Bugünden 1930'a 5,475,350 adet makale



Katalog


«
»

1 ARALIK 2002 PAZAR CUMHURİYET SAYFA 17 denîzsom^cumhuriyetccmir Tel: 0.212^12 05 05 Faks: 0,212.512 44 97 - Dolar dikey düşüşteymiş... "Tepemize düsmesin de!" Serkidoryan Istanbul Defterdarlığı'nın, gazete ilanıyla yaptığı tebligata göre Çiftehavuzjar'daki Büyük Kulüp Dernegi'nin vergi borcu vardı ve adresinde bulunamıyordu... Türkiye'nin önde gelen zenginlerinin üye ofduğu, kamuoyunda Serkidoryan adryla biünen ve 130yıldır faaliyet gösteren Büyük Kulübün yöneticiteri ise bırakın vergiyi teJefon borçiarı bile olmadığını söylüyordu. Konu, Büyük Kulübün isteği üzerine Göztepe Vergi Dairesi'nin verdiği "vadesi geçmiş vergi borcunuzun bulunmadığı tespit edilmiştir" yazısıyfa çözüldü. Böyfece hatayı yapanın vergi dairesi, bunu ilan edenin de defterdartrk olduğu anlaşıldı... Bir vergi dairesi ve koskoca bir defterdarlık, herkesin yerini yurdunu bildiği bir mükellefi için böylesi bir hata yapabiliyorsa varın Türkrye'deki öteki hataların neier olabileceğini siz düşünün. D ün sabah gazetenin bahçesinde yıne hu- zünlü bir veda töreni vardı... Bu kez Melih Cevdet Anday'ı sonsuzluğa uğunadık... ı —ı Me/ıh Cevdet Anday, llhan Selçuk'un söy- lediği gibi 20. yüzyıla damgasını vurmuş bırdüşün ve sanatadamıydı... Gitti gider... Arna yapıtlarıyla yaşa- yacak... Ne mutlu ona. Bahçede Sunay Akın'la konuşabilseydim, bir ko- şu Orhan Velinin ve Oktay Rjfat'ın mezarına gitme- sini, usulca bireravuç toprak almasını önerecektım. Büyükada'da Anday'ın mezarına toprak Örtülürken, "avuçlanndakini atarsın" diyecektim. Bugün Bülent Tanör çıkıyor sonsuz yolculuğa, Bir gün, bılim daha da ilerlediğinde, şu ıllet hastalığa ça- re bulunduğunda, bugünün çaresizliği daha iyi anla- şılacak... Genç yaşta yitirilen değerler arasında adı hep anılacak Bülent Tanör'ün. Olüm, sanki daha çok Cumhuriyet'in çevresinde dolanıyor... Sanki hep güzel insanları alıp götürüyor... /Ikla aykırı Gazetenin girişinde, yitirdikierimizi fotoğraflarıyla an- dığımız panoda yer kalmadı artık! Melih Cevdet Anday, beş yıl önce Cumhuriyet'te- ki son yaasında Refah Partisi ortaklığındaki hükümet için, "Bu hükümet bizim yazgımız değildir" demiş... Son yıllarda evinden çıkmıyordu. Yazısında bunu da yazmış, "Evden çıkmayan bir adamım; politikacılar- la konuştuğum görüştüğüm de yok, ama şunu söy- leyeyim ki, bu iktidar gidecektir" demiş ve son nok- tayı şöyle koymuş: "Çünkü bu iktidar akla aykın." Melih Cevdet Anday, aynı köklerden gelen bugün- kü iktidar için hangi yorumu yapardı acaba? Henüz bir icraatı yok diye biraz bekler miydi yoksa Meclis Başkanı Bülent Annç'ın yantndaki türbanlı karısına batıp "akılıarını başlanna alsınlar" mı derdi. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlan, Mec- lis Başkanlığı'na seçildiği için BülentAnnç'ı kutlama- ya gitmış... Ziyaret sadece üç dakika sürmüş. Annç anlamamış... Bu davranışın bir tepkinin göstergesi olup olmadığını soranlara da kızmış, "Ben Meclis Başkanıyım onlar komutan. Kim kime tepki göstere- cek" demiş. Cumhuriyet okuru llhan Özerdim betondan yapıl- mış bir uçak pistinin "kamusa! alan" sayılamayaca- ğını ancak o pistin üzerinde bir devlet töreni yapılı- yorsa oranın "kamusal alan"a dönüştüğünü söylüyor. Aklın yolu bir... Annç, kürsüye çıktığı frakla neden sokakta dolaş- madığını düşünmeli... Türban, laikliğe başkaldınnın birsimgesi... Laiklik, aklın özgürleşmesinin birsembofü... Melih Cevdet Anday gitti gider... Akla aykın olanlar ise iktidarda fazla duramaz! SESStZSEDASIZ (!) Yüfcsek Yerilim Hattı erdincutku •? yahoo.com j Kibns'ı ver kurtul diyorsun.. Senin ANNAN güzel mi? TÜPh Telekom 'ıslahafa başladı! Ev telefonundaki anzanın giderilmesi için Türk Telekom'un "arıza" servisini anyor Nilgün Dolay. Karşısına çıkan bir takım bant kayıtlanyla anza başvurusu- nu yapıyor... Ertesi gün arıza giderilme- yince bir kez daha anyor... Gerekli tuş- larnalanyaptıktan sonra bant kaydı, "Ci- hazınızın anzası ıslah edilmiştir" diyor: "Belki dış hatta bir şey yoktur da bi- na içi tesisatta sorun vardır diye elekt- rikçi çağınp tüm tesisatı kontral ettir- dim, sorun yoktu. Elektrikçi, tekrar Te- lekom'a anza yazdırmamı söyledi. De- falarca Telekom'un arıza telefonunu aradım ve banttan sürekli aynı yanıtı al- dım: 'Cihazınızın anzası ıslah edilmiştir!' Birincisi cihazım değil, telefon hattım anzalı, ikincisi benim cihazımı nasıl ıs- lah edebiîirler ki, cihazım evimde, onlar evimin içine gırmiyor, aşağıdan apart- manın girişinden bir şeyler yapıp gidi- yorlar ve üçüncüsü 'ıslah edilmiştir1 ne demek? 20 küsur yaşlanndaki oğlum anlama- dı, 'Anne otomatik bantta bir şey yapıl- mış dediler, ama anlamadım' dedi. Da- ha önceleri 'telefonunuzun anzası gide- rilmiştir' gibi yanıtlar alıyorduk. Bunlan t gençler de anlıyordu. 'Cihazınızjn an- zası ıslah edilmiştir' gibi bir yanıt beni ve bunu aktardığım herkesi çok şaşırt- tı, hatta inanmayanlar oldu. iktidar de- ğişikliğinin üçüncü gününde Tele- kom'daki bant kayıtlannı bile 'anza gi- derilmiştir' ya da 'onanlmıştır' yerine 'ıs- lah edilmiştir' şeklinde değiştirmek ne- ye alamet? Daha neleri 'ıslah' edecekler acaba!" ÇED KOŞESI OKTAY EKÎNCf Jandarmanın 'Demokrasi' Timleri... Önce birkaç haberi aJt alt ko- yup okuyalım: Birincisi; "Jandarmadaolma- sa istanbuTujı vav haline* başlı- ğınt taşıyor ve şöyle devam edi- yor: "fstanbul tl Jandarma AJa> KomutanlıgTnm bir ayönce kur- duğu özel tim, betediyeJerin 'gö- zünden kaçan' kaçak inşaaflan yıkıp. sahiplerihakkuıda yasaliş- lem yapıyor-." (Mılhyet 13 Ekım 2002) Habere göre İstanbul \aJiB- ği'nin ağustos ayındaki "frnar de- Detimi" genelgesini beJediyeler yerine "jandarma" uygulamaya başJanuş... Her biri iki astsubay ve üç erden oluşan "ÇevreKoru- ma Tîmferi" oluşturularak bir ay içinde 325 yasadışı inşaata müdahale edilmiş... îkinci haber ise "Gccekondu- da Onıcunu Açn" basiığı altında şunu duvuruyor; "İstanbul Bü- \ükşehir Belediye Başkanı ,4b' Mü/îtGürtuna. ramazamnilk if- tannı gecekonduda açû_" (Hür- riyet, 07 Kasım 2002) Gürtuna'ya bu ziyaretinde EraelSayın da eşlik etmiş. Viuka- n Duduilu'da tamamı kaçak ya- pılardan oluşan mahalledeki di- ğer gecekondulara da büyTJkşe- hir belediyesine ait "gezici aşe- \i"nden *iftarfck" yemek dagıtı- Jıyormuş... Üçüncü olaraJc da birincisiyle aynı sa>fada yer alan bir "ek ha- ber"e göz atalım... Jandarmanın Beykoz ilçesine bağlı Çavuşbaşı >eldesindeki kaçak villalan yık- nasına "beledn'e"karşı çıkıyor... jstelik. daha önce aynı beledi- emn encümeninde '^yıkun ka- an" bile alınmasına rağmen... Ne \arkı başkanyardımcısının yıkıııuengefleıne'' çabalan. be- diyenin karannı uyguJamaktan iün vermeyenjandarmayı dur- ıramıyor... ısalar ne diypr? >imdi bu haberleri "Hasaiar" sından irdeleyelim... mar mevzuattna göre beledi- sınırlan içindeki ruhsatsız usiz) yapılan yıfcma yüküm- gü aslında belediyelerde... larma ise "tûm >asaJann" ulanmasınj sağJamakla gö- oldugundan. kendiyetki ala- a imar yasasının ">»pönm- ı" da elbette ki üstlenebilir... tekim aynı mevzuarta. bele- ekiplerinin yılcım sırasında aşabilecekleri olası direniş- arşı "kollukkuvvelterinin'' üik önlemlerini alması da öngörülüyor... Bu görev ise kent- lerde polise. kırsaJ kesimde jan- darmaya verilmiş... Yani, Ça\Tjşbası BeJedivesi as- Imda kendisinin yapması gere- ken bir yıkımda "gihçnl^T sağ- lamak üzere jandarma>a çağır- ması gerekirken tam tersine jan- darmanın **>asaJan uvgulaması- na" karşı direniyor.'.. Istanbul'daki işte bu gibi "aıy- mazüklara" karşı "büyükşehir* sorumluluğu içinde davTanarak "örnek betedij«dlik' % sergileme- si gereken AKMüfit Gürtuna da yine aynı "jandarma duyarüüğı- na" sanki meydan okurcasına ra- mazanın ilk gününde kaçakyapı- lan "onurtandınyor"... Yani, yasalann çiğnenmesine ve 12 milyonluk bir metropolün genel imardüzenini bozarak her- kesin "dfizenli kentteya- şama hakkmı" yok e- den bir suç zincirine "srvasaJ desteğûu" ve- riyor... Görevleri "hukukun ûstünliiğünü" saglamak olanlar ise bu gazete haberlen karşısın- da sadece "okur" konumunda kalmakla yetiniyorlar... "Rantdemokrasisr Bütün bunlan "demokrasi" açısmdan irdelediğimizde ise du- rum daha da "vahım"... Jandarmanın kaçak yapılan yıkmasına karşı çıkan belediye yöneticileri ile onıcunu kaçakya- pılarda açan anakent beiediye başkanı, "halkmq>lanyla''seçil- mişler. Vali, polis. komutan, jan- darma "devteti" simgelerken be- lediyeciler "haikı'' temsil ediyor- lar.." Zaten bu nedenle de "demok- rasinin kaJesi" denilince akla "jandarma loşlası" gelmiyor, herkes "belediye binalannı" an- lıyor... Ne var ki kentlerde artık de- mokrasi demek, milyonlann ve gelecek kuşaklann ortak kentsel yaşam değerleruıi ortadan kaldır- mak "özgûrtüp" anlamına gelı- yor... Geçenlerde Şehir PlancıJa- n Odası'run açıkladığınagöre iş- te böylesi bir özgürlük içinde "yüzde75'ikaçak''hale gelen îs- tanbul'da bu yasadışılık öylesine "kunnnsaJIaşmış" ki yaşanan düzeni, ancak "rant demokrasi- si" tanımlayabiliyor... Bunu gerçek demokrasiye dö- nüştürebilmek için de öncelikle "imar talamnı" durdurmak ge- rektiğinden. Istanbul'dakijandar- ma komutanlığı belki de tarihin ilk "demokrasi tiınieri^ni kur- muşdurumda... Ne dersiniz?.. Bu "absûrd" durumdanjandarma mı sorumlu, yoksa şu İcaçak yapılan yüzde 75'lere tırmandıranlar mı? Oekincifâ cumhuriyet.com.tr. KİM KİME DUM DUMA BEHİÇAK behicakın turk.net Vtrdiğimî H * ..--s*^-.. ,*bemı* * ÇİZGİLİK KÂMtL MASARACI 1(111! l'üjllllll IjilllIIIII|İM IIIIJIIII I 1 ' (Mı Ifllfl II îlllîllü !|[l;TOlj!lll}' ) İ 2 3 4 S 6 7 8 9 10 ' 11 ' U ' Û 14 15 15 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 2 TARİHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAN lArahk İ' n ! I J WSmm FRANSJZL4/Z SURİY£'DE.. 1SZO'O£ BUGÛM, SUBİYS, P&ANSIZ MAHt>ASI ACJVuA G/£M/f- Tİ.Z.ÛİMlm SAVAÇI'UA OBS'M OSMAVU İtAPH&ITa/eUJ&ir- NUAJ BtiK riiAYeri oiA*/eu rofiKAtuAe,£AvAf COAJOA/M- &AL/ ŞAM'M SJK 4&V-£{/&*& HÖKUMen tOMSM^M ÇALIf/yoGiMJ. İSİ9 'OdAJ SOAJ&A, MİLI&71££ CEMrYST/ üAYI tWdvecAf77ıefAJG4, /N6kJZL0l? ÛU££yi r££A££Tri. TA GBÇTiyS'e ü£, £G£M£A/Ut£ &SAAI£>2lAJS't>4 ı&U-~ Dl. F/ZAHSA, KLAStK "Sdt. YB yÖMBT*PoUrn&)£rHW uy&UA/ G£/u&i/>c, sa/eiYE'n çjsşiru MUHTT'HS Söi.- &AÇA&AG4Kr//S. 4-Ü&AIAN r'SE AYJU 8İ& E>EI/l£T~ OLACAKT7R. ycmdtatri/veyı&r> İi Çeyreğmde Hafep latfft'. PAIMELE DAVET Türkiye Barolar Blrliği, istanbul Barosu ve Ankara Barosu, Birfeşmiş Milletler Genel Sekreteri ta- rafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve K/brıs Rum Yönetimi Lideri'ne verilen planın değerlendirilmesi ve kamuoyuna duyurulması amacıyla bir panel düzenlenmiştir. "GÜNDEMDEKİ KIBRIS" PROGRAM: 11.00-12.00 AÇILIŞ KONUŞMALARİ • Av. Kazım Kolcuoğfu, Istanbul Barosu Başkanı • Av. Semih Giiner, Ankara Barosu Başkanı • Av. Özdemir Özok, Türkiye Barolar Birliği Başkanı • Ahmet Zeki Bulunç, KKTC Ankara Büyükelçisi 13.00-16.30 PANEL Oturum Başkanı, Prof. Dr. Erol Manisaiı Konuşmacılar: • Prof. Dr. Mümtaz Soysal • Prof. Dr. Haluk Kabaalioğfu • Günduz Aktan Tarih : 2 Aralık 2002, Pazartesi Yer : Atatürk Kültür Merkezi, Istanbul PANO DE!VtZ KAVUKÇUOGLU Ölüm Yazısı Bazen olur... Ne yazacağımı bilir, ama nasıl ya- zacağımı bilemem. Oturur kalınm bilgisayanmın başında... Hele o yazıyı bir dostun ardından yaza- caksam, o dostu ertesi gün bir cami avlusundan sonsuzluğa uğurlayacaksam, parmaklarım birtür- lü gitmez klavyenın tuşlarına... Bugün de işte öyle bir gün... Odama sonbahar güneşi vurmuş.'.. Açık pence- remden martı sesleri geliyor kulağıma... Her za- manki gibi karşı apartmanın çatısında toplanmış olmalılar... Sokaktan bir belediye aracı geçiyor. Belediyenin yine bir duyurusu var. Ama yüksefti- cilerin cızırtısından ne söylediği anlaşılmıyor ada- mın. Martılar, kart sesleriyle karşılık veriyoıiar bu cızırtılara... Dostum iki gün önce öldü... Güneşi, martılan, martı seslerini bize bırakıp gitti... Ne güneşi görü- yor, ne de martı seslerini duyuyor iki gündür... ölüm, görememek, duyamamak, duyumsayama- mak demekse, o da artık hiçbir şey göremeyecek, hiçbir şey duyamayacak, hiçbir şey duyumsaya- mayacak... O, yürekli, bilgili, ağırbaşlı ve insanı kıskandıra- cak kadar da alçakgönüllüydü. Kırsallarda devrim bildirileri dağrtacak, Filistin'e gidecek, Söke dağlanna çıkacak kadar yürekliy- di... Profesörlüge, hem de Anayasa Hukuku pro- fesörfüğüne yükselecek, on beşkitap yazacak ka- dar da bilgili ve çalışkan... Bunlann sözünü etme- yecek, övüldüğünde yüzü pembeleşecek kadar da ağırbaşlı ve alçakgönüllü... Günümüzde ender rastlanan insanlardan biriydi... Kim bilir, belki de bu nedenle kovmaya çalışmışlardı onu üniversite- den... Geçmişini, yüreğini, bilgisini kıskandıklann- dan, ağırbaşlılığını, alçakgönüllülüğünü taşıyama- dıklanndan... • • • Onu düşünürken nedense Fransa Cumhurbaş- kanı François Mitterand'ın danışmanı Regis Debray, ABD Başkanı Bill Clinton'ın danışmanı Stockely Carmichael, Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, Almanya Içişleri Bakanı Otto Schilly geliyor aklıma... Onlar, benim 62 yaşında ölen dostumun Fransa'dan, Amerika Birleşik Dev- letleri'nden, Almanya'dan 68'li yaşıtlan... Regis, Bolivya Dagları'ndan, Stockely ile Joschka sokak kavgalarından, Otto da "terörist avukatlığı "nöan geldiler.geldikleriyerlere... Her biri aralannda ben- zerliklerkurulabilecek "sert/ven/er"yaşadılar... A- ma hiçbirine karşı devleti, Bülent Tanör'ün dev- leti kadar hoşgörüsüz, aclmasız, kıyıcı olmadı... Regis'nin, Stockely'nin, Joschka'nın, Otto'nun delişmenlikteri sonraki yıllarda "artılar" olarak geç- ti devletlerinin kayıtlanna... Onu ise üniversiteden attılar. "Zararlı" dediler. Işsiz kalsın, aç kalsın, sü- rünsün istediler... Işsiz kalırsa, aç kalırsa, sürünür- se belki "Da^Aa/a^/r"diyedüşündüler, Bülent'i ta- nımadıklarından... Direncini, inadını hesap ede- mediklerinden... Uzun hukuk savaşımlarından sonra yeniden döndü kürsüsüne... Bu kez de devletin değil ama kendilerini "devlet" yerine koyanların, "devtet'sa.-., nanlann hışmına uğradı... • • • Dedim ya, bazen ne yazacağımı biliyor, ama na- sıl yazacağımı bilemiyorum diye... Nasıl yazaca- ğımı bilemediğirnden yazmak istediğım "ölümya- zısı" da, bir "â7fteyaz/s/"nadönüşüyortuşlarado- kundukça... Onunla 12 Mart 1971 sonrasında açılan 267sa- nıklı birdavada yargılanmıştık... "Sosyal bir sını- fındiğersosyalsınıflarüzerinde hâkimiyet kurma- sına yönelik" faaliyetlerimizden ötürü açılmıştı o dava... Yann (bugün) Bülent'e ortak bir anımızı an- latacağım tabutunu okşarken... Beni duymayaca- ğını, tabutunu okşadığımı duyumsayamayacağı- nı biliyorum... Fakat duysaydı, duyumsayabilsey- di ne diyeceğini bildiğimden, hiç önemi yok bu- nun... Hiç önemi yok... e-posta: dkavukcuoglu a superonline.com Faks: 0212-234 68 73 BÜLMACA SEDÂT YAŞAYAH 1 2 1 2 3 4 5 6 7 S0LM> SACA; 1/ Birlikten yoksun ve an- İaşamayan gemi müret- tebatı için kullanılan sözcük. II Ankara'nuı bir ilçesi... Bütün gökci- - simlerinin içinde bulun- duğu sınırsız boşluk. 3/Ügi... Serbestmes- lek adamJaruu için- de toplayan resmi birlik. 4/Meksika'da mısır ekmeğine ve- rilenad...llave.5/Eti 5 yenilen bir deniz ka- buklusu.6/Vilayet... 7 Yunan mitolojisinde 8 sava§ tannsı. II Bir 9 ana bitkinin çevresinde yeniden beliren sürgün ve filizJer... Osmanlı mimarlığında, mukarnash baş- lıklann en üst bölümü. 8/Niğde ve Nevşehir yö- relerinde yetişen, kaliteli bir şarap veren beyaz üzüm ciusi... Züppe. 9/Göçücü balıkJann Akde- niz'den Karadeniz'e çıkması. YUKARTOAN AŞAĞFYA: 1/Eski Türk güreşlerinden biri... "Harami var di- ye korku verirler / Benim — yüklü kervanım mı var" (Karacaoğlan). 2/ Parlak kırmızı renkte bir sös taşı... Kapalı biryerin ısısuıı ayarlayan aygıt. 3/ Akdeniz Bölgesi'nde bir akarsu... Pamuktan dokunmuş basma. 4/ îskambülerle oynanan bir kumar... Radyumun simgesi. 5/ " — Kurosava": ÜnJü Japon süıema yönetmeni. 6/ Bir gösterme sıfah... 1947'nin başmda SS üyelerini kaçırmak amacıyla Almanya'da kurulan gizli örgüt. 7/Yu- nan rakısı... Kokülu ve uçucu sıvı. 8/ "Uzayaca- ğa benzer / Tutuştugumuz — " (Behçet Necati- gil)... Kabile. 9/ "Hile. diimen" anJamında argo sözcük... Konya ilinde bir baraj.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog