Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

5AYFA CUMHURİYET 12NİSAN2002CUMi 12 JVLJJLl L J l \ kultur(g cumhuriyet.com.tr Film festivali başlıyor! Kültür Servisi - '21. İstanbul Film Festfvali', 121 Nisan Cuma akşamı saat 20.30'da Beyoğlu Emek Sinemasrnda düzenJenecelc açılış töreniyle başlıyor. Törende, Tüxk sinemasından 'Sinema Onur ÖdüliPne layık görülen (isünleri törende açıkl.anacak) üç değerli sanatçı ile festivalin bu yılkı ilk 'Yaşam Boyu Başan Ödiîlü'nün sahibi, Ispanyol sinemasımn yaşayan en büyük ustalanndan Carios Saura'ya ödiülen verilirken festival sponsoru Turkcell Uetişim Hizmetleri AŞ ile festivalin mekân sponsorlan Efes Pilsen ve Max Factortemsilcilerine de İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından birer teşekkür plaketi sunulacak. Emek Sineması'ndaki ödül töreninin ardmdan festival, Alün Lale'li Fransız yönetmen Claıade Mifler'ın 'Betty Fisher ve Diğer Öylriiler' adlı filmiyle açılacak. GoetheEnstitüsü 'nde Schumann Gecesi Kültür Senisi - Ezgi Saydam (mezzosoprano), ErgicanSaydam (piyano), 15 Nı- san Pazartesı gü- nü saat 19.30'da Goethe Enstitü- sü 'Teutonia'da bir 'Schuman Gecesi' sunacak- lar. Ezgi Saydam, R.Schumann m 'Frauenüebeund Leben'i (Kadın Aşkı ve Haya- tı). Ergican Saydam ise 'Kre- isferiana'vı jorumJayacak. Mi- mar Sinan Universitesi şan bö- lümünden mezun olan Ezgi Saydam, Salzburg "Mozarte- um' da çalıştı ve Viyana'da şan öğrenimıne devam etti. Türkiye'ninya- m sıra Alman- ya, Avusturya, îsvıçreveîngil- tere'de konser- ler verdi. Sa- natçı. Şubat 2002'debabası Prof. Ergican Saydam eşli- ğinde Almanya ve fsviçre'de başanlı konser- ler verdi. Mü- nih Müzik Yüksek Okulunu bitiren, uluslararası kariyerya- pan, sayısı 2OOO'ı aşkın kon- ser veren, yurtiçinde ve yurt- dışında pekçok başan ve ödü- le sahip olan Prof. Ergican Saydam, 60. sanat yılmı kut- \uyor.(0 212 249 20 09) 8. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Kültür Servisi - Mımarlar Odası 2002 Ulusal Mimarlık Ödülleri so- nuçlandı. Ödül törenı, bugün Anka- ra Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanat- lar Galerisi 'nde saat 19.00'da 104 mi- mann ] 17 eserle katıldığı Ulusal Ser- gi'nin açılışında gerçekJeştirilecek. \Iimar Sinan 'ın 400. ölüm yıldonü- mü olan 1988 yılından bu yana iki yıl- da bir düzenlenen odüller, Türkiye'de mimarlık adına gerçekJeştiriJen önem- li etkinlüderden. Seçıcı Kurul, Büyük Ödül'ü (Sinan Ödülü) 56 yıllık mi- marlık deneyimi süresınce verdigi bü- tün ürünlerde gözlenen geleneksel de- ğerlerden süzülmüş seçkin arayış. ta- sarımdan teknolojıye geçişte gösterdi- ğı yenılıkçılik ve tıtizlık. eğitım ala- nında teon ile tasanm iç içehğıni ye- ni kuşaklara kazandırrruş olması ne- denıyle mımar Utarit tzgi*ye venldi. Başan Ödüllen, 'Mesleğe Katkı Da- h'nda Türkıye'de cumhuriyetle birlik- te büyümüş bir kuşağın mımarlartn- dan, ülkenuzde mimarlık ortammın değişen koşullan içınde mesleğın fark- lı izlerinden yol alarak bugüne kadar gelmesine bizzat tanıklık etmiş Nejat Ersin ve ODTÜ Mimarlık Bölü- mü'nden, 42 yıllık meslek yaşamın- da mimarlık alanında eğitımci ve ta- sanmcı kimliğini kendı alçakgönül- lü, öncü ve sakin kişihğı ile pekiştiren KemaJ Aran ödül aldılar \Jüri ÖzeJ Odülü' ise yerel yönetım birimleriy- le mımarlan, mimarlık kültürü ve ko- ruma çe\Tesınde buluşturmak için yıl- lardır çaba sarfeden, ulusal varlıklan- mızın gözetılmesı konusunda yurtıçi ve yurtdışında yaptığı sürekli ve ba- şarlı çalışmalar ıçin ÎVletin Sözen'e ve- rildi Büyük Ödül (Sinan Ödülü) ile 'Mesieğe Katkı" dalındakı ödüller se- çıci kurul tarafından behrlenmesiyle açıklanırken, 'Yapı ve Proje' dallann- da yalnızca ödül adaylan açıklanıyor. William Shakespeare'in ünlü tragedyası 'Othello' ilk kez kendi mekânında sahnelendi Dörtyüzyıl sonraKıbns'taMELTEM KERRAR GAZt MAĞOSA -Shakespeare'in ünlû tragedyası 'Othello', 400 yıl sonra kendi mekânı, Kıbns Othel- lo Kalesi'nde izleyiciyle buluştu. 7 Nisan'da Gazi Magosa Othello Ka- lesi'nde yapılan oyunun galasına KKTC Cumhurbaşkanı RaufDenk- taş ve Turizm Bakanı SerdarDenk- taşda katıldı. Oyun 8 ve9 Nisan'da da Kıbnslı izleyicilerinkarşısınday- dı A. Vahitlfcrhan ve A. Turan Of- Iazoğlu çevirisiyle istanbul Şehir Ti- yatrolannın sahnelediği oyun, Ge- nel Sanat Yönetmeni Şükrü Tü- ren'ın 'Öncelnsan'ın ardmdan ikin- ci rejisi. Oyun nisarun son haftasın- da Kadıköy Haldun Taner Sahne- si nde ve mayıs aytnda Uluslarara- sı İstanbul Tiyatro Fesrivali kapsa- mmda izleyici karşısında olacak. - Othello ilk kez kendi mekânryla buluşuyor... TÜREN - Benim için bir sürü ilk var. İlk kez Shakespeare, ilk kez Ot- hello kendi mekânında... Ama ben ılklerin herzaman iddialı olması ve çıtanın her zaman yüksek turulma- sı gerektiğini düşünürüm. Her ne kadar bir hayal olsa da çok kolay bir karar değildi doğrusu... Aidiyet problemi - Zoriuklar,çekindikJeriniz neler- di? TÜREN-Iki türlü şey var. Bu me- kân. bu doku, üzerindeki çağdaş her şeyi çok kolay kabul etmiyor, böy- le birreddi var. Ben banayeterim gi- bi birtavn var. Shakespeare de, Sha- kespeare gibi ö'nemli tiyatro yazar- lan da hata affetmez, hemen kusar. Bunun çok örneklerini gördük. -Mekân, metne nasıl bakacağmız konusunda yol gösterici olmuş bu anlanıda» TÜREN-Çahşmaya başlamadan önce bu mekânı karış kanş gezdim. Venedik için, Osmanlı için buranın önemini, burayı ele geçirmenin ne demek olduğunu anlamaya çalış- ttm. Sonuçta, bu 400 yıllık bir oyun. Bugün Shakespeare varsa ve hâlâ oy- nanıyorsa bir hikmeti var hiç kuş- lcusuz. Durduk yerde burada Othel- lo"yu sahnelerken de söyleyecek bir sözünüz olması gerekiyor. - Metni bugünle ilişkikndirirken L Dünya prömiverini Kjbns'ta vapan oyun, Uluslararası fstanbul Tîyatro Festivah'nin yerti yapımlan arasuıda. temel sözünüz nevdi? TÜREN - Bugün dünyadaki her şey gazeteler, televizyonlar iktidar odaklı. Hep, en üst politikalarla il- gili bilgi bombardımanma uğruyo- ruz, ama bir de bunun alt metni var. Alınan kararlar, yaşanılanlann altın- da bir hayat sürüp gidıyor. Ben de bu anlamda iktidan tartışmak isti- yorum. îktidar nedır, ne değildır? İktidar, onu kullanış biçimimızse, içini nasıl doldurduğunuzla ilgili bir şey. Bu oyunda da iktidan temsil eden birOthello var, bunun için bu- raya yollanmış. Bizde böyle siyasi, toplumsal figürler yok mu? Çeşitli iktidarlar var ve biz sürekli bakıyo- ruz. onun içı nasıl doluyor, doluyor mu, dolmuyor mu? Shakespeare, Othello'yu öyle bir yazmış ki teninin rengi bile farklı. Başka birinin üzerine orurönuş her şeyi ve adını Othello koymuş. Iago koyabilirdi, Iago çok daha çağdaş bir figür. O dönemde yeni bir insan ti- pi, yeni bir davranış biçimi gelişi- yor. Shakespeare bunu Iago olarak gösteriyor. Obür taraftan Roderigo var, tüccar sınıfi, burjuvazinin ilk örnekleri, parayı bastınrDesdemo- na'yı alınm tavn var. Bütün bunla- nn içinde döne döne gözden geçir- meniz gereken şeyler \ar. Bugün Türkiye'den ilk fırsatta Greencard, vesaire kart için insanlar çoktan coğ- rafya değiştirmeye hazır. Othello da kimliğiyle, rengiyle, bütün kültürel birikimiyle, aidiyle Venedik'te bir adam. Greencard'ı da -Desdemo- na'yı- almış, ama savaşmak üzere bu kaleye gönderiliyor. Araya Iago 'nun -hayatın- girmesiyle her şey altüst oluyor. Böyle bir şeyi ciddiye alıyor, çürikü aidiyeti farklı, biriktırdiİde- ri çok faklı. Herhangi birinin etki- leneceğinden çok daha fazla etkile- niyor anlatılanlardan ve aslma rücu ediyor bana sorarsanız ve çözümü de kendine göre üretiyor. Yoksa ci- nayetse herkes cinayet ışleyebilir. Ama burada Othello'nunki biraz farklı. Onu nerde ve nıçin işlediği ilginç bir nokta. Yaiın bir bakış - Olabildiğince yaün bir oyuncu- luktanyanaolduğunuzu sövlediniz^ TÜREN - Benim asıl işim oyun- culuk. Kişisel yaklaşım olarak da- ha yalın, daha açık bir şey istiyorum. Bunlar zaten çok kolay oynanmı- yor. Ben bu yaşıma kadar sahnede Othello ızlemedim. Böyle bir va- hım tarafı var. Burada neler yapıla- bilır, ne göndermeler yapılabilir. Bunu kılıç kalkan ekibiyle Vene- stanbul Şehir Tiyatrolan yapımı olarak Genel Sanat Yönetmeni Şükrü Türen rejisiyle sahnelenen Othello'nun galasına katılan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, sonraki yıllarda da Kıbns'ta sanatçılan görmek istediklerini dile getirdi. Turizm Bakanı Serdar Denktaş da Othello'nun, her zaman siyasi yanı ya da gazinolanyla haber olan Kıbns'a farklı bir gözle bakmamn başlangıcı olmasmı umduğunu söyledi. dik'te oynatabilirsiniz, onu demek istemiyorum. BugünJe mutlaka iliş- kilendirmekzorundayım. Bunuya- parken kullandığım plastik, malze- me, oyunculuk biçimi, tempo önem- li. Çağın başka birtemposu \ar çün- kü. Bütün bunJan yaparken ucundan, kenanndan ne kadar çektiğiniz, ne yaptığınız konusunda söyleyecek çok fazla sözüm yok, çünkü zaten bu oyunu yaparken gösterdim. Da- h a fazlası şöyle bir risk taşıyor; kimseye taş atmak gibi bir niyetim yok, ama kolay kolay Hamlet oynan- mayan bir ülkede ikili, üçlü, beşli Hamlet'lerçıkıyorkarşımıza. Bun- lar değersizdir demiyorum hiçbir zaman, ama bu mekânda Othello'yu oynayacaksak. çağdaş kavramlarla ve olabildiğince yalın ele almalı- yım diye düşündüm. YAZI ODASI SELİM tLERİ Kopku hipafları (2) O zaman, çocukluğumda, evimize giren gazeteler- de cinayet haberlerinin, çocuk kaçırma haberlerinm, başka birtakım korku haberlerinin ballandırıla ballan- dınla bir anlatılışı vardı. O Salacak canavarları, Cihangir vampırleri. kayıp kız Ayla ortalıkta kol gezer; öyküleri günler günü sü- rerdı. Ben yandan orta sayfaların hemen hep alt köşele- rindetefrika romanlaryayımlanırdı. Içlı, yıprak aşk ro- manları. Muazzez Tahsin Berkant ın Heybelıada Sanatoryumu'nda geçen, benim de her gün her tef- rıkasını en az iki kez okuduğum bir romanı gözlerimi daima yaşartırdı. Böylece korkunun verdiğı haz ürperişlerinden ka- rasevdalı bir romanın acı duyuruşlanna yol alırdım. Hoş, bu göz yaşartılarım çok sürmez, romanın pek sakin acılardan söz açmasına şaşar, daha ürpertici anlatımlar gereksinirdım. Işte, Salacak'ta denız ortasında bir kayıkçının genç bir kadına, üstelik genç kadının üç çocuğunu tek tek boğduktan sonra, "inanılmaz", "gözü dönük" bir şeh- vetle tecavüz etmiş olması. birtefnka hıkâye gibi gün- lerce yazılıp çizilıyordu... Ya da, Sıraselviler-Cihangir vampirinin Plaza Ote- li'nin dolambaçlı sokağında, daima gün battıktan son- ra, akşam vaktı, genç, güzel kadınlara, genç kızlara, hatta ergen oğlanlara saldırarak, sustalısıyla boyun- lannı yaralayıp kanlannı emışı, sonra karanlıklara ka- rışıp gitmesi yine günler günü yazılıp çizilıyordu. Sırada, evınin önünde bütün "masumiyetiyle" ya saklambaç, ya seksek oynarken kaçırılan Ayla'nın öykusu vardı. Bu artık o kadar uzun uzadıya anlatıl- mıştı ki, bırfilme konu olmuş, amafilmin gosterilme- sıne sansür ızın vermemiş, bu kez defilmin yasakla- nışı günlerce yazılıp çizilmişti... Bunlar hepsi belleğımde yer etmekteydi. Zaten yıl- lar yılı etkilerinden kurtulamayacaktım. Yıllar geçin- ce, acaba 'bu' anlatımlarla bizi nereye hazırlıyorlardı diye düşünmeye koyuldum. Çünkü bellekte yer eden anlatımların, bir yandan da. kişiliğe yön verebileceği- ni sezınliyordum. Yanılmadığımı on yıl kadar önce açık seçık kavra- dım: Bir televizyon programında; büyük kentlerde yaşa- yan, üstleri başlan uygar. konuşmalan -cümle kurmak açısından- derlitoplu ınsanlar, ozellikle hanımlar, bu- günkü Türk televizyonunu 'savaş'ı evımızin içıne ka- dar sokmasından dolayı tebrık edıyorlardı. Öytece evimızde, sıcak, korunaklı yuvalarımızda oturup güzel guzel savaş seyrediyorduk. Gerçekten kutlanmaya değer br 'aşamaydı bu: Esırier, ölüler. bom- balanan yapılar, kanlı cesetler. Sonra hepsıni hem görebılıyor. hem de seslı sesli dınliyorduk: Çığlıklar, haykırışlar, hıçkırıklar... Dönemin cumhurbaşkanı ise savaşı sadece sey- retmekle yetınmemize yerinıyor; oralara gidip, Ame- rika yanlısı olarak savaşa katılmayan Turk çocuklan- nın en yeni savaş teknolojisini yerli yerinde görme- melerine ıçten bir üzuntü duyuyordu.. Bugüne kadar ruh hekimlerine bile açmadığım es- kı korku. dehşet düşkunlüğüm bana pek sıradan bir şeymiş gibi gelivermiştı. Yalnız yıne toplumuma ayak uyduramamıştım. Hâlâ Salacak canavarıyla Cihangir vampın nostaljısıne gezınip duruyor; cumhurbaşka- nımızın derin üzuntusune ayak uyduramıyordum. Geçen zamanda toplu ya da tekil kıyımların hepsi- ne alışacaktık. Gözümüzün önünde insanlar katledı- lecek, gözümüzün önünde savaş teknolojısınin 'ha- rikalan' birbirinden zaferli yengiler yaratacak, biz de sadece seyredecektik, dudaklanmızda neredeyse bir gülücük... Bizı hazırladıklan dünya buymuş ışte! Takvimdetz Bırakan: "Renklı ışıklarla donatılmış bırkentın üstündeki ka- ranlık bir balkona çıkmak için kepenklen açtı." Law- rence Durrell, Justine, Ülker İnce'nın Türkçesi, Can Yayınlan. 1984. BLGUN • AKM BlîYlTK S.\LON'da 19.30'da İDSO konseri. Şef: YiısufGüler Aksöz. Solist: Alexander Rudin (vıyolonsel). (0 212 251 56 00) • BABYLON da 23.00'te Ayhan Sicimoğhı'nun sunduğu 'Clubbers meet Aüro- Cuba' adh dans göstensi. (212 292 ?3 68) • AKM'de 19.30'da İDOB'dan K. Ludwig'in 'Bir TenorAranıjor' adlı müzikali. (0 212 251 10 23) • BEKSAV'da 15.00'te 'Sonatine'. 17.30'da 'Çoculdar Geri Döner' \ e 19.30'da 'Bir Deniz Manzarası' adlı filmlenn gösterimi. (0 216 349 91 55) • VENLT-MASLAK'ta 23 00 te Fransız Kültür Merkezi'nin düzenlediğı Noir Desir konseri. (0 212 252 02 62) Kuını* • SANAT www.perareklam.com.fr • www.sinemanlni.com • (0212) 293 89 78 ŞAHINPAKSOY R e s i m S e r g i s i 12Nisan-5Mayıs2002 Abdi İpekçi Cd. 48/3 80200 Teşvikiye/İstanbul/TURKEY Tel: (0212) 241 04 58 - (0212) 247 74 75 - (0212) 241 65 35 Fax: (0212) 246 67 68 e-mail: tsanat@superonline.com - tsanat@turk.net Hergün arilı-CanlıFasıl Perşembeteri . l SELİM SESLER 252 47 67-244 SJ 52 ZEKAİORMANCIResim sergisi r 2 Nlsan 20O2 - I 2 Mayıs 2002 Soaepe Tll:l2U.3SS 32 66 oyûn/Atölycsi TİYATRO PEKA¥AZ*N ARIEL DORFMAN ÇEVIREN FİÜZ OFLUOĞLU > ONETEN NESB1N KAZANKAYA DRAMATURGi ŞAFAK ERUYAR SAHNE TASARİM- ÖZKAN SCHULZE TASARİM! OANIEL HOCUGER r-ONETMEN YAROIMCİSİ ZEYNEP ÖZDEN 0YUHCULAR AYŞE LEBRIZ, DEVRIM NAS, YETKİN DİKİNCILER OLUM VE KIZNisan ••: 2O.3O Rez: 0212.245 44 60 - 244 52 03 www.perasanat.com.tr İlanlarınu İçin (0212)293 89 78 perareklom@perarel(lam com \r perareklam@superonlıne.com.tr www.perareklam.com.tr ANTHONY HOROWITZ Çevıren ZeynepAVCI Yonete'i işıl KASAPOĞİ.U Dekor Gürel YONTAN Müzık Selim ATAKAK Işık Irfaı V M U Haluk BİLGİNER Bülent Emin YARAR Şenay GÜRLER çarşamba: 15.00 (Mrimli). perşembe, cuma: 20.30; cumartesr 15.00 (ınĞrimli), 20.30;pazar: 15.00(14-21 Nısanhariç) Bilet Satış Yerleri: GişeTel:(0-216)345 39 39 Biletler Vakkorama Akmerkez, Taksım, Suadiyede satılmaktadır. Dr. Esat Işık Cad. No. 15 Moda www.oyunatolyesi com Antre Kafe: (0-216) 418 46 49 EFES E F E S Pilsen'uıkültnıvesanatakattalanartaraksiİTecek.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog