Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 29 ARALIK 2002 PAZAR HABERLER DUNYADA BUGUN ALİ StRMEN Anı ve Tarih Sevgili, Iki hafta önce, 1986 güzünde, Melih Cevdet Anday'ın Muğla'nın Karabağlar mevkiinde, bir dostlar sohbetinde sorduğu soruyu nakletmiştim. Melih Bey birden şunu sormuştu: - Mesela bu an tarihe geçecek mi? Tarihe değilse bile anı yazılanna geçti. Belki orada bulunanlardan biri, anılannı kitaplaştınrsa, herhalde "kişisel tarihe" de geçecektir. Evet anı kitabı, "kişisel tarih" tir. Bu noktada, ilk bakışta haklı görülecek bir sav ileri sürülebilir vetarihin incelenmesinin nesnel ol- ması, belgelere dayanması gerektiği, oysa anı- nın kaçınılmaz olarak öznelliğe düşeceği söyle- nebilir. "Tarihi özneleryazmaz, yazmamalı" denebilir. Her şeyden önce, kimi zaman tarihin de öznele- ri tarafından yazıldığını antmsatmak isterim. Bu- nun bizim açımızdan en çarpıcı ömegi "Nutuk'tur. Yalnız bize özgü bir olay değil. Churchill ve De Gaulle gibi liderler de anılannı. hem de çok par- lak bir üslup ile, kaleme almışlar, bu eserler ta- rihçilere kaynak oluşturmuştur. Aynca, Nadir Nadi gibi, anılannda mizahın ve eleştirinin oklarını kendisine yöneltecek olgunlu- ğa ve büyüklüğe sahip anı yazaıian da var. Bu arada, Attan Öymen'in son yapıtı "Bir Çocuk Bir Kitap", nesnelliği korumaya çalışan anı ile tari- hin enfes bir beraberliğini oluşturuyor. • • • Son günlerde elimde iki anı kitabı var. Birincisi Deniz Kavukçuoğlu'nun Doğan Ki- tap'tan çıkan "Alageyik Sokağı Bir Liman mıy- dı?" adlı yapıtı. Roman, anı ve tarihin iç içe geçtiği, gerçek bir kişisel tarih. Anılann ilk bölümü, o zamanlar roman deyimi- ni bilmediğimiz için, biraz da, ırkçı bir aşağılama- yı içeren biçimde, "Ç/ngene" diyeadlandmrken, farkına varmadan aslında kendimizi aşağıladığı- mız Mahmut ile ilgili. Aradan geçen kırk yıla yakın süreden sonra ben de Mahmut'u ve anasını tanıdım. Hani bir gün sokaktan geçse, "Işte Mahmut bu" diyeceğimi sandım bir an ve sonra birden uyan- dım. Onu sokakta görsem de tanımama imkân yok- tu. Çünkü benim 2002'detanıdığım Mahmut, kırk yıl öncesinde yaşayanı idi. Şimdi o yoktu ki, gör- sem tanıyayım. Artık Gelibolu'ya yerleşmiş olan ve pek muh- temeldir ki, babası ve ağabeğiyle açtıklan kah- vehaneyi kendisi ışleten Mahmut ile zayıf, nahif bir mekteplı efendi Deniz Kavukçuoğlu ile Istan- bul'un ikinci sınıf genelev sokağındaki asmalı kahvehanede tanışan, sonra onunla iki gün sü- reyle kırk yıl öncesinin Modası'nda dolaşan, ba- basının yanında hurdacılık yapan Mahmut'un davranışlan bile aynı olamaz ki, onu hal ve tavn- dan tanıyabileyim. • • • Ama Deniz'in, okuduğumda beni hiç şaşırta- mayan, usta birromancı biçemiyleanlattığı Mah- mut, benim anılarımda gerçekte yer almasa bile almış kadar canlı bir motif olarak kalacak aklım- da. Pek uçan, haylaz bir okul arkadaşım, bir gün, bana hayatının en büyük, en gerçek en unutul- maz haz anının Martine Carole ile birlikte yata- ğa girdiği ve ne yazık ki, sonuna varamadan, kalk zili ile uyandığı rüya olduğunu, o rüyanın birçok gerçekten daha canlı olarak ömür boyu aklında kaldığını anlatmıştı. - Vaay be demiştim, ben iki adım ötende hor- larken, meğer neler oluyormuş da... Birlikte gülmüştük. Deniz Kavukçuoğlu'nun anılannı elimden bıra- kamadım. Bundan böyle de sık sık yeniden ka- nştıracağım sayfalan. Aramızdaki birkaç yaş farka karşın, aynı zaman- da, aynı mekânda yaşayıp, aynı insanlan tanımış olmamızın, yani bir paylaşılmış veya yan yana ya- şanmış anılann olması kitaba bağlanmama ne- den olan etkenlerden biri olduğu doğru. Ama yalnız o değil. Deniz Kavukçuoğlu aynı za- manda, yaşadığı mekânın binalannın, hatta Ah- met Muhtar Paşa Konağı'ndan, bugün müze olan Sabancılar'ın Emirgân'daki köşkünün bahçesine tebdil-i mekân eyleyen, at heykelinin bile tarih- çesini, içine yüreğini ve nostaljisini koyarak an- latıp, aynı zamanda, Istanbul'un hızla değişen çehresinin garipliklerini yakalayarak anlatmış. Anının roman ve tarihle el eleliğinin çok çarpı- cı ömeği olan "Alageyik Sokağı Bir Liman mıy- d/?"yaşamımın, en nostaljik limanlanndan biri ol- du çıktı. İkinci kitabı, Orhan Karaveli'nin "Tanıdığım Nâzım Hikmet"\n\ de yine aynı konuyu irdeleyerek haftaya ele alalım Sevgili. AİHM'de tazminat kazanmıstı Bayrak'uı kitapları yine toplatıldı ANKARA (Cumhu- riyet Bürosu) - Yazar Mehmet Bayrak'ın "KiirtMüziğL, Danslan ve Şarkdan" ile "Geç- mişten GünümüzeKiirt Kadını" adlı kitaplan Ankara Devlet Güvenlik (DGM) Mahkemesi ta- rafindan toplatıldı. Ankara 1 Nolu DGM'nin Yedek Oyesi Rüstem Çfloğhı tarafın- dan toplatma karannda kıtabın. "Kitaplannmev- cut haliyle, Türkiye Cumhuriyeti'nin ülked ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı hedef alan ibareter içer- dBğj" belirtildi. Daha önce hakkında, benzer çalışmalan ne- deniyle verilen mahkû- miyet karan için Avru- pa Insan Haklan Mahke- mesi'ne (AÎHM) başvu- ran Bayrak, Türttiye'yi 11 bın Euro tazminat ödemeye mahkûm ettir- miş, hükümet AÎHM'ye gönderdiği bildirgede. yasalann anti-demokra- tik olduğunu kabul ede- rek, hızla düzeltileceği- ni bildirmişti. Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer: YÖK tartışması ülkeyi olumsuz etkiler Rektörler seçimle belirlensin• YÖK Başkanı Gürüz ile hükümet arasındaki tartışmamn yükseköğretimi olumsuz etkileyeceğini belirten Dinçer, üniversitelerin bölünmesinden yana olduklannı ancak rektörlerin seçimle belirlenmesi gerektiğini söyledi. Dinçer, sadece imam hatip liselilerin istediği bölümü tercih edebilmesi çabasmm ise haksızlık yaratacağını söyledi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaad- din Dinçer, Yüksek Öğretim Kuru- lu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz ile hükümet arasındaki ger- ginliğin yükseköğretimi olumsuz et- kileyeceğini ifade ederek "Gürüz- AKP arasındaki tartışma yükse- köğretimde atılacak adımlan olum- suz etkiler, sorunlarm üzerini kapa- ür" dedi. Dinçer, üniversitelerin bölünmesinden yana olduklannı, ancak rektörlerin seçimle belirlen- mesi gerektiğini de söyledi. Dinçer, dün beraberindeki öğre- tim üyeleriyle birlikte Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu'yu maka- mında ziyaret etti. Yaklaşık 1 saat süren görüşmenin ardından Eği- tim-Sen Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenleyen Dinçer, Ba- kan Mumcu'yla yükseköğretimin sorunlan ve Gürüz-AKP tartışma- sı üzerine konuştuklannı söyledi. 'Eğitim - Sen YÖK'e karşı' Tartışılan konunun Eğitim-Sen'i de ilgilendirdiğini belirten Dinçer, Mumcu'ya tüm eğitim kurullan- nın temsilcilerinin katılacağı bir kurultay yapmayı teklif ettiklerini ve olumlu yanıt aldıklannı kaydet- ti. Dinçer her zaman için somut çö- züm üretenden yana olduklannı da vurgulayarak şunlan söyledi: "Tarnşmalar biraz da Gürüz'ün kaprislerinden ve yer kaygısından kaynaldanınaktadB-. Eğitim-Sen her zaman için YÖK'e karşuhr. YÖK hükümeün programmdaolduğu gi- bi sadece koordüıasyon kurulu ol- mamah, tamamen kakhnbnahdır. Aym zamanda üniversiteler bölün- mefi, ancak rektörler seçimle başa getaıeüdir." 'Herkes kendi bölümünü seçsin' Aleeddin Dinçer, sadece imam hatip liselilerin üniversitelerde is- tediği bölümü tercih edebilmesi ça- basının ise haksızlık yaratacağını söyledi. Mesleki eğitim gören her öğrenci- nin üniversıtede kendi bölümünü ter- cih edebilmesiyle eşitlik sağlanaca- ğını vurgulayan Dinçer, "tmam hatiplilerilahi- yat fakültesini. ifiğermesleki b- seferde kendibö- lümiinün mesle- ki alanını seçerse eşitiiksağla- nır" dıye konuş- tu. . raşarmacı Hasan Aydm'la birlikte ödül alan eski Yargrtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş: "Emperyaiist devtetfer ne yapıp yapıp bizi bu Irak savaşma bulaşûracaklar" dedL(Fotograf:-AA) Turan Dursun Ödüileri sahipLerini buldu İSTANBUL (AA) - Eski Yar- gıtay Cumhuriyet Başsavcısı \a- ral Savaş ve araştırmacı Hasan Ay- dm'a, "Turan Dursun tnceleme veAraşarmaÖdülü" verildi. Sa- vaş ve Aydın, ödüllerini, lstiklal Caddesi'ndeki ttalyan Opera Sa- lonu'nda düzenlenen törende, ay- nı zamanda yanşmanınjüri üye- si olan Prof. Dr. CahitTanvol'un elinden aldılar. Törende bir konuşma yapan Vural Savaş, ödüle değer görülen "Irtica ve Bölücülüğe Karşı Mi- htan Demokrasi" adlı kitabıyla birlikte 3 eserinin daha bulundu- ğunu belirterek şunlan söyledi: "Bu 3 kitap da gerek irtica, ge- rek bölücülüğün, gerekse iktisa- di çöküntünün arkasmdaemper- yalist güçlerin olduğunu kanıfla- maya yönelikti. Bu kitaplar şimdi daha bir an- lam kazandL Bu kadarseçkin bir heyet tarafindan değerlendirilip ödüle layık görülmesi beni mem- mınettLT ABD'nin Irak'a yönelik olası müdahalesi hakkında düşünce- lerinin soruhnası üzerine Vural Savaş, önceki gün MGK tarafin- dan tavsiye edilen kararlann ha- yata geçirilmesi dileginde bulun- du. Savaş, bu gibi durumlarda em- peryalist güçlerin daima başan ka- zandığım ileri sürerek "Emper- yanstdevletter ne yapıp yapıp bizi bu Irak savaşma bulaşûracaklar'' dıye konuştu. Atatürkçü kişiliğiyle tanınan Dündar Soyer 82 yaşında yaşamını yitirdi Soyer yann toprağa veriliyor tZMtR (Cumhuriyet Ege Bürosu) - Izmir Ticaret Odası'nın eski başkan- lanndan, aydın kişiliğiyle tanınan Dün- dar Soyer (82) önceki gün geçirdiği kalp knzi sonucu yaşamını yitirdi. Iz- mir Ticaret Odası'nın uzun yıllar baş- kanhğuu yapan Soyer, son olarak AKP iktidannın laik cumhuriyete yönelik ıçerdiği tehditlere vurgu yaparak cum- huriyet yurttaşlannı birlik olmaya ça- ğırmıştı. tzmir Ticaret Odası'nın 16 yıl baş- kanlığını yapan, ilk Tüketici Haklan Yakfı'nın kuruculan arasında yer alan ve Atatürkçü kişiliğiyle tanınan So- yer, cuma akşamı böbrek yetmezligi te- davisi gördüğü îstanbul Florence Nigh- tingale Hastanesi'nde geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Cenazesi yann Iz- mir'e getirilecek olan Soyer için saat 11.00'de tzmir Ticaret Odası önünde tören düzenlenecek. Vasiyeti üzerine Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı'nın önünden geçirilerek Alsan- cak Hocazade Camii'ne getirilecek olan cenaze, burada kıhnacak öğle na- mazının ardından Kokluca Mezarlı- ğı'nda toprağa verüecek. 1920 yüında Îstanbul'da doğan, Ata- türk'ün silah arkadaşı ve eski Izmir Valisi Refik Soyer'in oğlu olan Dün- dar Soyer, Galatasaray Lisesi'ni ve Mülkiye'yi bitirdi. Bir süre kayma- kamlık yaptıktan sonra îzmir'e yerle- şen Soyer, sanayiciliğe başladı. 16 yıl süresince Izmir Ticaret Odası 'nın baş- kanlığuu yapan Soyer, kentin ekono- mi hayatına yön veren isimlerden bi- risi oldu. 27 Mayıs 1960'tan sonra kurucu meclis üyeliği yapan Soyer, 12 Eylül 1980'den sonra danışma kurulu üyeli- ği üstlendi. Bu sırada Tüketici Kanu- nu'yla ilgili çahşmalar yaptı ve ilk kez Tüketici Haklan Vakfı'nı kurdu. Atatürkçü düşüncelerinden ödün ver- meyen Soyer, REFAHYOL dönemin- de Alsancak'a kurduğu dev çadırda, hükümetin laik cumhuriyetin kazanım- lanna karşı sürdürdüğü politikalannı eleştirdi. "Bir Develüasyondan Diğerine" ve "Cumhuriyetle Adnn Adım Olaylar ve Amlar" isimli iki kitabı bulunan Soyer 82 yaşındaydı. Eski Bakan Necdet Tekin: Hükümet tehdit ediyor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Eski Milli Eğitim Bakanı Necdet Tekin, hükümetin yükseköğretime karşı aldığı tavnn üniversiteler için tehdit unsuru içerdiğini belirterek "Hükümet rektöriere aba alündan sopa gösteriyor" dedi. Rektörlerin, "Acil Eylem Plam'na" karşı aldığı karann arkasında olduğunu belirten Tekin, "Rektörlerce yayunlanan bildiri tedbir amaçhdır. Rektörlerin aldığı karar hakh ve yerindedir. Cniversitelef kendilerini olumsuzluk ve tehditlere karşı korur" diye konuştu. Tekin, Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu ve diğer hükümet üyelerinin yaptıklan açıklamalarla rektörler ve YÖK'e "aba alündan sopa gösterdiğine'' dikkat çekerek şöyle konuştu: "Tabn ki YÖK Yasası değiştirilir, ancak bunu kendi başınıza yapmazsınız ilgililerie konuşursunuz. Benim dönemimde de YÖK'le birçok sorun yaşandı. Birkere sorunlannız somut olmalı. Eğer sürekli benim bu kurumdan şikâyetim var, şunu istemiyorum derseniz o iş başınıza ekşir." Kendisinin çözmek istediği sıkıntılann sadece bir kesimi değil, tüm öğrencileri ilgilendirdiğini \iu-gulayan eski Bakan Necdet Tekin sözlerini şöyle sürdürdü: "Benim istediğim, Öğrenci Seçme Smavı'nda ortaöğretimin her sınıfindan sonı sorulmasım sağlamakü. Yani reel, elle tutulur bir şeydL" • Rektörlerin, "Acil Eylem Planı'na" karşı aldığı karann arkasında olduğunu belirten Necdet Tekin, "Hükümet rektöriere aba altından sopa gösteriyor" dedi. IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@mynet.com oralcalislar@yahoo.corr Sudan'dayıllardır kanlı bir iç savaş sürüyor. Bu savaştan en çok da ka- dınlar etkileniyor. Samira Ahmed, Sudanlı bir kadın profesör. Savaşan erkeklere karşı kadınlann seks boy- kotu yapmasını öneriyor. SamiraAhmed, yoksul bir ülke olan Sudan'da kadınlan örgütlemeye ça- lışıyor. Bu ülke aynı zamanda erkek egemenliğınin çok güçlü olarak yaşan- dığı bir yer. iç savaşta iki rnilyona ya- kın insan yaşamını yitirdi. Ülkenın ku- zeyi Müslüman, güneyi ise Hıristiyan. Bu ayrılık dinsel çatışmaları da bera- berinde getirdi. Sudan'ın güneyindeki Yukarı Nil bölgesinde kadınlar Samira Ahmed'in önerisiyle harekete geçiyorlar. Çatış- malann merkezinde yer alan Lou ve Jekany kabilelerine mensup 20 ka- dar kadının başlattığı hareket, kısa sürede binlerce kadının destegıni alı- yor. Başkent Hartum'da oturan ve sa- vaşın büyuk zararlannı gören Sami- ra Ahmed, savaşa karşı son bir çare Savaşan Kocaya Seks Boykotu olarak kadınlan örgütlüyor. Nüfusun yüzde 70'i Müslüman olan bu ülke- de, seks boykotu yapmak kolay iş değil. Bu direniş bir anlamda erkek egemen kültüre meydan okumak an- lamına geliyor. Kadınlara yönelik ay- nmcılığın da çok yüksek düzeylerde olduğu Sudan'da başlatılan eylem, savaşa karşı olmanın da ötesinde bir anlam taşıyor. • • • Sudan'da tam 20 yıldır iç savaş sü- rüyor. Bu savaş büyük acılara, yok- sulluklara ve ölümlere neden oluyor. Kadınlar, bu savaşın yukünü çekiyor- lar. Işte böyle bir anda bir kadın çok önemli bir eylem başlatıyor. Kadınla- ra, "Savaşan kocalannıza ı-ıhh!" de- yin çağrısında bulunuyor. Eylem er- keklenn büyük tepkisinı de berabe- nnde getiriyor. Seks, kadınlann ve erkeklerin ya- şamında önemli bir olgu. Fakat geri ülkelerde, feodal küttürün egemen ol- duğu ülkelerde bu ilişki büyük ölçü- detektaraflı yaşanıyor. Bu ilişkide er- kekler, kadınlan "faydalanılacak bir unsur" olarak görüyoıiar. Cinsel iliş- kiyi de "almak" olarak tanımlıyorlar, kadınlar da "venmiş " oluyorlar. Bu ne- denle kadınlann erkeklere seks boy- kotu uygulaması erkeklerin cezalan- dırılması anlamına geliyor ve ege- menliğe meydan okuma niteliği de bulunuyor. Gerçekte, böyle bir boy- kotun iki tarafı da aynı ölçüde rahat- sız etmesi gerekirken Sudan'da asıl sıkıntıyı erkeklerin çekeceği bir ger- çek. Işin doğrusu, dünyanın hemen her yerinde kadın-erkek ilişkisi vecinsel- lik, hâlâ erkeğin faydalandığı bir iliş- ki olarak görülüyor. En gelişmiş ülke- lerde bile kadınlann bir cinsel meta ola- rak değeriendirilmesi, bunun yalnız- ca geri ülkelere ait bir ilişki olmadığı- nı da gözler önüne seriyor. Gelişmiş ülke ile geri ve feodal ge- leneklerin hâkim olduğu ülkeler ara- sında cinselliğin boyutlannın aynı ol- ması düşünülemez. Gelişmiş ülkeler- de kadınlartoplumsal yaşamda bir güç halıne geldikçe, kendi ayaklan üzerin- de durdukça cinselliği de daha zen- gin olarak yaşayabiliyorlar. Sorunun bir "almak" ve "vermek" olmadığını, iki tarafın da bu ilişkiden zevk aldığı, zevklerin paylaşılabildiği ortaya çıkı- yor. ••• Sudan'dakı durumun etkili olan ya- ni, kadınlann böylesine kritik ve na- zik bir konuda, cinsellik konusunda inisiyatif gösterebilmeleri ve tavır ala- bilmeleri. Erkeklere meydan okuna- bilecek en etkili alanlardan biri cinsel- lik. Erkekler, bu alanda karşılanna zor- lukçıkanlmasından hoşlanmazlar. Bu uğurda işlenen cinayetleri, zaman za- man hepimizi korkutan vahşet sah- nelerini unutmayalım. Cinsellik alanında erkeklere meydan okumak tehlikelidir. Sudan gibi her gün çok sayıda insanin yaşamını yi- tirdiği bir çatışma ortamında böyle bir meydan okuma daha da anlamlı- dır. Savaşların asıl erkeklerin işi oldu- ğunu biliyoruz. Bunu Sudanlı kadın- lar hayatlannda görüp yaşadıklan için daha bir açıklıkla tutum alabiliyoriar. Şunu biliyoruz kı erkek egemenli- ğinin en büyük alanlanndan biri de sa- vaşçılıktır. Erkeklersavaşçıdır. Kadın- lar ise ezilen, hakkı yenen bir cins ola- rak barışı ister. Sudan'da bu gerçek bir kez daha kanıtlanmış oluyor. Su- dan'da "ı-ıhh!" diyen kadınlar, erkek egemen savaşçı dünyaya bir kadın muhalefeti örneği de veriyorlar. Bu örnek de gösteriyor ki dünyada savaşlann sonunu getirecek en buyük potansıyel kadınlardır.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog