Bugünden 1930'a 5,440,085 adet makale



Katalog


«
»

14 ARALIK 2002 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA AVRUPA BIRLIGI AKP hükümeti ve bürokrasi, tepki konusunda anlaşamadı. Gül, Türkiye'nin Avrapa perspektifınden vazgeçmeyeceğinin alünı çizdi Türkiye 'sineye' çekiyorSADİTEKELİOĞLU KOPENHAG -Başbakan Abdullah Gûl ve AKP lideri Tayyip Erdoğan, Kopenhag Zirvesi öncesinde kabul et- meyecelderini açıkladıklan 2005 tari- hini "gönülsüz" kabul etmek duru- munda kaldılar. AB karannın açıkJan- masının ardından AKP yetkilileriyle bü- rokratlar arasında yapılan toplantıda Gül ve Erdoğan'ın daha sert tepki ve- rilmesini ıstedikleri. diplomatlann ise "köprülerin atıbnaması" için kabul edümesi yönünde görüş bildirdikleri öğ- renildi. Gül, îngiltere Başbakanı Tony Blair ile yaptığı telefon görüşmesinde sert tepki verirken basın toplantısında "KriterierABiçindepTürkhalkıjçm. Yölumuza devam edeceğiz" dedi. Da- ha önce sert çıkışlar yaparak Avrupa- lı liderlere "Neticelerine katianırsınız" diyen Erdoğan ise "Siyasette kızgmhk ohnaz" değerlendirmesı yaparken "AB ile daha yoğun ve sıcak temasın yaşa- Gül-Cox yan yana 10 aday ülkenin 1 Mayıs 2004"te üyeİige kabul edildiği Avrupa Birliği'nin tarihi Kopenhag Doruğu, dün geee AB inesi ve adayı ülke üderleri \e dışişleri bakanlannın çektirdiği aile fotoğrafiyla sona erdi. AB üyesi ülke sa>isı 10 yeni ülkeyle 25'c yükseiirken Bulgaristan \e Romama'nın üyelik tarihleri de 2007olarakbildirildi. Türkiye'ye ise Aralık 20O4'te Kopenhag siv asi kriterlerini tam olarak karşılaması halinde 'gecikmeden* mü/akerelere başlavabilecek. Başbakan Abdullah GiiL ailc fotoğraftnda ilk sıranın sağında, Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox'un yanında yer aku. (Fotoğraf: REÜTERS) BİIdİrgede değİŞİklİk AB'yi "Neticelerine katlanırsınız" diyerek uyaran AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan, karann ardından söylemini yumuşatarak "Siyasette kızgınlık olmaz" dedi. Karann beldentileri karşılamadığını açıklayan AKP hükümeti 2005 tarihini "gönülsüz" olarak kabul etmek zorunda kaldı. Türkiye'nin diplomatik çabalan sonucunda, sonuç bildirgesine, müzakerelere "geciktirilmeden" başlanacağı hükmü konuldu. nacagı bir döneme girildiğine" vurgu yaptı. Dönem başkanı Danimarka'nın Dışişleri Bakanı Per Stig Möller ise kriterleri yerine getirmesi durumunda Türkiye ile müzakerelerin 2005'in ilk yansında başlatılacağını kaydetti. Ko- penhag Doruğu Sonuç Bildirgesi'nde Türkiye'nin endişelerini gidermek ama- cıyla 2004 Aralık'mın ardından müza- kerelere "geciktirilmeden'' başlanaca- ğı ifadesine yer venldı. Gül başkanlığındaki Türk heyeti, dün- kü temaslanna Blair ile yaptığı telefon görüşmesiyle başladı. Karara ilişkin ha- yal kınklığını anlatarak Fransa Cum- hurbaşkanı Jacques Chirac ın "Türki- yebizeşantajyapryor" sözlerinden duy- duğu rahatsızlığı dile getiren Gül, "Ön- yargüı hareket ediliyor. Taslağın düzel- tilmesi için çok gayret edümesi gerekiyor. Beürsizliği giderecek keümderi metne koymak lazmT dedi. Dün yayımlanan sonuç bildirisinin Türkiye ile ilgili kıs- mına göre, Avrupa Komisyonu, 2004 Aralık zirv esinde, 2004 yılı ilerleme ra- poru ışığında Türkiye'nin Kopenhag si- yasi kriterlerini karşılayıp karşılamadı- ğını gözden geçirecek. Kopenhag kri- terlerinin karşılandığına hükmetmesi halinde de komisyon. 2004 Aralık zir- vesinde Türkiye'yle tam üyelik müza- kerelerini başlatacak. Gül ve Erdoğan daha sonra Türki- ye'ye ilişkin karann verilmesini sagla- yan Almanya ve Fransa lıderleriyle Bel- la Center'da bır araya geldıler. Edinilen bilgilere göre Chirac ve Alman Başba- kanı Gerhard Schröder, "Sizin istediği- niz tarih teknik olarak da münıkün de- gildL Bu tarih bir başandır ve önemü bir adımdır" dedıler. Gul ise Chırac'au Dün 'Türkiye şantaj yapıyor' diye bir değer- lendinneniz obnuş, buna çok üzüMüm. Bizim hükümetimizden, bakanlanmız- dan,\«kililerinıizden böylebir şev miduy- dunuz. Sadece gazetelere dayanarak bu değerlendirmeyi yaptrysanız bu üzücü bir durumdur" dedi. Erdoğan da "Böy- le bir değeriendirme yapmanız bizi üz- dü" görüşünü ıletti. Gül, taslak bıldiri- de yer alan "AB, müzakerekri başlata- cakür" ifadelerine "hemen" sözcüğü- nün eklenmesini istedi. Gül'ün aynı ıs- teği Blair'e de dile getirdiği öğrenildi. Türk heyetinin bu isteği yenne getiril- memesine karşın dün akşam yayımlanan sonuç bildirgesinin Türkiye bölümünde iyileştirme sağlandı. Sonuç bıldirgesinın taslak metninde, "2004 Arahkta topla- nacak AB Konsc>i'nin AB Komisyo- nu'nun raporu veönerisi temetinde. Tür- kiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini kar- şıladığına karar vermesi durumunda, AB'nin Türkiye ile müzakerekri başla- tacağT paragran, "AB'nin Türkiyeile mü- zakerelerigeciktirmeden" başjatacağı" biçiminde değiştirildi. Cül: Reformlar sürecek Bu görüşmenin ardından kalabalık bir basın topluluğu önüne çıkan Gül, Copeıılıagen AVRUPA PARLAMENTOSU BAŞKANI COX: TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNDE ŞİMDÎYE KADAR BU KADAR NET BtR ANGAJMAN OLMADI AITye göre Ankara zafer kazandı NİLGÜN CERRAHOĞLU KOPEMIAG-*Türidye'yiAByörün- gesinde tutmak için bulunmuş bir for- mül!" Avrupa'nın en önemlı "think- tank"i European Policy Centerdan John Palmerınyorumuböyle. "BuformüT diye devam ediyor sözlerine Palmer. "Türldye'deki reform yanlılan ve işba- şmdaki hükümeti -reform karşıtı güçler ve generaDere karşı- güçlendirebik-cek tek formüldür aynı zamanda!" "Türkiye'yi AB yörüngesinde tut- mak_"; "20W randevusunu" tanımla- yan en "özetyorum" bu. Şimdilik Tür- kiye'ye biçilen konum böyle. Sonrası... Sonrası için parlak cümleler kuran çok. AB'nin dış ılişkilerinden sorumJu Ja- vierSotana, örneğin "2004randevusu" için olabilecek en olumlu karar diyor. "Bundan daha kesin bir angajman ah- namazdı" şeklinde konuşan Solana; "Türkrve Kopenhag kriterierini yerine getirmeden önce kesin tarih saptamanuz olanaksızdır!" dıyor. Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Coxise "Cumhuriyet"e verdiği demeç- te, "Kopenhag, Türkhe'nin AB yazgı- sını onavlanuşür" şeklinde konuşuyor: "Bu bir kanun ounamakla birükte bi- zim için sivasi ve ahlaki bir anlaşmadır. Türkhe siyasi bir muktesebat' eideet- ti Kopenhag'da. Biz sizden 'reformlan yapmanızı" istiyoruz.Komisyonunyeşfl ışık yakması halinde bu reformlar kar- şılığînda biz desize karşı sorumlulukla- nrnıayerinegetirmeklevükümhh'üz. Bu çokaçıkûr. Türkhe-AB ilişkilerinin geç- mişinde şimdiye kadar bu kadar net bir angajman yok; olmadı_n Danimarka'nın başbakanı Rasmus- sen'in u rande»Ti tarihini" açıklarken yaptığı, "2004 sonu değeriendirmesine şarlh olarak Bir an önce müzakereler açılacaktır!'" deklarasyonunu hatırlatı- yorum Cox'a. Herkesın kafasını kanş- tıran *bir an önce' deyiminin hıçbir bi- çimde kesin angajman ıçermediğıni, bunun "Müzakere tarihi olarak 1 Tem- muz 2005'i öneren Fransız-Ahnan öne- risinin gerisinde kaldığuu; kaderimizin bir an önce"yi yorumlayanuı sh'aa ira- desine kaldığuu" söylüyorum. Bu iti- razıma Cox, "Tarih üzerindeki vurgu- lar sadece bir detaydan ibarertir!" dı- ye > r anıt \ eriyor: "Onemfiolan angajman- lardn*. Türidye,AB'den bu angajmanı ko- parmışûr.BizzatGül veErdoğan'ada bu- nu söytedim. Türk tarafi bir zafer kazan- nuşnr. Şövie bir gerive gidip 40 vılhkiliş- kilerimize bakın. Ve buna Türki\e"nin AB'deki siyasi yazgısına ilişkin daha okjmhıbircümlebuhıpgetirin.Bakışacj- nuzbudur._" Kopenhag Ztnesrni yo- rumlarken karşılaştığımız açmaz ışte tam da bu. Gelinen noktayı. 40 yılkk geç- mişle mi karşılaştıracağız? Yoksa ilk kez ıleri doğru atılan gerçek bir adım ola- rak mı nitelendireceğiz? Geçmişi lastas alırsak Cox haklı olabilir. Ancak biz ge- leceğe bakmak ıstiyoruz. Ve hepimiz- de "kâbus" tadı bırakan geçmişin gel- gitlerinden "kopuş" bekhyoruz. Pdd Ko- penhag bize bunu veriyor mu? Kararlar AB polltikasıdır' tyimser yoruma göre sonuç belgesi ve "tek Avrupa" başlığı altında dağıhlan ek taslak; yaşadığımız "ömür törpüsü geçmişten"bu "kopuşu", "genişlemenin geriyedönüşüyoktur!'' sözlenyle temı- nat altına alıyor. 15'lerekatılan lOmüs- takbel üye ülke de bu teminatı -kimile- rine göre- desteklemiş oluyor. 25'lerin adı aitına yayımlanan ek belge çünkü; u Türki\e'nin AB üyetiğine ilişkin yeni aşamayı 25'lerin memnunnetle karşı- ladıklannı" not ediyor. Pamuk ipliğine bağlı bu cümle ötesinde Birliğe katıla- cak 10 yeni üyenin Türkiye'ye yeni en- geller çıkarmayacağının garantisi var mı° Zirvenin kapanış saatlerinde herke- sin yanıt aradığı bu soruya "Cumhuri- yet"e konuşan Danimarka Dışişleri Ba- kanı Per Stig Möüen "AB'nin aldığı ka- rarlar, ABpolitikasıhalinegelir'' diye- rek yanıt veriyor: ".\ramiza kaolanye- ni üİkeler,ABpolitikasına da kaümuşsa- yıhrian'" Bu "parlak açıklamalara" rağmen Başbakan Gül de duyduğu düş kınkh- ğını Chirac-Schrödergörüşmesinin ar- dından yaptığı basın toplantısında giz- lemekte güçlük çekti. "Sonuçtanmem- nun musunuz" sorusunu yanıtlamaktan ısrarla kaçınan başbakan; bu satırlann dizgiye girdiği saatlerde sonuç taslağı üzerinde hâlâ "AB'nhı aldığı taahhütie- rin" güçlendirilmesını beklıyordu. "Buraya gelmeden önce Kopenhag kri- terlerini yerine getirmek için üzerimize düşeni yaptık. Görülen şey şu kt bu mü- zakere tarihi birazcık gecikmeü olarak 2004 yüının sonu olarak ortaya çıkb" dedi. Gül. AB önerisinin Türkiye'nin is- tediği tarih olmadığını behrtirken "Türk haDa hakettiğiiçin reformlara devam edi- lecek. Yolumuz beflidir. Türkiye'nin dış poütikada bovııtlan olan bir potansiye- İi vardır. Avrupa perspektifi şüphesiz muhafaza edilecek" diye konuştu. Erdoğan üslubunu yumuşattı Daha önceki açıklamalannda "Neti- celerine kadanıriar" diyen Erdoğan da daha yumuşak bır söylem kullandı. "Tür- kiye'nin AB yokuluğu sürecek" diyen Erdoğan, "Chirac'a kızgın mısınız" so- rusuna "Az önce dostane bir şekilde soh- bet ettik. Sij'asette küslük olmaz" yam- tını \ erdı. Erdoğan, "AB'ye kırk >il ön- ce ginnek için karar veren Türk halkı kendini Avnıpah hissediyor. Dünkü ka- rara getince, biz tabii 2003 sonu itibany- la bir müzakere tarihi altnak istiyorduk. Bu bir az gecikmeü' oldu. Temenni ede- riz ki, bir aksüik ohnazsa 2004 sonunda Türkiye'de müzakereler başlavacaktır" dedi. Erdoğan, akşam saatlennde düzenle- diği basın toplantısında AB ile ilişkiler- de yeni bir boyuta girildiğini ve Türki- ye'nin demokratikleşme performansı- nın arttınlması gerektiğini belirtti.Kara- nn "beklentilerini karşılamadığını" ka- bul eden Erdoğan, "AB karar vericileri- nin ortaya koyduklan siyasi pratikten de hoşnutdegüiz. Hoşnutsuzlugumuzun se- bebi, AB ülkelerinin siyasi pratikteki çif- te standartiannı demokrasi ve çağdaş değeriere uygun bulmamamızdu*. Bu- nunla birükte AB perspektifi \olundaki ilerlevişimizi daha yoğun ve hızh bir şe- kilde sürdürecegiz" dedi. AKP-Dışlşleri farkı AB karannın nasıl yorumlanacağı, AKP'li yetkililer ile Dışişleri diplomat- lan arasında sorun yarattı. AB'nin öne- risi, Danimarka Dışişleri Bakanı Möller tarafuıdan önceki gece yansında Dışiş- leri Bakanı Yaşar Yakış 'a iletildi. Yakış da durumu Erdoğan'a ve Gül'e anlattı. Aralannda Müsteşar Uğur Zi\al ve AB Genel Sekreteri Volkan Vural'ın da bu- lunduğu Dışişleri Bakanlığı ekibiyle he- men değerlendirmeye geçildi. Bürok- ratlar köprülerin hemen atılmamasını savunurken basına "ilk karar" olarak "Taslak Türkiye'nin AB'ye girme konu- sundaki si>asi irade ve kararlılıgını algı- lamaktan yoksundur. Zaman varken dü- zeltilsin" açıklaması yapıldı. Değerien- dirme toplantısı sabaha kadar sürdü. Dışişleri uzmanlannın kararla ilgili dile getirdiği bazı görüşler şöyle: ^ Kararda, Türkiye'nin müzakerele- re başlamasından açıkça söz ediliyor. Bu, üyelik sürecimiz açısından yeni bir aşa- madır. Artık müzakere aşamasındayız. ^Taslakta 2004 yılının aralık ayında- ki AB zirvesinde Türkiye'ye müzakere tarihi verileceği açıkça belirtilmiştir. • Bu karar küçümsenecek bir karar değildir. Daha çabuk başlayabilirdik. Ancak asıl karann AB ülkelerine ait ol- duğu gerçeğini hiç unutmamahyız. ^Önümüzdeki dönemi iyi kullanır- sak hükümet, Kopenhag kriterlerini ta- mamıyla yerine getirmek amacıyla re- formlan hızla gerçeldeştirirse 2003 iler- leme raponında bıle durum değişebilir. îngiltere basını Amerika'nın, Türkiye'nin müzakere tarihi alması için Avrupa'ya yaptığı baskının geri teptiğini yazdı AKP hükümetine aşağılayıcı bir tokatDış Haberler Servisi - Avrupa ve dünya basınmda yer alan yorumlarda. Kopenhag Zirvesi'nden Türkiye'yi memnun eden bir karann çıkmamasının nedeninin. ABD'nin Avrupa Birliği'ne yaptığı baskılar olduğu vnrgulandı. FINANCIALHMES Karan. Türkiye için "büyük bir darbe" olarak değerlendiren gazete, AB Dönem Başkanı Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in Îngiliz-Yunan ile Fransız-Alman pozisyonlan arasındaki farkı kapatmaya çalıştığmı belırtti. THEGUARDIAN Avrupalı liderlerin. Türkiye'nin umutlannı yok ettiği yorumunu yaptı. Şartlı 2004 tarihini "sürpriz olumsuz karar" olarak değerlendiren gazete. AB liderlerinin ABD ve Îngiltere'den gelen yoğun baskılan da görmezden geldiklerini, karann "Türkiye'deki refonnist hükümet tarafuıdan aşağılayıcı bir tokat olarak aigüanacagını" yazdı. FRANSA Ankara'ya darbe Le Monde, AB liderlerinin, talebini reddederek Türkiye'ye darbe vurduklannı, liderler yemeği sırasında, Yunanistan'm da Fransız- Alman önerisine destek verdiğini yazdı. DANİMARKA: Baskının sonucu "ABDbaskısı Türkiye'yi zayıf düşürdü'', "AB, Amerikan müdahalesinden bıkti", "Türkiye'ye para var, tarih yok" manşetlerini atarken basında "Türkhe için ABD'nin değiL AB'nin vereceği karar geçerfi" yorumlan yapıldı. İTALYA Türkiye sindimneli Corriere della Serra, Türkiye'nin, Kopenhag'da aldığı sert cevabı içine sindirmek zorunda olduğu yorumunu getirdi. La Stampa, "Avrupa, Türkiye'ye teslim olmadı" yorumunu yaptı. YUNANİSTAN İsteğimiz oldu Sonuç, Yunan basınında memnuniyet yaratn. "Türkiye'ye bir kez daha tokat vuruldu" ifadelerine yer veren gazeteler, Yunanistan ve Rum kesiminin istediklerini elde ettigine dikkat çekti. %£ THE INDEPENDENT "Büyük Avrupa projesi büyük sıkmOda" başlığıyla yaynnlanan haberde, Türkiye'nin tüm zirveyi rehin aldığını öne sürdü. AVUSTURYA Üyeler bölündü Avusturya televizyonu ORF k zirvede Türkiye'ye tarih verilmesi konusunda üye ülkelerin ikiye bölündüğüne işaret etti. ORF, başbakanıWoh*gang Schüssel'in Türkiye'ye kesin bir tarih verilmesine karşı çıktığını bildirdi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog