Bugünden 1930'a 5,457,467 adet makale



Katalog


«
»

11 ARALIK 2002 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA EVSANHAKLARI İNSANIN SERÜVENİ TURHAN SELÇUK TA3ÎATLI İSCAN3ÜL EF2NDİ5İ A3DJLCANEAZ' 18 TEKMİLİ BÎPJ5EN ı'Z ftANA/fY PEH î>ÖMl>ü VElUJH TApAFıND&N Günümüzde insan haklan kavrammın içi boşaltılıyor: Zenginlere hak, yoksullara sadaka %ksulunyaşamahakkıyokŞÜKRANSONER Günümüz uluslararası ilişkilerinde en çok kullanılan, bütün insanlık için geçerlı kılınma- ya çahşılan, ancak yaşam pratiğine bakıldığın- da da insanlann önemli çoğunluğunun gide- rek daha az yararlanabildikleri bir kavram in- san haklan. Bütün ülkelerde, bütün insanlar için geçer- li kılınmaya çalışılırken insan haklannı kul- lanabilen insanlann sayısal, oransal, nitelik- sel kaybının yaşanması ortada bir terslik ol- duğunu gösteriyor. En çarpıcı olanı, insan hak- lannı kazandırma adına yapılan siyasal mü- dahalelerin çoğunlukla müdaha- lenin yaşandığı ülkelerde daha etkin insan haklan ihlallenne yol açması. Gerek ulusal, gerekse ulusla- rarası ilışkilenmızde ağzımızdan düşürmediğimiz insan haklan kavramına, içeriğıne biraz daha yakmdan baİaş, pek çok soru- nun, insan haklan kavramı üze- rindeki kavram kargaşasrndan çıktığını ortaya koyuyor. Tek kutuplu dünyada insan hakkı kavramı, insarun en temel hak- lannı kullanabilmesi olarak al- gılanmıyor. Mülkiyet hakkının kutsandığı bir eksende gelen in- san hakkı kavramının içeriği- nin çarpıtıldığı dayatmalarla, insan haklan,. insan haklannın ihlallenne yol açan bir içerik kazanıyor. Bu yazıda yoksulluk ve insan haklan ilişkisini irdelemeye çalı- şacağız. Daha doğrusu 5. Türki- ye insan Haklan Hareketi Konfe- ransı'nın sonuçlannı sizlere ulaş- tıracağız. tHD ve tnsan Haklan Vakn'nın bu ydki biümsel toplan- tısının gündemi "Yoksuflukve in- san haklan" olarak seçilmışti. insan haklannın bir koşulu ola- rak sosyal ve iktisadi haklar, ka- dınlarve yoksulluk, yoksulluk ve dışlanma, yoksullukla mücadele yollan ve insan haklan başlıkla- n ile oluşturulmuş dört ayn çalış- ma grubunun, insan haklan, yok- sulluk, yoksunluk ilişkilerini ma- saya yatırmalannm sonuçlann- dan kımi önemli baslıklar, günü- müz dünyasında insan haklan kavramını ne kadar içeriği boşal- tılmış olarak tartışmakta, kullan- makta olduğumuzuyeterince çar- pıcı sergilemeye yetiyor. Yoksulluk ve yoksunlukla mü- cadelenin en temel insan hakkı kavramı içinde ele alınması gere- kirken sadaka ölçüleri içinde çö- zümlenmeye çalışılmasırun acı sonuçlannı ortaya koyuyor... İlclncl kusak haklar • İnsan haklannm tarihsel ge- lişimi içinde ikinci kuşak haklar olarak ortaya çıkmış sosyal ve ik- tisadi haklar; güçlü yaptınm me- kanizmalanyla güvence altına alınmadıklan için pratikte (birin- ci kuşak insan haklan olarak ta- nımlanan) negatif özgürlük hak- lannın gerisinde, ikincil konum- da kalmışlardı. Kapitalist globalleşme sürecinin eşitsizlik- leri ve dışlayıcı aynmlan derinleştiren işleyi- şi ve neoliberal ideolojinin hegemonyası; sos- yal ve iktisadi haklan, ikincilleştirmenin öte- sinde inkâr etme noktasma getirmiştir. • Bu nedenle, öncelikle, sosyal ve iktisadi hak- lann geçertiliğini, asalnğını savunmakdurumun- dayız. Sosval ve iktisadi haklar, bûtünsel bir in- san haklan çerçevesinde,bugün aynca meşrulaş- nnlmalan gerekmry or görünen negatif özgürlük hakknna eş ağuiıkh, eşdeğer haklardır. • Dünyada mıryonlarca ınsanı tehdit eden yok- sulluk sorunu; sosyal ve iktisadi haklann, diğer temel insan haklanmn ve kişi haklannın kulla- nılnıası için koşul niteliğinde olduğunu kanıtla- mışnr. Dizginsiz bir piyasa egemenlığinde, ya- sa önünde eşitlik ükesinin altı oyulmakta, angar- ya ve kölelik gıbi aşıldığı zannedilen ılkel hak ihlalleri hortlamakta, kitlesel kronik açlık teh- didi altında yaşama hakkı ilkesi, öldürülmeme hakkı ıle sınırlı bir kirüzme dönüşmektedir. 'Sosyal yardım bir haktır' • Bu nokta, mutiakyoksulluğun, eşitsiztik ve sömürüden öte bir aciliyet boyutunun olduğu, bunun da sisteme bağb uzun vadeti çözümler- le beraber ama onlardan da önce kısa \aden" hafifletici önlemlerizorunhı düşünülmetidir. Aç- lık sırun ve altmda yaşayan her yoksul vatan- tegorisive kamusal güvencehattniatanag,yardnn- lann,gönüflü kunıtuşlara veyashil topluma iha- le edflemeyecekkamusal bir sonımluhık olduğu- nun benimsenmesi bakmundan önemlidir. • Sosyal ve iktisadi haklar başlığı altında yer alan hak kategorilerin özgül niteliklenyle belir- tilmesine ve hatırlanmasına hem genelde hem de yoksulluk bağlamında gereksinim vardır. Yok- sulluğun, çocuk yoksulluğunun, çocuk ticareti, çocuk köleliği, çocuk fuhuşu, sokak çocuklan, çocuk askerler gibi en utanç verici istismarcı so- nuçlannın, eğıtim hakkının fıilen geçersizleşme- si, çocuklann okuyamaması ile doğrudan ilişki- si vardır. Çocuklan korunmaya muhtaç katego- nusunda sessiz kalabilmektedir. • Yoksulluğun ekonomık boyutu ele alınır- ken kullanılan "ekonomik büyüme", "kalkın- ma^.^kişi başına düşen ulusal geür" gibi kav- ramlar ve tanımlamalar yeniden gözden geçi- rilmeli, farklı bir dil ve söylem geliştırilmeli- dir. Kullanılan dil kapsamında kalmak yoksul- luğun irdelenmesi ve çözümlenmesinde engel oluşturmaktadır. Yoksulluğun dışlanıp görün- mezleştirilmesi yanında, medyanın yoksulluğa yaklaşımı ve yoksulluğu sergilemesi. bir yan- dan yoksulluğu birgerçeklik olarak göz ardı eder- ken bir yandan da onu başka amaçlı kullanma- ya yönelik olmaktadır. Bu da başlı başına bir insan hakkı ihlalidir. Yoksulluğu dil düzeylnde göz ardı etmefc • Yoksulluğun en doğrudan sonucu açhknr. Açhk başta öhlm ohnak üzere insan biyolojisinnı hasariara uğramasma nedenolur. Bizzat insan yaşamına yönelik doğrudan bir sakiındır. Düma- nın birçok bölgesinde kitlesel ölümlere neden olan yoksullu- ğun,yaşam hakknun ağn* bir ih- lali olduğu açıkür. Geleneksei in- san haklan hteratüründe en dar tanmuyia >aşam hakkı, insan ya- şamma keyü olarak son verilme- sini mutlak anlamda yasaklar. SaK bu tannndan hareket edildi- ğinde bile,yoksulluk, özel olarak açlık,önlenebOirbir durum oMu- ğundan, bunlardan kaynakh öhun, yaşam hakkının kitiesel ih- lalidir. Peğerslzleşme duypusu • Yoksulluk, benlik saygısını, dolayısıyla insan onurunu tahrip eder. Bu nedenle hem insanın kendi kendini tanımlamasında hem de diğer insanlann onu ta- nımlamasında bir değer yıtimine yol açar. Yoksul ınsanın değersiz kılınması, değersızleştirilmesi- nin en önemli sonucu kendi ken- dini dışlama mekanizmalannın ortaya çıkmasıdır. Değerlerin yokluğu, hiçleştir- ek kutuplu dünyada, bilimsel, teknolojik -L devrim çağında, uluslararası ilişkilerde eksen gibi görünen insan haklan kavramı hızla aşımyor. Kutsanan mülkiyet eksenli, gerçek insan haklannın bütününü kucaklamayan, insan haklan içeriği çarpıtılmış kavramlar. daşa ayuk bir asgari geçim parası bağlanma- snu, güncel ve somut bir sosyal \e iktisadi hak takbi olarak öne sürüyoruz, Bu yardunm kurumsal, kamusal ve sürekli bir yardım obnası,insanlann hayatta kalmasuu sağ- lamak \aninda, sosyal yardım iKşkisinin. rvilik- severlik ve hayu- faaİiyetlerinin, yani ahlakuı ala- nmdan, haklar alaruna taşınması baknmndan da hayarj önemdedir. Zira sosyal yardnrun ahla- kialanda mahsur kalmasL hem >ardınu muhtaç- lar açısuıdan tesadüfi. öngörülemez, yardnn ve- renier açısuıdan ise keyfi kümakta, hem de yar- dımın sadaka biçiminde verilmesi, yardnn aİan- lann benlik say^ısnuve insan onurunuzedelemek- te, onlann insanhktan dışlannuş konumumı ye- niden üretmektedir. Sos\âl yardımın bir hak ka- TPğitim, sağlık gibi yaşamsal insan J2J haklan hak kavramı kapsamından çıkarüıp yoksullar için sadaka, yardım kapsamında düzenlenmeye kalkışıhnca, tedavi olamadığı için ölen insanın insan hakkının gaspedilmiş olması gündeme bile gelmiyor. risinden hak sahibi özne kategorisine taşıyan yaklaşımlara da dikkat çekilmiştir. •Yoksulluğun ve yoksunluğun pençesinde- ki kadmlar, düşük ücrete, güvencesizn'ğe, aile içi ya da toplumsal şiddete, tacize, seks işçiöği sonucu damgalanmaya razutoplumsal ağiann dışma düşmektedirler. Kadın muazzam bir ruhsaibedenselkinılikseh'ehartabhoJojikbe- del ödemekte, yaşamdan vazgecer duruma, hattaüıtihar noktasına gelebümektedir. İkin- ci kuşak adı altmda tanımlanan haklann in- san haklan savunusu, söyiemi ve insan hakla- n hareketi içinde merkeze çekilmesi gerek- mektedir. SivU sivasi haklar için geKştirilen normlar, sosyal haklar için geKştirilmenüştir. AB bile sivasi kriterler içinde sosyal haklar ko- menın, gıderek nihilizmin kay- nağıdır. Egemen sistemin dışla- dığı alanlara yöneltilen yoksul- lar, ahlaksal olarak da değersiz- leştirihnekte ve aşağı türden iş- lere zorlanmakta, tehlikeli smıf- lar, riskli gruplar gibi toplumsal kategoriler içinde tanımlanmak- tadırlar. • Yoksulluğun dışlayıcı etkisi kamusal yaşamda, geniş kesim- lerin politikadan uzakLaşması, hatta giderek pohrika karşıü bir tutuma savnıbnası olarak \ansff. Bunun en açık tammı >ıırttaşhk krizidir. Yurttaşhk krizinin bir diger sonucu,yoksuDann kamu- sal yaşamm yam sıra kamusal hizmetler alanımn da dışında bı- rakümalandrr. Bu modern dev- letin en büyük vaadi olan fırsat eşitüginin hükümsüz kılındıgH mn tescilidir. • Yoksulluğun ve yoksunlann ötekileştirilme yoluyla görün- mez kılınması, onlann zihinlerden ve taha- yyüllerden de dışlanmalanna yol açıyor. Dış- lanmanın zıhinlerdeki meşruiyetinin yaratıl- ması ıse birtakım ideolojik ve kültürel meka- nizmalarla gerçekleşiyor. Dışlanmayı, yok saymayı meşru kılacak yeni kavramlar yara- tılarak gerçekliğin önüne ideolojik bir perde çekiliyor. • tnsanhğm büyük bir bölümünün insan dı- şıhğa itiküği yeni zamanlar, insan haklan kav- ramımn içinin boşalüldığı. dünyanın büyük bir kısmı km insan haklannın kuDarulamaz ha- le gekliği bir dönemdir. Bu nedenle insana ait olanı yeniden tanımlayacak, insan onurunu merkeze alarak ay ncahklan tasfiye edecek ye- ni bir insan haklan söyiemi geKştirihneBdir. DUZYAZI ORHAN BÎRGtT Sezerln Kararlılığı Cumhurbaşkanı, bugün Kopenhag'da yapıla- cak AB doruğuna grtmeyeceğini açıkladı. Sayın Se- zer'in, önceki gün Yunanistan'ın yeni Ankara Bü- yükelçisi'nin güven mektubu verme töreni sırasın- da, gazetecilerin sorusunu yanıtlamak için yaptı- ğı kısa açıklama, AKP Genel Başkanı'nın binlerce kilometrelık uzun ve yorucu ikna gezilerinden çok daha önemli ve anlamlıdır. Sayın Tayyip Erdoğan, her yeni' gibi, kendisin- den önce aynı mevkilerde bulunan ve aynı görev- leri yapanlann "başaramadıklannı, üstelik kolay- ca başarabileceği" gibi bir yanılgının ardından ge- zip dolaşmadığı başkent ve ilişki kurmadığı Baş- bakan bırakmadı. Insanoğlunun birtüriü yenemediği biregosu da halefinın eksiklıklennı ortaya çıktikça, kendisinin ko- laylıklatelafı edeceğıni, üstesinden geleceğini san- ması olduğu için özellikle sorumluluk taşımadığı muhalefet dönemlerinde sorunlan çok kolaylıkla çözebileceğine inanmaktır. 12 Aralık 2002 Kopenhag doruğu, Erdoğan ve ekibi için o inanç büyüteci ile bakılan birolaydı. Çölde uzun yürüyüş sırasın da susuzluğunuzu giderebileceginiz birvahaya kavuşma hayali için- de, ufukta gördüğünüz karartıların birserap oldu- ğunu fark edemezsiniz. AKP lideri, 3 Kasım önce- sinde ışte öyle bir yolculuğa başlarken 12 Ara- lık'taelini uzatarak, Kopenhag'daki vahanın kilidi- ni açabileceğıni sandı. Toplumun büyük bir bölümü, Tayyip Erdoğan ve arkadaşlannın bu serap yolculuğuna çoktan inanmaya hazırianmışlardı. Sadece bizim medya- mız değil, özellikle AB ülkelennin kamuoyunu et- kileyen gazete ve televizyonlarda, ABD'li basın da hep birlikte bu inancın daha da yerleşmesi için gerekli adrenali enjekte ettiler. Dünkü gazetelerimizin hemen tümüne yakınının manşetleri bile AB vahasının bir serap olmadığı- na inanmaktan caymaması için kamuoyunun önü- ne adeta birer Rockefeller gazetesi gibi sergilen- mişlerdi. Onun için Cumhurbaşkanı'nın dünkü açıklama- sı, Avrupa Birliğı ülkelennin bir bölümü Türkiye'nin adaylığı için tarih verilmesini gerçekten içtenlikle istiyormuş da başka bazı ülkeler direniyomnuştü- ründen bir yanılgıyı da önleme açısından tam za- manında yapılmıştır. Atina-Washington Etkenleri. Türkiye'yi, Kıbrıs için Annan planının öngördü- ğü koşullara razı etmek, Saddam karşısında ABD politikasına destek olmasını sağlamak amacı ile sür- dürulen etkin propagandaya, dün Başbakan Gül de partisinin grup toplantısında yaptğı katılarak bel- ki bu sayede Kopenhag zirvesinin kaderini değiş- tirebileceğini sanıyorsa, büyük biryanılgı içinde ol- duğunu ortaya koymuş oluyor. Başbakan dün, Irak'ın elinde kitle imha sılahlan olduğunu söyle- yerek, VVashington'un savaş senaryosuna örtülü destek vermiş oldu. Bağdatta bulunan Birleşmiş Milletler gözlemci- lerinin öyle bir açıklaması yapılmış değil. Beyaz Sa- ray ve Pentagon, yıllardır sürdürdüklerı -belki de gerçek payı balanan- bu tür iddialannı henüz ka- nıtlama olanağına sahip olamadılar. Ama bizim Başbakanımız, hem de partisinin parlamento gruptoplantısının kürsüsünden "kom- şu bir ülkede kitle imha silahlannın bulunmasın- dan bizim de tedırgin olduğumuzu" söylerken ay- nı konuşmada önceki yıllara gönderme yapmış olduğunu özellikle açıklamalı değil miydi? Sayın Gül'ün Irak'ın elinde bulundurduğunu söy- lediği kitle imha silahlannın Iran'a karşı ya da Ha- lepçe'de kullanılmış olduğunu bilmek, benzer si- lahların günümüzde de Saddam'ın elinde olduğu anlamına elbette gelmemelidir. Ama, Irak'a yöne- lik yoğun savaş hazıriıklarının yürütüldüğü bir sı- rada, üstelik Bush-Erdoğan buluşmasına saatler kala, Türk Başbakanı'nın ağzından çıkan bu türso- rumsuz sözlerın AB karşısında elimizi güçlendire- ceğini mi sanıyoruz? Koskoca AKP grubunda, hani Genel Başkan Erdoğan'ın ilk gün verdiği nasihati anımsayıp, eli- ni sıraya vurarak söz isteyen ve "Sayın Başbakan bu söylediklehniz ciddi kanıtlara dayanıyor ise bi- ze ve tüm dünyaya o kanıtlan açıklayınız" diyen bir tek milletvekilinin bulunmadığı anlaşılıyor. Üzerimizde oynanmak istenen oyunları önleye- bilecek olan Cumhurbaşkanı'nın sağduyulu çıkış- lan, bu nedenle herzamandan daha çok önem ta- şıyor. Faks: 0212- 677 07 62 obirgit@e-kolay.net ALAEHİN ANAHTARCIy. ANMA TOPLANTISI 1 Aralık 2002 günü kaybettiğimiz arkadaşımız, yotdaşımız için bir araya gelıyoruz. Tüm sevenlerine, dostlarına ve arkadaşlanna duyurulur. 11 Aralık 2002 Çarşamba (bugiın) : 19.00 . Mimariar Odaa Istanbul Şubesı Toplantı Satonu Yıkiız Sarayı Dış Karakol Binası - BEŞİKTAŞ EMO istanbul Şubesi Yönetim Kurulu Tanh Saat Yer 37. sayı tüm kitapçılarda yoşanabilir bir doga ve toplum için halkımmn örgütlü öncülüğünde yeniden kuvayı milliye ülkede vatansever halkçı cephe dünyada mozlum halklar birieşik cephesi Sadık Göksu 12 Mart/ı sorguluyorl Deniz'leri kimler astırttı? t ABD, AB Wg* ! ve Israil'in ftfeg i Kıbrıs, Ege, ^ ^ ^ ı Irak ve ^ | i Filistin üzerindeki I ı'oyunlarına hayırl tel: 0312 212 46 02 PK 71 Bakanlıkiar-Ankara Yıldırım Koç Deniz Som Chavez
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog