Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

21 ARALIK 2002 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA 17 Siipfin eniştesi Siirt'te yayımlanan "Mücadele" gazetesi manşet atmış: "Eniştemiz Başbakan olacak!" Bir alt başlık da şöyle: "Damadı olanın kalesi olur." Enişte ve damattan kastın kim olduğu bir başka başlıkta belli oluyor: "Tayyibimız artık birpartinin değil, tüm Siirtlilerin adayıdır." Mücadele gazetesine göre "Tayyip Erdoğan'a kentte herkes destek olacakmış". Damatlık, eniştelik kolay değil elbette. Zaten Mücadele gazetesi de damattan "çeyiz sandığı'' istiyor. Sandık da öyle köhne, tamtakır olmayacak ama... Kapağı açıldı mı, içinden çıkmayan kalmayacak: "Havaalanı açılacak. Fen- edebiyat fakültesi kurulacak, konferans ve spor salonu yapılacak. Kültür sarayı tamamlanacak. Sıirt ınanç turizmı hantasma alınacak. 5 yenı lise, 5 ilköğretim okulu, 5 yatılı bölge, 5 anaokulu, bir öğrenci yurdu yapılacak. Şırvan bakır, Baykan krom, Pervari mermer yataklan işletmeye açılacak, petrol aramalanna başlanacak. Siirt- Şımak-Habur yolu ve kapalı bulunan yem, kireç ve un fabrikalan açılacak. Doğumevı bitirilecek, yenı sağlık ocakları ınşa edilecek, kan bankası kurulacak. Koruculuk disıplin altına alınacak, DDY hattı Siııi'e değin uzatılacak. Belediye işçılerinın 9 aylık maaşları ile 36 ikramiye alacaklan ödenecek." Gelinliğe pek teşneydi, ama son gelişmelere bakılırsa Siırt, Erdoğan'a varamayacak, nışan da bozulacak. Ya çeyiz sandığı? O da boş kalacak... İŞIK KANSÜ Suikastın ardındaki olasılıklar Bir suikast sonucu yitirdiğimiz Dr. Necip Hablemitoğlu nun uğradığı saldınnın perde arkasını irdeleyenler farklı yorumlara vanyorlar. Hablemitoğlu'nun geçmişinde "ül- kücü" olduğuna, daha sonra düşün- celerinin Kemalist sola doğaı evrildi- ğine, hem "milliyetçi" kesimin "Yeni Hayat" dergisinde, hem de Kemalist solda yayın yapan "Yeniden Müda- faa-i Hukuk" dergisinde makaleler yazdığına, "anti-emperyalist, laık. ulusçu" kimliğine, CHP üyeliğınedik- kat çeken kesimin savı şu: "Hablemitoğlu 'nun en önemli özel- liğisağda ve solda bir kitle tarafından tanınan, sayılan bir isim olmasıydı. Bugün ortada bir iktidar var, ama o ıktidann arkasında da asıl onu iktida- ra taşıyan belli güçler var. Bu, iktida- rı eleştırebilecek etkin kişileri sustur- maya, pasifıze etmeye yönelik bir ha- reket olabilir." Diğer bir kesim, irticaya yakın du- ran iktidaıiann ve yönetıcilerin döne- minde köktendinci terör örgütlerinin yüreklendiğine vurgu yaçıyor; Mu- ammer Aksoy, Bahriye Üçok, Çe- tin Emeç, Turan Dursun, Ugur Mumcu'ya yonelen cınayet zincirini örnek gösteriyor: "Bu zincirin son halkası Hablemi- toğlu'dur. Tüm sayılan isimler, anti- laik dalgaya karşı araştırmacı kimlik- le set oluşturmuşlardır. Hedef seçil- melerinin birınci nedenı budur. Bu isimlehn bir bölümü de yine irticanın kabarmasına, emperyalist çıkarlarla dış güçlehn açık ya da kapalı destek olduğunu ortaya çıkaranlardır. Ikinci neden de apaçık ortadadır." Bir başka kesım de, Hablemitoğ- lu'nun "Alman vakıflannın Türkiye'de bir tür casusluk ışlevi üstlendiğine" ilışkin çalışmaJannın yarattığı olağa- nüstü rahatsızlığa ısrarla ve özenle işaret ediyor. Her üç kesimin de kaygı duyduğu ortak nokta ise Cumhurbaşkanı Ah- met Necdet Sezer'in Hablemitoğlu suikastına ılişkın dile getirdiği ve altı çizilmesi gereken ifadelerıyle çakışı- yor. "Bunun kötü günlerin başlangı- cı olmamasını diliyorum." Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, zaten ön- ceden uyarmış, "Kişiye özel anayasa değişikliği olmaz" demişti. Bağımsız Cumhuriyet Partisi de (BCP), son ana- yasa değişiklikleri TBMM'den geçtikten son- ra kamuoyunun gözünden kaçan şöyle bir açıklama yapmıştı: "Herfırsatta 'milli irade' sözü eden AKP Genel Başkanı'nın parlamento- ya girmesini sağlamaya yönelik olan anayasa de- Haydi buyurun milli iradeye ğişiktiği, özü bakımından tek kişinin durumuyla ilgi- li olduğu için genel olarak yasama işlevinin niteliğine, özellikle de anayasa hu- kukunun ruhuna aykındır. 'Sayısal' çoğunluğa daya- narak, 'Ben her dilediğimi yapanm' anlayışının ilk ör- neğidir. Anayasa değişik- liği, iki partili bir Meclis eliyle çok uzak olmayan birgelecekte hangi nokta- lara sürüklenebileceğini de göstermektedir. BCP, aldığı oyu 'milletin çoğun- luğu' sayan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan ve partisinden, bu 'kişiye özel' anayasa değişikliği için halkoylaması isteme ce- sareti göstermesini bek- lemektedir. Gerçek milli iradeye saygı, anayasayı, TBMM'deki çoğunluğa dayalı aceleci yollarla de- ğil, halkın oyu ile değiştir- meyi gerektirir." Cumhurbaşkanı uyar- mıştı, tersinde direttiler, Se- zer de dediğini yaptı. Veto edilen metin bir anayasa değişikliği değil, "Tayyip Erdoğan başba- kan olsun" dayatmasıydı. Dayatmasürerse, BCP'nin dediği gibi, konu referan- duma götürülmeli, Tayyip Erdoğan'ın başbakan olup olamayacağına SiiıDiler de- ğil -Siirt'ten milletvekili adaylığı bile tartışmalı za- ten-, kişiye özel hükümler değil, tüm Türkiye geneli karar vermeli. McDonald's Tökezlemeye Başladı CÜNEVTAKALEN Amerikan ayaküstü yemek de- vı McDonald's ılk kez hısse se- netlennın değer yitirdiğını açıkla- dı. Dünya çapında daralma stra- tejisine geçen, kimi ulkelerden çe- kilen kuruluş, yeniden yapılanma planını yürürlüğe koydu. Amerikan ayaküstü yemek zin- cirı McDonald's bu hafta başında hısse senetlerinin düştüğünü açık- ladı. Çokuluslu şırketın merkezin- den yapılan açıklamada, kurulu- şun ilk kez ekonomık sıkıntı içine düştüğü, hisse senetlerinin değer yitındiği itıraf edildi. Açıklamada, bu- nun Batı'ya egemen olan ekono- mikdurgunluğun bir sonucu oldu- ğu vurgulandı, rekabete (King Bur- ger vb.) ayak uydurulamadığı ka- bul edildi, sıkıntılann aşılması için kuruluşun yeniden yapılanmaya gideceği, bunun için 500 milyon dolaıiık bir fon kurulduğu belirtil- di. 1955'te Indiana'dafaaliyete geç- tikten sonra zaman içınde 30 bın restoranlık bırzincır kuran McDo- nald's, Sovyetler Bırtıği'nın yıkılı- şından sönra Doğu Avrupa'ya gı- rerek burada çok sayıda restoran açmıştı. Günümüzde 50 ulkede faaliyet gösteren McDonald's, ekonomik buhranın yaygınlaşması üzerıne akıntyagırdı. Geçen yıldaABD'de durumunu korumaya çalışan, B. Avıupa'da çok az bir artış sağla- yan McDonald's, Asya-Avustral- ya-Ortadoğu pazarında ise dik- katedeğergerilemeler kaydetb. La- tin Amerika'da bazı ulkelerden (Bolıvya) çekilmek zorunda kaldı, bazılarında faaliyet hacmıni kü- çülttü (Paraguay). Bir başka ılgınç haber Meksika'dan geldı. Tarihsel bir kentin yöneticileri, "kültürelkir- lilik" yarattığı gerekçesi ile McDo- nalds'ın merkezde restoran aç- masına izin vermediler. McDo- nald's, Mısırdışardatutulursa, Af- nka'ya giremedi bıle. Çünkü kara krtada insanlann Batı'da "ucuz'yi- yecek olarak bilinen bu tür yiye- ceğe verecek parası yok. Meksıka ömeği, McDonald's'a kültürel boyutlu tepkilerin de yay- gınlaştığını gösteriyor. Fransız Köy- lü Federasyonu lıderı Jose Bovie de Fransa'da McDonald's'ı hedef alan gosterıler yapmış, Amerikan hazır yiyecek kuruluşunun urün- lerıne karşı Fransız ürünlerini sa- vunmuş ve pek çok yerden (Fran- sız hükümeti dahil) destek gör- muştü. McDonald's restoranlan- nın "küreselleşme karşıtlan"n\r\ açıkhedeflerinin başında geldiği- ni son birkaç yılın olaylanndan bı- lıyoruz. Kanadalı sosyolog Mc Luhan Amerikan "ayaküstüyemek"zın- cın McDonald's'ların tüm dunya- da yaygınlaşmasından yola çıka- rak, dünyanın "Macdonaldlaşma- s/"ndan ya da "Amenkanlaşma- s/"ndan söz etmişti. Gerçekten de "McDona/d's "lar 80'li yıllarda uluslararası gelişmelere damgası- nı vuran "küreselleşme"rimsım- gesi oldular. Berlın Duvan'nın yı- kılışından sonra Kızıl Meydan'a "Mac "in M'sini konduran çizerier, aslında "küreselleşme" ideoloji- sinin bayrağını kalenın burcuna dıktiklerine ınanıyoriardı. Ancak aradan on yıl geçtikten sonra, bu tıkınma alışkanlığının bir duraklama içine gırdiğinın, daha- sı gerilediğinin örnekleri ortaya çıkmaya başladı; özellikle Afri- ka'da. Latin Amerika'da ve Orta- doğu'da... Buralan "küreselleş- me" dMşm\ tutmuyor. Neye niyet neye kısmet... McDonald's'ın "ucuz" başarılanndan apartopar sonuçlarçıkaranlar, kuruluşun ge- rılemesi üzerinde yeniden düşün- mek zorundalar. Mustafa Necatj aramıza dönüyor Koşemizde bundan birsüre önce Cumhuriyet'in ilk devrim- ci Milli Eğitim bakanlarından Mustafa Necati'nin Ankara MithatpaşaCaddesi üzerinde- ki evinin harap halde olduğu- nu, Kültür Bakanlığı'nın bu anı- ya sahip çıkması gerektiğini di- le getirmiştik. Bunun üzerine konuylayakından ilgilenen es- kı Kültür Bakanı Istemihan Ta- lay, Mustafa Necati Evi'ni ka- mulaştırıp restore ettirdi. Ya- nık yıkık ev böylece aslına uy- gun olarak yeni kuşaklara ka- zandınldı. Talay'dan sonra gelen Kültür Bakanı Suat Çağlayan da, geçen Ekim ayında imzalanan birprotokolle "Mustafa Neca- ti Kültür Fw"ni 25 yıllığınaTürk Tabipleri Biriıği'ne devretti. TTB şimdi, "/Wusfafa/vecaf/"adının yüklediği sorumluluğun bilinciy- leyoğun birhazırlık içinde. Evin kamulaştırma gerekçesinde yer alan "geleneksel Türk mutfa- ğının yaşatılması" amacını ye- rine getinnek için mutfağı ta- mamlamak üzere. TTB, evin dığer bölümlerinde de yıllık programlı sergiler, söyleşiler, dinletılergerçekleştirecek. Böy- lece Ankara, TTB aracılığıyla ocak ayından başlayarak do- lu dolu bir kültür merkezine da- ha kavuşmuş olacak. Bu mutlu olayda bizim de bir tuzumuz bulunsun istedik. Kül- tür Evi'nin açıldığı gün, özel ar- şivimizde bulunan ve Mustafa Necati'nin bugüne değin hiç yayımlanmamış birfotoğrafını TTB'ye armağan edeceğiz... KİM KtME DUM DUMA BEHÎÇAK behicakOı turk.net ÇİZGtLlK KÂMİL MASARACl o HARBİ SEMİH POROY semihporoy(g yahoo.com DENİZ SOM CNN Uluslararası Kitap Fuarı Yeşilköy 21 Aralık Cumartesi Saat: 14.00-17.00 Günizi Yayıncılık Stand F307 KEDİ LEVO APTÜÜKA aptulikan studyoimge.com. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 21Arahk ZORAKI FATİHf 16O3'TE BU6ÜN, 13- OSMANLI HÛKÜMOARt M. MEUMBT 36 YAŞlNDA İSTANBUL'DA ÖLDÜ.TAH- TA ŞEÇERKEN 13 BKKBK KARDeŞtNİ BOĞDUOüt/l_ Sf İLBBİLİNEMM.MEHMET,İMfHRAroRUlKTA ~ DUGAIOAMAHIN B£LİeSlNL£ÇT7St SI&LAR mjKUM SÜGMÜŞTÜ. EfLAKLiLÂR VA/ İSYAMINOA OBDUHUN BAÇARtSfZL161 Û2££ İNB,İSTEMSOıĞİ HALPE ASK£- MN BASKlSlYlA SEF6BE &TILMAK. 2ORUNPA KfiL- m$n.E&e.i KALECÎ AUNIHCA DA "eeeiFATini"uti_ YAUIUI KABUU£NMİ$Tİ. AKP/NOAN MPfLAM UAÇÖ VA SAfAÇtÜDA DA İSTAHBUL'A OÖNMESİ GÛÇJ-Û*- L£ ENGELLENUİŞrİ. BüiVK ftASLSfJriLABtN KAZAN. aiZP/Ğl ŞU SAVAŞTfiU KAÇAN SA21 OSMANLI AS- KERLBRİ MHA SoM&l ANADOLU'ûA "C£U\Ü l'S- YANLAR<*H!H İLK TVHÜMLARMt ATACAKLAZDt.. GÖRÜŞ EMÎN GÜRSES Kemal'Hi Öğretmeni: Necip Hablemitoğlu Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada banş içinde ya- şamasının önündeki en önemli engelin Batı'dan gel- diğini söylerdi Necip Hoca. Türkiye'de son zaman- larda Alman vakıflannın bazı entelajanlan da yanına alarak Türkiye karşıtı faaliyetler içinde bulunduğunu, buna engel olunamadığını ifade ederken nefesi da- ralırdı. Bazı dini gruplann Alman istihbaratının kont- rolünde olduğunu ve Almanya'da sürdürdükleri Tür- kiye karşıtı çalışmalanna Türkiye'de de destek verdi- ğini söylerdi. Tek başına bir aydınlar ordusu gibi fa- aliyet gösteren Necip Hoca'ya Ankara Üniversitesi bir masa ve sandalyeyi bile çok görmüştü. Kendisinin ifa- desiyle, çay ocagını ders aralannda dinlenme yeri olarak kullanırdı. Üniversiteden bir dönem -atılmasına neden olan- SBF'deki bazı öğretim üyelerinin yabancı işbirlikçilik- lerini dile getirdiği için dışlandığını söylerdi. Her ne- dense Ankara Üniversitesi SBF'de Necip Hoca gibi Kemalistler sahipsizdi. Necip Hoca'nın öldürülmesinde Alman ya da Fet- hullah Gülen parmağı öne çıkanldı bazı basın organ- lannda. Olaydan birkaç gün önce Hürriyet'te Rus is- tihbaratının Türkiye merkezli bazı dini gruplann Rus- ya Federasyonu'nda CIA adına çalıştıklan açıklama- sının yayımlanması ve yine bu arada Fethullah Gü- len'in Amerika'dan uzaklaştınlması için baskılann FBI tarafından arttınldığı haberi gelmesi ilginçtir. Mosko- va, VVashington'a kendi nufuz alanında eğitim mas- kesi attında etknlik sağlama faaliyetteri içinde olan grup- lara verdiği destekten dolayı duyduğu rahatsızlığı bil- dirmişti. İki ülke arasında böyle bir gerginliğin tırman- masını Irak konusu varken VVashington'un sürdür- mesi sorun yaratabilirdi. ABD açısından birinci önce- likli hayati konu Irak ve çevresinin düzene sokulması ve kontrol edilmesidir. Bu nedenle Fethullah Gülen'i gözden çıkarması anlaşılabilir. Olaym bölgesel boyutuna dikkat etmek gerekir. ABD'nin AKP hükümetiyle Kıbns ve Irak konusunda yakın şeylerdüşundüğü bilinmektedir. ABD açısından Kıbrıs önceliklı değıldi. Irak konusu ise hayatıdir. AKP hükümetinin tüccar tavn Türkiye'deki milli kuvvetler tarafından tepkiyle karşılanmış ve tepki giderek örgüt- lü bir yola girmeye başlamıştı. Necip Hoca'ya yapı- lan saldınnın bu direnişi kırmak için bir yöntem ola- rak seçilebileceği de dikkate alınmalıdır. Bilıyoruz ki Türkiye'de bazı birimlere sızmış ve önemli görevler üstlenmiş kişiler mevcuttur. Bunîann bağlı olduklan yerler, içerideki milli kurumlar değildir. Talimatlan dışandan farklı yöntemlerie alırlar. Bunla- ra basın ve yayın ogranlannda, ünıversitelerde ve bü- rokraside bazı gruplar propaganda çalışmalanyla des- tek verirler. Bunu da ülke çıkarian adına yaptıklan id- diasıyla perdelemeye çalışıriar. Bunlann bir kesiminin Necip Hoca'da isimleri vardı. Kendisiyle Cumhuri- yet'in Ankara Bürosu'nda yaptığımız bir görüşmede, bu konudan duyduğu rahatsızlığı dile getirmişti. ABD Dışışleri Bakanlığı, Irak'ın sunduğu dosyalan yeterii bulmadığını açıklayarak saldın izni için BM'ye baskısını arttınyor. Rusya Federasyonu istihbaratının raporunun basına yansıması, Alman vakıflan duruş- masının yaklaşması, Fethullah Gülen'in ABD'den dış- lanmak istendiğı haberinin gelmesi ve Necip Hoca'ya saldınnın gerçekleşmesi bir hafta içine sığdınlıyor. Dikkatlerin başka tarafa çekilebileceği hesabı yapıl- mış olabilir burada, fakat boyte birortamda bunun kuş- ku yaratabileceğini düşünememiş olmalan imkânsız- dır. Fakat öyle bir döneme girmişlerdir ki bölge üze- rinde yaşanan yoğun emperyal rekabet böyle bir sal- dınyı zorunlu kılmış olabilir. Bu saldınnın tek hedefinin Necip Hoca olmadığı açık- tır. Ellerinde öldünjlmelen sansasyon yaratabılecek ki- şilerin listesi vardır. Bunlar arasından en açık hedef seçilmiştir. Necip Hoca çabalarını açıkça yapardı. Açık hedefti. Gazi Mustafa Kemal'in öğretmeni, Ga- zi'nin başkentinde güvende olmadığını biliyordu. Sa- dece gayri milli güçlerin tasfiyesinin nasıl yapılabile- ceğinin hesabını yapmayı görev edinmişti kendisine. Maalesef Ankara milli kuvvetler için güvenli bir yer ol- maktan çıkmıştır. Gayri milli güçlerin yerii ve yabancı temsilcilerinin yan işgal altındaki Ankara'da Gazi bi- ze bakıyor, bir öğretmenini koruyamadığımız için hid- detleniyor haklı olarak. E-posta: emingurses@yahoo.com Fax: 0212 513 85 95 B U L M A C A SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1/ Ahududuya verilen bir baş- ka ad. 2/ "Maddenin korunumu" yasasını orta- ya koyan ve 5 modern kim- yanın kurucu- su olarak ka- bul edilen Fransız bilim adamı. 3/ Es- 1 2 3 4 5 6 7 8 kıden harman üriinle- rinden onda bir ora- nında alınan vergi... 2 Ergenlik sivilcesi. 4/ 3 Nesne, şey... Olağanı aşan büyüklüğü olan. 5/ "Yalana servi" de denilen bir ağaç. 6/ tnce, nazik... Yapısına girdiği sözcüğe "ken- di kendine" anlamı katan yabancı önek. 7/Bir zaman birüm... Hafif, ya- vaş sesle söylenen. 8/ Cerrahın hastannı bir yerini kesme ve dikme yoluyla yaptığı tedavi. 9/ Üye... "Isimler'" anlamında eski sözcük. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Savaş gemilerini ticaret gemilerinden ayırmak için, grandi direğine asılan ince bezden yapılmış, dar ve şerit biçiminde bayrak. 2/Titreme, ûrperme... Kuru soguk. 3/Kolaylıkla aldatılabilen... Fas'ın plaka işa- reti. 4/ Bir renk... Yer jimnastiğinde, vücudun yatış pozisyonundan ayaküstü duruma geçme hareketi. 5/ Bizmut elementinin simgesi... Geminin sol yanı. 61 Özsu... Etrafı görmeye engel olacak kadar kalın su buğıısu. 7/Japon kökenli birdö\üş sporu... Şaşma be- lirten bir iinlem. 8/Budizm'in, Buda'yla tek vücut ol- mayı amaçlayan kolu... Suçlama. 9/Kişinin yaşama- dığı geçmişe duyduğu özleme verilen ad... Boru sesi. Nüfus cüzdanımı kaybettim. Hükümsüzdür. ÖZGE ÖZBEY
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog