Bugünden 1930'a 5,439,331 adet makale



Katalog


«
»

6ARALIK2002CUMA + CUMHURİYET SAYFA DİZt İNSANIN SERÜVENİ TURHAN SELÇUK ELİZAP£T CrEiSt KAl-Dl VE BEJ. Aytv/KİEDÜHJSP TA3İA.ÎİI î MSAUU* A^A$ ıN PA AYiB/tf( KAHÎKÂJLAD2 KACIRALAHI TEKMÎLİ BÎRDEN Asü şehir: ttan ı'iiML Dünyanm başkentı • New York'un 'city' adı verilen finans, kültür ve sanat merkezi Manhattan, Amerikan yerlilerinden 24 dolara satın alındığı 1625'tenbuyana ABD'nin en gözde bölgelerinden biri. Broadvvay, Empire States binası, Chinatovvn, Central Park, Birleşmiş Milletler, Wall Street gibi kentin en bilinen mekânlan Manhattan'da yer alıyor. •i Ipek Yazdani 2 Manhattan, Nevv York'un "dty" yani "şehir" adı venlen, ABD'nin, hatta dünyanın kalbinin attığı finans, kültür ve sanat merkezi. Bugün, bir oda kirasının bile yüzlerce, hatta bin- lerce dolardan başladığı Manhattan, 1625'te adaya gelen Hollandalı aile- lerin lideri Peter Minuit tarafından Amerikan yerlilerinden 24 dolara sa- tın alınmış. Broadvvay, Empire Sta- tes binası, Chinatovvn, Central Park, Rockefeller Center, Birleşmiş Mil- letler, Wall Street gibi New York'un en çok bilinen mekanlan burada yer alıyor. Beşinci Cadde, Park Avenue ve Lexington'da gezerken sadece New York'un değil, belki de dünya- nın en büyük ve ve en pahalı mağa- zalannın önünden geçiyorsunuz. Görkemli Grand Central Terminal (Büyük Merkez lstasyonu)'ndan dı- şan adımınızı attığınızda, Manhat- tan'ın göbeğıne, meşhur 42. Cad- de'ye çıkıyorsunuz. Manhattan cad- delerinde, sağınızdaki- solunuzdaki binalara ve insanlara bakmaktan do- layı adeta büyülenmiş gibi yürürken, her an yolunuzu kaybedebılirsiniz. Ama merak etmeyin, Manhattan'da Broadvvay hariç caddeler ve sokak- lar ızgara şeklinde birbirine dikey ve paralel olduğundan burada kaybol- manız neredeyse ımkansız. Restoranlar cennetl Dünyada hiçbir kentin yemek çe- şitliliği ve zevki konusunda New York'la boy ölçüşemeyeceği söylen- tilerini, aralannda dünyanm en ünlü şeflerinin çalıştığı şık ve pahalı res- toranlardan ucuz fast food'çulara ka- dar şehirde bulunan binlerce restoran doğruluyor. Burada dünyanın hemen hemen tüm mutfaklannın en özel ye- meklerini tatmanız mümkün. New York'ta sosyal ilişkiler, özellikle de ikili ilişkiler, genelde "birtikteyeme- ğeçıkarak" başladığından, restoran- lar aynı zamanda sosyal hayatın da önemli birer parçası haline gelmiş. Kentin "sokaksaacılan" konusunda ise Istanbul'dan arda kalır yanı yok, meşhur "hotdog" (sosisli sandviç) tez- gâhlanndan sabahlan kahve ve "ba- gd" (susamsız halka simit görüntü- sünde ekmek) satan arabalara, aya- küstü Çin yemeği satanlardan dü- rümcülere kadar her türlü "sağlıksız Yıldızlam yasak meydan Kocaman binalar, görkemli ışıklı panolar, devasa neon tabelalar, tiyatro ışıkları, kalabalık insan topluluklan, kısacası kocaman, rengarenk bir dünya: Times Meydanı. New York'un nabzı, kimilerine göre "büvüklüğüyle insanı yutan", kimileri göre ise "büyüleyen'' bu meydanda atıyor. Şair Ezra Pound. bu ışıklı tabelalar için "Onlar bizim şiirimiz, öyle istedik ve yıklızlan yeryüzüne indirdik" demiş. Tabelalar yıldızlann yerini ne kadar tutar bilinmez ama Times Meydanı geceleri o kadar renkli ve ışıklı ki, buradan yıldızlan görmenin imkansız olduğu biliniyor. Meşhur Broadvvay müzikallerinin çoğu, yine Times Meydanı'na açılan sokaklarda perde açıyor. ama \ezzetiaT yemek ihtiyacınızı so- kaktan karşılayabilirsiniz. wall street. esklsl kadar parlak deflll Amerika'nın finans merkezi Wall Street'te bir fast food'cudan sandviç almak isterken. sandviççi benim yi- yebileceğimin iki katı büyüklükte bir sandviç uzahyor. Kendisine "Bu çok büyük" dediğimde tam da Wall Street'in ruhuna uygun bir cevap ya- pıştınyor: "Bu Amerikan boyu." Wall Street"te de kocaman binala- nn arasında, binlerce insan, dünya ekonomisini etkileyen paralan yöne- tiyorlar. Nevv York borsasmın yük- seliş eğilimini simgeleyen meşhur bo- ğa heykelinde noktalamak üzere de- niz kenanndaki Battery Park'tan yü- rüyüşüme başlıyorum. Burası haya- tını sokaktan kazananlar-sokak sa- tıcılan, ressamlar, sokak çalgıcılan- ile turistler için tam bir çekim mer- kezi. Portre çizen ressamlar, Nevv York kaligrafileri, Özgürlük Anıtı heykelcikleri, Çin Alfabesi'ndeki harfleri süsleyerek isminizi yazan yaşlı Çinli ressamlar, Özgürlük Anı- tı'na tunst taşıyan feribotlar. Önce- den Dünya Ticaret Merkezi 'nde olan "The Sphere" (Küre) adlı heykel de kuleler yıkıldıktan sonra Battery Park'a getirilmiş. Wall Streefte çalışmak ise artık es- kisi kadar "parlak" bir durum değil. 11 EylüFden önce başlayan ve 11 Eylülle tavana vuran "ekonomik düşüş", buradaki finans merkezle- rinde çalışan binlerce kişinin işsiz kal- York'ta geçirmesi için uçak bileti alabilecek kadar rahat para harcadı- ğını anlatıyor. Yazı, ekonomi ve bor- sadaki düşüşün ardından kendisinin ve kendisi gibi binlerce çalışanuı da birdenbire nasıl "düşüşe" geçtikle- rinı anlatarak sürüyor: "Bu öyle bir kınlma noktasıydı ki, tasamıfyaparakfasui>'eyediğimizve evimize kirayı paylaşacak birini ara- dığuıuz bir düşüşten çok öte, arökya- şamak için ebeveynlerimizin yanına geri dönmek mecburiyetinde kaldı- ğunız bir düşüştii bu." Central Park New York'ta yaşayan milyonlarca insanın şehirde "Nefes alabileceği" en önemli ve en büyük park, özel- likle haftasonlan Nevv Yorklular'ın akın ettıği "CentralPark.'" Kentin tam ortasında dikdörtgen şeklinde bir alana yayılmış Central Park, düz ve yeşil bir alandan ibaret değil. için- de yüzlerce değişik tür ağaç ve bit- kinin yanısıra göller, küçük tepecik- ler ve bayırlar da bulunan bir "va- ha'. Amerikalılar'ın 1859'dayaptı- ğı park, joggingciler, kaykaycılar, bisikletçiler, rollerblade'ciler, kitap okuyanlar, güneşlenenler, resim ya- panlar, model gemi yüzdürenler, uçurtma uçuranlar, futbol oynayan- lar, aşıklar, kısacası şehrin karmaşa- sından kurtulup "nefesahnakisteyar herkes için bir "nimet" YARIN: Harlem. Oueens, Brooklyn, Cadılar Bayramı masına neden olmuş. Geride kalan lar ise her an "işsiz kalma" teh- likesiyle karşı karşıya. Nevv York'un "marjinal" dergi- lerinden Vice'da çıkan bir yazıda, eski bir yuppie, 1997'deyılda80bindo- lar kazamp San Fran- cisco'da hoşlandığı bir kıza haftasonunu Nevv Kentin hemen her yeri, özellikle de metroyu dolduran sokak müzisyenleri New York'un alameti farikası Sokağuı sesidir, şehrin ruhuna iyi gelenNew York'ta kentin hemen heryeri, özellikle de metro istasyonlan, bir yandan hayatlannı ka- zanırken bir yandan da şehrin ruhunu zengin- leştiren sokak müzisyenleri, dansçıları ve per- formansçılanyla dolu. Tekno müzik eşhğinde cad- delerde "break dance" yapan zenciler, çoğun- tuğunu yaşlı zenci müzisyenlerin oluşturduğu "caz orkestralan". Latin müzik gruplan, cansız man- kenlerle tango yapanlar, pandomimcüer, canlı heykeller, viyolonistler, tumbacılar, perküsyo- nistler, kısacası Manhattan"da sokak sanannın he- men her türüyle karşılaşabilirsiniz. Metro, Istanbul'u aratmayan Nevv York trafi- ğine takılmadan yolculuk yapabileceğiniz en rahat ulaşım aracı olmasmın yanısıra, Nevv York'taki insan çeşitliliğindeki renkliliği gör- meniz açısuıdan da önemli bir unsur. Lexington'dan trene bindiğim bir gün, istas- yonda Güney Amerikalı olduklan her hallerin- den belli, "Nazca" adh iki kişilik küçük orkest- ra "Ruhani müzik" yapıyordu. Hiçbirşeye aldır- mayan genç siyahlar yanlanndan gülerek geçip gidiyor. bir köşede iki sevgili öpüşüyor, her za- man acelesi olan yuppie'ler saatlerine bakıp du- ruyordu. Benim gibi birkaç kişi ise yüzlerinde memnun bir ifadeyle istasyondaki müzisyenle- ri dinliyorduk. Nevv York'taki binlerce şarkıcı, ressam, oyuncu, sanatçının yüzlerinden okunan "tutunma nıücadelesiıım'' izleri onlann yüzün- de de görülüyordu. Trene bindikten sonra birden karşımda üstü ba- şı \irtık, bir kolu alçıda, dişsiz bir adam belirdi. "CHamaz" diye geçirdim içimden, çünkü Istan- bul vapurlanndaki "Abflerim, abialanm, hasta- neden yeni çıktım, memlekete dönecek param yok" tayfası. dünyanın bir ucunda \ine karşıma çıkmıştı. Ama belli ki buradakiler bİ2imkilerden daha profesyonel çalışıyordu -insan psikolojisi- ne nasıl hitap edeceğini biliyormuş gibi bir hali var karşımdaki- nin-: "Bunuyap- mak inanın be- nim için de çok zor" diye söze başladı, uzun bir aranağmeden sonra ise sözünü şöyle tamamla- dı: "Benim gibi insanlara >ardnn ederek ruhunu- zutemizfemekis- temezmisiniz?.'" DUZYAZI ORHAN BlRGİT HamakatktidarOlıırsa Islam âlemi, sadece "bayram" demekle yetinme- yi sevmiyor. Ramazan ve Kurban bayramlan gibi ken- di dünyasının iki önemli olayını dile getirirken onlann kutsallığını da öne çıkarmaya dikkat ediyor. Bu ne- denle de bayramdan söz ederken Arapça mübarek sözcüğünü öncelikle kullanmaya özen gösteriyor. Dün başlayan mübarek Ramazan Bayramı'nın "şe- refe gecesi"r\öe, ülke yöneticılerinin düpedüz ha- makati yüzünden, az kalsın bir felaket, kapımızın önüne getiriliyordu. Türkiye'yi gerçekten Avrupa Birliği'ne alabilmek için mi yanştıklan yoksa bir bayram şekeri göstere- rek, küçük çocuklan sokağın tenha ve karanlık kö- şesine götürmek isteyen gözü dönmüş kriminal va- ka sahiplerini mi andınrcasına Ankara'ya üşüşmüş ola- bilecekleri tartışılacak birdüzine önemli konuğun şa- tafatlı sözlerinın karşısında şaşırmış olan yöneticile- rimiz, hem de Dışişleri Bakanımızın ağzından dün- yaya, Türkiye'nin bir Irak savaşı sırasında tüm üsle- rini ABD emrine açacağını söyleyiverdiler. Düşününuz, ülkenin savunmasından bire birsorum- lu Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanlannın böylesi- ne cömert ve bol keseden bahşişler karşısında şa- şırmamalan elbette mümkün değil. Keza yine ülke- nin dış politikasının sorumlusu Dışişleri bürokrasisi de ancak televizyon haberierinden öğrendiği bu em- rivakiye ne tür bir yanrt verebileceğini belirteyinceye kadar kim bilir kaç deve hendek atlayacaktır. Dün sabah bayram kutlamasına gelen bizim apart- man görevlisi, bu tatsız açıklamanın asıl sahibinin Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış olduğuna inanmayan- lardan. Ali'ye göre o işin ardında, AKP'nin ızlediği si- yaset oturuyor. ABD Dışişleri ve Milli Savunma Bakan yardımcıla- nnın ani Ankara baskını tam gerçekleşirken yazılı medyaya el altından sızdınlan ve Başkan Bush'un Erdoğan ı Beyaz Saray'da ağırlama isteğıni içeren haberler öyle anlaşılıyor ki, AKP liderliğinin başını fazlasıyla döndürmüştür. Sadece Başbakan Abdullah Gül'ün kişiliğini de- ğil, ülkenin bütün yerleşik düzenini de çiğneyecek öy- le bir daveti Türkiye'deki iktidar partisi lideri büyük bir coşkuyla kucaklarken karşılığında Pentagon'un da "Siz de aynı günlerde işgalci askerierimize evsa- hipliğiyaparsınız" koşuluna göz kırpmadan evet de- miş olmalılar. Allahtan Türk Genelkurmayı uyumuyor ve yine Al- lahtan Türk Dışişlerı'nin kendi içlerinden yetişmiş ve bugün ülkenin Dışişleri Bakanı sıfatıyla kırmızı plaka- lı bir makam otomobiline inip binerken fotoğraflan çe- kilen kişiye rağmen 80 yıllık kurulu düzenlerini birkaç haftada bozabilmek kolay değil. Bu nasıl yalanlama ki? Öyle olmasaydı Genelkurmay Ikinci Başkanı Or- general Yaşar Büyükanıt'ın, adaşı Yaşar Yakış'ın kırdığı potun düzettilmesini sağlamak amacıyla yap- tığı açıklama pasını alıralmaz Dışişleri Bakanlığı an- cak Ripley'in "Isterlnan IsterInanma" kitabına ge- çecek bir düzeltme yapar ve "Dışişleri Bakanı'nın sözleri Türkiye'nin taahhüdü değildir" demek zo- runda kalır mıydı? Düşünebiliyor musunuz? Bakan olarak üstelik ya- şamsal bir konuda açıklama yapıyorsunuz. Önce devletinizin Silahlı Kuvvetieri sizi, sizin beceremedi- ğiniz kadar bir diplomatik söylem ile tekzip ediyor. Da- ha sonra da.. Evet, daha sonra da her sabah bakan kimliğiniz ile girip çıktığınız kurumunuzdan resmi bir açıklama ya- pılarak "Söyledikleri ülkenin taahhüdü değildir" de- niliyor. Allah hiç kimseyi Yaşar Yakış'ın durumuna düşür- mesin. Şoförünüz makam aracınızın kapısını açarken, özel kalem müdürünüz sabahlan hoş geldiniz derken, bü- rokratlannız kriptolan sunmak amacıyla çalışma oda- nıza girip çıkarken acaba hakkınızda neler düşünüp de söyteyemiyorlar? Ya yabancı meslektaşlannız? Yaşar Yakış dün de Brüksel'de idi.. ikili temaslar yoluyla olsun toplu konferanslar aracılığıyla olsun ağzını açıp bir şeyler söylemek için gittiği bu toplan- tıda, muhataplan, "Türk Dışişleri Bakanı konuşma- sına konuştu ama acaba bakanlığı bu konuda ne di- yecek?" endişesine kapılmamış olabilirier mi? El âlem sizin bir ülkenin Dışişleri Bakanı olduğu- nuzu sanarken AKP Genel Başkanı'nın emrivakileri- ne sözcülük yapmak durumunda kaldığınızı nere- den bilecek ki? Çünkü "sahibinin sesi" markalı gramofonlar mü- zelere kaldırılalı belki yanm yüzyıldan fazla zaman geçti. Faks: 0212- 677 07 62 obirgit@e-kolay.net WHO, tehdit unsurlarım açıkladı Sağhkhyaşam için eylemphnı çağnsı ANKARA (AA) - Dünya Saghk Orgütü'ne (WH0) göre, "zayıfhk, korunmasız cinsel iUşld, yüksek tansiyon. tütün, aDioLsağhksEsu,hırzıs- sıhha,yüksek kolesteroL demir eksiküği ve obezi- te" sağlığı tehdit eden 10 temel sorun. Önlem alınmazsa 2020'ye ka- dar, bugün 5 milyon olan tütünden kaynaklanan ölümün 9 milyon, 3 mil- yon olan aşın kilo ve obezitenin neden oldu- ğu ölümün 5 milyon ola- cağı tahmin ediliyor. Dünya Sağlık Rapo- ru2002'deyeralan''sağ- hk tehdhkrini önleme, sağhkh yaşamı iyileştir- me nedermde", dünyada- ki hastalığa, sakatlığa ve ölüme karşı bazı temel küresel tehditler tanım- lanarak, bu tehlikelerin bölgeden bölgeye kesin etkileri ve bu tehditleri azaltmak için uygulana- bilecek modellere yer verildi. Raporda, yoğun çalış- ma için seçilen 25'ten daha fazla önlenebilir sağlık tehdidinden kü- resel çapta en önemli 10 tanesi "Zaymık,korun- maazdnsdiBşki, yüksek tansiyon, tütün, alkol, sağhksız su. hıfassıhha, yüksek kolesteroL demir eksikliği veobeate" ola- rak sıralandı. Rapora göre, bu sağ- lık tehditlerinin hepsi, dünya çapında her yıl meydana gelen 56 mil- yon ölümün yaklaşık yüzde 40'uıı ve sağlıklı yaşam yılı kaybınuı üç- te birini oluşturuyor. Ra- pora göre, fakir ülkeler- deki yaklaşık 170 milyon çocuk, özellikle besin ihtiyacı nedeniyle düşük kiloluyken, orta ve yük- sek gelirli ülkelerdeki 1 milyondan fazla genç aşın kilolu veya obez. Kuzey Amerika ve Do- ğu AvTupa'da yaklaşık yanm milyon insan her yıl aşın kilodan (obezi- te) kaynaklanan hasta- 'ıklardan ölüyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog