Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

17 KASIM 2002 PAZAR CUMHURİYET SAYFA 19 - Baykal, orucunu uçakta açmış... "Yakında sıra. havada teravive de aeiir!" AKTRT, yayınlarında Türkçenin hakkını vermeye çalışırdı. Artık bu ilke de geride kaldı... Biliyorsunuz Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kısa yazılışı AKP'dir. Partililer ise toplumda "temizlik" çağnsı yapması için kendilerine "AK Parti" denmesini istiyor. Isteyenin bir yüzü kara! AK Parti demek ne kadar doğru ise CH Parti, DY Parti, MH Parti de o kadar doğru. TRT bu gerçeği bildiği halde Meciis'teki yemin töreni sırasında AKP'lilerin altında "AK Parti" yazmaktan kendini alamadı. Ne de olsa koltuk sevdası! Ant Fadıl Akgündüz'e sormuşlar: - Meclis'te ant içtin mi? - Içtim, demiş; ama önemli değil. - Nasıl yani? - Üstüne de bir bardak soğuk su içtim! Can Ozan K anadalı gazetecı Naomi Klein'ın Coca Co- la, McDonalds, Nıke, Disney gibi uluslara- rası markaların kirli yüzünü anlattığı ve kü- 1 reselleşme karşrtlarının büyük ilgi gösterdı- ği kıtap "No Logo", 23 ülkeden sonra Türkiye'de de Nalan Uysal'ın çevirisi ile Bilgı Yayınevi'nden çıktı. Bırkaç alıntı: "McDonalds, Almanya'da sendika görüşmeleri sı- rasında rüşvet skandaline karışmıştır. Fransa'daki sendika görüşmeleri sırasında 10 McDonalds'ın mü- dürü çalışma yasalarını ve sendikal hakları ihlalden tutuklanmıştır." "Gizli kameralar yardımıyla Mattel ve Disney şirket- leri için Endonezya ve Çin'de çocuklann köle gibi ça- lıştırılarak Amerikalı çocuklann Amerıka'nın en sevilen bebeğine fırfırlı kıyafetler giydirdiği görüntülenmiştir." "Nike, Adidas, Reebok, Umbro, Mitre ve Brıne için Pakistan'da tahminen 10 bin çocuk köle işçi gibi ve hayvanlar gibi damgalanarak çalıştınlmaktadır." TYo Logo' Endonezyalı bir Nıke işçisinin, günde 2 dolar üc- retle ürettıği spor ayakkabılar San Francisco'da 120 dolara satılmaktadır. "Çin'deki Yue Yen Nike fabrika- sındaki 50 bin işçinin tamamının, Nike'ın reklamlara bir yılda harcadığı parayı kazanması için tam 19 yıl çalışması gerekmektedir." "Disney yönetim kurulu başkanının bir saatte ka- zandığı parayı kazanmak için Haiti'de saatine 28 sent ücret ödenen bir işçinin 16 yıl çalışması gerekmek- tedir." "Fast-food, spor kıyafetleri ve bilsayar şirketleri açığı kapamak üzere devreye girdiklerınde kendile- rine has bir eğitim gündeminı de beraberinde getirir- ler. Tüm markalama projelerinde olduğu gibi, okulla- ra birkaç logo yapıştırmak asla yeterli değildir. Mar- kaların eğitime destek değil eğitimin konusu olması için, seçmeli ders değil temel zorunlu ders olması için uğraşmaktadırlar. Elbette okul kapılannı kırıp içeri gi- ren şirketler eğitime karşı degildir. Onlar,'çocuklar her yolla öğrenmelidir' demektedirler, ama neden bizim şirketimız hakkında yazılar okumasınlar, markamız hakkında yazmasınlar, kendi markatercihlerini araş- tırmasınlar ya da bir sonraki reklam kampanyamız için çizim yapmasınlar?" "ABD'de fast-food zincirleri okulların yüzde 13'ün- de okul kafeteryaları ile başa baş gitmektedir. Sub- way 767 okula sandviç satmakta, Pizza Hut yaklaşık 4 bin okulda piyasayı elinde tutmaktadır." "Coca Cola pek çok okulda strateji geliştirme ya- nşmalan düzenlemektedir; Coca Cola gününde oku- la Pepsı tışörtü ile gelen bir öğrenci, okuldan uzak- laştırma cezası almıştır. Pepsi, açıklanmayan bedel- ler karşılığında pek çok okulda tek yetkilı satış hakkı elde etmiştir." SESSÎZ SEDASIZ (!) ,. Yüksek Yerilim Hatt erdincutku n yahoo.com L— tnsanlar konuşa konuşa '"AN'laşır. yaza yaza "KALICI"laşır! Şükpü Sina Gürel'e büyük tepki! Birleşmiş Mılletler, Kıbrıs için yeni bir plan hazırladı. Dışişlen Bakanı Şükrü Sina Güler, planın aynntılanna bakıldığında kısa ve orta vadede Rumlann bütün isteklerin yerine getirecek düzenlemeler yapıldığını söyledi ve BM'nın bu planı Kıbnslı Rumlarla biıiikte hazırladığını açıkladı. Gürel'in açıklaması bomba gibi patladı. Şükrü Sina Gürel, partisi seçimden yenik çıktığı için kısa bir süre sonra görevi bırakacak ama ülke çıkarını gözettıği için bu bılgileri kamuoyu ile paylaşmaktan çekinmedi. Cesaretle birilerinin bam teline bastı! Gürel'in açıklaması bakın Yunan ve Kıbrıs Rum medyasında nasıl yankılandı: "Hem yüzde 1 oylan var hem de bir şey begenmiyorlar" "Kin kustu" "Giderayak şahin kesildi" Talihsiz bir açıklama" Buraya kadar her şey normal görünüyor... Oysa büyük bir anormallik söz konusu... Çünkü, Şükrü Sina Gürel'e ateş püsküren gazete başlıklan Yunan ve Kıbrıs Rum medyasına ait değil... Bu başlıklar, ister inanın ister inanmayın Adalet ve Kalkınma Partisi'ne yağcılık için birbirini ezen bizim medyaya ait. ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCİ 'Shopping Center'larda RamazanL Medyadan izlediğime göre Ra- mazan coşkusu "hipermarketk- rmjiri" de sarmış durumda... Örneğin Migros'a gjdenler "Ramazan SokaklarTnda gezi- yormuş... Carrefoursa'cılara "Sofralarda Ramazan" katalog- lan dağıtıhyormuş... Gima'yada- lanlar, aynı zamanda "Mehınet- çik Vakfi"na bağış yoluyla "fit- re" vecibelerini de yerine getire- bihyormuş... Realısebukampan- yaya, "Uyanın ahali hareket vak- ti; sofralara geldi Ramazan bere- ketL." diye sarüğı özel paketler- le katıhyormuş... (Hürriyet- 01.11.2002) Yürfere değil, 'raflara'- Hipermarketlerdeki bu rama- zan atraksiyonlan, elbette ki "ser- best rekabetin" renkleri... "No- eTde de böyle değil mi?... Ancak, özellikle "iftarhk" müşterilerinin, o insan sıcaklığıy- la sarmalanmış eski "arastalar- dan" gelen ahşveriş kültürümüzü hâlâ yaşatan "çarşı ve pazarian- mız" dururken, bu dev hangarla- nn ıçindeki "nıhsuz raflaruT önûnde el arabalanyla dolaşıp, sonra da gişelerde kuyruğa gir- melerine aklım bir türlü ermiyor... Çünkü ramazan ve oruç; "insa- nın insanı anlaması ve sosval da- üzerine kurulu... Paramızı konu- şarak, söyleşerek eline vereceği- mizkimvar?... O hep güvendiğimiz, önünden geçerken selamlaştığımız; hatta babalan, dedeleri de "aym mes- lekten" olan "ciğeraler", "pey- nirciler", "manavlar". "kasap- lar", "bahkçılar", "şekerciler", "turşucular" ve dığerlen... Alış- verişi yaşamla bütünleştıren de asıl onlar değil mi?... 'Shopping'den çok öteye "Merkez"i Ingilizcedeki "sho- pping-center"den TürkçeVe dev - şirenler, belli ki "shopping" ile "abşveriş" sözü arasındaki derin kültür farkını hıç önemsememiş- ler... Eski "arastalanmızdan" ise haberleri bile yok... Biri, "shop" denen "dük- kân"dan geliyor ve sankı insanın u dükkânlariabuluşmasınT özet- lıyor... Öbürü ise "ticari bir me- kâoı" değil, "insan ilişkisinr ta- nımlıyor... Yani, "yaşamı kucak- tayor". Sadece para harcamak ye- rine "karşhkh birüktetiğT de içe- riyor... Acaba, atalanmız da ahş- veriş yerine "dükkânlaşmak" fa- Ian niye demediler? Avrupa da terk ediyor Çarşılardaki esnaf uzaktan ba- KİM KİME DUM DLMA BEHIÇAK behicakio turk.net ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACl H A R B t SEMİHPOROY semihporoy(âyahoo.com Türkiye ya da Eminönü değiL Avrupa'da Nürnberg» yanışmabflinciniarttınnası" için değil miydi?.. İnsan yüzü yerine sadece "istif- lenmiş maDara" bakılan; sepete atılanlar için de karşıdaki insana değil "meçhul bir patrona" para ödendiği; dahası, yine çarşı-pa- zar dünyamızın en hümanist ge- leneği olan "pazarlık'" yerine de fişteki toplam rakama bir çırpıda "kredi karöyla'' teslim olunduğu bir iftar sofrâsı ahşverişi, bu tarih- sel kutsallıkla nasıl bağdaşabi- lır?... Arastalannuzı unuttular... Zaten, bu "bize yabancı" du- rum, daha "admda" bile var... "Alışveriş merkezi'' deyimini birdüşünün... "Ahş" olabilmesi için "alanm" bulunması. "veriş" için de onun karşısında bir "vere- nin" durması gerekmıyor mu?... Yani, en az "ikiinsan"... îşte bu bir yaşam külfürüdür. Eski "arastalarımızdan" bu yana da sadece çarşılanmızda ve pa- zarlanmızda var... Hipermarket- lerde ise sadece "malı ahnak" karken. hipermarketlerdeki kasi- yerlere para ödeyenlerin ramazan ve oruçlan yine de mübarek ol- sun... Ya sayısız mega-marketin "dinci" partilerin yandaşlannca açılmasına acaba ne demeli?.. Üstelik bu "merkez"ler, pat- ronlannın "inanmış" imajlan ve kasiyer kızlannın bunu lcamtla- yan "türbanlan" nedeniyle, "ka- zık aülmayan" marketler kabul edilerek, ucuzluk peşindeki "la- ik" müşterileri de "çarp-pazar hümanizmasmdan n kopartıyor... 0>sa, AB ülkelerinde bile sü- permarketler kent dışma çıkartı- lıp, "çarşıvepazar yerleri1 " özen- diriliyor... Bizde ise nıce "Avru- pa hayranı" laık beyler ve bayan- lar, ikide bir "şu pazar yerieri ar- ük kalksm._r diyebiliyorlar... ister dinci, ister laik olahm, "arastalanmızın" değenni unut- tuğumuz sürece, özledığımiz hangi erdem varsa tümünü bir daha bulamaz biçimde yiti- receğiz... OekincirTı cumhuriyet.com.tr TARİHTE BLGÜN MÜMTAZARIIÜL\ 17 Kasım SANDIKTAK/CASUSl. 1964'TE SO6ÜM, ROMA 'NIN FIUMICltJO HAVAAIAUİHDA BİR CASUSU/K OLAYt AÇIĞA Çt&te/LMffTt. KAHiee' ye GirMeK üz&se se/cceyerj YOLCU UÇAGIHA VÜm.EUto£K- l'çiAJ BİR DiPLOMATİK. YÜIe. GETİRİL- MİŞTİ- MlS/tS. ELÇİUĞİMB AİT OLAN SAMOUCTAAS SAZI sestee. Geufjce, MBMURLAIZ şûfneuEN- IAİŞTI. ELÇİUK iUZİULERj, DU&JMU Açt/cLfYAMA- ytNCA TBLAÇLA SAMDIĞI KAÇISMAYA YBUTBH- İ. AAJCAK BUUU SAŞAISAtoAD(LA£. DAHA SON- I2A SAMDtK AÇIUNCA, İÇİNDe SIKICA BAÇU BİR APAM BULUNDU'..MlSlS. UESA&MA CA- SUSLUK YAPAN YAHUDİ MOe&eSAİ M£SUT B€N LUK, Sie. AfJLAŞAAAZUK çncriğı 'ÇİA/j e AJAMLAS.1 TAeAFtAJÛAAJ 6İZLİCE KA- 've KAÇ<&ILMA(C îsr&NMiçrr ı.Mcsti- 81» Luk. SİVRİHİSAR KADASTRO MÜRDÜRLÜĞÜ'NDEN Esldşehir ili Günyüzü ilçesi Kayakent Köyü (Beldesı) Vediler mevkıı 3355 parsel numaralı taşınmaz tapulama tespıtinde 60 hisse itibarı ile 20'60 hıssesı Ahmet oğlu Mevlüt Akdağ ve Hüseyın Akdag'lara, 5 60 hisse Isa kızı Emine Akdağ. 3'60 hisseler Mustafa evlatlan Nurfet, Durmuş ve Veysel Akdağiar ve Sevım Bulut \e Dürdane Uğuradlanna>apılan tespıte Sivnhısar Mal Müdürlüğü'nün vaki itirazı üzenne 27.05.1985 tanh ve 1985'196 sayıh komısyon karan ile Mal Müdürlüğü'nün ıtırazının kabulüne; tespıtın ıptalıne ve Malıye hazinesı adına tapu sıcılıne tescılme karar \erilmış, İcarar: Tespıt mahklennden Dürdane Uğur ve N'eysel Akdağ veya mırasçılannın kesin adresleri yapılan araştırmalara rağmen tes- pıt edilemediğınden tebliğ edelımemiştır. Bu sebeple ıtırazın kabulüne daır karann 7201 sayıh yasa gereğince ilanen teblıği gerek görülmüştür. Işbu komısyon karanna karşı ilanın gazetede yayınlandığı tanhten ıtıbaren 15 gün sonra başlamak üzere ılgılısinin veya ılgililennın 30 (Otuz) gün ıçınde Günyüzü Kadastro Mahkemesı'ne dava açmalan gerekmektedir. Aksı takdırde komısyon karan gıbı tescili yapılacaktır. Teblığı yerine kaım olmak uzere ılgılı >asa ve yönetmelıkler gereğince ilanen duyurulur Basın: 70960 PANO DENtZ KAVUKÇUOGLU Okur Mektupları Yıllar önce Tekel idaresi'nden bir görevli kapı- mızı çalıp babamdan, odamın tavanına yapıştır- dığım sigara paketlerinin fotoğrafını çekmek için izin istediğınde koltuklarım kabarmıştı. Aynı gö- revli bir hafta sonra yanında bir fotoğrafçıyla gel- miş. sokaktan geçenlerin her başlarını kaldırdık- lannda görüp merakla, "Bunlar da nedir" diye sorduklan rengârenk paketlerin fotoğrafları çekil- mişti. Görevlinin, daha önce "böylesine zengin" bir koleksiyonla karşılaşmadığını söylediği o si- gara paketlerini üç yıldırtopluyordum. Eşler, dost- lar derken 14 yaşında bir Fransız sigarasıyla bir- iikte uyanan bu merakım kısa zamanda daha ge- niş çevrelerin de ilgisini çekmiş, yurtdışına giden tanıdık, tanımadık birçok insan geri dönüşlerin- de bana çeşit çeşit boş sigara paketleri getirir ol- muştu. Her paketi özenle, oldukça geniş olan odamın tavanına yapıştınyordum. O tekel görev- lisi geldiğinde artık tavanım dolmuş, "koleksiyon parçalanm " odanın duvarlarına sarkmaya başla- mıştı... 1963 yılında Almanya'da olduğum sırada ailem başka bir eve taşınınca, tavana yapıştırdığım si- gara paketleri bir bir kazınmış, o "nadide kolek- siyon" birkaç saat içinde değersiz bir çöpe dö- nüşmüştü. Bunu öğrendiğimde içim ne kadar bu- rulsa da yapacağım bir şey yoktu artık... Koleksiyon merakım aynı dönemde kitap gibi, plak gibi başka alanlara kaymıştı... Sigara paket- lerimin o "feci akıbeti"nden kendime dersler çı- kardığımdan kitaplanmı, plaklanmı, kasetlerimi, disklerimi gözüm gibi korudum. koruyorum. Bu- gün övüneceğim kadar çok kitabım ve müzik kaydım var. Uzunca bir süredir de çakmak birik- tiriyorum. Işporta tezgâhlarında, büyük ahşveriş merkezlerinde açılan kiosklarda satılan ucuz çak- maklardan... Bir dostum da bu arada "iyi" bir çakmak armağan ederse "hayır" demiyorum, do- ğal olarak... Biriktirdiğim her şey bana bir günü, bir "an"ı, bir insanı anımsatıyor. Bir kitabın say- falarını çevirirken bir müzik kasetini dinlerken ya da o çakmaklardan birini yakıp söndürürken anı- lar canlanıyor belleğimde. Bu kitabı falanca yıl An- kara'da bir kitapçıdan almıştım, yanımda sevdi- ğim bir dostum vardı, o önermişti, diyorum söz- gelimi... • • • Son günlerde Cumhuriyet gazetesinde yazma- ya başladığım ilk günlerden bu yana bana gön- derilmiş olan okur mektuplarını arşivliyorum bil- gisayanmda. Altı yıl içinde yüzlerce mektup bi- rikmiş. "Küfür" mektuplarını bile atmayıp sakla- mışım. Mektuplan, faksları tarama aygıtıyla bilgi- sayarıma kaydettikten sonra kompakt disklere geçiriyorum. Bu işlemleri yaparken teker teker okuyorum mektupları... Kimilerinin kenarlarına notlar düşmüşüm... "Birdahaki sefere dikkat et- meliyim", "Çok haklı bir eleştiri" ya da "Herya- zıneyazık kiistediğim gibi olmuyor" gibisinden... Gelen mektuplardan okurlanmın "hayata dair" yazdıklanma daha yoğun ilgi gösterdiklerini anlı- yorum. Siyaset ağırlıklı yazılarım ise ne de olsa benim o konudaki öznel görüşlerimi yansıttığın- dan okurlar da "paylaşanlar", "paylaşmayanlar" olarak iki gruba ayrılıyor. Bu tür yazılar aynı za- manda yerine tam otumnamış tek bir sözcük ne- deniyle bile çok değişik yorumlara yol açıyor. Örneğin, soyadını gizlemek gereksinimi duyan Necmi adında bir okurum benı, "yazarları, gözü dönmüş ulusçulardan oluşan birgazetede Mark- sist, demokratgeçinmekle"suçluyorve "bukay- pak tavnma az şaşmadığını" ekliyor. Izmir'den yazan bir okurum ise Avrupa Birliği'ne olumlu yaklaşan yazılanma öfkelenmiş, bana "tereciye tere satmamamı", "fikirterime başka müştehler bulmamı" öneriyor. Bir okurum da beni "ikinci cumhuriyetçi" ilan edip oldukça uzun bir eleştiri göndermiş. Hiç kuşkusuz en acımasız, en hak- sız eleştirileri bile dikkate alıyorum. Ama doğru- su eleştırileriyle bana destek veren, beni yürek- lendiren okurlanmın çoğunlukta olması mutlu edi- yor beni... Olumlusu ya da olumsuzuyla o okur mektup- lannıokudukça"/y//c/'Cumrtur/yef'feyaz/yorum" diyorum. Hangi nedenle olursa olsun, eksilmemi- ze üzülüyorum... (e-posta: dkavukcuoglu(s superonline.com) (Faks:0 212-234 68 73) BULMACA SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8SOLDAN SAĞA: 1/ Su korku- su. II Kuzey Amerikanın beş büyük gö- lünden bin... Tann. 3/ Kes- tane rengi... Tavır. davra- nış. 4/ Cema- atenamazkıl- dırankimse... Birha^an. 5/ Defıne... "Bilinirne — olduğıım içlen- mek zanaatında'" (Cemal Süreya). 6/ Ender, seyrek... Türk müziğinde bir ma- kam. II Kaz Da- ğı'run antik dönem- lerdeki adı... Kınk- kale ilinde bir belde. 8/ Yapısına girdiği 9 sözcüğe •'uzak"anlannkatanyabancıönek... "Er- sin —": Fotoğraf sanatçımız. 9/Rüzgâr korkusu. YUKARTOAN AŞAĞIYA: l/"Zaten, üstelik" anlamındakullanılan sözcük... insan dışkısı. 2/ "trlanda Cumhuriyet Ordusu"... Öz varlıkla, gerçekle ilgili. 3/Hayat... Ingiltere'de çok sevilen bir cins bira. 4/ Erimekte olan buzun sıcaklığı ile kaynar suyun buhar sıcaklığı arası seksene bölünerek derecelenmiş olan sıcakölçer... Ilaç. 5/ Sodyumun simgesi... Bir haber ajansının kısa yazılışı. 6/ Eski ve bilinmeyen bir tarihi an- latmakta kullanılan deyim sözü... Kuran. 7/ Is- panyollann sevinç ünlemi... Dolmakalem. 8/Şe- keri çok bir tür yerelması... Teniste topu rakibin arkasına düşürmeyi amaçlayan vuruş. 9/ Sarma, kuşatma... " — kapılı bir handa' Gidiyorum gün- düz gece" (Âşık Veysel).
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog