Bugünden 1930'a 5,500,335 adet makale



Katalog


«
»

1<fiRALIK2002PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA JV U JLi X U J \ kultur@cumhuriyet.com.tr 15 UYCARLIKLARIN İZİNDE. OKTAY EKİNCİ Tarihi Kentler Birliği'nin 2002 yıh ödülleri 'kentsel koruma' çabalarına verildi Yerel duyarlılığa ödüller... . ültürel mirası koruma pojeleriyle Ağırnas, Dyarbakır ve îzmir 'başan ölülleri'ni ahrken Bartın. E>kişehir ve Muğla'ya 'czendirme ödülleri' vmldi... Diğer katılımcı 10 bflediye i s 'teşekkür belgesi'ni hxk ettiler... S.uruluşundan bu yana 2.5 yılda 1 (0 belediyeyi "külrürel kimlik de- ğcrleri" etrafinda örgütleyen Tarihi Kintler Birüği. korumada yerel yö- netimlerin sorumluluğunu geliştir- m;k üzere düzenlediği ödüllerini sür- dirüyor... Birincisi geçen yıl gerçekleştiri- leı "tarihsel mirası koruma pro- jderi ve uygulamalannı özendir- roe" yanşmasına bu yıl 16 beledi- ye katıldı... Mimarlık, şehircilik, sa- ntt tarihi. arkeoloji, hukuk ve siyasal bılimler alamndaki bırikimli uzman- lardan oluşan seçici kurulun değer- lendirmeleri 29.11.2002 günü îstan- bul'da toplanan Birlik Encüme- ni'nce de benimsenerek karara bağ- landı. Sergi, kollokyum ve ödül töreni Şu- bat (2003) ayı başlannda Ankara'da yapılacak olan yanşmada, "başarı ödüllerini''' ağırhklı olarak "kentsel korumayı" hedef alan projelerle Ağırnas (Kayseri). Diyarbakır ve tzmir ahrken "özendirme ödülleri" de Bartın, Eskişehir ve Muğla'ya venldı... Her biri, üye belediyelerin tarihsel mirasa olan "sahiplenme yanşının" da duyarh ömeklerini oluşturan pro- je ve uygulamalarhakkındaki jüri de- ğerlendirmeleri özetle şöyle: Ağırnaslı Sinan'ın meKânı Mimar Sinan'ın çocukluğunun geçtiği Ağırnas'taki "Mimar Sinan Evi" olarak kabul edilen tarihi yapı külliyesi ile eski dönemden kalma ye- raltı mekânlannın restorasyonu, Kül- tür Bakanlığı taraftndan ve Ağırnas Belediyesi'nin ev sahipliğinde, Erci- yes Üniversitesi'nin mimarlık hiz- metleri desteğiyle yapılıyor... Belediyenin bu uygulamaya yöne- lik girişimci ve öncü tutumlan ile bir- çok yan giderinin ve hizmetlerinin ye- rel kaynaklarla karşılanması değer- lendirilerek "başan ödülii" verildi... Diyarbakır surları gülüyor Diyarbakır Büyükşehir Beledi- yesi yaklaşık 5 km. uzunluğunda- ki Diyarbakır Surları'nı kent ya- Tesekkürü' hak eden beledîyeler 1- İzmir'in tarihi sokaklarında cepheler artık hem eski hem bakımlı ve güleryü/lü. 2- Ağır- nas'ta artık "Mimar Sinan'ın Evi" aranmayacak, Koca Usta'nın anıları, mekânlarda yaşanacak. 3- Diyarbakır surlarını kuşatan işgalciler kaldırıldı, tarih göz önüne çıkarıldı. Yanşmada ödül almasa- lar da, kentlerindeki mirasa karşı duyarlılıklan, çabala- n için Tarihi Kentler Birli- ği'nin "katıhm ve teşek- kûr belgesi" verilen diğer 10 belediye ve çahşmalan daşunlar: BEYPAZARIı: Hemen tûm sivil mimari örnekle- rinin "bakım kampanya- sıyla" yaşatılması... ÇANAKKALE: Kentsel mirasın korunmasında- ki "çeşitlilik" gösteren ça- lışmalann katılımcı bir anlayışla ger- çekleştirilmesi... tZNtK: Sü- leymanpaşa Medre- • • •* 11 * I sesi'nin "Seramik Çarşı- sı" işleviyle ve Yerel Gfin- dem 21 mekânı olarak kul- lanılması... KONYA: Tarihi merkez- deki kent meydanımn yaya- laştmlarak peyzaj ve kent- sel tasanm düzenlemesi ya- pılması... KULA: Halk arasında "Eski Çeşme" adı verilen tarihi Çukurçeşme' nin res- torasyonu... KUŞADASI: Sağlık Caddesi'ndeki eski dokuyu riffi da içeren mimari ve kentsel peyzajın yenilenmesi ve onanlması... KÜTAHYA: Yıkık ve harap haldeki Gümüşeşik ve Yorgun Çelebi tûrbele- rinin restorasyonu... TARSUS: Tarihi doku- daki 37. ve 42. sokaklann cephe sağhklılaştırmalan ve St Paulus Kuyusu'nun çevre düzenlemesi... ÜRGÜP: 1969'daki afet bölgesi ılanından bu yana bakımsız kalan tarihi Kayakapı Mahalle- si'nin yeni- den canlan- dınlması... YALVAÇ: Kültürel, doğal değerlerin korunması, ge- liştirilmesi ve turizmin çe- şitlendirilmesi projesi... Danışma Kurulu-Seçici Kurul: Prof. Dr. Merin Sö- zen, Y. Mimar Oktay Ekin- ci, Prof. Dr. Cevat Geray, Av Derviş Parlak. Fikret Toksöz, Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu, Prof. Dr. Ruşen Keleş, Prof. Dr. Ülkü Az- rak, Prof. Dr. Zekai Görgü- lü, Kayhan Kavas, Y. Mi- mar Mithat Kırayoğlu... şamı ve peyzajıyla daha güçlü bü- tünleştirebilmek için, sur diplerin- de işgalci konumdaki 500 kadar düzensiz ve çoğu yasadışı işyerini kaldırarak tarihle halkı kucaklaş- tırdı... Suriçi'ndeki eski sokakla- nn bakımını da içeren uygulama- lar, tüm tarihi kent merkezinin alt- yapı yenilenmesiyle de bürünleşi- yor... Işyerleri boşaltılan esnaflardan geleneksel hizmetleri verenlere ye- ni işyeri alanlan da yaratılarak sos- yal yönü bulunan örnek bir kentsel koruma etkinliği sergilendiğinden "başarı ödülü" verildi... İzmir. tarlhlyle tanışıyor Büyükşehir Belediyesi'nde oluş- turulan "Tarihsel Çevre ve Kül- tür Varhklan Müdüriüğü" eliy- le kentin kültürel dokusunu koru- ma ve yaşatma projelerine ağırhk verildi... Bunlardan yanşmaya sunulan Agora çalışması planlama aşamasın- dayken "Bakımlı Cepheler Proje- si"yle de Alsancak semtindeld 1448-1449 No'lu sokaklann tarihsel görünümleri güçlendirildi... Agora Koruma Planı. bu antik merkezin kentle bütünleştirüme- sini, tarihi Kemeraltı ve Kadife- kale aksı içinde ziyaret edilir bir ören yerine dönüşmesi ve bu arke- olojik alanlarla iç içe olan doku- nun da kültür, turizm ve gelenek- sel ticaret ağırhklı yenilenmesini hedefliyor... Alsancak'taki tarihi sokaklarda ise kültür varhklannın cepheleri restore edilmiş, döşeme ve peyzaj çahşmalan da tamamlanmış du- nımda... Iki proje de, İzmir'in tarihi kent kimliğinin güçlendirilmesine olan önemli katkılan değerlendirilerek "başarı ödülü" aldı... Özendirme ödüllerine gelince: Bartın'da kültürel peyzaj Bartın Belediyesi kentin tarihi ana arteri Hükümet Caddesi 'ni ya- yalaştırdı. Caddeye bakan tarihi binalardaki restorasyonlan da özendirecek şe- kilde tüm cepheleri bakım, onanm ve boyamayla yenileyerek kültürel peyzajı güçlendirdiği için "özen- dirme ödülü" aldı... Eski 'hal'de çağdaş yaşam Eskişehir dekı özgün ve tarihi mi- mansı olan Eski Hal Binası ve komp- leksı "Haller Gençlik Merkezi" ola- rak restore edildi. Çeşitli sanat, kültür ve rekreasyon aktivitelerini de ıçere- cek şekilde üniversite ve kent halkı bütünleşmesine katkıda bulunduğu için "özendirme ödülü'* verilirken, jünnin "özel takdirini" de kazandı. Muğla'da özenll koruma Belediyece kamulaştınlan gelenek- sel bir Muğla Evi "yerel külrürlerin ve halk sanatinın tanıtılıp inceleme ve araştırmalara olanak sağlandı- ğı" bir kültür evi işleviyle restore edil- di... Özgünlüğü konınduğu için de "özendirme ödülü"nü aldı... Tiyatro Ayna'nm sahneye koyduğu 'Mutlu 01, Nâzım' bu akşam Akatlar Kültür Merkezi'nde başlıyor insan olan NâzımSELCEN AKSEL Ataol Behranıoğlunun oyunlaştırdığı. Mahmut Gökgöz'fin yönettiği 'Mutlu Ol, Nâzım'da Dilek Türker oynuyor. 2002yılında, 100. doğum yıldönümünde Nâzım Hikmet Ran'ın yapıtlanyla, yaşa- mıyla, hayata bakışıyla anıldığı birçok et- kinlik yapıldı. Şimdi de, 'Tiyatro Ayna', Vera Tulyakova'nın anılanndan Ataol Behramoğlunun oyunlaştırdığı 'Mutlu Ol Nâzım'la sesleniyor. Mahmut Gökgöz'ün yönettiği oyunda, Vera'yı on yıl önce oldu- ğu gibi Dilek Türker canlandınyor. - Sanat adına çalışan kişiler olarak, bir sanatçıyı anlatmak...Yeniden "Mutlu Ol Nâzım...' DtLEK TÜRKER - Eskimeyen, öyle güzel bir malzeme ki Nâzım"ın sözleri, hep yeni. Nâzım, Vera'nın o- nun için yazmasını istiyor, insan ola- rak görüp tanıdığı için. Herşeyden önce insan olan Nâzım'ı...Nâzım'ın Vera için yazdığı 'saman sarısı' ad- lı şiiri, dünya şiirinde, bir şaheser ola- rak kabul ediliyor. Bu şiir yerini bu- luyor oyunda... Nâzım'ın yedi yıl yaşadığı son aşkı, kansı ve onun ağzından, Nâzım 'ın son yedi yıh. Hiç ödün vermemiş bir insan Nâzım Hikmet. O kadar ıçi temiz ki, doğ- ruyu söylemekten korkmuyor. Düş kınklı- ğını anlatmaktan da. Nâzım'ın korkmaya- rak söylediklerinin korumak adına saklan- ması da bana ters geliyor. Bunu onun ütop- yası haksızdır şeklinde yorumlamamak la- zım. Şiirle beste yapan bir şair o... Nâzım'ın gücü, Türkçeyı kullanmasında. 'Savaşa ha>ir' diyen tok bir çığlık - On yıl sonra, oyrınu önemli kılan ye- ni nedenler var nıı? TÜRKER- Ben ve birlikte çalıştığım ar- kadaşlanm, hepimiz. keııdiır duk bu oyun için. Geliştiğimi hıssediyo- rum. Bir sanatçı için geliştiğini hissedebil- diği bir ürünü yaratmas] kadar büyük bir mutluluk olamaz. Teşekkür ederim, Nâzım ve Veraya... Ve arkadaslanma. Acaba Turk- çesine özen göstermeyen gençler oyunu seyretmeye gelirler, birdenbire kapı açılır gibi Türk diline sevdalanabilirler mi. ken- dilerini bulabilirler mi, kendi dillerine sev- dalalanabilirler mi yeniden, bir umudum da bu. Bu toplumun dilinin katledildiği bir dö- nemde, biz bir grup sanatçı bir araya gel- Lnsanın en büyük keşfidir aşk, bunun algılanabilmesi için 'banş' demesi, banşması demek, kendisiyle, başkasıyla...Bütün bu sözleri inanılmaz bir estetik biçimde söyleme şansını veriyor Nâzım. atıın rnV hnr hır şpy nlHıığ|nn | rek çıkacaktır. - Deneyimli bir yönetmen olarak, bir sanatçıyı anlatan bu oyunu yeniden yo- rumlama yoluna gitfiniz... MAHMUT GÖKGÖZ - Oyunu, yeni bir kuşağa sunacağımız için, yeni bir dra- maturji çalışması, metinde degişikliklerya- pıldı, iki saatlik bir oyun çıktı ortaya... 1992'de sevgıli Vera, Dilek Türker'i izle- miş, "Ne güzel oynuyor, Nâzım yaşasay- dı, defalarca gelir, mutlu olurdu" diyerek. Artık Vera da aramızda yok Nâzım gibi; bu, oyuna farklı bir anlam kazandınyor. Şunu da belki ıriraf etmekte fayda var, önceki yıllarda Nâzım'ın aşk şiirleri- ni se^'dalannı, biraz daha geriye at- mıştık. dik. Bu çok önemli. Aynı zamanda, 'Sava- şa hayır' diyen 'tok ve doğru bir çığlık'tır bu oyun. "İnsan olarak Nâzım var bu oyunda, Vera'nın sözcükleriyle..." TÜRKER - Insanın en büyük keşfidir aşk, bunun algılanabilmesi için 'banş' de- mesi, banşması gerek, kendisiyle, başka- sıyla... Bütün bu sözleri inanılmaz bir este- tik biçimde söyleme şansını veriyor Nâzım. Sanat adına, tiyatro adına, insan olmak adı- na, aşk adına, banş adına aynı kaygılan ta- şıyan bir ekiple beraberiz. Arkadaşlanmla beraber estetik kaygılanmızdan hiç ödün vermemenin mutluluğunu yaşıyorum. Sa- nıyorum, bu oyunu seyreden herkes insan 'Türkçem kadar gûzelsin' - Oyunda hepiniz ustaüğınız ve duygjularınızla yer alıyorsunuz... ĞOKGÖZ - Hepimiz, eleştiriye açık bir tavırla çalışmalanmızı sürdürdük. Yanhş yapmaktan korkmadan. Doğruyu bulmanm yolu korkmamaktan geçiyor bel- ki de. Osman Şengezer, Nâzım Hikmet'in Hiroşıma şiirine karşı çocuklann yazdığı mektubun içindeki turnalardan yola çıkarak dekor hazırladı. Nurettin Işcan da, kendi sözcükleriyle, Nâzım'ın şiirindeki müziği yakaladı oyun için hazırladığı bestelerinde. Nâzımın, 'Ferhad tle Şirin'inde, Ferhad, 'Şirin, sen, konuştuğum dil kadar, Türk- çem kadar güzelsin' der. Ne kadar gü- zel...Bu, benim Nâzım'la tiyatro anlamın- da son buluşmam, yaşanmışlığın sağladık- lanyla, benim için çok büyük önem taşıyor. (Akatlar Kültür Merkezi: 0212 3519384) ODAK NOKTASI AHMET CEMAL Avrupa Serüveninin Öteki Yüzü... Bu yazı yayımlandığında, Avrupa serüveninde büyük bir olasılıkla yeni bir düş kırıklığının buruk- luğunu yaşamaya başlamış olacağız. Bu evrede, serüvenin ötekı yüzüne bakmakta yarar var. "Okuyan Gençlığe Mektuplar"\r\ bir yerinde şöyle demiştim: "Yaşamımız boyunca kazanmak istediğimiz hiçbir kimlik, bize armağan edilmez. Edilse bile, öyle bir kimlik, koşullannt kendimizde gerçekleştiremediğimiz sürece, ancak geçici ola- rak taşıyabileceğimiz ve başkalannı da geçici ola- rak ınandırabileceğimiz bir kimlik olabilir. Amaç- ladığımız bir kimliği elde edebilmenin, ardından da dünyanın önüne böyle bir kimlikle çıkabilme- nın ve dünyadan, ötekı insanlardan bu kimliğimi- ze saygı duymalannı talep etmekte haklı olmamı- zın tek yolu, o kimliği taşıyabilmenin koşullannı önce kendimizde gerçekleştirmemizdir." Şimdi, bugünkü Avrupa'nın varlığı tartışılamaz ıkiyüzlülüğünü, uygarlık maskesinin ardından kendini hâlâ bir Hıristiyan kulübu olarak algılama- sını bir an için bir yana bırakalım ve yıllardır ka- zanmak istediğimiz kimlik bağlamında kendimi- zi bir kez daha sınayalım. Avrupa Birliği'ne girmek için atılan ilk adımlar- dan bu yana hedef hep "Avrupa'nın birparçası" olabilmektı. Burası, kesindi. Ama kesin olmayan, buna karşılık yaşamsal önem taşıyan bir başka nokta, daha doğrusu kendimize ıçtenlikleyönelt- memız, yanıtını da kaçamaksız vermek zorunda olduğumuz bir soru daha vardı: Kurumsal ve bi- reysel bağlamda kendimizi Avrupa'nın bir parça- sı olma yolunda ne ölçüde ve hangi ciddiyet dü- zeyinde eğitmiştik? Bugünkü Avrupa'nın uygarlık çizgisi, Röne- sans'tan, Reform'dan ve Erasmus hümanizmin- den başiayıp Aydınlanma'dan, Büyük Fransız Devrimi'nden, sanayi devriminden, iki dünya sa- vaşının amansız sınavlarından geçerek, insan hakları temeline oturmuş, gerçek anlamda bir si- vil topluma uzanan bir çizgidir. Ve Avrupa'nın bu çizgınin dışındaki tutum ve davranışları, kendisiy- le de çelişkı oluşturur. Ama burada bızi ilgilendi- ren, her şeyden önce kendimiz için ilgilendirme- si gereken soru, elbette şudur: Bu uygarlık çiz- gısini biz ne ölçüde benimsedik? Kurumsal düz- lemde biz, kendi insanlarımızın birer sürü üyesi değil, fakat her şeyı, bu arada içinde yaşadığı dü- zenı de bilgiyle beslenmiş aklın rehberliğinde eleştıren bireyler olmalarını ne ölçüde ıstedik? Temel insan haklarıyla ilgili sözleşmelerin altına imzamızı koyarken, bu imzaya sadık kalma ko- nusunda ne ölçüde niyetliydik? Bu ülkede işken- cenin hâlâ sürmesi karşısında, "Canım, işkence başka ülkelerde de var!" bahanesinin arkasına saklanmayı ne ölçüde sindirebildik? Temel insan hakları derken, insanlarımızı yal- nızca yargı bağlamında değil, fakat her bakım- dan insanca yaşatmayı, hastane ve banka kuy- ruklannda ötmelerine meydan vermemeyi, işsiz- likten intihar etmelerini önlemeyı vb. ne ölçüde insan haklarından saydık? Yaşlarının en doğal gereği olarak sürekli alternatif arayan, bu arayış- larını terörle ve kan dökmekle uzaktan yakından ilintisiz protestolarla da dile getıren gençlerimi- ze eğitim kurumlannda en sert cezalan uygula- mayı. "fikri hür, vicdanı hür bir gençlik" yetiştir- me hedefiyle nasıl bağdaştırabıldik? Ve son olarak: "özgürtoplum", "düşünen top- lum" ya da "çoksesli toplum" derken, bütün bun- lardan anladığımız ya da aslında anlamak istedi- ğimiz, neydi? Bu kavramları gerçekten yaşamak mı istedik, yoksa sadece birilerine karşı oynamak mı? Avrupa Birliği'nin bugünkü ve gelecekteki ka- rarları ne olursa olsun - Türkiye, bu soruların ya- nıtlarını içtenlikle, doyurucu biçimde ve en önem- lisi, herkesten önce kendi kendisine veremediği sürece uygar bir kimliğin gerçek anlamda taşıyı- cısı olamayacaktır. e posta: ahmetcemal' superonline.com acem20 o hotmail.com BUGÜN • CEMAL REŞİT REY'de 'VIII. Uluslararası CRR Piyano Festivali' kapsamında 19.30'da şef Cem Mansur'un yönettiği, Bernd Glemser'in (piyano) solist olarak katılacağı Akbank Oda Orkestrası konseri. (0 212 232 98 30) I ÎŞ SANAT'ta 19.30'da HUary Hanh (keman) ab'c Zhu'nun (piyano) konseri. (Biletix:0 216 454 15 55) • AVUSTURYA KÜLTÜR OFİSl'nde 19.30'da Elif Önal (piyano) ve Yiğit Ülgen'in (viyolonsel) konseri. (0 212 223 78 43) • ESKANDİL JAZZ CLUBta 22 OO'de Ergüder Yoldaş-Üknur Açıkel'in konseri. (0216332 8036) • NARDtS'te 21.30'da Nezih Yeşünil Trio'nun konseri. (0 212 244 63 27) • ATATÜRK KtTAPLIĞI'nda 18 OO'de Sercan Gürler, Arzu Yalçın'ın konuşmacı olarak katılacağı 'Klavye Konuştuğunda: Rick Wakeman Konseri' konulu söyleşi. (0 212 2490945) • YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZÎ nde 20.30'da Bakırköy Belediye Tiyatrolan'nın 'Ikinci Caddenin Mahkûmu' adlı oyunu. (0 212 661 38 95) • BORUSAN KÜLTÜR MERKEZİ'nde 18 30da Alper Maral'ın 'Türkiye'de Hip-Hop' konulu söyleşisi. (0 212 292 06 55) • AKBAJVK KÜLTÜR SANAT MERKEZt'nde 19. 3O'da Sunay Akın'uı katılacağı 'Sanat Güncesi'. (0 212 252 35 00) • İFSAK'ta 19.30"da Ali Borovah'nın seçeceği 'Duraklar' konulu Ayın Saydam Yanşması (0 212 292 42 01) M BEKSAV'da 'Federico Fellini Filmleri' başhğı altında 14.00"te 'Sonsuz Sokaklar', 19.30'da 'Orkesrra Provası' filmlerinin gösterimi. (0 216 349 91 55) • BABYLON'da 21.30'da 'Cenantes Gecesi'nde Jose Pedro Carrasco Trio'nun konseri. (0 212 292 73 68)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog