Bugünden 1930'a 5,448,075 adet makale



Katalog


«
»

1 ARALIK 2002 PAZAR CUMHURİYET SAYFA J V U J j l tJ J \ kultur@cumhuriyet.com.tr 15 KULE CANBAZI STJNAYAKEV Ağaçlann unutamadığı roman"•""* eylerbeyi Köşkü'nden ğ gM yola koyulan fayton, be- ğ ~% lirlı yerlerde kendisini ' -* bekleyen askerler tara- fından selamlanır. 1836'dır yıllar- dan ve faytonun içindeki de, döne- min padişahı II. Mahmut'tur. Bü- yük bir telaş gözlenir Selimiye Kış- lası'nda. Padişahı taşıyan faytonun gelmek üzere olduğu, bandonun çaldığı marştan anlaşılır çünkü! Kışlanın giriş kapısında duran faytondan indirilen padişah, eller üstünde taşınır ve kendisi için ha- zırlanan yere konulur! Yapılan du- alara, yirmi bir pare ________ top atışının sesi de kanşır. El üstünde ta- şman II. Mahmut de- gildir elbette. Padi- şah geliyormuş gibi hazırlanan bu töre- nin önemi, ilk kez bir devlet dairesine bir padişah resminin asılıyor olmasıdır. Yobazlann kışkırt- malanna aldırmayan II. Mahmut, ilkini Selimiye Kışlası'na astırttığı resımlerinın hiçbirini indirtme- miş olsa da, "Gâvur Padişah"m ölümün- ________ den sonra, günah sa- yılan resimler çarşafa konulurcası- na örtülmüşlerdir. lstanbul duvarlanna padişah res- minin ilk kez asıldığı yıl kente ge- len Julia Pardoe, geceleri, Süley- maniye'de kaldığı konağın yatak odasınm tavanından ayıramaz göz- lerini. Bunun nedenini, Ingiliz kadın yazara kulak vererek öğreniyoruz: "Tavanın üzeri resimli yelken be- zi gibi bir şeyle kaphydı. Bunun üzerinde, yağlıboya, çok yaprak- lı bir ağaç resmi görülüyordu. Bu, odanın önemli bir süsü oldu- ğu için ve aynca da büyük bir sa- nat eseri sayıldığı için, cariyeler- den biri, tavandaki yağlıboya be- zin, sıkıca tavana yapıştınlacak J.J.m Mahmut, ilkini Selimiye Kışlası'na astırttığı resimlerinin hiçbirini indirtmemiş olsa da, "Gâvur Padişah"ın ölümünden sonra, günah sayılan resimler çarşafa konulurcasına örtülmüşlerdir. yerde, ince bir tabta kasnağın üzerine gerildiğini, böylelikle açık pencerelerden içeri hava gir- diği zaman, ağaç resminin, ger- çekten ağaçmış gibi sallandığını söylemekte gecikmedi." Yıl 1836... Beyazperde üzerin- deki hareketin, yani sinemanm keş- fine elli dokuz yıl varken, tstan- bul'daki bir konağın tavanına geri- len bez üzerinde ilk filmin gösteri- me girdiğine tanık oluyoruz! Bir karelik bu filmin adı "Rüzgârda Ağaç" olsa da, tek izleyicisi olan Julia Pardoe, Hint yılanlanna ben- __________ zettiği ağaç dallannın altında korkudan uzun süre uyuyama- mıştır. Boğaz'ın sulan ayı- nr nice âşığı birbirin- den. Ne gariptir ki, îs- tanbul'da yazılan aşk şiirlerinin hiçbirinde, iki yakada oturan sevgililer birer ağaca benzetilmez. Ağaçla- nn aşklannuı anlatıl- dığı, daha doğrusu. sevgililerin birer ağa- ca benzetildiği kent tzmir'dir: Güzelyalı da biroka- liptüs ~~^~^~~~ Birpalmiyeye vurul- muş Karşıyaka dan Gelgelelim arada koskoca bir deniz Ahpalmiye Ah okaliptüs Şiirine "Bitkilerin Aşkı" adrnı veren Erdoğan Çokduru, edebi- yatımızda çok ta- nınan bir şair de- / ğil. Ama, onun Jftv^T^ bu dizelerinin ya- zıldığı bezler, Izmir'in i- ki yakası arasmda yıllardu-yaşanan sürtüşmeyi ortadan kaldınr düşün- cesiyle, körfezde gidip gelen va- purlann küpeştelerine asıhnıştır. Erdoğan Çokduru'nun en sevdi- ği insanlardan biri olan Prof. Dr. Şadan Gökovalı, arkadaşı hakkın- da şu bilgiyi verir bizlere: " Yaaya geçirmezdi şiirlerini, askerdi, çe- kinirdi. Çünkü, öldürülen bir devrimci gencin cebinden Erdo- ğan'ın bir şiiri çıkmış; 'Teröristin cebinde senin şiirin ne anyor?' de- nilerek kıdem indirimi cezasına çarptırümıştı. Dahası, anası çok istediği halde, salt bu yüzden 'pa- şa' yapmamışlardı Erdoğan'ı. Uçucu Hava Kıdemli Albay rüt- besinde iken emekli oldu." Şadan Gökovalı, şiirin Sinan Cemgil'in cebinde bulunduğunu anrmsıyor... Şiirin adı da. diyor, "Bir AdamOIdü" olmalı: "Bir adam öldü / Gazatalar bile yaz- dı öldüğünü / Acanslar bile ver- di / Ama gömülmedi / Ne bok yesin mezarcıbaşı / Nasü örtsün toprağını / Adanı _________ hababam bağır- makta / batan güne- şe karşı // Nüfusunu düşseler kütükten / Helvasını kotarsalar, / Vasiyetini yazsalar, / Adam hababam ummakta / Doğan güneşe karşı. // Adam adam değil ki; / Adam kurtuluş marşı." Erdoğan Çokduru gibi asker kökenli olan ve onun gibi unutulan, anılmayan bir yazan- mız da tsmail Galip Arcan'dır. Beşiktaş _______ Askeri Rüştiyesi'nde öğrenciyken elyazması bir gazete çıkaran, oyun yazan ve aynı zaman- da tiyatro sanatçısı olan Arcan, ilk gençlik dönemlerinde Jules Ver- ne'den çok etkilenir. Fransız yaza- nn "tld Sene Mektep Tatili" ad- lı kitabının etkisinde öylesine kalır ki, kendisi de yazar olmaya karar verir. Yazacağı kitabın adı da bel- lidir: "Ormanda Birbirini Kay- beden İki Mektep Çocuğu". Romanını yaşayarak yazacak- tır, tsmail Galip Arcan!.. Oku- lun yakınındaki Ihlamur Ko- rusu'nu kestirir gözüne. Ağaçlann arasında gezinecek, kınlan bir dal. aniden öten bir kuş karşısında du- yumsadıklannı kâğıda dökecektir. Kahramanı iki kişi olan romanda kendisine bir arkadaş bulmakta zorlanmaz: Cevdet... Galip ve Cevdet, rüzgârda salı- nan ağaç dallannın korkulu dünya- sma öylesine kaptınrlar ki kendile- rini. akşamın bastırdığnıı anladık- lannda. siyah pelerinini giyinmek- te gecikmeyen geceyi bulurlar kar- şılannda. Koskoca korunun tam or- tasında kaybolmuştur iki kafadar. Ağaçlann sık dalian koruyu bir zindana çevirir. Daha da kötüsü, köpek havlamalan giderek kendi- lerine doğru yaklaşmaktadır! Ortam, tam da Ismail Galip Ar- ________ can'ın yazacağı ro- manın konusuna uygun bir duruma gelmiştir. Ne var ki, köpeklerden kaçar- ken romanı düşün- melerini bekleye- meyiz iki serüven- ciden. Karşılanna çıkan bekçi tarafın- dan kurtanlan Jules Verne hayranlan okula dönerlerken. yazmak ne kelime, başlanna geleni kimselere anlatma- ma konusunda anla- şırlar. ________ Zaman içerisinde, îstanbul'da yaşanı- larak yazıhnası düşünülen bu ro- manın tanıklanndan olan bekçi ölür, köpekler zehirlenir, ağaçlar kesilir... Tapusu Abdülhak Şinasi Hisar ve kardeşinde olan ağaçlık alan Vi- tali Levi'ye satılır. Ondan da bir- çok hissedara... Boğaz Köprüsü ya- pıhr derken... Köprünün ana bağ- lantısına çıkan yan yollar bir ahta- pot gibi dolar mesire yerini... Sonra apartmanlar, apartmanlar, apartmanlar... Bir roman yazmak uğruna îsma- il Galip Arcan'ın aralannda kay- bolduğu ağaçlann yerlerine diki- len, odalannda çocuklann Jules Verne okumak yerine bilgisayar oyunu oynadıklan apartmanlar! JL Ü1836... Beyazperde üzerindeki hareketin. yani sinemanın keşfine elli dokuz yıl varken, Istanbul'daki bir konağın tavanına gerilen bez üzerinde ilk filmin gösterime girdiğine tanık oluyoruz! H+SANAT'IN2. SAYISI Plastiksanatlar ve galerilerin dramı Kültür Servisi - Yayın hayatına geçtiğimiz eylül ayında başlayan ve iki ayda bir yayımlanan plastik sanatlar dergisi rh + sanat'ın ikinci sayısı çıktı. Plastik sanatlann Türkiye'deki aktüel oluşumlannı yansıtacak kapsamlı bir kaynak yaratmanın yani sıra tartışmalann yaşanacağı bir platform da yararmayı hedefleyen dergi, bu sayısında da farklı konulara yer veriyor. Türk resminin önemli temsilcilerinden Turan Erol'la kapsamlı bir söyleşi, Tate Galeri'nin radikal ve pahalı projesi 'Uzayda Sanat'ın tanıtımı, ressam Cihat Aral'ın sanatta biçim - içerik sorunu üzerine düşünceleri dergide yer alan yazılardan bazılan. Geçtiğimiz ay yitirdiğimiz ressam Lütfü Cülcül'ün sanatına ve sanatçı kişiliğine dair görüşlerin de yer aldığı rh + sanatın yeni sayısındaki önemli konulardan biri de Abdülkadir Günyaz'ın 'Galerilerin Dramı Üzerine' başlıklı yazısıyla 'sanat galerileri' olgusu ve bu alandaki sorunlara değinen metni. Sanat tarihçisi Ahmet Kamil Gören ise Cumhuriyet'in ilk yıllannda Türk resmi üzerine kapsamlı bir inceleme yazısıyla Türk resminin oluşumunda önemli bir evreyi ele alıyor. 'Sanatta Etik' başlıklı yazısıyla ı Ismail Tunalı. gündelik hayattan politikaya, ekonomiden spora, son yıllarda artan değer erozyonuna sanatla karşı durmayı, sanatın misyonunu sorgulayarak ele aldığı yazısıyla eşlik ediyor. Dergide yer alan diğer yazılar arasında ise ressam Nazmi Ziya'nın sanatını ele alan bir metin, heykeltıraş Mehnıet Aksoy'un Iş Sanat Kibele Galerisi'nde açılan retrospektif sergisine dair bir yazı da var. ARtFDAMAR Kasun ayının şiire yer veren edebiyat dergilerinden: Adam Sanat, Akatalpa, Ay, Başka, Berfin Bahar. Budala, Bulan- cak, E, Edebiyat ve Eleştın, Eski, Evren- sel Kültür, Dize, Gösteri, Güzel Yazılar, Kitap-lık, Kül, Lül, Öteki-siz, Üç Nokta ve Varlık dergilerinde yayımlanan şiirle- ri tek tek okudum, inceledim. Üzülerek belirtirim, yukarda adlannı saydığım dergilerde Ayın Şiiri'ni bula- madım, göremedim. (Yanılma payımı kuşkusuz saklı turuyorum.) Ve Haydar Ergülen'm Radikal gaze- tesinin 20 Kasun Çarşamba günkü sayı- sındaki "Açık Mektup" başlıklı köşe ya- zısında yer alan "Kara Türna Ekspre- si" şiirini Ayın Şiiri olarak değerlendir- dim. Haydar Ergülen dilde ve biçimde her- kesçe bilinen titizliğiyle "intihar" olgu- sunu konu ediniyor, şairlerin "inti- har"ını. Bilindiği gibi şairler baskıya, kabalığa, teröre, acımasızlığa. hoyratlığa karşı öteki insanlardan daha dayanıksız bir yapıdadırlar. Bu konuda ilk aklımıza düşen: "Bu hayatta yeni bir şey değil ölmek Ama yaşamak da o kadaryeni sayıl- maz bence " dizeleriyle "Elveda dünya..." diyen Sergey Yesenin'dir. Ekim Devrimi'nin büyük şaın Mayakovski, Yesenin'i ba- ğışlamaz. Suçlar, kınar, ayıplar. Ne ha- zindir ki, kendisi de çok geçmeden aynı yolu izleyecektir. Biz de o güzelım Nil- gün Marmara ve Haydar'ın yazısında andığı, daha geçenlerde aynı yolu seçen Zafer Ekin Karabay için yas tutmadık mı? Işte bu şiirinde Haydar Ergülen bir yerde öncesiz ve sonrasız, evrensel bir ol- guyu ustaca işleyerek bizlere sunuyor. Tolstoy, "Sanat duygunun toplum- sallaşmasıdır" dıye konuşmuştu. Hay- dar Ergülen bu yadsınmaz ilkeyi şiirinde gerçekleştiriyor. KARA TURNA EKSPRESİ Attila Jozsef istasyonunda indim trenden uzandım hayatın üstüne boylu boyunca ilk maaşımı almışbm son defa Şirket-i Hayriye'den deniz ve tren; ikisiyte de şiire giderdim ben Attila Jozsef istasyonu uzakmış Budapeşte'den şairim, Pendik'te inecek değildim ya trenden nem benim bir gözüm karadır, diğeri takma bu kara kuş da nedir, turna olsa gerektir müjdeler olsun iki gözüm dedim de kara gözüm karardı, sevinç ile ışıdı cam gözüm kaderinde gözü olur mu insanın olurmuş meğer kader bende bir göz oldu karadan öyleyse çıkaralım dedik şu hayatı aradan... ... o zamanın parasıyla yirmibeş lira maaşım yıl yetmişüç daha sigaraya bile başlamamışım Ankara Birası yok satıyor çünkü yok, Tünel-Beyoğlu, Pasaj'da bir bira, Arjantin iyi de bugün arrfe, boşver, bayram sonu içerim çoğu dinden imandan çıkarır, azı tevekkülden mi ne dindar eder adamı şu para denen meretin hem ilk maaştan kafa çekilmez derler kaçarmış bereketi, nasıl olsa hayat bir tren çok istasyon var daha arada iner içerim yoksa kafa mı yaptı para bende ufaktan sallandığıma bakılırsa bir gemi olmalı hayat amaaan şimdi bayram seyran, sonrası faşizm dedim bana müsaade iyisi mi ben burada ineyim hem ilk maaşım denizden almış bir şairim hem Attila Jozsef'i de görürüm dedim, indim trenden o iniş, baktım ne Budapeşte burası ne Attila Jozsef var görünürde, belki takma gözüme denk geldi, göremedim, bu kara kuş da nedir, turna ekspresi olsa gerektir, "bağında üzüm kaldı", daha dün akşam Cem Karaca yazlık sinemadaydı, turnada gözüm kaldı, ezildi onsekiz yaşım, kim silecek gözüm yaşın bîz dünyadan gider olduk Haydar Can dedim bu şiiri yerime yaz, iki gözüm, yoldaşım... HAYDAR ERGÜLEN JMKİMDÎR? /HAYDAR ERGÜLEN 1956'da Eskişehir"de doğdu. ODTÜ Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. Hürriyet Gösteri dergisinin 1981 'de düzenlediği yanşmada 'Unurulmuş Bir Yaz İçin' adlı şiiriyle ikinci oldu. 1997BehçetNecatigil, 1998 Akdeniz Altın Portakal başta olmak üzere çeşitli ödüller kazandı. Şiir ve edebiyat dergilerinde, şiir ve şiir sorunlan üstüne yazmasının yani sıra, haftahk Ekspres gazetesinde 100 hafta boyunca 'Düzyazı: Yûzyazı' adlı denemelerini yazdı. 1998'den bu yana Radikal gazetesinde 'Açık Mektup' adlı köşesinde yazıyor. Bu yazılardan bir bölümü 'Haziran, Tekrar' adlı kitabında toplandı. Reklam yazarlığı yapıyor. Şiir kitaplan: 'Karşılığını Bulamamış Sorular'(1981),'Sırat Şürleri'(1990),'Sokak Prensesi' (1991), 'Eskiden Terzi' (1996), 'Kabareden Emekli Bir Kızkardeş: Lina Salamandre' (1996), '40 Şiir ve Bir'(1997),'Hafıza: Hafiz' (1999), 'Karton Valiz' (1999),'Ölüm Bir Skandal' (1999), 'Toplu Şiirler: 1: Nar' (2000), 'Toplu Şürler:2; Hafiz ile Semender' (2002). Deneme Kitabı: 'Haziran; Tekrar'. Kapikatüpcülepimiz Arjantin'de • Kültür Servisi - Arjantin'de düzenlenen Buenos Aires Karikatür Festivalı etkinlikleri çerçevesinde 30 karikatürcünün politik, sosyal ve turizm konulanndaki 60 çalışmasıyla katıldığı uluslararası sergide Türk karikatürcülerinin eserleri de yer alıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden tanınmış karikatürcülerin bulunduğu sergide, Türkiye'den Erdoğan Başol'un 2, Bayram Yüksel'in 2, Eray Özbek'in 1, Fethi Develioğlu'nun 1 karikatürü yer alıyor. Sergi Buenos Aires kentinde bir ay açık kalacak. Aylbı Nar'ın konseri • Kültür Servisi - Aylin Nar'ın klasik Türk müziği solo konseri bugün saat 20.00'de Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek. Konser, Devlet Tiyarrolan Opera ve Balesi Çalışanlan Yardımlaşma Vakfı'nın (TOBAV) desteğiyle hazırlandı. Nar konserde Cevdet Çağla, Selahattin Pınar, Saadettin Kaynak, Udi Marko, Selahattin Içli, Avni Anıl, Osman Mithat Akın, Muzaffer îlkar, Neveser Kökdeş, Akın Özkan, Emin Ongan, Aşkın Tuna, Arif Sami Toker, Mustafa Nafız Irmak gibi Türk müziğinin önemli ustalanndan seçilmiş eserleri seslendirecek. (0 212 251 56 00) Müjdat Gezen'den şiîr kaseti • Kültür Servisi - Ünlü sanatçı Müjdat Gezen geçen yıl Bu Yayınlan tarafından çıkan 'Şiirim Geldi Bırakın Beni' adlı kitabmdaki şiirleri aralık ayında albüm olarak sunacak. DMC etiketi ile müzik marketlerdeki yerini alacak olan şiir albümünde sanat dünyasının birçok ünlü ismi buluşuyor. Sezen Aksu'ya ithafen yazılmış bir şiirin de yer aldığı albümde Müjdat Gezen'in şiirlerini Rutkay Aziz, Perran Kutman, Ali Poyrazoğlu, Savaş Dinçel, Mustafa Alabora, Mehmet Ali Alabora, Yaman Tüzcet ve Sunay Akın yorumluyor. BUGÜN • AKM'de 11.00'de lstanbul Devlet Opera ve Balesi "nin 'Peter ve Kurt Operada' adlı çocuk oyunu. (0 212 251 56 00) • BÜYÜKTlYATRO'da 19. 30da 'Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar' yaranna Orfeon Oda Korosu'nun konseri. (0 312 311 11 69) • AVCILAR BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ'nde 13.00 ve 15.00'te Avcılar Belediye Tiyatrosu'nun 'Uzayh Yumurcak' ve 20. 30da 'Kel Şarkıcı' adlı çocuk oyunlan. (0 212 509 90 19) • SUADİYE REMZİ KİTABEVİ'nde 15.00'te Altan Öymen'in imza günü. (0 212 257 12 30) • CARREFOUR KOZYATAĞI REMZİ KİTABEVİ'nde 17.30'da Altan Öymen'in imza günü. (0 212 257 12 30) • RİTÜEL KİTAP-KAFE'de 20.00'de Ercan Taniş'in gitar resıtalı. (0 212 243 13 91) AIKARA-UZAKDOĞÜFtMFESTtV/UJ • KAVAKLIDERE'de 12.00 ve 17.00'de 'Vezövlüler', 14.30 ve 21.30'da 'Işık Yüzüne Düşer', 19.15'te 'Kan Çiçekleri' filmlerinın gösterimi. • KTZILIRMAK'ta 12.00'de Ruhun Tanığım Olsun', 14.30 ve 19.15'te 'On Dakika Daha Yaşlı', 17.00'de 'Erkeklerin Mevsimi', 21. 30da 'Timsahlann Yalnızlığı' fılmlerinin gösterimi. • BÜYÜLÜ FENERde 19.15'te 'Ağıt', 21.30'da 'Şemsiye-Pirosmani' filmlerinin gösterimi. • EKİN KÜLTÜR MERKEZİ'nde 13.00'te 'Martüar Açken', 16.00'da 'En 1yi Film', 19.00'da 'En l\i Yönetmen', 21.15'te 'Go' filmlerinin gösterimi. (0 312 468 77 45) ANMRA-UZAKDOĞUFtMFESTiV«J • ODTÜ MM25 AMFİSİ'nde 14.00'te 'Kite', 16.30'da'Shower-Hamam' filmlerinin gösterimi. (0 312 210 41 51)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog