şaşırdım o yutkundu, sonunda "Lütfen Japonlafietmeje- mn" diyebildi. Sonunda anlaşıldı ki meğer o da bir savaş gazisi imiş ve tkinci Dünya Sava- şı'nda Pasifik'te Japonlara karşı savaşmış. Ko- nuşmuyor, fakat savaşta başmdan kimbılir ne- ler geçmiş, neler görmüş ise onun ruhunda de- rin yaralar açmış, Japonlara karşı bu derece olumsuz duygular ıçine işlemış. Dünya devamlı değişıyor. Fakat iyıye mi kö- tüye mı gidiyor bilemiyorum. Biz kendi toplu- mumuz konusunda pek iyimser değilız. Bu bir gerçek. Ama acaba dışımızdaki dünya ne du- rumda? Çanakkale savaş alanlan milli park olarak özenle geliştiriliyor. Her 25 Nisan'da burada yine anma törenleri düzenleniyor. An- cak buraya Avustralya'dan kalkıp gelen genç- lerin futbol fanatiklerinin davranışlannı andı- nr olumsuz olaylara sebep olduklannı da ba- suıdan izliyoruz. Tarih bilinci insanlara bugü- nü ve yannı daha iyi değerlendirmeyi öğretir. Ama ne Türkiye ne de Avustralya'da bugünün kuşağı yakın geçmişi sanınm pek bilmiyor. Bu yazı masa başında üretilmiş düş ürünü bir öy- kü değil, yaşanmış olaylar. Umanm gençler arasında bunu değerlendirenler çıkacaktır. *Prof. Dr. Feyyaz Erpi, emekli ODTÜöğretim üyesı. **Anzac (Australia and New Zealand Army Corps: Avustralya ve YeniZelanda OrduBirlikleri). 16 yıl önce meydana gelen olayda yaşamını yitirenlertörenlerieanüdı. (Fotogrâf: REUTERS) Çernobil faciasının yıldönümü KtEV (AA) - Tanhın en büyük sivil nükleer kazası Çernobil faciasının 16. yılında, Ukrayna Devlet Başkanı Leonid Kuçma ve hülcümet üyelen, kurbanlan anma törenine katıldılar. Kuçma, Başbakan Anatoli Kinah ve bazı bakanlann da katıldığı tören, başkent Kiev yakınlannda facıa kurbanlanna ithaf edilen kihsede düzenlendı. Çanlar çalarken askerler kilise önündekı ıki kuçük anıta çelenk bıraktılar, sonra tören kıtası saygı arışı yaptı. Törene. aralannda öğrencılerin de bulundugu yüzlerce kişi katıldı. Çernobıl'dekı santrahn dördüncü reaktöründe patlamalann olduğu saatte de önceki gece bazı kiliselerde ayınler düzenlendı. Çernobıl'dekı dördüncü reaktör, 26 Nısan 1986'da saat 01.23'te ıkı patlamayla havaya uçmuş, 10 gün boyunca reaİrtörden radyasyon yayıhnış, uzmanlara göre Hiroşima'ya atılan atom bombalanndan en az 200 tanesının yayabıleceği miktardaki radyasyon, bulutlarla Ukrayna, Rusya ve Batı Avrupa'ya taşınmıştı. Facia, bütün bu ülkelerde binlerce bşinin çeşıtlı hastalıklara yakalanarak ölmestne yol açmıştı Kiev yönetimi, uluslararası malı yardım alarak Çernobil santralını Aralık 2000'de kapatmıştı. YÜKSEL SİTESİ DAVAS1 Suç, 1968yılı yönetmeliğinde FARUKKIRrAY - Marmara depreminde Yalova'dakı Yüksel Sitesi'nde 356 kışinin yaşamını yitırmesiyle ilgili görülen davada samk avukatlan sitenin 1968 yılı yönermelığıne göre yapıldığını belırterek "Deprenıin şiddeti binalan yıkmışur" dediler. Müdahıl av'ukatlan ıse sanıklan haklı çıkaran Sakarya Ünıversıtesı'nce hazırlanan bilırkışı raporunu kabul etmedıklerini ıfade ederek mahkemece resen atanan tTÜ öğretim üyelerinin raporunun geçerli sayılmasını istediler.Yalova- Izmit karayolu üzenndekı Sazak aılesıne ait Yuksel Sıtesı yonencılen hakkında "Dikkatstdik \e tedbirsizük nedeniyle birden fazla Idşinin ölümüne neden ohna" suçundan açılan davaya dün Yalo\a Ağır Çeza Mahkemesi'nde devam edildi. Sanık avukatlan bilirkişi raporunun gerçeği yansıttığını sa\Tinarak "Yıkdan binalar 1968 deprem yönermeüğine göre yapıunıştır. 1968 yönermeliği yetersiz olduğu için 1975 \« 1998 deprem yöneüneüği yürürtüğe girmiştir" dediler. Müdahil avukatlan adına konuşan a\ııkat lurgut Kazan ise Sakarya Ümversitesi'nin hazırladığı bilirkişi raporunun, yanh ve kasıtlı olduğunu belirtti. Duruşma 7 Haziran'a ertelendi. Anzak Çıkarması'nın 87. yıldönümü nedeniyle Ça- nakkale"ye gelen rurisrler mağazalara akın ettiler. Anma törenleri esnafayaradı TURHAN NARLER ÇANAKKALE - Anzak Çıkarması'nın 87. yıldönümü törenlenne katılan Avustralya ve Yeni Zelandah turistler, aylardır ekonomik durgunluk yaşayan Çanakkaleli esnafın yüzünü güldürdü. A\ııstralya Genel Valisi Peter Hlhng Worth ve Yeni Zelanda Çevre Koruma Bakanı Sandra Lee'nin yam su-a tngiliz, Fransız, Avustralya ve Yeni Zelandah dıplomatlar önceki gün sabahın erken saatlerinde Gelibolu'da Anzak Çıkarması'nın 87. yıldönümü törenlenne katıldı. Şafak Töreni'nde Avustralya yerlileri Aboriginler, şehitleri danslanyla andılar. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu turistler dün de kentte turistik eşya satan mağazalara akın ettıler. Konaklama ve alışveriş giderleriyle de bölgede ekonomik yaşamı hareketlendiren ruristler aylardır durgunluk yaşayan esnafın yüzünü güldürdüler.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog