Bugünden 1930'a 5,492,155 adet makale



Katalog


«
»

—I7KASM 2002 PAZAR CUMHURİYET SAYFA PAZAR YAZILARI 11 AB-Türkiye ilişkileri ve porno sanatıafti kınde otomobilımle kırmızı ışıkta beUeıten bır Jaguar arabama arkadan ı. Çıkm gürültüyü merak ettim ama fcjeıim oonobilıme çarpıldığını ancak bir süre »oıra faık edebildım. Kazadan bir gün sonra dla >ir bd ağnsı başladı. Kurbanı olduğum b»u :aza Dana Türkiye-AB ilişkilerini çağıştırdı. AB'den "yeşü ışık" bekleyen TüKiye'ye de arkadan bindiren bindirene... En s o n Avrupa Konvansiyonu Başkanı Valery G i s a r d d'Estaing çarptı ülkemize. Avrupa Hırstiyan Demokratlan da ona destek çıktı. Zinrırlene kazada çıkan gûrültüde kımin ne Aedğini anlamamız bıraz zaman aldı. Tabii istisıa da olsa, uzun ince AB yolundaki tı~afJcte öaha iyi yol almamızı isteyenler de var. A^lrranya Başbakanı Gerhard Schröder, EJeluka Basbakanı Guy Verbofstadt ile 3erin'de yaptığı görüşmeden sonra "Türkiye'deki köktendincilere firsat vermemek için rürkheve AB perspektifı sunubnası gerektiğinir vurguladı. Türkıye'nin katılımının AJ3 mozaiğıni zengınleştıreceğıni dile getirirken Schröder, sankı Türkiye'nin bir Avrupa ülkesi olmadığını ve Türidye'nin kafıhmının AB'nin sonu olacağmı" açıkiayan d'Estaıng'e gönderme yapar gibiydı. Liberal Guy Verhofstadt prensıpte Türkiye'nin AB'ye alınması taraftan, ancak gınş tarihi verilmesi için henüz erken olduğunu düşünüyor. Zaten Belçika Dışişleri Bakanı Louis Michel, Türkiye'ye Kopenhag'da teşvık edici bir sinyal verileceğine inandığını söyledi. Belçika halkı da d'Estaing'in açıklamalanna ilgisiz kalmadı. Bir web sitesinde açılan tartışmada 71 kişınin bu konuda ilginç görüşler ortaya koyduklannı saptadım. Genel hava olumsuz. En ilginç öneri "Türidye'nin sadece Avrupa krtasmdaki kısmını alahm" diyen bırınden gehyor. Buna daha ilginç bır yarut veren ırkçı bir Belçikalı ise "Oneriyi desteküyorunı. Böylece Türkiye'yi de ild ülkeye bötanfiş oluruz" diyor. Dinlenirken şöyle bir Avrupa Parlamentosu'na doğru uzandım. Bizim Türk gazeteciler hanl hanl AB haberlen geçiyorlardı. BM'nın Kıbns planına AB desteği ve AP Hıristiyan demokrat grubunun d'Estaing'i destekleyıcı açıklamalan günün ana yemeklennı oluşturuyordu. AP'ye gitmışken Ozan Ceyhun'a uğramadan olmazdı. Masasındaki bır tablo fotoğrafı dıkkatimi çektı. Ceyhun AP'ye Burhan Doğançay'm bir tablosunu hediye edecekmiş. Basın bölümünün dış duvannda asılı 1995 yılı AP ödüllü Leyla Zana fotoğrafi haricinde, ülkemizin ça|daş sanatlanndan bir örneğin AP'ye girmesi sevindirici. Ceyhun, d'Estaing'in yahuz olmadığını AB çevrelerinde Türkiye'ye karşı olumsuz riizgâr estiren geniş bir kesimin bulunduğunu vurguladı. AP ziyaretim sırasında Fransız yazarla başanlı bir röportaj yapan Radikal Brüksel muhabiri Duygu Leİoghı'nu kutladım. Internette çok sayıda kışinin okuduğunu ve yorum yazdığını anlattığımda, cınselliğin Türkiye'de ilgi çektiğini belırtti. Ben de kendisine Mechelen'de 12-23 Kasım arasında yapılan PORN AR(t)OUND THE WORLD BRUKSEL ERDtSÇ UTKU festivalinden bahsettim. Erkeklerin göstenyi izleyebilmesi ıçın kadın giysileriyle gitmesi önkoşulu arandığı için dünyaca ünlü "multi media fahişesi" Annie Sprinkle'in Belçika daki ilk ve çok ilginç gösterisine gitmesini önerdım. Fahişe, porno yıldızı, seksolog, cadı, sanatçı, fotografçı, filrn yapımcısı, köşe yazan, biseksüel, feminist. mastürbasyoncu gibi bir çok unvanı bır arada taşıyan New Yorklu Sprinkle HER STORY OF PORN adlı gösterisinde porno endüstrisinin 30 yıllık geçmişını gözler önüne seriyormuş. Festıvalde bir de Super Sex Technologies adı altmda vvorkshop düzenleyen Spnnkle, orgazm sorunu olanlara nefes almak, yemek yemek, gülmek ve bağırmakla sekten zevk almayı öğretiyor. PORN AR(t)OUND THE W0RLD sürekli gelişim halındeki pornografi ve sanat tanımlannı tartışmaya açıyor. Festivalde yer alan sanatçılar uzun süren yasal ve sanatsal mücadeleler sonunda yapıtlannı ifade erme ve savunma olanağına kavuşmuşlar ve birer erotik eylemcı olmuşlar. Festıval düzenleyicileri, yaratıcı değişimin Belçika'daki pornografi ve sansür tartışmalanna venmli bir zemın oluşturacağına inanıyorlar. Film, araştırma, tiyatro oyunu, workshoplar ve sergiler gibi sayısız etkinlikten oluşan festivalde Yoshie SuzukTnın katılımcılarla Mechelen sokaklannda yoldan geçenlere rastgele öpücûk verdıklen "The Kissing Project" adlı vvorkshopu ve sünnet karşıtı Ricky Seabra'nın Müslümanlarda, Yahudilerde ve ABDTilerde sünneti eleştirdiği "Weird Circumcision" adlı tek kişilik gösterisi en üginçlerinden. ABD'nin son 100 yılda edindiği bu alışkanlık sayesinde dünyanın en çok sünnetlı insanının bulunduğu ülke haline geldiğinı biliyor muydunuz? Eğer Lsame bin Ladin, George W. Bush ve Ariet Şaron'un savaş çıkartıcısı olmak dışında başka bir ortak özellığim merak edıyorsanız bu göstenyı kaçırmayın dıyor organizatörler. Orgazm sorunu yaşayan AB-Türkiye ilişkileri için bizim de festivaldeki Super Sex Technologies workshopuna girmemiz gerek. Kendı kendımıze gelin güvey olup, AB tam üyeliği hayallerimizle mastürbasyon yapmaktan bıktık artık! Palet sesleri, Demokrat İslam ve Türk kenti Berlin T Tlkemizdeki \^J parlamento seçimleri tsveç medyası tarafindan da yakından izlendi. Radyo, televizyon ve yazılı basm temsilcileri Türkiye'ye muhabirlerini gönderdiler ve ilginç izlenimler yansıttılar. Bundan 10-15 yıl önce olsa, sıyasi karıkatürlerde fesli, palabıyıklı kişiler yer alırdı. Şimdi ise gazetelerde, başörtülü ve saçı açık kadınlanmızı bır arada gösteren "çarpHa" fotoğraflar yer alıyor. Avrupa Birliği konusu, bu kez seçim yansıtmalarının biraz daha somut değer yargılan üzerine kurulmasını sağladı. AB zirvesine çok az kalmıştı, Türkiye bir tanh istiyordu ve seçimlerde halk ne diyordu? Isveç Radyosu'nun gönderdiği muhabir Bengt Therner, 29 Ekim kutlamalanna rastlamaktan hiç hoşnut kalmadı. Sanki 79. kez yapılan kutlama, 3 Kasım seçimlerinden öncesine kasten rastJatılmıştı! Bakın 30 Ekim'de radyoda defalarca yayımlanan izlenimlerinde şaşkınlığını nasıl dile getiriyor: "Istanbul'nn ortasında yapılan askeri resmi STOCKHOLM askerlerin yürüyüşü, tanklarve alçak uçuş yapan heUkopterler, seçimden 5 gün önce siyasi bir kırvvet gösterisi oldu. Ulusal günde beklenen halk bayramı gerçekleşmedi ve minarelerden gelen ezan sesi, dizel motorlann ve asfalü ezen paletierin derin sembolik sesleriyle basünldı." Seçim sonuçlan belli olunca konu, AKP'nin ne denli çağdaş bir parti olduğu ve laikliğe saygı duyduğu sorusuna geldi. tsveç'in saygın gazetelerinden Sydsvenska Dagbladet'ten Bitte Hammargren, AKP genel merkezinin resepsiyonunda çahşan genç kadınlann saçlannı örtmediklenni, ramazan olmasma karşrn kafeteryarun açık olduğunu ve Recep Tayyip Erdoğan ve kurmaylannın onunla el sıkışmaktan kaçınmadıklannı özellikle vurgulama gereğini duydu. tslam dini uzmanı Prof. Jan Hjarpe, Sydsvenska Dagbladet gazetesindeki yazısında AKP'nin "İslamcı demokrat" olduğunu, laıkliğı benımsedığıni ama sıyasette dını değerlerden de yararlanmak istedığini yazdı. Şu benzetmesi ise oldukça ilginç: "Varoşlarda yaşayan yoksul aileler için yahuzca erkeğin geüriyle geçinebitinen ve kadının evinde kalıp çocuklanna bakügı bir afle yaşanu, güzel bir düş gibidir. Bu düşün, İsveç'te de işçi hareketinin başladığı yıDarda görübnüş olduğunu unutmamahyız. O zaman da hedef ayuuydı: Bir maaşuı, kadının evde kalıp çocuklanna bakabilmesine yeOnesL* Bu görüntü 100 yıl öncesine ait ama... Hjarpe yazısını şöyle bitiriyor: "Ortada radikal tslamcüık fîlan yok. Eğer ben Türk vatandaşı olsaydım oyumu AKP'ye vermezdim; ama İsveç'te oyumu neden Hıristiyan Demokrat Parti'ye vermryorsam o nedenle. Mescle bundan daha dramatik değfl." tsveç basınında dış politika konusunda sağlıklı yorumlanyla tanınan ve bana zaman zaman sevgili Ergun Bafcı'yı anımsatan Rotf Gustavsson, ülkemizdeki seçim sonuçlannın, Türkiye'yi gelecek ay Kopenhag'da yapılacak olan zirvenin gündemine yerleştirdiği GÜRHAN görüşünde. UÇKAN Svenska Dagbladet'in Brüksel •^^— muhabiri olan Gustavsson, AB ülkelerinın Türkiye konusunda düştüğü ikilemi şöyle yansıtıyor: "Daha önce, AB ülkelerinin Hıristh an demokratlan, Müslüman bir ülkenin AB'ye ahnmasuıa dinsel gerekçelerle karşı çıknuşlanta. Ama argümanlan öylesine yabancı düşmanhğı koktu İd, artık meşruhığunu yitirdi. Ama bu ikikm, AB içinde yine de azımsanmayacak bir gerçek. Eğer Türkiye AB çevrelerinden uzaklaşnnhrsa ülkenin fundamentalist yöne yönelmesi risld artacaknr. Karşı tez ise şöyle: Ya Türkiye AB'ye girdikten sonra da aynı yöne giderse? Ama belki de tarbşmalann 'dışanda' veya 'içeride' şeklinde cereyan etmesi, Avrupa'nın bir seçeneği olduğu hayalinden kaynaklamyor. Bertin, Türkiye'nin tstanbul ve Ankara'dan sonra üçüncü büyük kenti haline gebnişken uzun erimde 'dışanda' diye bir seçenek kalıvor mu sanki?'' 'Senbir James Dean'sin!' ayvan pazarına UliMl L Hindistan'm Racastan eyaletindeki çöl kasabasıPıışkar'daheryddüzeıılenen geleneksel hayvan pazaru dünyanm dört bir yanından turist çeldyor. Birkaç gün süren hay\an pazannda binkrcedeve,at ve sığu- saühyor. Fotoğraf çekme>e merakh Japon turistler de süsienip püsknmiş deveierin resimlerini çeldyor. (Fotoğraf: REUTERS) Gözün alabildiğine bır düzlük. Çayırlar, tarlalar ve yıne çayırlar. Orada burada tek tük ağaçlar. Yapraklan çoktan dökülmüş çıplak dallar. Yılan gibi b\Tilu- burada dar yollar. Alçak, basık evler görürsün köylerde, yazlan pencerelerinde çıçekler açan. Renkli perdelerin arasından, yaşamından memnun kediler bakar. Kışın ilk adımlannı attığı bu soğuk günlerde havadaki yanık odun kokusunu genzine çekersin yürürken. Bır çan sesı, bir köpek havlaması bozar sessizliği. Sen büyük kent insanı buralan güzel bulur, romantik sanırsın. Halbukı gerçek öyle değil. Gördüğün her şey aldahcı, hüzün vericı. Sıkıcı. Yaşam bomboş. ^ ^ ^ ^ ^ _ Köylerimizde sokaklar, evler, dükkânlar birbirinin benzen, tekdüze. Kilise, mezarlık, bakkal, okul... Nereye gitsen hep aynı şeyler. Yaşlılarda yahıızlık. Gençlerde can sıkıntısı, bıkkınlık. Çabuk karanr kış yaklaştığında hava buralarda. Saat beşı az geçe yemeğe otururulur. Sonra yaşlılar yatağa, gençler eğlentıye. Birkaç köy ötede bir diskotek açıldı. Çe\Te köylerden kızlan, erkekleri çekiyor. Otomobiline, motosikletine atlayan coşmaya gidiyor. Bak şu kara asfalta. Islak. Yılan gibi. Dar virajlan ezberimde. Şimdi 2. vites. Sonra çabucak 3., 4. vites. Egzozun sesi ne de güzel. STUTTCART AHMET ARPAD Bas gaza, sonuna kadar. Şurada sollamalısın önünde gideni. Ya da virajlann birine gözü kapalı girer, geçersin, Risk gerekli. Mutlu obnak istiyorsan atmalısın korkuyu. Yanındaki sanşın gülümser sana. Işte gelddc. Karanlığın içinde bir gökkuşağı! Işıl ışıl. Rengârenk. Şuradaki otomobıllere, motosikletlere bak. Ne el emeği var bunlaıda. Hızlı olmalıdır otomobil. Sonuna kadar açtığın güçlü hoparlörlerden en yeni müzik duyulmalıdır. Koşar adım giriyorsun diskoya. Kolun sanşuıın belinde. Ağzın kulaklannda. Küçük pencerelı evlenn birinde bekliyor anne. Yatağında dönüp duruyor. Anne kalkıyor. Pencereye gidiyor. Dışanlar bembeyaz. Kar ince ınce ^ ^ _ _ ^ ^ yağıyor. Oğlunu düşünüyor. Kim bilir kaçta dönecek? Başma bir şey gelmesin de. Virajlar, ağaçlar, yine virajlar. Asfaltı örten ince kar ay ışığında bembeyaz. Dönüş yolunda mutlusun. Yanındaki kızın san saçlan ıpek gibi. Artık canın sıkılmıyor. Rahatsın. Korkmuyorsun da. Vırajlar umurunda değıl. Korkan mutlu olamaz. Lastikler gıcırdıyor asfaltta. Içkilisin biraz. Kaza yapsan ne olur! Yoldan çüap tarlalara girersin. Belki birkaç takla da atarsın. Fılmlerdekı gibi. Kız başını çevirip bakıyor. Gülümsüyor. Hayran sana. Mutluluğun sonsuz. Sen bir James Dean'sin... VGE' giller ve ötekiler... Biz buralarda, geçmişi kendi bildiği gibi yazıp, geleceği kendi dilediği gibi belirleyebileceklerine ınananlara bu seferlik "VGE'gffler" diyoruz. Hanı şu kıbar de>ışiyle "muhafazakâr", dolu dolu ağızla "gerici" diye bağırdığımız 77 canlı dinozorgıller. Her devre, her iklime, her bünyeye uyum sağlayan virüsler gibi. Ne kadar yakınırsak yakınalım bu yaratıklarla yaşadığımıza göre biz, yani "ötekfler" onlan "kaale ahnak'1 (!) zorundayız. Çağdaşımız, meslektaşımız, vatandaşımız, başbakanımız, cumhurbaşkanımız, hatta "Yannın A\rupası İçin Konvansiyon" başkanımız bile olabiliyorlar. Gelmiş geçmiş en liberal ve en aristokrat (!) cumhurbaşkanı sıfatıyla 1974-81 arasında Fransa'da hüküm sürmüş, haşmetmeab Valery Giscard d'Estaing, nam-ı dığer VGE hazretlen aslında 77 yıllık ömrünü "sahne ışıklannın" hep kendi üstünde kalması tutkusuyla yaşamış bir kışilık. Georges Pompidou'nun devlet başkanlığı (1969-74) sırasında Ekonomi ve Maliye Bakanlığı görevindeyken Orta Afrika Kralı Bokassa' dan aldığı "hediye ehnaslar" skandah kendi cumhurbaşkanlığı döneminde ortaya çıkmışü. Bugün bile mizah dergilerinin, köşe yazarlannın, kokteyl veya kafe sohbetlerinin klasik konulanndan olan VGE'nin çapkınlıklan, hediyeleri, vb.. 1981'de tahtı Sol Hükümrana kaptırmasuıdaki temel etkenlerdendi. Ancak VGE'yi ölümsüzleştıren sahne, 1981 başkanhk seçımlerinı kaybettikten sonra TV'deki veda konuşmasıyla belgelendi. Dünyanın sonu gelmiş edasıyla okuduğu dramatik söylev literatüre damgasını vurdu. Sabit bir kameranın önündeki ünlü "An Revoir / Hoşçakahn" deyişı ve kameranın konuşmanın ardından, VGE'nin yerinden kalkıp, konuşma yaptığı boş mekândan çıkıp, kapıyı kapamasına kadar izlemesi dıllere destan bir PARIS komedıye dönüştü. Parayla satın alınmış bır asaletin bu has temsilcısı yıhnadı. (Fransızca'da soyadırun önüne gelen de, d' önekleri asılzadelik ifadesidir.) Hep milletvekilliği seçimlerine girdi. Ikı dönem seçilemedı, ama üç dönem seçildi. Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu (1993'ten beri) başkanlığı görevlennı üstlendi. Son başkanlığını hepinız biliyorsunuz. AvTupa Komansiyonu başkanı. "Başolda, ister soğan ister UĞUR eşekbaşıol'' derler HÜKLTVI y a . Ama hazret eşek başı olacak ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ değil ya! A\Tupalı (illakı Fransız) gericilerin baş sözcülüğünü kabara kabara üstlendi. 9 Kasım'da Le Monde gazetesınde yayımlanan bir söyleşısinde AB-Türkiye kuyusuna öyle bir taş attı kı üç buçuk akılhnın çıkartması pek zor. "Türkiye'nin başkenti Asya'da. Bu BtZE benzemez ülkeyi AB'ye ahrsak, AB'nin sonu getir" deyiverdi. Sardı mı ortalığı bir "Avrupa'nnı Sunrlan" tartışması. Fransa'da sevilen deyişle, "Çoğu kişinin alttan alta düşündüğünü, o yükseklerden haylardı''. VGEnın "derinleştirdiği'' bu argümana en çabuk ve sıcak destek yüzde 1 'lik aşın sağcı ve milliyetçi MNR partisinden çıkarken, en soğuk ve şiddetli tepki Fransız Komünist Partisfnden geldi. "VGE'de gericiük konuşuyor. Demokrasisini genişletecek Türkiye'nin dünyadaki yeri AB'dn-." Sol, aşınsıyla ılımlısıyla, birkaç kişiliğin dışında Türkiye için tek ölçütün Kopenhag kriterleri olduğunu vurgularken; sağ, Türkiye'nin A\Tupalı kımliği konusunda iktidar hariç bölündü. Özellikle de TC'nin sık sık reklam verdiği muhafazakâr Le Figaro gazetesınin Küfurler pardon Okurlar köşesi, Türkıye'ye hakaret yağdıran bir VGE'giller kürsüsüne dönüştü. Fakat aynı gazetenin Düşünürler köşesinde özellikle üç yazı, liberal düşüncenin önde gelen kalemlerinden Guy Sorman ve en büyük Fransız mason locasuun birinci kişıliği Alain Bauer'in katkılan. Voltaire, Rousseau ve vb'lerinın aydınlanmasımn henüz tükenmedığını gösterirken, Semih Vaner "Sopa ve Havuç" başlıklı makalesinde Fransa'ya gerçek bır ders veriyordu. Bir sürpriz tepkiyle noktalayalım. Le Monde çizeri Plantu'nun mesajı, VGE'nin söyleşisinin manşetine konmuş siyah-beyaz karikatürü çevTeleyen fildrlerini baştan tarihin çöplüğüne ahyordu. Resmin sağında Türk bayraklı, camili klasik bir tstanbul imajının önündeki üç Türk figürü. Biri bıyıklı ama kravatlı ve modern görünümlü bir adam, başörtülü bır kadın ve dekolteli bır genç kız desenın sol yakasındaki VGE'ye hayretle bakıyorlar. Sol tarafta kravatlı, takım elbiseli 3 Avrokratın arasmda, onlann da hayretle süzdüğü arkaik bir yaratık; bir elinde mendil, bir elinde asa, bir kraliyet kostümü içinde, devrin saç modelıyle herkese tepeden bakan VGE şöyle diyor: "Hiç bize benzemiyorlarJ" ugur.hukum@paris.com
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog