Bugünden 1930'a 5,438,586 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 22ARAUK2002PAZAR 10 P A Z A R Y 4 Z I L A R I dishab@cumhuriyet.com.tr Öyle sorularaböyleyanıtlar...TTj 1 n son ABD'den yazan Ziilal Kalkandekn JJ/ Cumhuriyet'teki "Garip sorulara manükb yanıtiar!" başlıkJı pazar yazısında yurtdışında yaşamanın zor yanlanndan birini, "ülkeniz hakkmdaki garip sorulan yamtlamak zorunda kabnayı" ele aldı. "Şimdi sen ülkene gidersen başmı örtmek zorunda mı kalacaksm?", "ABD'lfler için Türidye'ye gitmek güvenü mi?", "Türkiye'de yabancı müzik albümkri yasal olarak saülabiüyor mu?", "Orada bale de mi yapıtayor?" "Artık ülkenizde erkekkr 4 kadııûa mı evtenecek?" gibi çoğu soranın bılgısizhğınden kaynaklanan garip sorulan sıralayan Kalkandelen, bu sorulara sabırla mantüdı yanıtlar vermek gerektiğini düşünüyor. Ben artık garip sorulara mantüdı yanıtlar verme taraftan değilim. Söyleye söyleye dılim epılasyonluk oldu. Daha önceleri yaptığım gibi "Türkiye'nin dışandaki imajuıı anafiz etmeye ve önyargdarm temeKnde yatan tarihsel ve dinsel nedenkri gün ışığına çıkarmaya çahşmak" yerine, bu yazıda konuya biraz farklı yaklaşmayı deneyeceğim. tşte başta Zülal olmak üzere, yurtdışında garip sorularla karşılaşan TürkJerin rahatça kullanabileceği "öyle sorulara böyle yanıtlar:'" - Aaa~ Sen ne çağdaş kadınsm_. Bilgili, küttürhı modern_hani Türk kadmlan eve kapaülıyordu? Beni Türkiye'deki Alman Elçiliği büyüttü. Ben ondan böyle modernim. - Aaa, sen tek eşk evüsin. Siz 4 kadınla evlenmiyor muydunuz? Yoo aslında ben 4 eşle evliyim, 3 tanesıru Türkiye'de bıraktım. - Aaa~ Sen hanl hanl çahşıyorsun. Hani Türkler asalaktL İşsizük parasn la geçinirdi? Ben normal değilmişim. Doktorum birkaç yıla kalmaz bu hastalığın geçer dedi. BRÜKSEL ERDİNÇ UTKU - Aaa~. Sen beni bemen yatağa atmaya çahşmadın. Seks konusunu hiç açmadm! Ben iktidarsızım. Üstelik homoseksüel tercihlerim var. - Aaa_ Sen sinemaya ve tiyatroya gjdiyorsun. Bakma sen.. oralarda daha kolay hırsızlık yapanm diye gidıyorum. - Yabancılann çoğu asalak yaşıyor, uyuşturucu saoyo, çocuklanmıa zehirtiyor~ Doğru, hepsini ülkelenne gen göndermek lazım. Yok aslında göndermeyıp burada yakarak imha etmek daha doğru olur. - Aaa~. Tıp son sınıftasın, hem Türk hem de kız? Bakma işte bi kazadır olmuş... Yoksa biz Türklerin hepsi geri zekâhdır. Ben istisnayun. - Aaa~ Bi yabancı olarak nasd oidu da bu kadar zengin oldun? Hırsızlık, çalarak çırparak... Uyuşturucu işi falan derken oldu işte. - Aaa~ Bu kadar çocuk fazla değfl mi? Istersen seç birkaçı senin olsun. Hadi çeldnme! - Aaa™ Sen prezervatif kuDanıyorsun. Prezervatifsiz sevişeüm diye ısrar etmedin. Bir kere de prezervatıfle deneyeyim dedim. Yani ilk kez oluyo... Merak işte! - Aaa~ Senin bryıgın yok Ben köseyım. Vermeyen Allah vermıyo işte... - A»a Domuz eti yemiyosun? Domuzluğumdan! - Aaa~ Ne güzel Almancan var. Bir Türk olarak anadiU gibi Almancayı nasıl öğrendin? - Aslında ben Almanım. Kendımi mıllete Türküm diye yutturuyorum. - Aaa_ Siz masada yemek yiyorsunuz. Üstelik çatal kaşık kullanıyorsunuz. Yok aslında biz yer sofrasında ve elle yemek yeriz ama size ayıp olmasın diye bugün masayı kullamyoruz. - Aaa_ Vergmi kuruşu kuruşuna ödüyorsun» Bir hatadır oldu. Muhasebecim yanhşlık yapmış.. - Sakm yantaş anlama, ırkçı değilim ama öbiir Türkler sana benzemiyo— Herkes senin gibi oisa sorun ohnaz. Haklısm, Türkleri zorunlu medeniyet derslenne tabi tutmak lazım. - Aaa~ Sen Arapça konuşamıyorsun? Türkçe diye ayn bir dil mi var? Arapça bildiğim halde imajim yıpranmasın diye bılmemezlikten gelıyorum. - İngilizceyi nasıl öğrendiniz? Sağdan sola >-azmasun ve Latin harflerini öğrenmesi zor olmadımı? tsteyince oluyo... Sabretmesıni bileceksin! erdincutku@yahoo.com Büyüklere oyuncak trenler Sayın yolcular lütfen trene binin, hareket etmek üzereyiz... lyi yolculuklar dilerizîICE 694 sefer sayılı hızh tren, Münih istasyonundan ağır ağır yola koyuluyor. Yolculuk, Almanya'nın en güzel güzergâhlanndan birinde. Şatolar ve üzüm bağlannı geride bırakarak Frankfurt'a. Upuzun, bembeyaz tren yılan gibi kıvnlıyor. Nehirler üzerindeki köprülerden, dağlann içindeki tünellerden, romantik tarihi kentlerden geçiyor. Son istasyona vardığında hoparlördeki ses, ICE 694'ün gelişini bildiriyor. Hiç kimse inmiyor. Çünkü bu trenin yolculan cansızdı. Münih'ten Frankfurt'a 15 dakikada gelmişti. tki kent arası sadece 300 metreydi. Gerçek ICE 694'i çeken lokomotif ise 800 ton ağırhğuıda, 13 bin beygir gücünde. 360 m. uzunluğundaki treni saatte 300 kilometre hıza ulaştırarak Münih'ten Frankfurfa 3.5 saatte götürüyor. Bu yolculuğunda Neckar ve Main nehirlerinin kıyısından, Augsburg, Ulm, Stuttgart ve Mannheim kentlerinden geçiyor; güzel Münih'i Avrupa'nın ortası, bankerler kenti Frankfurt'a yaklaştınyor. Koskocaman bir salonda, başka bir dünyadayız. Büyüklerin oyuncak trenler dünyasında! Onlann bu dünyasına, "düşlerdûnyası" da diyebiliriz... Tam 860 lokomotif, 3600 vagon ve 3 km. raydan oluşan "düşler dünyasTnın Almanya'da başka benzeri yok, "Minyatür Trenseverler Derneği''nın Stuttgart metrosunun alt salonlanndan birinde loş aylannda yaphğı gösterilere binlerce insan geliyor Salonda tek kadm yok. Erkeklerin çoğu STUTTCART da yaşını başını almış, kırkının, ellisinin üstünde. Tek-tük çocuklar dagöze çarpıyor. ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ Almanlann bu ~ ~ " ^ ~ ^ ~ " ~ ^ ^ ^ ^ ~ tür oyuncak trenlere merakı sonsuz. Milyonlarca insan, yüzlerce milyon markı bu uğurda hiç çekinmeden harcıyor. Evinin bir odasmı trenlerine aynlmayan çatı arasına ya da bodruma kapağı atıyor. Küçük lokomotiflerden, uzun vagon dizilerinden, ormanlardan, dağlar tepelerden oluşan "düşler dünyası"nda yaşayanlar çocuklar değil yetişkınler, yaşını başını almış insanlar. Küçük memurundan banka müdürüne, lise öğretmeninden başhekime, yargıca her meslekten insan kendi dünyası kuruyor. Noel ve yılbaşı öncesi minyatür tren satan dükkânlardan çıkmayan oğullar değil, onlann babalanydı. Evinde halının üzerine kurduğu birkaç metre rayla düşlere dalan, çocukluğunu yeniden yaşayan bu insanlar hevesleri ugruna hiçbir giderden kaçınmıyor. Avrupa'nın en büyük ve en eski oyuncak trenler yapımcısı Maerldin'in Stuttgart yakınındaki müzesini her ay on binler ziyaret ediyor. Bu fabrikanm 1935'te sadece 300 adet yaptığı ünlü Isviçre lokomotifi "timsah", günümüzde açık arttırmalarda bir otomobil fiyatına alıcı buluyor. Babalannın 19. yüzyıldan bu yana severek oynadığı tek oyuncak, minyatür trenler. Ve bu böyle kalacağa da benziyor. Boş zamanlann çatı aralannda, bodrum odalannda, salondaki halının üzerinde buharlı ve elektrikli lokomotiflerin çektiği trenlerin dünyasında geçiren babalar çoğu kez zaman ayıramadıklan eşleri, oyuncaklanna dokunmalanna izin bile vermedikleri oğullan ile atışmayı da göze alır. AHMET ARPAD darabad'ıngüne>indeldPendakaltrenistas\onundame\danage- lenkazada,lokomotifileenaz7vagon raydançıkü. DemiryoUan- Hindistan'da. Haydarabad ile Bangalore kentleri nın çok bakımsız olması ve trenlerin kapasitesinden fazla yoku ta- arasmda sefer yapan Bangalore Ekspres treninin önceki gece ray- şıması nedeniyle ülkede çok fazla tren kazası mev dana geli- dan çıkması sonucu, en az 20 kişi öldü, 90 Idşi de yaralandL Ha>- yor. 5 yıl içinde 2.400 Idşi tren kazalannda öktü. (AP) Sovyetler'i özleyen Moskova"K Te zaman bir orak-çekiç 1 > motifine rastlasam, ne zaman bir kalpak görsem, ne zaman Tobtoy'un klasiklerini okusam Moskova gelirdi aklıma. Ekim Devrimi'nin güçlü tohumlan ile fılizlenen, sıcak ve soğuk savaşa karşın "sosyal de\1et" yapısı ile yurttaşlanna en azından sağhklı bir yaşam modeli sunan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği hep bir düşler ülkesiydi benim için. Ve aradan yülar geçip yolum 2002 Aralık'ının Rusya Federasyonu kinüiğine bürûnen Moskova'sına düştüğünde gerçekle düş arasında gidip geldim. Uçağın tekerlekleri piste değdiğinde içimi bir heyecan kapladı. Hemen kentle kucaklaşmak istiyordum. Ama. inanıhnaz ağır işleyen pasaport kontrolü, bu buluşmayı engellemeye niyetliydi. 3 saat sonra "spasiba-teşekkürler" diyerek rüya kente adımımı attım. Insanı ısıran bir soğuk hava ve ince ince yağan kar karşıladı beni. Havaalanından otele son model bir Mercedes'le gittikten sonra kendimi yıllardır merak ettiğim metroya attım. Leningradski Caddesi'ndeki Belaruskaya tstasyonu beni tarihi ulaşun ağı ile tanışhrmaya yetecek yakınlıktaydı. Üstelik sadece 7 rubleye; yani 350 bin Türk Lirası'na yolculuk edecektim. Otomatik kapıdan geçip yürüyen merdıvenlere yöneldim. 200 metre sonra gara ulaşabildim. Fresklerle süslü duvarlann arasında ftızla ılerleyen rengârenk vagonlar on binlerce insanı bir yerlerden diğerine götürmek için yanşır gibiydi. Benim hattım ıse yeşıldi; çünkü hedefim Kremlin'di. Vagona bındığımde genci yaşlısı, varsılı yoksulu üe herkesın ya gazete, ya dergi okuduğu dıkkatımı çektı. Bir de çok şık giyimlı kadınlar. Üzerlerındeki kürklerin fıyatı 3-4 milyar üraydı ama o insanlar, bizdekiler gibi taksiyi değil metroyu seçmişlerdi. Belaruskaya ile merkez istasyon arasuıdaki 8 dakikalık yolculuk sonrası kararan havaya karşın Kremlin Sarayı tüm çekiciliği ile beni çağnyordu. Ardından Kızıl Meydan, hemen yanında harıka bir kilise. Ne var ki eksi 15'ibulan soğuk, gece turunun erken bitmesine neden oldu ve otelin yolunu tuttum. ^ " ^ ^ ^ " ^ Yine metro. ama bu kez 5. durakta indim. Ve hiçbir tehlikesı yoktu dev metro ağının. Ne hırsız vardı, ne yankesici, ne de tinerci. Sadece balalayka çalıp ekmeğini kazananlarla selamlaşa selamlaşa caddeye çıktım. Ama yeraltındaki o keyifli hav'a birden yerini soğuğa, karanlığa ve çevre kirliligine bırakacaktı. Sosyalizmin çökmesiyle birlıkte bazı hızmetler sekteye uğramış. 2 kilometrelik yürüyüş sırasında yerlere atılan kola şışeleri, meyva suyu kutulan, naylon torbalan MOSKOVA uARİF KIZILYALIN toplasanız bir kamyonu doldururdu ve bu çöp dağlan "'beyaz'' Moskova'nın 'kara' yüzüydü. Sıra gündüz gözüyle Moskova'yı ızlemeye geldığinde Kremlin'üı yolunu tuttum. Fransızı, Ingilızi, Italyanı hep bırlikte fotoğraf çektirme yanşına girişirken bir anda etrafimızı hediyelik eşya sancılan sardı. Kimi SSCB döneminin eski paralanna müşteri anyordu, kimi ise çoğu taklit. bazılan tavşan kürkü kalpaklar için pazarlığa gmşmişti. Aynı şapkayı 40 dolara da alan vardı 7 dolara da. Otele döndüğümüzde aklımızdaki tek soru "Moskova'da gece hayaönm nasıl olduguydu". Saat 24.00'ü vurduğunda bir kez daha merkeze inip Arbat Sokağı civanndaki barlar, restoranlar ve gece kulüplerinin ipini ^ ^ ~ ^ ^ çektjc. Her mekânın tek ortak özelliği ise vestıyer kültürünün tam anlamıyla oturmuş ohnasıydı. Üstelik bizdeki gibi koyup da bulamama ihtimaliniz de sıfirdı ve Ülker-CSKA maçma gelenler bile paltolannı vestiyere bırakmışlardı. Bu arada insanlan izlerken Türkiye'de her Rusa "Nataşa" gözüyle bakan yurttaşlanmızın ne kadar acımasız bir önyargıya sahip olduğunu anladım. Üstelik, Rus aile yapısı '^varsayTmlann'' tersine sadakate dayalı. Ve sokakta gördüğünüz dünya güzelı genç kadınlann kimi öğretmen. kımı bankacı, kimi doktor, knni otobüs şoförü. Her büyük kentin olduğu gibi Moskova'nın da fuhuş sektörü mevcuttu. Ama onlar da New York, Pans, Nıce, Berlin'dekilerden farklı değil. Ne var ki bu işi profesyonelce yapanlann ortak özelliği hem çok güzel hem de Ukraynalı olmalanydı. Gece bitmeye yaklaşırken metro kapalı olduğu için taksiye bınmek zorunda kaldık. İlk taksi metroyla 7 rubleye gidilen mesafeye 250 ruble istedi, diğeri 200. Döküntü bir Murat 124 benzeri Lada'nın şoförü ise 135 rubleye evet dedi. Oteli yan Ingilizce, yan Fransızca, yan Rusça tarif ederken "Tamam kardaş" sözü ile irkildik. Abbas, Bakûlu bir Rusya vatandaşıydı. "Bir miDetin Ud devietiyiz" diyerek Türkıye'ye olan sevgisini dile getirdı. Ardından eski Sovyet rejimine olan özlemi anlattı. SSCB dönemınde yaşam daha kolaymış. Kıra, telefon, su, ısınma, sağlık ve eğitim sorunu söz konusu değilmiş. Ama komünizmin ıflası (ona göre ABD'liler soğuk savaşla yıkamadıklan SSCB'yi dolarla yıkmışlar) de hayatta kalmak zorlaşmış. Eğitim, belediye hizmetleri artık eskisi gibi değilmiş. Yine de 200 dolar kira veren bin 500-600 dolarla standart üstü yaşayabiliyormuş. 10 rubleymiş (30 cent; yani 500 bin lira) ve ufak bir işe bile sahip olan otomobil alabiliyormuş. Çam ağacından yayılan sıcak şarap kokulan T sa'nm 2002. doğum günü X yaklaşıyor. Doğum gününden 1 hafta sonra yılbaşı kutlanacak ve kışm ortasmda, yeni bir yıl başlayacak yine. Batı ve Kızılderili astrolojilerinin tak\r imi, 21 Mart'la başlasa da. Doğa, tüm dünyaya yeşeren dallan, ısınan havası, güneşi daha çok bağışlayan yüzüyle, yeni yılı baharla müjdelese de. Karm, kışm, soğuğun ortasında, birçok canlınm kış uykusuna yattığı bu- zamanda, kuzey yanküre yeni bir yıla girecek. Güney yanküreyse, bahan arkasmda bıraknıış olarak, yaz ortasmda girecek yeni yıla. Aralik ayının Ahnancası Dezember, birçok Avrupa dilinde benzeş. Kelünenin kökü, Latince on anlamına gelen "decem''den türeme. Roma takviminde decem, onuncu aydı. Yılın bu sonuncu ayı, 4 adventi ve Noel'iyle, dinı törenler silsilesi buralarda. Her ilçede peşi sıra açılan Noel pazarlan da Glühvvein (sıcak şarap) kokulanyla büyülü havayı tüm şehre yayıyor. Glühwein'sız bir Noel pazan, hurmasız açılan oruca benzer. Bir de söz konusu tezgâhlar, Almanya'da bir şenlikte kurulduysa, sosis ve bira o BERLIN düğünün kamberleridir. Bir tezgâhtan, renkli kesekâğıtlanna konan, gezinti boyunca ~~"^^~~ atıştıracağımız bademlerimizi alıp biraz turlayalım. Sıcak iklimlerden gelen bademlere, şeker ya da kakao mantolan giydirihniştir, üşümesinler diye. Tabii ısterseniz. üzümlü, fıstıklı, hatta muzlusu da var bu tatlılann. Tahtadan cama, plastikten demire, bakırdan denye her çeşit elişleri, genelde hediyelik olarak beğeninize hazır. Üşüdünüz mü? Isınmak için kaynar servis edilen özel Advent içeceğimizi içelim şımdi de. Baharatlı ve alkollü olan Glühwein, bana lohusa şerbetini anımsatıyor. Evet şimdi çocuklan ata bindirebilir, trambolinde zıplatabilir ya da buz pateni kaydırabiliriz. Kırmızı ve yeşil renklerinin hâkimiyefinin yani sıra parlak ışıklanyla, akşamlan daha görkemli olur Noel pazarlan. 24 Aralik gecesi doğan tsa için 25 ve 26'sında kutlama yapmak, Papa Hypp OKt zamanmda vuku buluyor. Bunun için de gerekçeleri var. Eski kültürlere bakıldığmda, 25 Aralik güneş dönümü günü olarak geçiyor ve birçok kültürde önemli bir gün. x Hindistan'da, Mıthras kültüründe, Işık Tannsı'mn doğdugu gün. Mısır'da, Tannça Isis döneminde, Horus'un doğum günü. Romalılar, yenilmez Güneş Tannsı Satürn'e şükranlannı, yine bugün sunup Satürn şenliklerine başlıyorlardı. Germanlar, kış ortası bayramını ve doğurganlığı yine 25 Aralık'ta kutlayıp ölüleri anıyorlardı. Türkçeye Fransızcadan geçen Noel, 217 yılından beri, eski kültürlerde de önemli olan bir tarihte, 25 Aralık'ta kutlanmaya başlıyor ve zaten ertesı günü de sona eriyor. Öyle lslami bayramlar gibi 3 gün, 4 gün sürmüyor. Zaten dört gün öncesmde, geceler yüzsüzlüğü ele alıp iyice uzamaya, hava iyiden iyiye soğumaya başlamış, uzun sürse ne olacak sanki? tnsanlann çogunda, mecbun Noel hediyeleşmesmm bütçeye verdiği yükün yanında, "Bu yıl tüm aile bireylerine ne alacağun" sorusu da stres yaratıyor. Çoğu insan, gelenek adına zorakı aile ziyaretlerinde bulunuyor. Aileler, en azından bir akşamı birlikte, içi doldurulmuş kaz ya da ördek yiyerek geçiriyorlar. Çocuklar istedikleri hediyeyi, dilek olarak kâğıda yazıyorlar, Noel Baba(!)sabah erkenden gelıp dilenen hediyeyi ^ ^ ^ " ^ ~ kapımnönüne ya da şöminenin kenanna bırakıyor. Ailesi olmayanJar, kendilerini daha da yalnız hissediyorlar. Birlikte kutlayacaklan arkadaşlan bile oknuyor; çünkü herkes, istese de istemese de ailesinın yamna gidiyor. Maddi durumu yerinde ohnayan ailelerin çocuklanna Noel Baba uğramıyor. Yaşamm her anmı saran mutluluk, hüzün. kahkaha ve gözyaşı îsa'nın doğum günü törenlerinde de devam ediyor; birçok çam ağacı kesilecek. CenkKoray, "19 MucizesT adlı kitabmda, Isa'nm tekrar yeryüzüne ineceğini yazmıştı. tnanç o ki Isa, tekrar yeryüzüne inerken en güzel çam ağacını seçecek kendisine. İşte herhalde bunun için bilinçsiz bir, en güzel çam ağacı benimki olsun yanşması var. Ama Koray'ın bir açıklaması daha vardı: Isa yeryüzüne tekrar ındiğinde, yaşam 7 yıl sürecek ve dünya batacak. Öyleyse neden bir an önce Isa'yı yeryüzüne indirme çabası? Ve bu çaba altında, bir hafta sonra çöplüğe yollanacak milyonlarca çam ağacı katliamı. banu.birtek@berlin.de ', BANU BtRTEK
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog