Bugünden 1930'a 5,453,013 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 7 ARALIK 2002 CUMARTESİ 8 HABERLERIN DEVAMI m • G U N C E L CL1SEYT ARCAYÜREK M Baştarafı 1. Sayfada ABD'si, Ingiltere'si, Yunan'ı kendi ulusal yarar- lan doğrultusunda beklernedikleri ödünler al- dıkçaya da ödün alabilme umutlan güçlendik- çe yeni hükümeti, AKP'yi resmen ve hükümeti gayri resmi temsd eden RTE'yi övmekte yarışı- yorlar. Avrupa turlarını izleyen gazetecilerin söy- lediğine göre, ızaz ikram, kırmızı halı gördükçe giderek şişinen RTE'yle ilgili yargılar yere göğe sıömayacak gibi. Adamlar işlerini gördürdükleri sürece yeni ik- tidara elbette dayı diyecekler. Fakat itiraf etmeliyiz; bu hükümet şahinleşti! Hıkümeti alaya aldığımız, kara mizahçılara ko- nu yetiştirmeye çalıştığımız sanısına lütfen ka- pıİTiayınız. Işte itiraf edıyoruz: Bu hükümet sır- tım sıvazlayanlarla kapalı kapılar arkasında ko- nuştuktan sonra vallahi billahı şahinleşti. Işte size kapı gibi iki kanıt: Ikinci Avrupa turunun başlarında RTE, AB yol- larnda önemli engel Almanya'yı engin ikna gü- cü/le, bizim medyanın ballandıra ballandıra ta- nınladığına göre eşsiz karizmasıyla fethe gitti- ği gün: Once Başbakan Schröder'den kocaman bir "nein" aldı. Sonra görüştüğü Dışişleri Bakanı Fischer ikinci bir "ne/n"la konuğunu uğurlarken; RTE'nın birden Kasımpaşalı kimliği ayaklanmış oimalı ki, tam kapının önünde Fischer'e: "Tarih vermeyi engellerseniz biz de yapacağı- mızı biliriz" dedi. Alman hayretle sordu: "Ne yaparsınız?" RTE hafifçe güldü, soruyu yanıtladı: "Canım ne yapacağımızı neden aç/klayayım." Arabaya bindi ve uzaklaştı. Günlergeçti, her- halde Fischer hâlâ ordusundan başka doğru dürüst organize bir kurumu olmayan, ekonomi- si çürük bir ülkeden izlediği şımarık bu tavra hâ- lâ gülüyor mu bilmek olanaksız. Neki; RTE'nin, biryabancıdiyardabiryaban- cı ülkenin bakanına diplomatik nezaket sınırla- nnı aşarak Kasımpaşalı havasıyla "Yapacağımı- zı biliriz" diyebilmesi -lütfen söyleyiniz- şahinlik veya şahinleşmek değil midir? • • • Günlerce onca girişime, kocaman Ameri- ka'nın baskısına, 300 bin nüfuslu Lüksemburg gibi küçük ama üye bir ülkenin şefaatine karşın AB'den tarih almamıza engel Almanya'ya "ne yapacağımızı" -RTE'nin 'kardeşim' diye tanım- ladığı- Başbakan Gül gösterdi. Fransa Büyükelçisi'nden önce çağırdı Alman- ya'nın Ankara Büyükelçisi'ni makamına. "Bak büyükelçi" dedi: "Tez haber sal başbakanına. Fransız Chriac'/a oturup üyeliğimize nasıl taş koyacaklannı konuşacaklarmış. Stratejik düşün- sün. (lyi ki 'büyük düşünsünler' dememiş.) AB üyeliğimiz üzerinde 'küçük hesaplar' yapmasın." Büyükelçi, Gül'ün söylediklerini "derhal"Ber- lin'e aktaracağını söyleyerek Başbakanlık'tan ayrıldı. Unutmadan söyleyelim; Gül, elçiye 12 Aralık'ta Kopenhag'da olacağını da söylemeyi ihmal etmemiş. Karışmam ha, demek ister gibi. Elinizi vicdanınıza koyarak şimdi lütfen söyle- yiniz; Gül'ün Fransa'ya, Almanya'ya sergilediği bu "müthiş uyan", şahinliğe örnek değil mi ya da hükümetin şahinleştiğini göstermıyor mu? • • • Gösteriyor elbette. 2003'te üyelik müzakere- lerine başlansın istiyordu. Alman'ı, Fransız'ı "stratejik düşün" diye uyarıyordu "iki başlı şa- hin ". Tarih mi istiyordun? Al sana tarih: Temmuz 2005. Tarih de ne tarih: Ocak 2003'ten Temmuz 2005'e kadar 2 yıl 7 ay. 8-10 yıl müzakere süre- ci. Yeni engeller çıkarılmazsa tam üyelik 2015'lere doğru. Atı alan (örneğin Bulgaristan-Romanya bile) çoktaaan.. Üsküdar'a geçmiş olacak. Ya şahin, vah şahin, ışte böyle! • • • RTE'yle hükümeti, hükümetle yeni iktidan yi- ne -hak ettikleri ölçüde- övdük galıba. Lütfen zahmet buyurmasın RTE, Gül ve AKP'liler. Teşekküre gerek yok! Ne demiş Seyrani: "Eski sarayları beğenmez oldu I Vere sığmaz oldu Sultan olanlar." Işte o kadar! MESELADEDIKERDALATABEK Seker seversiniz Sisteme şeriat kurşunu• Baştarafı 1. Sayfada 1995'te bürosunda, Osmani- ye"den gelen şeriatçı Izzet Kıraç tarafindan 7 kurşun sıkılarak öl- dürûlmüştü. Cinayetten sonra po- lise teslim olan Kıraç, inancına yapılan saldınya tepki olsun diye Günday'ı öldürdüğünü açıkla- mıştı. Kıraç önce Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi, daha sonra da Erzincan Devlet Güvenlik Mah- kemesi'nde yargılanmış, idama mahkûm olmuş, ancak geçen ko- alisyon hükümeti döneminde çı- kanlan Şartla Tahliye Yasa- sı'ndan yararlanarak 6.5 yıl yat- tıktan sonra tahliye olmuştu. Salıverildikten sonra memle- keti Osmaniye'de ailesinin yanı- na dönen Kıraç, Trabzon Gazete- ciler Ceraiyeti tarafindan çıkan- lan Bayram gazetesine açıklama- larda bulundu. Cınayeti işlemek- ten pişmanlık duymadığını açık- layan Kıraç, sözlerini şöyle sür- dürdü: "Mahkemede fıkrimi açıkça söy lemiştim.Allah'ın şe- riatı dışındaki hiçbir şeye inan- mıyonım.Aslen Kahramanma- raşlıyım. Sütçü tmam'ın toru- nuyum. O Fransızlar'a nasıl kurşun sıkmışsa. ben de kur- şunlarımı Ali Günday'ın şah- sında sisteme sıktım. Bu olay basit bir cinayet değil, inancıma yapılan saldınya karşı göster- diğim tepkidir. Yaptığımdan pişman değilim." Kıraç, haklannı korumak iste- diği türbanlı avukatlann kendisi- ni hiç aramadığından şikâyet et- ti. Yargılama sürecinde karşısın- da 141 avukat olduğunu, Trab- zon, Batman, Şanlıurfa, Elbistan ve Ceyhan cezaevlerinde kaldı- ğmı anlatan Kıraç, "Yaptığım eylem inancıma, dolayısıyla tüm Müslümanlann inancına yapılan bir saldınya verilen tepkiydi. Şimdi yalnızım. Mad- di ve manevi kimseden destek görmedim. Işyeri açmak istiyo- rum, alışveriş yapan olmuyor. İnsanlar adeta benden kaçıyor. Yani Müslümanlann ambargo- su altındayım" dedi. Daha önce MHP'li olduğunu, geçmişte çeşitli olaylara kanştığı- nı, bu yüzden cezaevinde yattığı- nı anımsatan Kıraç, kullanıldığı- nı anlayınca MHP'den aynlıp Re- fah Partisi'ne tslamı savunan bir parti olduğu için girdiğini söyle- di. Kıraç, türbanın bugün siyase- te ve ticarete alet edildiğini, teset- türlü defile düzenlendiğini, bazı kesimlerin işin din ticareti ve rek- lamını ön plana çıkardıklannı sa- vundu. Kıraç, "Allah'ın emri olan başörtüsünü sisteme, siya- sete veticaretealet edenlere de tepkiliyim" diye konuştu. Günday'ın eşi Türkan Gün- day ise Kıraç'a kın duymadığını, ancak onu unutan arkadaşlan ve uğruna yaşamını verdiği cumhu- riyetin savunuculan olarak gezi- nen ve eşinin katilini sokağa sa- lanlann gerçek katil olduğunu sa- vundu.Günday, "Katili sokağa saldılar. Belki yakında başka Aliler kurban seçilecek. Kıraç'a kin duymuyonım. O bir zaval- lı, bir hiç. Ucuz ve satılmış bir tetikçi. Eğer gerçekten inanı- yorsa, onuAllah'a havale ediyo- rum" değerlendirmesini yaptı. Erdoğan: AB sınavı kaybeder Haber Merkezi - Başbakan Abdullah Gül, AB üyeliğini sü- rüncemede bırakan kesın olma- yan kararlar ahnması durumun- da Türkiye'nin heyecanını sür- dürmesinin mümkün olmadığını söyledi. Gül, Türkiye'nin üzeri- ne düşeni yaptığına ve sıranın AB ülkelerinde olduğuna dikkat çekerek "Müslüman bir ülke- nin AB'ye üye olması, Avru- pa'yı gerçek anlamda zengin- leşrirecektir.AB'nin bir Hıris- tıyan Kulübü' olmadığını da gösterecektir" diye konuştu. AKP Genel Başkanı Recep Tay- yip Erdoğan ise Almanya ve Fransa'nın "tarih için koşullu tarih" önerisini önce "kabul edilemez bir gelişme", sonra "olumlu bir görüşme" olarak değerlendirdi. Erdoğan, "Bekle- diğimiz nerice oradan çıkmadı- ğı takdirde AB, sınavı kaybet- miş olur" diye konuştu. Dışişle- ri Bakanı Yaşar Yakış, Fransa ve Almanya'nın önerilerinin "Türk kamuoynna izah edile- meyeceğini" söyledi. Gül, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağh Ye- Gül, Sultanahmet Camii'nde cuma namazı kıldı. (VEDAT ARIK) şilköy'deki Sokak Çocuklan Re- habilitasyon Merkezi'ni ziyareti sırasında basın mensuplarının sorulan üzerine, "Biz üstümü- ze düşeni yaptıktan sonra AB'nin de üstüne düşeni yap- masını beklemek bizim en ta- bii hakkımızdır" diye konuştu. Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerinin gereğini yerine ge- tirdiğini anlatan Gül, AB ülke- lerinin liderlerinin olaya stratejik olarak bakmalan gerektiğini an- lattı. Gül, "Dünya politikalann- da önemli rol oynayacak büyük bir AB isteniyorsa,Türkiye üye olmalıdır. Türkiye'nin üye ol- masının, AB'ye de çok büyük katkılan olacaktır" dedi. Erdoğan, hafta başında Kopen- hag'a yapacağı ziyaretten önce gündeme gelen Almanya ve Fransa'nın önerisi için îstanbul ve Ankara'da birbiriyle çelişen görüşler dilegetirdi. Erdoğan, Is- tanbul'daki ilk açıklamasında Türkiye'ye 1 Temmuz 2005'te "koşullu" müzakere tarihi öne- rihnesine "Bu kabul edilemez" karşılığını verdi. Erdoğan, Anka- ra'da gazetecilerin sorulan üzeri- ne ise "olumlu bir görüşme" ol- duğunu söyledi. Erdoğan, şunla- n söyledi: "Bardağın hep boş tarafına bakıyoruz. Biraz da öbür tarafına bakahm. Geliş- meleri olumlu görüyonız. Son ana kadar her şey olabilir." Er- doğan, AKP Genel Merkezi'nde partililerle bayramlaşma törenin- de ise AB'ye tepki gösterdi. Er- doğan, "Beklediğimiz netice oradan çıkmadığı takdirde AB, sınavı kaybetmiş olur. Çünkfi bu AB için de testtir. Türkiye Avrupa'da bir kenar mahalle olamaz" diye konuştu. Başbakan Yardımcısı Ertuğ- rul Yalçınbayır da, AB'den tarih için tarih alma beklentisi içinde olmadıklannı, somut bir tarih ve- rileceği umudunu taşıdıklannı vurguladı. . . . Baykal: 2005 kabul edilemezANKARA/ANTALYA (Cumhuriyet) - Fransa Cumhur- başkanı Jacques Chirac ile Al- manya Başbakanı Gerhard Schröder zirvesinden Türki- ye'ye 2005 Temmuz ayında ko- şullu tarih çıkması, muhalefetin tepkisini çekti. CHP Genel Baş- kanı Deniz Baykal, "Almanya Başbakanı'ile Fransa Cumhur- başkanı'nın aldığı karar 12 Aralık'ta Kopenhag'da çıka- cak kararsa bunu kabul ermek mümkün değildir. Türkiye'ye ölümü gösterip sıtmaya razı et- meye çalışıyorlar" dedi. DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, bu konuda aynntılann henüz belli olmadığını belirterek "Umanm ki olumlu bir yol açılmış ol- sun" dedi. CHP Grup Başkanve- Sen: Müzakereler Kasım 2003'te baslamalı Haber Merkezi - Merkezi Almanya'nın Essen kentinde bulu- nan Türkiye Araştırmalar Merkezi Direktörü Fanık Şen, Chirac ile Schröder'in, Türkiye'nin AB üyeliği müzakerelerine başlan- masıyla ilgili olarak belirledikleri 2005 yılımn kabul edilebilir ol- madığın] söyledi. Şen, "Türkiye için 9 aybk bir kontrol süresi yeterlidir. Türkiye ile üyelik müzakerelerine en erken 2003 yı- lının kasım ayında, en geç de 2004 yılının nisan ayında başlan- mahdır" dedi. Avrupa Türk îşadamlan Birliği Başkanı Ahmet Gü- ler, Türkiye'nin "tekrar 1999 Helsinki'ye geri döndürüldüğü- nû" belirtti. Güler, "Tfirkiye'ye karşı uygulanan bu haksız poü- tikayı biz Avrupah Türkler olarak şiddetle kınıyoruz" dedi. Recai Kutan da Türkiye'nin oyalandığını söyledi. CHP Antalya II Başkanlı- ğf nda partililerle bayramlaşan Baykal konuşmasında, Türki- ye'nin Helsinki ve Kopenhag kri- rar, Kopenhag'da çıkacak ka- rarsa kabul etmek mümkün değildir. Bu karar, Türkiye'ye haksuhktır. Türkiye esas itiba- rıyla Kopenhag kriterlerini karşılamıştır. 'Alınmış kararla- saygısızlıktır. Türkiye ciddi adımlar atmıştır. Türkiye ile birlikte adaylık bekleyen ülke- ler yıllar önce müzakerelere başladılar. Türkiye, 3 yıl önce aday ülke Uan edildi. Hâlâ tak- vim bekliyoruz." Partililerle DSP Genel Merke- zi'nde bayramlaştıktan sonra so- rulan yanıtlayan Ecevit," Aynn- tılan bilmiyoruz, Kopenhag'da böyle bir karar çıkacak mı çık- mayacak mı o da belli değil. Umanm ld,olumlu bir yol açıl- mış olsun" dedi. CHP Grup Başkanvekili Ha- luk Koç, tarih olarak 2005 Tem- muz ayının düşünülmesinin hak- sızlık olduğunu açıkladı. Koç, "Maalesef Batı Avrupa'da Hı- ristiyan Demokrat ve sağ par- GÜNDEM ML'STAFA BALBAY • Baştarafı 1. Sayfada Bu tarihsel durumu biraz açarsak, tam üyelik mü- zakerelerine başlamak için 2005 Temmuzu'na ran- devu verme niyetındeler ama, bunun karar olarak kesinleşeceği tarih Aralık 2004 olacak... Bu ne anlama geliyor? Aralık 2004'te AB'nin üyesayısı 15'ten 25'e çıka- cak. O gün hangi koltukta olacağını bılemediğimiz Recep Tayyip Erdoğan'ın bu kez 15 değil, 25 ül- keyi dolaşması gerekecek! AB'nin üç ana motorundan ikisi olan Almanya ve Fransa'nın bu kararı alması, öteki ülkelerin çoğunun buna uyması anlamına geliyor. Kaldı ki, Türkiye için bu karardan daha olumsuz düşünen AB üyesinin sayısı da az değil. Gelinen noktaya nasıl bakmalıyız? 1- Durum, "AB karşıtları sevindi", "AByandaşla- rı, bardağın dolu yanına bakalım, dedi" türünden aynşmayla bakılacak noktanın çok ötesinde. AB, geleceğini planlıyor ve burada Türkiye'ye yer ver- mek istemiyor. Türkiye, yola çıkarken ne kadar yal- nızsa bugün de öyte. Ama başlangıçtan bu güne pek çok şeyi başardık. Bugün, başlangıçtan eksiğimiz, özgüvenimiz. 2- Yıne tarihsel gelışim içinde bakarsak, 80 yıllık zaman dilimınde 200'ü aşkın Avrupa kurumuna üye olduk. Spordan sanata, eğitimden Avrupa Konse- yi'ne kadar bunca alanda bizi Avrupalı sayanlar, tam üyelik sürecinde Avrupalılığımızı sorguluyorlar. Bu noktada alınan kararlar artık siyasidir. Türkiye bunu yalvararak, her üye ülkeye jet ziyaretler yaparak de- ğiştiremez. Kendisini geliştirerek değiştirebilir. 3- Türkiye'nin durumu AB üyesi ülkelerin iç polı- tika malzemesi olacak kadar çerezleşti. Başa güre- şen partiler, Türkiye'yı destekleyenlerin oranının yüzde 35'i geçmediğıni görünce, Türkiye karşıtlığın- dan medet umar hale geldiler. Buna izin veriyorsak vay benim Türki-yem! AKP'nin kuşkulu adımlan! 4- AB, 2012'ye kadar tüm bütçesini, haritasını çizdi. Bu çizgilerde Türkiye yok. Bunu Türkiye'nin yüzüne dogrudan söylemek yerine dolaylı mesajlar vermeyi yeğlıyorlar. Erdoğan'ın gezisi sırasında kır- mızı halı serenler; anlaşılan, yüzleri kızarmasın diye bu tür görüntüsel örtüleri yegliyorlar! 5- AKP'nin AB politikası konusunda da bazı en- dişelerimiz olduğunu vurgulamadan geçemeyece- ğiz. Erdoğan'dan Gül'e, Annç'tan Yakış a herkes başlıca perspektiflerinin AB'ye tam üyelik olduğu- nu söylüyor. Erdoğan bunun gereği olduğunu açık- layıp, bir elde bavul bir elde davul dolaşıyor. AB'nin Türkiye'ye müzakere tarihi vermemesi ha- linde bunun ne anlama geleceğini de şöyle açıklı- yorlar: Bu durumda AB bir Hıristiyan kulübü olduğunu kabul etmış olacak, Türkiye'yı Müslüman diye alma- mış olacak! Çok tehlikeli bir yaklaşım. Acaba AKP'liler bunun devamında şunu demeye mi hazırlanıyorlar: - Ey Türkiye. bak AB bizi almıyor, gelın Islam dün- yasına dönelim! 6- Ikinci bir şüphemiz de şu: AKP, yüzde 8-10'luk kemik tabanının sabırsızlık- la istediği değişikliklerı yaparken iki temel zemin buldu: Demokratikleşme ve Kopenhag kriterteri! Ne istiyorsa bu iki paketin içine koyuyor... Bu du- rumda insan, yoksa bizimkiler, Tahran, Mekke üze- rinden olmadı, Kopenhag üzerinden gidelim mi, şeklinde plan yaptılar diye sormadan edemiyor. 7- AB ve AKP'nin görünümü ışığında özellikle vur- gulayalım ki; Türkiye. yerini daha kurulurken sapta- dı: Çağdaş uygarlık düzeyi! Bu rotayı, bu düzeyi, kişisel, partisel, kıtasal he- deflere alet etmek düzeysizlık olur! ankcum@ttnet.net.tr Batı basınından Türkiye y ye destek Dış Haberler Senisi - Türkiye'ninAB'ye üyeli- ği ile ilgili tartışmalara în- giliz basınından gelen destek, son olarak Türki- ye muhaliflerinin de katı- lımıyla büyüyor. The Economist: Ingıl- tere'de yayunlanan hafta- lık The Economist, Tür- kiye'nin Avrupa'ya ait bir ülke olduğunu belirterek AR ,",yPgi .ilVPİerp "Tiir- lanması konusunda ikna- ya çalışacaklannı duyur- du. Die Welt: Alman Die Welt gazetesi, Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in, Fransa ve Al- manya'nın ortak karannı, AB Ortak Savunma ve Dış PolitikaYüksek Tenv silcisi Javier Solana'ya sunduğunu yazdı. ikİL Rundi I Baştarafı Arka Sayfada ne yiyenlerden birisi gerçekleştirmiş ohnalıdır. Ama "nane şekeri", nane yiyenlerin şekeri olarak tannı- maz. Daha çok, yolculuklarda başı dönen, midesi bu- lananlar için oyalayıcı, iç ferahlatıcı bir şeker olarak tanınır. "A>ilana linıon bayılana gazoz" gibi canı sıkılana, derdini unutmak isteyene bire bir gelen şe- ker olarak kendisine özgün bir yer bulmuştur. Nane şekerini ikram edecekseniz yanlış anlaşılmamak için durumu iyice inceleyin. Bir sıknıtısı olup da ferah- lamak isteyene nane şekeri ikramınız doğru olur. A- ma zaten ezilmiş birine "ezme" ikram ederseniz ayıp olur. Şeker ikramının da yolu yordamı var. Kâğıttı $ekerler... âğıth şekerlerin en büyük özelliği içinde "ma- *ni"si ohnasıdır. Şekerin kâğıdı açıldığı zaman içinden küçücük kâğıda yazıhmş bir mani çıkar. Inci inci inciyim GüzeUikte birinciyim Aslımı sorarsanız Pilavın pirinciy im Kimi maniler de size aşkın sırlannı açıklar: Güzel kıza bakarsın Ateşini yakarsm Elin çabuk rutarsan Yüzüğü de takarsın Kısmetine böyle bir mani çıkarsa ne yapacağını artık sen düşün: Talihini tepme küser Sırtını dönme gider Neden böyle yaparsın Senin yolunu gözler Şeker Bayramınız tatlı geçsin, dansı Kurban Bay- •"mnıa. kılı Haluk Koç, zirveden çıkan kararla Türkiye'ye haksızlık ya- pıldığmı dile getirdi. SP lideri y g çaba harcadığmı anımsattı. CHP lideri şöyle de\ r am etti:"Bu ka- ruı, çıkaıılnuş yasaların uygula- mp uygulanmayacağını 1-2 yıl bekleyelim ve görelim' demek, tiler, kurgulannı yabancı düş- manlığı üzerine oluşturmuş durumda" dedi. îtalya ve Yunanistan Türkiye'nin avukatı ROMA (AA) - Îtalya Başbakanı Silvio Beriusconi ve Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye'ye 2004'ün ocak ayından önce üyelik müzake- relerine başlanması için tarih verilmesi ge- rektiğini söylediler. Beriusconi ve Şimitis, dün bir araya geldik- leri Roma'daki başbakanlık binasmdaki gö- rüşmelerinin ardmdan ortak basın toplantısı düzenlediler. "Tarih için tarih" olmaz di- yen Beriusconi, "Müzakerelere başlama ta- rihi 2004'ün ocak ayından önce oimalı. Bu- nu geciktirmekTürk halkında hayal lank- hğı yaratır" dedi. Beriusconi "Biz Avru- pa'da Türkiye'nin avukatlanyız" dedi. Simitis ise "AB, Türkiye'nin yanında ol- duğunu göstermeli.Türkiye'ye 2004'ün 0- cak ayından sonraya tarih verilmesi bize göre uygun değil" diye konuştu.. 'Daha cazip bir öneri sunulmair Belçika hükümeti, Türkiye'ye Kopenhag'da Paris ve Berlin'in önerdiğinden daha yakın bir tarih verilmesinden yana tavır almayı ka- rarlaştırdı. Hükümetin, Brüksel'in Türkiye'ye "Berlin ve Paris'ten daha cazip bir öneri" sunmasından yana tavır alacağı bildirildi. ToVima:AB hayırdemeıneli 1 r~ MURAT tLEM ATİNA - Yunanistan'da ya- \ yımlanari To Vima gazetesinde % Rihardos Someriris imzasıyla s çıkan yorumda dorukta Türki- ^ ye'ye "hayır" denilmesi duru- \ munda Türk-Yunan iiişkileri- I nin olumsuz etkileneceğine l dikkat çekiliyor. Yorumda, şu görüşlere yer veriliyor: " Kıb- rıs ve Ege açısmdan olaya bakmak gerek. Bizim için ; önemli olan Ankara ile iuşki- \ lerimizdegerginlikyaşanma- • masıdır.Türkiye'nin şantajcı politika uyguladığı söyleni- yor. Geçmişte biz de bu takti- ,ği uyguladık." | İngiltere: Tarih verilmeli LONDRA (AA) - ingiltere. Türkiye'ye AB'ye tam üyelik görüşmeleri için tarih verilme- sini istedi. İngiltere parlamen- tosunda gazetecilerle önceki gün öğle yemeği yiyen Dışişle- ri Bakanı Jack Straw, Türki- ye'nin AB'ye dahil edilmesi- nin "AvTupanın istikran için değil, dünyanın büyük bölü- münün istikran için çok önem taşıyacağını" söyledi. Stravv, görüşmelerin başlaması için kesin bir tarih verilmeme- si konusunda ortada bir neden olmadığını kaydetti. Stravv, Türkiye 'ye dığer aday ülkelere göre farklı davTanılmaması ko- nusunda da uyanda bulundu. Rasmussen: Bir şeyalacaksınız PARİS (AA) - Danimar- ka'nın Başbakanı Anders Fogh Rasmussen, Türkiye'nin Ko- penhag Zirvesi'nde bir şeyler alacağını söyledi. Rasmussen, Avrupa Konseyi'nin Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye'ye yapaca- ğı teklifin yapısını belirtmek için henüz erken olduğunu söy- ledi. Rasmussen, "Bir yola girmiş bulunuyoruz, bu yolda Ueriemek gerekiyor. Başka al- ternatifımiz yok" ıfadesini kullandı. Türkiye'ye çifte stan- dart uygulanmadığını belirten Rasmussen, "Türkiye, müza- kerelere başlama tarihinin belirlenmesi için kriterleri ye- rine getirmeiidir" dedi. Türkiye'nin yolu çok uzun BRÜKSEL (AA) - Alman- ya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, "üyelik görüşmeleri 2005 yıhnda başlasa bile, Türkiye'nin AB'ye katılmak için önünde çok çok uzun bir yol bulunduğunu" söyledi. Dışişlen Bakanı Yaşar Yakış ile görüşen Fischer, Türkiye'ye AB'ye tam üyelik müzakerele- ri için başlangıç tarihi verilme- siyle ilgili olarak Fransa ve Al- manya arasındaki anlaşmanın, Kopenhag'da yapılacak zirve için iyi bir temel oluşturacağı- nı belirtti. Fischer. ciddi endi- şelerolmasına karşın Fransa ve Almanya'nın teklifinin "den- geü" olduğunu kaydetti. 1 kiye'yi, genişlemekte olan kulüplerine dahil ermekte daha istekli davranmalan" tavsiye- sinde bulundu. The Guardian: Türki- ye'nin AB üyeliğine des- tek verenlere son olarak Türkiye'yi eleştiren tutu- muyla tanınan The Guar- dian da eklendi ve gazete AB'ye "Türkiye ve biz (Avrupa) aynlamayız" uyansında bulundu. Av- rupa'nm bir fikrin adı ka- bul edilmesi halinde, Tür- kiye'nin de bu fikrin bir parçası olduğunu belirten The Guardian gazetesi başyazan, "Aslında Tür- kiye söz konusu oldu- ğunda farklı tutumlar takınmak Avrupa'nın Jüstinyen'den beri yap- tığı bir şeydir" dedi. The TÎmes: Gazete, Türkiye'nin AB'ye gir- mesinin engellenmesi ha- linde, bunun Islam dün- yasını kızdıracağına dair AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan tarafindan yapı- lan değerlendirmeye dık- kati çekti. Financial Times: Ya- yunladığı geniş haberde, AB içindeki gelişmelere yer verdi ve Almanya ile Fransa'nın AB liderlerini 1 Temmuz 2005'te Türki- ye ile görüşmelere baş- hau gazetesinin "AB Türkiye'yi bekletiyor" başlığıyla verdiği haber- de ise Chirac ile Schrö- der'in Türkiye konusun- daki üzlaşmasının, "mü- zakereler için kesin şe- kilde bir tarih belirle- meden Türkiye'nin AB üyeliği isteğine karşılık verme anlamına geldi- ği" ifade edildi. Frankfurter Allgeme- ine: Frankfurter Allgeme- ine gazetesi Türkiye'nin, uzun bir bekleyişten son- ra AB'ye girme şansınm ilk kez bu kadar yüksek olduğuna dikkat çekti. DerTagesspiegel gaze- tesinin sorulannı cevap- landıran Fransa Yeşiller PartisiAvrupa millerveki- li Daniel Cohn-Bendit, AKP'nin, Alman CSU partisi benzeri bir "îs- lamcı Sosyal Birlik Par- tisi" olması halinde, bu- nun AB için de büyük bir firsat olacağını ifade erti. Bendit, "İslamiyet, Av- rupa'nın ikinci dini ol- muş durumda" dedi. AJman Haber Ajansı (DPA), Fransa-Aknanya zirvesiyle ilgili yorumun- da, belirli şartlara bağh kı- hnmasına ragmen "Tür- kiye'nin üyeliğinin has- sas bir konu olmayı sür- dürdüğünü" belirtti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog